Gündeme düşen bir reklam vakasıyla ilgili yakın ve uzak çevremden çok fazla soruya muhatap olduğumdan bu ay için düşündüğüm yazıyı rafa kaldırırıp ilerleyen satırları derli toplu bir cevap haline getirmeyi tercih ettim. Ziyanı yok, markalaşma süreçlerinde bu da önemli bir konu çünkü.
- A. Selim Tuncer
Nə olduğunu görmək Allah vergisidir, necə olduğunu anlamaq isə çalışmaq ilə olacaqdır. Bir az çalışaq baxaq, bərabərcə.
- avatar8
Təbii necəın necə olduğu hər kəsin öz mədəni mühitində etibarlı. Ayrıca, bu gün üçün pis olan sabah üçün fövqəladə yaxşı ola bilər ayrıca. Siyasət bu bir yerdə. Amma yazını təkrar oxuyub özünü çıxarmağı düşünürəm, qızmaca yox amma.
- avatar8
Yukarıdaki soru yazıyla ilgili değildi, onu cevapladım. Sen ayrıca istediğini yapabilirsin tabii ki.
- A. Selim Tuncer
şimdilik beğeniyom bi ara okuyacağım:)
- neferteti
Kaş ki qızlarında üstündə bir bəyən düyməsi olsa.
- avatar8
Marka değeri konusunda okuduğum iyi yazılardan birisi, reklam etiğinin değeri, etkili marka iletişimi konusunda bakış açısı kazandığımı düşünüyorum.
- Emre Idaciturk
Bir kitabı karıştırırken rastladım ve hatırladım; McLuhan’ın, gazetecilik mesleğinin elektronik çağda farklı bir boyut kazandığıyla ilgili görüşünün, aslında “Gazeteler ölüyor mu?” [http://selimtuncer.blogspot.com/2008...] başlıklı yazımda yer alması gerekirdi. Atlamışım. Şöyle: “Ona göre önceden gazeteci olayın yanlılarını ve karşıtlarını vererek durumun objektif bir fotoğrafını oluşturmaya çalışırdı. Daha önce gazeteciler bir olayın kırk farklı tarafı ve hatta bin farklı yönünün olabileceğini hesaba katmazlardı. Ancak daha sonra bu gazetecilik ortadan kalkmış ve Truman Capote, Norman Mailer ve Tom Wolfe’un başını çektiği yeni bir gazetecilik oluşmuştur. Yeni gazetecilik McLuhan’a göre size hiçbir tarafı vermez. Sizi bütün olayı anlayabileceğiniz şekilde olayın içine daldırır. Dolayısıyla siz bir yangının ortasında, bir kongrenin ortasında bulursunuz kendinizi.”
- A. Selim Tuncer
halkla ilişkilerci yazdı: şu da bir gerçek ki ne kadar dışındaysan o kadar içindesindir gazeteci olarak- ya da şöyle diyelim ne kadar tarafsız gözüküyorsan o kadar fazla yönlendirme ve çarpıtma yapıyorsundur...
- A. Selim Tuncer
:) fotoğraf hakkında yanlış bildiklerimizi gazetecilik üzerinden düzeltmiş olduk :))
- Alp Esin
Nedir o yanlış bildiğimiz şeyler? Ben hala yanlış biliyor olabilirim. :)
- A. Selim Tuncer
İdeolojinin mümkün olan tek gerçeklik olduğu dönemde fotoğrafın üzerine yapıştırılan belge niteliği, onun aslında beyanla birlikte olduğunu unutmamıza yol açtı; işin beyan kısmı ise fotoğrafla birlikte okunan ama fotoğrafın ayrıca okunmasını imkansız kılan kısmı. Dolayısıyla kurgu hep vardı biz bir dönem kurgunun 'belge' olduğunu düşündük sadece. Gerçeğin temsilini yada en azından bir...
more...
- Alp Esin
Henüz tamamen kaybolmamış bu 'belge' etkisi üzerine konuşuyorsak tabii ki o başka bir durum, o zaman bir 'alet' olarak fotoğraf demek mümkün.
- Alp Esin
Hımm, çok isabetli ve haklı bir noktaya vurgu yaptın Alp. Benim kastım da fotoğrafın dokümanter niteliğine dikkat çekmek değildi zaten. Ama kullandığım iki kavram, konuyu o tarafa kaydırıyor: "Objektif" ve "dışsal gerçeklik"... Bu kavramları kullanmamın nedeni, fotoğrafın kurgusal olmadığını söylemek için değildi. Nitekim bir fotoğraf da, bir gazete sayfası da kurgudur. Sadece kadraj...
more...
- A. Selim Tuncer
Alp isabetli bir konuya parmak bastı. Ama ben "dışında kalmak" ile "içine dalmak" meselesini tarafgirlik ya da tarafsızlık üzerinden değil, özne-nesne ilişkisi üzerinden değerlendiriyorum. "İçine dalmak" da kurgusal bir gerçekliğin parçası olmak demektir. "Dışında kalmak" da öyle olabilir, ama varlığını özne olarak koruyabildiğin oranda muhatabı olduğun kurguyla ilgili analizler ve objektif yorumlar yapabilirsin. Nesneleşmek ise bu imkanını elinden tamamen alır.
- A. Selim Tuncer
Düzenleme yaparken yanlışlıkla sildin galiba Çiğdem... Neyse ki benim mailime düşmüş: Selim Bey yazınızı henüz okuyabildim dışında olmanın yaratacağı objektif bakış açısını yorumlamışsınız. Ben de şöyle bir not düşmek istiyorum. Eğer geçmişte bir şekilde konunun nesnesi durumuna düşmüşseniz. Konunun yarattığı çemberin dışına çıksanız bie sizi bağlayan gizil bağları içten içe...
more...
- A. Selim Tuncer
Sosyal antropoloji saha çalışmasında "katılarak gözlem" diye bir şey vardır. Hem dışarıda hem de içeride olmayı sağlar.
- Serkan Sevilgen
Evet, "katılarak gözlem" de ayrı bir konu... Ama sonuç itibariyle, doğrudan ya dolaylı, sistemli ya da gelişigüzel, açık ya da gizli gözlem teknikleri gibi o da bir gözlem tekniğidir. Gözlemci, "içeride" olsa bile, misyon gereği "dışarıda"dır. Yani, "laboratuvar"ın içinde olmak gerçek anlamda "içeride" olmak demek değildir.
- A. Selim Tuncer
"Gazeteler ölüyor mu?" başlıklı yazımda Yrd. Doç. Dr. Ahmet İmançer’in “Fotoğraf ve Sanat İlişkileri” başlıklı makalesindeki “Sinema ve Fotoğrafın Metafizik Karşıtlıkları” başlığı altındaki karşılaştırmaya yer vermiştim. Konu biraz dağıldığı için, (Ki, bunda bir sakınca yok, herkes farklı bir perspektiften bakabilir.) odağı tekrar hatırlatmak adına o alıntıyı burada tekrarlayayım: 1....
more...
- A. Selim Tuncer
"Fotoğraf adesesine zerre kadar itimadım yoktur. Bundan dolayı, fotoğraf aletinin keşfiyle portre ressamının vazifesine nihayet bulmuş gözüyle bakanlara hak vermek bence müşküldür. Şekil ve madde, ışığın akislerine göre her an değişir. Bu itibarla hiçbir çehrenin, vasıfları belirli, tek bir görünüşü yoktur. Fırça san'atkârları, resmedeceği çehre üzerinde, uzun müddet hayatının iniş ve...
more...
- A. Selim Tuncer
Sanırım 1930'lar... Zamanına göre değerlendirmek gerekir. Hoş bulduğum için alıntıladım, ama sen tahrik olarak da kabul edebilirsin. :)))
- A. Selim Tuncer
Aslında çokta katılmadığım bir ifade değil, bir süre burdan bir şey çıkarmı diye baktım ama heyhat! mutabık olduğumuz pek çok nokta olduğunu gördüm üstadla :))
- Alp Esin
O dönemlerde fotoğraf, nispeten yeni bir teknoloji olmasının dışında, aynı zamanda sanat olma hüviyetini kabul ettirmiş miydi? Sen daha iyi bilirsin. Yalnız, Ahmet Haşim "Fotoğraf, bu zihni tahlil ve terkip kudretine sahip değildir. Onun için hassas cam üzerinde beliren şekle bir vesika kıymeti izafe edilemez." deyince resme böyle bir kıymet izafe edilebileceğini söylemiş oluyor. Bu ne demek şimdi?
- A. Selim Tuncer
"Bir gün Andre Malraux'ya bir Japon ressam şöyle der. —'Biz dışında kalmak isterken siz tabloya dahil olmak istiyorsunuz. Avrupa resim sanatı her zaman kelebekleri yakalamak, çiçekleri yemek ve dansçı kızları öpmek istedi.' Gerçeğe dokunmak yerine gerçeği avuçlamayı istemenin çiğliği bu kadar mı güzel anlatılır? Niçin gerçeğe dokunmayı ister insan? Elbette, onu tanımak için! Ancak küçük...
more...
- A. Selim Tuncer
"Biz dışında kalmak isterken siz tabloya dahil olmak istiyorsunuz. Avrupa resim sanatı her zaman kelebekleri yakalamak, çiçekleri yemek ve dansçı kızları öpmek istedi." Sözün gücü... Kırk dereden su taşısan Japon ressamın bu sözünün yerini doldurmak kolay olmaz. Evet.
- A. Selim Tuncer
"Peki ya gerçeği avuçlamak hırsının sebebi nedir? Kelebekleri yakalamak ihtirasının?.. Bu, aslında 'Ancak avuçlarsam bütünlüğe kavuşurum' zannından kaynaklanır. Bütünü ele geçirmek suretiyle kendi bütünlüklerini kuracaklarına inananlar, aslâ hakikatle aralarındaki mesafeden razı olamazlar. Ne yapıp edip gerçeği avuçlamak isterler."
- MugeCerman
Ben su ile birlikte 100 derecede kaynayıp kaynamamak üzerinde duruyorum daha çok. Müdahale edip etmemek, konunun başka bir yönü Ayşegül Hanım.
- A. Selim Tuncer
"Fotoğrafik imge, anın çerçevelenmiş “kaydı” olmanın ötesinde de bir varoluş yüklenir. Walter Benjamin’in ünlü çalışması “Mekanik Yeniden-Üretim Çağında Sanat Eseri”nde, fotoğrafik ve sinematografik imgeyle ilgili olarak dile getirmeye çalıştığı bir “his”tir bu: “tarihsel ya da doğal bir nesnenin, bir sanat eserinin tekil mevcudiyeti”ni oluşturan ve “tekil bir uzaklık fenomeni” olarak...
more...
- A. Selim Tuncer
Néstor Almendros: "Benim çerçeveye ve onun sınırlarına ihtiyacım var."
- A. Selim Tuncer
Biraz etrafta dolaşıp hava almanın da bir sakıncası yok. :) Hep yapıyoruz zaten bunu...
- A. Selim Tuncer
Fotoğraf icadeından hemen sonra -özellikle saray ve burjuva ressamlarının baskısıyla- teknnoloji olarak kabul edilmiş, sanatsal ifade aracı olarak kabul görmemiştir. Fakat fotoğrafın ilk yıllarından itibaren fotoğrafın fizik ve kimyasını geliştirmeye çalışan insanlar(bunlara mucit,fizikçi,sanatçı ya da fotoğrafçı da diyebiliriz), belki farkında olmadan kimisi de bilinçli olarak sanatsal...
more...
- ersin ileri
Abi "paylaşma", "dayanışma", "bildiri" filan kelimeleri geçiyo kesin kominis bu solcu şerrefsiz bu iyi yapmışlar atmışlar okulda. Pezeveng bunlar, okulda örgüt kurmuslar bunlar. Atın bunları iyi olmuş! Meh ya! Otursana kuzu kuzu boynunu eğip!
- selimovski
Ekonomimizin %8 buyudugu bu gunlerde fakir olarak bizi dis ulkelere rezil etmeye calisiyor bu cocuk.. sen ne hakla fakir olursun da kantinden yemek yiyecek para bulamazsin lan?
- Ozgur Demir
Fakir olmanin suc haline geldigi ulke...
- Ali Kerim
from Android
Şerrefsiz bunlar ya, pis reziller. Atsınlar içeri dışarda kaldığı hata!
- selimovski
Abi işi dalgaya vurup sinir buhranını engellemeye çalışıyorum ama böyle rezil böyle sikik ülke olmaz olsun, bu genç arkadaşamıza da helal olsun. Keşke biz de onun kadar cesur olabilsek!
- selimovski
Yemin ediyorum bizim masa başında yaptığımız anarşistliği yapmış çocuk, gurur duydum ya elemanla.
- selimovski
Bu arada Cüneyt Özdemir'i tebrik ediyorum bu işler böyle açık açık konuşulmalı. Zira olanların bir "SAÇMALIK"tan ibaret olduğunu söylemek de cesaret istiyor bugünlerde.
- selimovski
evet bu bile risk. saçmalığın boyutları karadeliklerle yarışır.
- miocaro
Kantini soymuş olsa okuldan atılır mıydı bilemedim bak şimdi?
- Houston®
Hükümetin, halkı "demokratik" olduğuna inandırmak için müthiş bir şanşı varken, şu saçmalıkların gerçekten saçmalık olduğunu ve gereğinin yapılacağını söyleyen bir devlet büyüğü görememek beni üzüyor.
- Mustafa ♮ Sadedil
bence müdür çapsızı işin bu kadar büyüyeceğini düşünememiştir, kantinden alacağı üç kuruş nemanın derdinden bu hale gelmiştir...
- Profesyonel Öğrenci
soluksuz izledim boğuluyodum amk. Helal olsun lan sana adamsın..
- mertt
çüş yani gerçekten de çüş, bu kafadaki eğitimcilerin elinden kurtulup hakkını arayabilen arkadaşların varlığı sevindirici bir şey lakin, yaşananlar ve polisin de bu komediye alet olması cidden komik ve düşündürücü
- ogaybende
devlet okullarında müdürün forsu vekilde yoktur arkadaş. müdür polise ne dediyse ilçe milli eğitime ne rapor yazdıysa o geçerlidir. müdür yardımcılarıyla müdür 3-4 kuruş para uğruna gencecik bir adamın hayatını karartmış..
- pisadam
Tanjant öğreneceğine mücadeleyi öğrenmiş. Ben tanjantı unuttum ama Abdülmelik mücadeleyi unutmayacak. Yani kötü eğitim vermeye çalışırken aslında iyi yapıyorlar.
- Ozan Tortop
okul kantinleri servisler okul yönetimi ile hep ortak okul müdürlerinin müdür yardımcılarının mal varlıkları banka hesaplarını kontrol ediliyormu bilmiyorum. ileri süreçte olayın sıcaklığı geçtikten sonra bu çocuğa çok çektirirler. yazık.
- Ömer Koman
marmara universitesinde kiz yurdu, okulun yan kapisinin dibindedir, tam karsisinda da bakkal, kebapci vs vardir. yurdun yaninda ise meshur kantin, yabanci diller, dis hekimligi, uluslarasi iliskiler isletme vs filan. o yan kapi kapatildi, insanlar yolun karsisindaki bakkala (veya biraz yururse marketlere) gitmek icin okulun etrafindan dolasmak zorunda kaldilar. bilin bakalim neden ?
- Berk Ülsoy
mesele cok buyuk olasılıkla mudur-kantinci arasındaki gelir paylasımı modelinin sekteye ugramasından kaynaklanıyor. dusunsenize tum ogrenciler katılsa herkes evinden getirse kim kantinden alısveris yapacak.. tabi isi anarşi, dmeogoji, boykot, sivil itaatsizlik sosu ile harmanlayınca çıplak gerçekler unutulup hak arayanın mucadelesi olarak seyrediyoruz. bir mali polis gelse ya bu isin...
more...
- egemen ergel
"Bu nedenle reklamcılara eğer biraz dikkatli bakarsanız nasıl da dünyaları yaratmış gibi bir böbürlenmişlikleri, kibirlilikleri ve ukalalıkları olduğunu görürsünüz: Renklerin dilini onlara sorun. Rus edebiyatındaki kişilik analizinin ve bu analizlerin nesnel ve öznel koşulların tanıklıklarından yola çıkıp neo-Marxist toplum ve tarih sentezlemelerini onlara sorun, yada romantiklerin toplumla uyuşmazlıklarını nasıl da damarlarını keserek (kendi kanlarını akıtarak) dengelediklerini onlara sorun. Gregor’u da onlara sorun; 'Gregor Samsa, kendini insan sanan bir böcek toplumunda aslında insana dönüştüğü halde böceğe dönüştüğü yanılsaması yaşamıştı galiba!' (Tuncer, 2007 http://selimtuncer.blogspot.com/2007...) diyerek ağzınızı açıkta dahi bırakabilirler. Bu analojiden yola çıkıp toptancı, tepeden inmeci, ve insanları sürü gibi gören reklam anlayışının alabildiğine demode (Tuncer) olduğunu (biraz da) haklı olarak söylerler çünkü gerçekten de...
more...
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, sen bu kitaplaştırma konusunda arkadaşa yardımcı ol, ben de diğer 'feed'deki kısa cevabımı buraya taşıyayım: Eleştirel Günlük, kim olduğunu bilmiyorum tabii ki, ama bloğuna şöyle bir göz attığımda iyi şeyler gördüğümü söylemeliyim. İztihza ifadelerini bir yana koyuyorum, ama insaf edin kardeşim, bu ne biçim bir paranoya, bu ne akıl almaz bir komplo teorisidir. Eleştiriyi...
more...
- A. Selim Tuncer
Yaklaşım tartışmaya açık ancak üslup tamamen yerlerde. Zahmet edip altına iki şey yazası gelmiyor adamın...
- deniz coskun
Kanalın birinde Aşk ve Ceza diye bir dizi var. Dizinin reklamcılara olan dar ve dogmatik bakış açısından aldığım tadı bu yazıdan da aldım diyebilirim. Elinize sağlık. Ha bu arada 'palyaço reklamcı tayfası' da güzel bir benzetme olmuş... Bu kadar kinayeden sonra şunu söylemek istiyorum: Herhalde, politikacılardan sonra en nefret edilen kesim reklamcı kesim olmuştur. Maalesef bunu hiçbir...
more...
- Fırat Yıldız
Vakte ziyan bir yazıymış. Son paragrafını okuyun yeter. Eğlemek istiyorsanız kendinizi, bir üst paragrafa da çıkın ve karşılaştırın. Genellemelerden, toptancılıktan, tepeden inmecilikten yakınan birisi bunların nasıl dibine vuruyormuş görün.
- alirizaesin
Tabii ki reklam/reklamcılık eleştiriden "muaf" değildir. Bunun babasını da John Berger yapmıştır. [http://www.derkenar.com/kitapku...] Bugün üniversitelerin ilgili bölümlerinde bile "içeriden" kimi eleştiriler yapılmaktadır. Ama reklam eleştirisi, "reklamcıya hakaret"e dönüştürülmemelidir. Ben bu eleştirilere cevap vermekten özellikle kaçınırım, çünkü bunu bir...
more...
- A. Selim Tuncer
Beni sasirttiniz dogrusu. Ne kadar kirilganmissiniz. Bunu beklemiyordum. Diger tepkileriniz az cok beklenebilir seylerdi. Once yanlis anlamalari acikliga kavusturalim: ben hic mi hic reklamci olmak istemedim, reklamci da degilim.Sadece mesleginiz hakkindaki goruslerim bunlar. Buyuk hit almak icin ya da 15 dakikalik un icin de oturup boyle seyler yazan biri degilim. Oyle olsa bloguma...
more...
- Elestirel Gunluk
Selim digerleri (ornegin hafifabi) sizin yazilarinizi referans gosterdiler diye sizin yaziniza gonderme yapmanin yararli olacagini dusundum yoksa gercekten reklam konseptine sonsuz katkilariniz oldugunu ve bu potensiyelinizin oldugunu da hic dusunmedim. Egonuzun gecici de olsa oksanmis olmasina sebep oldugum icin de sizin adiniza sevindim. Yani "Vay vay vay! Ben neymişim be abi?" demeniz cok siradandi yakismadi size.
- Elestirel Gunluk
Deniz Gezmis olsa soyle derdi: Devrimciyim... :-) Kahretsin Deniz Gezmis de olamadim.... Meslegim egitmenlik Kaya Sahin... Sinifta ve sinif disinda gonullu egitmenlik...
- Elestirel Gunluk
Tugce cocukca konusuyorsun. Babanin torpiliyle mi bu isi aldin? Ben reklamci olsam seni ise dahi almazdim. Ben senin adindan dahi soz etmedim, sana direkt bir sey dahi soylemedim, ne diye kendini paraliyorsun ortada obje olmak icin anlamadim. Sen hangi seytana sapkayi ters giydirebilirsin allasen. genele soylenmis seylerden kendine pay cikaracak kadar zavallilasma bir de. Basari tanimi...
more...
- Elestirel Gunluk
Kaya Sahin duzeyli yaklasiminiz icin tesekur ederim.
- Elestirel Gunluk
Kaya Sahin tam nereye varmak istedigini anlamadim ama ikna ile kandirma farkli seylerdir. Bir de Che'nin ikna gibi bir derdi oldugunu hic duymadim. O kavgasina inandigina yardima gitmistir diye bilirim.Che dediniz de Che yi boyali salonlara sac-sakal modeli yapti reklamcilar...
- Elestirel Gunluk
Aslinda ikna kavrami oldukca merkezde konu reklam olunca degil mi. Bence daha ozel detayli bir ilgiyi hakkediyor. belki bir daha ki sefere. ne dersin? Ya da sen bi seyler karala istersen ordan devam ederiz...
- Elestirel Gunluk
Ha bir de hem fikir degilim; ikna ve kandirmanin o denli goreli olduguna...
- Elestirel Gunluk
Selim ustanın bu iyi niyetli çabaları konusunda kaç kere yorum düştük... Anlamak istemeyen biri için çaba sarfetmeye hiç gerek yoktur. Anlatabileceğiniz, karşıdakinin anlayacağı kadardır.
- Uğur Özmen
Bu Vietnam gazisi sendromu ne zaman biter acaba?
- A. Uğur Alparslan
Tüm eşitsizliklerin, tüm haksızlıkların, adaletsizliklerin vb. acısının tamamını bir seferde sadece bir yerden ya da birilerinden çıkarma kini ve öfkesiyle bulanıklaşan bir algı, kısaca Vietnam sendromu ne zaman biter?
- A. Uğur Alparslan
A.Ugur Alpaslan once iyi oku. Soyle diyor yazida; ... reklamcılar da toplumdaki adaletsiz ve eşitsiz güç dağılımının, sömürünün, yabancılaşmanın ve bunun “norm”alleşmesi sürecinde aldığı rolden dolayı suçludurlar. Yani aldigi role gonderme yappilirken sucun bir parcasi olmaktan soz ediyor hepsi degil... Vietnam? Bir de benim algimin bulanikliligindan soz edene bak... :-)))))) Cok sagol gulmeler icin...
- Elestirel Gunluk
Elestirel Gunluk; ilk 'feed'inin başlığını biraz ironik, biraz da mizahi bulduğumu oradaki yorumlarımın üslubuna dikkat edersen anlarsın. Gregor'u falan da dert etmedim, renk katmak için bir iki yazımı paylaştım. Hiç de kırılgan olmadığımı orada gördün. Fakat, bloğundaki yazından anladım ki bu "insan dışı" ithamının mizahla falan ilgisi yok. Reklamcılık eleştirisini anlarım, reklamcı...
more...
- A. Selim Tuncer
Selim Tuncer, Don Kişot geldi aklıma...Bir kamyon yazasım var şuraya ama haybeye olduğunu nice kereler gördüm. Ve daha fenası, bu algıyı biz sektör olarak yarattık. "Herkes reklamcı olabilir" algısını cümleten yarattık, bunun sonucunda "Herkes bu meslek hakkında ahkam kesebilir" hadsizliğinin çıkmaması zaten beklenemezdi. Yazdım yazdım sildim, sinirim depreşti...
- Olcayto Cengiz
Olcayto Cengiz; bence sinirin geçtikten sonra yaz! :) Eleştirinde haklısın. Hatta Elestirel Gunluk'ün şu ifadelerle yakıştırdığı niteliklerimizi de kaybettik: "Renklerin dilini onlara sorun. Rus edebiyatındaki kişilik analizinin ve bu analizlerin nesnel ve öznel koşulların tanıklıklarından yola çıkıp neo-Marxist toplum ve tarih sentezlemelerini onlara sorun, yada romantiklerin toplumla...
more...
- A. Selim Tuncer
Uğur Hocam; "iyi niyet"ten başka ne var elimizde?
- A. Selim Tuncer
Selim Tuncer ben egitimin de elestirilmesinden yanayim ve egimciler de elestirildi elestiriliyor. Aslina bakarsaniz en cok elestirilen meslek gruplarindan biridir egitmenlik (Duymussunuzdur Freire'den tutun da Giroux'a kadar hatta McLaren'e kadar bir suru elestirmen vardir egitimin taaa icinde hem de). Gramsci'nin dedigi gibi hegemonya asla yuzde yuz olmaz, olamaz, kendi karsitini da...
more...
- Elestirel Gunluk
Olcayto Cengiz sinirini deprestiren sizden kisiler mi ben mi? Eger reklamci diye kendini pazarlayanlardan soz ediyorsaniz sizle hem fikirim. Hic bir sey olamayan reklamci olmus abi... Bana kiziyorsaniz ve elestirme hakkimin elimden alinmasi gerektigini savunuyorsanir orada da totaliterlik yapmis olursunuz. Hadden soz etmek cok undemocratic. Kim belirliyor kimin neye haddi oldugunu ha? Bak sen Selim hocani dinle sakin ol. Yoksa cirpindikca batiyorsunuz...
- Elestirel Gunluk
Afedersiniz ancak bir şey sormadan yapamayacağım, yukarıda ilk yorumlarınızda reklamcı olmadığınızı, olmak da istemediğinizi belirtmişsiniz. Yani bu iki doneye bakarak bu meslek ile hiç alakalı olmadığınız sonucuna varmak düz mantıkta çıkan sonuçtur. Misal ben kepçe operatörü değilim, hiç de olmak istemedim bu sebeple hiç bir fikrim yok kepçe operatörlüğüne karşı. Peki bu kadar size...
more...
- Olcayto Cengiz
Olcayto anliyorum tartisma tonunu yumusatmak hatta bir dialoga yonelmek istiyorsunuz ama o denli kaygilanacak bir sey de yok. Insanlar ofkeli olurlar yani. Bu ofkeyi de geregince (kendince) ortaya koyaralr. Ofkeliyim. Inkar edecek degilim. Ama ofkemin hakli bir ofke (indignation) olusu var ki bunu anlamak icin biraz sosyopsikolojik sureclerden anlamak gerekiyor. Sizin ve digerlerinin bu...
more...
- Elestirel Gunluk
Hayatının önemli bir bölümünü gözlem ve analiz yaparak geçiren bir meslek grubunun toplumun genelinden bir miktar ayrışması, hatta bir çok konuda fikir veya bilgi sahibi olması oldukça doğaldır. Bu bizleri şeytanın uşağı haline getirmez genelde. Kaldı ki bu eleştirdiğiniz "ukala grubuna" şu başlık altında hemen her konuda ahkam keserek kendinizi de dahil etmişsiniz. Ayrıca yazınızda...
more...
- Monad Teodise
Bununla da yetinmeyerek binlerce kişinin içerisinde yer aldığı bir sektörün tüm çalışanlarını neredeyse "satılmışlık" ile suçlamışsınız. Kusura bakmayın ama böyle basit bir tümevarım ile yapılan bu genelleme düpedüz "ahmaklıktır" Bu durumu haklı çıkarmak ve yazınızı biraz süslemek için edebi örneklere sığınarak "çok zeki, bilgili, ve kültürlüyüm" alt mesajıyla "kendi reklamınızı yapmak" ise vaziyeti kurtarmaz.
- Monad Teodise
Biz "Friend's Feed?" de bu tip antipatik dikkat çekme çabalarına "trollük" deriz. Troller, herhangi bir konuda öne çıkmakta başarısız olup, bu durumun verdiği kuyruk acısıyla sağa sola saldıran anti kahramanlardır. Bir anda dijital şöhret kazanırlar ama bu şöhretleri 1-2 günden fazla sürmez ve bunun ardından kitlenin büyük bir kısmı tarafından bloklanırlar çoğunlukla...
- Monad Teodise
Ayrıca reklamcılar gibi ortalama iq seviyesi belli bir limitin üzerinde "olmak zorunda olan" meslek gruplarını böyle öküzlemesine eleştirirken çok daha kuvvetli argümanlar yaratmanızı tavsiye ederim. Şu haliyle gülünç bir çaba olmuş. (zahmet edip cevap vermeyin, zira bir kez daha dönüp ilgilenmeye değer görmüyorum yazdıklarınızı. O yüzden iki satır üstte yer alan önerime uygun olarak engelleyeceğim)
- Monad Teodise
"Yeri gelmişken, burada reklamcı ve pazarlamacı birileri varsa... kendini öldürsün. Hayır, hayır. Bu sadece küçük bir fikir. Sadece tohum ekmeye çalışıyorum. Belki günün birinde kök salar - bilmiyorum. Deneyin, elinizden geleni yapın. İntihar edin. Cidden yine de eğer öyleyseniz, yapın. Yaptığınızın akla uygun bir tarafı yok ve sizler şeytanın küçük yardımcılarısınız. Pekala - intihar...
more...
- obeca
Nefret ettiğini söylediği bir kaç doları kazanabilmek için sahneye çıkarak, "sarcasm" ve kara mizah eşliğinde tüm sistemi eleştirmeye soyunan, hatta bu durumu farklılaşma stratejisi haline getiren, ancak kontrol edemediği öfkesi yüzünden 32 yaşında "pankreas kanseri" nedeniyle hayata veda eden orta sınıf bir amerikan komedyeni öyle söylediği için kimsenin kendisini asacağını, yada yaşam...
more...
- Monad Teodise
Reklam sektörü sistemi çok daha etkileyici ve yaratıcı yöntemler ile eleştirir yeri geldiğinde, meraklanmayın! Eğer reklamın sadece ürün satmak için kullanıldığını düşünüyorsanız, lütfen şuna da bir bakın, bunu yapan da reklamcıdır; http://goo.gl/SYbt
- Monad Teodise
Reklamcılar kendini assın, muhasebeciler köprüden atlasın, eğitimciler harakiri yapsın, bankacılar Rus ruleti oynasın, sanayiciler baldıran otu yesin, bakkallar bileklerini doğrasın, inşaatçılar ötenazi hakkını kullansın, işçiler açlıktan ölsün... Kapitalizmin değirmenine su taşıyan herkes gebersin. Böylece "sınıfsız bir dünya" ütopyamız gerçekleşsin. Mezarlıklar bizi bekliyor!
- A. Selim Tuncer
A. Selim Tuncer; "bill hicks böyle diyor"dan başka bir şey söylemek istemedim. mizahın abartıdan da beslendiğini/abartıyla da iş yaptığını söylemeye gerek yoktur sanırım? yoksa kimse intihar falan etmesin, kimse kimsenin ölümüne neden olmasın.
- obeca
Onu bunu trollükle suçluyorsun derken, sanırım bu suçlamayı ff'te ilk kez gerçekleştirdim. Ayrıca her meslek grubunun eleştirilebilecek yönleri elbette mevcuttur. Ancak eleştiri yaparken mantıklı bir yaklaşım benimsemekte yarar var. Sistem adamlığından bahsediyorsak örneğin, bu kitlenin içerisine bankacılar, avukatlar, pazarlama iletişimi uzmanları ve daha nicesini rahatlıkla dahil...
more...
- Monad Teodise
Stres kabul görmüş bir kanser tetikleyicisidir Vladimir!
- Monad Teodise
Samimiyet ararım ben her eleştiride. Eleştiri, şikayet, bunlar güzel kurumlardır mevzuuna girmeyelim şimdi. Ancak samimiyet denilen şey, insanın aklı başındaysa, kendindeyse insan, değer kazanır, öyle değil mi? Gecenin bir vaktinde yabancı bile olsa yan yana vakit geçirmekten çekinmeyebileceğiniz sarhoş bir serkeşle, sistem eleştirisini kullandığı onca argümana rağmen şimdi burda türlü...
more...
- alirizaesin
Arkadaşlar, @Obeca, @Vladimir; hangi meslek dalının, hangi sosyal grubun veya hangi güç merkezlerinin kapitalizmin ömrüne ömür kattığına fenomenler üzerinden şak diye karar veremeyiz. Bu suçlamalarda bir "günah keçisi" icat edilmeye çalışıldığını görmemek zor. Eğer bu, vicdanımızı rahatlatacaksa küfretmeye devam edelim. Yukarıda da belirttim, ben bu tartışmalardan genel olarak kaçarım,...
more...
- A. Selim Tuncer
Münazara mı yapıyoruz? Ne demek eleştirinin samimiyete ihtiyacı yoktur? Neyse Vladimir, kolay gelsin sizlere.
- alirizaesin
@Vladimir; reklamcılık eleştirilemez demiyorum ki zaten! Ve içinde olduğum için ben sizden çok daha fazla eleştiriyorum. Günün yirmi dört saati... Meselenin bu olmadığı anlaşılamadı mı?
- A. Selim Tuncer
@Vladimir; sanıyorum arzu ettiğin şey bu 'feed'in altında gerçekleşmez. Usul esastan önce gelir. Ve burada, yukarıdaki hakaret durdukça sağlıklı bir tartışma usulü oluşturulamaz. Başka bir 'feed'de inşallah. :)
- A. Selim Tuncer
@Vladimir, Selim hocanın da söylediği gibi burada bir cadı avı var. Bir günah keçisi yaratma ihtiyacı çok net görülüyor. Bu saldırının arkasında yatan öfkenin ortaya çıkış sebebini bilemiyorum ancak amacın bir fikir tartışması geliştirmek olmadığı açık. Bununla birlikte "reklam sektörü eleştirilmesin" dediğim falan yok. Reklamcıların değer yargıları ve etik anlayışı ise tıpkı diğer...
more...
- Monad Teodise
Kendini yok etmeli. :) @Vladimir, şaka tabii!
- A. Selim Tuncer
Evet "kızılderili" muamelesi görmüşüz burada. Üstelik kendi "zavallı" etik anlayışım doğrultusunda o bakış açısına tamamen karşıyım :)
- Monad Teodise
Önce "insandışı yaratıklar" lakırdınızı geri almalısınız ki iş 'hakaret'ten 'eleştiri'ye dönebilsin EG. Kapitalizm bağlamında bir sektörün eleştirisi başka şeydir, meslek mensuplarına anlamsız bir hakaret savurmak başka şey.
- hafif abi
Yanılgı ve saflık içine düşmüş olabilirim. Ama şöyle bir teorim var: Her ne kadar Türkiye uzun yıllar plan ekonomisi ile yönetilse de bunu bugün savunan jenerasyonların abileri ve ablaları hiçbir zaman TR de sokaklarda söz sahibi olamadı, adam yerine koyulmadı. Şimdi o tren de geçti, bu fikirlerin geçerliliği kalmadı. Düşüncenin ve ifadenin en kolay ve minimum sansürle yayılabileceği...
more...
- Herr 5 Postasson
@5 Posta; renklere açığız, sadece kan rengi olmasın!
- A. Selim Tuncer
A. Selim Tuncer, gerçekten de ünlü bir komedyenin konuyla ilgili laflarını buraya aktarmaktan başka bir yorumum olmadı. tartışmayı takip ederken aklıma geldi, eklemek istedim sadece. bu onun görüşlerine ya da üslubuna "tamamen" katıldığım anlamına gelmiyor ve tabii (yine de) dikkat çekici ya da üzerine düşünülesi bir yorum olarak algılanabilir? belki de komiktir bile? :) tekrar olacak...
more...
- obeca
@obeca; "kan rengi", 5 Posta Stalin'in adını anınca aklıma geldi, üstüne alınma! Ayrıca o meslekleri "intihar"dan farklı nedenlerle saydım. Sorun yok!
- A. Selim Tuncer
@Vladimir; o fabrikalara isyan edelim elbette, ama o fabrikada çalışan muhasebecileri ne yapacağız?
- A. Selim Tuncer
Vladimir - açıkcası ben yorum yazarken senin yorumlarını okumamıştım. Şimdi geri gidip bir daha baktım. Amacım durduğun noktayı anlamak, sana istediğin cevapları elimden geldiğince verebilmekti. Taa ki kot reklamı yaparken yeraltında ölen işcileri düşünmek cümlesine gelinceye kadar. Benim bilmediğim özel bir olaya referans veriyorsan bilgim yok, o zaman susayım. Ama böyle bir olay yok da, bu mantık çerçevesinde düşünüyorsan hiç kendimi yormayayım. Kafam dağınık, anlayışım kıt bugün.
- Herr 5 Postasson
@Vladimir; seni bir şeyle suçladığımı nerden çıkarıyorsun? Ama şunu ayıramadığınızı anlıyorum: Reklamın kapitalist ekonomideki işleviyle reklam sektörü içinde ekmek parası için çalışan, yazan, çizen çocukları özdeşleştirmek. Yapmayın bunu diyorum. Ve kötü bir şey demiyorum.
- A. Selim Tuncer
Kot işçileriyle ilgili görüşümü merak ediyorsan da bir yazımı paylaşayım; sana bir şeyler anlatır: "O siyah ellerin annesi 1976 isyanında beyazlar tarafından vahşice katledilmişti!" http://selimtuncer.blogspot.com/2006... Bu arada, reklamcıların kendi iç tartışmaları açısından da iyi bir örnek oldu bu...
- A. Selim Tuncer
Vladimir - Verilen linkdeki videoyu çalıştıramadım ama olayın özünü anlamak zor değil tabi. Aslında senin bu sorunu sadece reklamcılara değil her meslek grubuna sorabiliriz. Günlük hayatında bile satın aldığın kıymanın kuzusunun hangi şartlarda yaşantısını sürdürdüğünü düşünmek durumundasın. Çocuğunun öğretim yılında yapacağın kırtasiye alışverişinin kaçta kaçı Çin'de, fabrikalarda...
more...
- Herr 5 Postasson
@Vladimir; bir reklamcı da niye kendinden menkul olmasın, onu anlamak mümkün değil. (Bu "kendinden menkul" ibaresi çok uygun olmasa da, meram anlaşıldığı için tekrar ediyorum.) Reklam endüstrisi de çevreyi kirleten bir fabrika gibiyse, orada çalışan bir yazarla muhasebeci arasındaki fark nedir? Reklam endüstrisi bir teorisyenler topluluğu değildir. İletişim fakülteleri iyi yazsınlar,...
more...
- A. Selim Tuncer
Bu arada, yukarıda linkini paylaştığım yazıdan bir iki paragraf alıntılamak yararlı olacak. Bu da "içeriden" bir sektör eleştirisi: Gözettiğim şey, mesleki kriterlerin de üstünde olan/olması gereken insanlık kriterleri... Her zaman ülkenin entelektüel birikimini bünyesine devşirmiş, çeşitli sanat ve bilim dallarıyla haşır neşir olan, gün görmüş, dünyayı ve (belki) ülkesini tanıyan,...
more...
- A. Selim Tuncer
Aslında çok küçük bir nüans anlaşamadığımız: Reklam endüstrisi ve blue-jean endüstrisi... Diyelim ki, ikisi de kötü... Ve ikisinde de ekmek parası için çalışan insanlar var. Bu insanlar her iki tarafta da şirketinin iyiliği için çalışmak zorunda ki, aldığını hak etsin. Burada bir paradoks olmadığını söylemek elbette mümkün değil. Evet, var. Belki her iki tarafta da yer alan "iyi...
more...
- A. Selim Tuncer
Ne olmus burada yahu? Vlademir ve obeca tartismanin niteligine katkilariniz icin tesekur ederim. Bilmem butun yazilanlara cevap verebilir miyim ama bi ara donup yazarim...
- Elestirel Gunluk
Mert yavrum senin illüzyonlarin delusionlara donusmus..Ha ha ha ...
- Elestirel Gunluk
İyi bir noktaya geldin Vladimir; buradaki sorun bomba yapan mühendisin değil, tüm mühendislerin hakarete uğramasıydı. Reklamcıların büyük çoğunluğunun bazı vicdani meseleleri kulak ardı ettiği ise doğru değil. Maalesef dışarıdan öyle görünüyor olabilir. Bu da reklamcıların sorunudur tabii. O yazımın linkini tekrar veriyorum, çünkü yazının arkasındaki görüşler de reklamcılara aittir....
more...
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, senden yorum geleceğini hisseden yorumunu silip kaçıyor! Niye ki? :)))
- A. Selim Tuncer
@Orkut Ozdemirci: Ben sen gibi “zahmet edip cevap vermeyin, zira bir kez daha dönüp ilgilenmeye değer görmüyorum yazdıklarınızı” gibi bir tavir gostermeyecegim ve size sizi bilen birinin burda verdigim yanitlari size iletmesini umut ederek sacmaliklarinizin bir kacina cevap verecegim. Pardon cevap verilecek bir sey yok. Tepki verecegim: 1) Fuck you!, 2) Seni cok ezmisler, cok! Bu halin...
more...
- Elestirel Gunluk
@Vladimir abi cok iyisin valla. Cok sagol benim aciklayamadigimi daha iyi bir dille acikladigin icin. Ozellikle sunu daha guzel kimse aciklayamazdi "Simdi reklamcilari elestiriyoruz, yarin bomba yapan muhendisi, ertesi gun dayak atan ogretmeni, sonraki gun hastasina ozen gostermeyen doktoru... Bunlari elestirecegiz ki, dunya daha guzel bir yer olacak. Reklamcilardan tek beklentim...
more...
- Elestirel Gunluk
Sanki soylenecek hersey soylenmis gibi. Bence verimli bir tartismaydi. En son sunu da aciklamak zorunda hissediyorum kendimi: Sosyo ekonomik ve politik elestiride pozitivizmin nicel kriterleri olmazsa olmaz bir kural degildir. Tartismalarda pekala genele yonelik soylem ve yargilarda bulunulabilir. Zencinin biri irkciliktan soz ederken her defasinda “bazi beyazlar” demek zorunda...
more...
- Elestirel Gunluk
Elestirel Günlük; bu ne asabiyettir hocam yahu? Başbakanımız "Asabiyet de bir hitabet sanatıdır!" diyor ya, onun asabiyeti seninkinin yanında belagat sanatı hükmünde kalır vallahi. Bilmiyorum, küfürler İngilizce olunca küfürlükten çıkıyor mu? Yoksa 18 yaşından küçükler için bir tetbir mi? Neyse ki son yorumunda, genellemenin herkesi içermediğini söyleyerek bir adım geri atabildin,...
more...
- A. Selim Tuncer
Bu önyargılı, kısa görüşlü ve dar meslek tartışmaları bir yere götürmez. Silahları (hele ki atom bombasını) yaptıkları için fizikçilere de saldırabilirsiniz. ABD'nin yıldız savaşları projesini yarattıkları ve Irak savaşındaki rolleri için IT'cilere de sözünüz olabilir. Bunları söyleyince kendinizi "barış meleği", "adalet timsali" falan zannedebilirsiniz. Bence bir sakıncası yok. Kendini kandırmak isteyene kimse engel olamaz.
- Uğur Özmen
@Mert, kesin emin olamayacağın bir konuda hüküm vermen doğru değil.
- A. Selim Tuncer
mert, "yanılma payı" nedir biliyor musun?
- hafif abi
Selim hocam kizmayin bana verili ahlak kurallari icinde tartismiyorum diye. Bunu uygulayabilecegim tek platform bu yahu. Hosgorun. :-) Bilimsel makale yazsam kimse yayinlamaz, kitap yazsam kimsa basmaz sanal ortamin empowerment denilen fonksiyonundan biraz da ben yararlanmaya calisiyorum, hepsi bu. Bir de gercekten kufur yerinde kullanilirsa, ofke hakli bir sekilde kanalize edilirse...
more...
- Elestirel Gunluk
Ha Selim hocam bi de geri adim falan atmadim. Yani yanlis olduguna inandigim yerde geri adim da atarim o sorun degil de, ben sadece genellemenin anlamina aciklama getirmistim. Hitler analojisini de yanlis anlamissiniz ben Hitlerin yaptiklarinin yaninda iyi yanlarinin soz konusu dahi edilemeyecegine gonderme yapiyordum. Yani yine genellemenin anlam ve boyutunu aciklama babinda...
- Elestirel Gunluk
Peki, teşekkürler. (Haklısın, Hitler'i yanlış anlamışım.)
- A. Selim Tuncer
Yorulmadık mı? Tartışmaların ve tepkilerin sert olmasına neden olan en önemli faktörlerden biri niyet okumalar... Bir 'feed'e ilgi gösterilmemesinin arkasında hemen tiksindirici tepkiler aramak ve bulmak doğru değil. Vladimir, bir türlü şurada anlaşamadık; "Reklamcılar insan dışı yaratıklardır!" diyen bir 'feed' hiçbir meslek erbabını tartışmaya davet etmez. (Bana bakma sen! Ayrıca...
more...
- A. Selim Tuncer
Kim tartışıyor Vladimir? Hangi meslek grubunun FF'de kendi alanlarıyla ilgili eleştirel tartışmalarına tanık olduk/oluyoruz? Bankacılar, eğitimciler, gazeteciler, bakkallar?.. :))) Ayrıca bunu niye illa ki FF'de yapsınlar? Reklamcılar teknolojik gelişmelere daha açık, ortamlarda daha etkin, görünürlükleri daha yüksek diye bu sorumluluğu sadece onlardan beklemek adil olur mu? Ya da niye bunu yapmıyorlar diye suçlamak?
- A. Selim Tuncer
Selim hocanın verdiği "Handan" örneği, reklamcıların bu konuları gayet aleni şekilde tartıştıklarına dair bir ispat niteliğinde olmalıydı bence. Ama burada tartışma bitmemiş, kot işçilerinin ölümüne sebep olan hastalıktan bahsederken, işçiyi çağ dışı şartlarda çalıştıran adamı değil de, ofisinde oturup müşterisi için nasıl "etkileyici" bir reklam oluşturabileceğini düşünen reklamcıyı...
more...
- Monad Teodise
5posta da bu konuda gayet iyi bir örnek vermiş. Böyle talihsiz bir olayın sorumluluğunu belli bir meslek grubunun değil, sizin, benim, herkesin sahiplenmesi gerekir. Sivil toplum örgütlerinin, çalışma bakanlığının, tüketicilerin ayağa kalması gerekir! Bu tip meseleler ancak o zaman kalıcı olarak çözümlenebilir. Tüketicilerin "kürk üretimi" konusunda verdiği haklı tepkinin (bu sorunun...
more...
- Monad Teodise
'Feed'in kaymaklı kadayıfı kabilinden, biraz eğlenceli, biraz hüzünlü ve biraz da düşündürücü iki yazı paylaşayım. Biri benim: Kapitaliste sosyalizm lazımdı, o da bizde vardı! http://selimtuncer.blogspot.com/2006... Diğeri de Şahin Tekgündüz'ün bu yazıyı yazmama neden olan "Reklamcı niye ağlar?" başlıklı yazısı: “O günlerde sermayeye karşı...
more...
- A. Selim Tuncer
Her eleştiri içindeki bilgi, gerçeklik, niyet, zeka, uslup düzeyi üzerinden kendi muhataplarını hakeder. Eleştirel Günlük bana iyi oku demişsin. Samimiyetle söylemeliyim yeniden yeniden okuyacağım. Eğer "basit" sorularına muhatap sorunu yaşıyorsan evet bunu sanıyorum daha da yaşayacaksın. Ama soruların basitliğinden değil o soruları çoğumuzun "yani kendini insan sanan reklamcılar" ciddiye aldığından emin olabilirsin. Ama rahat ol "tek insan" sen değilsin... Yani umarım...
- A. Uğur Alparslan
Bu mevzu neden alevlendi yine? - A. Selim Tuncer. (bence bir ab ulkesi elciligine yakin yerde ev tutun, bir de pasaportunuz yatagin basucunda olsun. Devrim olacak diyorlar)
- Herr 5 Postasson
Armut!.. “Armut”a neden “armut” dediğimizin bir cevabı olması gerekmiyor. Önemli olan “armut” kavramına “armut” ismi vermemiz ve bu konuda uzlaşmamız. “Armut”u duyduğumuzda zihnimizde “armut” kavramının açılması... Bunun dışında, armudun sapının, üzümün çöpünün hiçbir önemi yok!
- A. Selim Tuncer
Sonunda, dayanamamış Selim usta... "Çok sayıda mesaj göndermek, gönderenin bahtsızlığıdır" deyip, konuyu açıklamış. Ben yine de ısrarlıyım... Bazı mesajların güzelliği anlamak istemeyenlere "anlamama fırsatı" vermesidir, bence..
- Uğur Özmen
Hocam, bu fırsatı ellerinden almak için mesajları çirkinleştirmek mi gerekir?
- A. Selim Tuncer
Zor bir soru oldu bu... Terledim, ekranın önünde... Mesaj güzelliğinden birşey kaybetmemiş gerçi. Ama bir de... Karmaşık görünmesinin güzelliği var ya... Belki de benim hoşuma giden o... Üstelik bazı cümlelerin tersi geçerli değil. Demem o ki, güzelliği anlamak istemeyenlere "anlamama fırsatı" vermesinde; ama aksini yapınca da çirkinleşmiyor. Sadeleşiyor (basitleşmeden)...
- Uğur Özmen
Yazı, konularımla mesleki anlamda hiç ilgisi olmayan, Racih Tokaç isimli "havayolu bürokratı" bir arkadaşımdan şöyle bir yorum aldı: "İşte! Bu, bu! Gençliğimde göstergebilim, iletişim, derken yapısalcılık, hatta Levi Strauss okumaya kalkışmışlığımı hatırlıyorum... O yıllarda tabii bilgisayar, internet, bloglar nerede? O yıllarda bizim dergilerdeki, kitaplardaki yazarları da anlamak ne...
more...
- A. Selim Tuncer
Racih Beyin dediği gibi, dünyanın sayılı pazarlama bloglarından birini, meslekten olmayanların dahi anlayacağı kadar sade, yetişemeyeceğimiz kadar sık yazan bir pazarlama üstadımız olduğu için çok şanslıyız.
- Fatih Bektaş
Dikkat : selimtuncer.blogspot.com adresindeki web sitesi, bilgisayarınıza zarar verebilecek veya izniniz olmadan çalışabilecek kötü amaçlı yazılım barındıran www.gennaport.com sitesinden öğeler içeriyor. Kötü amaçlı yazılım içeren bir web sitesini yalnızca ziyaret etmek bile bilgisayarınıza virüs bulaşmasına yol açabilir.
- Kadir a
Bu Firefox ve Chrome tarayıcılarında bazı eklentilerden kaynaklanıyor sanırım. Daha önce benim de bazı sitelerde karşılaştığım bu sorun için Google İrlanda ofisi ile dahi yazışmama rağmen çözümlendi denilerek konu kapatılmıştı. Bazı IP numaralarında sorun gözükmezken, bazılarında sorunla karşılkaşılıyor. Sanırım görselleri www.gennaport.com adresinden taşımak gerekiyor.
- Fatih Bektaş
Selamlar, "Hatta, düşünme fiilini gerçekleştirebilmemiz de sözcüklerle mümkün olur. Yani sözcüklerle düşünürüz ama..." demissiniz. Uzun tartismalarin, arastirmalarin, deneylerin konusu olmus bir soru (dil-dusunce iliskisi) hakkinda biraz cabuk karar verdiginizi dusunuyorum. Dilin dusunce uzerinde etkisi oldugunu kabul etmeyi yadirgamiyorum, ama dusunmenin ancak dille, sozcuklerle mumkun...
more...
- mkz
Kestirip atmıyorum. Nitekim bu yorumlar kesilip atılamadığını da gösteriyor. Ben baskın görüşlerden birini benimsedim yalnızca... Nitekim başka bir kurama da başvursam kendi yazımın tezinde bir boşluk oluşmaz. Bir alıntı: "Yapılan çalışmalar gruplandığında ortaya dört belli başlı teorik yaklaşım çıkıyor. 1. Düşünsel gelişim dil gelişiminde belirleyicidir (Piaget ve takipçileri). 2. Dil...
more...
- A. Selim Tuncer
Kestirip atmak biraz kaba bir tabir olmus, kusuruma bakmayin. Tesekkurler cevabiniz icin.
- mkz
Ibrahim Gezer soyle demis: "Dil, insanı diğer canlılardan ayıran ve insana özgü bir yetenektir. İnsan dilini toplumsallaşma süreci içerisinde öğrenirken, diğer canlılar dili kalıtımsal olarak elde ederler ve temel gereksinimleri için kullanırlar." Halbuki bazi maymunlarin birbirleriyle anlasmak icin kullandiklari kimi isaretleri dogustan bilmedikleri, buyurken, "toplumsallasma sureci...
more...
- mkz
Yine yazinin anafikrinden cok gecerken edilmis bir-iki lafa takilmis oldum galiba :)
- mkz
Bilmez misiniz ki, çekmemiştir bilim hiçbir şeyden, "genelleme"lerden çektiği kadar! :)))
- A. Selim Tuncer
"Yapısalcı dilbilime göre dış dünya, kesintisiz bölünmemiş büyük bir yığın, bir bütündür ve dil bu yığını anlaşılır kılmak için böler. Örneğin dilden önce taş, kaya ve maden ayrımı yoktur ama biz bütünü, taş sınıfı, kaya sınıfı, maden sınıfı olarak birimlere ayrıştırır ve böylece dünyayı kavranılır, anlaşılır hale sokarız. Bunu yapmasaydık zihnimiz karmakarışık bir duyumlar yığını...
more...
- A. Selim Tuncer
"Derrida'ya göre söz ile yazı karşıtlığında bu tür bir değerlendirme yine sözmerkezciliğin bir ürünüdür, çünkü dilden bağımsız olarak bilinçte düşünceyi varsaymakta ve dili, mevcut düşünceyi aktaracak bir araç olarak görmektedir. Sözmerkezciliğin kandırıcı tuzağı, söz ile bilinç arasındaki bu ilişkide ortaya çıkar. Özellikle kendi kendime konuştuğum zaman sözlerimle kafamdan geçenler...
more...
- A. Selim Tuncer
İnsanın çok yere işaret koyası geliyor ama... :)
- A. Selim Tuncer
Bunları atlamışım, işaretliyorum, ama illa ki geri dönüyorum, bir şekilde. İyi oluyor işaretlemek:))
- Ozgur Uckan
Muhtemelen atladıklarımız atlamadıklarımızdan fazla... SSFF hareketi! :)
- A. Selim Tuncer
Bloga gelen japonca spamlar ekstra bir tat katmis yaziya.
- husdemir
Sıkı Japon takipçilerim var, yazıdaki armut resimlerine bakıyorlar! :) Bunlardan kurtulmanın bir yolunu bilen var mı? Musallat oldular bana...
- A. Selim Tuncer
"Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden sonra ülkemizin gördüğü en ilginç enstitü olayı ile karşı karşıyayız. Ben olsaydım, Her şeye Rağmen Yaşayan Diller Enstitüsü derdim. Tabii ki; Türkleştiremediğimiz Diller Enstitüsü de hemen akla gelen seçeneklerden. Biraz uzun olabilir ama; Bükemediğin Dili Öğreteceksin Enstitüsü’nde de karar kılınabilir. " :)))
- Ozgur Uckan
Dil yaşayan bir organizmadır. Bu da insanın teknolojik gelişimiyle ilişkilidir. Bugün dile yön veren teknolojiyi üretenlerdir. Televizyon kelimesi, email vb kelimeler buna örnek verilebilir. Bu noktada teknolojik gelişme ya da üretim dilin evrimini belirler ve onu yaşatmaya devam eder.
- Mon Çiçi (Ç. Zeytin)
http://emol.org/movies... bu film konuya boyut katabilir bulursanız izlemenizi tavsiye ederim. Ormanın çocuğundan farklı olarak kurtlar tarafından yetiştirilmiş bir çocuğun şehre ve dile adap oluşunu ya da olamayışını sorguluyor.
- Mon Çiçi (Ç. Zeytin)
dil bizi yapar, diyeyim, yukardaki işaretimi boynu bükük bırakmayayım... (Bir şey de söylemiş olmayayım, ama olsun:))
- Ozgur Uckan
Izole sekilde buyumus, sonradan "medeniyet"le tanismis cocuklarin algilama/dusunme/dil edinimi surecleriyle ilgili referanslar, vb. bulunabilecek soyle bir sayfa da var: http://www.feralchildren.com/en...
- mkz
Nell geldi aklıma birden... Aslında bu hikayeler, kimliğimizi hangi faktörlere borçlu olduğumuzu, hatta kimliğimizle bu faktörlerin belki de tek bir bütünü oluşturduğunu çok keskin biçimde anlatıyor. Evet, dil bizi yapar Özgür Hocam. Çok şey söylemiş oluyorsun aslında...
- A. Selim Tuncer
Selim hocam, bu yazıyı tekrar okudum şimdi de, teknolojinin "doğanın kopyasından" başka bir şey olmadığını düşündürdü, şuraya not edeyim dedim :) Kodlar içeren bir paket gidiyor, karşi tarafta açiliyor, birleştiriliyor, sonunda ortaya mesela bir JPEG çikiyor. O kodların (tcp paketlerinin) JPEG olduğunu TCP-IP bilmiyor, bilgisayarlar biliyor. Nasilki ses çiktiğinda "doğa" bunun anlamini bilmiyorsa...
- deerstep
Mümtaz'er Türköne: "Ana dil deyince anadan öğrenilen dili anlıyorlar. Oysa ana dili aynı zamanda bir kültür dilidir. Genelkurmay Başkanı 'Kürtçeyi anasından babasından öğrensin. Engel mi var?' diyor. Ben Türkçeyi annemden öğrenmedim. Eğer annemden öğrenseydim, bugün Ankara’nın Çubuk havalisinin aksanıyla 200 kelimelik bir Türkçe konuşuyor olurdum. Ayrıca Kürt sorunu özünde Kürtçe sorunudur. Yasaklarda ısrar etmek, Kürt sorununun çözümüne engel olmak demektir." http://taraf.com.tr/makale...
- A. Selim Tuncer
"Öbür yanda, bilmem farkında mısınız, Türkiye’nin milli kimlikle hiç problemi olmayan yörelerinde de beş on yıldan beri bir eski adlara dönüş hareketi var. İlk eyleme geçen Kayseri’de Germir miydi, Antalya’da İbradı mıydı hatırlamıyorum. Hayır efendim, “Konaklar” veya “Aydınkent” olmak istemiyoruz dediler; mahkemeye gidip çatır çatır eski adlarını geri aldılar. Şu ana kadar en az...
more...
- A. Selim Tuncer
"Bazı şeyler vardır ki onlara dokunmamak asgari terbiyenin gereğidir. Sen kimseye gidip, 'senin adın niye Sevan, Selim yapalım' diyemezsin; desen ağır cevap alırsın çünkü. Aynı şekilde, insanın anasının, dedesinin yaşadığı yerin, kendi şahsiyetinin bir unsuru olarak gördüğü topluluğun adını da 'böğğ o nasıl ad öyle, Çamlıyamaç yapalım' diyemezsin; dememen gerekir." http://taraf.com.tr/makale...
- A. Selim Tuncer
Algı sıkıştırma ve kodlama ile çalışıyor evet. Yalnız ben bu sıkıştırma aşamasında yaratılmış olan algoritmanın yarattığı kültüre dikkat çekmek istiyorum. Başka bir deyişle bu sıkıştırma algoritması bizatihi kültürü betimler / belirler kaçınılmaz olarak. Temelde yer alan anadil ise sonrası için belirleyici (yoksa sınırlandırıcı mı?) olacaktır. Örnek: "Çay ister misiniz?" sorusuna cevap:...
more...
- mat [ positively 0 Rh ]
Anadil dediğimiz dil kadar algının da temeli. Fransızca, ingilizce, az biraz flamanca ve rusça bilgim var. Yabancı kelimelerin tanımlarını o dildeki sözcüklerden öğrenirim, ama kültürün "ekin" olduğunu öğrendiğimde "ekmeden alamazsın" gerçeği sosyo-kültürel olarak kafama dank etmiştir. Bilgisayarı neredeyse bebekliğimden beri yaşarım ama sistemin türkçesinin "bileşke" olduğunu...
more...
- mat [ positively 0 Rh ]
"Kısacası dilin ve hayatın eşyaşarlığı söz konusu" ve "ekmeden alamazsın" yargılarını tekrar ediyorum. Bir de şunu: "Tanım ile karşılık faklı şeyler, zira bir kelime sayfalarca tanımın yerini daha iyi tuttuğu için kelime olarak var olmuş." Teşekkür ederim.
- A. Selim Tuncer
"Erdoğan’ın 'anadilde eğitimin' özel kurumlarca verilebileceğini ama devletin “anadilde eğitim” vermeyeceğini söylemesi artık sadece siyasi bir partinin görüşüdür. Bir başka parti de kalkıp seçimlerde halktan oy isterken 'anadilde eğitimi' savunabilir. Savunacaktır da. Yeni bir Türkiye kuruyoruz. Seksen yıl tahakküm kuran ordu ve yargı, geriye, ait oldukları alanlara itiliyor. Onlar...
more...
- A. Selim Tuncer
"Kürtçe eğitim meselesine farklı bir pencereden bakmayı denemeliyiz. Anadillerinde eğitim hakkı, Kürt vatandaşlarımızın en doğal hakkı. Bu hakkı yasaklar ve tartışma konusu haline getirirseniz bu hak bir siyasî soruna dönüşür. Üniter yapıyı koruyacak olan güç anadilde eğitimi yasaklamak değil, resmî dilin kullanımını teşvik etmektir. Özellikle ekonomik entegrasyon, resmî dilin...
more...
- A. Selim Tuncer
Geçenlerde AB Bakanı Egemen Bağış, yumurtalı bir protestoya uğradı. Evet, bunda bir zeka yok, hatta yumurta saldırılarının biraz cılkı da çıkmış durumda, fakat devamındaki karşılıklı mesajlaşmalar fena değildi.
- A. Selim Tuncer
Madem öyle sarısı canlı köy tiviti olsun. :)
- A. Selim Tuncer
Mustafa Avcı (blogda) yazdı: Bir de Çankaya Üniversitesinden gençlerin, bütün bu yaşananların üzerine Egemen Bağışa Kinder Süpriz Yumurta hediye etmesi durumu vardı. Bence Öğrencilerden önce protestoya uğrayan sayın bakanlar akıl etseymiş bunu daha iyi olurmuş. E Başbakanımız arabasının arkasında çocuklara oyuncak bulundurmuyor mu? :)
- A. Selim Tuncer
Aynı şekilde biz de... Sağdaki arkadaş, resmen o yaşlardaki ikizi gibi. Fakat işin enteresanı kendisi yorumlarda tanındı nerede okuduğu söylendi. Hakkaten ünlüymüş ben bilmiyormuşum :)
- Bilal Gül
“Modern sanayi toplumlarında nesne nadiren kusursuz bir fetiş niteliğine sahiptir. Genellikle nesneden çalışması, yani teknik bir işleve sahip olması beklenmektedir. Nesneler çalışır durumda olmalı ya da bir işe yaramalıdır. Bu nesnel bir amaca hizmet etmekten çok nesneye ek bir mana kazandırmak şeklinde olmalıdır. Çalışmayan bir nesne, prestij aracı olma özelliğini yitirebilmektedir. Burada da kullanım değerinin aslında gösterge değişim değerine yataklık yaptığı söylenebilir.” (Jean Baudrillard, Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri, Çeviren: Oğuz Adanır – Ali Bilgin, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2009)
- A. Selim Tuncer
“Bu dekor ve ortamla ilgili değerler çözümlemesi bütün sistemin İŞLEVSELLİK kavramı üstüne oturduğunu göstermektedir. Renkler, biçimler, malzemeler, dekor ve mekan tamamıyla işlevseldir. Bütün rejimlerin demokratik olmaya çalışması gibi bütün nesneler işlevsel olmaya çalışmaktadır.”
- A. Selim Tuncer
hiç (blogda) yazdı: Öncelikle Baudrillard'ın modern kapitalist toplumda gösterge üretimine dair yorumunu hatırlatan yazı için teşekkür etmek isterim. Ancak yazınızın temel savında bulunan bir eksikliğe dair bir iki kelâm etmek istiyorum. Yaptığınız alıntılar, Baudrillard'ın 60'ların sonundan 70'lerin sonuna uzanan süreçte, ucundan kıyısında Marksizmle haşır neşirken yaptığı yorumlardan...
more...
- A. Selim Tuncer
Ben teşekkür ederim, bu değerli katkılar için... Ancak benim amacım, Baudrillard’dan ziyade kendi izleğimi takip etmekti. Baudrillard açısından eksik kaldığı doğrudur, yazıyı kısa tutmak için mesela "geleneksel" karşılaştırmasına hiç girmedim. Belki başka alıntalarla oraya da küçük bir giriş yapmış oluruz.
- A. Selim Tuncer
"Eskiden büyü dünyasında geçerli olan göstergeden yola çıkarak gerçeğe ulaşma yönteminin, bu teknoloji dünyasında yeniden ortaya çıktığı görülmektedir. Simondon, 'İlkel büyünün insanlar üzerindeki etkileme gücüne benzememekle birlikte, gelişmeye sorgusuz sualsiz inanılmaktadır.' demektedir. Bu, teknolojiye boyun eğmiş bir toplumun geneli için geçerli olup, gündelik yaşamda bu kadar açık...
more...
- A. Selim Tuncer
"Belli bir nesne kategorisi, yani barok, folklorik, egzotik, tuhaf, eski nesneler çözümlediğimiz sistemin dışında kalmış gibidir. Bunlar, her bir unsuru belli bir işlevi yerine getirmek zorunda olan bir düzene kafa tutan ve tanıklık etme, anı, özlem, hayal kurma gibi farklı taleplere yanıt veren bir düzene ait nesnelerdir. Bu nesneler sayesinde geleneksel ve simgesel düzen bir hayatta...
more...
- A. Selim Tuncer
"Bir ürünün 'sahip olduğu niteliklerinin gösterilmesi' aslında kimseyi ikna etmez, zira reklam, akılcı amaçların dışına taşan satın alma eylemini akılcılaştırma gibi bir amaca hizmet eder." (a.g.e.)
- A. Selim Tuncer
Uğur Dinç (blogda) yazdı: Hocam, merhaba... Saydığınız misal cümlelerdeki mantıkların hepsini yanlış mı buluyorsunuz? Yukarıdaki Hiç müstearlı yorumcuya şu noktada katılmıyorum: Modernizm son 30 yılda akılcılığını kaybetmiş değil. Ben tarih ve arkeoloji üzerine dersler aldım. Modernizmin ve bilhassa (bugünlerde inkâr edilse bile) onun ana damarlarından birini oluşturan pozitivist...
more...
- A. Selim Tuncer
Sevgili Uğur, geniş bir zamanda daha geniş yazmaya çalışırım. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim: "Saydığım misal cümlelerdeki mantıkların" doğru ya da yanlış olması mahiyetlerini değiştirmiyor bence...
- A. Selim Tuncer
Beklediğin ve de arzu ettiğin cevabı vereyim: Tatildeyim. :)
- A. Selim Tuncer
"Modernizmin bir çeşit rasyonel bahaneleri arasında yer alan işlevsellik, aslında sadece nesnelerle de sınırlı değildir. Modern ideolojiler de modern satıcılar gibi mutlaka akılcı ve bilimsel bir zemine oturturlar kendilerini..." Aydınlanma da böyle...
- A. Selim Tuncer
"Wallerstein, Tarihsel Kapitalizm’de (1983) kültürel ideal olarak 'hakikat', afyon işlevini, belki de modern dünyanın tek ciddi afyon işlevini görmüştür der. 'Hakikat' öyle bir dayatmadır ki, verili kültürel normları geçerli, diğerlerini geçersiz kılar. Kalıplar yaratır, o kalıplar içlerinden ideolojileri çıkartırlar." http://www.taraf.com.tr/cemil-e...
- A. Selim Tuncer
Hoppalaa, daha yeni düzelmişti, nerden bulaşıyor bu?
- A. Selim Tuncer
Döngüsel bir şey mi yoksa hayaletler mi bastı? :)
- A. Selim Tuncer
Hilmi Yavuz: Hayatımızı rasyonaliteler değil rasyonalizasyonlar belirler. “Akılcı kandırmaca"yla bir ilgisi var gibi...
- A. Selim Tuncer
“Kültürel ideal olarak hakikat, afyon işlevini, belki de modern dünyanın tek ciddi afyonu işlevini görmüştür.” –Immanuel Wallerstein
- A. Selim Tuncer
Niyə kimsə şərh yazmamış. Ya heç kim bir şey anlamamış və ya Səlim qardaş sən açıq olaraq anlatamamışsın. İki bənddən biri üçüncüsü mövzu bəhs deyil.
- avatar8
Heç qardaşın nə dediyi isə Muallak, sanki kəndisi heç bir şey deməmiş kimi gəldi mənə ayrıca.
- avatar8
Bir sosyal ağın (http://ollaa.com) web ve mobil app arayüzlerini tasarlayabilecek iOS-modern web arayüz tasarım tecrübesi olan tasarımcılar arıyoruz. Lütfen yönlendirin: alp@ollaa.com
Epey mail atan oldu, detay vereyim: Global mobile lifestreaming ağı projemiz icin (http://ollaa.com) Logo-renk paleti gibi brand tasarımı, iOS-Android arayüz tasarlama deneyimi olan, modern web tasarım patternlarini uygulama tecrubesi olan tasarimcilar arıyoruz. Ozellikle mobil arayüz grafik tasarımı tecrubeniz oldugunu anlatan gorsel portföy linkinizi iletirseniz cok iyi olur. :)
- Alp B.
hem mobil hem de web konusunda tecrubeli tasarimci bulmak zor is ama #yay
- Gurkan Oluc
@Gurkan cok zor evet :) Ama yol degil.. Daha dogrusu full html-css implementasyonu veya iOS kodlama aramiyoruz. brand tasarlayip iOS arayuzlerini istedigimiz kriterlerde grafiklere dokebilse biz onu implementasyona gecirebiliriz cok yuksek ihtimalle.
- Alp B.
ahmet hocam bun iş ilanını kariye.net yenibiris.com gibi sitelere neden koymuyorsun? bir ücret mi talep ediliyor? eğer öyleyse bir startup olarak bunu karşılamak zor mu?
- Kerem Can Kurtay
yazilim sektorunde kariyer.net ve yenibiris.com'dan kalifiye adam bulmak zor.
- Kemal Hadimli
google filan degilsen, kalifiye adam bulmanin en iyi yolu her zaman kisisel networkten geciyor ..
- Berk Ülsoy
Araya gireyim, yeni projen hayırlı olsun Alp. Şimdiden başarılar.
- Necmettin
Teşekkürler. Bu tip tasarımları yapabilecekler genelde kariyer.net'te dolaşmıyorlar bence.
- Alp B.
@muzaffer bey evet, tam zamanli vb bir calisma yapimiz yok, o yuzden muhtemelen birkac iterasyonluk bir calismamiz olacak ilk etapta. nihai ui ortaya cikmayacak muhtemelen ama beta'yi idare edebilecek biseyler ariyoruz. Fakat brand calismalari kalici olsun gibi bir niyetimiz var, en azindan logo-renk semasi markayi bir sure tasiyabilmeli.
- Alp B.
İstanbul'daysan ofisimde görüşebiliriz bu konuda.
- sy
Ne yazik ki Istanbul'da degiliz takim olarak. Ilgileniyorsan bi e-mail atabilirsen cok sevinirim.
- Alp B.
mail atmıştım size ama bi geri dönüş olmadı :)
- Osman İnce
ama artık twitter hesabıyla sign up oluyormuş. ben üye olabildim :) ancak prospect oldu hesap. sanırım birileri onaylayacak.
- frkssk
@Faruk CISCO, şimdilik twitter ile spectator(seyirci) üye olup sadece favori ve takip yapabiliyoruz. Bir sonraki adım prospect(muhtemel) olacağız. Sistem bizi aylar sonra onaylayabilecek ya da biri bizi davet edecek :) Hadi bakalım...
- Rıza Selçuk Saydam (RSS)
henüz draft user olduğum için davetiye hakkım yok, olduğunda kapımda nöbet tutmaya başlayabilirsiniz... ehueh... (:
- sy
o degil de. nedir son durum? ben de muzdaribim bu konuda.
- Bora DAN
Biraz inceledim de, tam olarak olay şu; http://dribbble.com 'a twitter ile üye olup spectator olabiliyorsunuz. Birkaç like yapıp tarzını oluşturduktan sonra ayarlar kısmından Prospects 'lere geçiş yapıp dribbble üyelerinin sizi farketmesini sağlayabileceğiniz alana geçiyorsunuz. Ardından üyelerden biri sizi desteklerse draft oluyorsunuz ve zamanla da tam kullanıcı olup siz draft yapma yetkisi kazanıyorsunuz. http://dribbble.com/site/about varsa yanlışım düzeltin :)
- Rıza Selçuk Saydam (RSS)
Bu Dribbble bana davetiye maili göndermişti sanırım .O zaman ilgilenmedim bi bakayım
- ÖMER ÇELİK
Türkdür diyecem ama pek de benzetemedim..
- Gepetto
Seslendirme: Ayı: Abi ne o elindeki bi ba! Dayı: La bi yürü get beeeee ah golum goptu :/
- Murat K.-Beyin Ereksiyonu
Hadi ayı dostumuzu anladık doğasına genetiğine uygun doğal bir eylem pençe hareketi... Ama insan görünümlü mahlukatın eylemi son derece düşündürücü?!?!
- 001010
Köpek besleyenler bilir mesela. Hayvan bir hata yaptığında ufaktan burnu darp edilmek suretiyle dersi verilir. Bu eğitiminin bir parçasıdır. Karşında hayvan varsa da ona göre davranırsın. Amcanın hareketini insanlık dışı diye nitelendiren arkadaşlar amcanın karşısında muhattap olarak bir hayvan olduğunu ve ona göre davrandığını görememişler. Asıl tehlike hayvan korktuğunu sezdiği an...
more...
- Olcayto PEREZ
doğum günün kutlu olsun güzel varlık.. iyi ki doğdun, iyi ki aslan oldun.. yıllar geçti, klişe mlişe ama hakkaten i love you HAGI! :) unutmadık, unutmıycaz.
ortaokul ve lise yıllarımda Hagi defteri dediğim bir defterim vardı. Gazetelerden dergilerden topladıgım hagi fotograflarını yapıştırmıştım. Hala duruyor. Tam 50 sayfa sadece Hagi. Benim bu adama olan sevgim çok ayrı ya :))
- velibahceci.
Bildiğiniz gibi Star TV el değiştirip Doğuş Grubu’na geçtikten sonra görsel kimliği Sony Entertainment Television, Turner Channels, Fox International Channels, MTV gibi dünyaca ünlü yayıncılar için çalışan Superestudio tarafından yenilendi.
- A. Selim Tuncer
Hem yeni sahipliğin pekiştirilmesi hem de bu vesileyle kanala yönelik yeni bir heyecan yaratılması bakımından doğru bir girişimdi bu. Ancak, yeni logo ortaya çıkar çıkmaz çok fazla eleştiriye uğradı. Özellikle sosyal mecrada amblemin delik deşik edilmedik yeri bırakılmadı.
- A. Selim Tuncer
Güzel mi çirkin mi tartışmalarının dışında, bu amblem, insanın önsel (a priori) olarak sahip olduğu algı sisteminin en temel odağına hitap ediyordu, simetrik ve parıltılı yapısıyla. Sağlamcı bir yaklaşımdı yani. Yine de bazı teknik ve estetik sorunları tartışılabilirdi tabii, ama nihai olarak ortada yanlış yapılan bir şey yoktu.
- A. Selim Tuncer
"Star'ın yeni logosuna hep birlikte takıldık. Aslında takıldığımız sadece logo değil, son dönemde değişen yayın politikasıyla olumlu olumsuz pek çok biçimde gündeme gelen NTV ve bundan sonraki yayın akışıydı. Ayrıca Star'ın satın alınma süreci ve ardında satın alma gerekçesi olduğu söylenen pek çok doğrulanmamış şey bu el değiştiren kanaldan beklentilerimizi de yükseltti. Hepimiz her...
more...
- A. Selim Tuncer
bu logodan hiç hoşlanmadım:)) origami yapmış biri ama cıkk...olmamış:))
- neferteti
Yazıyı yine sonra okuyacaksın sanıyorum. :)
- A. Selim Tuncer
ha ha..okudum şimdi hocam:):) ama fikrim değişmedi.) gerçekten bi çocuğun elinden çıkmış origamiden başka bi şey anımsatmadı bana:)) değişiklik daha kötü olmuş konusunda size katılıyorum:) beyaz yıldız çok sıradanlaştırdı:)
- neferteti
bide yıldızlar parlar:)siyah yıldızsa parlamaz:)) siyah olan hiç bi şey parlamaz bence:) sönmüş yıldız düşüncesi uyandırıyo:)) ha ha...çok hoş.)
- neferteti
[[Mustafa Kemal, “herkes bana benzesin” diyemediği için “çağdaş nesiller yaratacağız” diyerek kendisini çağdaşlığın modeli olarak koymuştu ortaya. Tayyip Erdoğan da, “herkes bana benzesin” diyemediği için “dindar nesiller yaratacağız”diyerek kendisini dindarlığın modeli olarak koyuyor ortaya.___...demokrasilerde “nesillerin nasıl yetiştirileceğini” devlet yöneticilerinin belirlemesine izin vermezler. Çocukların nasıl olması gerektiğini devletin belirlediği yönetim biçimlerine diktatörlük denir çünkü, bunun demokraside yeri yoktur.]]
- Radicando Levino
from Bookmarklet
allahım kaderimden şikayetçi değilim aksine bahtiyarım evrende bana da rol verdiğin için şahsen, allahım bizler senin falsolu kullarınız, nolur bizden razı ol demiş
- k. deniz
[[Tayyip Erdoğan modelini destekleyecek olan, ülkenin mini mini Tayyiplerle dolmasını arzu eden dindarlar varsa onlara şunu sormak isterim, Allah bile kullarını iyiliği ve kötülüğü seçmekte özgür bırakırken siz bu zorbalığı yapma hakkını nasıl kendinizde bulabiliyorsunuz?]]
- Radicando Levino
Su kocaman ulkede cocuk yetistirme görevinin devletin olmadigini hatirlatacak 3 gazeteci, haykiracak 0 vatandas var.
- Herr 5 Postasson
5posta, kim niye haykirsin? cok mutlu insanlar. nasil sevdiklerini, herseyi nasil desteklediklerini, nasil gaz dolu olduklarini anlatamam.
- Berk Ülsoy
Türkiye'de ortaöğretimin, özellikle de liselerin, 1950'lerle beraber gelip girdiği ve bugün de süren bir çıkmazı şudur: Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında, gençlere -hemen hemen- hiçbir şey verilmiyor; öğrencilerin kafalarına yalan yalnış, abuk subuk, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyor. Egemen sınıfların bir oyunudur bu! Amaç da ne...
more...
- k. deniz
en önemlisi devletini milletini seven insan
- Burhan
from Android
Millet bir faraziyedir, devlet ise cok kati bir sekilde denetlenmesi gereken, fazlaca guc ile donatilmis hiyerarsik, burokratik bir sistem. "vataninizi her zaman seviniz, hukumetinizie ise asla guvenmeyiniz" diye laf var, bir kenarda dursun.
- o.s.m.
from FreshFeed
Altan dindarlara seslenmis ya, "Allah bile kullarina iyiligi kotulugu secme sansi verirken" diye, secme dedigi sey Islami kaidelere uyarsan 40 hurili cennet, yoksa sonsuz cehennem. Dindarlara kendi referanslari ile seslendigini zannediyorsun ama oyle bir referans yok. Sunu iyice gorduk ki din sekuler kaidelerce frenlenmezse olacagi budur. Erdogan kendi inancina uygun davraniyor. Kitabin...
more...
- o.s.m.
from FreshFeed
aradan yine mustafa kemal'e dokunacak, dokunacak ki diğer taraf "ne o? kemalist mi oldun" demesin...
- herackles
| İki duyu organınızdan birini feda etmek durumuyla karşı karşıya kalsaydınız, gözünüzü mü verirdiniz yoksa kulağınızı mı? > http://selimtuncer.blogspot.com/2010...
Benim MediaCat Tasarım’la derdim var. Haziran 2009 tarihli MediaCat Tasarım’da yer alan ve “insanların kulaklarıyla gördüğü”nü iddia eden görüşlere karşı “Logonun otopsi raporunu yazmak için bu kadar acele etmeyelim!” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Tasarım ekinin Ocak 2010 tarihli sayısında ise “insan kulaklarıyla görür” cümlesi bir miktar şekil değiştirerek “tasarımı işitmek” olmuş. MediaCat’in, adı “Tasarım” olan bu eki, görsel tasarımın anlamsızlığı ve gereksizliğini, sesin, sözün ve kulağın, görselliğin ve gözün aksine ne kadar önemli olduğunu zihinlere yerleştirmeyi kendine misyon edinmiş olmalı diye düşünmemek mümkün değil. Ayrıca bunu niye bir ses CD’siyle yapmadıklarını da anlamak zor!
- A. Selim Tuncer
“Aslında 5 duyumuzun 4’ü bir tanesi için çalışır: Kulak.” iddiasını irdeleyelim. Bu iddianın bilimsel bir değeri yok, fakat yine de mesleki bir anlama ve anlamlandırma çabasıdır, saygı duyarım. Deniyor ki “Aşık Veysel… Bir kör… Hayatı, seslerle, kelimelerle kulak üzerinden görmüş. Evet, Aşık Veysel kördü ama görüyordu. Aynen Ray Charles gibi, Metin Şentürk gibi… Ama gözleri görmesine...
more...
- A. Selim Tuncer
Bu arada, yazıyı yazdığım süre boyunca kafamı kemiren gıcık bir soru oldu, size de sorayım: “İki duyu organınızdan birini feda etmek durumuyla karşı karşıya kalsaydınız, gözünüzü mü verirdiniz yoksa kulağınızı mı?” Allah göstermesin, sadece merak!
- A. Selim Tuncer
Bu soruyu daha önce kendime sormuştum. Gözüm kulağımdan daha önemli.Kulağımı feda ederdim.
- Sevgi (anroozha)
Anlatım şahane olmuş. Tam da büyükçe bir göz enfeksiyonu geçirirken bir anda acaip hissettim kendimi. (http://friendfeed.com/pazarla...) Gözüm yaklaşık 4-5 gündür kıpkırmızı, göz kapağım ve göz altım şiş, gözümü kırparken bile çektiğim acının tarifi yok gibi. Bu süreçte her sabah enfekte gözüm tamamen kapanmış olarak...
more...
- Burcu Tüzün
Racih Tokaç (Faceebook'ta) yazdı: "İki duyu organınızdan birini feda etmek durumuyla karşı karşıya kalsaydınız, gözünüzü mü verirdiniz yoksa kulağınızı mı?” Sizce bu soruda bir hata yok mu ? Bu sorunun hatası: Bu sorunun,şu ana kadar bu iki duyu organına sahip olan birine soruluyor, olması. Yani,bu soru, her şeyin adını bilen ve adlarla düşünebilen birine soruluyor. Hiç uğraşmayalım bu...
more...
- A. Selim Tuncer
Cevap: Racih, bir hatayı zekice yakaladığın doğru... Evet, zaten sesler dünyasını bilen birinin artık kulağını feda etmesi, işitme duyusuna hiç sahip olmayanın durumuyla aynı şey değil. Fakat, görüntüler dünyasını bilen birinin durumu da farklı değil ki! O da hiç görmemiş biriyle eşit değil. Yani, nihai olarak soruda yine de bir hata var elbette, ama şartlar eşit. Ben yine de büyük...
more...
- A. Selim Tuncer
Daha önce duymuş olan için;görmek duymaktan daha etkili bi süreçtir...bakarsınız ve okursunuz.Özellikle duyular sözkonusu olduğunda zaten daha önceden deneyimlediğimiz için duymayı biliriz. Duymaya ihdiyaç duymadan kişilerle ilişkilerimizde beden dilini görüp okuyabiliriz yada etrafımızda dönen herşeyi gözlemleyebiliriz.Bazı fotograflar yada film kareleri yada yaşamdan kesitler...
more...
- Zeynep Yilmaz Tascı
Racih Tokaç yazdı: Sevgili Selim, "dış gerçekliği birçok boyutuyla yansıtan şey, sesler değil görüntülerdir" görüşüne katılmıyorum. Görüntü gerçekliğin sadece bir parçasıdır. Çünkü, algılanabilir gerçekliğin geride 4 parçası daha var. Göz nesneleri ve nesnelerin karıştığı olayları görür. Gözün gördüklerini (uzayda yıldızlardan söz etmiyorsak) diğer duyu organlarımızla da...
more...
- A. Selim Tuncer
Racih, yazımda sözünü ettiğim sağır müzisyenlerden Evelyn Glennie, on iki yaşında sağır olmuş bir perküsyonist. Glennie, titreşimleri daha iyi aldığı için sahneye hep çıplak ayakla çıkar, ritmi yakalar ve müziğini yapar. Bu adamın 1989'da en iyi oda müziği dalında Grammy'si var. On beş farklı üniversiteden de doktora diplomasına sahip.
- A. Selim Tuncer
Benim meselem kulağı göze kırdırmak değil. Bilinç dışı nesnel gerçekliği algılamada, aslında tüm duyu organlarımızın farklı işlevi olduğu muhakkak. "Dört duyumuz kulağa çalışır." gibi bir iddiayla karşılaşmış olmasaydım böyle absürd bir soru da sormazdım. Buna karşın, ben, dört duyumuz göze çalışır gibi bir iddia içinde değilim zaten. Biz kelimelerle düşündüğümüzü sanırız, ama aslında...
more...
- A. Selim Tuncer
"Sağır-Dilsiz" deyiminin, "dil" sözcüğü "konuşma" ile ile eş tutularak varılmış yanlış bir kavram olduğunu belirtmek gerekir. Özellikle de, sistemli bir simge dili kullanan olan sağırlar için "dilsiz" tanımının uygun düşmeyeceği açıktır. Pekçok ülkede bu yöndeki bir görüş ağırlığını kazanmış durumdadır. Fransız'ların Institut National des Sourds-Muets kurumu, şimdi L'Institut des Jeunes...
more...
- A. Selim Tuncer
Uzmanlığım olmadığı için görme ve işitme engellilerde dil öğreniminin nasıl gerçekleştiğini ve nihai olarak dilin nasıl bir yapı kazandığını bilmiyorum. Ama şunu çok net bir biçimde biliyoruz ki, sağırlar dilsiz değildir, sadece konuşamazlar. Buraya takıldınız, fakat sağırların hem başka sağırlarla hem de sağır olmayanlarla rahatlıkla anlaşabildiklerini gözlemliyoruz; sadece körlerle...
more...
- A. Selim Tuncer
Nasıl bu sonuca vardın? Ben de derim ki, körler sonsuz bir karanlığın içinde olmaktan korkarlar.
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, söylediklerin bilimsel mi yoksa gözlem mi aktarıyorsun? Ayrıca meselenin kör-sağır psikolojisine takılması da doğru değil. Yazıyı okumamışsın gibi geldi bana! :)
- A. Selim Tuncer
"See you on the radio" -- ünlü radyocu (sonra televizyoncu) Charles Osgood'un CBS Haber Radyosu'nda yıllar boyu, programını kapatırken söylediği sözdü: "Radyoda görüşelim." Duyduğumuzu görürüz; beynin en büyük sırlarından biridir, duyduğu her şeyi bir imajla birlikte sunması..
- Hakki Ocal
Kaya Şahin; görsellerin ne önemi var ki? :)))
- A. Selim Tuncer
Hakkı Bey; katkı için teşekkür ederim. Evet, duyduklarımızı görselleştirdiğimiz doğrudur, ama görselleştirmeyi daha önce gördüklerimiz üzerinden yaparız. Değil mi?
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, ben de kulağımızı feda edelim demiyorum zaten.
- A. Selim Tuncer
İmaj zaman içinde oluşan tasarımsal bir birikimdir, algı ise anlıktır. Aslında algı sistemimiz içinde yer alan gözümüze gelen görüntü yalnızca yükseklik ve genişlik ölçülerine sahiptir, yani iki boyutludur. Oysa biz nesneleri iki boyutlu görürüz, ama üç boyutlu algılarız. Mesela üç boyuta sahip kübik bir nesneyi üç boyutlu algılamamızı sağlayan şey, bu nesneyi daha önce başka açılardan,...
more...
- A. Selim Tuncer
Kulağı "short-change" etmemek için yazdım bu notu.. Psikologlar, doğuştan körlerin "abstract image" kavramları olduğunu söylüyorlar. Bu dünyaya ait görsel bellekleri yok ama imaj'dan tamamen yoksun değillier. Beyin imajı kendisi üretiyor. (Eğer sorunuzu cevaplamak için silah tehdidi altında olsa idim., kulağımı feda ederdim..)
- Hakki Ocal
Bunu demek için 48 sayfalık bir dergiye gerek yok ki! :) Ayrıca doğru bu...
- A. Selim Tuncer
Ben şunu diyorum; ister görsel ister işitsel dokunsal ister kokusal ister tatsal olsun, eğer bir gösterge sağlam bir kavrama götürmüyorsa işiniz zor demektir.
- A. Selim Tuncer
Nerden icat ediyorsun bunları? İsmini bilmediğin bir rengi, bir cismi, bir hayvanı gördüğünde (gözle algıladığında) hangi sesle kaydediyorsun zihnine?
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, cümlelerinin sonuna gülücük işareti koy bari, insanlar ciddiye alırlar!
- A. Selim Tuncer
Bir kaç yıl önce bir uçak yolculuğunda (ki insanın başının tavana değdiği minik uçaklardan biriydi) kabin basıncı mı düşmüş, ne olmuşsa, o günden beri Tinnitus diye bir çınlama rahatsızlığı çekiyorum. Çok artarsa aldığım ilaç bir iki gün duymamı durduruyor. Ama bunun verdiği rahatsızlık, gözlüğüm yanımda olmadığı zaman çektiğim sıkıntıdan bile az. Tabii bu kişisel bir deneyim. Kimisi...
more...
- Hakki Ocal
"Photognraphic memory" deniyor buna.. İyi bir şey.. Said Nursi, 120'ye yakın kitabı ezbere bilirmiş..
- Hakki Ocal
Tuğçe, mesele gözün ya da kulağın feda edilmesi meselesi değil. Ama benim göze bir öncelik verdiğim de doğru... Senin yaptığın gibi kulağı tıkamak başka fiziksel rahatsızlıklara neden olabiliyor, hatta gözün görüş netliğini bile engelleyebiliyor, dengeyi bozuyor. Bir daha tıkama! :)
- A. Selim Tuncer
Tabii olan biten zihnimizdedir, ne göz görür fiziksel olarak ne de kulak duyar.
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, senin kulak muhakeme de yaptığına göre, kim bilir başka neler yapar! :)
- A. Selim Tuncer
Allah allah, öğrenmenin yaşı yok diye boşuna dememişler! :)
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, kelimeler kavramları tutan en önemli yapılardır. Benim bunun tersini söylemediğim, hatta söylemeyeceğim çok açık. Zihne kelimenin gitmesi kavramı taşıdığı içindir. Aksine gitmese de olurdu. Ayrıca, evet, kelimenin kökeni sestir, ama bugün için kelime demek ses demek değildir. Bak, saatlerce konuşuyoruz, ama sessizce... Hakkı Bey'in verdiği örnekte olduğu gibi...
- A. Selim Tuncer
Bu mevzuyu uzatmaya gerek yok. Elbette kelimeler, ister gözümüzden girsin ister kulağımızdan, (hatta görme engellilerde olduğu gibi parmak uçlarından) zihnimizdeki kavramları açan anahtarlardır. Kavramları kelimeler taşır, çünkü onları bir yerden başka bir yere taşımak imkansızdır. Bunun benim itirazlarımla hiçbir ilgisi yok.
- A. Selim Tuncer
Seninki gibi bir kulağa sahip olmadığım için çok hayıflandım doğrusu... :) Bak, her zaman söylerim, marka yaratmak bir kavram yaratmaktır. Kavramı ise bir kelimeye yüklersin tabii ki. Fakat, görsellik olmazsa kavramı yaratmak neredeyse mümkün değildir.
- A. Selim Tuncer
gözlerimden asla vazgeçemem bunu biliyorum
- PembePembe.com
Ben abartmaya itiraz ediyorum zaten! Yoksa reklam filmlerini sessiz yapmıyorum. :)
- A. Selim Tuncer
"Nike'ın amblemi" diye bir tamlama kuramazdın ama! Kavramları dile aktarmanın yolu isimdir. Bu arada, isim olmasa da olur diyorsun da saatlerce beni niye uğraştırıyorsun? Sen de abartma şimdi! :)
- A. Selim Tuncer
Yahu görsele ne gerek var, bence iyice abartmak için eki bir ses CD'si olarak vermeleri gerekirdi! :)
- A. Selim Tuncer
Hımm, demek ki çalışkanlara kulaktan, tembellere gözden girmek gerekir. :)
- A. Selim Tuncer
Ben bir mediacat okuru değilim, doğru anladığımdan emin olmak için soruyorum, Hulusi Derici'ye ait bir hipotez midir bu kulağıyla gören insan modeli?
- Monad Teodise
Yine aynı 'feed'de [http://ff.im/emTA6], Metehan Sandıkçı'nın blogda yazdığı şu yoruma yer vermiştim: Selim Bey, Medicat dergisi, Ocak 2010 tarihli 180. sayısında "Tasarımı işitmek" başlığıyla bir ek verdi. Bu ekte -bana göre- görmek, görsel, bakmak, duymak, işitmek, metin, yazı, ses, görüntü, kelime, algı, imaj... gibi kavramların kimisi karıştırıldı, kimisi karşılaştırıldı, kimisi...
more...
- A. Selim Tuncer
Sevgili Zeynep (Özata) Hoca'nın bloğa bıraktığı yorumu buraya da alalım: Ne çok özlemişim yazılarını Selim Abi. Çok zamandır okumaya fırsat bulamıyordum. Ama çok güzel bir yazıyla başlamışım tekrardan okumaya :)) Aslında senin söylediklerini bir tekrar olacak ama ben de değinmeden edemedim. Evet, kelimelerle düşündüğümüz doğru ama o kelimeler ancak ve ancak zihnimizde bir görüntüye karşılık geliyorsa anlamı var. Verdiğin örnekler de aslında tam olarak bunu söylemeye çalışıyor.
- A. Selim Tuncer
Hocam okumuştum zaten yazıları, Hulusi Derici'nin bu argümanın üreticilerinden biri olduğundan emin olmak için teyit istedim sadece. Zira yeni kuşak bir reklamcı olarak, "kifayetsiz reklamcılar kekeliyor" çıkışından beri özel bir hayranlık beslerim kendisine. Bu yeni “kulağıyla gören insan modeli” fikri de aynı ölçüde etkiledi beni. Zaten merak ediyordum şu ilanlar (http://ff.im/dc9s3)...
more...
- Monad Teodise
Evet biraz öyle olmuş Kaya bey, aslında ben reklamcı uslübuyla ince alaya alarak eleştiriyordum ilgili iddiayı. Ancak siz bile asıl mesajı gözden kaçırdığınıza göre biraz daha açık yazayım bari :) Ayrıca Avis manifestosundan, Marka o işi kullandığı ilk günden beri haberdarım. Hatta bu durumu tepkileyen bir ilan hazırlayarak, konkursuz müşteri kazandırmışlığım var o dönem bulunduğum ajansa. Genç kuşak derken, uzman olduğumu eklemeyi unutmuşum...
- Monad Teodise
Dışarıdan gelen sesleri dışdan, iç sesimi içten duyarız... duyu kaybı oldugunda sadece dışdan gelen sesleri kaybediriz...içimizdeki trafik sürer gider...Ritim devam eder:) acaba sağırlar kalp atışlarını ve ağrılarını nasıl duyup hissediyorlar...eger hissetmiyorlarsa ki bu mümkün görünmüyor...O zaman seside dışarıdan işittiğimiz içeriden hissettiğimiz yada duyumsadığımız gibi ele alabilirmiyiz??? öyleyse dışa açık olan işitme kaybı bizi çokda engelemez diye düşünmekteyim:) öylemidir?
- Zeynep Yilmaz Tascı
Bu konuları uzmanlarına danışmak gerekir Zeynep. Ama herkesin bir iç sese sahip olduğunu düşünmek mantığa aykırı değil.
- A. Selim Tuncer
Eğer kulaklarımızla görebiliyor olsaydık, bizzat bu garip fikrin sektörde yarattığı kakofoni yüzünden çoktan sağır olmuş olurduk.. O yüzden şimdilik gözler bende kalsın, böyle gayet memnunum :)
- Monad Teodise
Kaya Şahin'den bir türlü fırsat bulamadım, şunu da diyeyim: Gözümüz sadece görmez, aynı zamanda gösterir. Bizi... İçimizi...
- A. Selim Tuncer
Mustafa Yürekli (Facebook'ta) yazdı: Bu tartışmaya duyu sınırları dışını da gözönünde bulundurarak bakmayı öneriyorum. Gerçekliğin tamamını duyu sınırları içinde, deneyimlenebilir olarak düşünmek zihnimizin bir oyunu olsa gerek. Bakmaya bilinç eklenince görmek oluyor, işitme de bilinç eklemlenince duymak haline geliyor. Bilinç olmadan duyular ne kadar zavallı.
- A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, ne güzel toparlamışsın konuyu... Anladım, senin bir gece konunun üzerine yatman iyi geliyor. :) Niye ciddiye alındığına gelince... Birçok insan okuyor bunları, eğer yanlışsa (veya yanlış anlamaya neden olacaksa) birilerinin de düzeltmesi gerekir.
- A. Selim Tuncer
yıllar önce en yakın arkadaşlarımdan biri kördü, aralıksız birkaç yılın yanı sıra zaman içinde de farklı şehirlerde yeniden kesişmişizdir. kendisi diploması maymuncuk işlevi gören epey iyi bir üniversiteye kayıtlıydı ama genelde uğraşacak 'daha önemli' işleri olduğu için bu kayda karşı kayıtsızdı. bu 'daha önemli' işler; birkaç yabancı dil bilmek, siyaset bilimi profesöründen hallice bir gündem ve tarih takibi, senaryo ve hikayeler yazmak şeklinde uzayıp gidiyordu.
- DaisyNeeuQ
bir gün kaldığı bir dersin sınavına girdi, döndüğünde küfrediyordu. okuyucu gözetmen olarak kekeme birini vermişler. 'bozamadım da kendim sanki mükemmelmişim gibi... dinledim anlamadan' diye aktardı mevzuyu. o sınavdan da haliyle geçemedi.
- DaisyNeeuQ
yıllar sonra karşılaştığımızda, görüntü yönetmenliği kurslarına gittiğini söyledi... yani böyle bir adamdan bahsediyoruz, ama eğer ıssız adada yaşamıyorsak, kulağın yeteceğini kim iddia edebilir zaten. dahası, 'radyoda görüşürüz' mantığına gelirsek; sağır birine onun 'dil'inde 'sonra konuşuruz' diyen biri hakkında zannetmiyorum ki sağır kişi 'salağa bak ben duymuyorum ki' diye düşünsün. çünkü yaptıkları bir konuşmadır nihayetinde.
- DaisyNeeuQ
dilin sadece sesler çıkartmak olmadığını söylüyorum. kelimelerin sadece seslerden oluşmadığını söylüyorum. işitmeyen biri dinleyebilir, görmeyen birinin bakabildiği gibi. iş ki iletişim kurulması gerektiğinde işitmeyene her tarafı zincirlere vurulmuş biri, görmeyene 'ra-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-a-d-d-d-d-d-d-d-d-d-d-y-y--d-d-d-d-a-a-a-a g-g-g-g-g-g-ö-ö-ö-ö-r-r-rş-ş-ş-z-z-z-z-z' diyen...
more...
- DaisyNeeuQ
Haklısın. Karım diyor ki, her ikisinin de birer tekini versek olmaz mı? :)))
- A. Selim Tuncer
Şimdi 'feed'le ilgilenemiyorum, sonra bakacağım.
- A. Selim Tuncer
Ses mi görüntü mü? İkisi arasında seçim Sofie'nin Seçimi gibi bir şey. Yıllar önce görme özürlü bir kızla tanışmıştım kalabalık bir grupta. Grupta arkadaşlar arasında hoş bir uyum vardı. Bizimle bir şeyler içen görme özürlü kız sohbetin sonunda kalkarken "Bu arkadaşlık ortamında çok iyi bir uyum olduğunu görüyorum" dedi. O an o kadar garip hissettim ki kendimi. Görmeyen biri görüyorum...
more...
- ferahonat
Ferah Hocam, bu 'feed'deki yorumları görünce aslında yazıya yanlış bir başlık attığımı fark ettim. Mesele kulağı feda etmek değil, gözün itibarını kurtarmak! :)
- A. Selim Tuncer
Yazılan feedlerin hepsini okudum da sanki hep kurulu düzen bir dünya üzerinden yorum yapılıyor. gözün ve kulağın görme ve duyma dışındaki yetileri göz ardı ediliyor. Yine yalnızca görme ve duyma yetilerini ele alarak düşünürsem gözleri olmayan insanlığın hayatta kalmak için yarasalar tarzında işitmelerini geliştirebileceğini biliyoruz. Ama hayatta kalan bu insanlar kuracakları...
more...
- çağrı
aslında ben ne yardan geçerim ne serden. ama iş iletişime gelince, görsel zekası olan bir toplum olarak bizlerin doğru iletileri algılamamız için ALLAH GÖZLERİMİZİ KORUSUN. Çünkü biz dinlemeyi çok iyi bilmeyen, ama izlemeyi seven, görsel şeyleri zihnine yerleştiren bir toplumuz. Onun için özellikl ben, mümkünse göreyim Selim Abi! :)
- Zekiye TAMER GENCER
bilgisayar sistemlerinde ilk başlarda kullanılan kodlu sistemden Windows gibi görselliği yüksek ortama geçişi bu kadar çabuklaştıran, mp3 playerlarda da ekranlı olanların çok daha yaygın olması hep insanların gördüğünü daha kolay algılamasından,işleme daha rahat sokmasındır gibi gelir bana.bu durumda da reklamda da üzerinde yoğunlaşılması gereken görselliktir bence.
- çağrı
"Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir. Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız, ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Her akşam güneşin batışını görürüz. Dünyanın güneşe arkasını dönmekte...
more...
- A. Selim Tuncer
ben kulaklarımdan vazgeçerdim ... etrafımda olup bitenleri işitip, görememek işkence gibi olurdu ama birşeyleri duymasam bile sadece görmek yeterli olabilir, gördüklerimin hikayelerini kendim yazarım, böylelikle hem görüyor, hem de duyuyor olabilirim :)
- Aslı
Teşekkürler Ferah Hocam. Yukarıdaki yorumunuz epeyce manidar oldu. Bir başka açıdan bakınca "önce söz vardı" tabii! :)
- A. Selim Tuncer
Hocam, bir ara başlardaki yorumları okumuştum, geri kalanını okuyamadım, ama ben de şu öğrendiğimi eklemek istedim. Şu hızlı okuma hakkında İngilizce Vikipedi'yi okumuştum. Hızlı "foto" okuma yöntemlerinin neden yanlış olduklarını ve anlamayı azalttıklarını izah ederken, İngilizce Vikipedi diyordu ki: Foto okumacılara sorarsanız, iç-seslendirme (subvocalization) yanlış bir şey. Ama,...
more...
- Onbaşıların Uğur
Galiba görme ve işitme eşit derecede önemli. Hem de tamamen eşit derecede...
- Onbaşıların Uğur
Yazınızın tamamını okumayı daha önce unutmuşum Selim Hocam. Kusura bakmayın. Az önceki cevabım tartışmanın ve konunun genel içeriğine göre olmuştu. ... Bence yazınızda güzel cevap vermişsiniz. Hangi duyu organımı feda edeceğimi sorarsanız, galiba kulak derim. Çünkü görmeyince bir daha göremiyorsunuz; ama işitmeyince en azından yazıları okuyabilirim. Tabii Allah korusun cümlemizi. Umarım ömrümüz boyunca ikisine de maruz kalmayız.
- Onbaşıların Uğur
Biri "markalaşmak"tan vazgeç der. Diğeri "kulak gözden önemlidir".. Aynı düzeyde ciddiye alınmalı...
- Uğur Özmen
Hoca, ya da ciddiyete davet etmeli! Ciddiyet bize en zıt gelen görüşlerin bile tartışılabilmesi için çok önemli bir zemin sunar. Bu zeminin varlığını hissedebiliyor muyuz? Ben hissetmiyorum. Peki niye tartışıyorum? Ciddiye alınma ihtimali nedeniyle...
- A. Selim Tuncer
"Seven birisi için sevgiliyi görmenin hiçbir sözcük ya da kucaklayışla karşılaştırılamayacak bir bütünlüğü vardır..." John Berger, Görme Biçimleri
- A. Selim Tuncer
John Berger'dan bir alıntı daha: "Gene de sözcüklerden önce gelen ve sözcüklerle tam olarak anlatılamayan görme, uyarıcılara karşı mekanik bir tepkide bulunup bulunmama sorunu değildir. (Görme eylemi, ancak gözün retinasını ilgilendiren sürecin küçük bir bölümünü alırsak böyle tanımlanabilir.) Yalnızca baktığımız şeyleri görürüz. Bakmak bir seçme edimidir. Bu edimin sonucu olarak...
more...
- A. Selim Tuncer
Uğur Mustafa; "hızlı dinleme" diye bir şey var mı?
- A. Selim Tuncer
Yukarıda "hızlı okuma"dan söz etmişsin de, onun için. "Hızlı okuma" gözün yeteneklerinden biridir, "hızlı dinleme" olmaz. Göz, istediği hızda hareket eder, istediğini atlar, istediğinin üstünde fazla durur, geriye döner tekrar bakar, maruz kalmak istemediği anda bakmaktan vazgeçer... Fıldır fıldır!.. Kulak gibi delik değildir, kapakları vardır. :)
- A. Selim Tuncer
Evet, işte makalede de anlatılan, gerçekten de sadece gözlerimizle ve zihnimizle değil, doğrudan beynimizin/zihnimizin içindeki işitme merkezleriyle okuduğumuz şeklindeydi. Sadece görerek okuduğunu sandığımız doğuştan sağır ve dilsizlerde bile aynı şey varmış. Beynin etrafında mı ne bazı kaslar varmış, okumaları esnasında o kasları çalıştırdıkları anlaşılmış. Hocam, bir de tam bu esnada...
more...
- Onbaşıların Uğur
Yani gözle okuma esnasında bile işitme ile ilgili iç organlarımız çalışıyormuş, bunu demek istiyorum. O yüzden de iç ses iyi bir şeymiş okuma esnasında, foto okumacıların iddialarının aksine. Bence bu işitme ve görme duyularımızın ikisinin de çok önemli, eşit derecede önemli olduğunu gösteriyor. Benzer bir şeyden Yusuf Kaplan Hoca da bahsediyor bağlantılamış olduğum yazısında.
- Onbaşıların Uğur
Ama yukarıda da dediğim gibi, madem ki hiç işitmeyenlerde bile işitmeyle ilgili bazı organlar çalışıyor, ama görmede sanırım böyle bir şey yok, o zaman galiba görme yetisini yitirmek çok daha kötü.
- Onbaşıların Uğur
Hımm, konumuzla ilgisi var, çünkü (akıl-kalp boyutunu konu dışı tutmakla birlikte) ben de "zihin"e işaret ediyorum zaten. Bu bakımdan şu paragraf önemli: Dolayısıyla görsellik ve işitsellik iki karşıt bilinç biçiminin kaynağı değildir. Görsellik de, işitsellik de, bütün medeniyetlerin, bilinç biçimlerinin kendilerine özgü şekillerde kullandıkları yansıtma / ifade biçimleridir; kavrama biçimleri değil. Kavrama / idrak biçimleri, akıl ve kalptir çünkü.
- A. Selim Tuncer
Bence de, işitmenin görmeye üstünlüğünü iddia ederek çok büyük hata etmişler. Gerekli karşı-örnekleri vererek bu hataya bence çok güzel dikkat çekmişsiniz yazınızda, muhterem Hocam. Yusuf Kaplan'ın da belirttiği gibi, işitme ve görmeyi birbirinden ayırmamak gerekir bence. Hem de, yukarılarda da benzeri bir şeyler söylediğim gibi, aslında insanların kulakları duymadığında bile gözleriyle...
more...
- Onbaşıların Uğur
Lindstrom, “Duyular ve Marka” (Çeviren: Ümit Şensoy, Optimist Yayınları, 2007) adlı kitabının “Markalandırmada İki Boyuttan İlerisine Yönelmek” başlıklı bölümünde, pazarlamacıların göz ve kulak dışındaki duyu organlarına hitap etme konusundaki zaaflarına değinirken, Millward Brown’ın duyuların önem dereceleriyle ilgili bir araştırmasına da yer veriyor. Bu araştırmaya göre; görme %58,...
more...
- A. Selim Tuncer
Hayır, ilgili grafiğin başlığı "Duyuların Önemi" olarak verilmiş, altında da şu yazıyor: "Duyularımızla günümüzdeki mesaj iletişimi arasında büyük çaplı bir çatışma söz konusudur. Koku, beş duyumuz arasında görüntüden sonraki en önemlisidir." Lindtsrom bu araştırma sonuçlarını, markalamada diğer duyuların dikkate alınması gerektiğini ifade etmek için kullanıyor. Yani gözün baskın...
more...
- A. Selim Tuncer
İletişimin tüm duyular dikkate alınarak yapılmasının güçlü bir etki doğuracağını kabul etmemek mümkün değil. Evreni algımak konusunda da öyle değil mi? Kokusunu duyamadığımız bir gülün zihnimize yerleşen kavramsal gerçekliğinin ne kadar eksik olacağı çok açık. Göremediğimiz bir kanaryanın zihnimizdeki gereçkliği sadece bir "cik cik"ten ibarettir, öyle değil mi? Duyuların tamamı bizi gerçekliğe yaklaştırır. Hakikati görmek ise duyuları üstü bir çaba gerektirir.
- A. Selim Tuncer
Araştırmanın altına imza atmam. Zaten logo konusunda Lindstorm'a takmış durumdayım. :))) Ama bu araştırma sonuçları da bu 'feed'de bulunsun dedim.
- A. Selim Tuncer
Her nesne tüm duyularımızı dolduracak niteliklere sahip değildir elbette. Kokusuz bir şey için koku, sessiz bir şey için işitme, görüntüsüz bir şey için görme duyusuna ihtiyaç yoktur mesela.
- A. Selim Tuncer
Fakat hem görülen hem işitilen hem kokan hem tadılan hem de dokunulabilen nesneler için beş duyu devreye girmediğinde gerçeklik oluşmaz.
- A. Selim Tuncer
görmeden yaşayabilirim. Duyma özellikle görme duyusunu kaybedenlerde aşırı gelişiyor. Gözün ayrıca diğer duyuları tembelleştirdiğini de düşünüyorum. .......önyargılara boğuyor, yüzeyselleştiriyor bizi.
- ipek aral kişioğlu
Mustafa Yürekli (Facebook'ta) yazdı: Bu tartışmaya duyu sınırları dışını da gözönünde bulundurarak bakmayı öneriyorum. Gerçekliğin tamamını duyu sınırları içinde deneyimlenebilir olarak düşünmek zihnimizin bir oyunu olsa gerek. Bakmaya bilinç eklenince görmek oluyor, işitme de bilinç eklemlenince duymak haline geliyor. Bilinç olmadan duyular ne kadar zavallı.
- A. Selim Tuncer
Ben "göz"süz yapamam! :) Bu tartışma boyunca şöyle bir kanaat oluştu bende; önem verme derecesi subjektif bir olgu... Sanırım hangi duyu organlarına daha fazla ihtiyaç duyduğumuzla ilgili kişisel bir bakış. Mesela müziğe yatkın olanların kulaktan, görsel sanatlara yatkın olanların gözden vazgeçemediklerini düşündüm. (Gerçi kulaktan vazgeçebilenler çok azınlıkta kaldı.)
- A. Selim Tuncer
Batı uygarlığı, vision'a (hakikatin remzi ve ifadesi olan "görüntü"ye) dayanmaz; division'a (bölmeli, profan, kategorik, parçalı ve parçalayıcı zihin yapısına) dayanır. Çünkü Batı uygarlığı, normla form arasındaki ilişkide form'u önceler; amacı değil, aracı öne çıkarır; zamanla, formu veya aracı norm veya araç katına yükseltir: Bir şeyleri forma dökmeye çalışır; istediği formu elde...
more...
- A. Selim Tuncer
Şu önemli: Grekçe'deki "düşünmek" fiili "idea" sözcüğüyle karşılanıyor ve "idea", etimolojik olarak "görmek" anlamına geliyor.
- A. Selim Tuncer
O başka konu... Aslında kulağını da kaparsın düşünürken... Kulağı tıkamadan dış seslere karşı kapatmak daha kolay... Göz öyle değil, eğer kapatmazsan çabuk etkileniyor dışarının renginden, ışığından, hareketinden... Algları kapatmak, içerideki işlemi rahat yapabilmek içindir. Çünkü veri akışının olduğu yerle düşündüğün yer aynı... Aksi halde çift çekirdek işlemci lazım. :)))
- A. Selim Tuncer
O içeride oluyor. Aynı şekilde görüp duyuyorsun da!..
- A. Selim Tuncer
Hatta daha çok içeride görmek için gözünü dışarıya kapıyorsun galiba... Kapıyı görüntülere kapatıp imgelere yoğunlaşmak...
- A. Selim Tuncer
İmge demişken Berger'dan bir alıntı daha yapayım: İmgeler başlangıçta orada bulunmayan şeyleri gözde canlandırmak amacıyla yapılmıştır. Zamanla imgenin, canlandırdığı şeyden daha kalıcı olduğu anlaşıldı.
- A. Selim Tuncer
"Metafor"u bu biçimde okumamıştım, bakarım. Bu arada, Martin Bey'e tekrar şöyle bir göz atayım dedim; kitap tenakuzlarla dolu. Biraz önceki araştırmayı gördük ya, bir başka bölümde "Yakın zamanlara kadar görme duyumuzun beş duyumuz içinde en güçlüsü olduğuna inanılıyordu; oysa araştırmalar bunun artık doğru olmadığını ortaya koyuyor." diyor. Hangi araştırmalar? Yok! Ardındaki cümleye...
more...
- A. Selim Tuncer
Bu kadar bariz çelişkileri MR makineleri bile yapamaz Kaya Şahin! :) Ya da benim anlayışımda var bir kıtlık!
- A. Selim Tuncer
Benim yazılarım İngilizce'ye çevrilip The Brand Age tarafından iletilmiş kendisine... Çıt çıkmadı!
- A. Selim Tuncer
Markayı niye riske etsin ki! :) Neyse konumuz o değil, daha dikkatli alıntı yapmak lazım kendisinden.
- A. Selim Tuncer
Yukarıdaki yazıdan bir alıntı daha yapıp iyi geceler diliyorum: Görsellik sadece Batı uygarlığına özgü değildir; bütün medeniyetlerde görsellik, görselliğin farklı görünümleri mevcuttur. Sözgelişi, Çin medeniyeti, görselliğin, resim sanatı, operet, müzik ve tiyatro sanatları üzerinden zirveye çıktığı medeniyetlerden biridir. Yazısı, yazılı kültürü bile görseldir Çin medeniyetinin....
more...
- A. Selim Tuncer
Bulursan orijinalini oku. Çeviri hataları varsa adamın günahını almayalım. :)
- A. Selim Tuncer
Metehan Sandıkçı (blogda) yazdı: Budur: "Ayrıca bunu niye bir ses CD’siyle yapmadıklarını da anlamak zor!" :))) Hocam, elinize sağlık ama bu "sonuç cümlesi"ni yazının başına değil de sonuna koysaydınız keşke... Bu uzun yazının devamını okumaya gerek yok, hissi oluşmazdı hiç olmazsa... Şaka hocam, elinize sağlık! Tamamını soluksuz okuduk! El cevap: İlle de biri feda edilecekse, tabi ki kulak! "Kulak"larınız çınlasın Hulusi Bey!
- A. Selim Tuncer
"Çocuk kitaplarında metin, dil ve resimleme ilişkisi içinde, resimlemenin ayrı bir önemi vardır. Resimleme, metin ve dil yanlışlarını görselliği ile örtmektedir. Aynı zamanda kitap tercihinde hemen hemen birinci derecede rol oynamaktadır. Çünkü talibin ilk karşılaştığı görselliktir. Renklerin canlılığı, çizimlerin estetiği esere olan ilgiyi arttırmaktadır. Ancak, konuların yansıtılması...
more...
- A. Selim Tuncer
"...tıp alanında harflerin, seslerin, rakamların insanların üzerinde farklı etkiler uyandırdığı ve bunların normal dışı algılamalar olduğu kabul edilir. Sinestezi denilen algılama bozukluğunda hastaların sesleri görebildiği, renkleri hissedebildiği ve şekillerin tadını alabildiği belirtilir. Gombrich 'Sanat ve Yanılsama' adlı kitabında, insanın farklı algılama özelliğinin de etkisiyle...
more...
- A. Selim Tuncer
"Görsel öğrenme ve okuryazarlık kapsamı içinde bir başka boyut ise sözel olmayan iletişim durumudur. Bu kapsam içerisinde görsel semboller ile eylemler (vücut dillleri) ve obje dilinin kullanımı görülür. Dilin ne olduğu tanımından gidersek onun işaretler ve sembollerden oluşan bir yapı olduğunu anlarız. Ayrıca onu yorumlayan kişiler tarafından anlamının bilinmesi gerektiğini görürüz....
more...
- A. Selim Tuncer
"Yazının kaynağı resimdir. Önce resim var olmuştur. Bir arada bulunduklarında da resmi yazıdan önce algılarız. John Berger, görmenin sözcüklerden önce geldiğini belirtir (Berger 1990: 7). Yazı olarak çözümlenmeden önce her yazı, beyin tarafından imaj olarak algılanır. OCR (Optical Character Recognition = Optik Karakter Tanıma) programları da beyne paralel olarak işler ve önce taradığı...
more...
- A. Selim Tuncer
"Dil ve görsellik, hiç bir zamanda olmadığı kadar iç içe zamanımızda. İnsanlık kültürü dili bu noktaya getirdi. Cümle ile imge iç içe... Artık bir imgesi olmayan cümle, söyleyecek sözü olan bir cümle değildir günümüzde. İnsan zihninin ulaştığı yeni bir olgunluk aşamasıdır bu. Bu gerçeği görmezlikten gelemeyiz. Dünyayı artık her yönüyle tasarlıyoruz. Tasarlamanın olduğu yerde, neresi...
more...
- A. Selim Tuncer
İslam tarihi üzerine geniş çaplı çalışmalarıyla tanınan, Almanya'da yaşayan, Goethe Üniversitesi Arap-İslam Bilimler Tarihi Enstitüsü Direktörü ve Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyesi Prof. Dr. Fuat Sezgin'in bir sözü var; "Müslümanlar'ın geri kalmasının en önemli sebebi, resim ve görselin yasak olmasıdır." http://www.turkcebilgi.net/toplum...
- A. Selim Tuncer
"Okuma yazma, hesaplama ve metin ezberleme gibi ancak bir Ortaçağ katibinin sahip olduğu nitelikler günümüzde önemini yitirmiş, analiz ve keşfetme gibi nitelikler ön plana çıkmıştır (West, 1997). Günümüz insanı için yeterli olmayan sözcük sayıya dayanan yetkinliğin kimi yeni temel beceriler ile desteklenmesi gerekmektedir. Çünkü yaşantımıza sürekli nüfus eden yeni teknolojiler ile...
more...
- A. Selim Tuncer
Yazarın öyle bir şey demek istediğini sanmıyorum. Fakat, din ve kültürlerden bağımsız olarak "göz harbi, kulak sinsi" yargılarına katılmak galiba mümkün. Yukarılarda bir yerde "Göz sadece görmez, aynı zamanda gösterir." demiştim.
- A. Selim Tuncer
Bir iletişim pratisyeni için, elbette ortam, hedef kitlesinin hangi duyusunun daha açık olduğu, kendisinin hangi duyuya daha isabetle seslenebileceği gibi koşullar da önemlidir. Neden Kızılderililer dumanla haberleşir de Afrika yerlileri tamtam davullarıyla? Çünkü geniş Amerika bozkırlarında ve çöllerinde hedef kitlenin gözüne çok uzaktan ulaşmak mümkündür, o nedenle duman daha...
more...
- A. Selim Tuncer
Üstat, bir faideli feed'in daha sonuna gelmişiz. Daha önce yorum yapmadığıma bakmayın siz, okuya okuya bir hal oldum; kaçış yok zaten. Üç kere FF'ye girsem, birinde bu "göz" çıkıyor karşıma. Hani ressam misali, kulağımın birini kesip göndersem diyorum.. daha iyi açıklayabilmiş olur muyum kendimi? :)))
- alirizaesin
from iPhone
Aman aman! Yukarıda Hakkı Bey'in rahmetli teyzesinden naklen aktardığı duayı tekrarlayalım: "Allah aklımızı, fikrimizi, gözümüzü, kulağımızı muhafaza buyursun."
- A. Selim Tuncer
Bir üst düzey pazarlama yöneticisi dostumdan posta adresime gelen mesaj: Zihin görüntülerle/imajlarla çalışıyor. Mesela araştırmalar gösteriyor ki üzerinde diş macunu yazsa bile banyoya siyah diş macunu bıraktığınızda, insanlar diş macunu yok diyor. Neuro Marketing araştırmaları göstermiştir ki, karar veren ‘eski beyin’dir. Eski beyin 6 uyarıcıya tepki verir. Bunların biri de...
more...
- A. Selim Tuncer
1. "Gör"mesini bilmeyenin kulağı beş para etmez. 2. Ben de doğru seçeneği işaretler; kulağı feda ederdim (ama kısa süre sonra bunun acısına dayanamayıp intihar eder, böylelikle de "yoklukta eşitlik" yaratırdım bu iki yeti arasında, o başka!). 3. Selim Bey iyi ki var, yoksa körle yatan sağır-şaşı kalkardı şu akıl fikir (!) ortamında. 4. Ben tembelim, ancak bunları söyleyebiliyorum şimdi....
more...
- hafif abi
cok hos bir yazi ve ardindan güzel yorumlar.FF den istedigim bu ...
- Yusuf Temur
"Algılama bir görme ve duyma olgusudur. Çevreden gelen etkiler duyu organlarımızı uyarır, böylece meydana gelen sinir akımı, beyne ulaşır ulaşmaz, duyum olayı ile birlikte bir algılama da meydana gelir (Morgan, 1988:265). Algılıma edimlerinde görme, konuşmadan önce gelir. Fizik bilgisinden yararlanarak, ışık hızının sesten daha hızlı olduğunu anımsayalım. Diğer taraftan göz, kulağa göre...
more...
- A. Selim Tuncer
Grafik Tasarım dergisinin Ocak-Şubat 2010 tarihli sayısında Köksal Çiftçi'nin "İnsanoğlu önce çizdi-yazdı, sonra konuştu" başlıklı bir yazısı yer aldı. Yazının girişinden birkaç paragraf alıntılayalım: Eskiden herkes gibi biz genç çizerler de tarihin derinliklerinde yaşamış atalarımızın önce konuşmuş, çok sonraları becerilerini geliştirip resim çizmeye başlamış olduğunu sanırdık. Bir...
more...
- A. Selim Tuncer
Selim Hocam, genellikle insanların çok yakın zamanda konuşmaya başladıkları ve ilk homo sapienslerin bile konuşamadıkları varsayılırdı. Oysa, artık Vikipedi'nin bile (İngilizce olanının) verdiği bilgilere göre, bu fikrin hiçbir kesinliği kalmadı. Çünkü yaklaşık 1 950 000 yıl önce yaşamış olan Homo Erectus'ların fizyolojisinin bile, sanıldığının aksine, konuşmlarını sağlayacak şekilde...
more...
- Onbaşıların Uğur
10 Ocak 2010 tarihinde girdiğim İngilizce Vikipedi'nin Homo Erectus maddesinden şunu bir epostamda alıntılamışım: "The discovery of Turkana boy (H. ergaster) in 1984 gave evidence that, despite its Homo-sapiens-like anatomy, it may not have been capable of producing sounds comparable to modern human speech. Ergaster at least may have communicated with a pre-language lacking the fully...
more...
- Onbaşıların Uğur
Görüldüğü gibi, artık bütün direnişlerine rağmen, çoğunun hangi zihniyetle yetiştirildiklerini bildiğimiz biyoloji âlimleri bile MEALEN şunu itiraf etmek zorunda kalıyorlar: "Uzak atalarımızın konuşamayan yaratıklar olduğuna ve bizim bu yönden onlardan çok daha ileri ve evrimleşmiş olduğumuza dair elimizde hiçbir biyolojik kanıt yok, hatta tam aksi yönde kanıt var! 1 950 000 yıl önce...
more...
- Onbaşıların Uğur
Uğur, bazı görüşleri katıldığım için değil, konuyla ilgili olduğu için aktarıyorum. İnsanın dil yetisiyle ilgili kuramlar hâlâ muhtelif. Kısaca üç temel görüş var; dil yetisinin doğuştan getirildiği, dilin sonradan öğrenildiği, her ikisinin birden gerçekleştiği şeklinde... Ben kendimi sonuncusuna yakın hissediyorum. Noam Chomsky, insanın doğuştan getirdiği dil yetisi olmasa konuşmasının...
more...
- A. Selim Tuncer
”Gramer ve sağduyu, herkes tarafından, çaba göstermeden, çabuk, düzenli bir biçimde sadece bir topluluğun içinde en az etkileşimle, ilgi ve karşılaşma ile ve yaşamakla elde edilir. Belirgin bir öğretime ve eğitime gereksinim yoktur ve eğer bu olacaksa da son duruma katkıları çok sınırlı olur... Oysa örneğin fizik bilgisi seçici olarak eziyetli bir biçimde kuşaklar boyunca sıkça...
more...
- A. Selim Tuncer
"Çocuklar bu niteliği öğrenmezler; eğer zihin temel kurallara sahip değilse dışarıdan gelecek hiçbir etken bunu sağlayamaz." (Noam Chomsky, New Horizons in the Study of Language and Mind, Cambridge University Press,2000, s.3-4)
- A. Selim Tuncer
”Dilin işleme biçimi, herkesin beyninin kelimeler içeren bir sözlüğünün olması, kelimelere karşılık gelen kavramların bulunması ve kavramlar arası ilişkileri taşımak için kelimeleri birleştiren kurallar bütününün olmasıdır... Gerçekten de bebeklerin kavrayışıyla ilgili çalışmalar göstermiştir ki, bebekler nesnelerle ilgili sözcükleri öğrenmeden önce, tam da bizim beklediğimiz gibi, nesnelerin kavramlarına sahiptir.” (Steven Pinker, The Language Instinct, Harper Perennial, 1994, s.85,159)
- A. Selim Tuncer
”Sözlük geliştirme (leksikografi) veya tanımlayıcı anlambilim (deskriptif semantik) alanlarında uğraşmış herkesin farkında olduğu gibi, kelimenin anlamını tarif etmek çok zordur. Bu anlamlar, isimlendirilebilir en basit kavramlarda bile çok karmaşıktırlar ve en dikkate değer varsayımları içerirler. Çocuklar dil kazanımının en hızlı olduğu dönemlerde, bir kelimeyi çok az sayıda hatta...
more...
- A. Selim Tuncer
Hocam, vay be diyorum, hatta o son günlerin popüler videolarından biri olan videodaki şişman repçi gibi "oh yeah man, oh yeah" diyesim geliyor, ama tabii size karşı saygısızlık olacağı için demiyorum. Hatta Noam Chomsky'ye "çok kuul bir tespitte bulunmuşsun adamım, gerçekten çok mantıklı, sana puanım dokuz kanka" diyesim de geliyor. :D
- Onbaşıların Uğur
Şaka bir yana, gerçekten de ben bile geçende otobüs dinlenme tesisinde tartıldığım akıllı tartıdan öğrendim ki henüz on bin günden daha az yaşamışım. Bebekler ve küçük çocuklar birkaç yüz gün içinde binlerce, hatta belki de onbinlerce kelime öğreniyorlar demektir bu. Bunu hazır bir şekilde beyinlerinde bulmuyorlarsa öğrenmeleri hakikaten imkansız. Hem birçok kelimeyi daha ilk duyuşta...
more...
- Onbaşıların Uğur
İnsan zihninde isimler ve kavramlar doğuştan vardır demek doğru olmaz. Bu görüşü savunanlar herhalde şunu demek istiyorlar: İnsan zihninde dil ve konuşma yetisi potansiyel olarak var. Mekanizma çalışmaya öylesine hazır ki, isimleri ve kavramları banda soktuğumuzda eşleştirme ve işlem başlıyor. Eğer bu olmasaydı, insanın sadece öğrenme yetisiyle, yani öğrenerek konuşabilmesi mümkün olmazdı. İsimler hazır olsa, dünyada binlerce farklı dil olamazdı değil mi?
- A. Selim Tuncer
Selim Hocam, ama orada kastettiğimi ben "isimler yani kavramlar" diyerek izah etmeye çalıştım, isimlerin ses formu değil, ama "kavram" formunun beyinde hazır olduğunu anladım ben Noam Chomsky'den. Zaten yine Chomsky ve başka dil âlimleri imiş galiba, diyorlarmış ki diller arasında öyle benzerlikler var ki bu ancak bütün insanlarda doğuştan gelen bir tür ortaklıkla sağlanabilir, yani...
more...
- Onbaşıların Uğur
Evet, yukarıda buna benzer bir ifade var gibi, ama bunun tam olarak böyle algılanması zor. Kavramlar hazır olamaz, belki kavramların içine doldurulacağı boş kaplar hazır. Ki kavramlar, doğumdan ölüme kadar sürekli gelişir ve kendi kabını doldurur. Bebek zihni ne "elma" sesini ne de "elma" kavramını taşır içinde... Ya "cep telefonu" kavramı?..
- A. Selim Tuncer
Steven Pinker, [http://tr.wikipedia.org/wiki...] anladığım kadarıyla, çocuğun, kavramları isimlerden önce öğrenmeye başladığını söylemeye çalışıyor, kavramların doğuştan geldiğini değil.
- A. Selim Tuncer
Selim Hocam kavramlar derken, benim aklımda soyut kavramlar vardı. Ayrıca "isim" kelimesini de ben daha çok geleneğimizdeki anlamında kullandım, "noun" anlamında değil, hele hele "somut isim (concrete noun)" anlamında hiç değil. "Allah'ın isimleri" ifadesini hatırlayın. Nedir bu isimler? "Bütünüyle merhametli (er rahman)", "tam otorite/hakimiyet sahibi (el kahhar)" gibi soyut...
more...
- Onbaşıların Uğur
Kaya Bey, yav ben hep açık seçik olmayan tabirler kullanıp böyle çırpınıyorum galiba. Kavram zihnimizin içinde tabii hep soyut olur, ama benim kavram demekle kastettiğim şey, "cep telefonu gibi somut bir nesneye değil, mesela 'büyüklük' veya 'hâkimiyet' gibi bir soyut bir anlama işaret eden kelime" şeklinde özetlenebilir.
- Onbaşıların Uğur
Uğur, Kaya Şahin'in dediği, senin de kabul ettiğin gibi kavramların hepsi soyuttur. Fakat ben, senin ayrı tuttuğun "soyut"larla ilgili kavramlar konusunda da kuşkular taşıyorum. Ve Chomsky'nin yukarıdaki ifadelerini pek anlamlandıramıyorum. Acaba söylenmek istenen şey senin anladığın gibi mi? Pek ihtimal vermiyorum. Bunu biraz araştıracağım.
- A. Selim Tuncer
Saygıdeğer Selim Bey ve saygıdeğer Kaya Bey, bana Chomsky'nin söyledikleri açık geldi. Adına metafor diyelim veya benim kaba saba tabirimle :) kavram diyelim, her neyse, bunların insan zihninde doğuştan hazır bulunduğunu söylemiyorsa o satırlarda ne diyor ki? Gerçi ben bu meseleleri incelemiş filan değilim, bir dönemlik lingüistik dersi bile almadım üniversitede. Sadece okuduğum o satırlara dayanarak konuşuyorum. O yüzden daha fazla iddialı olmayayım. :D
- Onbaşıların Uğur
İnglizce'de "concept"in anlamı epeyce geniş. Chomsky'nin "concept"i tam olarak bizim ilk anda anlamlandırdığımız "kavram" mıdır, bir bakmak lazım. Belki "kavram"da anlaşamadık.
- A. Selim Tuncer
Şuna bir bak Uğur: A priori concepts | Main article: Category (Kant) Kant declared that human minds possess pure or a priori concepts. Instead of being abstracted from individual perceptions, like empirical concepts, they originate in the mind itself. He called these concepts categories, in the sense of the word that means predicate, attribute, characteristic, or quality. But these pure...
more...
- A. Selim Tuncer
Yani, senin vurguladığın "kavramlar" ile konuşma yetisi kazanılamaz diye düşünüyorum, benim takıldığım nokta bu...
- A. Selim Tuncer
Bu durumda, hangi metaforlar ya da kavramlar insan zihninde var ve hafif bir gözlem ile (bir kelimenin belli bir bağlam içinde bir defa kullanılması gibi) ortaya çıkmayı bekliyorlar, hangileri neredeyse tamamen gözleme ve tecrübeye dayalı (yani empirical), bunu ben anlayamadım.
- Onbaşıların Uğur
Bir de Kant bir aydınlanma dönemi filozofu, 19'uncu yüzyılın başlarında ölmüş. Noam Chomsky ise gözlemlere ve verilere daha çok dayanarak ortaya teoriler koyan bir dilbilimci. Acaba Kant'ın bahsettiği "pure or a priori concepts" ile Chomsky'ninki aynı mı?
- Onbaşıların Uğur
Uğur, Chomsky'ninkiyle Kant'ınki birbirine yakın gibi geldi bana... O nedenle paylaştım. Bunlar dilbilimsel anlamda "kavram" değildir. Chomsky, meseleyi buradan mı dolandırıp getiriyor, bir bakacağım. Henüz fırsatım olamadı.
- A. Selim Tuncer
kulak (bunca uzun yorumun arasında sırıtacak resmen)
- heavy distorted
3G görüntülü konuşmanın yaygınlaşmamasının çeşitli nedenleri olsa gerek. 1) Teknolojinin konuşan her iki telefonda da olması gerekiyor ve birinden birinde olmayabiliyor. 2) Zahmetli... 3) Telefonla konuşma alışkanlıklarımızda henüz yer almayı başaramadı. 4) Pratik değil, özel pozisyon almak gerekiyor. 5) İki kişinin konuşması çoğu kez mahremiyet içerebiliyor; oysa görüntülü konuşmada...
more...
- A. Selim Tuncer
eğer telefon görüşmelerini herkesin içinde yapmayı (her nedense) aşırı tercih eden bir toplumda olmasaydık, 3G kullanımı bizde çoktan arşa varmıştı. mecburiyet durumları hariç tabi, ama mecburi görüşmeler de zaten normalde kısa kesilir, bir şey haber verme odaklıdır ve iletişim 'tamam' deyip kapatılır. 'live to tell' gizli sloganıyla hayatını çizmiş bir kalabalığın, 3 G'den aldığı alacağı bir tutam 'live to show'dur. doğrudan bir ilgi kurulamıyor o nedenle.
- DaisyNeeuQ
Bu feed zamanın ötesine uzanacak sanırım :)
- Monad Teodise
"Ben fotoğrafa bakan gözlere bakıyorum." Roland Barthes
- A. Selim Tuncer
"Her ikisine, bakışa ve söze karşı duyarlı olmak için tek bir ortak mekan vardır: Bilinçdışı." Jürgen Manthey
- A. Selim Tuncer
"Görünür olan her şeyin dokunurluktan oyulduğu, özenli her varoluşun görünürlük için düşünüldüğü ve yalnızca dokunulanla dokunan arası bir geçirgenlik yerine, dokunurlukla dokunulurluğun içinde saklanan görünürlük arasında bir geçişin varolduğu düşüncesine artık alışmamız gerekir." Maurice Merleau-Ponty
- A. Selim Tuncer
— "Sana daha önce söylemiş miydim? Görmeyi öğreniyorum. Evet, yeni başladım. Henüz pek o kadar iyi değil ama elimden geleni yapacağım." (Habe ich es schon gesagt? Ich lerne sehen. Ja, ich fange an. Es geht noch schlecht. Aber ich will meine Zeit ausnutzen.) http://yenisafak.com.tr/Yazarla...
- A. Selim Tuncer
“Delik burunlar” anlamına gelen, Nemepu adlı kabileye mensup bir Kızılderili, Kızılderililer arasında kullanılan ve çok eski zamanlardan kalma bir dille konuşuyordu. Bu dil dünyanın en basit dilidir, öğrenmek için gramer kurallarına ihtiyaç yoktur. Telaffuzunu da öğrenmek gerekmez. Çünkü bu dilde kelime yoktur… Ancak söz konusu dilin sözlüğünü yapmak gerekseydi aşağı yukarı şöyle bir...
more...
- A. Selim Tuncer
Abooo Selim Hocam, destana dönmüş bu fiğdiniz. (Feed yerine fiğd yazmaya karar verdim, Türkçe yazarken İngilizce imlâ kullanmak beni hâlâ rahatsız ediyor da.)
- Onbaşıların Uğur
Bu "fiğdi" destana döndüren biraz da benim. Gördüğüm her ilgili şeyi buraya atıyorum, belki bir gün lazım olur diye... :))) Kaya Şahin'in katkılarını da unutmamak lazım tabii...
- A. Selim Tuncer
"Gösterdiğiniz şey söylediğiniz şeyden daha önemlidir." David Ogilvy
- A. Selim Tuncer
"Erdely ve Kleinbard’ın görsel bellekle ilgili yaptıkları deneyde insanlara sıradan 60 nesnenin resimleri ve isimleri gösterilmiş ve deneklerden, nesneleri ilk gördükleri zamandan sonraki yedi gün içinde, isimleri ve resimleri tekrar tekrar hatırlamaları istenmiştir. Kelimelerin hatırlanma oranları bir saatten sonra sabit kalmıştır. Denekler her zaman aynı kelimeyi hatırlayamamış;...
more...
- A. Selim Tuncer
böyle insanı ikileme sokmak bence iyi bir şey değil.
- sertaç aydoğdu
Fiktif bir soru... Allah böyle bir ikilemde bırakmasın.
- A. Selim Tuncer
"Sonuçta insanların algı sistemleri kişiye göre farklılık gösteriyor. Kiminin beyninde ses kartı iyi, kiminin ekran kartı. Ama işletim sistemlerimiz bu kartların tam verimlilikle çalışması konusunda asıl meselemiz." - Zeynep Kamil http://ff.im/nRCmC
- A. Selim Tuncer
"Yönetici insanlar neredeyse tamamen sözel fikirlerle uğraşırlar. Diğer taraftan pazarlama insanları görsellerle uğraşırlar. Pazarlama bir görsel disiplindir ki, bu görsel disiplini yönetici insanlar genelde anlamazlar." Al Ries (Lords of Marketing Konferansı'ndaki konuşmasından)
- A. Selim Tuncer
kulağımı verirdim. böylece sessiz sakin kafamı dinlerdim. hem de zaten gözüm bozuk, belki gözlerim güçlenirdi. gözü görmeyenin kulağı keskin olur misali...
- Aycan Türk
Ben ilk önce gözlerimi verirdim, çünkü ben hiç sağır kung-fu ustası görmedim. Akşam eve giderken etrafımda uçan yarasalardan hiç biri şu ana kadar bana çarpmış değil. Memeliler gözleri olmadan da uçabiliyorlarsa ben hayli hayli uçarım... Gözlerim işlevsizken, Batman gibi kötü adamlara da uçarım... Bu verilerin ışığında şuracıkta gözlerimi çıkarırdım ama beni engelleyen tek şey böyle bir şey yaparsam ışığın aydınlattığı yolda ilerleyemeyecek olmam... (bkz. üç maymun, imgelerin sisi)
- yedi
Göz əzbərləyər, qulaq sorğular. Əzbərləyərək yaşayanlar gözlərindən vaz keçəbilməz, sorgulayarak yaşayanlar isə gözlərini fəda edərlər. İşin qısaca xülasəsi bu.
- avatar8
Kusura bakma ama, bazen öyle bir sallıyorsun ki, tutabilene aşk olsun. Tam tersine, kulak, ezber dünyasına aittir. Göze hitap eden yazıyla birlikte ezber ihtiyacı ortadan kalkmıştır, çünkü yazı hafızanın bir uzantısı olarak varlık bulmuştur.
- A. Selim Tuncer
Əsəbiləşmədən düşün, məncə. Bunu anla əvvəl, göz daha rahat əzbərləyir, sorğulamadan. Yazıya keçmək əzbəri asanlaştırıyor.. Qulaq əzbərlerken sorğulayır və yoldan çıxır. Yoldan çıxmamaq üçün baş sallatarak ezberletiyorlar ya, sorgulamasın axmaqlar deyə.
- avatar8
Yazının forması əzbərlenir, content isə daxili səsə çevrilir. Kəlmələr şəxslərin anlayış səviyyəsinə görə sorğulanır. Şəkil isə daha az sorgulanarak yaddaşa əzbər bir şəkildə atılar. Tez unudular o ayrı. Sorgulanamayan hər şey tez unudular zatən. Yazı da sözlər bir-birlərini anımsattıkları üçün anlaşılmasalar da xatırlanar. Mənim anladığım sən göz əzbərləyər deyərkən göz unutmaz deyə anlamısan. Göz az anlar demək istədim yəni az sorğular olduğu kimi qəbul edər çoxu dəfə yəni.
- avatar8
MacOS lion kadar dandirik işletim sistemi görmedim (3 ay sonunda yorumum). Windows 7 MacOS ların hepsinden performans/stabilite/bug/yetenek/yazılım desteği ve hatta kullanılırlık olarak çok daha iyi.
evet ya virtualbox içinde bir ekran çözünürlüğü ayarlanmıyor :D (yasal uyarı: trolling)
- Onur Yalazı
valla 1 seneyi geçti ofiste macbook pro kullanıyorum (yavaş geldiğinden dolayı durmadan ugrade ediyorum, şu an i5) evde windows 7 kullanıyorum (kendi topladığım)
- denizoktar
hmm.. ne gibi terslikler yaşadın da bunu yazdın merak ettim
- Aleks Özkuyumcu
bence bütün isletim istemleri boktan, buggy, kullanissiz, yeteneksiz, ayrica hepsinin de yazilim destegi cok kötü. Kapatlim bilgsayarlari gitsin amk.
- selimovski
deniz macbook pro yu cope atıyorsan kollarımı actım bekliyorum :)))
- egemen ergel
snow leopard, liondan daha iyi. ama win 7 hepsinden daha iyi değil. yavaş gelmesinin başka sebebleri olabilir.
- KeremTiryaki
@deniz virtualbox i birak parallels desktop kullan macos da
- egemen ergel
Deniz bilgisayardan anlamadigini biliyordum, ama bunu tahmin etmezdim.
- Mehmet Duran
Lion' la en az 8GB ram lazim. Macbook Pro' yu guncellemiyorum bu yuzden ama minide aslancik var
- Burak Gürsoy
Start'a basmadan gune baslayamiyorsan zaten klavye sana haram.
- Mehmet Duran
deniz, neden oyle dedin yahu? tum asina oldugum windows / ubuntu ortamlarindan cikip, son model Mac Air ile bir an bile sorun yasamadan cok guzel adapte oldum MacOS'a. merak ettim neden boyle dusundugunu :)
- Oguz Serdar
Bu feede multi like verilir :) Benim gibi dusunen baska kimse yok diye dusunurdum. Oldugunu gormek guzel
- Serhat Çulhalık
Valla ben sırf bir program için geçmiyorum sorunlarını açarsan nelerle karşılaşacağımızı bilelim
- iSuat
Her seyi anliyorum da Windows nasil kullaniyorsun?
- Burcu Dogan
Cok dogru tespit. Zararin neresinden donsen kardir.
- Ibrahim Ozturkcan
valla windows u mis gibi kullanıyorum. tek ihtiyacım terminal oluyor onu da artık eskisi kadar kullanmıyorum zaten. mac in hardware kalitesine hic sozum yok, ama macos kullanacağıma çok rahat ubuntu kullanırım içinde adam gibi office olsa. Noob gibi mouse la rahat rahat kullanmak için macos çok iyi bu sırada.Leopard lion a kıyasla bence daha iyiydi. Son editlediğim dosyaları indexleyip...
more...
- denizoktar
Burası çok başı boş bırakmaya gelmiyor anlaşılan :) Ben bir voltranı oluşturup geliyorum.
- Bahaeddin [ MacinLife ]
Ayrıca bir background vereyim: usta sayılmasam da turkuaz linux la başlayıp redhat 5.2 lle devam eden bir linux deneyimim var. Çocukluğumdan dos, windows 3.1, northon commander vs. gibi her türlü aracı kullandım. Windows 95, 98 zamanlarında microsoft a çok küfür ettim, dönemin ergen gençleri gibi anti-microsoft çu idim. Yazılım dünyasında hala öyleyimdir bu arada. tamamen ön yargı...
more...
- denizoktar
Lion henüz tam kararlı değil ama Snow Leopard gayet iyi bence...
- sy
kaça satıyorsun simdi senbu macbook U onu söyle deniz :) barter yaparız
- egemen ergel
from BuddyFeed
Vay arkadaş eğer bir şey gerçekten windows 7 ile karşılaştırıldığında kötüyse ben hiç başlamadan bırakayım bu osX'i (taraflıyım subjektifim filanım)
- Akın Ömeroğlu
Unix/Linux olmayan bir isletim sistemini nasil kullaniyorsun cok merak ediyorum. Windows ile Unix/Linux un karsilastirilmasi da cok garip. Biri elma biri armut.
- O.
"alisamadim" dedigin kisimlar disinda her yerinden bug cikiyor, adam gibi fix edilmiyor ve external display'i beceremezken dedigin mevzular neler bi anlatsana merak ettim? ben de her firsatta harici monitor ile kullaniyorum, tek sikintim gfxcardstatus'ten integrated only yerine discrete only ayarina getirmek, sorunsuz calisiyor. nerde ne sikintisi var bileyim de basima is acilmasin.
- Sets Turan
Benim anladigim deniz, sen Windows degil Office kullaniyorsun :P
- Burcu Dogan
şaka bir yana, osx lion da başta Finder olmak üzere, bash'ten Chrome a kadar tonla garip bazen olan bazen olmayan şey var. memory consume inanılmaz. burak gürsoy'un dediği gibi en az 8 gig lazım. keza llvm mevzusundan dolayı pek çok homebrew paketi çalışmıyor hatta derlenemiyor bile. Front row yok, digital color meter kuşa dönmüş vs vs vs. TextMate, MacVim, python u kullanabildiğim...
more...
- Uğur Özyılmazel
from iPhone
lion a neden 8Gb ram lazım diyorsunuz anlamadım ama bende 2 mac var birinde 1GB ram var ve gerektiğinde onda da XCode u açıp gayet kodumuzu yazıp compile ediyoruz. Bir de windowsdaki office in aynısı mac dede var? yani office yazılımı bir bahane değil bence. tam 1 yıl oldu macbookpro mu alalı ve bi kere format atmadım. yerinde vista olsaydı hali ne olurdu bilemiyorum. (denemedim o ayrı)...
more...
- Ozan Dikerler
snow leopard kullanırken 2 gb ram yetiyordu. xcode ve photoshop aynı anda çalıştığında bile. lion'a geçtiğimde biraz yavaşlık hissettim. 100 liraya 2 x 4 gb'lık kingston rami takınca şaha kalktı. henüz bir fanboy olacak kadar mac kullanmadım ama kullandığım kadarıyla windows 7 gibi bir işletim sistemi kullanacağıma yavaş bir lion ile çalışırım daha iyi. şu an canavar gibi çalışan bir mac için harcadığım para 1600 lira. 23" monitörü ve diğer donanımları dahil.
- ruhöküzü.
ha kullanılırlık konusuna gelirsek, AHAHAHAHAHAHAHAH.
- ruhöküzü.
windows7 tarif edilen tum ozellikler icinde o kadar kotu kaliyor ki, kelimeler yetersiz. tamamiyla non-deterministic, ne zaman ne bok yiyecegi belli olmayan bir sistem. ayni isler yapilirken bazen calisiyorken, bazen karin agritacak derecede agir oluyor. sistemi guvenli bir sekilde kullanilabilir hale getirmek icin tonla para harcamak ve hantallastirmak gerekiyor. file manager tam bir...
more...
- Berk Ülsoy
Berk, en azından Lenovo geri yükleme bölümünü DVD' ye yedekleyebiliyor. Bunun için bazı özel araçlar hazırlamışlar. Ubuntu Unity ile çakma OSX olma yolunda ilerliyor bu arada.
- Burak Gürsoy
Burak, unityden bahsetmiyorum. gnome3 daha ilk kez genis kullanima ciktigi halde osx in arayuzunden cok daha guzel ve kullanisli. ustelik intel kartlarla cok iyi calisiyor.
- Berk Ülsoy
ya lion'daki 'full screen' denen nanenin ikinci ekranı tümüyle işlevsiz hale getirmesine ne demeli? nasıl olur da bu senaryo düşünülmez?
- enes güler
Ortada mizahi bir durum varsa gülünür. Bir kişiyi kasten aşağılamak kastı yoksa gülmekte hiçbir sakınca yok.
- Yerdeniz Balıkçısı
tamam da bana mizahi gelmeyen bir durum için ben fare tekerleğini aşağı kaydırıyorum. "çok mu komik" diye dalmıyorum. alınmak neden? diye yazarken gitmişsin.. iyi günler.
- seqizz̠͈͈̰̮̬̠̘̩͔͎̗
İnsana dair her durum mizahi bir hal alabilir. Kaldı ki, zevksizlik hayli hayli alır. Bir de mizah kültürel bir tat da taşır her zaman. İngilizler'in yapmıyor oluşu, bir Brezilya vatandaşını ne kadar bağlıyorsa, beni de o kadar bağlıyor. Hoş burda öyle çok üstünde tartışılacak bir durum da yok ya... Öyle fikrimi belirteyim dedim.
- Yerdeniz Balıkçısı
çok stayla olmuş bunu #adidas görmeli :) belki yeni sezona alırlar
- Antika İnsan
Evet, bakış açısını böyle değiştirince sorunlu geliyor hakkaten. Ama bir çocuğun mizah gibi soyut kavramlara hakimiyeti de tartışmalı bence. Bu açıdan, kıyaslama pek doğru gelmedi.
- Yerdeniz Balıkçısı