Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
| Bir idea olarak marka ve bir ideogram olarak logo... - http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
| Bir idea olarak marka ve bir ideogram olarak logo...
Her grafikerin okuması gereken bir yazı olmuş yine, kaleminize sağlık! - buraKargın
Teşekkür ederim. - A. Selim Tuncer
Çok güzel yazı hocam. Görseller de harka seçilmiş. Teşekkürler. - sunipeyk
Bundan sonra logo ile ilgili yazılacak çalışmalara referans oluşturacak, önemli bir nişantaşı olmuş yazınız. Bunun da ötesinde, yazıya dayanak sağlayan görüşlerin alışveriş süreci de takdir görmesi gereken, internetteki düzeyli paylaşımlar için model olabilecek önemli bir vakadır. Emeği geçenleri kutlarım. - Ömer Durmaz
Müsadenizle bazı tanımlar yapayım. Gelişimin ana gücü sinerji için en gerekli şey toplumun bireyleri arasındaki iletişim.İletişimin ortak formatı ise yazı,yani anlatının bir düzlemde kod ile ifade edilmesi.( Gelişmiş kültürlerde mimari projenizi dahi yazarak sunabilirsiniz.) Logo ise nesne ile toplum arasındaki iletişimde daha odaklı sinerji yaratmak için, nesne adı yazısının nesneye... more... - Kaya Şahin
Konuyla ilgili önceki yazı ve tartışmalar: (1) Logonun otopsi raporunu yazmak için bu kadar acele etmeyelim! http://ff.im/3YI6B (2) Bir cinayetin azmettiricisi olmamak için!.. http://ff.im/6NICK (3) Keşke bütün dünya Çin yazısı kullansaydı! http://ff.im/6Yh39 (4) Her logo bir ideogramdır http://ff.im/72bb8 (5) “Logoyu diri diri gömmek!” http://ff.im/7p0Xv - A. Selim Tuncer
Teşekkür ederim Ömer Hocam. İnternetteki düzeyli paylaşımlar için model olabilecek önemli bir vaka daha var benim bildiğim: Dr. Özgür Uçkan'ın "Sanat mı San’at mı?" başlıklı yazısının altında şöyle bir not vardı; "Bu yazı 'Friendfeed' ortamındaki tartışmalardan doğdu (http://ff.im/6Gkuc ve http://ff.im/6KqIk). Tolga, Devrim, Ex Instance ve Ekim başta olmak üzere tartışmaya katılan herkese teşekkür ederi" - A. Selim Tuncer
Tabii, FriendFeed tartışmalarından hem düzeyli hem de yararlı bilgiler edinebiliyoruz gerçekten... Bir 'offline' dergide (The Brand Age) yayımlanan bu yazımda Dr. Özgür Uçkan ve Onur Gündüz'den alıntılar yaptım. Belki daha fazlasını da yapabilirdim, ama özellikle takma isimlerden kaynaklı "kim" bağlamının eksikliği beni huzursuz etti. Hatta bu huzursuzluk, "Kimliği 'sanal' ve 'gerçek'... more... - A. Selim Tuncer
“Başlangıçta sözcük vardı ve sözcük Tanrı’ydı ve o zamandan beri sır olarak kaldı." Selim bey başlangıçta sizden aldığım alıntıyı hemen hemen hiç anlamadım bunun açıklaması ile ilgili bir link var mı? - Kaya Şahin
“Logoyu ben de hep kod olarak düşünmüşümdür. Zihinsel kavrama gönderen görsel kodlama" Dr.Uçkanın yukardaki cümlesine katılmakla beraber şunu açıklayım. Görsel kodlamaların yazı ile kodlamalar kadar zihinlerde komple aynı sonuçları yaratmaları beklenemez.Çünkü görsel kodlamalar sağ beyin ile değerlendirilir.Ve sağ beyin kişi bilinçdışı ile doğrudan ilgilidir.Yani sol beyin gibi bilinçli... more... - Kaya Şahin
Ayrıca Çinliler hesabına üzüldüm toplumlarında ses birlikteliğinin olmaması onların bu çalışkanlıklarına rağmen hakettikleri yere gelmelerini zorlaştıran bir unsur gibi geldi. - Kaya Şahin
Japonlar da aynı yazı sistemini kullanıyorlar. Onların da mı hak ettikleri yere gelmediklerini düşünüyoruz? - A. Selim Tuncer
Japonyada ses ve dil birlikteliği var.Çince dilciklerden oluşan bir dil ailesi ve aynı dilcik bile yöreye göre farklı seslendirilebiliyor.Yani Çinliler konuşarak anlaşamıyorlar yanlarında kağıt kalem olması gerekiyor. - Kaya Şahin
Dogru. Tabii bir baska perspektiften baktigimizda buyuk bir avantaj bu... Dusunsene, yuz milyonlarca insan gordugu yaziyi okuyor, kendi dilinde seslendiriyor ve anliyor. Biz ise burada alfabemiz Turkce'nin tum seslerini karsilamiyor tartismalari yapiyoruz hala... - A. Selim Tuncer
Şarkılar ne olacak.Ya marşlar.Cem Yılmazı sadece bir kısmı anlayacak,diğerleri sessiz sinema gibi izleyecekler. - Kaya Şahin
Tabii ki bu da dogru... Fakat ben, konuyla logo baglaminda ilgileniyorum, biliyorsun. Ayrica o kadar genis bir cografya ve yuz milyonlarca nufusa bir Cem Yilmaz zaten yetmez. :))) - A. Selim Tuncer
Bu arada, Çinliler kendilerinin "yazı medeniyeti" olduklarını ileri sürerek bununla övünürler. - A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, alıntıladığınız paragrafta William S. Burroughs, başlangıçtaki sözcüğü Tanrı ile özdeşleştirirken, aslında yaratımı başlatan "ol" buyruğuna göndermede bulunuyor ve Tanrı'nın kendini açımladığı fikrinden hareketle, yaratımın yazmak olduğunu ve yaratılan dünyanın Tanrı'nın yazısı olduğunu savunan bir çok heterodoks tarikatın fikirlerinden yararlanarak bir metaforlar silsilesi... more... - Ozgur Uckan
Selim Hocam, buradaki hiper-metinsel tartışmaların basılı ortamlara (yazıyı dergide okumuştum) sızması benim hoşuma gidiyor gerçekten (elbette tersi çok daha fazla oluyor doğal olarak). Her gördüğümde etkileşim işte bu diyorum:) - Ozgur Uckan
Bu etkileşimin bir başka örneği de Cemil Ertem'in Taraf'taki şu yazısıydı: http://www.cemilertem.com/2009... - Ozgur Uckan
Ben bu yazıyı ve tartışmaları tümüyle kaçırmışım. :( - A. Selim Tuncer
Eh, olur o kadar.. Ben de çok şey kaçırmışım. Neyse ki FF eski tartışmaları siliyor da hepten kaçırıyoruz :))) - Ozgur Uckan
Siliyor mu? - A. Selim Tuncer
Evet, feed'de eskiye doğru bir git bakalım. En son iki ay geriye gidebilirsin... O yüzden ben önemli feedleri kaydedirim (bunu da "more" linklerine tek tek basarak yapman gerekiyor ki yarım yamalak kaydetmeyesin)... - Ozgur Uckan
Hocam, bunu bilmiyordum ama, Mart'a kadar gittim ben. Silme konusunda zaman dışında bir parametre kullanılıyor olabilir mi? - A. Selim Tuncer
Bilmem... Nasıl oldu da Mart'a kadar gittin acaba? Bunu iyice bir araştıracağım ben... Bu arada Ertem'in yazısındaki tartışmalar şu postta geçmişti: http://friendfeed.com/ozuckan... (Ben niye 15 Temmuz'a kadar gidebiliyorum acaba? Older items butonunu kullanarak... Ama arama yaptığımda daha eski postlara ulaşabiliyorum...) - Ozgur Uckan
Cemil Ertem, yazının arkasına eklemiş, orada gördüm. Ben de "beğen"mişim üstelik... Aman Hocam araştıralım. Benim için de çok kıymetli bu paylaşım/etkileşimler... - A. Selim Tuncer
Kesinlikle... - Ozgur Uckan
Mesela ben, kendi yazılarımla ilgili olanları yazıya 'embed' ediyorum. Hatta yazı, bunlarla tamamlanıyor bile diyebilirim. - A. Selim Tuncer
Biliyorum, ben de bunu yapmaya niyetliyim... Peki sen eski feedlerine nasıl gittin? Older items tuşunu kullanarak mı? (eski postların silindiğini bana da başkaları söyledi) - Ozgur Uckan
Evet, ben Türkçe kullandığım için "Daha eski ögeler" tuşu oluyor o... Gide gide Mart'a dayandım, ama Mart benim FF üyeliğimin başlangıç tarihi midir, onu hatırlayamadım. Acaba "feed" sayısıyla ilgili olabilir mi diye düşündüm. Sen benden daha fazla giriyorsun çünkü. Nitekim, ha öyle ha böyle, bence sorun değişmiyor. Silmesin yahu! - A. Selim Tuncer
Evet, üstelik sliyorsa bunu belirtmesi gerekmez mi? Acaba okumadan geçtiğimiz o disclosure'da var mı? Şimdi yatıyorum, ama bunun peşine düşeceğim. (Bu arada, o tuşla gittiğim son tarih olan 15 Temmuz'dan daha eski postlarıma (Haziran ayındaki bir tanesine) arama yaparak ulaştım... Kafam karıştı iyice...) İyi geceler... - Ozgur Uckan
"Bir bilen" de el atsın şu konuya... Hocam, biliyorsun ya, en son gittiğin sayfada ilk tarihli postlar yer almayabilir. Yorumlarla ara sayfalara terfi etmiş olabilirler. Buna dikkat ediyor musun? İyi geceler. - A. Selim Tuncer
Selim Hocam, biraz araştırdım. Geriye doğru gidildiğinde sadece 630 post görüntülenebiliyormuş. Gerisi için arama yapılmak istendiğinde postun adını bilmek kaydıyla (ya da farklı arama parametreleri kullanılarak, kullanıcı ismi vs.) google aramasını kullanıyor insanlar. Sonuç olarak FF postları silmiyor ama onlara ulaşmamız için henüz bir şey yapmış değil. Tüm feed'lerin export edilmesi... more... - Ozgur Uckan
O halde yazılara katıştırdığımız 'feed'lerle ilgili bir sorun yok diyebiliriz. Dışarıdan bağlantılar ya da doğrudan girdiğimiz, hatta görüş alışverişinde bulunduğumuz 'feed'ler boşlukta kalıyor. Onlar için de bu teknikten istifade edilebilecek bir yöntem geliştirilebilir şimdilik. Uyarın için teşekkürler. Bilmemiz iyi oldu. - A. Selim Tuncer
Konumuza dönersek... Bugün bir arkadaşım logo tasarımıyla ilgili bir bağlantı gönderdi. [http://www.newcastlewebsite.com.au/logo-de...] İlgili bölümü paylaşıyorum: A logo ( from the Greek logotypos) is a graphical element (ideogram, symbol, emblem, icon, sign) that, together with its logotype (a uniquely set and arranged typeface) form a trademark or commercial brand. Typically, a... more... - A. Selim Tuncer
Yazılanlardan sonra şu PDF kitabı gördüm, nutkum tutuldu, söyleyecek bir şey bulamıyorum: http://www.karbonizma.net/2008... - Ömer Durmaz
Logo ölsün, hep birlikte kurtulalım. :) - A. Selim Tuncer
92 doğumlu bir genç epey birşeyler toparlamış. O da kendi açısından birşeyler söylemiş. FF de gördüğüm bazı gençlere göre oldukça da ciddi .Doğru veya yanlış yararlı olmaya çalışıyor. Selim bey logo ile ilgili epey bir emek vermişsiniz FF'de de bir şeyler söylendi . Diyorumki sanki toparlansa konu biraz daha netleşir.Firma yöneticileri de logonun önemini biraz daha kavrarlar. Bu da Türkiyede markalaşma yönünde en azından daha etkin bir bakış açısı getirecektir. Şimdiden kolay gelsin demeyi çok isterim. - Kaya Şahin
92 yaşındaki genci pek de hoş görmemek lazım, "cahil cesareti" demek lazım, bana kalırsa. Topladıkları çer-çöp, bir de yarım-akıllı bir yayıncı bulup bu belgeyi kitap olarak bastırsa (sponson arıyormuş çünkü) işte o zaman yandık, literatüre de geçmiş olacak. Şu an PDF diye sevimli görünmüş olabilir... Asıl bu gence değil tabii, meydanı boş bırakan akademisyenleri, iyi logo... more... - Ömer Durmaz
Hımm, ilginç... "Duke Üniversitesi’nin Fuqua İş Okulu ve Kanada Waterloo Üniversitesi‘nin yaptığı bir araştırmaya göre, PC’ci ya da Mac’çi farketmezi Apple logosuna maruz kalmak, daha kreatif davranmanıza yol açabiliyor. Duke Üniversitesi Profesörleri Gavan Fitzsimons ve Tanya Chartrand ile Waterloo Profesörü Grainne Fitzsimons, çok bilindik markaların logosuna bakmanın bile o marka ile eşleşmiş imajına uygun şekilde davranmaya yardımcı olduğunu buldu." - A. Selim Tuncer
Logoyu diri diri gömmek | Ömer Durmaz
tg.jpg
Ömer Durmaz’ın Radikal Tasarım Gazetesi’ndeki yazısı Kale Tasarım Merkezi’nin sitesinde yayımlandığı için ben de buraya taşıdım. [Resme tıklayarak okuyabilirsiniz.] http://www.kaletasarimmerkezi.com/#... - A. Selim Tuncer
"Logonuzu kaldırırsanız, geriye ne kalır? Bu soru çok önemlidir, çünkü bir marka logosundan kat kat büyüktür. Geri kalan unsurların size ait olduğu kolayca anlaşılabiliyor mu?"... "Her unsur logonun kendisi kadar can alıcı bir işleve sahiptir." Aslında son cümleden Lindstorm'un logoya verdiği önem açıkça anlaşılıyor. Ayrıca bir logonun, pazarda hangi duyguların temsilcisi olduğununun... more... - Necati Turan
Tabii, Lindstrom'ın, kitabında dile getirdiği bu görüşlere hiçbir itirazım yok. Fakat The Brand Age'teki yazısında "Logo henüz ölmedi, ama günlerinin sayılı olduğunu söyleyebilirim.” diyerek iddiasını abartınca, hatta bu 'cinayet' arzusu başkalarına sirayet edince itiraz ettim. [http://selimtuncer.blogspot.com/2009...] Aslında konu çok... more... - A. Selim Tuncer
Naci Katırcı yazdı: "logonun kurumsal kimligin omurgasini olusturmasinin disinda ürün satisina verdigi destek en basta tartisilmaz bir gercek. logoyu öldürdügünüz zaman, mesela giyim sektöründe, kaliteli kumasindan cok üzerindeki armasiyla ilgilenilen tüm ürünleri de öldürmüs olmaz misiniz? sayin hocam, konuya karsi durusunuzda nacizane destegimi saygilarimla hizmetinize sunarim." - A. Selim Tuncer
Ormanda kaybolup kuzeyi aradığınızda ağaçtaki yosunların bulunduğu bölge size kuzeyin nerde olduğunu gösterir. Yosunlar sadece kuzeyi işaret eder.Yosunlar referanstır . Aradığınız kuzeyin nerde olduğudur. Yosunlar bir pratiklik sağlar.Kaybolmamanızın garantisidir. Tabi kuzeyin nerde olduğunu bilmek tüm sorununuzu çözeceğiniz anlamına da gelmez.Yosunlar kuzeyin logosudur ormanda Ama yol... more... - Kaya Şahin
@Kaya Şahin; güzel! - A. Selim Tuncer
Teşekkürler. - Kaya Şahin
Basılması için sponsor aranan şu PDF logo kitabını gördüm ve nutkum tutuldu: http://www.karbonizma.net/2008... - Ömer Durmaz
Logo ölsün, hep birlikte kurtulalım. :) - A. Selim Tuncer
Yeni bir haber var bu konuda, anlaşılan ölmeyecek gibi :)) http://www.applechronicles.net/blog... - Ömer Durmaz
The Brand Age'in Kasım sayısı bayilerde...
tba8.jpg
tba7.jpg
tba6.jpg
Show all
Bu sayıdaki yazımın başlığı: "Marka geçmişte büyüyerek geleceğe yürür". Yazıdan küçük bir alıntı: "Marka etkinliklerinin zaman ve uzam içinde tasarlanmış bir dağılım göstermesi gerekir. Tüm marka etkileşimleri, konumlanmış nitelikte olmalı, planlanmış yerlerde ve tasarlanmış şekilde hayata geçirilmeli ve özgül bir zaman süresi içinde gerçekleştirilmelidir. Markanın yaşam eğrisi içinde yer alan tüm eylemler, onun hem zamanda hem de uzamda hareketinin bir sonucudur. Şimdiki zaman içinde gerçekleşen her hareket, oluşunu gerçekleştirip sonlanırken, yaşanıp 'varlık' kazanarak kendisini 'geçmiş zaman'ın sonsuz derinliğinin en üst ve taze katmanı olarak marka gerçekliğine eklemlemiş olur. Emmanuel Levinas’ın 'Öngörülen ve tasarlanan gelecek, hakiki, otantik gelecek değil, olsa olsa geleceğin şimdisidir. Gelecek yakalanamayandır.' sözüne dikkatimizi yönelttiğimizde, aynı zamanda markanın tüm birikimlerinin geçmiş zamanda toplandığını ve onu geçmiş zamanın var ettiğini kabul ederiz." Bu yazı geçen sayıdaki "Uzam ve zaman içinde..." başlıklı yazımın devamı... http://ff.im/aES2B - A. Selim Tuncer
Ne olduysa yazının linki yok. Ben zaten dergiyi alıyorum, ya almayanlar nasıl yorumlayacak.Yukardaki yazınıza bir küçük eleştiri .Tüm marka staretejilerinde bütçe imkanı aynı olmayabilir. Mesela kısıtlı bütçeli büyük fikirler yukarda dediğiniz (Tüm marka etkileşimleri, konumlanmış nitelikte olmalı, planlanmış yerlerde ve tasarlanmış şekilde hayata geçirilmeli ve özgül bir zaman süresi içinde gerçekleştirilmelidir.A. Selim Tuncer ) gibi A dan Z ye tüm eylem planını proğramlama şansı yoktur ve olmayacaktır. - Kaya Şahin
Yazıyı ay sonu paylaşırım. - A. Selim Tuncer
Benim Allahım | Ahmet Altan - http://www.taraf.com.tr/makale...
"Benim Allahım öyleydi, severdi beni, onu kızdırdığımda bile severdi, ben de onu severdim, korkmazdım hiç ya da diyelim babamdan korktuğum kadar korkardım, daha fazla değil." - A. Selim Tuncer
Günümüzdeki İslam fıkhının içinde bulunduğu durumdan dolayı herkes kendine bir "Allah" arayışı içine girdi. Oysa nedir? Allah birdir! - Emir ALP
Bence, dün de öyleydi, önceki gün de... http://selimtuncer.blogspot.com/2008... Ayrıca, benim bildiğim kadarıyla fıkıh, Allah tarifi yapan bir disiplin değildir. - A. Selim Tuncer
Fıkıh, islam hukukuyla uğraşan bir disiplindir. Yani dünyevi yaşamın kurallarıyla ilgilenir. - Ozgur Uckan
Doğrudur, fıkıh Allah tarifi yapmaz, İslam hukukudur, İslam hukuku da Allah'ın koyduğu kurallardır. Sosyal hukuk kadar, ferdi hukukla (kul ile Allah arası) da ilgilenir. İşte sıkıntı bu ferdi hukukta başgösteriyor çoğunlukla, şu var ki insanlar da ortaya konan İslam fıkhında Allah'ı aramaktadırlar, kendilerine bununla bir Allah tarifi yapmaktadırlar, demek istediğim budur. Günümüzde... more... - Emir ALP
Doğru hocam; dün de öyleymiş önceki gün de. Ne kadar çaba sarf edilse de belki bundan sonra da böyle olacak. Tanığı olduğumdan özellikle günümüzde diye yazdım. Yazınız harikaymış, tşk. - Emir ALP
Tamamdır. :) Ben teşekkür ederim. - A. Selim Tuncer
Ahmet Bey yazılarınızı okuduktan sonra orada bir iz bırakmak istiyorum ama yorumlar dahi o kadar itinalı ki, boş yere konuşmuş olmamak için vazgeçiyorum. Elinize, yüreğinize sağlık. - uyuyang-Filiz Koyuncu
E, askolsun yani Filiz Hanim, su anda yaptiginiz gibi, her iz degerlidir ve herkes baskasinin dolduramayacagi bir boslugu doldurur. Sevgiler... - A. Selim Tuncer
Emir Bey, bence sorun İslâm Fıkhında değil, çağdaş "Müslüman" teolojisinde. Allah, adeta bir korku ve cehennem tanrısı gibi tanıtılıyor. Bunun en önemli öğesi de kabir azabının ve cehennemin bile düpedüz mümkün olan en kötü şekilde yorumlanması. Gerçekte Hz. Peygamber "hiçbir mümin öldükten sonra kabir âlemini bırakıp dünyaya dönmek istemez (sadece şehadet mutluluğunu tekrar tekrar... more... - Mustafa Râvî
Tekrar merhaba. Bu müzakeremizi Ahmed Altan Hocama gönderdim. Kendi fikrimi ön plana alarak elbette. :D İlgilenirse ne kadar sevinirim. Ona yazdığım e-postada bana biraz daha ilham geldi, iki üç satır daha karaladım. Onları da sizinle paylaşayım. - Mustafa Râvî
Gerçi, evet, ben kötüye verilmesi gereken cezaya ve haşyete yani saygıya dayalı Allah korkusuna, yani Allah'tan saygıyla çekinmeye inanıyorum. Ama Arabcada havf (khawf) kelimesiyle ifade edilen ve bizim gerçek İslâmî Allah korkusu (haşyetullah) yerine koyduğumuz korku ise ilkeldir; yılandan, çiyandan, ayıdan korkmaktır. Kur'an'da hep haşyetullah (Allah'a hürmet besleyerek ondan çekinme)... more... - Mustafa Râvî
99 isimle kendisini tanıtsa da Yaratıcı, varlıkları için kendileri tarafından algılandığı gibidir. Yaratan Aşktır kimisi için. Yaratan'ın ışığının düşmediği tek bir varlık yoktur kimine göre. Kimine göreyse suçlarını yüzüne haykıran öldürdüklerinin hakkını dehşetle soran her yerde onu sıkıştırandır. Varlık neyse Yaratan onun algısında o kadar şekillenir. Değil mi ki Kur'an da şöyle der:... more... - Süleyman Sönmez
@ Ex Istance: Bakın, bilmediğimiz birçok şey öğreniyoruz. Üslubu tutturunca hiçbir şey de olmuyor. Ayrıca, diğer tartıştığımız konular da pek "harcıalem" sayılmaz. :) Katkıda bulunan herkese teşekkürler, bu arada... - A. Selim Tuncer
Buradaki üslubu kimsenin bozacağına pek ihtimal vermiyorum ama, yine de zorlamış olmayayım. :) - A. Selim Tuncer
Aslında Ex Instance'a hak veriyorum. Ben de bir şeyler söylemek istedim, sonra bu konudaki tartışmalarımın verimsizliğini hatırlayıp vazgeçtim bundan... - Ozgur Uckan
Vallahi beni de korkuttunuz. Buraya kadar gayet iyiydi, ona güvenmiştim. Ne diyeyim? - A. Selim Tuncer
Tekrar katılımda bulunan herkese teşekkürler. Her söz insana farklı bir ufuk açıyor. Şimdiler de insanların nerde bir din kelimesi geçse tartışmaya davetsiz katılmak istemesi yüzünden her iyi başlayan tartışma sonunda mecazen yumruk yumruğa sonuçlanıyor. Ama hakiki öğrenciler tartışmak yerine soru sormayı ya da dinlemeyi tercih ediyor. Öğrenciden kastım sanıyorum anlaşılmıştır. Şimdi bu... more... - uyuyang-Filiz Koyuncu
çok hoş bir yazı - nursel
Serdar Kaya abim her insanın kafasında farklı bir Tanrı tasviri olduğunu söyler.Katılıyorum. - Deniz
Ahmet Altan üç yıl önce Hürriyet'te de "Benim güzel Allahım" başlıklı bir bayram yazısı yazmıştı. Şimdi hatırladım. http://selimtuncer.blogspot.com/2006... - A. Selim Tuncer
Bu post da bu konuda verimli tartışma da olabileceğini göstererek bana katkıda bulunmuş oldu. Teşekkürler tartışanlara. Teşekkürler Selim Hoca:) - Ozgur Uckan
Psikoloji bilimince korku ve sevginin aynı kişiye yönelemeyeceği, bunun bir yanılsama olduğu ile bir şeyler okuduğumu hatırlıyorum. Yani korktuğumuz, çekindiğimiz her hangi bir varlığı & kişiyi bilinç altımızın gerçekten sevmesi mümkün değilmiş. Bu baban olur, abin olur, patronun olur, tanrı olur, öğretmenin, askerde komutanın olur v.s - ~Gaykedi~
Ayrıca dün biggeee arkadşımızın bu konuyla alakalı bir feed'ine http://ff.im/7nesi yazdığım yorumu buraya kopyalamadan edemeyeceğim; "Açıkçası tanrıya inansam da onun insanları yakacağına, işkence yapacağına inanmıyorum... bu bana tanrıya yapılmış bir hakaret küfür gibi geliyor. çünkü insan bile insanı yakmaya, işkence etmeye kıyamıyor. dünyanın en sert, vahşi ülkesi 5-10 kişiyi öldüren... more... - ~Gaykedi~
Allah korkusunun yani haşyetinin (saygı duyarak adaletli azabından çekinme/korkma) günlük hayattaki korku, yani meselâ yılan, ayı, aslan, düşman korkusu, yani havf olmadığını izah etmeye çalışmıştım. Bu arada haşyetin bu tür bir çekinme, yani temelinde bir saygı olduğunu diğer kaynaklar arasında Edward William Lane'in muazzam Arabic-English Lexicon'undan da edindiğimi söyleyeyim. ...... more... - Mustafa Râvî
Ahmet Altan, Hürriyet'teki yazısında “Hiddetinden korkmuyorum ey tanrım, şefkatin titretiyor dizlerimi...” diyordu. - A. Selim Tuncer
Sözünü ettiğim yazıdan: Ve dedi ki benim Allahım, “kendiniz için değil düşmanınız için dua edin.” Ve dedi ki, “sizi birbirinize emanet ettim, emanetinize hıyanet etmeyin.” Ve dedi ki, “bu menzilde öyle yüce bir merhamet gösterin ki bana inanmayanlar sizin merhametinizin ışığında görsünler beni.” http://www.hurriyet.com.tr/yazarla... - A. Selim Tuncer
Bir hâdis-i kudside Allah Teâla şöyle buyuruyor: "Ben kulumun, Benim hakkımdaki zannı üzereyim. Kulum Beni nasıl bilirse Ben öyleyim. Kulum Beni bağışlayıcı bilirse Ben onu bağışlarım..." - Hayri
Yazımda yer vermiştim; "Ben kulumun zannı üzereyim." sözü, aynı zamanda insanın algı subjektivitesine çok iyi gönderme yapıyor. - A. Selim Tuncer
hem yazılarınız hem paylaştıklarınız sayenizde öğreniyorum...:))) teşekkür ederim. - Yasemin Sungur
Hayri Bey, alıntıladığınız türde ümitlendirici hadisler aslında en sahih olanlar arasında, ama bize en az sözü edilenler arasındalar aynı zamanda. Tabii hiç sözleri edilirse... - Mustafa Râvî
Hz. Muhammed filmi ve erken bir ‘casting’ denemesi! | Nihal Bengisu Karaca http://www.haberturk.com/HTYazi... - A. Selim Tuncer
Kulum beni nasıl biliyorsa ben öyleyim, diyor ya... Allah'ı gazabından çok rahmetiyle bilmek ... VE öyle muamele görmek... Allah ve kul arasındaki daire bence çok özel...Kimse açmasın lütfen olumsuzluklarıyla bu muhabbetin arasını. İyi yapıyoruz derken uslupsuzluk yüzünden insanları uzaklaştırıyoruz. - kezbankaragöz
Selim Tuncer hocam, Nihal hanımın yazısıyla ilgili bir şey demek istiyorum. Bağlantıyı paylaştığınız için sağ olun. İlginçtir, hani şu Nihal Hanımın bahsettiği "sahabeyi göstertmeyen" dinî anlayış var ya, o İran sinemasında yok! Biz İranlıları çok yobaz filan biliyoruz, ama onların Şiî geleneklerinin de, sandığımızdan çok daha modern bir Şiilik ve İslam yorumuna sahip oluşlarının da... more... - Mustafa Râvî
Ama İran sinemasının İslam dünyası için şu problemi var: Şiiliğin daha en baştan beri siyasî yönü en ağırlıklı yönü idi, biliyorsunuz. Dünyanın Müslümanlarının yüzde 90'ı, en iyi ihtimalle bile ağır Şiî propaganda içermesi kesin olan İran tarihî filmlerinden bu yüzden hiç hoşlanmayacak, onları hiç benimsemeyecek ve muhtemelen ilgi de göstermeyecektir normal şartlar altında. Ve sanırım halihazırdaki durum da zaten aynen böyle. - Mustafa Râvî
Bildiğim kadarıyla Şii inancı tasvir konusunda daha geniş... Yine Peygamber tasvirleri yok, ama onun dışında bir kısıt pek söz konusu değil. Hatta Resimli Kuran mealleri bile var. İran sinemasından izlediğim filmler oldu. İlgi çekici bir sinema dilleri var. Bu bakımdan Hollywood sinemasıyla pek mukayese edilemez. Sözünü ettiğin türde filmlerini hiç görmedim. Çağrı ise, bütün görkemiyle tam bir Hollywood filmi... Evet, İran'ın dini içerikli filmleri Sünni dünyada rağbet görmez. - A. Selim Tuncer
İran'la ilgili önyargılarımıza gelince... Şunu kabul edelim ki İran çok büyük bir uygarlığın üzerinde oturuyor. Kültür hayatı çok zengin, okuma oranı da çok yüksek. Belki Aziz Nesin bizden fazla okunmuştur İran'da... :) Siyasetçilerinin düzeyi bizimkilerle mukayese bile edilemez. Sarıklı sakallı gördüğümüz mollaların birçoğunun ilahiyat dışındaki bilimlerde Avrupa'nın önemli... more... - A. Selim Tuncer
İslâmî temelli yönetim ve ulema ile totalitarizmin özdeşleştirilmemesi için bu notu düşmek ihtiyacı hissettim: İran'ın sorunu bence Şiiliğin Şiilik içi hiyerarşiye çok önem veren yapısı olsa gerek. Yoksa İran bir demokrasi olmaya çalışıyor. Serbest seçimler düzenleniyor ve Rehber'in altındaki bir görevde bulunan bir cumhurbaşkanı seçiliyor. 12'cisi Şiî itikadına göre hâlen gaybette olup... more... - Mustafa Râvî
Batılı kavramlarla bir Doğu toplumunu anlamaya çalışmak arızalara yol açabilir tabii... Buna rağmen bazı benzerliklerden yola çıkarak yaklaşık yorumlar yapılabilir. Birebir kilise iktidarı değil, ama yakın... Ayrıca bir çeşit totalitarizm... Serbest seçimlerin olması bunun önünde engel değil. İran'ın demokrasi arayışı ise bir dip dalgası... Ulemanın bu talebe nasıl tepki verdiğini de biliyoruz. http://tr.wikipedia.org/wiki... - A. Selim Tuncer
Evet, hocam, ben Şiî ve Sünni ulemanın geneli arasındaki farktan bahsetmiştim zaten. Şiîlerin bir tür kilisesi var, onu anlatmıştım. İmamlar kültü etrafındaki bir hiyerarşik örgütlenme. Ama Anadolu dışındaki yerlerde pek işlememiş Osmanlı medrese/ilmiye sistemini bir kenara bırakırsak, Sünnî dünyada bunun bir benzeri yok. tam aksine, siyasi otoritelerin baskılarına en çok muhalefet edenler arasında ulemayı görüyoruz. Verdiğim Ebu Hanife ve Malik b. Enes örneklerindeki gibi yani. - Mustafa Râvî
Yüksel Cengiz yazdı: "herşeyi filmini yapmak ne demek hani resim haramdı islam dininde .oysa duvardaki resimler cansız.sinamdakilerde bay baya hareket ediyor. sinama tüketim kültürünün bir parçalı olarak.esttiği ve kurgusu ile "al ve çabuk tüketki" başkasını yerine koyalım ve onuda hemen tüketelim mantığı ile 1.2.3.serileri ele alınır birinci çok beğenildi aman diğerinide çekelim.... more... - A. Selim Tuncer
Yüksel Cengiz yazdı: "din ve sembolleri tüketim kültürüne dahil edildiği anda çabuk tüketilen meta olarak karşımıza çıkıyor.enbariz örnegi "din turizmi"son derece iğrenç tamamen kapital merkezli bir faliyet.insanlar dinleri tüketmek zorunda kalıyor şu olmadı bu din hangisini beğenirsen hepside iyi ama benimki daha iyi mantığı kapitalist bir anşayıştır.kimi neyi sunarken sen neyle... more... - A. Selim Tuncer
Kimsenin emeğine haksızlık etmek istemem ama, Vestel'in 25. yıl reklamını her gördüğümde ActionMan falan gibi çocuk oyuncağı reklamı zannederek 'pack-sohat'a kadar izlememiştim; uyanalı birkaç gün oldu. Umarım arıza bendedir.
Resim 1.png
Valla, "reklam güzel olmamış" deyince bana kızıyorlar. Ben de bu konuda birşey söylemiyorum çoktandır. - Uğur Özmen
uğur abi benim düşüncelerimi okuyabilseydi keşke. o reklam büyük bi para harcamasından başka hiç bi işe yaramamış. yazık olmuş o paralara. ayrıca marka arada kaybolmuş gitmiş. insan vestel değilde beko nun reklamı sanıyor. - sewimsizbilgin(young gun)
Ben reklamın kritiğinden önce, günlerce nasıl oldu da algım başka yana kaydı diye şaşırdım. - A. Selim Tuncer
görüntü yönetmeni de bariz şekilde district 9dan etkilenmiş bu arada :) - Doritos değil Panço
Kritiğe gelince, ben bir şey söylemeyeyim, Ali Saydam'ın bir yazısına göndereyim sizi: "Beyaz eşyada hedef kitle ve karar mercii kadınlar mı, erkekler mi, çocuklar mı? Eğer yanıt 'ağırlıklı olarak erkekler ve/veya çocuklar' ise mesele yok... Ancak doğru yanıt 'ağırlıklı olarak kadınlar' ise insanın içine bir miktar da olsa kurt düşüyor... Kadın ve teknoloji... Bir de üstüne futbol...... more... - A. Selim Tuncer
vestel'i oldum olası sevmem ama 25. yıl reklamı benim markaya sempati duymamı sağladı. - Süha Yunus Erol
hedef kitleleri artık 10 yaş altı ise doğru bir yoldalar. :) - Sinan İŞLER
Üstadım, "Arıza" benim adım (okynz. a nokta rıza şeklinde :) Ama ben bu reklamın geçen 25 yıldan çok gelecek 25 yıl için yapıldığını algıladım. Reklamı her görüşünde robotlardan birinin duvara toslamasına gülen benim küçük oğlanın da etkisi oldu tabi bunda. :) Bu bir reklamın başarılı sayılması için yeterli kriter midir değil midir tartışılır ama ben bu reklamla ve robot unsurunun kullanıldığı diğerleriyle Vestel'in bizi veya bizden bir önceki nesli değil, daha küçüklerimizi hedeflediğini "düşünüyorum". - alirizaesin
Bu feed'den reklamı beğenmediğinizi fakat bunu farklı bir şekilde dile getirdiğinizi anlıyorum. Yoksa Vestel'in bu robotları ilk kez bu reklamda kullanmadığını, bir reklamcı olarak bildiğinizden eminim. - Fatih Bektaş
bu seri bence basli basina bir fiyasko. hicbir amaca hizmet etmiyor benim gozumde. - ugurarcan
@alirizaesin; keşke dediğin gibi olsa. :) Fakat ben Vestel'in bu reklamlarla günü kurtarma dışında hiç bir hedefi olduğunu düşünmüyorum. - Fatih Bektaş
sanırım 25. yıl reklamını beğenen bir tek ben varım :) - Süha Yunus Erol
Yaş kaç Süha? :))) - A. Selim Tuncer
Robot Arçelik'e çağrışım yapıyor bende, ayrıca yeni çizgi filmlerde böyle robotlar yok. - NurdanGencel
@Fatih Bektaş, bana unuttuğum bir şeyi yazma fırsatı tanımış gibi oldun, teşekkür ederim. :) Şuydu: Bu buram buram Citroen kokan bir kampanya her şeyden önce. - alirizaesin
yeniliği en çok seven insan grubu çocuklardır onların merakları için mantık yürütülemez çünkü çoğu seçimleri mantıklı değildir. - Sinan İŞLER
Ali Saydam'a devam edeyim: Şu Vestel reklamlarına bayılıyorum aslında... Transforme olan, dönüşen robotlar ve çocuklar... Ben herhangi bir iletişim olayını çok sevdim mi içime şüphe düşer genellikle... 'İyi hoş da, 'doğru' mu, 'çalışır mı' acaba?..' Buzdolabı, çamaşır makinesi, derken şimdi de absürt bir mekanda, absürt bir zeminde, absürt bir maç... Kim öyle tetanos mikrobunun kol... more... - A. Selim Tuncer
Son: Bir de o şirin gözlüklü çocuk 'Hey dostum, sağol!' demez mi?.. Aklıma hemen ecnebi dizi ve filmlerin yarattığı kültürel deformasyondan etkilenmesinler diye çocuklarına yabancı dizi ve filmleri izletmeyen, hatta birbirleriyle 'Hey dostum, neyin var senin?' diye seslenerek dalga geçen; 'lanet olsun!', 'seni seviyorum anne', 'üzgünüm' türü ucuz tercüme kültürünü mizah konusu yapan... more... - A. Selim Tuncer
birebir "Thnx Dude" çevirisi :) aynen ecnebi, katılmamak mümkün değil. - aykut - webbcini
"Hey, dostum sağol" yıllar önceki Fatih Terim - çikolata reklamından esinlenme değil mi? Direk aklıma o geldi izlediğimde. Yıllar önce gayet sempati toplamıştı, oradaki ufaklık. Çocuktaki şirinlik ve reklamdaki diğer ögeler televizyon başında oturan, reklamı izleyen baba-anne-çocuk gözünde markayı benimsetiyor olabilir, sevdiriyor olabilir. - Murat Can Demir
Eğer robotlar araca dönüşselerdi evet citroen kokuyor derdim, konuşsalardi evet arçelik derdim, serinin ilk reklamfilmi olsa, nealaka Vestel derdim... - Samet Şevik from iPhone
bir arkadasim, 2 gün önce , vestel in internet sitesine "ne berbat bir reklam yapmissiniz" diye yazmayi düsündü.üsendi vazgecti. - Sahin.Toprak
vestrons (evet isimleri bu, bu robot ailesinin. teknolojinin türkçesi ya, vestrons... west yani batılı batıdan gelen, batı kaynaklı, rons yani rise of nations. lütfen isimleriyle hitap edelim.) hakkında pek değerli yorumlar da bigumigu da yer almaktalar... http://www.bigumigu.com/haber... - tiryaki
Artık Bigumigu'da eleştiri okurken,eleştiri yazanların aynı gün regl olmuş bayanlardan oluştuğunu düşünmeye başlıyorum... ;) - Fatih Bektaş
Robotların neredeyse gelecek ve teknoloji ile özdeşleşmesi ve Vestel'in bir teknoloji şirketi olarak bunu diğer markalara göre daha kapsamlı şekilde sahiplenmesi, ileride farklı algı yaratabilir bence. ister bugünden geleceğe yatırım deyin, ister birşeyleri sahiplenmeye çalışmak deyin. belki hedeflenen gelecek için çocuklar, bugün için ise çocuklar üzerinden ailelerdir. - tevfik bülent öngün
Ben çocuklara bir sorayım. :) - A. Selim Tuncer
Bu reklamın Vestel reklamı olmadığını düşünmeniz için ya epey süredir TV izlemiyor olmanız, ya da reklamlara bakmıyor olmanız gerekir sanıyorum. Tek başına 25.yıl filmi hiçbir anlam vermiyor, kesinlikle katılıyorum. Ürün yok, kadına yönelik bir ifade yok, çocukların yoğun kullanımı yok, bildiğin Arçelik robotunun Oprimus Prime'den olan çocukları gibi robotlar. Ancak öncesinde yayına... more... - Olcayto Cengiz
kampanya başından beri "korkutucu" bir düzeyde ilerliyor. üstelik kesinlikle tekrar kokuyor.. tekrarlar yukarda sıralı, ben tekrar etmeyeyim. reklamın sonuçlarını incelemek lazım... ne anlayacağız merak ediyorum 25.yıl reklamından ya da aman gidip vestel alayım da niye alayım? çok iyi animasyonlu filmi var öyleyse teknolojik olarak kesinlikle ileridir mi? sondaki ilk vestel'den sonra köprünün altından çok sular mı aktı? - sedef tenim
dost teknoloji olarak anlatılmak istenen markanın, "dost" robotlarından bir tanesi bir pozisyonda ölümüne girdi çocuğa, çocuk çalımı yapamasa robotla birlikte duvara girip ölücekti belki de.. ne biçim dostluksa, fener-gs maçlarında olmuyor böyle pozisyonlar... - Gwain (Hakan Çeliker)
@Olcayto Cengiz; eskiler buna tecahül-i arif sanatı derlerdi; bilip de bilmezden gelme yani... Fatih Bektaş yukarıda çözmüştü, şimdi de itiraf etmiş oldum. :))) - A. Selim Tuncer
ben çook seviyorum :D - Tamkarışık
@A. Selim Tuncer, kusura bakmayın geç gördüm :) yaş 25 :) - Süha Yunus Erol
Önemli değil, küçük bir espriydi zaten. :) - A. Selim Tuncer
Reklamlarda böyle karakterlerin kullanılmasının aslında genç kitleye hitap etmesi amacıyla yapıldığı düşüncesindeyim... Ben reklamın satış amacından daha çok imaj için olduğunu ve imaj için de Arçeliğin Çelik robotuyla gerçekleştirmeye çalıştığı gençleşme politikasının benzerini yürüttüğüne inanıyorum. Bu bakış açısıyla da bakarsak aslında bu reklam kampanyasının başarısız olduğunu... more... - Fatih Turul
bir de, "teknolojinin türkçesi" oldu "dost teknoloji" :) söyleyince olmuyor işte öyle herşey :) - volkan.vardareli
arıza siz de değil de, belki de olaya vakıf olamayan bazı sanat direktörlerinin işi, alman animasyon şirketine bırakıp, was du möchtest ist was ich möchte, tadında takılmasından olabülümüğ!? - ilgaz erel
Reklamı izlemeden şunu söyleyeyim .( gerçi izlememin de pek bir şeyi değiştireceğini sanmıyorum.). Kim yaptıysa bu işi Arçeliğin senelerdir tüm yarattığı imaja bir çırpıda havadan sahiplenmek istediği görülüyor .Ve uyanık bayağı sahiplenmiş de gözüküyor. Neydi o ya cüce salak bir arçelik robotu ,robot dediğiniz Vestelin ki gibi olmalı. Ve reklamlardaki kıyaslamadan ürünlerdeki... more... - Kaya Şahin
Fikir çalıntı olabilir, esinlenilmiş olabilir ama reklam filmi özellikle çocuklarda Vestel'e karşı olan sempatiyi arttırıyor. Hele bir de 3 ay içinde nedensiz iade politikasını Türkiye'ye getirdiği için Vestel alkışı hakediyor. - Ugur Genc
O çocuklar büyüyüp alım gücüne kavuştuğunda Vestel satış patlaması yapacak desene Üstad :) - Muge Cerman
Sanırım benim hocalarım eski ekolden, satışa dönmeyen reklam benim için başarısızdır. Kurumsal filmleri ayrı tutuyorum tabii. - Muge Cerman
"Hey arkadaş, sağol" repliğini hatırlayan ve aradaki benzerliği farkeden var mı benden başka? - M. Hakan Deryal
sanki işin içinde biraz da çok hardcore teknoloji yapıyorum, yaptığım teknolojiye ruh katıyorum, ancak işin içine çocuk motifi serpiştirip o soğuk ruh'u yumuşatıyorum fikri yatıyor. Bu millete robot çok iyi aldırıyor diyen birini okudum az önce, belki de robot değil ama bu millete çocuklu reklamlar çok iyi aldırıyor. Simple but not simplier bizim topraklarda biraz da ultra simple'a... more... - ilgaz erel
Ali Saydam: "Bu kez 'hey dostum!' falan yok. Vestel'in 'dost teknoloji' reklam serisindeki yeni filmi ötekilere oranla çok daha içten ve sevimli olmuş. Özellikle de küçük kızın robotla evcilik oynadığı sahneler. Kilit mesaj 'Siz Vestel ürünlerini değiştirmedikçe yani evden gitmelerine izin vermedikçe onlar size hizmet vermeye devam ederler' imiş. Ben böyle anlamadım. Bana göre kilit... more... - A. Selim Tuncer
bu seferki reklamı daha içten olmuş. küçük kızın robotu çekip eğlencesine katmak istemesi reklama farklı bi boyuttan bakmamızı şiddetle önerir gibi olmuş. - sewimsizbilgin(young gun)
Fatoş Karahasan yazdı: Vestel’in robotlu kampanyası Şubat ayı sonunda başlamıştı. Filmler iddialı, efektler iyidi, ama çalışmaların duygu kıvamı yerinde değildi. 25inci yıl için “tüm ürünlere 3 ay iade garantisi” üzerine kurulu son filmindeyse, kampanya daha anlaşılır ve sevimli bir yapı kazanmış. Robotlar evin parçası olmuş, çocuklarla iletişim kurmayı başarmış. Özetle, kampanyanın... more... - A. Selim Tuncer
Aklın yolu birdir.Yani robot düşüncesi fevkalade güzel ama daha anlaşılır ve duygusal yapmak gerekiyor. - Kaya Şahin
'Bilmiyorum' diyebilmek | Elif Şafak - http://www.haberturk.com/HTYazi...
"Sahi niye bir türlü 'bilmiyorum' diyemiyoruz şu hayatta hemen hemen hiçbir konuda? En bilmediğimiz zamanlarda bile bilirmiş gibi yapmalarımız neden? Basit bir adres de sorsalar, kapsamlı siyasi ya da felsefi analizler yapmamızı da isteseler verdiğimiz tepki aynı: Bilirmiş gibi yapmak. Gözümüzü yumup başlıyoruz konuşmaya. Kelimeler köşeli bir uçurtma gibi çıkıyor boğazımızdan. Kuyruğu uzun mu uzun bir uçurtma, git git bitmiyor. Her konuda habire bir şeyler söylüyor, tanımadığımız şahıslar hakkında gayet iyi tanırmış gibi ileri geri konuşuyoruz. Bazen konuşmakla kalmayıp yazıyoruz da. Bilmeden ama bildiğimizi zannederek. Bildiğimiz izlenimini vererek." - A. Selim Tuncer
"Bilgi çağında yaşıyoruz. Yarım yamalak bilgiler çağında. Kitap okumak veya derinlemesine sabırla araştırmak yerine, internetten üstünkörü bir şeyler öğreniveriyoruz. Yetiyor. Televizyon kanallarında her akşam habire tartışma üstüne tartışma izliyoruz. Sanki her konuda zıt fikirlerde olmak ve çatır çatır tartışmak durumundayız. Bu 'mevzilenme arayışı' beraberinde 'düşünsel sabitlenmeyi'... more... - A. Selim Tuncer
"Dün de zordu ama içinde yaşadığımız 'enformasyon çağı'nda artık daha da zor 'Bilmiyorum' kelimesini telaffuz edebilmek. Halbuki bir söyleyebilsek şunu hafifleyeceğiz. Berraklaşacağız. Duru ve yalın. Bir kelimenin idrakı değiştirecek bakışımızı, duruşumuzu. Güzel şey, 'Bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum...' diyebilmek." - A. Selim Tuncer
""Kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir. Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Her zaman başkalarından öğrenmeye açık ol. En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma. Cümlelerinin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. Açık bir kapı... more... - Muge Cerman
Hz. Muhammed filmi ve erken bir ‘casting’ deneme | Nihal Bengisu Karaca - http://www.haberturk.com/HTYazi...
KİM KİMİ OYNASIN? DOSTLAR: Hz. Ömer: George Clooney, Hz. Ali: Cliwe Oven, Bilal-i Habeşi: Laurence Fishburne (Matrix'in Morpheus'u), Hz. Ebu Bekir: Ben Kingsley (Gandhi), Hz. Hamza: Benicio Del Toro, Zeyd: Antonio Banderas, Ebu Hureyre: Steve Buscemi, Ebu Zerr: Sean Penn, Ebu Talip: Anthony Hopkins, Halid Bin Velid: Hugh Jackman (namı diğer "Volverine"), Amr bin As: Andy Garcia, Cafer-i Tayyar: Colin Farrell, Selman-ı Farisi: Orlando Bloom, Habeş kralı Necaşi: Morgan Freeman. KADINLAR: Hz. Hatice: Susan Sarandon, Hz. Aişe: Natalie Portman (bkz. Padme Amidala!), Maria Kıpti: Jessica Alba, Hz. Sevde: Sofia Coppola, Hz. Hafza: Queen Latifah, Hz. Fatma: Michelle Rodriguez, ilk kadın şehit Sümeyye: Charlotte Rampling. DÜŞMANLAR: Ebu Leheb: Ian McKellen, Ebu Süfyan: Javier Bardem, Ebu Cehil (Amr Bin Hişam): Patrick Stewart (Star Trek'teki Kaptan Jean Luc Picard) veya Tuncel Kurtiz, Ebu Cehil'in oğlu Ikrime: Woody Harrelson, Hind: Asia Argento veya Derya Alabora, yalancı peygamber Müseylime: John Turturro. - A. Selim Tuncer
çıldırırım namaz kılarım - Onur Gündüz
@Onur Gündüz; safları sıklaştıralım gelenler var... - Aytaç BAYRAK
Sizin bu başlığı açtığınızı bilmiyordum. Bakınız kendim aynı başlığı açıp şunu yazdım: Yalnız Nihal Hanımın casting'i çok kötüydü. :)) Ya o koskoca Morpheus'u oynayan iri ve yaşlı adam, işkence altındaki genç zavallı köle Hz. Bilal-i Habeşî efendimizi (Allah ondan razı olsun) nasıl oynar? Olur mu öyle şey??? - Mustafa Râvî
Onu bilmem de, o 'casting'e güç yeter mi acaba? :))) - A. Selim Tuncer
Bilgi çağı nutku | Yücel Yaman http://www.stargazete.com/acikgor...
091108-094938-224125-B.jpg
"Ey Türkiye’nin geleceğinin bireyleri! Dünyanın ‘nettaş’ları! Vazifen istiklal ve cumhuriyetini global dünyada ayakta kalacak noktaya taşımaktır. Bilgi Çağı sana bu atmosferi oluşturmak için gerekli gücü verir. Muhtaç olduğun akıl beyninde mevcuttur!" - A. Selim Tuncer
"Ödediğin vergilerini, göstermelik, yarar sağlamayan, kendi kurumsal iktidarını pekiştiren ‘Bilgi Çağı’ yatırımlarına harcayarak har vurup harman savurabilirler. Bu kervana çağı anlamayan bazı özel kurumlar da katılabilir. Toplumun her kurumunu, bölüşüldükçe sebil gibi can veren, büyüyen, yarar sağlayan bilgi alış verişinden yoksun kılabilirler. Bu durum, ‘sanayi devrimi’ni uygulamada geç kalmış ülkende, ‘Bilgi Çağı’nı da kaçırma noktasına kadar gelebilir." - A. Selim Tuncer
Türkiye'deki antika traktörleri yaşatalım
1934 LANZ BULLDOG 17.jpg
Şöyle bir mail aldım: Sayin Selim Tuncer, Ben Huseyin Ciloglu, Ankara'liyim. Ileri sanayi'nin yaninda ayni zamanda bir tarim ulkeside olan Turkiye'mizde, tarimsal mekanizasyonda modernlestikce eski traktorlerin unutuldugunu, o zamanlar ciftcilerimizin modern yasamin simgesi saydigi bu traktorlerle ilgilenilmedigini dolayisiyla yok olup gittiklerini fark ettim, iste bu nedenle ve eski traktorleri cok sevdigimden en azindan fotograflarini yasatabilmek icin 1999 yilinda, Turkiye'ye ilk gelen traktorleri arastirip fotograflarini cekmeye basladim, gecen sure icinde bunlarin cogunu bulup fotograflarini cektim, ne yazikki bazilarini bulamadim cunku coktan hurdaliklarda parcalanmislardi, ancak fotografini cektigim traktorlerin cogu orijinalliklerini hala korumaktadirlar. Bu fotograflari inceleyen "Uludag,Harran,19Mayis,Akdeniz,Ege,Selcuk,Adnan Menderes ve Ataturk universiteleri"ne bagli ziraat fakulteleri tarim makineleri bolumu hocalari, fotograflarin Turkiye'nin "tarimsal mekanizasyon... more... - A. Selim Tuncer
Aklıma dolmuşların o sıfatsız Ford minibüslere çevrilmesiyle yok olan ve çoğu yurtdışındaki (özellikle Japon) koleksiyonerler tarafından toplanan antika Amerikan arabaları geldi. Bizim eski ve yeniye yönelik değer algımız cidden bozuk. - M. Serdar Kuzuloglu
Selim bey, ben izninizle ilgilneceğim bu konuyla. Bir müşterim için çok iyi bir proje olabilir. - enderemiroglu
Bizim köye ilk Traktörü dedem getirmiş. Majör deniliyordu. markası bu sanırım. Deutz vardı amcamın, devuz deniliyordu. Antika sayılırlare. Yeni traktörler passat ile aynı fiyatta. - kadir
@enderemiroğlu; Ne iyi olur. Bir iki tane dışında yürüyen eski lokomotif de kalmadı memlekette... Bir film için lazım olmuştu da, oradan biliyorum. - A. Selim Tuncer
Bir 'feed'den, isimleri vermeden bir alıntı: –"Bana tavsiye edebileceğiniz kitap, site veya makale var mı?" –"FF'de A. Selim Tuncer'i takip et, çok şey öğrenirsin." –"Onu takip ediyorum, ama çok sıkıcı yazıyor kendisi. Okumak istedim, okuyamadım bi türlü. O sanırım sadece pazarlamayı biliyor, satış yapmayı öğrenememiş."
–"Sıkıcı gelir baştan. Eski adam. Çekinceleri olabilir, rahat olamıyordur, ama şu anda FF'de A. Selim Tuncer oldukça iyi bir imkan. Ha aklıma geldi, bir de Tuğçe Esener var. O yeni nesil. Derli toplu birisi. Çok iddialı. Takıl biraz, faydalı olacaktır." –"Tuğçe Esener'e hemen bakayım." - A. Selim Tuncer
:))) - alirizaesin
"Eski adam" lafına tilt oldum desem. :) - A. Selim Tuncer
"Çekinceleri olabilir" :) - Sevgi Nur KURUŞ
bazen sosyal medya nın iyi birşey olmadığını düşünüyorum. Web 2.0'ın ve sosyal medyanın herkesin ağzına geleni söylediği birşey olmadığını insanlar ne zaman anlayacak acaba ? - Alemsah Ozturk
Alemşah +1 (: - Oğuz Serdar
Keşke sadece ağızlarına geleni söyleseler, bazen başka yerden konuşanlar da var... - Mustafa Duran
Arkadaş kötü bir şey söylememiş bence... Sıkıcı bulmuş, o kadar. Ben asıl "eski adam"a takıldım. :) Bir de "çekinceleri olabilir" ve "rahat olamıyordur" yorumlarına... :))) - A. Selim Tuncer
"O sanırım sadece pazarlamayı biliyor, satış yapmayı öğrenememiş." nedir ya Hu? :) Biz sizi satışsız seviyoruz Hocam:) - Arzu (the) Cihangir
@Mustafa Duran; şimdi aklıma bir yazımı getirdin, "çekinmeden" paylaşayım: İletişimin ilk kuralı: Sen nerenle konuşursan muhatabın da seni orasıyla duyar! http://selimtuncer.blogspot.com/2007... - A. Selim Tuncer
@Arzu (the) Cihangir; "Adamın satışı zayıf abi!" diye bir laf da var güzide dilimizde... - A. Selim Tuncer
A. Selim Tuncer; olayı net bir şekilde özetlemişsiniz, ağzınıza sağlık:) - Mustafa Duran
Devamı da var: Sen nerenle konuşursan muhatabın da seni orasıyla cevaplar! http://selimtuncer.blogspot.com/2008... - A. Selim Tuncer
@A. Selim Tuncer; :) - Mustafa Duran
kendimi durduramıyorum gülmekten bu gerçek mi ya ? :D - Sinan İŞLER
Aynı ya da denk bir zihinsel düzlemde olmayan insanları ciddiye almıyorum genellikle. Çok mu acımasızım? Belki. Fakat böyle yaparak kendi güvenli bölgemi oluşturdum. Söylenecek çok şey var da, bazen susmak en iyi cevaptır. - Eren Kumcuoğlu
Yoo bence yaşınıza göre gayet akıcı ve çekincesiz yazıyorsunuz gibi :) - Özgür Karaçak
@Eren; sadece hoşluk olsun diye paylaştım, dert etmeye gerek yok. Alınacak dersler de vardır ayrıca... - A. Selim Tuncer
Çok sert olmuş şimdi farkettim. Oysa çok güldüm okurken ve yazarken, yazıda hissiyattan kaybediyoruz =) Hatta söz konusu feed'i giren arkadaşların bu sohbeti gerçekten yaptıklarını düşündüm, daha çok güldüm Selim hocam =) Ders konusunda takdiri size bırakıyorum. - Eren Kumcuoğlu
Eren, gerçek bir sohbet bu... Sadece imlalarını düzelttim. - A. Selim Tuncer
FF'de şöyle bir adımı aratayım dedim, bu "eski adam"ın adı nerelerde/nasıl geçiyor? Bu 'feed'le karşılaştım. Sonra Olcayto Cengiz'in konuyla irtibatı olan bir 'feed'ini görünce yorum olarak oraya taşıdım. http://ff.im/aUHK5 - A. Selim Tuncer
kim bunlar diye merak ettim, diyalog benim için monolog göründü çünkü soruyu soranı sanırm blocklamışım yada o beni blocklamış :) eskimek gayet doğal bişey, eski demek değersiz demek değil. zamanının en "bomba" eserleri bile eskiyince çoğunluk tarafından bi kenara itilir ama bu bi değer kaybı değildir bence. - Sinan D
@Sinan D; kişilerin hiçbir önemi yok bence... Diyaloğun "fake" olduğunu düşünmeyin diye Eren'le paylaştım şimdi... - A. Selim Tuncer
@Özgür Karaçak ve Sinan D; "eski"likle ilgili gönül alıcı ifadeleriniz için teşekkür ederim ama, yine de buna gerçekten taktığımı düşünmediğinizi umuyorum. - A. Selim Tuncer
Ben de bunu taktığınızı düşündüğümü düşünmediğinizi umuyorum :) Yazarak iletişimin en zor tarafı sesimdeki imayı aktaramaması ne yazık ki :) - Özgür Karaçak
Sanki etrafta kimse yok, iki arkadaş ellerinde kahveleri mutfakta laflıyorlar: "Hım, ama şu anda FF'de A. Selim Tuncer oldukça iyi bir imkan.":)) İlgi alanları farklı ya da daha çıtır çerez bir şeyler okumak istiyorlar belki de ama art niyetli olmadıkları çok açık. Çok güldürdü beni bu feed;)) - Hülya Apaydın
Tuğçe'ye de aşırı hırslı denmiş aslında. - Kaya Şahin
Sıkıcı bulduysan feed inden silersin. Bir kişiye sıkıcısın demenin ya da bir başkasına bilmemkimi sıkıcı buluyorum demenin yanlış olduğunu öğrenmeliyiz. Alemşah'ı twitterda takip etmiştim anlayamıştım takipten cıkardım. Sonra deney 7 ile yeniden takibe başladım. Şimdi sosyal medyada takip edilecek bir numaralı insan olduğunu düşünüyorum. - Serap Yilmazer
@Özgür Karaçak; taktığımı düşündüğünüzü düşünmesem bile taktığımı düşündüğünüzü düşünebileceklere ve taktığımı düşünenlere karşı bir önlem almakta fayda gördüm. :) Teşekkürler. - A. Selim Tuncer
Üstadım, "eski insan" olarak buralarda ben ve Uğur Hocam varken siz delikanlısınız, durun hele :) - Muge Cerman
Ya takıntı yapacak kişinin zaten FF de ne işi var. Çoğu elit ortamda iltifat sayılabilecek şeyler söylenmiş. Ve Selim Bey de herkese toleranslı olan bir kişi . - Kaya Şahin
@Muge Cerman; delikanlıyım di'mi? :) Bir Kemal Sunal repliğiyle onu da yad etmiş olalım. - A. Selim Tuncer
delikanlının hası. bilenler bilir. - hafif abi
Sanıyorum burada önemli olan “paylaşım” kelimesi, kelimeden ne beklendiği… “Ne yesem?”, “Ne içsem?”, “Nerde yapsam?”, “Hangi… daha güzel?”, “Annişle babiş geldi!”, “Gül kokulu şampuan mı, lavanta kokulu mu?” gibi tüm “paylaşımların” arasında, A. Selim Tuncer yazıları, nefes aldırıcı, yol gösterici, öğretici, çoğaltıcı ve fark ettiricidir kanımca. @A. Selim Tuncer; sosyal medya varlığınıza her daim şahit olsun! - Gözde Heptürk Gülan
@Hafif Abi; bu iltifat valla "ağır" geldi. Teşekkürler. - A. Selim Tuncer
Bu günlerde bazı arkadaşlar böyle http://ugurozmen.com/blog... veya http://ugurozmen.com/blog... Ben de onlar için bir yazı daha yazacaktım ama... 3 gün üst üste olmaz demiştim. - Uğur Özmen
Hocam, hehehe diyorum başka şey demiyorum, çünkü zaten bunu takmadığınızı yazmışsınız. Gıybet hakkaten ne kötü şey yahu, bile bile bazen ben bile böyle ahmakane yorumlar yapıyorum bazen insanlar hakkında. Hele yakalanınca iyice kötü. - Mustafa Râvî
@ Gözde, teşekkür ederim. - A. Selim Tuncer
Uğur Hocam, birinci vakadan haberim vardı da, "Kendinden kaçmak" yazısını atlamışım. Muhteşem tespitler... Aklına sağlık. - A. Selim Tuncer
@Mustafa Râvî; "eski adam"a takmadığımı söyledim ama, arkadaşların muhabbetini hiç umursamıyor değilim. Ayrıca gıybet olarak görmüyorum. Yani, o konuda da büyütülecek bir şey yok. Tek tek baktığında diyaloğun iki tarafından gelen yargılarda da bir sorun görmüyorum. Biri bana "eski adam" demiş, bu arada da iltifat etmiş, diğeri de yazılarımın sıkıcı olduğunu söylemiş. Hoşluk, bu yargıların diyalog şeklinde gerçekleşmesinde... - A. Selim Tuncer
Saygı duymak lazım. Sıkıcı bulmasında da, yaptıgı yorumda da bir yanlış gormuyorum. Herkes fikrini söylemekte ozgurdur. - Fatih Bektaş from iPhone
bilim her şeyin üzerindedir / cahilin bilgisizliğinde bizim de payımız vardır / hoş görmek iyidir / sınırlar uyarı levhasına kadar test edilesi yerlerdir / tecrübenin önemi ötelenemez / emek değerlidir / kıymet bilmeyen hak etmez. dersleri alındı yapılacaklar listesine not edildi. - tiryaki
Ağzı Olan Konuşuyor... http://www.didatto.com/agzi-ol... :) Sosyal medyanın güzelliği de burada zaten, kimsenin tekelinde değil. Sevdim ben bu paylaşımı, eski yeni farketmez. Tabir-i caizse "like"ladığım paylaşım kimden gelirse o kraldır benim gözümde. Yaşa, endama, tarza..vb bakılmaz. Her şeyden üstün olan tek şey "bilgi"dir. Esas olan da bu değil midir? - buraKargın
Fatih Bektaşın dediği gibi herkes fikrini söylemekte özgür olmalı. Ama işin dozunu da kaçırmamalı. Bu da biraz görgü ile ilgili .Gerçi denilen "eski adam" sözünde zannedilen kastedilmemiş bana göre. Bağlamı farklı anlamak da bazen sosyal medyanın güzelliği oluyor . Burak Kargın güzel işaret etmiş "Ağzı Olan Konuşuyor... http://www.didatto.com/agzi-ol... :)" - Kaya Şahin
İnsanlar eski ile eskimiş'in farkını bilmiyorlar. Selim abinin yaşı birçoğumuzdan fazla olabilir bu anlamda dünyada bizden daha eskidir ama fikirleriyle üslubu ile eskimiş midir? Elbetteki hayır, tam tersine yukarıdaki yorumları yazan ve bu dünyada 'yeni' olan arkadaştan çok daha yenilikçidir ve açık görüşlüdür. - Aykan
"Eski adam" lafına tilt oldum desem. :) - A. Selim Tuncer... Bilhassa bu lafta müthiş bir ironi var hatta aforizma belki. Anlayan anlamıştır herhalde. - Kaya Şahin
merhaba. feed inizi okudum, kızmamışsınız ama ben çok utandım. şey kafası fazlasıyla karışık biriyim. eğer orda sizi kırmışsam beni affedin. orda ilgi duyduğum, dalda ki bilgiye olan açlığımı, nasıl gidereceğimi gerçekten öğrenmek istemiştim. hala da öğrenmek istiyorum... ( feed e konu olan düşüncelerin sahibi, o feed de konunun buraya kadar uzamasına sebeb olmak beni birazcık üzse de,... more... - sewimsizbilgin(young gun)
Delikanlı her "ortam"da delikanlıdır. - A. Selim Tuncer
Ben o uzun yazilardan o kadar keyif aliyorum ki gordugum an okumuyorum hemen.rahat bir zamanimi kolluyorum.kahvemle rahat rahat tadini cikarabilmek icin.populer kultur mantarlari icin agir kalabilir hocam yazilar.pazarlamada ne kadar tecrube varsa yani ne kadar "eski adam" sa o kadar dolu yazar bence :) - Burcu Tüzün from iPhone
Kimse senin ne anlatmak istediğinle ilgilenmez. Herkes kendi geçmişine göre anlamak istediğini anlar. Güzel olanı da bu zaten ,başka türlü pazarlama nasıl yapılırdı. - Kaya Şahin
@Burcu Tüzün; ne diyeyim? Önce teşekkür ediyor, sonra da "Yaşasın Fener!" diyorum, başka da bir şey diyemiyorum. Golleri de saymaya başlıyorum. :))) - A. Selim Tuncer
Evet Selim hocamdan social media ortamına uygun hareketler izliyoruz :) - Muharrem Taç
Bilemem, belki de hiç uygun olmadı. :) - A. Selim Tuncer
Yok hocam iyi böyle. - Muharrem Taç
E, tamam o zaman. :) - A. Selim Tuncer
@Kaya Şahin; anlamak istediğini anlayanlar da olabilir tabii, ama asıl olarak herkes anladığını anlar. Hepimiz için geçerli bu... Çünkü okumak bir kod açma (decoding) işlemidir. Kodların hangi zihinlerde nasıl açılacağı da belli olmaz. Yazarın, okurun kod açımıyla ilgili beklentisi her zihinde istediği gibi gerçekleşmez. Gerçekleştiği kadarına da "ortak deneyim alanı" deriz. Bu alan ne... more... - A. Selim Tuncer
Selim Usta, kulaklarını çınlattım. http://ff.im/b4dn8 - Uğur Özmen
uğur abi, benim de kulağım fazlasıyla çın çın çınladı :)) - sewimsizbilgin(young gun)
Kişiyi pişmanlıklar olgunlaştırıyor, veya en azından bazısını. Sosyal media yani ff gireli herhalde 2 ay oldu .Gördüğüm çok azı söylemlerinden pişman oluyor . Anlamamakta ısrarcı olanlar hatalarını ısrarcı bir şekilde kabul etmeyenler incelemeye tabi tutulmalı bence .Tabi bence. Pişmanlık gibi pişkinlik de bir yol tabi. Ayrıca söylediğiniz bir standartdır Selim Bey herkes kendi kültüründeki insanlardan hoşlanır onları anlar. - Kaya Şahin
Kodlama ve otomasyon ile uzun yıllar uğraştığımdan farklı platformlar, farklı diller ,farklı yapılar ve farklı amaçlar aynı konuyu iki koder arasında dahi hiç anlaşılamaz hale getiriyor. Farklılık güzel ama. - Kaya Şahin
Thomas Mann'in şöyle bir lafı var: "Kitaplarda her zaman kendimizi buluruz. Yine de her seferinde okuduğumuzda hayran kalıp yazarını deha olarak adlandırmamız ne tuhaftır." - A. Selim Tuncer
Yani dehalarla her kurduğumuz ilişkide onların farklı bir tarafını keşfederiz veya daha doğrusu onları biraz daha iyi anlarız . Neden oysa onlar hep aynı? - Kaya Şahin
"Deha yazarda değil, sende." demeye getirmiş Mann. - A. Selim Tuncer
wuw işte bu son yorumunuz beni vurdu. uzun cümleleri anlamlandırmakta güçlük çekiyorum. beni vuran kısa ve öz cümleler oluyor. bunu açıklamanız mann i araştırmaya itiyor beni. - sewimsizbilgin(young gun)
Hımmm! Sonunda sana kendimi beğendirmenin bir yolunu buldum desene. :))) - A. Selim Tuncer
estağfurullah (doğru yazdım mı acaba :)) ---(sonradan düzeltilmiştir hemde utanç duyularak) - sewimsizbilgin(young gun)
Selim Hocam, hazır anlaşılmayan sözleri açıklamaya başlamışken, hakkında yorum yazdığım şu Dücane Cündioğlu alıntınızı da bana açıklar mıydınız, ama vaktiniz varsa ve kısaca? :D Vallahi hiçbir şey anlamadım. Zaten meselâ anlaşılmayan şairlerden bir tek Cemal Süreya'yı okudum (üniversitedeki ders için), adama bir gıcık kaptım ki sormayın. - Mustafa Râvî
@Mustafa Râvî; yazar o yazısında “Herkesin anladığı kendisine!” demiş zaten, daha ben bulaşmayayım. :) - A. Selim Tuncer
@sewimsizbilgin(young gun); İmla Kılavuzu'na bakmak zor bir şey değil ama, bu kez ben düzelteyim: "Estağfurullah" olmalıydı. - A. Selim Tuncer
Ya söylemeden edemiyeceğim ,yazmamak için çok direndim. Ama ben bu estağfurullah lafına TİLT oluyorum. Ya nedir bu ya , tam logo gibi kelime . Sanki şekil mübarek. Bir ürün çıkar ismini de bunu koy. Bu kelimeleri neden kullanır insan anlamam, "bir şey değil" de geç. Arabesk ve gerçekten fazla arabesk geliyor eskilikten ziyade . - Kaya Şahin
ben de estağfurullah lafını çok seven ve sıklıkla kullanan biri olarak dayanamayıp olaya dahil olayım. Farklı örnek vermeye gerek yok, fakat bu örnekte "bir şey değil" kalıbının "estağfurullah" anlamını karşıladığını düşünüyor musunuz? - nuri efendi
yada bu örnekte verdiği anlamı karşılayan başka bir kalıp var mı türkçede? Belki ben "estağfurullah" demeye çok alıştığım için göremiyor da olabilirim diye düşündüm de. - nuri efendi
nuri efendi , bu kelime bana o kadar çok anlam ifade ediyor ki. Ben zaten kelimeye karşı olmamın yanında ifade ettiği (tabi bence) o riya dolu bir sürü yapmacık anlama olur olmaz heryerde kullanılmasına karşıyım. "Bir şey değil" bence çok daha net ve duru .Ne olduğu anlaşılıyor ve riyasız bir ifade..Yerine göre kullanabileceğiniz "değmez" ,"konusu bile olmaz" ve benzeri bir çok şey var. Estağfurullah ,logo,tekerleme gibi çağ dışı acaip bir şey gibi geliyor. - Kaya Şahin
anlıyorum bir şey değil anlamında kullanılmasını ben de çok fazla tasvip etmiyorum ama sewimsizbilgin'in burada kullandığı yada benim anladığım anlamı "değmez" konusu bile olmaz" yada "bir şey değil" gibi terimler karşılamıyor bence, bu yüzden kelimeyi kullanıldığı yere göre değerlendirmekte fayda olduğu kanısındayım. sırf logo haline geldi diye kullanmaktan sakınıp yanlış yorumlanmaya... more... - nuri efendi
Peki merakımı gıdereyım sewimsiz ne amaçla kullanmış olabilir bu kelimeyi sizce? - Kaya Şahin
Yani burada sevimsiz 50 tane ayrı şey söyleyebilirdi bence bu kelimeyi kullanmak yerine. - Kaya Şahin
Anlamadan yapılan herşey ayrıca büyük bir karışıklığa yol açıyor yapıldığında. Ezberleyip kesinlikle anlamadan refleksleriyle konuşan ,yakaran veya saçmalayan topluluğa dönüşme riski taşıyoruz ,neyse. - Kaya Şahin
peki kaya bey. ben karşılayan başka terim bulamadığım için dahil olmuştum zaten tartışmaya, "dediğiniz gibi olması benim ne haddime" gibi bir anlamdı benim bahsettiğim ama tartışma farklı yerlere gidiyor, uzatmanın bir manası yok. saygılar. - nuri efendi
ben estağfurullah kelimesini ''ne haddime'' anlamın da kullandım orda. yani kaya bey in dediği gibi '' bir şey değil '' desem çok alakasız duracaktı. ama nuri bey in dediği gibi ''ne haddime'' anlamın da kullanmak en uygunu olarak duruyor. - sewimsizbilgin(young gun)
Yazının başlığındaki HHOS, “Ha ha only seirous!” cümlesinin İnternetçe kısaltması... “Gülme, çok ciddiyim!” anlamına geliyor. Yanındaki gülücük işareti ise “Gülme, çok ciddiyim!” diyenin güldüğünü gösteriyor. Böylelikle anlıyoruz ki, bu cümle çok da ciddi değil. Madem öyle, biz de gülebiliriz. - A. Selim Tuncer
Daha önce “Evvelâ mahsus selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.” diye başlayan, “Er mektubu, görülmüştür!” damgalı, ucu yakılmış mektuplar, bakkal defterleri, sevgiliye yazılan şiirler, bayram tebrikleri olarak sınırlı kalan “uzmanlık dışı” yazı bu ölçüde kitleselleştikçe dili deformasyona uğratması da kaçınılmazdır. - A. Selim Tuncer
Dikkatinizi çekerim, gördüğünüz gibi, fonografik alfabeden ideografik yazı sistemine doğru bir eğilim ortaya çıkıyor burada... Henüz çok geniş kitlelerce kullanılmıyor olsa bile, daha şimdiden yüzlerce adet ideogramın üretildiğini ve dünya çapında kullanıldığını, böylece evrensel yeni bir kod sisteminin oluştuğunu söyleyebiliriz. - A. Selim Tuncer
:–) - alirizaesin
@-}---‘-,-- - A. Selim Tuncer
Ben laz burnu yaptım üstat!.. Yine yapayım, şöyle bakın: :–) - alirizaesin
Yeni dile katkı: Laz gülmesi... :–) - A. Selim Tuncer
Ben de sana bir gül uzattım. - A. Selim Tuncer
Ah!.. Evet tabi... Yalnız bu feed bunlardan geçilmeyecek üstat, söyleyeyim. Ben başlattım ya, günahı benim, sevabı sizin olsun. :–––) (Pinokyo burnu olur belki bundan da) - alirizaesin
Olsun. Tabii, Pinokyo literatürde de yer alıyor zaten. - A. Selim Tuncer
:=) bu neydi ya? - Ozgur Uckan
O zenci burnu hocam. :P - alirizaesin
Aslında literatürde Laz da var; seninki de farklı bir yorumu oldu. Şöyle: :>) - A. Selim Tuncer
:0 Bu da vardı, oooo diyor... - Ozgur Uckan
Peki bu ne? :-=) - A. Selim Tuncer
bunun ağzı düşmüş :))) - Ozgur Uckan
Hitler. - A. Selim Tuncer
aslında bunlar bana ASCII Art'ı düşündürdü. Bilgisayara başladığımda pek popülerdi, bol bol oynardık. Şurada bir sürü örneği var: http://www.chris.com/ASCII/ - Ozgur Uckan
:))) hitler ha... - Ozgur Uckan
Sen Facebook'ta olmadığın için ASCII Art şaheserlerinden mahrum kalıyorsun. :-D - A. Selim Tuncer
şunu paylaşmadan edemeyeceğim : ) http://www.ted.com/talks... - isbn9760806
Ne iyi ettin. Çok güzel. { } - A. Selim Tuncer
Evet, ASCII Art benim geçmişimde kaldı... Nostalji... Bu arada TED konuşması iyiymiş... - Ozgur Uckan
BBN :) - A. Selim Tuncer
yorumları okumadan yazıyorum: bu internet paradoksu olucak sanırım :)) (ilk yoruma istinaden yazdım bu düşüncemi) - sewimsizbilgin(young gun)
Çoğunlukla noktalama işaretleriyle oluşturulan ikonların bir özelliği de, önüne arkasına noktalama işareti kabul etmemesidir. Mesela gülücük işaretini parantez içine alayım deseniz şöyle bir durum çıkar ortaya: (:-)) - A. Selim Tuncer
Valla ben kabul etse de etmese de koyuyorum noktamı önce bir ama her yapışımda da tereddüt etmekten geri duramıyorum. Doğrusu neyse onu öğrenmek beni rahatlatır doğrusu. Tereddüt ettiğim ikinci şey, cümlemin sonuna bir parantez açmışsam içinde söylediklerim bittikten sonra da bunlardan birini kullanarak parantezi kapatmış olur muyum şüphesi. Son olarak da, --belki yine bir önceki... more... - alirizaesin from iPhone
:-| Bu ikircikli durumu ben de yaşıyorum zaman zaman... - A. Selim Tuncer
GDO sorunu propagandayla yumuşatılmaya mı çalışılıyor | Nur Demirok - http://www.referansgazetesi.com/haber...
Propaganda teknikleri konusunda çok sayıda yol yordam var. Bunlardan biri de "Sanrısal Propaganda" adını taşıyor. "Halüsinatif Propaganda" da denilen bu teknik 2. Dünya Savaşı sırasında uygulanmaya başlandı. Üç önemli aşaması bulunuyor: "Tohumlama", "kışkırtma" ve "ikna!" Özellikle ikinci bölümde yer alan "kışkırtma" oldukça teknik bir katman! "Ajitasyon" da denen bu aşamanın kendisi başlı başına bir propaganda yöntemi. 1940'larda Stalin zamanında geliştirilmiş. Rusların "ajitatsiya" dediği sürecin amacı, "halüsinasyon" benzeri yapaylaştırılmış toplum sanrıları yaratmak ve sosyal koşullanmaya zemin hazırlamak. Yapılan iş aslında o tarihlerde Stalin'in revizyonundan geçen "Marksizm"in temel öğretilerini halk yığınlarına şırınga etmek! Bireyler herhangi bir konuda hissettirilmeden topyekûn ipnoz içine sokuluyor, önceden hedeflenen olumlu olumsuz "kuruntular" toplum belleğinde sanal gerçeğe dönüştürülüyor. "Sanrısal Propaganda" ticari pazarlamada da kullanılan bir yöntem. Tekelleşmiş... more... - A. Selim Tuncer
Bugünkü dünyada bu yöntem her ülkede uygulanıyor mu? Medya jargonuyla söylersek "gündeme bomba gibi düşen olaylar"ın bir bölümünde hızlandırılmış "ajitasyonlar"ın varlığı neredeyse kesin gibi. Medya desteğiyle "yapay bir hoşnutluk" ya da "derin bir kaygı" yaratılarak planlanan süreç burada hayata geçiriliyor. Bu yöntemi keşfeden kimileri bugün şunu soruyor: "domuz gribi" gibi önemli bir... more... - A. Selim Tuncer
Korkutucu bir başka şey daha var ki o tüyleri ürpertecek cinsten: Genetiği değiştirilmiş ürünler ileride kimi diktatör derebeylerin elinde güçlü bir silaha dönüşebilir! Örneğin özel maksatla hazırlanmış "GDO" kaynaklı polenler, tozlaşma döneminde hâkim rüzgârlarla rakip ülkenin tarımsal arazilerine yöneltilebilir, o ülkedeki besin kaynağı bitkilerin genetiğini kırıp ekonomisini... more... - A. Selim Tuncer
Gen hareketleri, gen kaçışlarıyla istenmeyen özelliklerin de canlılara aktarılabileceğini biliyoruz/bilmiyoruz… GDO için kapsamlı risk analizlerine gerek görmeyenlerle yaşıyoruz… Tohumları patentleyip, kısırlaştıranlara kucak açıyoruz… ABD’ de de patates cipsi yiyerek domuz gribi aşılaması için yapılan çalışmaları öğreniyoruz. - marmara98
Genetiği değiştirilmiş gıdalara karşıyım. Bu düpedüz Allah'ın yarattığını bozmak, değiştirmek ve benim itikadımda, Kuran ayetleri nedeniyle haram. Hayvanların kulaklarını, burunlarını kesmek filan bile haramken, hele bu iyice haram. Gerçi şimdiye kadar aslında insanoğlu, daha tarım ve hayvancılık başladığından beri, bir tür genetik modifikasyon yapageldi, bunun adı yapay... more... - Mustafa Râvî
Şu dokuman ilginizi çekebilir: " Biotechnology Scenarios 2000-2050 " http://www.futurestudio.org/scenari... - Ozgur Uckan
Öte yandan, giderek ivmelenen gıda krizine karşı verilebilecek tek cevabın teknoloji olabileceğini de düşünün derim: "Gıda krizi 2007-2008 arasında ciddi bir işaret verdi. Yıllık fiyat artışı mısırda %31, prinçte %74, soyada %87, buğdayda %130 oldu. Bir çok ülkede kanlı isyanlar başgösterdi. Gıda üretimi, enerji ve çevre ekonomisine, yani petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yükselmeye, su... more... - Ozgur Uckan
Selim Hoca, propaganda teknikleri konusu benim için ufuk açıcı oldu ve konunun ana içeriğinden kendi ilgi alanım dahilinde bir sapma yaparak düşüncelerimin biraz daha netleşmesini sağladı. Günlerdir çeşitli yerlerden "GDO'ya hayır!" ve benzeri sloganlara sahip pek çok e-posta ya da grup daveti alıyorum/alıyoruz. Tarım alanlarının sanayileşme, nüfus artışı gibi etkenlerle giderek... more... - Naz
GDO'ya hayır diye bağırıp çağırmaktansa; hızlı hareket edilerek, acil eylem planı yapılmasını; kısa-orta-uzun vadeli insan sağlığına etkileri, zirai alanda GDO ve ekimin yapılacağı toprak konusunda analizlerle uygun bölge, tür ve toprak çeşidinin belirlenmesi ve genetik oynamalarda en iyi verim kapasitesine ulaşılabilecek çalışmaların başlatılması ve derinleştirilmesi için slogan atıp,... more... - Naz
Burada kimse bundan bahsetmedi galiba, hükümetin son düzenlemesinden. Ben kendim meseleden hiç anlamıyorum da, şu tartışma dışında ilgilenmedim de. Bekir Bey abi şöyle demiş: http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009... - Mustafa Râvî
A. SELIM TUNCER | DIYALOG: | “Ölümün tasarımı” ya da “tasarımın ölümü”nden birini tercih etmek! - http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
Egolarımız ölümü kabullenemiyor, yok olma fikri çok korkutuyor hepimizi, bu yüzden de dinlere sarılıyoruz. Belki hepimiz mezar taşımızı tasarlatabilirdik, gerçeğimizden korkmasaydık. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum ve çok beğeniyorum. Etkileri uzun sürüyor. Mezar taşımı tasarlamaya cesaret edebilir miyim? Sorgulamam gerekir. - Kubra Sonmez
yıllar evvel büyükadada annemin dedesinin mezarına gittiğimde ilginç bi duyguya kapılmıştım.. mezar ne zaman kimin tarafından tasarlanmıştı/yapılmıştı bilmiyorum ama çok sade ve etkileyici idi.. belki ölümü ve onla ilişkimizi biz biraz fazla mı abartıyoruz.. kendi mezarımı tasarlamak kesinlikle benim yapmam gereken bişi, tabi eğer bir mezarım olacaksa.. - sadi tekin
@Kübra Sönmez: Öncelikle iltifat için teşekkür ederim. Tabii ki "mezar taşımızı tasarlamak" biraz ironik bir yaklaşımdı. Yoksa kimseden mezar taşını tasarlamasını bekleyemeyiz. Radikal Tasarım'da yayımlanan bu yazımda dikkat çekmek istediğim husus, bir uygarlık yansıması olan mezarlıklarımızın sözel ve görsel, özellikle de mimari tasarım perspektifinden tam bir sefalet sergiliyor olmasıydı. Yoksa çok mu erken konuşmuş oldum? - A. Selim Tuncer
İçindekinin içindeki | Dücane Cündioğlu - http://yenisafak.com.tr/Yazarla...
"Henri Matisse'in büyük tartışmalara yol açan Şapkalı Kadın (1905) başlıklı tablosunda kendisine modellik yapan kişi, karısı Amelie'ydi. Daha sonraki yıllarda, onlarca kez tekrarlayarak yaptığı o ünlü Pembe Çıplak (1935) adlı tablosunda ise bu sefer kendisine Amerikalı genç bir kadın modellik yapmıştır: Lydia Delectorskaya. Modeli karşısında çalışırken, kendi olmaktan çıktığını, kendisini iki kişilikliymiş gibi duyumsadığını, bilincini kaybettiğini ve modeliyle bütünleştiğini söyleyen Matisse'e, bir gün Louis Aragon şöyle sorar: 'Gördüğünden (modelinden) sapacak olduktan sonra, bir sanatçı neden ille de bir modele ihtiyaç duyar?' Matisse'in cevabı muhteşemdir: 'Önünde bir model olmadığı takdirde, sanatçı ne'den sapacağını (ne'yi bozacağını) nasıl bilecektir?' Sanatçının baktığına bakmak yetmez, onda gördüğünü görmek de gerekir. Hakikat, kendisini hep açıklık içinde saklar! Öyle ki en görünür olduğu yerde görünmez hâle gelir. Dolayımı aşmak gerek! Yormak için, yorumlamak için, biraz olsun yorulmak gerek!" - A. Selim Tuncer
"Ey talib, ifade sorununu önemseme, her zaman muradını ifade etmenin bir yolunu bulabilirsin; zira muradı eda etmenin yolu üçtür: hakikat, mecaz ve kinaye. Bilgiçler hakikat, bilginler mecaz, bilgeler ise kinaye yoluyla anlaşırlar. Yârin sözlerine değil, gözlerine ver dikkatini! (İşin lâtifesi şurada ki 'gözler' sözcüğü dahî burada kinayî anlamıyla kullanılmıştır.)" - A. Selim Tuncer
Ben Dücane Bey'e ya katılmıyorum, ya da aslında ne demek istediğini anlamıyorum. Uzun zamandır bu böyle. Ben Yeni Şafakı ilk satın almaya başladığım zamanlarda (15 yaşındayken filan, bundan 10 sene kadar önce ve civarı), Kur'an ve Arapçayla ilgilenir, anlaşılır şeyler yazardı. O düzlemde devam edip daha ne güzel yazacak derken, gitti felsefe-vesveseye daldı, Alamanyalarda Alamanca öğrenmeye gitti, sonra böyle hiç bir - Mustafa Râvî
hiçbir şey anlamadığım, dalga mı geçiyor, ne demek istiyor, söylediğinin tam tersini mi ima ediyor diye beni düşündürten yazılar yazmaya başladı. İmdi ben bu yorumumda biraz mizahi öğeler de kullansam da bu şikayetimde ciddiyim. Dücane Bey, Kuran meallerinden ve Arapçanın inceliklerinden ve benzeri diğer ciddî linguistik ve tarihî meselelerden konuşmayı bırakıp Philo-Sophia-Loren'den... more... - Mustafa Râvî
Nezih Ünen - Hemşin Türküsü - http://www.youtube.com/watch...
Nezih Ünen - Hemşin Türküsü
Play
"Sonbahar" filmini ve Ayşenur Kolivar'ın seslendirdiği yürekleri dağlayan "Daim Yusuf Orti" ağıdını getiriyor akıllara. bkz: http://www.youtube.com/watch... - Musa Güngör
Markaların, satış arttırma hedefleri doğrultusunda çeşitli dönemlerde tüketicilere her zamankinden farklı birtakım avantajlar sunmaları promosyon kampanyalarıyla gerçekleştirilir. Bunlar, bir tane alana bir tane bedava, otuz kupon biriktirene hediye, özel günlerde yüzde bilmem kaç indirim, birtakım meslek mensuplarına çeşitli ayrıcalıklar gibi uçsuz bucaksız bir çeşitlilik sergiler. - A. Selim Tuncer
Selva’nın, [ http://www.selva.com.tr ] Devletşah Özcan’ın [ http://www.devletsah.com/komsu-h... ] rol aldığı bir filmle [ http://vimeo.com/7198755 ] başlattığı “Komşu Hakkı” [ http://www.komsuhakki.com ] kampanyası da, aslında standart bir promosyon kampanyası olarak “iki paket fiyatına üç paket” ya da “iki paket alana bir paket bedava” şeklinde tanımlanabilecek bir satış arttırma etkinliği formatındadır. Ancak, kampanyanın sosyal yönü anlamlı ve dikkat çekicidir. - A. Selim Tuncer
Selva diyor ki, “Üç al, iki öde, ama biri komşuna hediye...” Yani, iki paket alınca bir paketi ben sana bedava veriyorum, ama bu üçüncü paket senin için değil, komşuna hediye etmen için... Özel olarak tasarlanan komşu hakkı paketlerinin üzerinde “Paylaşalım muhabbet artsın, bu lezzeti komşum da tatsın.” başlığının altında komşuluğun değerini anlatan bir komşuluk güzellemesi yer alıyor:... more... - A. Selim Tuncer
Tabii “komşu hakkı” paketine standart bir promosyon paketi muamelesi yapanlar, yani onu kendi mutfağında tüketenler olacaktır. Ancak, bu paketlerin ne oranda komşuya hediye olarak verileceğini merak etmemek de mümkün değil. Rivayet muhtelif; kimi bu paketlerin çok az bir kısmının komşuya gideceğine, kimi de Türk insanının bu konuda hassasiyetinin yüksek olduğuna işaret ederek “komşu... more... - A. Selim Tuncer
Bir paket makarnanın komşuya verilecek değerde bir hediye olmadığı düşünülebilir. Doğrudur da... Ancak paketin üzerindeki mesajların yarattığı hoşluk duygusu bu kaygıyı gidermiş oluyor. Nitekim, ‘komşu hakkı” paketi hediye edildiğinde şaşıran, paketin üzerindeki mesajları okuduktan sonra da gözyaşlarıyla komşusuna sarılan hanımlar olduğu, bu gibi dokunaklı manzaraların yaşandığı... more... - A. Selim Tuncer
Ve bir tüketici mesajıyla bu yazıyı noktalayayım: “Kampanyanızı yeni gördüm ve inanın çok mutlu oldum. İnsanlarımızın daha karşı dairesinde kim olduğunu bile bilmeden oturduğu şu günlerde, unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizi yeniden canlandırdığınız, gecmişte komşuya evinin anahtarını bile bırakacak, çocuğunu emanet edecek bir toplum olduğumuzu yeniden hatırlattığınız için sizlere en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ümidim, herkes bu kampanyanız ile unuttuğumuz komşuluk degerlerimizi hatırlar.” - A. Selim Tuncer
"Reklam kampanyasının verdiği mesaj, kampanya içeriği, halka bakan yüzü, reklam filminde oynayanlar hepsi ama hepsi itina ile hazırlanmış. Selva makarnalarının Komşu Hakkı Kampanyası halkımızın yavaş yavaş unutmaya başladığı komşuluk hakkı kavramını çok latif bir şekilde bizlere tekrar hatırlattı. Selva markası şimdi hem kalitesi ile, hem reklamlarında yer verdiği kişilerle, hemde... more... - A. Selim Tuncer
"Selva Makarna 'Komşu Hakkı' isimli bir sosyal sorumluluk kampanyası ile yeniden gündemde. Bu kampanyada; Selva, bize sayısız iyiliği dokunan ama bizlerin çoğu zaman unuttuğumuz komşularımızı tekrar hatırlatmak istiyor. Küçük bir makarna paketiyle komşuluk hakkı konusunda bir bilinç oluşturmak, insanların dudaklarında tatlı bir tebessüm oluşturmayı hedefliyor." http://www.mecraburada.com/2009... - A. Selim Tuncer
Başkalarını bilemem ama ilk gördüğümde benim yüzüme tatlı bir tebessüm koyduğu, göz pıanrlarıma da yaşlar doldurduğunu söyleyebilirim. Teşekkürler Üstadım. - Muge Cerman
Hocam burada verilen şeyin makarnadan farklı olduğunu düşünüyorum. Aslına bakarsanız Selva'nın hedef kitle tanımı nedir tam olarak bilmiyorum ancak tahminlerim var elbette. =) Bu tahminlerim doğrultusunda bir paket makarnanın dahi önemli bir yer tuttuğu, geniş kapsamlı bir kitleye ulaştığını düşünüyorum. Kaldı ki güzel bir çıkış stratejisi ile Selva, çok sevdiğimiz Türk usulü "yemek +... more... - Burak Demiral
"3 al 2 öde" diyen onlarca marka varken, aynı söylemi kullanıp, "Komşu hakkı" gibi sağlam bir rasyonele bağlayarak farklılaşmayı seçmek, Selva'nın becerebileceği bir işti ve başarılı oldu. "Unutulmaya yüz tutmuş "komşuluk" ilişkilerini tekrar canlandırması dileğiyle. ;) - Fatih Bektaş
Burak Üstadım ürün eğer tatmin edici ise o daralma asla gerçekleşmiyor. Ülker'in çikolata şekerleme pazarındaki tartışılmaz üstünlüğü de buna kanıt sanki :) - Muge Cerman
Ancak Ülker'in Godiva'yı satın alarak gam ve jenerasyon değişikliği yaptığını da unutmamak gerek Müge Abla. =) - Burak Demiral
@Burak Demiral; "komşu hakkı" gibi kökü geleneğe gidebilen bir söylemin markayı konservatif bir alana sıkıştırıp sıkıştırmayacağı konusu gerçekten de üzerinde durmaya değer. Bu hususta tam Müge Hanım'dan bir izlenim alalım diyecektim ki, kendisi yorumladı. Bu arada, pre-testlerde mesajın böyle bir risk taşımadığının ortaya çıktığını biliyorum. Filmin genel yapısı ve kullanılan komşu tiplemelerinin de buna pek imkan vermediğini düşünüyorum. Ne dersin? - A. Selim Tuncer
Ne yalan söyleyeyim ben de yeni bir şey öğreneyim diye sormuştum. Tecahülü arif değildi niyetim. =))) - Burak Demiral
“Komşu Hakkı: 3 al 2 öde” yazılı ambalajlarda satılan Selva ürünlerinin 3 paketinden biri bedavaya geliyor. Hedef kitleye “biri komşulara hediye edilebilir” fikri aşılanıyor. Eğer bu da tutarsa herkes komşusuna Selva tanıtımı yapmış olacak. Bu reklâm gelenekçi çoğunluğumuz tarafından tebessümle karşılanıp benimsenebilen bir reklâm olmuş. Satışları arttırmada başarı getirecek bir fikir.” http://www.alivesitesi.com/reklamc... - A. Selim Tuncer
"Bu kampanyada; Selva, bize sayısız iyiliği dokunan ama bizlerin çoğu zaman unuttuğumuz komşularımızı tekrar hatırlatmak istiyor. Küçük bir makarna paketiyle komşuluk hakkı konusunda bir bilinç oluşturmak, insanların dudaklarında tatlı bir tebessüm oluşturmayı hedefliyor." http://www.mecraburada.com/2009... - A. Selim Tuncer
Evet sadece komşuluğu ,komşuyu çok güzel hatırlatıyor . Sırf bu hatırlatmadan dolayı diğer 3 al 2 öde reklamlarına da zarar vereceği çok açık. - Kaya Şahin
"Yenilikleri ve sloganlarıyla sektörde fark yaratan Selva Gıda; yine çok konuşulacak bir kampanya başlatıyor. Selva Gıda’nın yeni kampanyası hem çok konuşulacak hem de unutmaya başladığımız bir geleneğimizi hatırlatacak. 'Ev alma, komşu al' ve 'komşu komşunun külüne muhtaçtır' atasözlerine gönderme yapan Selva Gıda, tüketicisi aracılığıyla 'Komşu Hakkı'nı tekrar gündeme getiriyor.... more... - Fatih Bektaş
Selva’nın, Devletşah Özcan’ın rol aldığı Ramazan Kampanyası filminden sonra, ”Komşu Hakkı” filmi de yayına girdi. “3 al, 2 öde” diyerek klasik bir kampanya söylemi ile karşımıza çıkıyor gibi gözüksede, “Biri komşuna hediye” sloganıyla kampanyanın sosyal yönüne vurgu yaparak, sektördeki farklı duruşunu yine gösteriyor. http://www.yaraticifikirler.biz/selva-k... - Fatih Bektaş
Kaybetmeye yüz tuttuğumuz değerlerimizi hatırlatmayı ve hayatımıza yeniden katmayı sağlayabilecek bir fikir ve kampanya oldu. Umarım, zihinlerde olumlu bir yer edinir ve bunu korur. - Cahit Akın
Aklıma Tunç'un "Faili Meçhul Kıyak Hareketi" geldi. Bu da "faili malum" kıyak oluyor. :))) http://www.fikiratolyesi.com/2009... - A. Selim Tuncer
İxir ve Ali Desidero gibi ürün değil mizansenin hatırda kalacagı yanlış bir reklam bence. - Kaya Şahin
Kaya Bey, daha yukarıdaki yorumunla bunu birleştirirsen daha fazla istifade etmiş oluruz. - A. Selim Tuncer
"Selim Bey, sizce bu indirimler uzun dönemde marka açısından zararlı olabilir mi? Bunun dışında hatta kısa dönemde bile algılamalarda değişikliklere neden olur mu? Bir de, hediyye başkadır, direk indirim başkadır, bunların farklı etkileri olur mu? Fikirlerinizi bilmek çok iyi olur, çünki benim de işime çok faydalı olur. Saygılarımla," Rüstəm Məmmədov - A. Selim Tuncer
"Bu kampanyanın tetikleyicisi bir süredir radyolarda (Benim bildiğim; Best Fm' de öğlen saat: 14.00 ila 17.00 arası yayın yapan Gönül Dostu Füsun'un programında) bir başka lider makarna firmasının basit sorulardan oluşan yarışması sonucu bir yıllık makarna paketleri dağıtması ve bunu daha çok ihtiyacı olanlara verdiğini hissettirmesi? Selamlar." Mustafa Avcı - A. Selim Tuncer
"Eski komşuluk ilişkileri çoktan tarih olmuşken, kompartımanlar halinde izole edilmiş bir hayatın aktörlerine 'sosyal sorumluluk' dozuyla sunulan 'bedava ürün' kampanyası, markanın rakiplerine belaltından vurmadan, agresifleşmeden de pastadan dilim tırtıklamasına iyi bir örnek oluşturuyor. komşu komşunun külüne muhtaçtı bir vakitler... o günler hatırlatacaktır sadece. yoksa eski tas yeni 'residence'!" Adsız - A. Selim Tuncer
"Evet sadece komşuluğu ,komşuyu çok güzel hatırlatıyor . Sırf bu hatırlatmadan dolayı diğer 3 al 2 öde reklamlarına da zarar vereceği çok açık. İxir ve Ali Desidero gibi ürün değil mizansenin hatırda kalacagı yanlış bir reklam bence " Selim Beyini isteği üzerine yukardaki yorumlarımı birleştirdim . Herhalde tam ifade edememişim şöyle açıklamaya çalışayım inşallah kıvırırım. Marka bir... more... - Kaya Şahin
Selva çok fazla tattırım yapan bir marka. Konya'da hangi organizasyona gitseniz, o küçük minibüsü kenarda makarna dağıtıyor olur. Tattırım yapmaya önem verdiği için, burda da yine selva tüketmeyenlere tükettirme çabası içine girmiş. Rakiplerine göre daha geç piştiğini biliyorum. Test ettim onayladım. - onur lengerli
Onur , Reklam ekonomik bir leverage olmazsa yapan ajansa geçiçi süreli bir kar sağlar marka sahibine de bayağı zarar verir. - Kaya Şahin
Bu kampanya çok akıllıca planlanmış. Promosyona duygu katmış. - Fatos Karahasan
Evet komşuluğun hatırlatılatılması ve makarnanın adının duyurulması bakımından duygusal öğelerin akıllıca kullanıldığı bir reklam olmuş. Ama hepsi o, kadar masrafa değer mi acaba bu krizde . Pek ticari düşünülmemiş gibi. Diğerleri bu reklamı kendi lehlerine kullanmaya başladılar çoktan. Selvanın işi zorlaşıyor daha çok masraf yapması gerekecek. - Kaya Şahin
Ya çok basit aslında komşuma vereceğim diye kim makarnasını değiştirir , olurmu böyle şey ya ? Siz değiştirir misiniz? Sonra sizi kim alıkoyuyor komşunuza belki de daha ucuz ve daha güzel bir makarna hediye etmekten.? İxir herkesin çok hoşuna gidiyordu ulusal bir fantezi haline dönüşmüştü. İxirin ne işe yaradığının, ne yaptıüğını kime ne faydası olduğu, rakiplerine ne üstünlüğü olduğu... more... - Kaya Şahin
Selim Hocam, hedef kitlenizin çoğu kadın, hatta ev kadını olduğu sürece bu kampanya çok da güzel iş yapacak. Boşverin siz uzman pazarlama dehalarının görüşlerini. Fiyatlar da makul düzeylerde oldukça tercih edilecektir. Lezzeti zaten test edildi onaylandı :) Tüm ekibin zihnine ve emeğine sağlık. - Muge Cerman
evde dün gece bizimkiler bu reklamı konuşuyorlar dı. reklam kendinden söz ettiriyor. - sewimsizbilgin(young gun)
@Kaya Şahin; daha geniş bir zamanımda diğer yorumların için bir şeyler söylemeye çalışacağım ama, son yorumundaki soruna bir soruyla karşılık vereyim öncelikle: Kim makarnasını ne için değiştirir? - A. Selim Tuncer
usttteki yorumları okumadımda markayı gorunce hemen yazasım geldi. Her benzin alışımda bedavaya veriyorlar bunu ev bu makarna ile doldu taştı hatta çevremde aynı şekilde ama hala adını bilmiyorum. Sanırım bu kadar ucuz dağıtılınca markasına dikkat etmeye bile gerek duymamışım... - sertan arig
@sertan arig; hala adını bilmediğin makarna başka bir adını bilmediğin makarna olsa gerek; Selva'nın, tattırma etkinlikleri dışında hiç "bedava" dağıtma uygulaması yok. Eve gidince bir bak! :) - A. Selim Tuncer
Selva'nın her anlamda kaliteli ve yenilikçi bir marka olduğu bütün tüketici testlerinden tam not almasıyla onaylıdır ( Kişisel zevkler ve görüşler elbette olacaktır, e tabi damak tadından bahsediyoruz). İletişim stratejisi ve yapılan işlerin doğruluğu gıda sektöründeki - makarna markaları haricinde, dikkat - diğer markaların iletişimlerinde makarnaya ana yemek olarak yer vermeye... more... - sedef tenim
"üstteki yorumları okumadım" bayılıyorum bu cümleye - Muge Cerman
@Muge +1, "hastasıyım" :P - sedef tenim
İnsani ilişkiler marka promosyonlarıyla değişmez.Değişen filanca makarna ltd. şti. nin bilançosu olur. Bütün herşeye marka gözlüğüyle bakmak! Eş-dosta destek vermek, sosyal mecrayı kullanmak olunca, gerçeklikten kopmak! - Devran Eroğlu
Kimse bu kampanyanın, sosyal bir kampanya olduğu iddasında değil. Neyi, neden suçluyoruz? - Fatih Bektaş
Fatoş Hoca tek cümleyle çok güzel özetlemiş: "Promosyona duygu katılmış." Daha ötesini deşmek istiyorsak yine de bir sakıncası yok tabii. Ama kampanyanın, küçük bir anımsatma dışında, insani ilişkileri değiştirmek gibi temel bir hedefinin olduğunu düşünmek doğru değil. Tam tersine kampanya insani ilişkilerin ruhundan ışık alma çabasında... Bu arada hayat, bizim bu tartışmalarımızın... more... - A. Selim Tuncer
Reklam markaya ait fiziksel,duyguasal veya kişisel bir özelliğin çarpıcı ve unutulmayacak bir şekilde zihinlere sokulma işlemidir. Bu özelliğin rakiplerinde bulunmaması veya rakiplerine kıyasla bu özelliğin bu markada daha fazla bulunması gerekir ki reklam konusu olsun. Bu reklamda nedense hiç marka özelliği verilmemiş .Neden olabilir ki ? - Kaya Şahin
Kaya Bey, bizi konunun abecesine kadar geri götürecek yorumlar yapmakla bir bakıma iyi ediyorsun ama, her şeyi en başından almaya mecalimiz yetmez ki! Yetmiyor nitekim. Bir promosyon kampanyasında markanın o andaki (konjonktürel) özelliği ne olabilir? Tabii ki tüketiciye sunulan avantaj... Bu durumda iletişim kampanyasının ana hedefi satış artışını sağlayacak temel mesajı hedef kitleye... more... - A. Selim Tuncer
"Bir de soru: Kim çöldeki vahşi kovboylar Marlboro içiyor diye sigarasını değiştirir yav? - A. Selim Tuncer ".... İçerler Selim Bey içerler sebebini anlatacağım neden sigaralarını değiştirip Marlboro içtiklerini.. Bugünüm, yarınım kahrolası işlerle dolu. Ama uzun uzun anlatacağım neden Marlboro içtiklerini sert kovboydan dolayı insanların. - Kaya Şahin
Tabii ki içerler Kaya Bey, bunu kanıtlamaya çalışmak için kendini yormana gerek yok. - A. Selim Tuncer
Tamam. - Kaya Şahin
Murat Kurtuldu'dan ait ciddi bir eleştiri: "Reklam markaya ait fiziksel, duygusal veya kişisel bir özelliğin çarpıcı ve unutulmayacak bir şekilde zihinlere sokulma işlemidir." FriendFeed'de bir okuyucuya ait bu tesbit, dün reklamcılık ile ilgili izlediğim filmin bazı kareleriyle birleşince çok farklı duygulara kapılmama neden oldu. Konunun belki biraz dışında olacak ama, bu yazının... more... - A. Selim Tuncer
Benim cevabım: Bu, her ne kadar sinir katsayısı biraz yüksek de olsa, gerçek bir eleştiri... Ama içeriden değil, dışarıdan bir eleştiri olduğu için sistem(ler) tartışmasına girmek gerekiyor. Bir reklam kampanyası üzerinden bunu yapmaya maalesef mecalim yok. Farkındayım, bu iki oldu. Ama bu eleştirilerin burada kayıtlı olması bir gün işe yarayacaktır mutlaka... FriendFeed'de de paylaşacağım. Teşekkürler. - A. Selim Tuncer
Murat Kurtuldu yazdı: Selim bey sizin düşüncelerinizi, profesyonel görüşlerinizin ardındaki fikirlerinizi doğrusu çok önemsiyorum. Fakat beni lütfen yanlış anlamayın. İki mesajımda da ısrarla aynı vurguları yapıyor olmam sanki bu yazıların paylaşılma amacını görmezden geliyormuşum, konuyu boğuntuya getiriyormuşum gibi görünebilir, ama kesinlikle öyle değil. Ben reklamcılığın -belki çok... more... - A. Selim Tuncer
Cevap: Sevgili Murat Kurtuldu, öncelikle teşekkür eder, yanlış anlaşılmamın beni de üzeceğini belirtmek isterim. Eleştirilerinden kesinlikle gocunmuyorum. Aksine biraz önceki cevabımda da yaptığının gerçek bir eleştiri olduğunu ifade ettim. Ancak, bana da hak vermeni isterim. “Ben reklamcılığın -belki çok yüzeysel ve kabaca- felsefi boyutunu, meşruluğunu ve insanlığa katkısını... more... - A. Selim Tuncer
Komşu Hakkı sitesine gelen hoş bir mesaj: "Komşu komşunun Selva'sına muhtaç!" :))) http://www.komsuhakki.com - A. Selim Tuncer
Güzelmiş :) - Muge Cerman
Bir de şu: "Makarnasız hayat, makarasız hayattır!" :))) - A. Selim Tuncer
:) Türk Yunan Dostluğu: Komşu kavramına uluslararası bir bakışla bir dünya markası olan Selva'yı sınır komşumuz Yunanistan'la paylaştık. Biz severek tüketiyoruz bu da komşumuzun hakkı. Arife Koca http://www.komsuhakki.com/Paylasi... - A. Selim Tuncer
kampanya tasarlarken tüketici karını iyi hesaplamayan iyi fikirler bile çoğu kez hüsran olmuştur. bazı kampanyalar da vardır ki büyük yankı uynadırmasa bile söz edilmiştir. ürün kullanılmış kadar olmuştur. selva'nın yaptığı promosyonu anlamlaştırma girişimi sektör için oldukça anlamlı bir fiklir hediyesidir. pişmeden önceki paylaşmayı tetiklemesi ve birliktelik duygusunu vermesi tıpkı komşuluk geleneklerindeki gibi. çay biter koşarız, şeker biter ufaklığı gndeririz ama varsa da veririz. - Ordinaryunus
eti browni kek reklamını hatırladım şimdi. o "mutlu "et kendini" diyordu. sonra paylaşım boyları çıktı ve bir seperatör içinde ufak pastacıklar yaptılar. o reklamda da "mutlu et kendini ve herkesi" dedi. öğrendim ki "mutlu et kendini" ürünleri tuttuğu halde "mutlu et kendini ve herkesi" ürünleri tutmamış. daha da geliştirme gereği hissetmişler. bireyden herkese doğru bir açılım anlamlı bir promosyon harici pek de mümkün değilmiş o vakit anlamıştım. - Ordinaryunus
Evet Yunus, Eti'nin "mutlu et kendini ve herkesi" kampanyasıyla "Komşu Hakkı" arasında bir yönüyle benzerlik var. Ben bu kampanyayı hatırlayamadığım için Google'a şöyle bir göz attım. Sadece bir film buldum. [http://www.youtube.com/watch...] Herhalde başka filmleri vardı veya mesajın aktarılması için TV dışında başka mecralar kullanılmıştı; çünkü "mutlu et herkesi" kısmı bu... more... - A. Selim Tuncer
Keşke komşufırını'n iletişimi için zamanında bizim aklımıza gelseymiş. İnanılmaz iyi olmuş (ajansı da bilmiyorum ama şımarmasınlar diye bir de execution daha iyi olabilirmis diyeyim bari:). - Sinan Kurmus
Marka ,reklam ve kampanya bunlar sırasıyla soyuttan somuta giden ürün ve tüketici arasındaki iletişim şekilleri. Amaçları sırasıyla ürünün hedef kitlesini iknası , ürünün tüketicide çağrışımlar yaratmasına vesile olması ve ürünün hedef kitleye satılması. Yani ikna ,çağrışımlar ve satış . Bu son üçü ağırlıklı olarak sırasıyla marka ,reklam ve kampanyada yer alması muhakkak birinci şart.... more... - Kaya Şahin
Bu son yorumunda itiraz edilecek pek bir şey yok. - A. Selim Tuncer
@A. Selim Tuncer: Biraz geç oluyo ama yeni görüp bakabildim. Geldim eve baktım paket hatta yarılanmış bildiğin selva ziyafet sofrası kocamanda yazıyor üstünde. Ramazan boyunca sürekli olarak benzin aldığım shell (izmit) istasyonundan "bedava" dağıtıldı. O zamandan bu zamana halen dağıtılmakta daha dün aldım bi paketi halen bagajda duruyo. Sizin haberiniz olmayabilir ama birileri bu makarnayı dağıtıyor bedava... - sertan arig
Bu işten Shell'in de Selva'nın da haberi olduğunu sanmıyorum. Demek ki benzincinin marifeti... :) - A. Selim Tuncer
Sonuna kadar seyrettim tebrikler... Haaa bu arada makarnayı deneyeceğiz... - EYLOS
Hepimizin suçu bu: burada olmak! | Dücane Cündioğlu - http://yenisafak.com.tr/Yazarla...
"— Seni öldüreceğiz babalık! Hepinizi... Seni... ve o domuzu... ve şu insan evlâdını... — Şaka yapıyorsun, değil mi?.. Peki neden?.. Suçumuz ne ki?.. Neden bizi de? Bizim suçumuz ne? — Buradasınız. Buradasın babalık! Suçun bu! Hepimizin suçu bu! Burada olmak! (That's what we all have done! We're here!)" - A. Selim Tuncer
Dücane Cündioğlu'nun yazılarını çok beğeniyorum. - nursel
Ağlayabilen kaç erkek tanıyorsunuz? | Elif Şafak - http://www.haberturk.com/HTYazi...
"Ağlayabilen kaç erkek tanıyorsunuz? Yüreğini tertemiz ipek bir mendil gibi ceket cebinde taşıyan, yani çekinmeden görünür kılan kaç erkek var etrafımızda? Güçlü görünmenin, herkese höt demenin, konuşurken gürlemenin, aşkı bile bir fetih haline getirmenin, heybetlenmenin ve kibirlenmenin, önüne gelenle kavga etmenin bu kadar revaçta olduğu bir ortamda, kendi köşesinde sessiz ve sakince oturup kayısı tadında hikâyeler yazan erkek yazarlarımız da olmuş ve oluyor ve olacak neyse ki." - A. Selim Tuncer
Genel nüfus içinde belki çok olmasa da buralarda bayağı vardır. Elif Hanım'ın yüreğine su serpilir belki. - Sinan Kurmus
Ne güzel tarif etmiş Elif Hanım: "Güçlü görünmenin, herkese höt demenin, konuşurken gürlemenin, aşkı bile bir fetih haline getirmenin, heybetlenmenin ve kibirlenmenin, önüne gelenle kavga etmenin bu kadar revaçta olduğu bir ortamda.." Hay diline, kalemine sağlık Elif abla. Demek ki olay benim alınganlığım filan değilmiş. Böyle aklı başında in,sanlar doğruları dile getirmese herkes beni... more... - Mustafa Râvî
her tarafı sarmış şatafatı gibi büyüksenmek istiyorlar ki böyle yapıyorlar. Onlar da şehrin daha önceden zaten kibirlenmiş sakinlerini örnek alıyorlar. - Mustafa Râvî
Ağlayabilen ve içten gülebilen insanların en güzellerinden birisini geçen gün kaybettik, Ünsal Oskay. (...Bir filmde, güzel bir sözde, asil bir jestte, hemen çocuk gibi tatlı tatlı ağlar, çocukken kırdığı ve kemikleri yanlış kaynayan sağ eliyle gözyaşlarını silerdi. Onu böyle gördüğümde benim de gözlerim dolardı.....Bir gece, bahçesinde ben derginin düzeltmelerini yaparken, yanımda... more... - ~Gaykedi~
Yaratmak | Sevan Nişanyan - http://taraf.com.tr/makale...
"Türkçesi yaratmak, İngilizcesi create, Arapçası da halk etmek. Sonuçta aşağı yukarı aynı anlamda kullanılan kelimeler. Ama köklerine inerseniz çok farklı noktalardan hareket ettiklerini görürsünüz. Yaratmanın kökü yaramak, o da esasen 'uymak' demek. (Aklınıza yatmadıysa yaraşmak fiilini düşünün önce.) O halde yaratmak = uydurmak. Ya da işe yarar hale getirmek, bir fonksiyona uyarlamak; alet etmek de diyebiliriz." - A. Selim Tuncer
"İngilizce fiilin esası Latince creare: insan ve hayvanlarda 'doğurmak, besleyip büyütmek', bitkilerde 'üretmek, yetiştirmek'. Çok sonraları kilise Latincesinde 'yoktan var etmek' anlamını kazanmış; ama antik çağda henüz böyle bir konsept yok, doğal üreme kastedilmiş." ... "Arapçada olay gene farklı. Xırıltılı x ile xalq, tanrının yaratma eylemine verilen ad. Ama aslî anlamı bu değil, 'ölçerek kesmek, biçmek, pay edip ayırmak'. Mesela giysi yapmak amacıyla kumaş kesmek da xalq." - A. Selim Tuncer
"Düşünürseniz, o metafizik anlamdaki 'yaratma' işi insanın doğal dünyasında yeri olmayan bir kavram. Bu dünyada canlılar vardır 'doğar'; aletler vardır 'yapılır'; doğal nesneler vardır, onlar da öylesine 'vardır', hadi bilemedin “düzenlenir'. 'Varolan şeyler neden var' diye üstdüzey bir soru sorunca yeni bir konsept gerekmiş, eh onu da elde hazır malzemeden uyarlayıvermişler böyle." - A. Selim Tuncer
Öncelikle söylemeliyim başım göğe erdi, 10 gün bile olmadı bu soruyu mail atalı ve cevap gazete yayınlanarak geldi. Teşekkürler Nişanyan :)) - Alp Esin
Ne güzel yazıyor ya Nişanyan Hoca. bizim arkadaşların içinde benim gbii etimolojiden hoşlanan bi tanesi bile yok. kimse dinlemek istemiyor. :(( - Mustafa Râvî
Mie Notes » Yaratıcı fikir değerlendirirken 13D - http://www.mienotes.com/2009...
Asıl 'feed' burada: http://ff.im/b4dfi - A. Selim Tuncer
Digital Age’den canlı dergi kapağı - http://www.mediacatonline.com/Home...
QR Code ve Augmented Reality için söylenen "Daha önce müzik kliplerinde ve web sitelerinde denenen bu teknolojinin basılı medya için kullanımı oldukça yeni." ifadesi 'biraz' abartı olmamış mı? - Barış Evren Erdoğan
Türkiye için değil dünya geneli için konuşuyorum (: - Barış Evren Erdoğan
Hürriyet'in zaman zaman kullandığı da aynı teknoloji değil mi? - A. Selim Tuncer
Evet, Cümlenin içinde sadece "Türkiye için yeni" demek gerekiyordu, gerekiyor. Yoksa dünyada uzunca bir süredir kullanılmakta QR Code. - enderemiroglu
Hayır, Hürriyet'in zaman zaman kullandığı QR Code değil, ama benzeri. - enderemiroglu
Hürriyet'in kullandığı Tigtag. - enderemiroglu
Aradaki fark teknoloji farkı mı, yoksa barkod formu mu Ender? - A. Selim Tuncer
Hürriyet'in kullandığı mstag yani Microsoft tag. Mstag: renk ile yaptigi icin, focus etmeyen cihazlarda da guzel sonuclar veriyor; qrcode ise daha cok data tutabiliyor, ve daha yaygın. Ama barkod formları da farklı. - enderemiroglu
Teşekkürler. - A. Selim Tuncer
Ama sonuçta, bizim bildiğimiz eski barcode teknolojilerinin gelişmiş hali. Bu açıdan baktığmımızda, MSTag, renk kullanan, daha yeni bir teknoloji. QR Code ise, bildiğimiz barcode teknolojisinin bir üst, gelişmiş versiyonu. Ben teşekkür ederim. Üzerinde çalıştığım ve keyif aldığım bir teknoloji, yardımcı olabildiysem ne ala. - enderemiroglu
Bir de böyle bir makale buldum: - enderemiroglu
Microsoft dünyayı etiketliyor 28/02/2009 - 11:05 — Eren Emre Kanal Sanal dünyanın dışında etiketlemek ne demek dersem, büyük bir çoğunluğun aklına barkodlar gelmez eminim ki. Çünkü barkodları sadece fiyat, ürün bilgisi girmek için kullanıldığını düşünürüz. Ancak barkodlar bir tür etiketleme sistemidir ve içinde farklı bilgiler de barındırabilir, isminiz gibi. QR Kodu Ancak barkodun... more... - enderemiroglu
Son cümleye dikkatinizi çekerim: "Son olarak Microsoft Tag teknolojisini dünyada ilk defa kullanan derginin de bir Türk dergisi olduğunu paylaşmakta fayda var. Bu dergi LOG dergisi." - enderemiroglu
Yayınlanma tarihi, 28, 02, 2009. - enderemiroglu
Bu da başka bir haber: "Microsoft Tag ‘dünyada’ ilk kez LOG’da" http://www.log.com.tr/microso... - enderemiroglu
Valla, çok yararlı oldu Ender. Vakit ayırıp ilgilenememiştim mevzuyla bir türlü. Tekrar teşekkür. - A. Selim Tuncer
You're wellcome! :-) - enderemiroglu
Googlizm iş hayatının kurallarını yeniden belirliyor | Tevfik Dalgıç - http://www.referansgazetesi.com/haber...
"Google bir anlamda geliştirdiği yöntemlerle gizliliği olmayan trilyonlarca veri kaynağına ve veri bankasına ulaşabiliyor. Bu yöntemler geliştirilmiş kaynak kullanımı nedeniyle çevre dostu, kullanıcı ve kâr dostu nitelikler taşıyor. Yani en temeldeki üç önemli işletmecilik elemanını birleştiriyor: Kişi, Küre ve Kâr-People, Planet and Profit." - A. Selim Tuncer
| The Medium is the Massage http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
mcluhan.jpg
“Bak şimdi, Baba, Profesör McLuhan insanın kendi yarattığı ortamın, insana bu ortam içindeki rollerini tanımlamanın aracına dönüştüğünü söylüyor. Matbaa harflerinin icadının, düşünceyi eylemden koparıp ayıran doğrusal, yani ardışık bölüntüler şeklinde bir düşünce yarattığını söylüyor. Bugünse TV ve popüler müzikle, düşünceyle eylemin birbirine daha yakın olduğunu, başkaları ya da dünya karşısında daha yoğun bir ilgilenmenin geliştiğini söylüyor. Yeniden köyde yaşıyormuşuz. Anladın mı Baba?” - A. Selim Tuncer
McLuhan bugünleri görseydi ne derdi acaba? - A. Selim Tuncer
"Digital McLuhan: a guide to the information millennium", Paul Levinson, http://books.google.com.tr/books... - Ozgur Uckan
""[...]the title was a mistake. When the book came back from the typesetter, it had on the cover "Massage" as it still does. The title should have read The Medium is the Message but the typesetter had made an error. When Marshall McLuhan saw the typo he exclaimed, "Leave it alone! It's great, and right on target!" Now there are four possible readings for the last word of the title, all... more... - Cahit Akın
"Tomorrow is our permanent address." McLuhan - Ozgur Uckan
Sağol Cahit, ben de "massage"a takılırdım dururdum. - A. Selim Tuncer
McLuhan bugün yaşasaydı çok daha popüler olurdu. Kahin ile guru karışımı bir şey olurdu... - Ozgur Uckan
Bir arkadaşım ona "Muhtar Mcluhan" der... global köyün muhtarı... - Ozgur Uckan
Özgür Hocam, ben de zaman zaman "McLuhan olsaydı ne derdi?" derim kendi kendime... Erken öldü adamcağız. :( - A. Selim Tuncer
Bilgi Üniversitesi'nden Esra Ercan'dan bir alıntı: McLuhan tam bir aforizma ustasıydı, Heidegger gibi o da kelime oyunlarını severdi, Bu yüzden McLuhan'ın eserlerini Türkçe'ye çevirmek çok zordur ve bugüne kadar Türkiye'de McLuhan çevirisi yapılmamıştır. The Medium is the Massage (Araç Mesajdır) adlı kitabı belki de bunun en güzel örneğidir. (Ünsel Oskay tarafından 2005'te çevrildi.... more... - A. Selim Tuncer
Esra Ercan'ı tanırım. Konsept direktörü olduğum Domus M dergisine (1997-2001) bu konuyla ilgili bir yazı vermişti. Haklıdır. Mcluhan interneti bir biçimde öngörümüştür. İnterneti derinlemesine inceleyecek vakti olsaydı çok ilginç saptamalar da yapardı, eminim... (Bu arada McLuhan çevrildi: Gutenberg Galaksisi, YKY ; Global Köy, Scala) - Ozgur Uckan
"Ads are the cave art of the twentieth century." - McLuhan - Cahit Akın
Ercan'ın yazısı biraz eski, o nedenle McLuhan'ın kitaplarının çevrilmediğini yazıyor. "Medium is Massage" da Ünsal Oskay tarafından "Yaradanımız Medya" adıyla 2005'te çevrildi. - A. Selim Tuncer
"Historians and archaeologists will one day discover that the ads of our time are the richest and most faithful reflections that any society ever made of its entire range of activities." - McLuhan - Cahit Akın
"Any technology tends to create a new human environment... Technological environments are not merely passive containers of people but are active processes that reshape people and other technologies alike. " şüphesiz ki kendisi bu günün kahini, yaşıyor olsa idi gurusu olurdu. - Üstün Üzüm
"All advertising advertises advertising." - McLuhan - Ozgur Uckan
Uff, bu sözünü hiç bilmiyordum. - A. Selim Tuncer
"Gün gelecek, bu elektronik devreler senin yaptığın işi de öğrenip yapabilecek hale gelince, o zaman sen ne yapacaksın?" McLuhan - A. Selim Tuncer
Bu arada burada söylediğimiz bir çok şeyin Roland Barthes için de geçerli olduğunu düşünüyorum. O da sık sık "yaşasaydı ne derdi?" diye merak ettiğim adamlardandır... - Ozgur Uckan
Aforizmalardan: "One of the nicest things about being big is the luxury of thinking little." Geçen yıl bu aforizmayı şöyle tersyüz etmişmişim: "Küçük olmanın en büyük avantajlarından biri, büyük düşünme potansiyeline sahip olmaktır" http://selimtuncer.blogspot.com/2008... - A. Selim Tuncer
"Şimdi bilgisayar, dışarıdaki uzmanlaşmış iş gücüne 'Hadi sen bana buyur!' diye sesleniyor." McLuhan - A. Selim Tuncer
Google'da "The Medium is the Massage" diye arattığınızda "The Medium is the Message" mı demek istediniz diye soruyor haklı olarak! :))) Google aklı! - A. Selim Tuncer
Google doesn't think. Google knows... - sedef tenim from iPhone
:))) Google sees and knows! - A. Selim Tuncer
"Yeni dünyamızın özelliği, 'her şeyin bir andalığı'. 'Zaman' küçücük parçalara ayrılmakta, 'uzam' sanki yok olmakta. Şimdi global bir köyde yaşıyoruz... her şey anında oluyor, anında yaşanıyor. İşitsel bir uzama geri döndük. Bugün, okur-yazarlıkla geçirdiğimiz birkaç yüzyıldan sonra yitirdiğimiz kabile hissiyatını, insanın başlangıçtaki duyumsamalarını yeniden yaşıyoruz." McLuhan - A. Selim Tuncer
Bu feedde adı geçti. Ünsal Oskay vefat etmiş...http://ff.im/a1BmP - Ozgur Uckan
İletişimciler için, Türkiye için iyi bir değerdi Ünsal Oskay. Birçok telif eseri ve birçok çevirisi vardı. Tanıyabildiğim kadarıyla fikir namusu taşıyan bir adamdı. Ne kadar kıymeti bilindi, orası meçhul. Belki bundan sonra bilinir. Nur içinde yatsın. - A. Selim Tuncer
McLuhan , Hızlı karar alan birisiymiş." I may be wrong, but I’m never in doubt.” - Kaya Şahin
Evet! "Whereas convictions depend on speed-ups, justice requires delay." - A. Selim Tuncer
McLuhan biraz fazla spontane duruyor gibi ama kitabın ismi Mesaj olarak kalsaydı etkisi Masajdan daha az olurdu gibi geliyor. İnsanları nerden etkileyeceğini fazla biliyor. Umursamaz tavrı daha fazla dikkat çekmeye yönelik gibi geldi .Kitabını aldım bakacağım. - Kaya Şahin
"Spontan" tabiri ne derece doğru, bilemiyorum. Ama McLuhan bilim çevrelerince metodolojik olmama konusunda eleştiri almıştır. Akademik olmaktan çok daha "peygambervari"dir o... Metodolojik olsaydı da o aforizmalar çıkmazdı belki. Böyle iyi... :) - A. Selim Tuncer
İyi çok sevindim .Arka kapakta Kubrick,Asimow gibi kişilerle etkileşim içinde olduğunu da yazıyordu. Şimdi söyleseydi neyse de 40 sene öncesi için müthiş şeyler söylediğini sanıyorum katkınızdan dolayı teşekkürler. Kitap ismi sanki kötü değiştirilmiş ve çok etkisiz. Yaradanımız Medya diye. Medya Masajdır çok daha anlamlı. Hayale sevkeder ,rahatlatır ,uyutur, enerji verir ,tazeler ,sexe teşvik eder vs anlamlarını ve daha nice anlamı taşıyor - Kaya Şahin
"Medium is Massage" isminin değiştirilmesi gerçekten hiç uygun olmamış. Kült bir kitabın kült ismi sonuçta... Ama çevrilmiş olması da bir değer... Kimsenin çevirmeye cesaret edemediği kitabı Ünsal Oskay Hoca çevirmişti. Rahmet ve hayırla yad etmiş olalım kendisini bu vesileyle... - A. Selim Tuncer
Kitabın adını çevirmeye hiç gerek yoktu aslında. Her iki kelime de özgün dilde öyle farklı anlamlara geliyor ve öyle güçlü bir bağlam oluşturuyor ki, çevrildiği anda bu bağlam(lar) gücünü kaybediyor. - Cahit Akın
Evet Cahit, katılıyorum. - A. Selim Tuncer
"Godfather" gibi. - Kaya Şahin
Şu lafının burada bulunmaması eksiklik olacak: "Teknolojiler yalnızca insanların kullandığı icatlar değildir, insanları yeniden icat eden araçlardır." - A. Selim Tuncer
İnsanlar kültürleri sonucu yaptıkları araçlarla bütünleşip kendilerini yeniden oluşturarak devam ediyorlar. - Kaya Şahin
McLuhan, "teknoloji" derken sözcüğün otantik anlamına vurgu yapıyor: "techne": yapmak/etmek... Eh yaptıklarımız ettiklerimiz de bizi yaptığına göre... Haklı elbette. - Ozgur Uckan
Özgür Hocam, sanıyorum otantik anlamına "da" vurgu yapıyor olsa gerek. - A. Selim Tuncer
Selim Hocam, özellikle otantik anlamına vurgu yapıyor. Yoksa söylediği teknolojik determinizm biçiminde okunabilir, ki öyle değil... - Ozgur Uckan
Hocam, teknolojik determinizm eleştirisinden de biraz nasiplenmiş değil midir zaten McLuhan? İddialı olamayacağım ama, odaklandığı konular ve kullandığı 'keyword'lerle birlikte okuyunca "teknoloji"nin güncel anlamına hiç vurgu yapmamış olacağını düşünemiyorum nedense... Mesela "The Medium is the Massage" da öyle... McLuhan'ın metaforik dilini de hesaba katarak "medium"u tek ve güncel... more... - A. Selim Tuncer
Bir de şunu söylemek isterim Hocam: Eğer MacLuhan, "technology"nin sadece otantik anlamını kastetmiş olsaydı galiba bu sözcüğü tercih etmez, muradına uygun başka bir sözcük seçerdi. Aksi halde niyetinin, bizi ihtilafa düşürmek olduğuna hükmedeceğim. :))) - A. Selim Tuncer
Selim Hocam, ben adamcağız teknolojinin bildiğimiz, modern anlamına gönderme yapmıyor demedim ki? Ama bu bildiğimiz anlamla otantik anlam arasındaki ilişkiyi yeniden kurgulayan bir düşünsel ekole mesup kendisi. (Hedeggerci bir anlamda...) Her nekadar teknolojik determinizmle suçlanmış olsa da bu dediğim nedenden ötürü bu eleştiriler ona teğet geçmiştir. Teknoloji yerine başka bir sözcük... more... - Ozgur Uckan
Hocam, ben de adamcağız teknolojinin otantik anlamına gönderme yapmıyor demedim ki... Ama bu cümlen bana yetti zaten. İhtilaf yok, rating de yok! :))) - A. Selim Tuncer
:))) - Ozgur Uckan
Mcluhan alınan yoğun eğitimle beraber olayların bütünseliğini kavrama yeteneğimizi yitirdiğimizi sadece gördüklerimizle zihnimizi sınırlandırdığımızı söylüyor .Sokaktakilerin yani eğitimsizlerin olayları kavramakta daha avantajlı olduklarını sadece gördüklerini değil bütünsel ve derinlemesine algılayabileceklerini belirtiyor. Doğru mudur acaba ? - Kaya Şahin
Mcluhan matbaanın tersine görsel medya ile toplumları bir kişi olarak yönetilebileceğini iyi görmüş. Ama elektronik medya ile şu an bunun dışına çıkıldı sanki. Tekrar matbaa gibi ayrıldı insanlar birbirlerinden,işin garibi de daha çok birleşmişler intibaını veriyor yeni medya ilk bakışta. - Kaya Şahin
İnsanlar rahatlıkla daha fazla guruplara ayrılacaklar . Daha zor gibi görülecek ama insanlar daha kolay bir şekilde merkezi yönetim tarafından yönetilecekler. Elektronik medyanın insanları daha bilinçli yapacağını sanmıyorum .Rekabet varmış gibi gözüküyor rekabetin avantajı tamamen elitlerin eline geçiyor sanki. Millet nasıl oyunsa Farmville oynuyor ya ,yani çoğu insan bu hale geliyor. Mcluhan fazla iyimser gibi. - Kaya Şahin
Mcluhana göre uzantıları ile kendini yeniden inşa ederken insan , kendinin merkezi yönetimlerce daha kolay yönetilebilmesi için, kendine isteyerek tatmin odaklı konumlandırmayı seçiyor . Yani insanın ana amacı mesaj olmaktan çıkarak büyük bir istekle ( tercihle) masaj oluyor. Mcluhan kitabı yazarken bunu hissetmiş veya en azından bu ikilemin içinde kitabın ismini masaj olarak bıraktığına (veya hatta masajı bizzat seçtiğine) eminim. - Kaya Şahin
Keşke keşke isim hiç değiştirilmeseydi kitap içinde de yanlış isim geçiyor ,bir de orjinalini okumak gerekiyor şimdi. Güzelmiş gene de Selim ve Özgür Beyler teşekkürler tekrar. - Kaya Şahin
Kaya Bey, yine Türkçe'ye çevrilmiş olan Gutenberg Galaksisi'ni de tavsiye ederim. Hatta daha çok tavsiye ederim. :) - A. Selim Tuncer
Kitabı bulamadım Türklere pek satamamışlar galiba.Ve yeni baskısı çıkmamış tabi yalnız Mcluhanın etkilendiği bir kişinin (Harold Innis) dil üzerine bir kitabını gördüm Kanyon DR da. Beni aşar diye almadım. - Kaya Şahin
Bu kitap 2001'de yayımlanmıştı ama, bir iki yıl önce yeni baskısının yapıldığını hatırlıyorum. Doğrudan yayınevinden (YKY) araştır istersen. - A. Selim Tuncer
| Medreselilerin ya da kolejlilerin fazladan malumatları dili de ilgilendirmez, bizi de... http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
hurufat.jpg
Eskiden medrese öğrencilerinin malum sebeplerle Pera tarafına geçmeleri yasakmış. Bir gün üç kafadar medrese öğrencisi, felekten bir gün geçirmek için karşıya geçmeye karar verirler. Tanınmamak amacıyla medrese kıyafetlerini değiştirirler, Galata Köprüsü’nden karşıya doğru yürümeye başlarlar. Köprünün ortasına geldiklerinde bir görevli kafadarların hallerinden kuşkulanıp yollarını keser ve “Durum bakalım, sizin bu tarafa geçmeniz yasak!” der. Medreseliler sebebini sorduklarında görevli “Siz medrese talebesisiniz, geçemezsiniz.” diye cevaplar. Bizimkiler “Medrese talebesi olduğumuz nerden maağluum?” diye “malum” kelimesindeki Arapça “ayn” sesini medresede öğrendikleri gibi çatlatarak sorunca görevli cevabı yapıştırır: “Maağlumunuzdan maağluum!” - A. Selim Tuncer
Gördüğünüz gibi tarih tekerrür ediyor. Bugün, İngilizce kökenli sözcükleri orijinal fonetiğine uygun bir biçimde telaffuz etme gayretiyle medreselilerin tavrı arasında hiçbir fark yok. Malumatın fazlasının zihinde durduğu gibi durmayıp zararlı bir şekilde dile gelmesi olarak tanımlayabiliriz bu durumu... - A. Selim Tuncer
Her dil yabancı dillerden sözcük alışverişinde bulunur. Sadece sözcük değil, yabancı kültürlerden neler alıyoruz, onlara neler veriyoruz, hesabı tutulamaz. Zaten bunu yapamayan kapalı toplumlar bir süre sonra durgun su gibi çürümeye yüz tutar. Ancak, her toplumun yapması gereken en önemli şey, aldıklarını kendi paradigmasıyla dönüşüme uğratarak bünyeye uyumlu hale getirmesidir. Eğer bu... more... - A. Selim Tuncer
Hoş bir yazı olmuş yine. Ben de hep merak ederdim bu imla otoritesinin rasyonel'i nedir diye, nihayet rasyonel bir cevap aldım :) - Cahit Akın
İmla standardizasyonu için otorite önemlidir. Hatta bu otorite yanlış kararlar alsa bile... Ama bizim otorite o kadar çok yalpalıyor ki... Yıllar boyunca sürekli kendi kendini yalanlayan bir otoriteye kim itibar eder? - A. Selim Tuncer
Hocam, muhtesem tespitler. - Melih Bayram Dede from Android
Günümüz Türkçesini çok iyi kullanan yazarlarımızdan ne kadarını lise edebiyat kitaplarında gördüğümüzü ve öğretmenlerimizin yeterliliklerini de sorgulayalım! - marmara98
Bazıları buna kızacaklar ama ben, kimler yönetirse yönetsin, imla otoritesi olarak TDK'nın kabul edilmesini makul buluyorum. TDK'yı eleştirmeyi sürdürmeliyiz, yaptıklarını tartışmalıyız, bu başka bir mesele; ama imla konusunda hele bir de ideolojik tercih yapmayı doğru bulmuyorum. Senelerdir ayrı yazdığı "uluslar arası"nı TDK nihayet bitiştirmiş mesela, demek ki onlar da önünde sonunda doğrusunu, makul olanı bulabiliyor. Bu bitişik kelime meselesini TDK'nın bir an önce bir nihayete vardırması gerekiyor. - Cahit Akın
Ben kızmam, çünkü elimizde başka da aday olacak bir kurum yok. Ama yıllardır "uluslararası"nın ayrı yazılmasını (ki bu da uymadığım kurallardan biridir) öneren zihniyeti anlamak, ona bir itibar yüklemek maalesef mümkün olmamıştır. İşin ideolojik tarafları da ayrı bir konu... - A. Selim Tuncer
Sevan Nişanyan'ın "Light" başlıklı bir başka yazısı... http://www.taraf.com.tr/makale... "Türkçede light diye bir sözcük var mı? Vallahi herkes kızacak gene ama bana sorarsanız var. 1990’ların ortasıydı yanılmıyorsam, o ara çıkıp sönen semi-entel gazetelerden birine 'Cumhuriyet light' diye isim takmışlardı. O günden beri hep bir şeylerin laytı çıkıp duruyor –light mayonez, light... more... - A. Selim Tuncer
Yani, Türkçe'de 'light' diye bir kelime var artık, evet. Anlamı da İngilizce orijinaline göre özgünleştirilmiş. Peki telaffuzu? Yani 'light'ı İngiliz gibi mi seslendiriyoruz? Hayır. İngiliz bunu "lala"nın "l"siyle seslendirir, biz ise "lale"nin "l'siyle... İngiliz sert ve çok kısa seslendirir, biz ise yaya yaya, gevrete gevrete... Peki, imla?.. Nişanyan diyor ki 'light' şeklinde... more... - A. Selim Tuncer
<layt dışı> Hocam, TDK'nın durumuyla ilgili benim naçizane tespitim, "Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur." şeklindedir; her iki taraf adına okuyunca da geçerli bence bu. Kurulduğu ilk günden günümüze gelene değin –çoğunluk olarak– bu kuruma gözümüz gibi baktığımız, önermelerini benimsemek veya tartışmak adına çaba gösterdiğimiz söylenebilir mi?.. Cahit Üstadın da yazdığı gibi hangi... more... - alirizaesin
Sevgili Ali Rıza Esin, öncelikle teşekkür ederim. Okuyan gözler, anlayan zihinler olmasa neye yarar yazılan çizilen? Benim de TDK ile naçizane tespitim şudur: TDK, kuruluşundan bu yana dil jakobenizmiyle kirli olduğu için ne İsa'ya yaranabilmiştir ne Musa'ya... Sağcısının elinde de, solcusunun elinde de bu jakoben ruhtan kurtaramamıştır kendini... Dilin doğasına uyup dilin doğasından... more... - A. Selim Tuncer
Bu arada, TDK kendini bizim gözümüze soksun desem... :) - A. Selim Tuncer
Malum Muhalif de çok sinirlenmiş haklı olarak ve o günkü TDK'nın dil üzerine çalışmak, dil üzerinden konuşmak yerine kendi üzerine vazife olmayan şeyler için "kullanılmasına" itirazını dile getirmiş. Evet, bağımsız bildiğimiz kurumların bile böyle arazları olduğu inkar edilemez. Ben böylesi konularla ilgili epey radikal denilebilecek çözüm önerilerimi burada dile getirmek istemiyorum... more... - alirizaesin
Böyle bir kurumun, dili bize, yani topluma, yazarlara, şairlere bırakması, kendisini objektif bir mesafede tutması gerekir. Canhıraş bir şekilde dilden yaşayan sözcükleri atmak yerine, yeni kavramlara yeni öneriler (ama sadece öneri) getirmek olmalı görevi... Yaşayan ve sürekli değişen dili aralıksız taramalı... Dayatmamalı, tavsiyelerde bulunmalı... Türkçe'ye her gün yeni sözcükler... more... - A. Selim Tuncer
“Böyle bir kurumun, dili bize, yani topluma, yazarlara, şairlere bırakması, kendisini objektif bir mesafede tutması gerekir.” Ne güzel yazmışsınız. Dile can veren, ruh üfleyen, yoğurup şekil veren yazarlarımız, insanlarımız dilediğini yazmalıdır ki dil gelişsin; demir parmaklık görmeden, yurdunu terk etmeden, “yazar”ken “yazamaz” olmadan, kaybedilmeden… - marmara98
Bu arada, mesela "blog" artık Türkçe bir sözcüktür bence... Çok önce yazmıştım, "Şu blog sözünü bir tatlıya bağlasak mı?" diye... http://selimtuncer.blogspot.com/2006... - A. Selim Tuncer
O yazıyı okuduğumdan itibaren ben aynen öyle kullanıyorum. Gerekçelerine aynen katılıyorum çünkü. Benim için o mesele kapanmıştır örneğin, TDK demiş veya dememiş ilgilenmiyorum. :) - alirizaesin
TDK için 'blog' diye bir sözcük yok ki zaten! (Kısaltmanın ortasındaki D'yi devekuşu olarak okuyabiliriz! :))) - A. Selim Tuncer
Selim Hocam, aslında TDK'nın bazı çalışmaları var. Ancak biraz eskilerde kalmışlar sanki... Örneğin bilişim terimleri için çalışmaları: http://tdk.org.tr/TR... Yabancı kelimelere önerilen karşılıklar: http://tdkterim.gov.tr/bati/ Ama bakıyorum bu sözlüklere, blog, mortgage, resesyon, feed gibi kelimelere üretilen karşılık yok. - M. Gökhan Ahi
Dilin gelişmesi ve yabancı etkisinden kurtulması için, görev, biraz da yazarlara, gazetecilere ve haber editörlerine de düşüyor sanki.. - M. Gökhan Ahi
TDK'nın çalışmaları var, yok değil. Yukarıda da belirttiğim gibi istim arkadan gelince hiçbir işe yaramıyor; atı alan Üsküdar'ı geçmiş değil, çoktan Ardahan'a varmış oluyor. Sözcük ve kavram eşleşip yerleşince artık yapacak bir şey kalmıyor. 'Blog' için de önerilen bir sürü sözcük var, neden hiçbiri tutmuyor? Çünkü öneriler hep arkadan geldi. Bazı şeylere sadece TDK'nın da gücü yetmez... more... - A. Selim Tuncer
Tabii, birkaç tane iyi örnek de yok değil; "bilgisayar" mükemmel bir Türkçe sözcüktür mesela... - A. Selim Tuncer
Aslında, "bilgisayar" ve "bilişim" gibi iyi bulunmuş ve yerleşmiş bir çok kelimenin öncüsü TBD Onursal Başkanı Aydın Köksal ve çalışma arkadaşlarıdır. TDK'tan beklerdik ama öncülük TBD'den gelmiş. - M. Gökhan Ahi
Biçerdöver, bilgisayar, bilişim, cep telefonu, çevrim, buzdolabı, derin dondurucu, dizüstü bilgisayar, yazıcı gibi güzel örnekler var gerçekten... Daha önce de yazmıştım. Tabii, bazı yabancı sözcüklerin kendi adlarına bir talihsizlikleri oluyor. Mesela “buzdolabı”nın İngilizce’sinin Türk fonetiğine çok yabancı olmasının ciddi bir Türkçe sözcük arayışını da beraberinde getirdiğini... more... - A. Selim Tuncer
Blog sözcüğüne "günce" karşılığını ilk kim önermiştir bilmiyorum ama Google'da "günce blog" diye aratınca fena sonuçlar çıkmıyor. Günce kelimesinin şu ana kadar oturmamasının belki de asıl sebebi, popüler "günce yazarları"nın daha havalı "blog" kelimesi dururken, "günce" kelimesini sahiplenmek istemiyor oluşu mu acaba? - M. Gökhan Ahi
"Günce" eski bir sözcüktür, "günlük" anlamına gelir. Türkçe Sözlük'te de yer alır. Yani kavram karşılığı boş değildir. Sorun bu... Yoksa olabilirdi tabii. "Blog" ise İnglizce'de de yeni yapılmış bir sözcüktür. - A. Selim Tuncer
Aslında tam da uyuyor. Blog kelimesi, "web log"un kısaltmasıdır. "Log" kelimesi de "günlük" anlamına geliyor, bu durumda "günce" hiç de fena değil.. - M. Gökhan Ahi
Yukarıda linkini verdiğim yazıda epeyce bir görüş ve tartışma var konuyla ilgili... - A. Selim Tuncer
"Dil yaşayan bir varlık, organizma olarak görülür. Alır, değiştirir, kabul eder, dışarı atar;seçim yapar. Kolektif bir bilinçten bahsediyoruz. Bilgisayar tutar, uzgöreç tutmaz. İyi bir öneri tutabilir ama illa tutar diyemeyiz." Uzgöreç iyi bir öneri, ya da sığa, ama ben de kullanmıyorum. Bir de dilde en az çaba kanunu vardır. Dil hangisini daha az çabayla ifade edebiliyorsa ona eğilim... more... - mat
TDK'nın "teyyare" için önerdiği sözcük "uçkan"ken (Özgür Uçkan'ın kulakları çınlasın. :)), "havaalanı" yerine önerdiği "uçak", "teyyare"nin yerine tutuyor, "uçkan" ise kayboluyor. Oluyor böyle şeyler... - A. Selim Tuncer
"Günlük desene o zaman." diyen amca, neyin kastedildiğini yine de anlamış olamaz. :) - A. Selim Tuncer
“Aşk”ın yerine başka bir sözcük düşünülebilir mi?.. Bazı kelimeler dilimize girdiler mi çıkarılamazlar ve alternatifleri de kolay bulunmuyor :) Türkçe için televizyonun zehirine ve bilgisiz bürokratlara bir filtre ve diline emek veren yazarlar gerekiyor ki, su yolunu bulsun. - marmara98
Selim Hocam, İngilizce kelimeleri İngilizcedeki telaffuzuna uygun söyleyenler var olabilir, ama beni kızdıran şey, böyle yapmanın olması gereken davranış olarak kabul edilmesi. î-meyıl diyen desin, ama ben î-meyil dediğimde bana hahaha, cahil diye bakmasınlar (ki İngilizce konuşurkenki İngilizce telaffuzum böyle yapanların çoğundan çok daha düzgündür aslında, sadece şu sözlüklerde zaten... more... - Mustafa Râvî
Bir Turkcell reklamında "Cepten ii-meyıllarıma bakıyorum!" diye bir laf hatırlıyorum. :) - A. Selim Tuncer
kulaklarım çınladı :))) - Ozgur Uckan
Bir daha çınlatayım. :) Merak ettim; "özgür", "özü gür"den mi geliyor, "özü hür"den mi? Sen araştırmışsındır. - A. Selim Tuncer
"özü gür"den geliyor diye biliyordum, ama "özü hür" ile kafamı karıştırdın şimdi... :) - Ozgur Uckan
çeviri yaparak para kazanan bir insan olarak şaka gibi önüme Hindistan'dan abd'ye çağrı merkezi hizmeti veren bir şirketle ilgili bir komedi filminin senaryosu gelmişti. uzunca burada geçen fonetik kökenli espirileri nasıl çevireceğimi düşünmüştüm. neyse asıl sıkıntı zaten senaryoda da aşılıyor öyle ki hindistanda resmi dillerden biri olan ingilizce zaten amerikalılardan daha iyi... more... - trq13
Ne Sattığımızı Biliyor Muyuz? at Temel Aksoy – Marketing Blog - http://www.temelaksoy.com/2009...
"Güzellik kremi, parfüm gibi kozmetik ürünleri üreten bir işletmenin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 'Kimyevî Madde' üreten bir iş yeri olarak tasnif edilmesi resmi olarak doğrudur, ama kadınlar kullandıkları kozmetikleri katiyen 'kimyevî madde' gibi soğuk bir şekilde ifade etmezler." - A. Selim Tuncer
Bir de bunun tersi var. Çeşitli pazarlama gurularının gazına gelerek "biz aslında kuruyemiş işinde değil eğlence işindeyiz" deyip çok yersiz ürün ve pazar geliştirme çabalarına kalkışanlar gibi. Ne işindeyizin geniş tanımı keyifli olsa da, o geniş tanımı hayata geçirmek her yiğidin harcı değil. Biraz "uçmak ve konmak" meselesi sanırım. ( http://ff.im/aMRKb ) - Sinan Kurmus
Cumhuriyet kimin? | Cemalettin Taşçı - http://www.aksam.com.tr/2009...
"29 Ekim 1923. Cumhuriyet ilan edildi. Ertesi gün memlekette saltanatçı kimse kalmadı. Tek tük homurdananlar elbette oldu. Ama mesela Fransa'da olanlar olmadı. 1917'ye sahne olan Rusya'da bile İhtilal denince akla gelen şeyi, Fransız İhtilali'ni yapmış olanların torunlarının torunlarının torunlarının arasında, hala, Monarşi'nin davasını güdenler var. Hep vardılar da, nihayet seçimlere girip, üç beş neyse, rey de topladılar yani. Tez zamanda iki yüz küsur yıllık rövanşı alacaklarını, Paris Kontu'nu Kral yapacaklarını da ümit ediyorlar." - A. Selim Tuncer
"3 Mart 1924. Hilafet kaldırıldı. 'N'oluyor' diyen olmadı. 26 Aralık 1925. Saat ve takvim değiştirildi. 17 Şubat 1926. Medeni Kanun kabul edildi. Mesela birkaç hanımla evlenmeyi hayal eden vardıysa, hevesi kursağında kaldı. Yine çıt çıkmadı. 1 Kasım 1928. Alfabe değiştirildi. Memleketteki birkaç milyon okuryazar, bir gecede ümmilerden oldular. Sesleri çıkmadı. 3 Nisan 1930. Kadınlara... more... - A. Selim Tuncer
"Cumhuriyet'i herkesin sevdiğinden çok sevdiğine inanan birçok kişi tanıdım. Eğer göğsünü Cumhuriyet için siper etmiş olmasa, şu kadirbilmez ahalinin Cumhuriyet'i üç günde paralayacağından hiç şüphesi yoktu hiç birinin. Yukarıdaki kronolojinin muadiline dünyanın herhangi bir milletinin yakın tarihinde rastlamak kolay iş değil, az biraz andıranı için ne kadar kan dökülmesi lazım gelmiş,... more... - A. Selim Tuncer
güzel yazı. - Ozgur Uckan
ilginç yaklaşım. - Sinan İŞLER
Bugün Ege ve Marmara gibi bölgelerde çok eşlilik görülmüyor olabilir, ama Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk birkaç onyılda bal gibi vardı, hem de çok vardı, çünkü çok gerekliydi. Kendi Marmaralı köyümden biliyorum. Başta kendi babam olmak üzere, köylüler çok eşli kişilere isim bile verdiler, filanca dedemiz, filanca dayımız diye... Bu bölgelerde İstiklal Harbi sonunda kadın/erkek oranı... more... - Mustafa Râvî
Türkiye güç merkezinde | Meral Tamer - http://www.milliyet.com.tr/Yazar...
"Küresel ekonomik büyümenin merkezindeki güçlü yön değişimi, merkezin kayması: 2020’de dünyanın ekonomik gücü, birkaç ülkeden çok daha fazlasına yayılacak. Dünyada trilyon dolarlık yeni bir servetin yaratıldığını ve bunun yüzde 60’ının gelişmekte olan ülkelerde olduğunu göreceğiz. Çin, Hindistan, Latin Amerika (Brezilya, Arjantin, Meksika, Şili), Vietnam, Türkiye, Endonezya gibi... Bu ülkelerin ağırlığının arttığı bir dünyada yaşayacağız. Bu ülkeler bugün ne kadar sıkıntı çekerlerse çeksinler, 10 yıl sonrasının dünyasını şekillendirecek güçler olacaklar." - A. Selim Tuncer
"Tüketicinin beklentileri ve davranışlarının yeniden şekilleniyor oluşu: Tüketici önceliklerini, değerlerini ve beklentilerini köklü biçimde değiştiriyor; tüm dünyada kendi değerlerine daha fazla odaklanıyor. Tüketici Markalarla monolog yerine diyalog içinde olmak istiyor. Eskiden bu eğilim, Batı’daki tüketici için geçerliydi; şimdi iletişimin yaygınlığı sonucu en ücra köylerdeki... more... - A. Selim Tuncer
Küresel krizin patladığı günlerde şirketin Atlanta’daki merkezinde yapıtıkları toplantıda ‘Altı P’ adını verdikleri bir strateji belirlediklerini anlatan Muhtar Kent, cebinden çıkardığı tek sayfalık metinden bunları şöyle sıraladı: 1) People (Çalışanlarımız) 2) Portfolio (Ürün yelpazemiz) 3) Partners (Ortaklarımız) 4) Profitibility (Kârlılık) 5) Planet (Gezegenimiz) 6) Productivity (Verimlilik) - A. Selim Tuncer
@selim tuncer, 6P +1 - sedef tenim
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin estetik ve protokol sorunu | Atılgan Bayar - http://www.aksam.com.tr/2009...
Adım gibi eminim, pastadan Atatürk kuklası çıkartan İstanbul Valiliği'nin en ufak bir kötü niyeti yoktu; olamaz. Ama İstanbul Valiliği'nin de, devletin başka kurumlarının da sonuçları pek hafife alınamayacak bir estetik ve protokol sorunu var. Amerika'da Lincoln kuklasının yürüyüş, oturuş ve sigara içişini; attığı nutuğu dinlediğiniz zaman gözleriniz doluyor; rahatsız olmuyorsunuz. Sebebi, orada protokol düzenleyenlerin pastadan (önünden, arkasından, yanından) ne çıkacağını bilmesidir. Valilik böyle hatalar yapıyor ama başkaları yapmıyor mu? - A. Selim Tuncer
Davulla zurnayla Bach icrâ edilemez! | Dücane Cündioğlu - http://yenisafak.com.tr/Yazarla...
"Ne yapmayı düşünüyorsunuz?" Bu soru karşısında Heidegger biraz duraklar ve şöyle der: "Hem düşünmek, hem yapmak, bir soru içinde tam iki fiil birden! Bu benim için çok fazla!" (Jose Pablo Feinmann'ın "Heidegger'in Gölgesi" kitabından, bir iki müdahaleyle...) - A. Selim Tuncer
"Düşünmenin hakkını veren bir zekâ, ne yazık ki eyleme aslâ vakit ayıramaz. Eylemin hakkını verense, düşünme için gerekli zamanı bulamaz. Hem düşünmenin, hem eylemin kolay olduğunu iddia edenlere gelince, onlar ya düşünmenin hakkını ver(e)memişlerdir, ya da eylemin..." - A. Selim Tuncer
"İnsan, ifade özgürlüğü sayesinde değil, irade özgürlüğü sayesinde insandır! İfade etmenin bir yolunu buluruz, bizim bilmediğimiz: iradenin yolu! İstemenin... ve tutkunun..." - A. Selim Tuncer
Olabildiğince çelişkilerle dolu olmasına rağmen çok güzel bir yazı. - Kaya Şahin
Other ways to read this feed:Feed readerFacebook