Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Bir mucize! Alman Tempo tazyikli otomatik tencereleri...
Resim 6.png
İlan tarihi 1951... Sonraları buna "düdüklü tencere" demişiz! :) - A. Selim Tuncer
Harika. Eski reklamlara bayiliyorum. Dedemin eski mecmualarinda hep reklamlarin oldugu kisimlar ilgimi cekerdi. "Siz de bir tane aliniz" Simdiler de "Haydi sen de kap" diyorlar... - borga from FFHound(roid)!
"Reklam gülü" vefat etti, mekanı cennet olsun. http://www.cnnturk.com/2011...
Ekran resmi 2011-06-30, 14.45.06.png
Bugünlerde unutuldu, bir zamanlar Hulki Aktunç’un “reklam gülü” dillerden düşmezdi. Doğrusu, hepimiz de yararlandık bundan. Ona göre reklam, hem “doğru” hem de “güzel” olmalıydı. Evet, “doğru-çirkin”, “yanlış-güzel” ve “yanlış-çirkin” reklamlarla da karşılaşabiliyorduk, ama esas olan bir reklamın “doğru-güzel” kriterlerine uymasıydı. Şimdilerde “reklam gülü” o kadar unutulmuş ki, Google’da kaydına bile rastlayamadım. Belki de reklamın kuramsal altyapısıyla ilgilenenlerin sayısı azaldı. http://www.gennaration.com.tr/yazarla... - A. Selim Tuncer
Ahmet Altan'dan tarihe geçecek bir savunma... http://m.milliyet.com.tr/NewsDet...
Ekran resmi 2011-06-10, 09.14.37.png
"Sayın Yargıç, beni buraya, hapse atılmamı isteyerek gönderen adam, bu ülkeye çok yararlı hizmetleri olmuş, değerli bir adamdır. Kendisi de sıkıntı çekmiş, yargılanmış, hapis yatmış biridir. Benim hapsedilmemi isteyen adam, bu ülkenin başbakanıdır. Çeşitli acılar, zulümler, düşmanlıklar, yenilgiler görmüş, hepsinin altından kalkabilmiş bir adamdır. Ne yazık ki yenilgiler karşısında güçlü duran nice insan, zaferlerin ağırlığını taşıyamamış, sarsılmış, yolunu şaşırmış ve kendi galibiyetiyle yaralanmıştır. Benim hapsedilmemi isteyen bir zamanların mahkumu, şimdinin başbakanı da kendi galibiyetinin yaralarını taşıyor bugün. Bir zamanlar şiir okuduğu için sistemin efendileri tarafından hapsedilmiş bir kurbanın, kendisi iktidara geldiğinde yazarların hapsedilmesini isteyen birine dönüşmesi, o adamın geçtiği yollarda yaşadığı yenilgilerden değil, zaferlerden dolayı yolunu şaşırdığını gösterir." - A. Selim Tuncer
yormayinbeni +1. - DaisyNeeuQ
Bravo valla sayın Altan'ı tebrik ederim! - Hamza Şamlıoğlu @TEAkolik
"Sokaklarda henüz kitap yakmamayı, Başbakan’ın roman okumamasına mı borçlu olacağız?" bu lafa bittim - İrfan
"koyun koyunaydık beni tepti deseymiş... neyse umarım adil bir karar verilir sevmesem de onu sevmemem yapılan bir saçmalığa göz yummamı gerektirmez, bir çoğunuzun yaptığının aksine... - yormayinbeni",,,,,,,,,,,,,,, - avatar8
Adama sonunda Men dərəsinin ruhu keçdi, birlikdəkilərin tammamını yaxacaq bu gedişlə. - avatar8
Ak partiye neden oy vermeyeceğim, yazısının arkaplanını şimdi anladık - [bi-taraf] ehl-i fakir
ah canım, "hayırlı solcum" benim:) memişleri açıp, leydi Godivadan bi haber, müslüme doğru koşma, memişleri göstermek müslüme barışı deil, seksi çağrıştırır şapacak seni, demedik mi? dedik, dinlemedinn aahhhh...ah o kafannn ahh!!! ha ha...ne hoş türküdür:) - neferteti
Tüm seçim analizleri bir yana Oya Baydar'ın bu yazısı bir yana: Değişimi okumak, dönüşümü başarmak http://www.t24.com.tr/oya-bay...
"Ne zamandır yazmak istediğim bir konuydu; AKP’nin iktidar yıpranmasına bile uğramadan oyların yüzde 50’sini alarak kazandığı seçim zaferi bir yandan, 'Ne olacak bu solun hali' sorusunun gündeme oturması öte yandan, yazı kendini adeta dayattı. Bir ahkâm kesme yazısı değil; hep yenilgiye mahkûm müzmin muhalif psikolojisinden sıyrılıp, şöyle bir gevşeyip birlikte düşünme ihtiyacının ürünü bir arayış yazısı bu..." - A. Selim Tuncer
Solcular dəyişmədən bəhs edərlər amma nə günümüzdə nə də əvvəllər dəyişmə nə olduğunu necə olacağını qavraya bilməzlər. Oya da yüzelsel bir yazı yazmış. Googledan baxdım köhnə əhəmiyyətli bir solcuymuş, o zaman nəyi doğru bilmiş ki bu gün doğrunu təxmin edəcək. Dəyişiklik xaricdən söykəmə ilə reallaşır dünyada, yazıq xalqlar isə bu dəyişikliyə özlərinin səbəb olduğunu sanır, çox acı. - avatar8
Değişimi yönetmek | Bekir Ağırdır http://www.t24.com.tr/bekir-a... - A. Selim Tuncer
| “Kötü haber, getireni mahveder!” http://selimtuncer.blogspot.com/2011...
firtina(f).jpg
Bir Pazar günü kilisede herkes huşu içinde rahibin vaazını dinlemektedir. Rahip, yağmurun canlılar için ne büyük bir rahmet olduğunu anlatmaktadır. Bu arada ön sıralarda oturan bir adamın, her “Tanrı’nın rahmeti...” lafını duyduğunda yüzünü buruşturduğu fark eder rahip. Bunun üzerine vaazın konusunu değiştirip hırsızlığın kötülüğünden bahsetmeye başlar. Fakat ön sırada oturan adamın yine canının sıkıldığını, yüzünü buruşturduğunu görür. Rahip, vaazın sonunda ise başkasının karısına kötü gözle bakmanın ne kadar ayıp ve günah olduğunu, bunu yapanların öbür dünyada şiddetle cezalandırılacaklarını anlatır. Ama ne görsün; her bahiste canı sıkılan, yüzünü buruşturan adamın dudaklarına birden neşeli bir gülümseme yerleşir. Bu durum rahibin dikkatini çektiği için vaaz sonunda adamı yanına çağırarak bu tuhaf hareketlerinin nedenini sorar. - A. Selim Tuncer
"Tam da beklediğim yazı geldi" diyebilirim. Dijital oyun üreticileri “Oyunlarda reklamın azalacağı” iddiasında bulunduklarında, bunları söylemek istemiştim. Sadace http://ugurozmen.com/bilisim... kadarını yazabildim. Şuur altına işleyecek logolar ile öyle güzel reklam yapılır ki... Nike'ın logosu, savaşçının ayakkabısının arkasındaki kanatlarla uyum içinde olur.... more... - Uğur Özmen
Sigaracıların yaptıklarını düşünelim Uğur Hocam, marka işaretlerini marka adı ve logoları kadar güçlü hale getirdiğinizde imkanlar alabildiğine genişliyor tabii ki. - A. Selim Tuncer
| Yemek tarifi yapmak, kokuları tasarlamaktır http://selimtuncer.blogspot.com/2010...
Resim 16.png
Kokuların kod olma özelliğiyle ilgili olarak daha önce “Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu!” [http://selimtuncer.blogspot.com/2009...] başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Devletşah Özcan’nın, Selva’nın “Bizim Usul Makarna” [http://www.bizimusulmakarna.com/] projesi için yaptığı yemek tarifi programında da aynı konuyu biraz daha genişlettik. Devletşah hamsili makarna, ben de "kokular ve kodlar” gevezeliği yaptım. Tabii bir de domates doğradım. Aşağıda ister videoyu izleyebilir ister sohbetin büyük bölümünün deşifresini okuyabilirsiniz. - A. Selim Tuncer
Aslında tat dediğimiz şey, beş altı çeşit bir şey... Bilim adamlarının bulgularıyla ortaya çıkan tat sayısı çok sınırlı... Ekşi, tatlı, acı, yakıcı falan gibi, böyle beş altı tane tat var. Ama koku dediğimiz şey belki milyonlarca... Çok fazla koku var. Ve aslında yemekleri şöyle konumlandırabiliriz: Tat, artı koku, eşittir lezzet. Aslında lezzetle tadı farklı anlamlarda kullanıyorum... more... - A. Selim Tuncer
Hangi evde yetişiyorsak, hangi kültür ortamında yetişiyorsak, o kültür ortamına ait kokularla haşır neşir oluruz ve aynen dili öğreniyor gibi öğreniriz kokuları... Ve bunlar zihnimize yerleşir. Aynı zamanda da kokular bir şifre olma özelliği taşır. Yani, nasıl elma sözcüğü, bir kod olarak bizim zihnimizdeki elma kavramını açıyorsa, -ki onun içinde ne büyük bir dünya vardır değil mi,... more... - A. Selim Tuncer
Evet, üç tane kokuyla sen, yepyeni bir tasarım yapıyorsun. Aslında yemek tarifi yapmak, kokuları tasarlamaktır, bir şekilde... Hatta şunu bile söyleyebiliriz; kokularla ve tatlarla bir lezzet şiiri yazmaktır. - A. Selim Tuncer
Kokunun iki yönü var, bir, fizyolojik; iki, psikolojik... Fizyolojik yönünün tanımı kolay, koku molekülleri burnumuzdaki reseptörlere takılıyor ve biz o kokuyu alıyoruz. Ama kokunun psikolojik yönü bambaşka... O nedenle bilim adamları diyor ki, kokunun psikolojik yönünün objektif ve analitik bir tanımı yapılamaz. - A. Selim Tuncer
mrkrl (blogda) yazdı: Blogunuzu çok beğendiğimi söyleyebilirim yazı için de aynısını düşünüyorum. Normalde uzun yazıları sıkılmadan okumam mümkün değil. Fakat bu yazıyı okurken hiç sıkılmadım. - A. Selim Tuncer
ugurarcan (blogda) yazdı: bayildim sohbete :) - A. Selim Tuncer
Biz En Çok Bize Benzeriz | Temel Aksoy http://www.temelaksoy.com/2010... - A. Selim Tuncer
mercimegi firina verdiniz mi - 7 other people
“Toplumun kültür kodlarını bilmeden pazarlamaya mı soyunuyoruz?”, [http://selimtuncer.blogspot.com/2007...] “Kültür kodlarını bir kez öğrendiğinizde artık baktığınız şeyin aynı şey olmadığını göreceksiniz” [http://selimtuncer.blogspot.com/2007...] ve “Kültür kodu, şifreli bir kilit gibidir...” [http://selimtuncer.blogspot.com/2007...] - A. Selim Tuncer
güzel bir dialog olmuş doğrusu ;) - MutfakTeyze
Teşekkür ederim MutfakTeyze. - A. Selim Tuncer
ne guzel vidoeymus Selim abi... - devletsah
Yaa! :) - A. Selim Tuncer
"Çirkin" kazandırır | Murat Belge http://www.taraf.com.tr/murat-b...
"Modern dünya karşımıza 'kitle' kavramını ve olgusunu getiriyor. Hepimiz aslında onun bir parçasıyız, ama çoğumuzun 'ona hitap etmek' şeklinde tanımlanabilecek bir işi de var: Politikacı olarak, yazar, gazeteci olarak, reklamcı ve daha pek çok şey olarak, 'kitle' denen o 'amorf' kalabalığı bir 'özne' gibi tasarlayıp ona bir şeyler anlatmamız gerekiyor. Bunu yapmaya başladığımız anda da, o 'kitle' hakkında yaptığımız değerlendirme, verdiğimiz yargı işin içine giriyor ve bu iletişimin üslûbunu belirliyor. Çok sık rastladığımız bir durum, biçilen değerin bir hayli düşük, dolayısıyla seçilen üslûbun da mümkün olduğu kadar müptezel olması. 'Niye böyle konuşuyorsun' diye sorunca, 'Popüler olmak budur ‘Kitle’ ile böyle konuşacaksın,' diyorlar, bilgiç bilgiç. 'Seviyesine inmek' gibi deyimler hep bu bakışın ve bu iletişim biçiminin ürünleri. Sahiden böyle mi, yoksa bu yolu seçenler kendi müptezelliklerini 'kitle'ye aşılayan ve onları bayağılığa alıştıran, mahkûm eden aktörler mi?" - A. Selim Tuncer
"Bu, içinde yaşadığımız, adına 'kitle toplumu' dediğimiz karmaşık toplumsal örgütlenmenin genel sorunu. Yukarıda özetlemeye çalıştığım yaklaşım, bu toplumda, özellikle medyada, karar verme konumunda olanların alfabesinde yazılı bilgiler. Onun için de 'yaratıcılık', bir yeni bayağılığı icat etme biçimini alıyor." - A. Selim Tuncer
"O zaman, 'seçim kampanyası'nı da böyle yapacağız elbette. 'Halkla ilişki böyle kurulur' dersini almış olarak, 'kitle'nin en ucuz, en vahşi yanlarına hitap edeceğiz ve bunu yaptığımızı sanırken o ucuz ve vahşi yanları kendimiz yaratacağız veya azdıracağız." - A. Selim Tuncer
Levent Erden: "Bahçeli Cem Yılmaz'ı 'püskevit'le geçti" http://www.haberturk.com/medya...
Resim 28.png
"Tüm partiler el birliğiyle çok büyük bir fırsatı kaçırdı. Son zamanlarda dünyadaki seçim literatürüne baktığınızda, sosyal medyanın ne denli önemli bir araç olduğunu görürsünüz. Türkiye yaklaşık 30 milyon kişinin internette olduğu, 3 milyon kişinin tweet attığı bir yer. Bahçeli’nin ağzından “püskevit” diye bir kelime çıktı, bir anda 7-8 tane püskevit videosu türedi. İlk 4 günde bir milyonun üstünde tıklanmış. Türkiye’nin en çok sevilen adamlarından Cem Yılmaz’ın çok konuşulan Hayde şarkısını söylediği videolardan bile daha fazla. İşte bu, bütün partilere ders olsun. İnsanların konuşma akçeleri içine girebilen, merak uyandıran, başkalarına bahsedecekleri nitelikte bir iş yaparsanız, sizi milyonlarca kişi takip edebilir. Bu da interaktif medyanın gücü sayesinde olur." - A. Selim Tuncer
"AKP 8 yıldır muhalefetteydi, çünkü daima statükonun karşısındaydı. CHP ise iktidardaydı. Ortada bir devlet ve sistem vardı, bu regülasyonun koruyucusu CHP’ydi. Yani AKP siyasi iktidara gelmiş olmakla beraber, gücün sahibi değildi ve her zaman mağduru oynadı. Fakat son 3 aydır Başbakan’ın konuşmaları ve sergilediği tavır; gücü ele geçirmiş, iktidardaki bir kişiyi işaret ediyor. Buradan anlaşılıyor ki, AKP yine seçildiği takdirde artık iktidardır ve bundan sonra yapılacak her türlü muhalefetin muhatabıdır." - A. Selim Tuncer
"Kılıçdaroğlu’nu hepimiz nasıl tanıdık? Önce, ona oy verenlerin dahi çok sempatik bulmadığı Melih Gökçek’i takdire şayan bir sükûnetle alt etti. Güçlü bir partiden bir anda kaybolmasını sağladı. Sonra, ona oy vermeyenlerin dahi belli bir saygı duyduğu Dengir Mir Fırat’ın karşısına da aynı sükûnetle çıktı ve başarılı oldu. Zaten onu bu noktaya getiren, o dönem estirdiği rüzgârdır. Fakat... more... - A. Selim Tuncer
"Sürekli kullandığınız ve güvendiğiniz bir markadan hangi şartlarda, ne kadar sürede vazgeçersiniz? Bir deterjan sattığınızı ve 'Her kim ki alışveriş yapacak, 12 Haziran’da 4 yıllık deterjanını alacak' dediğinizi, akşama da herkesin pazar payının belli olduğunu düşünün. Seçim mantığının bundan pek farkı yok." - A. Selim Tuncer
Təsirli danışma təsirsiz demək istəyir Gurunuz. - avatar8
"Təsirsiz danışırken" yakaladığı oy oranıyla bugün kamouoyu yoklamalarında ortaya çıkan oy oranı arasındaki farka baktığımızda "təsirsiz danışma"nın daha "təsirli" olduğu görülüyor. - A. Selim Tuncer
asagilik usluplarin karsisinda evet sakinligiyle bir durus oldu kendisi, ama sonra onlara uydu sonucta biz yine gorduk nasil o hale gelebilecegini. kilicdaroglu bu nedenle bir marka degil, ve olamaz. kendi soylemi zaten yok, baskasinin soylemine arguman olabilecek yaniti zaten yok, yaniti olmamasini isteyecegimiz tarzda yanitlar veriyor en fazla, o zaman da kendisi ve biz hep beraber... more... - DaisyNeeuQ
Türkiyədə Atatürk xaricində kimsənin bir ifadəsi olamazki. Ifadə ancaq xaricdən təlqin edilə bilər sizə. Hansı ifadə olabilirki? Filazofunuz yox Türkiyədə problem o. - avatar8
yok degil, yeterince one cikamiyor. - DaisyNeeuQ
Önə çıkmamalarının səbəbi Türkiyə nasıla fokuslanın, nə ye yönümlü deyil. Tətbiqatcısınız, ezberle və tətbiq yəni. Anla və yarat deyil. - avatar8
bu tip reklamcıların tespitleri iyi de, "seçim = reklam kampanyası" kafasına girdiklerinde okumayı bırakıyorum. Kılıçdaroğlu'nun da herhangi bir şeyi ıskaladığını düşünmüyorum, şu anda gündem yaratan 'proje'leri o üretiyor, farklı bir ses, mücadele gücü getirdi. bu kadar küçümsenmesini de anlamıyorum. bir çok acemi hareketi oldu, hayal kırıklığı yarattı belki ama, daha durun bi. - devran
siyasi program=ürün, siyasetçi=satıcı, parti=şirket - devran
bugun derken, en son secimlerin sonrasindan gunumuze olan sureci kastediyorum devran. yeni bir secim haftasindayiz diye diger olasiligi goz onune alamam onu degerlendirirken yeni bir sey yapamadigi surece. ha, yaptiginda da hakkini veriyoruz zaten gecikmis (de olsa) tum girisimlerde. ama ilk cikisinda sok gecirecegine eger bu girisimlerde bulunabilseydi, zaten arkasinda simdikinin epey... more... - DaisyNeeuQ
Parti = Ürün :)) - avatar8
aynen. - DaisyNeeuQ
Siyasi proğram = İstifadə rəhbəri ,, Çox istifadə edilməyən bir şey yəni. - avatar8
Siyasilər = Şirkətin işçiləri, məhsul gücləndirilmə əməkdaşları və professional satıcıları. - avatar8
| Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu! - http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
| Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu!
“Marcel Proust’un çok yıllar önce keşfedip yazdığı gibi geçmişin anıları, kokular âleminin muhafızlığında saklanır ve her koku bir kapı açar o unutulmuş sandığınız zamanlara. Üstüne çörek otu serpilmiş pişkin pide kokusu, birçokları gibi beni de alır bir fırının kapısına götürüp bırakır. Vakit nedense sonbaharın son günleridir. Hava serincedir ve akşam inmeye hazırlanır. Kendine bir iş yaratmak isteyen yaşlı amcalarla çocukların biriktiği uzun kuyruktakiler, minare ışıkları yanmadan önce pideleri alıp iftara yetiştirebilmek için telaşlarını saklayan bir sabırla beklerler.” - A. Selim Tuncer
Marcel Proust, modern edebiyat klasikleri arasında yer alan “Kayıp Zamanın İzinde” adlı yedi ciltlik dev romanında, ısırılan bir madlen kurabiyenin kokusunu yüz sayfalık bir “anı”ya dönüştürerek bir “duyum”un nasıl sınırsız bir kodlama yeteneğine sahip olabileceğini göstermiştir: “Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. Geçmiş, zihnin hakimiyet... more... - A. Selim Tuncer
Şimdi size “Huzurun ve mutluluğun kokusu var mıdır?” diye sorsam belki de cevap veremezseniz, ama eminim, mutluluğun da, aşkın da, sevginin de, gençliğin de, sınavların da, seyahatin de, hiddetin de kokuları burnunuza gelmiştir zaman zaman... Peki, kokulu silgi, limon kolonyası, tereyağ, kantin, ev, simit, nem, kurabiye, ıhlamur, ruj, köfte, deniz veya tarçın kokuları sadece nesnel gerçekliğin, sadece şeylerin tamamlayıcı parçaları mıdır sizce? - A. Selim Tuncer
kokuların (seslerin ya da görüntülerin) algılanması çağrışımlar yaratıyor ama ortada nesnesi olmadığı halde, örneğin akla geldiğinde bile, garip ama, bu şeyler "canlanabiliyor" [ya da benim süper güçlerim var :) ] geçenlerde üzerinde "arı maya" (ya da bir arı) resmi bulunan yeşil bir silgi fotoğrafı gördüm friendfeed'de; bir an için burnuma kokusu geldi neredeyse! üstelik aynı anda... more... - obeca
İmaj ve algı arasındaki temel fark budur. Zihnimizdeki imaj, herhangi bir uyaranla açığa çıkabilir, oysa duyular üzerinden gerçekleşen algı nesnel gerçekliğe ihtiyaç gösterir. Bunu daha önce "Huma kuşu yükseklerden seslenir" başlıklı yazımda (ve de başka yazılarımda) incelemiştim. http://selimtuncer.blogspot.com/2008... Bir iki paragraf aktarayım bu... more... - A. Selim Tuncer
Bir kodlama olarak işlev gören ses veya koku da zihnimizde bir tasavvur, bir imaj olarak açılır. Yani bu kodlar DVD player'ın start tuşuna basmamızı sağlar ve görüntüler akmaya başlar. Yaşadığın son derece sağlıklı, insani ve doğal bir durum... :) - A. Selim Tuncer
Gecenin bir yarısı mühteşem kokular geliyor yazınızdan dimağımızı besleyen.Teşekürler - Zeynep Yilmaz Tascı
Ben teşekkür ederim. Demek ki yazının da "koku"su olabiliyor. :) - A. Selim Tuncer
Facebook'tan: Hatırladığım kadarıyla sadece cinsellik değil tüm duygusal etkileşimler ve çalkantılar doğal olarak hormonlarımız ile vucut kimyamızı etkiliyor. Bunun sonucu oluşan karışım terbezleri yardımıyla deri dışına ve feromonlar aracılığıylada havaya salınıyor. Doğada bir çok canlı türü koku aracılığıyla "durum" hakkında bilgi alışverişinde bulunur. Burun aslında çok ciddi bir algı organıdır ancak şehir yaşamı onu köreltmiştir.. :( (Şamil A.Ş. Erkan) - A. Selim Tuncer
Sabah sabah ne güzel anılara, ne muhteşem kokulara götürdün beni Üstadım. Anneanneciğimin bahçesindeki mis kokulu çileklerden, bahçe kapısının üstündeki japon güllerine, oradan arka bahçede hazırladığı kahvaltı masasındaki tereyağlı ekmeğe... - MugeCerman
O halde minicik bir doğum günü hediyesi olsun bu yazı sana, Müge Hanım... :) - A. Selim Tuncer
:) - MugeCerman
zihnin en zor oyunlarındandır bu durum... en olmadık zamanda burnuma oturur, oradan gözyaşı torbalarımı gıdıklar; odaklanırsam vay halime... - minasedef
@Selim Tuncer, sonbaharın son günleri demişsiniz, pide ramazan ilişkisinden yola çıkarak sizinki 1999-2000 yıllarından bir anımsama olmalı. Değil mi? - Cem ARGUN from iPhone
Benim degil, Ahmet Altan'in sonbahari o... Hesabima gore 60'larin baslari olmali... Veya 50'lerin sonlari... - A. Selim Tuncer
Vallahi ben de bir onceki dalgayi 42-47 yil olarak hesapladim. Yazildigi tarihe de bagli olarak 1958-1960 arasi olsa gerek. Ahmet Altan'in gazetedeki sayfa sekreterinin tugce kazaz'in transparan alti bikinisini kamufle etmesini engelleyecek tarafsiz kulturu gasteye yerlestirememesinin ardinda bu hippi yillarindan kalma pide kokusu yatiyor olsa gerek. - Cem ARGUN from iPhone
Buna da "Tuğçe Kazaz ko(r)kusu" desek konuyu sulandırmış mı oluruz? :))) - A. Selim Tuncer
mim! - Ozgur Uckan
Hocam, "mim" böyle garip garip duruyor burada! :) - A. Selim Tuncer
kurabiye, çörek, tarçın, ... geleceğim... ama şu raporlardan kurtulayım öyle. Böyle zevkli bir konuyu harcamak olmaz! - Ozgur Uckan
Proust'un "Kayıp Zamanın İzinde"sini ilk okuduğumda, gerçekten de annemim kurabiyelerinin tadı gelmişti aklıma. Tat, koku ve bunlara eşlik eden diğer duyusal uyaranların hatıraları uyandırdığı bir çok kez bilimsel olarak da ispat edildi. Çünkü bu uyaranlar bilincin ötesine ulaşıp hafıza kodlarını harekete geçirebiliyor. - Ozgur Uckan
Geç olsun güç olmasın... Ancak gelebildim. Hemen "cognitive science" (karşılığını sevmiyorum, ama "bilişsel bilimler" diyorlar) taraflarından bir referansla gireyim: Koku ve tat duyularının "vücut kimyamızı" etkilemeleri, belli salgıları tetiklemeleri ve bu salgıların da hafıza merkezlerini uyararak hatıraların geri gelmesine yol açmaları, aslında "elektro-kimya" süreçleriyle oluyor. Bu... more... - Ozgur Uckan
Bu arada ilginç başka bir durum da var. Bu elektro-kimyasal süreç, kimi zaman, nedeni tam olarak bilinmese de "false memories" (yanlış hatıralar) oluşturuyor. Özellikle uyaranlar çok güçlü olduklarında ya da bunlara aniden fazlasıyla maruz bırakıldığımızda oluyor bu. Bu yan-etki, zamanında Ruslar ve Amerikalılar tarafından zihin yıkama deneylerinde kullanılmış (Manchurian Candidate). Bu... more... - Ozgur Uckan
Hımmm, bu da ilginçmiş. Hocam, hoşgeldin. - A. Selim Tuncer
Hoşbulduk efendim:))) - Ozgur Uckan
Özgür Hocam, bu elektro-kimyasal süreç, sadece kokuyla değil, görsel ve işitsel algılamalar sonucu da yaşanıyor, öyle değil mi? - A. Selim Tuncer
Elbette... Burada konu bu olduğu için onlara odaklandım. Yoksa aynı süreç tüm duyusal uyaranlar için geçerli... - Ozgur Uckan
Bilimden girip poetik ve lirik durumu bozmadım umarım:)) - Ozgur Uckan
Tabii ki bozdun! :) Yazım, sonuçta edebi bir metin olmadığı için de iyi ettin. Fakat Proust'un kurabiyesi ne hal almıştır, bilemem. :))) - A. Selim Tuncer
Ama benim aklımda hala annemin kurabiyeleri var! - Ozgur Uckan
Üstelik bilim mevzuyu hala tam olarak idrak edemediği için lirizme yer var... bol bol:) - Ozgur Uckan
Üniversitede bir hocam, hem de şiir tahlilleri hocasıydı, derdi ki, "Bir şiiri tahlil etmeye kalkmak, şuh bir kadının barsaklarını dışarı dökmek gibidir." :))) - A. Selim Tuncer
Açamam, çarpılırım. :))) - A. Selim Tuncer
:))) - Ozgur Uckan
Teşekkürler Tuğçe... Şiir gibi bir katkı... - A. Selim Tuncer
Şurada da yazmıştım. http://ugurozmen.com/blog... Bir yemeğin tarifini okurken, o yemeği yapar gibi, gırtlağımın üst tarafında her bir malzemenin tadını, burnumda kokusunu hissederim. Kokular bizi anılara taşır. Yağmur sonrasının kokusu, bana Niğde'yi hatırlatır. Çocuklarla tatile giderken, kendi yastıklarını götürürdük. Tuğçe Özel gibi rahat uyusunlar diye... - Uğur Özmen
Uğur Hocam, yazında yer alan "Yadını damağımda hissettim." cümlesi ilginç olmuş. Tashih hatasının böyle denk düşeni zor bulunur. :) Tadını-yadını... Tad-yad... http://www.osmanlicaturkce.com/... - A. Selim Tuncer
Selim usta :-)) - Düzelteyim hemen... (Böyle de iyi ama...) - Uğur Özmen
Düzeltmeee! İyi böyle. :) - A. Selim Tuncer
Düzeltme değil de ekleme yaptım. - Uğur Özmen
Ben yazıdaki şu bölümü tekrarlayayım: Hepimiz çevremizi saran, açıldıkça açılan, biri açılınca içinden yenileri fışkıran şifreler dünyasında yaşıyoruz. Renkler, biçimler, sesler, tatlar, dokular ve kokular... Bu unsurlar, bazan eşyanın kendi nitelikleri arasında yer alarak nesnel gerçekliğin bir parçasını oluştururken, bazan da başka kavramlara, imgelere kapı açan kodlar olarak tezahür... more... - A. Selim Tuncer
İnsanın dünyaya önsel (a priori) olarak birtakım kokulara aşina şekilde gelmiş olması akla aykırı değil elbette... İşin bu yanını bilim adamları çözmüştür mutlaka, ama ben yeterli bir fikre sahip değilim. "Koku"nun kısa tanımında "Kokunun etkisi iki basamaklı bir süreçte ele alınabilir. Birincisi fizyolojik faz; burundaki stimulus bölgesinin reseptörler ile hissetmesi... Ardından... more... - A. Selim Tuncer
Evet, aynen öyle... - A. Selim Tuncer
Bir nevi... Belki. - A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, sahte hatıra meselesinin yönetilememesinin nedeni tam olarak hangi sahte hatırayı uyandıracağınızı sizin seçememeniz. Elektro-kimyasal süreç bu işi bize rastlantısal gibi gelecek bir biçimde yapıyor ve tam olarak neyi uyandıracağınızı bilemiyorsunuz. Ruslar bu işi ek beyin yıkama yöntemleriyle (hipnoz ve şartlı refleksler de bunlara dahil) yönetmeyi denemişler. Deneklerin... more... - Ozgur Uckan
Böyle aradan yine girip arada oluşan poetik kokuyu dağıttım işte:))) - Ozgur Uckan
Şöyle bir alıntıyla konuyu yeniden poiesis'e bağlayayım: "İngilizce “essence”ın öncelikle ruh anlamını taşıması, “rayiha”nın “ruh” kökünden gelmesi elbette rastlantı değildir. " Buna "ether" sözcüğünü de ekleyebiliriz. Kokunun bir özelliği de "etherian", yani uçucu, havaya karışabilir olmasıdır. "Ether" sözcüğünün aura/hale sözcüğüyle ilişikisini bir yerde okumuştum, ama... more... - Ozgur Uckan
"Kokular sadece beynimizde güçlü çağrışımlara neden olmaz. Kokuların insan davranışı üzerinde de etkisi vardır. Hatta bu Osmanlı döneminde de yaygın olarak bilinir ve çeşitli ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılırmış. Akio Nakamuranın kokuların psikoloji üzerindeki etkilerini gösteren ve yeni yayınlanan ilk bilimsel çalışmasında çeşitli kokuların (lavanta, limon gibi) stres düzeyini azalttığı gözlemlenmiş." MELEKNUR http://ruhdoktoru.com/ - A. Selim Tuncer
İlginç bu... Sesi, müziği biliyordum, ama kokunun tedavi amaçlı kullanıldığını bilmiyordum. - Ozgur Uckan
Evet Özgür Hocam kokuyla tedavi de vardır. Zaten yukarıda konuştuğumuz iyi hissetme, olumlu bir şeylerin çağrışması durumu da bir nevi terapi değil midir? Kokular ya da diğer duyularla hayatımıza giren göstergeler bir nevi simülasyon yaratmamıza neden oluyor diye düşünüyorum. Bahsettiğiniz gibi konuyla ilişkili olan nöronlar birbirlerini çağırıyorlar. Tıpkı Google searchte kokuyu... more... - Çiğdem Zeytin
"Bazen hatırlanan kokular bizi zihnimizin derinlerindeki cehennemlere de götürebiliyor." Koku güzel olsa bile değil mi? - A. Selim Tuncer
Evet koku güzel olsa bile. - Çiğdem Zeytin
Bu da o kokuların zihnimizde nasıl kodlandığıyla ilgili oluyor öyleyse... - A. Selim Tuncer
Şöyle söyleyeyim. Eğer kodladığınız güzel koku çok sevdiğiniz ama yitirdiğiniz birini işaret ediyorsa ya da yaşadığınız travmatik bir deneyimin atmosferi müthiş güzel bir kokuya sahipse güzel kokular cehenneminiz olabilir. - Çiğdem Zeytin
bu şiirsel ve güzel yazışmaların üzerine basit duracak olsa da paylaşmak istedim. az önce uzun bir süre sabunlardan ve sabun kokusundan bahsettik arkadaşlarla ve bir arkadaşımız hapşırmaya başladı ve sanki burunuma sabun tozu kaçtı dedi :) gerçekten de kokular güçlü çağrışımlara neden olabiliyor, bir hatırayı ve/veya genel olarak maziyi canlandırabiliyor. ama belli ki fiziksel tepkimelere de neden olabiliyor. - deniz gürkan (mare)
kesinlikle fiziksel tepkimelere neden olabiliyor ben Almanya doğumluyum ve 3,5 yaşındayken kesin dönüş yapmışız. Burada seneler sonra Almanya'da çocukken yediğim çikolatanın tadına sahip bir şeyler yaptıklarında çok mutlu oluyorum canım istiyor o tadı tekrar tatmayı. Mesela Kinder süt dilimi aman Allah'ım bayılıyorum çocukluğuma gidiyorum. Ya da olumsuzu çağrıştıran bir koku duyduğumda ağlamaklı olabiliyorum. - Çiğdem Zeytin
Bu arada bunu unutmak ve hatırlamakla ilişkilendiriyorum. Konudan sapmak istemem ama ilişkili olduğunu düşündüğümden paylaşmak isterim. Bir arkadaşım unutmanın kökünün (İbranicede) eski dilde isyan anlamına geldiğiniz söylemişti. İİnanç üzerine konuşuyorduk ve unutmanın Allah'a isyan olduğunu anlatmıştı. Bunun üzerine düşündüğümde gerçekten neleri unuttuğumuza baktım. Ya korktuğumuz... more... - Çiğdem Zeytin
Kelime benzerliği ilginç bu arada... Nisyan, Arapça'da unutmak demek... İsyan-nisyan... "Hafıza-yı beşer nisyan ile malüldür." diye de bir laf var. - A. Selim Tuncer
Muhtemel kelimenin kökü de Arapça'daki nisyana dayanıyor olabilir. Belki de eski dil derken kastedilen Arapçadır. Kelimelerin köklerine indiğimizde çok şaşırtıcı şeyler çıkıyor. Mesela İslamdaki Küffar ve küfür. Kufur Arapça'da örtmek anlamına gelir.( Çiftçilerin toprağın örtmesi de aynı anlama geliyormuş.) Küffara düşenler, (yani dine karşıyı kastediyorum) kufur etmekte yani gerçekleri ve doğru olanı örtmektedirler. Böyle bir anlam çıkar. - Çiğdem Zeytin
"Rayiha" ile "ruh" arasındaki etimolojik otaklığa da değinmiştim yazıda... Nitekim "essence" da aynı... Kelimeler ilginç bağlantılara götürebiliyor bizi... - A. Selim Tuncer
Kesinlikle Etimolojiyi seviyorum. :) Seyretmek de aynı şekilde bir şeye bakmaktan gelmez. Seyir etmek, seyir halinde olmaktan gelir. Seni seyrediyorum dediğimizde aslında sana bakarken sende seyahat halindeyim, sendeyim demektir. Tabii bu çok romantik oldu :) Heh pardon. - Çiğdem Zeytin
Etimoloji, insan kültürlerinin derinliğini anlamak için muhteşem bir okuma sunuyor. Bir ara ağ, doku, dokuma, metin (web, net, tissue, tissare, texte...) arasındaki bağları üç beş dilde sürmüştüm de bir yerde durmak zorunda kalmıştım. Nefes kesiciydi... - Ozgur Uckan
Hocam, çok haklısın. Ama bu derinliğin bazan yüzeyi kaybetmeye neden olma tehlikesini de zihnimizin bir yanında tutmakta yarar var diye düşünüyorum. - A. Selim Tuncer
Bir ara Etimoloji toplantıları mı yapsak? Ne bilgilendirici ne sürükleyici olur. - Çiğdem Zeytin
O zaman not al hatun netdaş vb. konulardan sonra gündeme alalım. - Çiğdem Zeytin
“Geçmiş zaman” gerçekten “geçmiş” midir? | Yrd. Doç. Dr. Arslan Topakkaya http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt1... - A. Selim Tuncer
Anılarınız kokuyla canlansaydı? http://ff.im/bBQEz - A. Selim Tuncer
Duysam, canlanır eminim ama yok. :) - alirizaesin
Süskind'in kahramanı Jean-Baptiste Grenouille kokmuyordu, sen de koklamıyorsun demek ki! :))) - A. Selim Tuncer
Selim Bey, selamınızı aldım, gereğini birkaç günlüğüne yerine getirdim. Saygılar. (bkz: http://friendfeed.com/aglea) - hafif abi
@hafif abi; teşekkürler... Tekrar kapanma durumuna karşı bir önlem almalı herhalde! :) Ya da kapanmasın yahu! - A. Selim Tuncer
Nur Demirok'un bugünkü yazısı: Gülün kokusunu unutan toplum... "Gün geçmiyor ki toplumsal bir kavga çıkmasın. Kimi içeride kimi dışarıda kavga ediyor. Politikada, iş hayatında, ailede kavga var. Ekranları kavga dövüş kaplamış! Birbirinden hoşlanmayan birey ya da topluluklar en azından davranış ve bakışlarıyla hışım dolu! Tüm remiz ve rumuzlar kavga üzerine. Karşılıklı atışmalara bakınca... more... - A. Selim Tuncer
Varan dört: Nur Demirok'un yazısı şahane! - hafif abi
Pirina sabunu kokusunun benim zihnimde ölüm ve babannemle çok yakın bir ilişkisi var. Hatta bir ara o sabunu evde kullanmayı denedim. Ama her kullanışta hatıralar üzerime geldiğinden en sonunda bıraktım. - A Nurullah Güler
Gerçek Orada Bir Yerde (29 Mayıs 2011) Şerif Mardin, Gündüz Vassaf, Murat Belge - A. Selim Tuncer
| Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu! http://selimtuncer.blogspot.com/2009... - A. Selim Tuncer
| Yemek tarifi yapmak, kokuları tasarlamaktır http://selimtuncer.blogspot.com/2010... - A. Selim Tuncer
KARPUZ ÇATLATAN BUZDOLABI SINGER
Resim 29.png
KİMDE VAR? - A. Selim Tuncer
11senede 3. buzdolabını kullanmaya başladık. o kadar uzun ömürlü buzdolabı ya yapılmadı ya bana denk gelmedi :/ - çağlar
karpuz nasıl çatlıyormuş yahu karpuzu ısıtıp hızlıca mı soğutuyormuş :? - çağlar
Bir zamanların dillere düşen sloganı... Sene 1971. - A. Selim Tuncer
Çocukluğumda bizim de Singer karpuz çatlatan buzdolabımız vardı. "Hani karpuzu çatlatmıyor ya!" diyerek reklamın iddiasıyla ilgili kuşkumuzu dile getirirdik. Tabii, çocuklar mübalağa sanatından anlamazlar! :) - A. Selim Tuncer
Bəzən insanlar arasında da 30 ar il mentalite fərqi olur, hətta 50, 100. Bu reklam da görülür nə qədər primitiv işarələrin acemice istifadə edildiyi. Niyə orijinalından aynene çevirməmiş görəsən? Singer yox oldu sonra hər halda, bu reklamdan sonra.:)) - avatar8
Müştərini qorxutmuşsun burada. - avatar8
:) - avatar8
Təbii riskli bir proyekt, yəni adı moon sanki səhv. Ay da hava yox su yox, ayağın yerə basamıyor. Risk daşıyır hər şey, asan gəlsin. - avatar8
Grafik tasarımda tek duyudan ötesine yönelmek http://www.gennaration.com.tr/yazarla...
Resim 22.png
Grafik tasarımın, görsel olarak algılanan şeylerle, yani görüntülerle ilgili bir kavram olduğunu biliyoruz. Algılama ise, beş duyu üzerinden elde edilen bilgilerin zihnimizde şekillenmesi ve görünüm kazanmasıdır. Algılama, çevremizdekileri anlamamız, anlamlandırmamız ve değerlendirmemiz için gerekli bir süreçtir. İşitme, görme, tat alma, koku alma ve dokunma duyularımız ile algımız düşünmemize, anlamamıza, yorumlamamıza, anlamlandırmamıza, analiz yaparak yeni sentezlere gitmemize yardımcı olur. Her bir duyu organımız, aslında zihnimize açılan farklı kapılardır. Farklı yollardan, farklı yöntemlerle girdi sağlayan kapılar… - A. Selim Tuncer
Bir grafik tasarım ürününün zihinlere giriş kapısı da temel olarak gözdür. Belki ilk bakışka, ürünün, üzerinde yer aldığı materyal ya da kağıt cinsi ile dokunma duygumuz arasında da yakın bir ilişki kurulabilir. Ancak, grafik tasarım ürününün işitme, tat ve koku alma duyularımızla doğrudan ilişkisini kurgulamak pek kolay değildir. Bu durum, grafik tasarımı, zihinlere nüfuz edebilmek için esas olarak tek kapıyla, yani gözle sınırlandırmaktadır. - A. Selim Tuncer
Duyular tək başına, yəni tam kəndisi olaraq algılanmaz. Duyu zehindəki imajlarla keçid qurduğunda duyğu tetiklenir və digər duyularda varsa ortaya çıxır. Yəni diqqət etdiyimiz şəkil özündən çox zihnimizdeki imic ilə duyğumuzu tetiklər. . Işarə edən cəmiyyət zehinindəki imic və onlara əlaqədar consept doğru tutsa hədəfinə çatar. Dediyim məqsəd zehinlərdəki anlayış olunca zatən beş duyu dövrədə olur. Təbii ki, bu vaxt bir çox deconstruction və reconstruction meydana gəlir. - avatar8
Yəni işarə olan duyu mücərrədlənərək tək başına zehində əməliyyat görməz, dərhal mövcud imiclə əlaqə qurur. - avatar8
Cümleyi bir de başka türlü kurarsan belki anlayabilirim. - A. Selim Tuncer
"Yəni işarə olan duyu mücərrədlənərək tək başına zehində əməliyyat görməz, dərhal mövcud imiclə əlaqə qurur. " = "Hər hansı bir duyu vasitəsiylə qəbul edilən işarə əgər zehində bir imiclə əlaqə kuramazsa zehin ona diqqət etməz. Yəni Zərərli zərərsiz, faydalı faydasız qiymətləndirməsi həyata keçirilir zərərsiz və də faydasız olduğuna qərar verilər və unudular. Ancaq zehindəki mövcud imiclə əlaqəlandırılan duyu prosese girər." - avatar8
Doğru... “İnsan zihnine gelen bir bilginin algılar içinde yer edebilmesi için, orada, sinyallerin denk düşeceği ve yapışacağı başka bilgiler olması gerekiyor. Eğer yapışacak bir şey bulamazsa yeni gelen bilgiler uçuşup gidiyor. Ya da şöyle söyleyelim; bir insanla iletişim kurmak istiyorsak onun zihninde var olan ve göndereceğimiz mesajın yapışacağı neler olduğunu dikkate almak... more... - A. Selim Tuncer
| Dil göstergesinin nedensizliği ve görsel göstergeler http://selimtuncer.blogspot.com/2011...
goz_f.jpg
Marka göstergelerini, sözel ve görsel göstergeler olarak çok kabaca iki ayrı kategoride incelediğimizde, markanın ismini sözel, markanın amblem ve logosunu görsel gösterge olarak sınıflandırmamız mümkündür. Başka gösterge kategorilerinden de söz edebiliriz tabii, ama şimdilik konuyu fazla dağıtmayalım. - A. Selim Tuncer
Eğer göstergelerin her bakımdan nedensiz olanları, göstergesel yöntemin ülküsünü öbürlerinden (yani nedenli olanlardan) daha iyi gerçekleştiriyorsa, konu, görsel göstergelere taşınacak kadar önemli demektir. - A. Selim Tuncer
Buradan yola çıkarak, tasarladığımız birçok amblem ve logonun, aslında göstergeden çok birer simge niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü çoğu kez, gösterenle gösterilen arasında bir bağ kurmayı güvenli bir yol olarak görürüz. Doğal bir arayıştır bu... Fakat bunun sonucu olarak, göstergesel yöntemin ülküsü, simgelerde, nedensiz göstergelere göre daha zayıf bir şekilde gerçekleşiyor... more... - A. Selim Tuncer
Nike’ın amblemi spor ayakkabıyla bir nedensellik bağı taşıyor mu? Hayır. Peki, Apple’ın elmasıyla bilgisayar arasında bir bağ var mı? Yok. Örnekleri çoğaltabiliriz. Öyleyse, Saassure’ün dil göstergeleri için söylediğini biz de görsel göstergeler için söyleyebiliriz: Diyebiliriz ki, görsel göstergelerin her bakımdan nedensiz olanları, göstergesel yöntemin ülküsünü öbürlerinden daha iyi gerçekleştirir. - A. Selim Tuncer
Yazının kendisi və maddə arasında əlaqə yox tamam amma, səs naxışı və məfhum arasındakı bağ çox əhəmiyyətli. - avatar8
Buna katılıyorum, ama o bağı ne kadar 'illiyet' ilişkisi olarak görebiliriz, bilmem. - A. Selim Tuncer
Məncə işin əsası, ən əhəmiyyətli əlaqə. Bir-birlərinə vaxt içində xeyli yaxınlaşmaları da şərt. - avatar8
Olabilir, ama "ehemmiyetli alaka" ile "illiyet alakası" aynı şey değil. Evet önemli, dilbilimin ses estetiği (phonoaesthetics), ses sembolizmi (phonetic symbolism) ve ses anlam bilimi (phonosemantics) gibi başlıkları altında incelenir bu konu. - A. Selim Tuncer
Məfhumlarda illiyet əlaqəsi necə olabilirki? - avatar8
Mesela kırılma sesi, "çıt". Bununla kavram arasında nedensellik bağı var. Yansımalardaki nedenselliği Saussure de kısmen kabul eder. Fakat "elma" sesi ile "elma" kavramı arasında bir nedensellik ilişkisi yok. "Elma" yerine başka bir ses de olsaydı göstergesel işlevini aynen yerine getirirdi. - A. Selim Tuncer
Bu səsin özü yalnız, səs ilə əlaqədar hər məfhum üçün illiyet olar halıyla. - avatar8
Səs təqlid edilir asanca, psixoloji mefhumdur məqsədim. Səs məfhumu deyil. Bom, Pat, Çat bunlar təqlid. - avatar8
Tamam, taklitlerde illiyet vardır, diğerlerinde yoktur deniyor. Ses ile anlam arasında ilişki olduğunu söyleyenler de var, ses anlam bilimi (phonosemantics) bu konuyla ilgilenir. - A. Selim Tuncer
Bir başka yazımdan... Tam burada, Prof. Dr. Leyla Karahan’ın, “Tekrar Gruplarında Ünlü Düzeni-Anlam İlişkisi Üzerine Düşünceler” başlıklı makalesinden bir iki paragrafı alıntılamak yararlı olacak: Seslerin anlam değeri, çok eskiden beri dil bilimi ile uğraşanların merak konusu olmuştur. Meselâ İbraniler, ünlüleri seslerin ruhu kabul etmişler; Grekler, seslere hareketlilik, akıcılık,... more... - A. Selim Tuncer
Əhəmiyyətli olan əlaqə və yaratdığı bağlam, əgər simvol marka ilə tamamilə əlaqəsiz isə o zaman markalı şəxsiyyəti yəni intension'u (İÇLEM) işlərlə simvolu anımsatmalı. Hitlerin intension'larından biri bığ, minübüs belə Hitleri xatırlanır. - avatar8
Əgər firma çox güclü deyilsə məcburən marka adı qoyarkən simvolları ikonik və index xüsusiyyətləri olmaq məcburiyyətində. Çox məcbur etməyə uzaqlaşmağa muhtevadan ehtiyac yoxdur məncə. - avatar8
Nike markasının səs naxışı qüvvətli, əlaqə yoxdur kimi görünür amma qaçmağı xatırladır. Nak nak. Kodak da siyirmənin qılıq səsini verir. Əvvəlcə məqsəd belə olmasa belə, gedərək bu hala gəlmişdir. Simvol daxilində markanın əlaməti, intension'u (index) gizlənmiş bir baxıma. - avatar8
"Göstergebilimin kurucusu ünlü dilbilimci Ferdinand de Saussure şöyle der: “Göstereni gösterilenle birleştiren bağ nedensizdir. ".............Saussurean semioticans "səbəbsiz" deyil "arbitrariness" sözünü kullanmışlar bu vəziyyət üçün. Bu təqdirdə ifadə olduqca fərqliləşir. - avatar8
Evet, "arbitrariness" Türkçeye çoğu dilbilimci tarafından "nedensizlik" olarak tercüme edilmiştir. Ben de onların kullandığı gibi kullanıyorum. Nitekim Saussure'ün yukarıdaki sözünün çevirisi de ünlü dilbilimci Prof. Dr. Berke Vardar'a aittir. Tartışılabilir tabii, ama bence "nedensizlik", "işaret" ile "kavram" ya da "gösteren" ile "gösterilen" arasındaki bağlantısızlığı, yani meramını ifade ediyor. - A. Selim Tuncer
Bu arada, sözcüğün simgesel yazılışı ile kavramın birbiriyle bağlantısızlığı da "arbitrariness" sözcüğüyle ifade ediliyor. Yani kavramla imla arasında da bir nedensellik bağı yoktur, eğer öyle olsaydı belki de "küçük" sözcüğünü küçük puntolarla, "büyük" sözcüğünü ise büyük puntolarla yazmamız icap edecekti. :) - A. Selim Tuncer
Əlaqəsiz deyil əlaqəli da ola bilər istəyə asılı, ihtiyari, kefi. - avatar8
Minumum, maximum. Duyum ​​olaraq böyük və kiçik olaraq hiss edilə bilər. Məncə əlaqə var. - avatar8
Saussure "sounds" olaraq səs deyil duyumu qəsd etmiş. - avatar8
Saussure'ün "görece nedensizlik"le ilgili görüşleri incelenirse "salt nedensizlik"ten kastının pek de "keyfi" ve "isteğe bağlı" anlamında olmadığı görülür. - A. Selim Tuncer
Baxacağam. - avatar8
Ben bir yazımda söz etmiştim, bulayım. - A. Selim Tuncer
“Göstergenin nedensizliğine ilişkin temel ilke her dilde kesinkes nedensiz, daha açık bir deyişle nedeni olmayan göstergelerle görece nedensizlik taşıyan göstergeleri birbirinden ayırmamızı önlemez. Göstergelerin ancak bir bölümü salt nedensizdir; öbür göstergelerde, nedensizliği ortadan kaldırmamakla birlikte, onda dereceler ayırt etmemizi sağlayan bir olgu işe karışır: Gösterge görece... more... - A. Selim Tuncer
Yazınıza baxdım. Eyni mövzu. Səbəbsiz demişsiniz. Saussure isə hər yerdə ihtiyari deyir, hətta ənənəvi münasibəti də qəbul edir. Siz bir az fala uc nöqtəyə getmiş. Səbəbsiz olma ola biləcək görünmür. - avatar8
Yeni bir sözün tutması üçün anlayışının içində ənənəvi çağrışımlara tərs gəlməməsi lazımdır. Mənə görə. - avatar8
Diyelim ki ihtiyari, bu öyle bir ihtiyar ki, "elma"ya Türkler tamamen keyfi olarak "elma", İngilizler "apple", Fransızlar "pomme", Ruslar "яблоко", Japonlar "りんご", Araplar "تفاحة" demişler. Bu kadar farklı "elma" elbette gösterenle gösterilen arasında bir nedenlilik ilişkisi olmadığını çok net biçimde gösterir. "Arbitrariness" sözcüğünü Türkçe'ye "keyfi" ya da "ihtiyari" anlamlarında... more... - A. Selim Tuncer
"The basic principle of the arbitrariness of the sign (l'arbitraire du signe) in the extract is: there is no natural reason why a particular sign should be attached to a particular concept." http://en.wikipedia.org/wiki... Buradaki "natural reason" tamlamasını Türkçe'ye "doğal neden" olarak çeviririz. "Neden"i de terminolojik anlamlarıyla "causa, sebep, illet" olarak okumalıyız. - A. Selim Tuncer
Daxili, əsasda və naturel bir səbəb yoxdur duyum (İşarə edən) ilə anlayış (işarə edilən) arasında, tamam. Keyfi dir, amma bu keyfilik sərbəst və səbəbsiz mənasında deyil kültürəl keçmişə tabe ümumiyyətlə. Kültürəl çağrışımlara tabe mənə görə. Saussure'den sonrakı semiotikçiler çoxu bunu belə qəbul edir. - avatar8
Bundan başqa Saussure ənənəvi ziyadə qlobal düşünməyi məcbur etmək vəziyyətində çünki yəhudi. Belə düşünmək məcburiyyətində və bunu qəbul etdirmək işinə gələcəkdir. :)) Təbii dediklərinə onun həm yəhudi olduğunu nəzərə tutmaq həm də obyektiv baxmamız lazımdır. Iki ucu boklu dəyənək. - avatar8
Ben Saussure'ün Türkçe'ye yanlış tercüme edildiği için yanlış anlaşıldığını iddia ediyorsun sanmıştım. Görüşlerine katılıp katılmamak başka konu. Elbette farklı görüşler var. Fakat "Saussure'den sonraki semiyotikçiler" diye bir genelleme yapamayız. Çünkü ondan sonra da onun gibi dil göstergesinin nedensizliğini savunanlar da var, aksini iddia edenler de... Hatta iki görüşü uzlaştıranlar... more... - A. Selim Tuncer
Musevi bilim adamlarının kendi inanç sistemlerinden etkilenmiş olmaları ile salt Musevi oldukları için kendi inanç sistemleri adına bir misyon ifa etmiş olduklarını söylemek farklı şeyler. Birincisi çok mümkündür, ama ikincisi çoğu kez bir komplo teorisinden ibarettir ve Marx'tan Darwin'e kadar birçok Musevi kökenli bilim adamı bu ithama maruz kalmıştır. Buna fazla itibar etmem. - A. Selim Tuncer
Birincisi səhv tərcümə var, orda ısrarlıyım. Səbəbsiz deyil keyfi, keyfi və zaman-zaman münasibətsel olan çox şey də var təbii. İkincisi niyəsizlik, səbəbsizlik köklerle münasibət olmaması yəhudi elm adamlarının isbat etmək üçün məşğul olmaları normal, onlardan objektivite gözləmək səhv olar. Bütün yəhudi dil alimlər bu keyfilik üzərində fikir birliyinə gəlib. Çünki onların təbii yaşayışları istəyir istəmir globalizme əsaslanır. Təbii bundan başqa haqlı da olabilərlər. - avatar8
Buyurduğun link də yaxşıymiş, Türkçe və yığcam bir tez. - avatar8
Yığcam? - A. Selim Tuncer
Kompakt, derli-toplu - avatar8
Hımm, evet. - A. Selim Tuncer from iPhone
'şimdi yığıcam buraya bir tez göreceksiniz!' diye anladım ben de, tedirginlikle bekliyordum.:) - DaisyNeeuQ
Bəklə sən bir az daha.:)) - avatar8
Niyə axtarışın yeni dünyadakı adı sui-qəsd nəzəriyyəsi amma .:))) - avatar8
Türk dilbilimciler "arbitrariness"ı "keyfi" olarak tercüme etmiş olsalardı bile anlam değişmezdi. "Keyfi" daha çok faile vurgu yaparken "nedensiz" olguya yapıyor, fakat sonuç değişmiyor. Gösterenle gösterilen arasında "natural reason" olmadığı yönündeki tezi, bizimkiler bu terimle karşılamışlar. Peki "keyfi" ne demek? Gerçeğe, akla, yol ve yönteme uymayan, kendini bir yasaya ve kurala... more... - A. Selim Tuncer
Globalizmle dil göstergesinin "keyfiliği" arasında ne gibi bir ilgi olduğunu anlayamadım. Evet, bu prensip bütün diller için geçerlidir, ama her dilin bir kavram için uzlaştığı her işaret farklıdır, bu kadar genelleştirilmiş bir uzlaşım söz konusu değildir. Ayrıca bu "keyfilik" ya da "nedensizlik" meselesini çok da ontolojik konulara taşımaya gerek yoktur. - A. Selim Tuncer
Semiotik üçün fəlsəfə qədər məntiq elmi də əhəmiyyətli. Nedensizlik sözü hər şeyi nə olursa olsun qəbul edəcəyini göstərərkən keyfilik sözü bir şəkildə hissi bir seçki olduğunu vurğulayır .... Məsələn, səbəbsiz yaşaya bilməzsiniz, amma kefi yaşayabilərsiniz ......... Sizin bu mövzuda dil alimlərin düşündüyündən ciddi narahatlıqlerim var. - avatar8
""Keyfi" daha çok faile vurgu yaparken "nedensiz" olguya yapıyor, fakat sonuç değişmiyor." ,,,,,,Konuyu açasan anlamaya çalışayım. - avatar8
"Ayrıca bu "keyfilik" ya da "nedensizlik" meselesini çok da ontolojik konulara taşımaya gerek yoktur.",,,Ontolojik deyil məntiqi bir mövzu. - avatar8
Yəhudi elm adamlarının öz inanc sistemlərindən, bütün dünyada dağınıq bir şəkildə həyatlarından, bağlı bir camaat olmalarından, ticarətlə uğraşmalarından, öz yaşayış tərzlərində təsirlənmədən də əlavə olununca, bütün bunlar təbii nəticələri onların qlobal olmalarını, qlobal düşünmələrini tələb edir. Bütün bu məlumatları nəzərə alaraq, sərmayə ilə dəstəklənən yəhudi elm adamlarının digər... more... - avatar8
Keyfi də naturellik yox, bir meydana gəlmə var adama bağlı. Daxili xarici deyil. Xarici təbiət şərtləri səni zorlamıyor, kefi ya adı üstündə. Ənənə lərə bağlı, adamın BEYİN quruluşu ilə əlaqədar. Kefi, səbəbsiz deyil kefi. Keyfi yəni zevklerinle əlaqədar. Bir az da conventional deyirlər semiotikçiler. - avatar8
aslinda 'keyfi' derken sanki 'misyon ustlenmeden' veya 'tercihi' diyor avatar8. bir tek kisinin kendi tanimlamasiyla ugrasiyor olsaydik, 'keyfi' demek yerinde olurdu ve bu da 'nedensiz' ile daha rahat ifade edilebilirdi. farzedin ki bir kiz gunlugune yazmak icin bir dil olusturmus kimse anlamasin diye de sadece kendisinin anlayacagi ve digerlerinin anlamayacagi gosteren'ler... more... - DaisyNeeuQ
Aslında "keyfi" ya da "nedensiz" konusuna çok takılmamak gerekiyor Daisy. "Arbitrariness" sözcüğünü Türk dilbilimciler "nedensiz" olarak tercüme etmişler. Biz bunun yanlış bir tercüme olduğunu iddia edebiliriz, ama dilbilim caimasında olmadığımız için bunun pek de bir kıymeti olmaz. Uzlaşılmış sözcüklerle konuşabiliriz ancak. Bu konuda Türk dilindeki uzlaşım "nedensiz"dir. Ben de onu... more... - A. Selim Tuncer
Daisy bir az daha izah et. Mövzu daha yaxşı açıqlanmalıdır. ......... Lacan'ın S, s modeli bir az açıqlayıcı olmuş semiotikçiler üçün. Yəni əsas göstərən əsasında göstərilən.:)). ....... İctimai keyfilik mənim dediyim. - avatar8
"Aslında ne "keyfi" ne de "nedensiz" diyelim, biz aramızda uzlaşıp "arbitrariness"ı kullanalım, o da olur. :) " ,,,,,,,,,,,,, - avatar8
Mövzunun ən əhəmiyyətli nöqtəsi bu kültürel keyfilik, və də görgüsel keyfilik. Dilin, əlaqənin əmələ gəlməsi. Birlikdə bərabərcə ortaq düşünmək keyfiliği. - avatar8
"Armani" və "Armine" kimi, "ədəbsel" ve "görgüsel" kimi yəni ..:)) - avatar8
Və ya Marxın iqtisadiyyat və ədəb əlaqəsi bənzər dediklerime, kefi yəni. - avatar8
evet argumaninizi anliyorum. ama bizim dilde cok fazla harici atak oldugu icin, bunu tamamen objektif yorumlayamiyor olabiliriz. mesela; 'masa'dansa, 'table' benim mantigima daha uygun dusuyor oyle bakacak olursak, cunku tabldot'un yaygin oldugu bir doneme yetismisim. ama etki altindayim aslinda. yani bu benim ne keyfi, ne de nedensiz sayilan bir kabullenisim. gorece nedensiz denebilir;... more... - DaisyNeeuQ
:)) - avatar8
"Səbəbsiz" əzbərləmək deməkdir, başa düşmək gərəksiz deməkdir. Və olduqca ciddiyim bu mövzuda. - avatar8
Daisy; köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden" bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer
o zaman 'neden' demeyelim iste buna, burada bir kavramsal fukaralik oluyor? - DaisyNeeuQ
Sözcüklerin içeriği zenginleştikçe dil fakirleşir, haklısın. Bir ses imgesine birçok kavram yığıştırmaya çalışmak bir sorun. Tabii "keyfi" de pek farklı sayılmaz. Fakat uzlaşımların karşısına dikilmek pek kolay değil. avatar8 bir kademe uzakta olduğu için rahat rahat itiraz edebiliyor. :) - A. Selim Tuncer
evet kasimalar basladi ben uzaklasiyorum.:) - DaisyNeeuQ
:( - avatar8
Səlim qardaş gecə saat səhərə qarşı 4 də qapınız yumruqlansa nə düşünərsiniz? - avatar8
Bu səhər evdə yoxam. :))) - A. Selim Tuncer
Hər hansı bir gün deyək. - avatar8
Yaxşı şeylər düşünməm təbii. - A. Selim Tuncer
Məsələn, ilk ağlınıza nə gəlir? - avatar8
Aynı anda birçok tatsız ihtimal üşüşür insanın zihnine. İlk önce ne gelir, bilemedim - A. Selim Tuncer
Hər kəs özünə görə düşünər. - avatar8
Özbaşına yəni. Kefi. - avatar8
Bir səbəbə görə, qətiyyən səbəbsiz deyil. - avatar8
Buna "keyfi" denir mi, düşünmek lazım. - A. Selim Tuncer
Bizimkilerin "arbitrariness"ı yanlış tercüme etmesi gibi, sanıyorum sen de "keyfi"yi yanlış tercüme ediyorsun. - A. Selim Tuncer
Zehinlər təsnif edilə bilər. Əgər yaxınlarda zəlzələ olmuşsa hər kəs yalnız zəlzələsi düşünər. - avatar8
"Arbitrariness"a İngilizce sözlüklerden bakar mısın? Mesela bir diktatörün hiçbir yasa, kural, sebep ve mesnede dayanmadan birini ölüme mahkum etmesi "keyfi"dir. - A. Selim Tuncer
Zehin yalnız görmək istədiyini görür, eşitmək istədiyini eşidir. Kefi yəni. - avatar8
Ona biz eğer tercüme hatası yoksa "seçici algı" diyoruz. :) - A. Selim Tuncer
"seçici algı" =kefi - avatar8
"Arbitrariness"ın Türkçe'ye "keyfi" olarak çevrilebileceğine kuşku yok. Bunda ihtilaf yok. Benim de terim olarak "nedensiz"in seçilmesine bir itirazım yok. - A. Selim Tuncer
Rasional əlaqələr mı yalnız bir səbəbdir? - avatar8
Değildir, ama "seçici algı" ve "dikkat" konusunda işleyen zihinsel mekanizmayı "keyfilik" olarak kabul etmek mümkün değil. - A. Selim Tuncer
Yəni hər hansı bir prosesin nəticəsində irrasyonel ola bilməzmi? - avatar8
Işarə edən və işarə edilən. Yəni, expression and concept. - avatar8
Seçici qəbul keyfi, yaxşı barmaq bastın. Tam isabet. - avatar8
Türkçe'de "keyfilik" ve "keyfiyet" bambaşka kavramlar. - A. Selim Tuncer
Duyum ​​və qiymətləndirmə. - avatar8
(ihtiya:ri:) esk. İsteğe bağlı, seçmeli olan, seçimlik. - avatar8
"Yazınıza baxdım. Eyni mövzu. Səbəbsiz demişsiniz. Saussure isə hər yerdə ihtiyari deyir, hətta ənənəvi münasibəti də qəbul edir. Siz bir az fala uc nöqtəyə getmiş. Səbəbsiz olma ola biləcək görünmür. - avatar8 (düzenle | sil) ",,,,, - avatar8
"The basic principle of the arbitrariness of the sign (l'arbitraire du signe) in the extract is: there is no natural reason why a particular sign should be attached to a particular concept." http://en.wikipedia.org/wiki... Buradaki "natural reason" tamlamasını Türkçe'ye "doğal neden" olarak çeviririz. - A. Selim Tuncer
keyfiyyəti düzəlttim. - avatar8
Saussure'ü boşverelim. Bana gösteren-gösterilen ilişkisindeki nedenselliği açıkla da mevzuyu kapatalım. - A. Selim Tuncer
Rasional səbəb demək istəyir, bir baxıma. - avatar8
"Rasyonel sebep" değil, "tabii sebep" diyor. - A. Selim Tuncer
Bir baxıma eyni şey. Sənce natural nə ola bilər ki? - avatar8
Reasoning, rasional hər zaman.:)) - avatar8
Səbəb hər kəsin kültürel code'unda gizli. - avatar8
Zəlzələ dedik zəlzələ olmuş sizin tərəflərdə. - avatar8
Bunu bari tartışmayalım. Yazar "natural and rational" dememiş, "natural reason" şeklinde bir sıfat tamlaması kurmuş. Yani "reason"ı "natural" sıfatıyla betimlemiş. Çok net ve açık. http://www.answers.com/topic... - A. Selim Tuncer
Mən bir az irəliyə gedib o vaxt ki psixoloji vəziyyətini təxmin etdim, peki tabe nə demək səncə? - avatar8
The capacity for logical, rational, and analytic thought; intelligence. - avatar8
Bu cümlenin konteksi sözcüğün üçüncü beşinci anlamına götüremez bizi. - A. Selim Tuncer
reason: 1. The basis or motive for an action, decision, or conviction. See Usage Note at because, why. 2. A declaration made to explain or justify action, decision, or conviction: inquired about her reason for leaving. 3. An underlying fact or cause that provides logical sense for a premise or occurrence: There is reason to believe that the accused did not commit this crime. 4. The capacity for logical, rational, and analytic thought; intelligence. - A. Selim Tuncer
Qəbul ya adam rasional desə deyərdi tamam, amma natural də bir az mənasız kimi. Yəni qayda yoxdur demək istəmiş bu naturale çox rasional. amma. - avatar8
"Reason", yani "neden"; "natural", yani "tabii" ile anlam kazanıyor. tabii Ar. µab³¤³ sf. (tabii:) 1. Doğada olan, doğada bulunan. 2. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi: “Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor.” -A. Rasim. 3. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan: “Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir.”... more... - A. Selim Tuncer
Dil təbiətdə olmaz zaten, zaten yapma bir şey. Bu, çox açıq. Amma duyum ilə qəbul naturel şeylər. - avatar8
Benim bildiğim, "tabii"yi Azeri dilinde de sadece "tabiatta olan" anlamında kullanmıyorsunuz. - A. Selim Tuncer
Təbii otamatik bəzən. - avatar8
Mesela "natural law", tabiatta sürüler halinde yaşayan hukuk demek değildir. :) - A. Selim Tuncer
işarə edənlə işarə edilən, duyum ilə qəbul arasındakı səbəbiyyət bir az "Cultural Code" bir az da adamın şüuraltı, zehinindəki mövcud qəbul edir. Yeni söz qərar verərkən də bunlar, marka adına qərar verərkən də bunlar. Çünki cəmiyyətin nabzına görə şərbət vermək məcburiyyətindəsiniz. - avatar8
Ona ne şüphe? http://selimtuncer.blogspot.com/2009... Fakat gösteren-gösterilen arasındaki nedensizliğin bu konuyla hiç alakası yok. - A. Selim Tuncer
Pəki nə? - avatar8
Baştan başlayamam. Hem yazılarda var, hem de zaman zaman ne olduğun yazdım. Yukarıdan bir yorumun parçasını tekrarlayayım: Adam diyor ki "masa" ismi ile "masa" arasında bir illiyet bağı, "bir "natural reason" yoktur. Bu, pekala "masa" yerine başka bir sözcük olabilirdi ve o da aynı başarıyla görevini yerine getirirdi. Önemli olan bu sözcük üzerinde kitlesel bir uzlaşımın sağlanmış... more... - A. Selim Tuncer
"Veya farklı dillerde farklı farklı "masa" isimleri ortaya çıkmazdı.",,,,, Cultural Code - avatar8
Bir tekrar daha: Köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden"ler bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer
"Nedensizlik", neden "masa"ya "masa" denildiğiyle ilgilidir, yani gösterenle gösterilen arasındaki münasebettir. Mesela Türklerin neden "masa" gibi bir ismi benimseyip "table" ismini kabul etmemelerinin belki binlerce "neden"i vardır. - A. Selim Tuncer
Işarələrin yalnız çox kiçik bir qismi yazılan və qonuşulan sözdür. - avatar8
Zaten "nedensizlik" kuralı da sadece dil göstergeleri içindir. Diğer göstergeler kesinlikle bu kapsamda değildir. - A. Selim Tuncer
Məsələn bədən dili də bir işarədir. Bəzən üslub belə hətta hər zaman bir işarədir. - avatar8
Elbette öyledir. Ama, bu ilke dil göstergeleriyle ilgilidir. Benim yazımdaki görüşler bir "yaklaşım"dır sadece. - A. Selim Tuncer
Dil bu gün üçün səbəbsiz olması səbəbi tapa bilməmək, 10000 il bundan əvvəl səbəbi olmadığını göstərməz, kefiniz o zaman deyirəm, ya digər işarələr kimi. - avatar8
Evet, bu "nedensiz" çevirisinin şimdi zararını gördüğümüzü anlıyorum. :) Çok yukarılarda uyarmıştım, bu "neden"i, "ar. illet, lat. causa" olarak okumak lazım diye. Nitekim "natural reason" da aynı zamanda bir teoloji terimi. - A. Selim Tuncer
Zaten Sausure də səbəbsiz deməmiş, bunu kefinin uc nöqtəsinə aparıb "randomly" demək olmadığını izah etmək istədim. O qədər. Çünki başı qarışdırır kimi. Pierce və sonrakılar hadisəni daha dəqiqleştirmişler kimi. Digər yazılarınıza da baxacağam.:)) - avatar8
Göstergebilimin Amerikan ayağını oluşturan Charles Sanders Peirce şöyle diyor: “Bir gösterge, herhangi biri için, herhangi bir açıdan ve herhangi bir ölçüde, herhangi bir şeyin yerini tutan herhangi bir şeydir.” Peirce göstergeleri üç sınıfa ayırır; benzeyen göstergeler (ikonlar), alâmet göstergeler ve anlaşmalı göstergeler... Benzeyen göstergelerde, gösterilenle ile gösteren arasında... more... - A. Selim Tuncer
Sınıf demeyelim mode deyək, hər an bir-birləri ilə baxışa və adama görə mode dəyişdirə işarələr, statik deyil dinami yəni. - avatar8
"A symbol is a conventional sign, or a depending upon a habit (acquaried or inborn)".. Pierce, Collected Papers - avatar8
Buna itiraz eden kim? - A. Selim Tuncer
"or a depending upon a habit (acquaried or inborn)" Buna da OK o vaxt? - avatar8
Tabii ki. Aksi düşünelebilir mi? Ama bu konuyla ilgisi yok. - A. Selim Tuncer
Səbəbsiz sözünə qarşı, bir səbəb işdə bu alışqanlıqlar. - avatar8
Bir daha tekrar: Köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden"ler bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer
Yazıya baxacağam, arbitrary və habit uyuşuyor məncə. Səbəbsiz sözünün istifadə edilməsi itirazım zatən. Mode anlayışı və eyni anda ikisinin veye hətta üçünün olması. mövzunun daha dinamik olması fleksibiliteyi artırır. Bəzən qaydaların xaricinə çıkılsa saçmalansa belə, bu günkü axmaqlıq bir gün və ya başqa bir dünya görüşüylə inovativ bir reallıq ola bilir. - avatar8
"Bir daha tekrar: Köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden"ler bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer"..........Bu nedendən yalnız çox kiçik bir qrup anlayır. Həkim resepti və əczaçı kimi:)) Kalfa anlamazsan xəstə ölə bilər səhv dərmanla.:)) - avatar8
Arbitrary, 1.subject to individual will or judgment without restriction; contingent solely upon one's discretion: an arbitrary decision. 2. decided by a judge or arbiter rather than by a law or statute. - avatar8
Səbəbsiz (randomly choice) < Keyfi (connotation) < Nizamlı (denotation) - avatar8
""Keyfi" daha çok faile vurgu yaparken "nedensiz" olguya yapıyor, fakat sonuç değişmiyor." Buradakı kefilik ictimai iradə olaraq düşün, statik deyil dinamik bir iradə. - avatar8
İctimai iradənin bir integrasyonu lazımdır yeni sözlərin qəbulunda. Məsələn, Türkiyədə kürtçeden türkçeye bir tək kro keçə bildi bildiyim qədəriylə. - avatar8
Marka adında səsin söylənişi əhəmiyyətli təbii, amma bu "contex" yaratmağa ehtiyac yoxdur deməniz bu internetin hakim olduğu dünyada səhv ...... anneyiz.biz, kariyet.net, sahibinden.com kimi bir çox nümunə var. Səbəbi çox da açıq. çünki internet gizli daha çox bağlam qurmaq lazımdır, eskisine görə. Google və Yahooda da bağlam var, amma çox anlaşılmıyor ilk başdan, hər şeyi tapa biləcəyini dair bir meydan oxuma hiss edirəm mən. Sadəcə elə uydurma bir səs deyil ikisi də. - avatar8
Məsələn, Google dünyanın və ya xalqların əhəmiyyətli günlərində öz adını istifadə edərək davamlı bağlam yaradır, o şəkildə də xatırlanmaq istəyir. Marka da ən əhəmiyyətli şey xatırlanmaq deyilmi? - avatar8
"Neden" konusunda bir türlü anlaşamadığımız için havanda su dövmüş oluyoruz. "İçtimai irade" zaten "içtimai mutabakat" için şart. Buna da bir "neden" diyebiliriz, ama gösteren-gösterilen ilişkisindeki "nedensizlik"le bunun bir ilgisi yok ki. Eğer gösteren-gösterilen ilişkisi sıkı bir "neden"e bağımlı olsaydı, hem farklı diller olmazdı hem de biz hiçbir zaman "gösteren"i değiştiremezdik.... more... - A. Selim Tuncer
Benim kastettiğim şey bağlam yaratmak veya yaratmamak değil. Bağlam etkisine ihtiyaç duymamaktan kastım, çokanlamlı sözcüklerden kaçınmaktır. Çünkü çokanlamlı bir sözcüğün, bir yerde, bu çok anlamından hangi anlamına işaret edildiğini anlamak için bağlam etkisine ihtiyaç vardır. Bu da zihinsel bir işlem gerektirir. Yazıdan: Şimdi, gösteren gösterilen ilişkisine, yani ses imgesiyle... more... - A. Selim Tuncer
"Neden" konusunda bir türlü anlaşamadığımız için havanda su dövmüş oluyoruz",,,,,,Çünki və qətiliklə "​​arbitrary" kəliməsi tərcümə edilərkən seçilən "səbəbsiz" kəliməsi səhv bir işarə edən. Daha işin başında bu səhv seçimi yetirən insanların digər yazdıqlarına insanın etibarı qalmaz. Semiotikle əlaqədar heç bir türkçe nəşr okumama qərarı almışam. Bu bir. - avatar8
Niyə ifadəsini mənasını sözün harflerinle kısıtladığında təbii ki haqlısınız. Zaten bunun üçün danışmağa dəyməz, hər kəs anlar bunun belə olduğunu. Heç bir zaman konsepsiya yazıldığı hərflərlə məhdudlaşdırıla mi? Olur mu belə bir şey sözünün bilə edilməməsi lazımdır. :)) Bu ikincisi. - avatar8
"Bağlam etkisine ihtiyaç duymamaktan kastım, çokanlamlı sözcüklerden kaçınmaktır.",,,,,,,,,,bir az dəqiq bir işarə edən olmamış o zaman, müvəffəqiyyətli işlər arzulayıram. Üçüncüsü tabe bu da. - avatar8
"Niyə ifadəsini mənasını sözün harflerinle kısıtladığında təbii ki haqlısınız." Harfler çok sonraki mesele, sesler demek lazım. Ayrıca bu, "məhdudlaşdırılmak"la izah edilemez. "Zaten bunun üçün danışmağa dəyməz, hər kəs anlar bunun belə olduğunu." Zaten bunun üçün danışmağa deymezse niye günlerdir danışırıq. Asıl konu bu. Adam da (Saussure) bunu söylüyor. Saussure, gösteren-gösterilen... more... - A. Selim Tuncer
esperanto'ya baslasak hamimiz bərabər? - DaisyNeeuQ
Hah ha, bu iyiydi. :))) - A. Selim Tuncer
Keyfi də "natural reason" yoxdur zaten. Daha çox təcrübə ilə qazanılmış məlumat və davranmaq ilə anadangəlmə gələn qabiliyyətlər və davranış tərzləri var. Mövzunun ana özü burada, başqa şeylər detal, ana mövzunu çox təsir etmir .,,,,,,, İşarə edən ilə işarə edilən arasındakı münasibəti təyin edən əsas şeylər beyindəki çağırışımlar ümumiyyətlə. Kelimelerdeki səslər tam olmasa da... more... - avatar8
Yalnız texniklər bağlam təsirinə ehtiyac duymaz deyə bilirəm mən.:)) - avatar8
Marketinq əvvəla paradiqmanı dəyişməkdir http://gennaration.az/manset1...
Hazırlamaq və satmaq… Əslində marketinq ifadəsi, istehsalın və satışın xarakterini dəyişdirməkdən başqa nədir ki? Sual budur: İstehsal, amma necə istehsal? Həm mərhələ, həm nəticə etibarilə… - A. Selim Tuncer
komik geliyor azerice okuyunca :) - çağlar
Azeri arkadaşlara da senin yazıların komik geliyor olabilir mi? - A. Selim Tuncer
ben bilemem ama siz sormuşsunuzdur mutlaka selim bey :) komik geliyormuymuş bizim dil.? - çağlar
şey, pardon yazı karakterleri değil, kelimelerin anlam bakımından cümle içindeki dizilimi bana komik gelen :) - çağlar
@çağlar; hayır, komik geldiğini sanmıyorum. Azeri dili, Türkiye Türkçesine en yakın kollardan biri... Ve bizim bazı bölgelerimizde de çok yakın ağızlar var. Bu bakımdan bizim kulağımızda yerel ağız etkisi bırakıyor. O nedenle de Karadenizli, Egeli ağzı gibi bir algı yaratıyor. Oysa biraz nesnel düşündüğümüzde hiç de komik gelmemesi gerekiyor. - A. Selim Tuncer
komik kelimesini seçimlemem sanırım ağır oldu, alaycı üslupta betimlediğimi algıladım sizin ciddi yazınızdan sonra. gülümsetiyor şeklinde düzelteyim. azerice konuşma dilinde kendi cümle kalıplarımızı baz alarak seçimleyeceğimiz kelime dizilimlerinde kullanma ihtimalimi eşleştirdiğimde hiç yapmayacağım tercih olarak görüyorum ve evet lehçe farklılıklarının karma dili gibi olmuş fakat... more... - çağlar
genneration bakü yayınıymış yahu sonradan farkettim :) diğer yazarlarında yazılarını hatta tüm siteyi azerice görünce şaşırdım :) - çağlar
Komik gelmesine şaşırmış değilim. Bu bizim koşullarımızdan kaynaklanan bir durum. Bir İngiliz'e, bir Fransız ya da Rus'a komik gelmesi mümkün değil. Yani aslında komik değil, ama Türkiye Türkçesi konuşanlara komik geliyor. Evet, Gennaration Türkiye'deki Gennaration gazetesinin Azerbaycan'da yayımlanan versiyonu. Henüz birinci sayısı. - A. Selim Tuncer
"eve-atar - yormayinbeni ",,,,.:( - avatar8
komik geliyor azerice okuyunca :) - çağlar,,,,,,,"http://wshaberci.blogspot.com/2011...", - avatar8
Selim bey Azerbaycan dilinde yayinlarinizin çikmasi sevindirdi, ayrica dilimize gosterdiginiz hassasiyetinizden dolayi teşekkur ederim - Bruxelles Manneken Pis from iPhone
Rica ederim. - A. Selim Tuncer
Peyk orbitə yerləşməzsə, hər şey mənasızdır! http://gennaration.az/yazarla...
Ekran resmi 2011-05-19, 01.51.08.png
Hamımız yaxşı bilirik ki, bir bazardan pay almaq üçün əvvəlcə şüurlardan pay almaq lazımdır. Və yenə də hamımız yaxşı bilirik ki, iynə ucu qədər belə böyüklüyü olmayan bir deşikdən şüurlara sızmaq və orada kiçicik olsa belə yer tutmaq dünyanın ən çətin işlərindən biridir. Bunu təmin etmək üçün əvvəlcə ani və güclü təzyiqə ehtiyac var. Bu prosesi Jack Trout-un bir ifadəsində bildirdiyi kimi, peykin güclü bir raket vasitəsilə orbitə yerləşməsinə bənzətmək olar. İstehlakçı şüurundakı o kiçik deşikdən içəri sızmaq, peyki çox böyük bir təzyiqlə orbitdəki mənzilinə çatdırmaq kimidir. Orbitdə oturmaq isə artıq zehinlərdə bir yer işğal etmiş olduğumuzu göstərır. Müvəffəqiyyətli bir şəkildə orbitə oturduqdan sonra, orada uzun müddət qalmağın da öz şərtləri var; lazımlı baxım və təmirlər, enerji yaradan günəş panelləri, batareyalar kimi… - A. Selim Tuncer
Peyk orbitə yerləşməzsə, hər şey boşdur. Bunu bilsək, yerləşməni təmin etmək üçün nələrin zəruri olduğunu çox yaxşı bilərik. - A. Selim Tuncer
Bir "BROWNIE" makinesi ile — düğmeye basın — resim sizindir —
Resim 20.png
Arkadaşlarınızın ve ailenizin resimlerini oldukları gibi çekmek istiyorsanız bir Six - 20 "Brownie" makinesi en uygunudur. Ucuz olmakla beraber tamamen itimada şayan, size kolaylıkla güzel resimler temin eder. Üç ayrı modeli vardır. - A. Selim Tuncer
"BROWNIE" Fotoğraf Makinaları KODAK tarafından imal edilmiştir. (İlan tarihi: 1951) - A. Selim Tuncer
Gennaration (AZ) http://gennaration.az/
Ekran resmi 2011-05-16, 15.24.49.png
"Gennaration Genna Baku reklam agentliyi tərəfindən nəşr edilən rüblük reklam qəzetinin və eyni funksiyanı yerinə yetirən saytın adıdır. Əsas məqsədi reklam nəzəriyyəsi və praktikası ilə oxucuları tanış etmək, dünyadan və ölkəmizdən reklam xəbərləri verməkdir. Genna Baku müştərilərinin, həmkarlarının və dostlarının məqalələrinə yer verilən Gennaration-da, bunlarla yanaşı, agentlik qrupundan yazarların da diqqətəlayiq yazılarını oxumaq mümkündür." - A. Selim Tuncer
Muhteşem! - Ömer Ekinci
Teşekkürler. - A. Selim Tuncer
Reklam sektörü özelinde konuşmak gerekirse, bu tür yayınların (benzeri var mı bilmiyorum) devamlılığını sağlamak çok zor. Sektör, doğası gereği böyle bir yayını destekleme ve sahiplenme konusunda fazlasıyla duyarsız kalıyor. Bu da bir süre sonra yayının içerik kalitesinin düşmesine veya yayının son bulmasına yol açıyor. İçerik kalitesinin düşmesi konusundaki tespitim Gennaration için de geçerli. - Greta
İçerik kalitesinin düşmesiyle ilgili daha somut eleştiriler gelirse arkadaşlar dikkate alırlar mutlaka. Teşekkürler. - A. Selim Tuncer
süpermiş hocam .. - Samir Kerimov
Sağol Samir. Olmuş mu? - A. Selim Tuncer
ə harflerine geçiçi çözüm bulunmuş her halde.Gözüme takılan o oldu.İçerik olaraq çok hoş olmuş.Elinize sağlık.Başarılar dilerim - Samir Kerimov
Teşekkür ederim. Hayır geçici çözüm değildi. Bu kanaate web sitesi üzerinden mi ulaştın yoksa pdf'lerden mi? - A. Selim Tuncer
Web sitesinden hocam ə harfleri bir punto küçük diğerlerinden.o da düzelirse çok hoş olucak. - Samir Kerimov
Web sitesindeki, bilgisayarındaki font uyumsuzluğundan kaynaklı olmalı. Baskısında bir sorun olmasın! - A. Selim Tuncer
Asıl eleştirimin sektöre ve "reklamcı" sıfatını taşıyanlara yönelik olduğunu fark ettiğinizden şüphem yok. Kalite konusunda yaptığım eleştiriyi ise daha kapsamlı bir biçimde defalarca yapmıştım. Yine de özetle şunu söyleyebilirim. Özellikle son 3-4 sayıdır köşe yazılarında (A. Selim Tuncer ve Özgür Uçkan yazılarını ayrı tutarsak) vasat bir çizgi söz konusu. Şahsi fikrimdir. Ne kadar ciddiye alacağınız sizin ve ekibinizin takdiridir. - Greta
Mutlaka ciddiye alınacaktır. Sektörün tamamından bir destek ve teşvik beklemek fazla iyimser bir yaklaşım olur. Ama içtenlikle teşvik eden dostlar var. Sektörden de akademi camiasından da... Tekrar teşekkürler. - A. Selim Tuncer
Sağol. :) - A. Selim Tuncer
| Markanın kaplamı az, içlemi çok olmalıdır http://selimtuncer.blogspot.com/2010...
matruska_f.jpg
The Brand Age’deki birkaç yazımda her markanın bir kavram olduğunu anlatmaya çalışmıştım: Her kavramın bir ismi olduğuna göre, elbette her markanın da bir ismi olacaktır. Öyleyse, dillerin ilk oluşum süreçlerindeki kavramların isimlendirilme yöntemlerinin, markaları isimlendirme aşamasında elimizdeki en değerli veriyi oluşturduğunu kabul etmek durumundayız. Bu durumda, nesneler, olaylar ya da olgularla ilgili kavramlara nasıl ses imgesi kazandırıldığı, yani nasıl isimlendirildiğiyle ilgili bilgiler bizim için önem taşır. Bir örnekle anlatacak olursak, evrendeki “elma” nesnel gerçekliğinin öncelikle zihinsel bir tasavvura, yani zihnimizde yer alan bir kavrama dönüşmesi, sonra da bu kavramın bir ses imgesiyle kodlanması, daha açık ifadeyle zihnimizdeki “elma“ kavramının, “elma” ismiyle ifade edilmesi bu sürecin ilk iki adımını oluşturur. - A. Selim Tuncer
“İşaret, ortaya çıkışı, yaradılışı ile nedensiz, kullanılışıyla nedenlidir, yani işaret ile işaret ettiği nesne arasında başlangıçta bir sebep ilişkisi yoktur, bu ilişki zaman içinde ve kullanıcı açısından subjektif bir mahiyette ortaya çıkar.” (...) “Bir dil işareti ait olduğu dil sistemi içinde ve kullanımda anlam kazanır, bunun dışında bir anlama sahip değildir. Birer dil işareti... more... - A. Selim Tuncer
“Bir kavram mantıkta içlem (tazammun, compréhension) ve kaplamıyla (şümûl, extension) tanımlanır. Meselâ ‘hayvan’ kavramına göre ‘varlık’ ve ‘canlı’ içlemdir, ‘insan’ ve ‘Hasan’ ise kaplamdır (şümûl). Bir kavramı içlem soyutlar, kaplam somutlaştırır. Mantıkî çıkarımlar, bu içlem ve kaplam hiyerarşisine dayanır.” (a.g.y.) - A. Selim Tuncer
Bir dilin zenginliği sözcük zenginliği üzerinden değerlendirilir, sözcüklerinin anlam zenginliği üzerinden değil! Yani bir dil, nesne, olay ve olguları ne kadar alt farklılıklarına göre isimlendirdiyse, o kadar zengindir. - A. Selim Tuncer
به به این چیه ؟ کاکائوئه ؟ ((((((((((((((((: - mary
Bu yazı baş qarışdırır. - avatar8
içlem ve kaplam sözcükleri ile zenginleşen kelime haznemizi yok sayarak "aziz yardımlı türkçesi kullanmış yea.! " diyebilecek mantık burada retorik attıramaz kanısındayım. - çağlar
Müəllif mövzunu tam qavraya. - avatar8
Rıza Filizok-un bu qısa yazısı baş qarışıqlığını qarşılaya bilər? http://docs.google.com/viewer... - A. Selim Tuncer
Rza qardaşda qarışdırmış bir az., yaxınlaşmış sonra uzaqlaşmış mövzudan. Tam dərk etməmiş. - avatar8
O halda dərk edə bilməyimiz üçün səndən kömək xahiş edirik. - A. Selim Tuncer
Açıqlamışdır TDK. içlem, kaplam. - avatar8
Mən bir fərq görmürəm. İçlem: http://www.tdk.gov.tr/TR... Kaplam: http://www.tdk.gov.tr/TR... - A. Selim Tuncer
Şeytan detaldan gizlənmişdir. - avatar8
Gözlərim yaxşıdır, amma mən görə bilmədim o detalı. - A. Selim Tuncer
allam yaaa...matruşka! batumdan çok pahalı diye almadığım matruşkayı, diyarbakırdan aldım:) valla:) ha ha ...çok hoş.) - neferteti
hamit şirin:)duygu yaptım şimdi:)sağolasın:)valla:) ha ha ...çok hoş.) - neferteti
Məna ilə tərifi Riza yoldaş qarışdırmış bir az. Bu birinci detal. - avatar8
Prof. Dr. Riza Filizok'un uzmanlığı anlam, tanım, kavram vb. O bunları birbirine karıştırdıysa biz neleri karıştırıyoruzdur kim bilir? - A. Selim Tuncer
Məfhum içlem mənası məfhumun kendisidir zaten. Məfhum tərifi içlemdir (intesion) və mənanın anlaşılmasını (comprehension) təmin edir. - avatar8
Önce mantık, sonra da bir dilbilim terimi olan içlem, mefhumun anlambilimsel (sémantique) keyfiyetiyle ilgili bir tanımlamadır, mefhumun kendisi değildir. Mefhumlar arasındaki içlem-kaplam ilişkisi ise tabii ki anlambilimsel bir ilişkidir. Yine Rıza Hoca'dan kısa bir yazı paylaşayım: http://www.ege-edebiyat.org/modules... - A. Selim Tuncer
Məfhum içlem mənası məfhumun kendisidir, deyirəm. İçlemin mənası məfhum deyil, şübhəsiz. - avatar8
Daha açıqca deyirəm, içlem məfhum tərifidir mənası deyildir. - avatar8
Bu məqaləsində da hər yerdə TARİFİ ilə MƏNASI sinonim işlədilmiş. Qatılmıram. - avatar8
Elbette "tanım", "anlam"ın sinonimi değildir. Filizok'un yazısında bunların eşanlamlı kullanıldığını görmüyorum. Fakat, "tanım" ve "anlam" arasında irtibat olmadığını da söyleyemeyiz tabii ki. "Tanım", "anlam"ın kendisi değildir, ama yaptığı iş, bir sözcüğün bir topluluğun dili içindeki "anlam"ını anlatmak, bildirmek ve nakletmektir. "Anlam" ve "tanım"ın zaman zaman birbirine karıştırıldığı doğrudur, ama Filizok'un bunu nerede karıştırdığını anlamadım. Karıştırdıysa yanlış yapmıştır. - A. Selim Tuncer
(“Ağaç” kelimesini düşünelim. Bu kelimeyi “gövdeli, dallı, yapraklı, canlı varlık” anlamında yahut “ağaç kümesi, ağaç denilen canlılar kümesi” anlamında da kullanabiliriz. Bu durumda birinci kullanım kelimenin içlem anlamını, ikinci kullanım kaplam anlamıdır. ) >>( Bu durumda birinci kullanım kelimenin içlemi, ikinci kullanım kaplamıdır.) Cümlə belə olmalıdır. Burda "anlamı" istifadə etməsi səhv olur. - avatar8
Öğrenmek için soruyorum; burada "tanım" ve "anlam" nasıl birbirine karışmış oluyor? - A. Selim Tuncer from iPhone
Kavramı içlemi onun xüsusiyyətləridir hamısının ayrı-ayrı mənaları olar. - avatar8
Quşun içlemi uçmaqdır. Uçmaqın bir mənası azadlıq ola bilər, məsələn. Quşun kaplamı bayquş tur, bayquşun mənası uğursuzluq ola bilər. :)) - avatar8
İndi olmadı. "Quş"un içlemi "uçmaq" ola bilməz. "Uçmaq" olsa olsa "çatmaq" hərəkətinin içlemi ola bilər. "Getmək", "üzmək" kimi... "Uçmaq" quşun xüsusiyyətidir, içlem-kaplam hiyerarşisi içində yer ala bilməz. Hər xüsusiyyət, bizə içlem-kaplam əlaqəsi göstərməz. "Quş"un kaplamının "bayquş" olduğu isə doğrudur. Ancaq, azadlıq və uğursuzluq kimi məcazi mənaların məsələ ilə heç əlaqəsi yoxdur. - A. Selim Tuncer
"Ancaq, azadlıq və uğursuzluq kimi məcazi mənaların məsələ ilə heç əlaqəsi yoxdur. - A. Selim Tuncer"......... Zaten mən də bunlar"mənalar" əlaqəsiz deyirəm qardaş. Ta ən əvvəlindən bəri. - avatar8
İÇLEM( TDK), Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü, tazammun: Kuş sözcüğü bize canlı, havada uçan ve öten bir varlık anlatır; şu hâlde canlılık, uçuculuk ve ötücülük kuş kavramının içlemine giren niteliklerdir. - avatar8
İndi soruşaram sənə quşun içlemi nədir, o vaxt? - avatar8
"İçlem" ve "kaplam"ı terminolojik anlamıyla kullanıyoruz burada... Kaplam (extension) ve içlem (intension)... Yani 'comprehension'dan daha çok, 'intension'... Bizim sözünü ettiğimiz içlem-kaplam, aralarında cins-tür ilişkisi bulunan kavramlar arasındaki ilişkiyi içeriyor. En azından ben terimi bu yanıyla alıyorum, çünkü tezime bu şekilde hizmet ediyor. Eğer dediğin gibi alırsak, tabii... more... - A. Selim Tuncer
Varlık > Canlı > Hayvan > Kuş > Karga > Kuzgun... Bu hiyerarşiye göre "kuş"un kaplamı yukarıya doğru "hayvan", "canlı" ve "varlık"; içlemi ise aşağıya doğru "karga" ve "kuzgun"dur. - A. Selim Tuncer
"Varlık > Canlı > Hayvan > Kuş > Karga > Kuzgun... Bu hiyerarşiye göre "kuş"un kaplamı yukarıya doğru "hayvan", "canlı" ve "varlık"; içlemi ise aşağıya doğru "karga" ve "kuzgun"dur. - A. Selim Tuncer"........ Kaş ki dediyin kimi olsa, semiotic və həyat nə asan olardı qardaşım. - avatar8
Ben dilbilimci değilim, sadece dilbilimcilerin konuyla ilgili görüşlerini alıyorum ve içlem-kaplam ilişkisini bir başka konu (marka) için kullanıyorum. Yani hayatı kolaylaştıran ben değilim. Demek dilbilimciler arasında hayatı kolaylaştıranların sayısı daha fazla, çünkü ben henüz zorlaştıranla karşılaşmadım. Şu dokümanda daha kolaylaştırılmışı da var: http://www.felsefedersligi.com/FileUpl... - A. Selim Tuncer from iPhone
Burada yazan kimi olsa quş, it və həşəratların hətta balıqların həmişə içlemleri hep eyni olacaq........ Müəllif ın adını da görə bilmədim..... Əhəmiyyətli də deyil, səhvə səbəb açır işlərinizdə. Təbii asan gəlsin deyərəm həmçinin. - avatar8
Doğru, bu mantığa göre aynı olacak, masanınki ise değişecek. Yukarıdaki doküman özetlenmiş ve kolaylaştırılmış ders notlarıydı. Maalesef internette bu konuda fazla içerik yok. Bir de Prof. Dr. Durmuş Günay'ın Felsefi Kavramlar başlıklı sunumunu paylaşayım: (S. 57) http://independent.academia.edu/DurmuşG... - A. Selim Tuncer
İçlem və kaplam hər ikisi də tərkib, fərqli baxış baxımından. Biri xüsusiyyətləri məfhumun digəri isə obyektləri. Izahı çox sadə beləcə. - avatar8
Farklı yerlerden bakıyoruz, galiba o nedenle de uzadı. Hususiyetler var elbette, ama bu hususiyetleri belirten, mesela yukarıdaki kuş örneğinde, "hayvan", "canlı" ve "varlık"tır. Bunların anlamları bizi hususiyetlere götürür. Bir "kuş"ta, "hayvan"ın, "canlı"nın ve "varlık"ın ortak hususiyetlerinin tamamı mevcuttur. Zaten bize hususiyetleri gösteren anlamları bilmeden bu içlem-kaplam ilişkisini nasıl kurgulayabiliriz ki? - A. Selim Tuncer
Quşun ən diqqətə çarpan xüsusiyyəti uçuculuk, digərləri həşəratların də var, ayırıcı deyil. Bundan dolayı quşu tərifə uzaq .. - avatar8
Evet işte, yukarıya çıktıkça ortaklaşan hususiyetler azalır, aşağıya indikçe çoğalır. Uçmak diğer hayvanlarda olmayan bir özelliktir. Zaten, içlem ve kaplam birbiriyle ters orantılıdır, biri artarsa, diğeri azalır. İçlem durumunda olan kavram kaplam olan kavramlara göre daha soyut ve geneldir. Kaplam durumunda olan kavramlar ise içlem olan kavramlara göre daha somut ve özeldir. O... more... - A. Selim Tuncer
Türkçe qaynaqlarının səhvli, burada xarici qaynaqlar var onları baxın. http://dictionary.reference.com/browse... - avatar8
Evet, bundan pek de farklı bir şey söylemiyorum ki ben. Örnek faklı olduğu için farklı gibi geliyor olabilir; gemi > yelkenli gemi... İçlem-kaplamda mesele cins-tür ilişkisini gözden kaçırmamak. Ben de son olarak Türkçe bir kaynak paylaşayım: http://books.google.com.tr/books... - A. Selim Tuncer
Bu digərlərindən daha professional, tək kaplamla içlem arasında bir nisbət olduğunu yeni eşitdim. Heç bir xarici menbeden rastlamadım və məqbul gəlmir. Tamamdır, hər kəs bildiyi yoldan getsin ən doğrusu. - avatar8
:) Aslında hayatı zorlaştıran bu nisbet ilişkisi... Seninki daha kolay ve neredeyse "anlam"a yakın. Katkıların için teşekkür ederim. Sayende ben de bir kez daha üstünden geçmiş oldum. - A. Selim Tuncer
Bəlkə işinə yarayar. ... http://www.signosemio.com/peirce... - avatar8
Yaradı. Teşekkür ederim. - A. Selim Tuncer
“Lolan Güzeli” Asyalı mı Avrupalı mı? http://blogs.voanews.com/turkish...
beauty_xiaohe.jpg
"Bulunduğu yer Tarım Havzası. Yani Çinlilerin Sincan dediği Doğu Türkistan, Uygur Özerk Bölgesi. Uygurlar Lolan Güzeli’ne sahip çıkıyor, mumyaların Türk kökenli olduğunu savunuyor. Bu tez çok bilimsel bulunmasa da Çin’in kaygısı belki bundan. Bilimsel olmamasının nedeni cesetler üzerinde yapılan DNA testlerinin modern Uygur halkı ile mumyalar arasında genetik bağ bulunmadığını göstermesi. Erkek mumyaların Avrupa, kadınların ise Avrupa ve Sibirya’daki iki ayrı gen havuzundan geldiği tahmin ediliyor. Başka bir deyişle Lolan Güzeli’nin ya anne ya da babası Asya’dan. Hatta Anadolu’dan bile olması mümkün." - A. Selim Tuncer
Çin'de Bulunan Avrupalı Mumyalar http://ezberbozanbilgiler.com/dunya-t... - A. Selim Tuncer
allam yaaa...benim o!!!! valla:) ha ha ....çok hoş.) - neferteti
Senin olsun. :) - A. Selim Tuncer
Mənə zarafat etdiyini söylə neferteti. - avatar8
Motör yağı...
Ekran resmi 2011-05-10, 22.59.08.png
Mobiloil Special motörünüze gençlik aşılıyan, başka yağların başaramadığı en zor şartlarda arabanızı koruyan yepyeni bir motör yağıdır. (1961) - A. Selim Tuncer
Çox pis kim etdisə, hərçənd tarixi də köhnə. Həvəskar və bəsit. Yazı və rəsm fərqli şeyləri söyləyir. - avatar8
Son daktilo fabrikası da kapısına kilit vurdu. :((( http://www.sabah.com.tr/Teknolo...
Resim 14.png
"Hindistan Bombay'da faaliyet gösteren son daktilo fabrikası da kapandı. Daktiloyu üreten Godrej and Boyce firması üretimine son verdi. Şirketin genel müdürü Milind Dukle artık çok fazla sipariş almadıkları için daktilo fabrikasını kapadıklarını söyledi. Böylece neredeyse 300 yıllık geçmişi olan daktilolar da tarihe karışmış oldu. İlk daktilo 1714 yılında Henry Mill tarafından icat edilmişti. İlk kitlesel üretim ise 1868 yılında gerçekleştirilmişti." - A. Selim Tuncer
Daktilonun dünyada çok emeği var. Ben ikinci el daktilo aldım nostal ji olsun diye büroda bir köşede duruyor. - ß Ü L E N Ƭ ÇΛƬ
Hüzünlendim şahsen! :( - A. Selim Tuncer
o daktilolardan biri için neler vermezdim :/ - s a d i t e k i n
Kader! - A. Selim Tuncer
Kil tabletlerden ona gelene kadar epeyce bir zaman geçer. - A. Selim Tuncer
Sanırım yakın bir gelecekte klavyenin başına da aynı şey gelecek. - Ejder Çetiner
Bu bir pipo değildir.
MagrittePipe.jpg
Önce piponun kendisi şöyle diyebilir: "Burada gördüğünüz şey, benim oluşturduğum ya da beni oluşturan bu çizgiler; evet bütün bunlar, hiç kuşkusuz sizin sandığınız gibi bir pipo değildir, ama öteki pipoyla, gerçek olduğunu ya da olmadığını, doğru ya da yanlış olduğunu hiç bilmediğim ve bakınız, benim yalın ve yapayalnız bir andırış olduğum tablonun tam üstündeki öteki pipoyla düşey bir andırış bağıntısı içinde bulunan bir desendir." Yukarıdaki pipo da aynı cümle içinde şöyle cevap verebilir: "Gözlerinizin önünde her mekândan ve her sabit kaideden sıyrılmış olarak yüzüp duran şey, ne bir tuval ne de bir sayfa üzerine yerleşmiş olmayan bu sis, nasıl olur da gerçek bir pipo olabilir; aldanmayın sakın; ben andıranım, pipoya benzeyen bir şey değilim, ama hiçbir şeye gönderim yapmadan şu okuyabildiğiniz metin gibi bir metni ve orada aşağıda bulunan desen gibi bir deseni bir baştan öteki başa geçen ve ilişki içine sokan bir andırışım." Ama farklı sesler tarafından bu şekilde iki kez... more... - A. Selim Tuncer
zaman değişti: bu bir jpg :) - obeca
Dahası var: bu sesler üçüncü öğeden söz ederek "bu bir pipo değildir" demek için ikişer ikişer birbirine karışırlar. Tablonun bınırlayıcı çerçevesine bağlı olarak metin ile aşağıdaki piponun her ikisi de suç ortaklığına girerler. Sözcüklerin işaret edici gücü ile desenin canlandırıcı gücü, yukarıdaki pipoyu ele verirler ve bu bir yere oturmamış görüntüye kendine pipo deme hakkı tanımazlar; çünkü, bu görüntünün hiçbir yere bağlı olmayan varlığı, kendisini dilsiz ve görünmez kılmaktadır. (a.g.e.) - A. Selim Tuncer
Foucault'nun [http://tr.wikipedia.org/wiki...] yukarıdaki anlatımını daha iyi anlayabilmek için René Magritte'in [http://tr.wikipedia.org/wiki...] 1926'da ilk çizdiği resmi görmek gerekir. Burada: http://www.selimtuncerblog.com/BLOG... - A. Selim Tuncer
Magritte'e kulak versek daha iyi: "Sözcükler ile nesneler arasında yeni bağıntılar yaratılabilir ve dilde ve nesnelerde bulunan ama günlük yaşamda bilinmeyen bazı temel özellikler belirtilebilir." Magritte şöyle de diyor: "Kimi zaman, bir nesnenin adı, bir imgenin yerine geçer. Bir sözcük, gerçekte, bir nesnenin yerini alabilir. Bir imge, bir önermedeki sözcüğün yerini de alabilir."... more... - A. Selim Tuncer
"Foucault'un bu resme olan ilgisinin görsel değil, daha çok sözel bir sebebi vardır. Çünkü Magritte, eğer yapmış olduğu pipo deseninin, altına "Bu bir pipo değildir" cümlesini koymasaydı, Foucault da bu konuyla ilgilenmeyecekti. Peki, basbayağı bir piponun resmi olduğu hâlde tablodaki niçin bir pipo değildir? Bu sorunun cevabı her ne kadar resmin içinden bir cevap bekliyor gibi... more... - A. Selim Tuncer
"Foucault, resim için iki kavram ortaya atar: Bunlardan birisi 'benzeyiş', diğeri ise 'andırış'tır. Benzeyiş önüne model aldığı şeyi canlandırmak ister. Yani önündeki şey olmak ister. Ancak andırışta ise resim önündeki/modeli olmamak için direnir. İşte söz konusu tablonun da olmak istediği budur. O, bir resim olarak özgür, hiçbir şeye gönderim yapmayan, hiçbir şeye -modeline bile-... more... - A. Selim Tuncer
"...ne gördüğümüzü söylememiz boşunadır; çünkü gördüğümüz söylediğimizin içine hiçbir zaman yerleşmiş değildir." (Michel Foucault, a.g.e.) - A. Selim Tuncer
"Foucault, Magritte'in 'bu bir pipo değildir' isimli çalışmasını değerlendirirken imge/resim ve yazı/dil arasındaki ilişkileri deşer ve parçalar. Bu çalışmayı resim olarak nitelendirmememiz bilinçlidir. Magritte kendisi de yapıtını asla resim diye nitelemez; resmi kullanırken esas amacının dili sorgulamak olduğunu ifade eder. Dili en yapısal biçimiyle inceleyen Saussure bile, dil ve... more... - A. Selim Tuncer
"Pipo sözcüğünün yeryüzündeki bütün pipoları tanımlaması gerçek dışı yahut gerçek-üstü değil mi? Çünkü elimizdeki, çantamızdaki, evimizdeki, bir zamalar babamızın dudakları arasındaki, camekandaki, hoşlanmadığımız bir kültür bakanı müsteşarının elindeki ve burda sayamadığımız bütün yer ve şekillerdeki pipoların, pipo sözcüğüyle ifade edilmesi pipo sözcüğüne taşıyamayacağı kadar bir... more... - A. Selim Tuncer
Foucault'nun bunları yazdığı dönemlerde Joseph Kosuth gibi (mesela "Bir ve Üç Sandalye" (1965): http://en.wikipedia.org/wiki...) Magritte'e göre linguistik ile çok daha fazla içli dışlı olan kavramsal sanatçıların varlığından adeta bihaber olup yazdığı yazıdan 40 yıl önce yapılmış bir resme takılıp kalması, bu diyaloğa katkıda bulunmuş güncel işleri es geçmesi, bu... more... - ali_mi
Konu, yukarıdaki resmin bir pipo olmadığı... - A. Selim Tuncer
Tamam işte, aslında uzatmaya ne gerek var, değil mi? :) - A. Selim Tuncer
Foucault'nun Magritte'in bir tek bu resmine takıldığını söylemek doğru değil. Buna odaklanmış sadece. Ayrıca, mektuplaşmaları falan var. Kosuth'tan habersiz olup olmadığını da galiba bilmiyoruz. Haberdar olsa bile, tercihini Magritte'ten yana yapmış olmalı. - A. Selim Tuncer
Bir pipo bazen sadece bir pipodur. :) - M. Görkem GÜLCAN
Peki elimizde tuttuğumuz hatta -ben içmiyorum ama- içtiğimiz puronun puro olduğuna dair algımızın şahitliği dışında bir şahit var mıdır? Herkesin gördüğü puro o puro değildir. Maddeyi olduğu gibi gören kimilerine göre sadece Tanrı'dır. Onun dışındaki herkes maddeyi ister simgelerle ister duyu organları ve akıldaki imgelerle görsün gördükleri asla puro değildir. Kendi akıllarındaki duyu... more... - Süleyman Sönmez
Kaya Şahin, bu ne büyük laf yahu! "Sen Tanrıda sadece beş duyu mu var sanıyorsun?" - A. Selim Tuncer
BASİR (Gören), SEMİ (Duyan) :) Benim inandığım din sisteminde Yaratıcı Allah'ın isimlerindendir. Ama duyu sistemlerini var edenin atom altı düzlemden makro düzleme tüm varlıklara eşit uzaklıkta olanın bir duyu olmadan kolayca bilmesi üzerine konuşmayı gereksiz buluyorum. Elbette inandığım din gereği. Onu da tartışmak ne bana yarar sağlıyor, ne inanmayanlara. Üstünde durmayın. Kaya Bey'i... more... - Süleyman Sönmez
Konuyla ilgli şu ifadeden yola çıkarak bir yazı yazmıştım. “Bir gül bir gül değildir, çünkü onun varoluşunda tüm evren görev almıştır. Su, güneş, hava, bakım ve toprağın binbir minerali ve özü ile varolur. Bu yüzden bir gül, bir gül değildir. Çünkü onlar olmadan gül yoktur.” Gülün Adı / Ortaçağ felsefesi http://www.gunesintamicinde.com/alcakgo... - Süleyman Sönmez
Rica ederim. Benim bildiğim Kaya Şahin saldırmaz, ama sabır çatlatabilir. :) - A. Selim Tuncer
"Semi'" diyelim. - A. Selim Tuncer
Kelimenin gerçek nesne olmadığına tekrar tekrar dikkati çeken Krishnamurti'yi de anmalıyım. http://www.aymavisi.org/makale... Krishnamurti: Böylelikle görüyorsunuz ki, "gül", bütün "evren" ve içindeki insanlar, eğer varsa karınız.yıldızlar, denizler, dağlar, mikroplar, atomlar, nötronlar, bu oda, kapı gerçekten oradadırlar. Şimdi, sonraki adım geliyor;... more... - Süleyman Sönmez
bence pipo. - clara glass
Ben bunu kaçırmışım. Çok iyimiş. - Fatih Bektaş
İyi bulmuşsun valla, kaynağı ne? - A. Selim Tuncer
Buluntunun kaynağını merak ediyorum hâlâ... Deniz kenarında bulmadın herhalde. :) - A. Selim Tuncer
Pardon, görmemişim. - A. Selim Tuncer
Ya ne tartışıyorsunuz ki? Adam ; 'bu bir pipo değildir' yazmışsa, he diyin gitsin... :) Evet, o bir pipo değil, sen ne dersen odur. - Emir ALP
Fuco, şəklin dərk edilməsi üçün bir kitab yazmış və hər bir şeyi izah etmiş. Amma çox anlayan da çıxmamış yenə. Çünki hər kəs Fucoyu deyil öz etmək istədiyini anlamışdır. Görünüşlə məzmunun zehinlərdəki fərqliliyini anlasılmayı növlendiriyor. Edəcək bir şey yoxdur. Fuko çox yaxşı izah etmişdir hər bir şeyi. - avatar8
Çin'in Sincan-Uygur Özerk Bölgesi başkenti Urumqi'den...
P1070376.jpg
Eğer doğru okuduysam: "Türkiye erençe giyimleri mehsus sıtış dükkani"... Yani "Türkiye erkek giyimleri özel satış dükkanı"... - A. Selim Tuncer
Bunlar nasıl oluyor? Orta Asyadan, Afrika'ya kadar bir Türkiye hayranlığı nasıl doğuyor? - Sarper Sılaoğlu
Davulun sesi uzaktan hoş geliyordur onlara, ondan böyle hayranlardır. - Üzeyir AKÇAL
Şunu kabul edelim ki, oralardan bakıldığında Türkiye hayranlığı pek hayret verici değil. - A. Selim Tuncer
Malum Doğu Türkistanlı'lar Zeytinburnu'nda yoğun yaşıyorlar,Ahmetcim Türk olarak tanımlasalar da osman batur'dan utanan bir iki kişiyle tanışmıştım,inanamamıştım. - Ali Aygün
Bu arada Osman Batur ; http://tr.wikipedia.org/wiki... - Ali Aygün
Maalesef aynen.Ağzım açık kalmıştı. - Ali Aygün
Münferit,çoğunluğu da bağlamaz muhakkak ama... - Ali Aygün
Utanmaktan farklı bir duygu olabilir o... Tedirginlik gibi. - A. Selim Tuncer
Kelimemi yazarken çok dikkatli seçtim,bende uyandırdığı intibayı yazdım ama dediğiniz gibi de olabilir. - Ali Aygün
Orada da genel bir tedirginlik var çünkü insanlarda... - A. Selim Tuncer
Sanırım bu yorum doğru değil. Arap alfabesi Uygur'un çok uzun süredir kullandığı bir alfabe... Bir ara Çinli dilcilerin katkılarıyla Latin alfabesine geçiş denemesi yapılmış, ama başarılı olmadığı için bazı revizyonlar yapılarak tekrar Arap alfabesine dönülmüş. - A. Selim Tuncer
97 Gulca kıyımından bu yana baskının şiddeti daha da artarak devam ediyor,Gulca'da yaşananların son yaşananlardan daha az olduğu söylenemez ama tedirginlik daha doğru kelime hocam,haklısınız. - Ali Aygün
Sanıyorum bu bölgede bir dönem oldukça hassas dengeler mevcuttu. Tedirginliğin nedeni büyük oranda bu olsa gerek. Sovyetler'le Çin arasında egemenlik paylaşımına sahne olan Doğu Türkistan'da bölge halkına önderlik eden unsurların tavırları da değişkenlik göstermiş, Osman Batur Hareketi başta olmak üzere bir çok hareketin sonu hüsranla sonuçlanmıştır. - Ahmet Derya Varilci
Doğu Türkistan meselesi, Sovyetler ve Çin arasındaki mücadelesiyle açıklamak yanlış olur kanaatindeyim,tarihçesi zaten çok eski bildiğiniz gibi,ikisini de aşar mücadelenin tarihi. - Ali Aygün
Rengarenk tuvallere yansıyan Gennaration - http://www.gennaration.com.tr/etkinli... (http://friendfeed.com/gennara... üzerinden)
tuval2[1].jpg
"Ben de bu sergiyi hazırlarken kolajlardan oluşan eskizler yapıyordum. Onlara biraz pentürel izlenimler vermek; gazete, dergi ve bazı grafik ögeler kullanmak istedim. Bu sırada elime geçen birkaç Gennaration’ın da bazı kelimelerini ve grafik ögelerini ön araştırmalarda kullandım. Onların bir kısmı ise tuvallere taşındı. Bu sergideki çalışmaların bir kısmı o eskizlerden oluşuyor. Eskizler zaten kolaj ve karışık teknikle çalışıldı ve tuvallere kaynaklık etti, ama tuvalde de ister istemez bir başka macera yaşadı. Tuvale aktarırken bazıları kısmen değişime uğradı. Sonra tablolara baktık ki Gennaration’ı çok sayıda tabloda kullanmışım. Bunu sonradan fark ettik. Ama ben zaten Gennaration’un güzel bir grafik öge olduğunu düşnüyorum. Görselleri ve tasarımı çok iyi. Resimlerin içinde güzel etki bırakıyor." - A. Selim Tuncer
Ali Görkem Userin: Bir gazetenin başına gelebilecek en güzel şey! - A. Selim Tuncer
'Rutin' sergisi 30 Nisan'a kadar açık. - A. Selim Tuncer
CMYLMZ gibi sesli harfleri atarak harften tasarruf etmek olmayacak şey değil, ama bunun HIBIR okunmasını nasıl engelleyeksiniz?
Ekran resmi 2011-04-24, 16.50.04.png
ATV'nin yeni haber kanalı, A Haber... - A. Selim Tuncer
of of of çok fena.. - Ömer Ekinci
Höbör - Tolga Ozek
HIBIR dergisinin yazılışı da H.B.R şeklindeydi. - Ömer Ekinci
harften tasarruf edenlerin kanal adını harf kullanmaları nasıl bir çelişkidir peki - hanım dudu
H.B.R.: Haftalık Bağımsız Rahatsız Dergi... :) - A. Selim Tuncer
sms dilini ilk araplar keşfetti - Al Percet
slm,nbr,asl örnekler çok Selim Hocam :) - Yunus Emre Yıldırım
en son HBR Maymun falan olmuştu derginin adı:) - Aycan Türk
an itibari ile canlı yayında şişire şişire anlatıyorlar ama pek de yeni bir şey yok ortada. - cash
bunu 90 yıLında çıkarsaLardı iyi bir iş oLarak tebrikLerimi gömerdim ama oLmadı. geriden geLenLer var,gericiLer var.. - CaneЯ
sosyal medya haberciliği almış başını gitmiş, ip televizyonculuğu artık hayatımıza girmeye başlamış ama bunlar kurdukları sıradan bir haber kanalında 3g digital ekranın olduğundan bahsedip Türkiye de ilk diyorlar :) afedersiniz ama buna bir iletişimci olarak kıçımla gülerim beeeeeee - cash
ayrıca bu nedir arkadaş liseli ergenler gibi '' ahbr '' yazık yaaa vallahi yazık. sonra bunlar üniversitelerdeki gençlere '' haberciliğin geldiği nokta '' isimli seminerlere giderler :) - cash
Gökten üç elma düştü; biri sana, biri bana, biri de… http://www.gennaration.com.tr/yazarla...
Resim 12.png
“En modern ofislerden en ‘maço kahvehanelere’ kadar her yerde, hepimiz aynı öykülerle heyecanlanır, umutlanır, öfkeleniriz. Öykülerden anlam çıkarır, ilham alırız. Bu öyküler bizi birbirimize bağlar.” - A. Selim Tuncer
KALP NASIL KAZANILIR?.. Bunun için kitaplar devirmenize gerek yok… PFAFF hediye ediniz kâfi… (Yayın tarihi: 1951)
pfaff.png
100 seneden beri PFAFF'la dikiş dikmek, her ev kadını için müstesna bir zevk olmuştur. Hediye kalbin anahtarıdır. Siz de karınıza bir PFAFF hediye ediniz. 10 ay taksitle satış. Türkiye Umum Vekili: OKLAR LTD. Ş. - A. Selim Tuncer
Keçmiş yazılarınızda anlayış müzakirələri oxudum çoxu səhv gəldi mənə nədənsə. Buna görə mi sizdə imtina etdiniz yazmaqdan? - avatar8
Ne demek istediğini tam olarak anlayamadım. - A. Selim Tuncer
demiş ki: Geçmiş yazılarınıza kavram tartışmaları okudum çoğu yanlış geldi bana nedense. Bu yüzden mi sizde imtina ettiniz yazmaktan? - Haki ♠
Bana da sehv gelmesi lazımdı yazmaktan imtina etmem için. :) - A. Selim Tuncer from iPhone
zetina dikiş makinesi!!! allam yaaa...pamuk prensesin makinesi:) hala duruyo:)) ha ha ...çok hoş.) - neferteti
Kireç badana devri geçti!
cbs.png
Şimdi herkes ÇBS PLASTİK BADANA boyalarını kullanıyor. (1961) - A. Selim Tuncer
çbs'nin açılımını da böylece öğrenmiş oldum - aytun
Sabunlu su ile de yıkanabiliyormuş. - A. Selim Tuncer
U. S. Route 66 ve vicdan azabı...
222.jpg
Show all
"A.B.D.'nin Ana Yolu" denilen, yaklaşık 4 bin kilometrelik tarihi U. S. Route 66'yı otomobille kat etmeyi planlamıştık geçen yıl. Washington'da Amerika'nın Sesi Radyosu'ndan dostumuz Mehmet Kavaklıoğlu'nun "Siz kafayı mı yediniz, 4 bin kilometre direksiyon sallanır mı? Hem 66 eski 66 değil!" ikazı üzerine projeden vazgeçip daha makul bir seyahat planı çizmiştik kendimize... Nedense bugünlerde Mehmet Abi, bizi bu plandan vazgeçirdiği için suçluluk duygusu yaşamaya başladı. Vicdan azabını bastırmak için de iki Route 66 plakası göndermiş bana... Burada da bizi engelleyip kendisinin gezip tozduğu Route 66 yazı ve fotoğrafları var: ¿Entiende el inglés? Pecos Bill? No? http://blogs.voanews.com/turkish... - A. Selim Tuncer
Other ways to read this feed:Feed readerFacebook