kapıyı açtım kapının önüne pineklemiş akşamdan kalma bir kedi beni karşıladı. saygıdan mı kapıyı birden açınca tırstığından mı bilinmez açılarak bana yol vermek istedi, açılırken de aynı zamanda "bana yemek ver, su ver, ver uleeen" çığlıklarını andıran bir şekilde miyavlıyordu. bir de bir ayağı sekiyordu, sanırım ezilmiş.
göz ucuyla mutfağı süzdüğümde tezgahta duran iki dilim kek bana göz kırptı. kekleri alıp kapının önüne koydum, "ulen şimdi susatır da bu" diyerek bir kapla da su çıkardım. kedinin "işte benim kahramanım, harikasın adamım" vb. şeyler söylediğini hayal ediyordum ki içimden, kekin bir dilimini yedi diğerini yemedi, suya hiç dokunmadı bile. tatlı kedileri susatmıyormuş demek ki. ben de "hıh sen bilirsin" diyerek kalan keki ve suyu bir köpek darbesiyle kendisini sitemizin bekçisi ilan eden, etraftaki serseri köpeklerle tek başına savaşan sitemizin köpeğine -adı bu olsa gerek- götürdüm. keki biraz kokladı ama ısırmadı, sonrasında yemiş midir bilmiyorum. sabah sabah bu kadar kahramanlık yeter deyip otobüse koşarken attığım son bakışta kek hala orada duruyordu. kedi seven kızları bekliyorum.
- aydın
mutlu değilim henüz, beklediğim geri dönüşü alamadım, kedi var köpek var daha ne istiyorlar anlamadım. yoksa hepsi bir şehir efsanesi miydi? inanmıştım buna oysaki :/ #kedilifeed -çıkmadık can-
- aydın
kız milleti abi, ne istedikleri belli değil ki. neyse dur yemeğe gitmişlerdir belki şimdi hepsi. az daha bekleyip öyle sövelim.
- bi dost
yok ya olmayacak sanırım şimdiye çoktan gelmeleri, benim "hangisini seçsem acaba" diye düşünüyor olmam lazımdı :/ ben yeğenimi alıp istiklal'e falan çıkarayım bir de belki dayısına bir yararı dokunur -ps1: o değil gören de bişey zannedecek- -ps2: şaka şaka güzel kızlar, hepsi gerçek, bekliyorum-
- aydın