Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Herr 5 Postasson
''Her şeyi devletten beklemeyin'' Belki de en sevmediğim laflardan biri bu. Sanki devletten bir şey beklemek normalmiş ama çok da abartıp zavallı devleti zor durumda bırakmayacakmışsın. Peh! 2008 ABD başkanlık seçimleri'nde Cumhuriyetçi Parti'den aday olan Ron Paul konuya değişik bir açılım getiriyor:
ron-paul-iowa.jpeg
Fikir şu: Hayatının geri kalanında yalnızca % 10 vergi ode, karşılığında devletten hiç bir şey bekleme. Şöyle demiş tam olarak: “Would you consider a deal where you agree to opt out of the system entirely? You would pay a flat 10% tax for the rest of your lives, but in return you would agree to not ask the government for anything?” http://www.facebook.com/JohnSto... ___ The Revolution: A Manifesto adlı kitabı da çok satan Ron Paul, 1988'de Liberteryen Parti'nin adayıymış. İllegal mülteciler, uyuşturucu, kürtaj konularında oldukça liberal bir politikadan yana. http://en.wikipedia.org/wiki... - Herr 5 Postasson
%10 neden o halde? - Ozan Tortop
Bir şey beklememe hakkının karşılığı. - Fatih Bektaş
Ron Paul, tek gerçek Liberteryan aday http://www.usasabah.com/Siyaset... - Herr 5 Postasson
Belediye hizmetleri, polis gibi genel hizmetlerden her zaman faydalaniyorsun zaten. %10 bunlarin karsiligi - Ali Kerim from Android
bişey beklemiyorsam %10 da ödemem. vergimi de ödüyorsam, her şeyi de devletten beklerim arkadaş. yoksa devlet niye var ki? - saditekin
liberteryenlik konusuna hiç girmeden şunu şuraya bırakayım: http://www.aljazeera.com/indepth... - billy shears
sadi evine hirsiz girdiginde polisin gelmesini bekleyeceksin, copu sokaga koydugunda belediyenin gelip almasini bekleyeceksin. ama ucretsiz egitim vermeyecek devlet sana ya da ucretsiz saglik hizmeti. - Ali Kerim from Android
ha bak, şunu diyorsan kabulum; çalışıp kazandığın paranın vergisini veriyorsun. üçte bir kadar. o parayla mesela otomobil alırken yarısından fazla vergi veriyorsun, zaten vergisini ödediğin parayla. otomobiline benzin alırken yüzde seksen veriyorsun. bütün bu aşamalarda ödediğin vergilerle sana güya yol yapılıyor, su elektrik geliyor ama bunlar için yine fatura ödüyorsun, yine vergisini ödediğin kazancınla. burada büyük bir saçmalık var. bütün bu vergiler ortadan kalkıp sadece yüzde 10 verip gerisinde kullandığın kadar ücret ödeyeceksen (yani bu kısımda bi değişiklik yok, zaten bunları ödüyoruz şu an) o zaman evet.. - saditekin
Bana uyar... - Gwain (Hakan Çeliker)
@billy, ilkan'ın konu ile ilgili şu feedine http://ff.im/OtCKj şöyle bir yorum bırakmıştım. ''Bu adamin bir önemli dezavantaji, asiri dinci gruplarla siki dirsek temasi. Hatta simdi adini hatirlayamadigim, dini politikaya alet etme amaci guden bir gruba mensup kendisi. Yazik! Cunku ekonomik alanda ve abd nin ortadogu'dan askeri gucunu geri cekmesi konusunda iyi isler yapacagi intibaini uyandirdi bende ayni zamanda''___ Bunun dışında, senin bahsini ettiğin ırkçılık konusunda görüşler ayrılıyor. Burada http://rationalwiki.org/wiki... ''The Ron Paul Report'' başlığında okuyabilirsin. Şuradaki makalenin okur yorumları var http://www.wnyc.org/blogs... son olarak da bu video http://www.youtube.com/watch... ____ Ancak tüm bunların Ron Paul'un liberteryen olması ile bir ilgisi yok. Ayrıca hangi konuda diğer adaylara nazaran bana ve bazılarına göre daha iyi olduğu sorusuna cevap vermiyor. Bu cevabı, usasabah linki veya bulunabilecek başka kaynaklar verebilir. Sonuçta bu iş politika. Ateist, liberteryen, humanist ve benzeri özelliklerin hepsini birden üzerinde bulunduran birini bulmak zor olur diye tahmin ediyorum. Yoksa bu adam ''ben evrimi kabul etmiyorum'' gibi bir laf da etmiş. Detaylarını bilmiyorum. Ben ekonomi üzerine olan görüşlerini beğendiğim için olur da kazanırsa bu fikirlerin uygulanabilirliliği, sonuçları vs üzerine bir merakım var. Tabii bir de tüm dünyayı ilgilendiren, ABD nin orta doğu'dan tüm kuvvetlerini geri çekecek olması, devamında artık bu saldırgan politikaları bırakacağı sözü de var. - Herr 5 Postasson
%10 vergi olayı kabul edildiği an serbes piyasa buna uyum sağlar, bunu kabul eden bir çok insan eline çok para geçtiği için çok harcamaya başlar, onlarda çok para olduğunu gören herkes onların peşine takılır, bunu gören ticari zekalar fiyatları arttırır, enfilasyon yükselir, vergi ödeyen kesim fakir kalır ama hiç olmazsa sosyal güvenceleri vardır. Pardon artık o da kalmamıştır çünkü sosyal sistemi işletecek para artık yoktur. Devlet polisleri, öğretmenleri, çöpçüleri, doktorları işten çıkarır. Özel sektör hizmet açığı olduğu için bunların bir kısmını işe alacaktır mutlaka ama artık hayat eskisi gibi olmayacaktır zira, özel sektör en düşük harcama ile maksimum kârı düşünür. Dolayısı ile bir süre sonra zenginle fakir arasındaki fark çoook daha fazla artar, sosyal sistem çöker. Belki de ekonomi çöker kim bilir. Fazla mı attım? - selimovski
@selimowski, evet, biraz fazla attın :) ben şu cümleye takıldım ''vergi ödeyen kesim fakir kalır ama hiç olmazsa sosyal güvenceleri vardır. Pardon artık o da kalmamıştır çünkü sosyal sistemi işletecek para artık yoktur''__ Yani sosyal güvenlik sistemini belli bir kesimin üzerine yıkmanın, onlardan bu payı güzellikle veya zorla almanın hak olduğunu kabul etmiş oluyoruz böylelikle. ___ Her ne kadar toplumda yardımlaşmak, el ele vermek, komşunun akşam ne yediğini düşünmek, herkesin başını sokacak evi olup olmadığını kendine dert etmek çok asil ve doğru bir davranış şekli olup bireyler buna teşvik edilse ve üzerine düşeni yapanlar takdir edilse de, acaba tüm herkesi böyle davranmaya kuvvet ile zorlamak ne derece etik? ilk olarak bunu kendimize sormamız lazım. Kuvvet kullanarak dedim. İsveç'de adam öldürdüğün zaman 3-5 yıl yatarsın. Vergi kaçırmanın cezası 8 yıldan başlar. O yüzden vergi dediğimiz konsept, temelinde çok problemli. ____ İnsanların bugünden yarına, bir anda cebine daha fazla para geçtiğinde (aslında ceplerine daha fazla para geçmiyor. kendi kazandıklarının daha büyük bir bölümünü elde tutmalarına izin veriliyor) tüketim yapacağını düşünüyorsun. Bunu düşünürken de % 10 luk vergi dilimine tabi olmak isteyecekleri ''zengin'' olarak varsaydığın belli. Bu doğru bir yaklaşım değil. Ekolojik bir yaşam tarzını seçen birisi, ülkedeki otobanları, havalimanlarını vergisiyle finanse etmek istemediğinden % 10 arasında kalmayı tercih edebilir. Pasifist bir vatandaş, ülkenin ordusunu vergisiyle finanse etmemek için % 10 luk dilimde kalmayı tercih edebilir. ve daha bir sürü örnek verebiliriz. Sonrasında bu insanlar ceplerinde kalan para ile illia ipad 3, bilmemne stereo system veya aileye bir extra arabaya daha harcamayabilir pekala. Bazıları, haftada 5 gün yerine 4 gün, ya da günde 8 saat yerine 6 saat çalışmayı tercih edecektir. Yılda 2 hafta daha fazla tatili tercih edenler olacaktır. Ya da kendi hobisini, hayalindeki küçük dükkanı ile birleştirmek için gerekli... more... - Herr 5 Postasson
Ya aslında durumu yanlış özetledim sanırım ben. Vergi benim hiç hoşuma giden bir konsept değil, hatta haraç olarak görüyorum desem yanılmış olmam. Fakat sosyal yaşam için ortak bir havuz olması gerektiği de kaçınılmaz bir gerçek. Mesela otobanlar için bir havuz olsun ve sadece otobanlara para ödeyenler bundan yararlanabilsin gibi. Ben az önceki %10 kabulünü yaparken, sadece bu şekilde değişikliğe gitmenin sistemi çöküşe iteceğinden bahsetmeye çalıştım. Verginin kutsallığından değil :) . İkincisi %10 vergi sistemine geçen kişilerin zengin olduğunu değil normal vergi sisteminde kalanlara nazaran daha fazla gelir (ya da sen demişsin mesela daha fazla tatil) sahibi olacağını kabul ediyorum ben. Bu sistemdeki dengesizlik, serbest piyasa ekonomisi için affedilebilir bişi değil. Bir yerde alım gücü artıyorsa fiyatları düşük tutmanın imkanı yok. Dolayısı ile eski sisteme göre vergi ödeyenler bir kat daha zorlanacaklar. %10 fikri iyi bir fikir gibi ama bunun tek başına işe yaraması mümkün değil. Devletin şeffaf bir hizmet havuzları sistemine geçmesi gerekiyor. Kim hangi hizmeti daha iyi almak istiyorsa onlara bu hizmeti yatırdıkları paraya oranla verecek bir sistem. Tabii bunun da şimdiye dek öngöremediğim sorunlara gebe olması muhtemel. - selimovski
hiç vergi olmazsa ve tüm yaptırım güçlerini yok edecekse tamam. isteyen komün kursun isteyen toprağını falan sahiplenip değişim ekonomisini devam ettirsin. ama küçük liberal ekonominin bekçisi devlet modelide bu durumu sürdürebilmek için devletin elini kolunu her yere atıp çok daha fazla büyümesiyle sonuçlanıyor. devlet olsunda küçük kalsın olmaz. her güç kaynağı büyümek ister özellikle hakim olan sınıfın isteklerini egemenliği altındakilere dayatmak için bu zorunlu oluyor. devlet olsun azıcık ucundan olsun yemiyor. amerika bunun için kuruldu ama bugün en büyük devlet. aynı şey marksist devlet anlayışı içinde geçerli sovyetler geleceğin komünist toplumuna geçiş aşaması için olan bir devlet olacakken hakim sınıf(bürokratik oligarşi) kendi hakimiyetini sürdürmek için devlet yapısını kendi egemenliği için arttırmıştır. kısaca devletin azıyla çoğuyla yürümüyor. belli bir yerde şiddetle(günümüzdeki devletlerin tarihinde kaçı "toplumsal sözleşmeyle kurulmuş ki?") kendini dayatıp meşru bir temele dayandırılan egemenlerin oraya hakim olmak için kullandığı egemenlik tekeli olarak oluşturulan yapı(devlet yani) bunu korumak için tekrar tekrar kendini yeniden üretip geliştirmesi gerekir. bunlar haraç kesen milyonluk mafyalar ve hepimizde bu mafyalara hayatımızı yaşayabilmek için haraç ödüyoruz. yoksa bunlar evi basıp yağmalayıp bizi kaçırabiliriler. bunları yaparken daha karışık terimler ve daha karışık yapılarda kullansalarda bu yapılan şeyi değiştirmiyor - kalamarr
ki bugünkü durum yerine %10 ve herşeye para ödeme daha mantıklı. şimdi ota boka haraç kesip en ufak bir işin düştüğünde gene para alan devlet yerine bu daha iyi ama hem genede vergi=haraç üstelik yukarıda yazdığımdan dolayı devlet minik kalmaz tekrar büyür eğer egemenliğini yani devlet konumunu sürdürecekse - kalamarr
@selimovski, durup dururken vergiyi bir anda radikal bir biçimde düşürmek, hatta hadi uçalım biraz, kaldırmak, senin dediğin sonuçlara yol verebilir. Ancak R.P. nin bahsini ettiği sistemi bir bütün olarak düşünmek gerek. usasabah'daki linkde de söylendiği gibi http://www.usasabah.com/Siyaset..., adamın ekonomik politikasında ''FED'e hükmetmek, para basmayı sonlandırmak'' var. Ayrıca Ron Paul'un ekonomide avusturya ekolünden gittiğini not düşmek lazım. ''Altın standardına geri dönmek'' o yüzden önemli http://m.friendfeed-media.com/0f89f36... yani bir ülkede piyasada sirküle olan para, ülkenin altın rezervlerine endeksli olacak. Bu durumda, şu an yapıldığı gibi piyasada olmayan paralar basılmayacak, bankalar rezervlerinde olmayan paraları sağa sola manipüle edilmiş faizlerle borç olarak veremeyecek. Burdan devam edeceksek, enflasyonun ve fiyat artışlarının avusturya ekolünde ifade ettiği anlamın bugün genel olarak kullanılandan daha farklı olduğunu söyleyebiliriz. Enflasyon, sıklıkla söylendiğinin aksine piyasadaki tüketim ürünlerinin fiyatlarının artması değil, piyasada bulunan fazla (karşılıksız basılmış) paradan dolayı, alım gücünün düşmesidir. (en azından avusturya ekolü böyle olduğunu iddia ediyor). Onun dışında vergi indiriminin yaratacağı üretimdeki efektifliğin, fiyatları dengede tutacağını da söyleyebiliriz belki. - Herr 5 Postasson
altin rezervine niye endekslemis ya hepten kaldirsin madem altin rezervinin buyulu bi gucu yok. altina endeksleyince piyasada olmayan parayi da basarsin her biseyi de yaparsin, bunlara engel teskil etmez. bi de piyasada olan para ne demek yav para notrdur, piyasada olani olmayani farketmez uzun vadede. paul un dedigi sey financial leverage i falan azaltmakla olur ama genelde akilli uslu laflardan sakinip altindan gumusten konusmayi seviyor. kolay degil yarin obur gun baskan olma iddasindaki birinin wall streetin hosuna gitmeyecek konulara gereksiz yere girmesi. dis politikada tamam paul u sevelim ama diger konularda ucuyor - hacikenks
ufak bi ayrinti. 10 yasinda hasta olan cocugun tedavisini toplum olarak üstlenelim mi sorusuna paulun verdigi cevap hayırdır. hayır bırakın isteyen yardım etsin, yeterince yardim toplanamazsa da ölsün napalım. bu ornegi az genisletin iste egitime, sagliga, guvenlige nasil bakiyo belli. otobanı falan, diger public propertyleri gectim, paul un insan hayatina bakisi en nihayetinde budur. - hacikenks
bu tarz dramatik soruları çok manipülatif bulmuşumdur. ''10 yaşındaki çocuk hasta olursa tedavisini üstlenmeyelim mi ya?''. peki neden şu soruları sormuyoruz? ''orta sınıfa mensup bir zenci olarak ödediğin vergilerin diğer zencilerin okuluna, sağlık hizmetlerine gitmesindense, yine onlar için hapishane üzerine hapishane açılmasını finanse etmekten rahatsızlık duymuyor musun? ya da hayatında hiç karşılaşmayacağın, bir alıp veremediğin olmayan insanlara karşı bir deniz ötesi savaşı finanse etmek ister misin? verginin isteğe veya en azında bireyin kendi önem verdiği şeylere harcanmak üzere dağılımının, yine tamamen bireyin kendi insiyatifinde sağlanabildiği bir sistemde, hapishane ve savaşları finanse etmekte çok zorlanırdık. 10 yaşındaki çocuk içinse imkanı olan herkesin yardıma koşacağı kesin. en azından büyük ihtimalle yardımına koşulurdu... İnsanoğlu genelde öyle. 10 yaşındaki arap çocuklarını bombalamak için para harcamaktansa, kapımızın dışındaki kaldırımda yatan 10 yaşındaki çocuklara yardım etmeyi tercih ediyoruz. Garip, ama gerçek! - Herr 5 Postasson
arka plan göt açlığını dışa vurumumu - özgür
Herr deniz asiri savaslara karsi olmak icin vergileri kaldirmak gerekmiyor. soz ettigin anomali demokrasi yoklugundan ileri geliyor. olay demokrasinin islemesi, savas kararina parlamentolarin degil insanlarin karar vermesiyle falan cozulur. hapisanelerin cok olmasi, issizlik bunlar hep politik ekonominin bir sonucu. guc konsantrasyonunun, egemen sinifin gereksiz siniflari tedavulden kaldirma isteginin bir sonucu. butun bu problemleri cozecek olan daha fazla demokrasi, daha az vergi degil, progresif bi vergi sistemi. zaten halkin buyuk cogunlugu bunu istiyor. ama halkin istekleri ile politikalar arasindaki makas demokrasinin yoklugunda acildikca aciliyor. ekonomik guc azinligin elinde toplandikca, zengin azinligin politik gucu artiyor, politik guc regulasyonun kaldirilmasi, zenginlere vergilerin azaltilmasi gibi politikalarla yeniden ekonomik güce tahvil ediliyor. bence paul un secilmesi bu anlamda hayırlara vesile olur. kokune kadar batmadan bu kisirdonguden cikmak olanaksiz gibi gozukuyor. - hacikenks
@alfonker tapir, ilk sen değilsin bu bilgiyle gelen. Feedin 7. yorumu ve ondan sonra daha aşağılarda benim verdiğim cevap vardı. @hacikenks, ''demokrasi yoklugundan ileri geliyor. olay demokrasinin islemesi, savas kararina parlamentolarin degil insanlarin karar vermesiyle falan cozulur''. işte o ''falan'' ı yap önce bir. eğer ''falan'' ise, yapması da kolay olmalı. bir de daha önce bana ''şu imkansız, bu yaşanamaz, o gerçekleşemez'' diye ayağı yere basan basan adam rolü ile geliyordun ama bir çırpıda temsili demokrasiyi iç ediverip yerine yepyeni bir sistemi kuruvermişsin kendin. .. senin bir yorumun bakıp ''acaba dediklerini ciddiye alsam mı'' diye düşünürken, öbür yorumunda ''ama adam 10 yaşındaki hasta olan çocukların tedavisini üstlenmeyelim dedi'' diye ana akım medya ağzı ile nereden geldiği belli olmayan haberleri üfürdiğünü görünce ikircikleniyorum. Anlaşmamız çok zor. En temel şeylerde ayrılıyoruz. Ben vergi denen şeyin ''zor kullanarak vatandaşın kazancından haraç kesme'' ile eş tutulması gerektiğini savunurken sen olsun, hem de progresif olsun, şöyle olsun tezindesin. ''halkın çoğunluğu öyle istiyor'' ile de problemim var benim ayrıca. Bazı konuları derinlemesine tartışmadan önce, temeller üzerinde biraz düşünmek lazım. Zorla alınan vergiyi haklı kabul eden anlayışı biraz açıkla bizlere. - Herr 5 Postasson
ya bir de şu ''olm duydun mu, ron paul ırkçıymış'' argümanı ile gelmeden önce iki defa düşünmenizi öneriyorum: Birincisi, çoğumuz abd de yaşamıyoruz, orada olan bitenleri yüzeysel takip ediyoruz. Bazı ana akım amerikan medyası böyle iddialarla geliyor diye bu haber doğru olacak değil. nitekim az bir araştırma ile bu iddianın doğruluğunu sarsacak bilgilere çok kolay ulaşılabiliyor. Fakat tabii bu adam ırkçı da olabilir. Ancak konumuz ile ne ilgisi var? Dünyada ilk hayvanları koruma kanunun Hitler Almanyasında çıktığını biliyor muydunuz? Biz burada adamın ırkçılığını tartışmıyoruz. Üstelik bu adamın yaradılışcı tayfadan olduğunu da ben bizzat belirttim. Böyle bir adamla niye işim olsun? Şu yüzden var: İki konuda yapacaklarını merak ediyorum. Ekonomik politika ve dış politika. Son olarak, Obama zenci de ne oldu? hapishanedeki zenci sayısı mı azaldı? Guantanamo hala var. İran'ı hala tehdit ediyor abd... - Herr 5 Postasson
Fenasi, bu tür konuları yazınca seni daha bir seviyorum. :) Ufkumu genişletiyorsun bazen. Teklif enteresan. Hala hazmedemedim. Ama adam da zaten "rthorical question" diyor. Bir devletin gelişmesi için yeni kuşakların eğitilmesi gerekli. Devlet eğitimi bu yüzden sübvanse etmeli bence. Sağlık için; parası olmayan ölsün mü diyeceğiz? Hala kabullenemedim. :) - Boray Eris
Yorumlari okuyorum da goren ABD'de sosyal devletin var oldugunu dusunecek. Devletin sagladigi herhangi bir guvence ne egitim ne de saglik alaninda yok. Kolunuzu kirarsaniz 90k kadar bir fatura kesiyorlar. Ortalama bir insanin odedigi %30 civari verginin de nereye gittigine dair devlete karsi acilmis hali hazirda tonlarca acik dava var. - Burcu Dogan
egitim, saglik, barinma, kamu servisleri gibi temel ihtiyaclarin para ile alindigi bir toplumdan birsey olmaz. devlet tam olarak da kuzey avrupa devletleri gibi olmali. "ben minimum vergi vereyim, herseyi cebimden karsilarim, karsilayamayan da kendisi dusunsun" temelli bir dusturun "parasi olmayan olsun gebersin" demekle hic bir farki olmadigi gibi insani kistaslarin herhangi birisi ile uzaktan yakindan bir bagi da yok. - Berk Ülsoy
Burcu, normalde vergi oranları ne? yani gelir aralıklarına göre... zaten progresif vergi vardır da... bu konuda bir bilgin varsa paylaşır mısın? - Herr 5 Postasson
olsun olsun, kapitalizm koşulları altında bir devletten hala sosyal fayda bekleme ilüzyonunu yok etmek için faydalı olur belki, ortaya çıkacak vahşetin sonunda vergiden kaçınacak herhangi bir zengin de kalmaz zaten; hepsini çoktan pişirmiş, yemiş oluruz. oh. - felix
@Berk, kuzey avrupa okullarında lise öğrencileri 4 işlem yapamıyor ama. sıradan bir ameliyat için isveç'de sana verilen süre 6 aydan başlıyor. acile gittiğinde kafanda saplı bir bıçak yoksa ya da barsakların dışarda değilse 3-4 saaten önce doktor göremiyorsun. - Herr 5 Postasson
saydıkların içinde, kuzey avrupa ülkesi finlandiya yok herhalde herr http://www.mfa.gov.tr/oecd-ul... - felix
evet, finlandiya yok. onlar son bir iki dünya okullararası yarışmada iyi dereceler aldılar. isveç okullarının durumu tek kelimeyle rezalet ama. - Herr 5 Postasson
Bir de şu yanlış anlaşılıyor anladığım kadarı ile: ''Kimse vergi ödemeyince parası olmayanlar da gebersin''. böyle bir şeyden kimse bahsetmiyor arkadaşlar. itiraz şuna: eğer ben toplumda bir sorumluluk üstleneceksem, hangi konularda, hangi kesimlere karşı sorumluluk üsteleneceğimi tercih edebilmeli, kendi emeğim ile kendi kazancımdan yarattığım kaynakları herhngi bir aracıya, bürokrasiye, çalana, çırpana yedirmeden ihtiyacı olanlara iletebilmeliyim. neresi yanlış bunun? - Herr 5 Postasson
evrime inanmayışını, küresel ısınmanın uydurma olduğunu düşünmesini, kürtajın cinayetle aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini iddia ediyor oluşunu ve ABD'li siyahları hedef alan ırkçı söylemlerini bir kenara bırakacak olursam (ben 6 yıldır ABD'de yaşıyorum, burada olan bitenleri yüzeysel takip etmiyorum, adam ırkçı dostum, bu kadar), Ron Paul'un şu ana kadar öne çıkmış ABD başkan adayları arasında makul çözüm önerileri açısından en elle tutulur, en saygın aday olduğunu düşünüyorum. Elbette konformist muhafazakar ABD seçmeninin götü yemedi Ron Paul'a oy vermeye, adamın söylemlerinin bir bütün olarak değerlendiren libertarian tipler de oy vermediler haliyle. Kimseye yaranamadı adam, fakat kesinlikle yukarıda saydığım mallıklarını bir kenara bırakırsam entelektüel ve ileri görüşlü bir adam olduğunu düşünüyorum (yorumları çok üstün körü okuyarak yazdım, bir X, Y, T durumu varsa affola). - meren
ödenen verginin şu kadarı şuraya harcansın diye bir sistem olsaymış iyi olurmuş. - csenol
yok meren, iyi bir yorum oldu bu. uzaktan benim de edindiğim izlenim aşağı yukarı böyleydi. iki konuda ilginç bulduğumu söyledim en başından beri: abd nin dış poltikası ve ekonomik politika. gerisi zaten ilgimi çekmiyor. bu feedin de konusu değil. - Herr 5 Postasson
35k-85k icin %25, 170kya kadar %28, 380k'ya kadar %33 ve yukarisi icin %35 vergilendirme var. Bunun uzerine eyalet vergisi geliyor. Her eyalette farkli, bazi eyelatlerde yok (en azindan birkac yil once sag politik gorusun hakim oldugu eyaletlerde oyleydi). Ornegin 80k-170k arasi kazaniyorsan California Republic %7-8 eyelet vergisi istiyor gelir vergisinden ayri olarak. - Burcu Dogan
Isvec'le karsilastirabilecek bir bilgim yok ama ABD'de ozel yetenekli cocuklarin gittikleri okullara kabl edilmediyseniz veya ozel bir okulda kaydiniz yoksa universiteye kadar alabileceginiz egitim oldukca vasat. Temel bilimler cok yuzeysel islenmekte ve Amerikan egitim politikasindan dolayi, mufredatin islenis bicmi pratik adam yetistirmeye yonelik. Yuzeysel ama bir yandan da acik bir egitim var. Tabi bu Kansas veya Texas icin gecerli degil. Master icin Texas Austin'a giden arkadasim CS dersinde hocanin meleklerin cinsiyetini tartistigini anlatiyordu :) - Burcu Dogan
ayagi yere basan adam rolu ne ya. burda afaki konusan niyet okuyan ben miyim. temsili demokrasiyi bir cirpida attigimi anlamini nerden cikardin. temsilci secmekte bir sorun yok cunku direk demokrasi su an elbette feasible degil. eger ortamda temsili bir demokrasi hakikaten olsaydi temsilciye politikayi senin dikte ettirmen gerekirdi. su anki sistemde paul un sunun bunun agzindan ne cikacak diye bekliyoruz. bu semptomdan zaten ortada yeterli bi temsil olmadigi sonucuna varirsin. demek ki demokrasinin ve temsilin mikro seviyeden, mahalleden is yerinden falan adam akilli baslamasi gerekiyor. elbette butun bunlari ve devamini bi ff postuna sigdiramadim. burda sende de hata aramiyorum. medium dan kaynaklaniyor - hacikenks
yanlış anlaşılması normal, daha önceki feedlerdeki performansını düşününce. itirazın haklı, lakin tam da benimsemiş olduğun sistemin mantığı gereği, o kaynakları, kazançları vs.leri kontrolsüz bırakacaksın. bürokrasi mantığı, mevcut yapı içerisinde içerilmek durumunda. zira kendi stabilliğini (istikrar, öngörülebilirlik vs) sağlamayı becerebilen bir yapıya dayanmıyor, buna fazlasıyla ihtiyacı varken. bunun dışında nüfusun üretken olabilmesi için de, sürekli onun için sızması, biçimlendirmesi, planlaması gerekiyor (bkz.mikro ölçekte şirketin genelleştirilmesi). bütün bu durumlar karşısında, çalma çırpma yapan, vergiden beslenen asalaklar olmasın umudun, kuru su gibi bişi oluyor. - felix
ya bir şey diyeceğim (burcu'nun verdiği bilgilerden yola çıkarak); en düşük gelir grubunda 35 k dediğin, aylık 3000 dolar ediyor. e eyalet vergisi filan da olsa bunun tam 1/3 ü vergiye gidiyor. kalıyor geriye 2 000 dolar. ben burayla karşılaştırıyorum tabii. burada ayda eline vergiden sonra kalan 2000 dolarla geçinen o kadar çok ki! üstelik bildiğim kadarıyla yiyecek, giyecek abd de daha ucuz avrupa'ya göre. bunun da üzerine, ayda eline 2000 dolar geçen isveçli, bir de bu para ile geçinirken satın aldığı tüketim ürünlerinde % 12 ila % 25 arası vergi ödüyor. resim şu tam olarak: çalışan, eline 2000 dolar alırken bir 1000 doları daha maaşı almadan direkt olarak gelri vergisi olarak kesiliyor. Bunun üzerine işveren bir 1000 doları daha çalışanının primlerini ödemek için veriyor. Yani sen çalışan olarak 4000 dolarlık iş yapıp, bunun 2000 dolarını elinde tutabiliyorsun. Sonra bu 2000 dolarının da % 12 ila 25 ini satın aldığın ürünlerde vergi olarak ödüyorsun. en karlı şirket, devlet... - Herr 5 Postasson
Herr : 10 yaşındaki hasta olan çocukların tedavisini üstlenmeyelim dedi'. boyle ornekleri vermeden malesef adamin abstrakt fikirlerini insanlara anlatmak guc. medya da ayni retorigi kullaniyordan argumanin kendisiyle ilgili bir elestirmeye gelmen mumkun degil. Ha bu bir haber degil bu arada. Vergileri kaldirinca olacak olan bu. Insanlar pollutionli externality argumanlarini degil cocugun durumunu dinleyince birbirlerine bagimli olduklarini anliyolar. teorik olarak ikisi de ayni kapiya cikar. ama ikinci pedagojik olarak daha elverisliyse neden ondan bahsetmiyim. - hacikenks
o senin iddian hacıkenks. ben böyle olacağını düşünmüyorum. hatta senin söylediğin gibi düşünmemizi istiyor bizden bugün bu haracı toplayanlar diye bir iddiam var. çok basit bir hesapla yukarda matematiğini verdim. hem de en düşük gelir grubundan. ayda yaptığı iş için 4000 dolar karşılık biçilen birisi, bu paranın ancak 1600 dolarını elinde tutabiliyor burada. gerisi vergiye gitmiş. Bu vergi, kimsenin memnun olmadığı sağlık ve eğitim hizmetlerine harcanıyor diyorlar. tabii beterin beteri var. duble yola, kendi vatandaşının kafasına bomba atmaya, imam hatiplerden öğrenci mezun etmeye harcayanlar da var bu gelirleri. ske ske ortaksınız bu işe. - Herr 5 Postasson
Herr: soyledigin problemleri npek cogu merkezi vergilerin yerel vergilerle degistirilmesi ve demokrasinin grassrootstan baslamasiyla cozulur. bu benim iddiam elbette. ama iyi bi tartisma o senin iddianda bitmez. iddianin gerekcelendirmesine, gerekcelerin elestirisine falan gider. ama medium ne kadar musait o ayri mesele - hacikenks
@5posta, isveci bilmiyorum, lakin egitim konusunda finlandiyaya ek olarak durumun almanya, hollanda ve belcikada oyle olmadigini soyleyebilirim. acil servis konusunda da aliskanliklarin normalleri ezdigini dusunuyorum. seni bu aliskanlik grubunun disinda tutarak belirtmek isterim ki, cogu insan turkiyede 38 derece ates gorunce, azicik ishal olunca, birazcik bir yeri agriyinca acilde pohpohlanmaya alismis. "acil" ben de mana olarak gercekten "acil" olmasi gerektigini dusunuyorum. verginin nasil kullanilacagina ince ayar yapmak istemen teoride hos dursa da pratikte naif bir beklentiden ote olmayacagini dusunuyorum. zira ortada sinirsiz parametreli ve mutlak cozumu olmayan bir denklem var. ben, vergimin optimum sekilde kullanilacagina dair somut geri donusler yapabilen ekipler tarafindan kullanilmasini tercih ederim. bir sirketin hisselerini satin aldigin zaman gidip "tuvalet kagidini su marka alin", "o semtlere gitmeyin bence, oburu daha guzel" vs gibi onerilerde bulunamiyorsun. bulunmak da istemiyorum. istedigim tek sey, o paranin iyi kullanildigini bilmek. yasam standartlarini, insanlarin memnuniyetlerini ve tonla baska kriteri inceledigimiz zaman butun aksakliklarina, butun yanlislarina ragmen kuzey avrupa devletlerinin bunu dunyanin kalanindan daha iyi basardigini dusunuyorum ve icim vergi verirken daha rahat. evet, exceptionlar dusunulmeden yapilmis kanunlarin bosluklarindan yararlananlari da besliyor olmasam iyi olurdu, ama insanlarin sirf parasi olmadigi icin ezilmedigini bilmek guzel bir duygu. - Berk Ülsoy
hacikenks, saldırı olarak alma ama, sen devlette çalışıyorsun galiba. hep oraya yontar bir halin var. merkezi vergi yerel vergi ile değiştirilse (burcu'nun verdiği örnekte eyalet vergisi var mesela) ne değişecek ki? demokrasi grassroots'tan başlasın tabii, güzel öyle de... vergi konusunu çözmüyor yine de pratikte. - Herr 5 Postasson
Herr bu arada parasi olmayan gebersin argumaniyla ilgili de onemli bi davranissal mesele var. insanlar secim yapmaktan hoslanmiyorlar ve default secenekleri takip ederler. bu pension seciminde de boyledir, ekmek alirken de, borsa da yatirim yaparken de bounded rationnallar. eger default secenek ac adama aciktan yardim etmekse, cogu insan ac adamin durumunundan haberdar olsa da (ki bu da cok kuvvetli bi varsayim) default secenek yardim etmeyip evde oturmak oldugu icin yardim etmezler. vergiler , vergi zorunlu olmasa da guzel bi defaulttur ve insanlari sosyal meselelere angaje eder. - hacikenks
Herr vergiyi devlet aliyor yahu devletten nasil bahsetmeyeyim. ben akademisyenim ama bunun konuyla alakasi olmamasi gerekir. lokallesme argumani da su sekilde, eyalet falan degil gerekirse vergi mahalle hatta apartman bazinda alinabilsin. amaci disinda da kullanilamasin. amaci da hangi public good u ilgilendiriyosa o maldan direk fayda saglayan kumeden toplansin. (ayni argumani negatif externality icin de kuruyorsun tabi.) cok dogal bisey gibi geliyor bu ama durum bu degil. elbette verginin toplanmasi provision i supervisioni falan da hep kademe kademe public tarafindan yurutulecek bu sekil. - hacikenks
Bu arada pek bilinmiyor ama Türkiye'de de LDP bunun biraz oynanmışını savunuyor. Ama yine de sosyal bir yanı var fakir öğrencilerin eğitimi, ailelerin sağlık harcamaları gibi alanlarda devletin desteğinin olacağını belirtiyorlar programlarında. http://www.ldp.org.tr/cozumle... - Ali Desidero
Gerçi sosyal bir yanı var dediğim de çok zor durumdaki insanların sigorta primlerinin yarısını ödemek veya MEB'in Milli Burs Bakanlığı'na çevrilmesi gibi. - Ali Desidero
bir başka boyutu şu: mesela standart bir isveçlinin kendi ülkesi ve sistemi hakkındaki görüşü şudur. ''Dünyanın en yüksek vergilerini ödüyoruz. o halde yardıma muhtaç gibi görünen şu insana ben niye el uzatayım ki? devlet uzatsın. benden o kadar vergi topluyor''. Bu düşünce o kadar yaygındır ki İsveçlide, artık anne ve babasına bile yaşlılıklarında ''ben sizlerin huzurevinde kalabilmeniz için o kadar vergi ödedim, düşün yakamdan'' tavrını takınmalarına neden olur. Toplumdaki yardımlaşma ve dayanışmayı devlete yıktığın zaman insanların vicdanlarını rahatlatıyorsun belki ama sorunları daha efektif olarak çözemiyorsun. Bugün refah toplumlarında yaşayanlar bile gün olmuyor ki çocuk bakım evlerinde, yaşılar evinde, hastanelerdeki skandallardan geri kalsınlar. Bu da çok normal. sokaktaki adam 4000 dolarının 2400 ünü devlete veriyor. bana bu problemlerle gelme, al hallet diyor. o da ancak bu kadar yapıyor. Soru şu: o 2400 dolarla bu işler daha başka şekilde, daha efektif halledilebilir miydi? hatta daha ucuza... yemek vakti.... - Herr 5 Postasson
@5posta ote yandan insanlar baskalarindan yardim almak zorunda kalmanin ezikligi altina girmiyor. misal alt katta oturan komsusundan kendisine gundelik seylerde yardim istemek zorunda kalmiyor, evine hemsire gonderiliyor. ote yandan direk sahit oldugum vakalardan birisi, bizim cocugun okul mudurunun parkinson olan annesi ve babasi ile ilgilenmek icin okul mudurlugunden istifa etmesi. adam ayakustu muhabbetinde egitimcilik disinda bir is bilmedigini, tasinacagini vs anlatti. bizim apartmanda yaslilar bol (standart) ve hepsinin duzenli olarak ziyaretcileri geliyor takiliyorlar. bahsettigin gibi ucta olan insanlarin cok olmadigini dusunuyorum. - Berk Ülsoy
zizek'in, serbest piyasanın, idealize edilmesi ve sonuç olarak kapsamının sonsuza genişletilmesi isteklerine cevabı; evinizdeki elektrik ve su hizmetlerini seçiyor musunuz, seçmek ister misiniz? Seçmiyorsunuz ve bu hizmetleri seçmekle uğraçmadığınız için daha önemli meselelerde "bilinçli" (artık o ne demekse) kararlar vermeye vaktiniz ve kuvvetiniz oluyor. Serbest piyasanın canavarını, eğitim ve sağlık hizmetlerinin alanına salarsanız, sonuçları felaket olmaz, bu hizmetler tümden sonuç vermez hale gelirler. Bu alanlar özgürleştirilmiş değil, ideolojiye, elleri kolları bağlı olarak, teslim edilmiş olurlar. Serbest piyasanın, asla, idealize edildiği yolda, "çalışmadığı", teoriyle ve deneyim ile bu kadar açık iken, avukatları "yetmez daha fazla serbest piyasa" demekten başka şey bilmiyorlar. Komedi - ufuk kocolu
@ufuk, asıl komik olan ne biliyor musun? özgürlükçü arkadaşların gün boyu buralarda ırkçı, faşist, muhafazakar, resmi tarihe hapsolmuş güruhlardan dert yanışları ve sonra yine aynı kişilerin devlet okuluna olan bu aşkları… bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?! zizek'in ne dediğini ezberleyene kadar biraz etrafımıza baksak? TR nin içişleri bakanı devlet okulundan mezun değil mi? Facebook'da Twitter'da ''orospu çocuğu ermeni dölleri'' diye ağızlarından salyalar dökenler özel okullarda mı okumuşlar? cappy'nin kutusunda allah'ı arayanlar devlet üniversitesinden mezun olmamış mı? bu alanlar ideolojiye zaten teslim olmuş. olmamış mı? Devlet herkesi okutacak, ama kendi ideolojisini empoze etmeyecek. :) ____ Bütün varsayımlarınız bizi yönetenlerin harika, demokratik, onurlu, vicdanlı, bilimsel teorilere değer veren insanlardan oluşması şartı ile düzgün yürüyecek şekilde inşa edilmiş. İskambil kağıdından kurduğunuz bu rüyalar hep yıkılmaya mahkum. ve evet, evimde su ve elektrik hizmetlerini seçmek isterim. eğer elektriğimin rüzgar gülünden mi yoksa nükleer santralden mi gelip gelmediğini önemsiyorsam. - Herr 5 Postasson
bi liberteryenin once sormasi gereken soru 'yonetenler diye bi zumre nasil varolur', verginin ve kurumlarin islevi bu sorunun cevabini takiben otomatik geliyor zaten. sagci liberteryenler asil soruya oldu da bitti masallah diyip ikincil meselelerle vatandasi angaje ediyor. bu sekilde kendi 'yoneten' rollerini saglama alip,(dusuk vergiler ve karsiliginda alinan campaign funding haraci ile) ayni anda vatandasin angaje olmasinin onunu aliyolar. cunku dejenere etmeye calistiklari ideolojinin orijinali aslinda kendi varliklarinin antitezi. bi tasla iki kus diye buna denir. - hacikenks
Ha bunu bilerek seytani planlar kurarak mi yapiyolar. Degil. Zaten politikanin piyasa gibi calistigi bir ortamda irade piyasanin iradesi, kartellerin iradesi haline gelmis vaziyette. Eger farkli bir sey soyluyor olsalardi kendisini fonlayan adamlar ellerinden koltuklarini alirdi elbette. Su ortamda sansur milletin evine polis yollayarak degil, duyulacak fikirlerin bastan filtrelenmesiyle gerceklesiyor. kimsenin eli kirlenmemis oluyor boylelikle. politik arenadaki monopolu aciklamak piyasaki monopolu aciklamaya gore cok daha kolay. ekonomik monopole yol acan sebeplere ek olarak oylama meselesinde koordinasyon problemi diye bir sey var. adam on milyon kisiden kafa basi 200 dolar toplayana kadar, gidiyor babalar gibi monopolden aliyor tek kalemde parasini. Neden bu koordinasyon riskinin altina girsin. girmiyor da zaten. o on milyon kisi icin de tikir tikir endoktrinasyon kazani kayniyor zaten. adam demokratik ulkede yasadigini falan zannediyor. bundan kral endoktrinasyon yok. - hacikenks
campaign spending ile secimin sonucu arasinda istatistiksel olarak significant siki bir iliski var. onu aramaya usendim simdi. bi yerlerde basilmamis beles halini bulabilirsiniz. amerikan propaganda sisteminin orijini ile ilgili olarak da bkz: edward bernays in hayati ve eserleri - hacikenks