Pazarlama psikolojisinde ürün farklılığı iki türlü algılanır. İradeyle ve irade dışında. Duyuları ilgilendiren "irade" eylemine şimdi "istenç" de deniyor. Ben "irade" demeyi tercih ediyorum. Bahsedeceğim konu bilinçli iradeyle ilgili bir örnek ama önce "irade dışı algılama"nın ne olduğunu hatırlatayım: Bir silah sesi, ani bir elektrik şoku ya da deriye aniden iğne batması.. Birden ortaya çıkan alışılmışın dışında tezat algılama örnekleridir bunlar. Çoğu yaşam alışkanlıklarının dışında "aykırılık" unsuru taşır. Yüksek canlılar irade dışı uyaranlara otomatik refleksle cevap verirler. Önce irkilme olur, sonra da algı. Algılama süreci canlının ileride hatırlayabileceği şekilde beyindeki bellek merkezine kaydedilir. Ancak insan diğer canlılardan farklıdır. İrade dışı bir algıyı "muhakeme" eder, "bilinçli algı" haline getirir. Bu nedenle iyi bir reklamcı ya da pazarlama uzmanı vereceği mesajı tüketici tarafından önce "irade dışı" algılanabilecek şekilde kurgular. Böylece mesaj ya da yenilik bir "aykırılık motivi"yle güçlendirilmiş olur.
- A. Selim Tuncer
Bu süreç "satıcılık tekniği"nde de geçerlidir. Günümüzde çoğu satış temsilcisine öğretilen "AIDA" (Attention -awareness-, Interest, Desire, Action) sistemi bunun bir satış konuşmasına yansımış şeklidir. Süreç önce irade dışı algıyı harekete geçirir; sonra da dikkatin yöneldiği bilinçli bir iradeye dönüşür. Türkçesiyle "dikkat", "ilgi", "istek" ve "hareket" aşamaları metodik bir satış konuşmasının teknik basamaklarıdır. Farklılık, 'farkındalığın' kapısını açar.
- A. Selim Tuncer
Son yıllarda bu dört katmanın arasına "dikkat" safhasından sonra "farkındalık" da eklendi. İşte tam da bu bölüm "irade dışı" algıyı "irade içine" çeviren psikolojik aşamanın bulunduğu yerdir. Benzer metot reklamcılığın "basılı materyal" adını taktığı basit bir broşür için dahi geçerlidir. Eğer bu broşür irade dışı algıyı yaratacak şekilde hazırlanmazsa hiç okunmadan çöpe gider. Bu nedenle bir basılı materyalin ya "dizaynı" ya da "içeriği" dikkat çekici bir "farklılık"la başlamak zorundadır. Böylece algı süreci bir tetiklenme mekanizmasını harekete geçirir ve "rabıta" da denilen "ilgilenme" ortaya çıkar.
- A. Selim Tuncer
"Neye göre aykırı ya da neye göre uyumlu?" sorusunun cevabını düşünürsen kafandaki sorunu çözersin. Nitekim, insanoğluna aykırı hiçbir şey yoktur bu âlemde bile diyebiliriz. :)
- A. Selim Tuncer
"İletişimin, iletinin kodlanmasıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Kodlama ise, zihne açılan o incecik delikten girebilmek için sıkıştırma, inceltme, incelttikçe daha da inceltme, sivrilttikçe daha da sivriltme işidir. O kocaman, dünyalara sığamayacak kavramları, bir zihinden başka bir zihne başka türlü taşımamız imkansızdır çünkü... En temel iletişim kodu olarak dil, yeterli incelik ve sivriliğe sahip midir? Bazen. Bu incelik çoğu zaman yeterli olmadığı için, sözcükleri de sentaksı içindeki bağlam ve çağrışımlarıyla yeniden inceltir ve sivriltiriz. Artık o kadar incelttik ki, daha fazla yapacak bir şey kalmadı. Hemen pes etmek yok! Belki de yapacak başka şeyler vardır. Mesela bu kadar inceltip sivrilttikten sonra uygulayacağımız etkili bir yaratıcılık yağı, girişi kolaylaştıracaktır. İletişimde yaratıcılık..." http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
- A. Selim Tuncer
Böyle bir reklam firması vardı. Metroların panolarını yönetiyordu, o zamanlarda bu kelimeler beynime kazınmıştı :)
- Bahadır ARSLAN