Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Melih Gökçek, Ankara'ya illaki tuhaf bir amblem çakacak! Şimdi de bu...
524243_detay.jpg
Daha önceki amblem için bir şeyler karalamıştım: Estetik değerler açısından üç bin yıllık Hitit uygarlığı mirasının yanına bile yaklaşamayan bir simge-form yaratamadıktan sonra... http://selimtuncer.blogspot.com/2005... - A. Selim Tuncer
van kedisi yahu bu !!! muhauha - gülşah
kötü yapılmış bir kafe amblemini çağrıştırdı bende - Omer Atakoglu
Yeni belediye başkan adayının vaatlerinden biri amblemi değiştireceğim olabilir. - Omer Atakoglu
Geceleri de gözler sırayla yanıp sönüyordur mutlaka! :) - A. Selim Tuncer
skandal! rezalet! kepazelik! - hafif abi
Bir de şöyle bir şey vardı: Ankara amblemi ve bir başka parlayan kış güneşi... http://selimtuncer.blogspot.com/2007... - A. Selim Tuncer
Selim bey. Ben de hemen bir GAZOZ havası estirdi. Neden? - erol erdogan
Çocukken misket oynadığın gazoz kapaklarına çok benziyor. :) - A. Selim Tuncer
Melih Gökçek tüylerimi diken diken ediyor, her zaman, her yerde, her şekilde, iyi geceler. - Omer Atakoglu
Ankara logosunda yeni tartışma: Gülen kedi http://www.radikal.com.tr/Radikal... - A. Selim Tuncer
hayatımda bu kadar uyduruk iş görmemiştim. - İpek Aral
seçmeyin bu adamı kardeşim siz de... ankara melih'i sevmiş olmalı ki başının tacı yaptı kaç senedir. yakışır valla... - Ayse Cavdar
@A. Selim Tuncer Hiç misket oyanamdım desem:)) Ama gazozu çok severdim. ULUDAĞ bulmak için sokak sokak gezerdim - erol erdogan
Kötü bir çalışma ama, değişimin gerektiğini fark etmesi de ,bozuk saatin de arada doğruyu gösterdiğini gösteriyor - Erinç Aşıcıoğlu
tanrı bizi kötü tasarımdan korusun. - baris
FİBA'yla da bir ilgisi var mı acaba Gökçek'in? http://www.fiba.com/images... - A. Selim Tuncer
berbat, iğrenç. Ankaralı olarak kendimden utandım :( - BurakÜçüncü
üst geçit, alt geçit yapacak yer kalmamış olsaki artık amblemlere odaklanmış - Gülay
hehehe gülen kedi: halk kahramanı kedimize benziyo şero yaa - aykutyoney
grafik olarak daha yaratici olabilirmis ama, Melih gökcek gibi insani degelrerden asibini almamis bir adamin sevimli bir hayvan figurunu kullanmayi dusunmesi bile önemli bence. - marko paşa
seksi Ankara... Private club gibi olmuş... - Doruktan Türker
@ozantortop, süper :-). - Serdar Öner
Ankara Logosu Nasıl Tasarlanmalı? http://www.markam.biz/ankara-... - A. Selim Tuncer
Şaka bu herhalde - Yuce Zerey
bu amblem, logo işlerinden anlamam, şu gökçeği de sevmem ama bu amblem yerine mesela başkent, Ankara falan diye anıtkabir, atatürk vb. T.C.kitchleri önerilseydi daha mı iyiydi diye de soruyorum kendi kendime... - cemil ertem
Cemil Hocam, şehirleri temsil eden mimari eserlerin amblemleştirilmesi dünyada da uygulangelen bir yöntemdir. Böyle bir tercihte de Ankara'yı temsil edebilecek tek mimari eser Anıtkabir'dir, haklısınız. Fakat Hitit güneşinin nesi vardı ki? Adamlar üç bin küsur yıl önceden Gökçek'in iki denemesini her bakımdan fersah fersah aşan formlar yaratmışlar. (Hatta karşılaştırmak bile abes.) Kuru bir inat uğruna bu sefillik niye? - A. Selim Tuncer
valla ankara için ne kadar komik bu anlamda da ne kadar sivil olursa o kadar iyi. o açıdan kedi iyidir:)) hatta sevimli yavru bur kedi olursa daha da iyi olur. o koca, ağdalı faşist bürokrasiyi ne kadar küçülten, komik duruma düşüren bir amblem olursa o kadar iyi olur. bence bu anlamda bu gökçek'in yaptığı en iyi "şeylerden" biri. benim özet görüşüm: ankarayı ne kadar komik, çizgi film durumuna düşürse o kadar iyi. - cemil ertem
Bu da bir bakış açısı, ama Gökçek'in amblemleri Ankara'nın öbür yakasından püskürtüldüğü için sadece kendini komik duruma düşürüyor. :) - A. Selim Tuncer
logo tek kelimeyle berbat olmus. bunu onaylayan juri ile ankara'nin yeni sokak tabelalarini onaylayan juri muhtemelen aynidir. ben sayet bu logonun ankara'nin kayip bir sokagindaki siradan bir cocuk parkinda kullanilmasindan bile rahatsiz olurum. ömründe ilk defa photoshop karsisina gecen birinin öyle rasgele oynarken ortaya cikardigi bir seye benziyor daha cok. teknik olarak MÜTHİŞ... more... - Naci Katırcı
Yazarı bilinmeyen bir kritik: Ankara’mızın sadece kedisi mi var arkadaşlar? Keçisi vaar, armudu vaar, birbirinden yahşi antares kuntares alışveriş merkezleri vaar. Daha ne bileyim, hak arayan işçilerin üstüne sürülen panzerleri vaar. Sadece araçların değil dalgıçların da kullanabildiği ve üstelik başka hiçbir şehirde başarılamamış keskinlikte virajları olan alt geçitleri, yetmiş günde... more... - A. Selim Tuncer
“Cats” ile ilgisi yok, benim hayal ürünüm http://www.milliyet.com.tr/-cats-i... - A. Selim Tuncer
Ankara kedisi, Nekropsi ineği | Eray Aytimur http://www.radikal.com.tr/Default... - A. Selim Tuncer
caz festivali afişi gibi - muhterem zevat
yok evinin yolu üstünde zenhalı var ordaki gözler dikkatini çekmiş galiba :) - Çağrı Çekiçel
Zenhalı? - A. Selim Tuncer
çukurambar - ümitköyde hizmet veriyorlar www.zenhali.com - Çağrı Çekiçel
Hımm, evet! Gerçekten yolunun üstünde mi? http://www.zenhali.com/ - A. Selim Tuncer
Karanlıkta gözü parlayarak varlığını belli eden Amerikan korku filmi klişeleri gibi olmuş. :=) - doxler
ankarayla ne ilgisi var - İsmailTOPARLI
Atakuleli olmayınca kedili logo yeniden gündemde... - A. Selim Tuncer
Gece kulübü amblemi gibi olmuş. Pussy cats inside... - Mehmet Gür
Bu ne muhteşem bir amblemmiş ki hülle yoluyla da olsa Sayın Gökçek peşini bırakmıyor. http://www.hurriyet.com.tr/ankara...
Ankara_amblem.jpg
BAŞKENT’in yıllardır dinmeyen tartışması kent amblemi konusunda Büyükşehir Belediye Meclisi çok tartışılacak bir kararla Ankara’nın yeni amblemini belirledi. Mahkemenin iptal ettiği Atakule ve cami figürlü amblem, üzerinde yapılan küçük değişikliklerle yeniden Meclis’e getirildi. Meclis toplantısında önergesinin okunmasının ardından üyelere kısa bir açıklama yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara’nın ambleminin daha önce mahkeme kararıyla iptal edildiğini hatırlatarak, “Şimdi, arkadaşlar yeni amblem hazırladı. Amblemdeki yıldızlarla Türk tarihini de sembolize etmiş olduk. Bu tarzda amblemimizi kabul buyurursanız, Valiliğin onayından sonra Ankara’nın amblemi olarak temsil edecek” dedi. - A. Selim Tuncer
"Melih Gökçek, Ankara'ya illaki tuhaf bir amblem çakacak! Şimdi de bu..." demiştim. http://ff.im/mpBIm Demek o kedi gözleri, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek anlamına geliyormuş. - A. Selim Tuncer
"şebeke suyunda arsenik var" iddialarına "siz asıl izmir'e bakın, onlarda daha çok arsenik var" şeklinde 3. sınıf ilkokul öğrencisi seviyesinde cevap verebilen birisinden tarihi geçmişi önemsemek gibi görece yüksek seviye gerektiren hareketleri beklemek anlamsız olurdu. o yüzden hiç şaşırmadım. - Gökhan Türkeli
Amblem güzeldir, değildir ayrı konu da mahkemenin bunu iptal edebiliyor olması kimseye garip gelmiyor mu? - Ahmet Karakurt
Tabii ki o da baska bir garabet. Yukarida baglantisini verdigim yazimda deginmistim. - A. Selim Tuncer from iPhone
seneye yukardaki yıldızları tamamlayıp Avrupa Birliği'ne gireriz inşallah! - minasedef
Üçten beşe çıkmış... Adım adım. :) - A. Selim Tuncer
Erkək və dişi halına sokmuşlar. - avatar8
Yıldızlarda,,,,,:) - avatar8
iptal kararına ulaşabileceğimiz bir link var mıdır? - [bi-taraf] ehl-i fakir
son zamanlarda belediye simgelerinin içinde hep cami minare var? - T.C. el İlah v5 Upgraded
Tabii eğer temsil yeteneği varsa amblemde cami kullanılmaz diyemeyiz. Mesela İstanbul'un amblemi salt camidir, fakat hiç yadırgamıyoruz. Oysa Ankara'daki Kocatepe Camii, bırakın temsil yeteneğini, mimari açıdan tam anlamıyla çakma bir yapıdır. Çakma logoya çakma cami! :) - A. Selim Tuncer
Yılan hikayesine dönen Ankara'nın sembolü konusunda en başa dönüldü. http://www.ntvmsnbc.com/id... - A. Selim Tuncer
(Ben Hitit Güneşi'ni daha çok beğeniyordum...) - ParaBellum
Bu topraklarda en az 7 medeniyet kurulmuş çömüş. Her medeniyet yaratıcısı halkın yaşadığı mekana önemsediği mührü vurması en doğal hakkı olduğu gibi, gelecek kuşaklar için de bırakılmış esaslı bir bilgidir. Türkiye de halkın çoğunluğu islam olduğuna göre böyle bir "mühür" (en geniş anlamıyla) bahsettiğim nedenlerle kullanılabilir. Hatta kullanılaması gerekir. Belediye, belde halkının kollektif bir yönetimidir, bu yönde bir karar alınmasını eleştirmek için bir neden göremiyorum. - [bi-taraf] ehl-i fakir
21.yyda gelişen inşaat teknolojisine rağmen hala cami denince aynı garabetleri diken zihniyetten, hatta birde bunu sembol yapan kafadan başka birşey beklemiyorum. Normalde Vedat Dalokay'ın projesi kazanmıştı ve o güzelim cami İslamabad yerine Ankara'ya yapılacaktı. Yobazlar engel oldu. Bu logo onlara çok yakışır, Gökçek'e oy veren ankaralı'ya daha çok yakışır... - Tolga Şansal
hahahaaa :D - güliz
Hitit lerin Ankara ile ne alakası var ki Danış tay bir türlü Hitit tapınağı amblemini bırakmıyor, üstelik hitit hattuşaş yani çorum iken bu ne ilgi yoksa güneşemi şeydiyorlar. Ankara kulesi ankarayı simgeliyor yoksa siz paris eyfeli bilmiyormusunuz.?:) - haberevim
Danış tay güneşe tapıyor olma lı. Başka açıkla ması yok. :) - Ozan Tortop
O ikinci logodaki Ankara kulesi göndermesi, benim gibi Kocatepe camisini eleştirenlerin gazını almak için araya sıkıştırılmış bir öge sadece. http://ff.im/LuLVV Yoksa asıl logodaki figür bariz bir kubbe... - Tolga Şansal
tolga şansal: vedat dalokay golf kulübü kurmuştu, Ankara halkı lastik ayakkabı giyip, çöpten ekmek toplarken, senin hatırına halkı çıkartalım uzaya gönderlerim ve senin tam karşına , bi tane vedat amblemi yapalım senin hatırında kırılmasın, Halkın teveccühü olan amblemleri gördüğünde de sen gözünü kapayıver. tay değil halkın dediği yönetim demokrasidir. bazıları diktatör adını kullanmak... more... - haberevim
Dalokay'ın golf kulübü kurmasıyla, hala 7.yy'dan kalma camilerin kötü kopyalarını yapan yobaz kafanın ne alakası var? Bilmiyordum böyle birşeyi. Demek ki vizyon sahibi de bir adammış. O kadar arazi talan edileceğine golf kulübü olsaymış keşke. Bugün Antalya'nın yırtınarak yapmaya çalıştığını yıllar önce görmüş adam. En çok gelir bırakan turist golf için gelen. Herşey dahile gelen adam... more... - Tolga Şansal
Benim baktığım yerden öncelikli mesele ne cami ne de Hitit güneşi... Mesele şu ki, Melih Gökçek hiç de uzmanı olmadığı bir konuda uyduruk bir amblem yaptırıyor, kendisi kararını veriyor, Belediye Meclisinden geçiriyor ve bunu da koca şehre dayatıyor. Mahkeme çok mu anlıyor bu işten? Hayır. Acaba hangi bilirkişiden uzman görüşü alıp kararını verdi, o da belli değil. Bir uzmanlık konusu... more... - A. Selim Tuncer
Bu konuyu tıpkı yanlış işleyen ama olması gereken yerindelik denetimine benzetebiliriz. Kaldıralım, gitsin... Ne olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl kaldırıldığını hatırlıyoruzdur umarım. Çünkü bu komik işleri hatırlamayacağız yıllar sonra... - Tolga Şansal
iyi ki değiştirmişler. neydi o eskisi öyle... - Radicando Levino
Yahu bari mimar adama mimarlık tarihi öğretmeyin. Bırakın şu herşeyi biz biliyoruz kibirini. Yerli osmanlı tarzı ne? Bi tarafınızdan element uydurmayın. Hadi tuttu, yahu osmanlı mı hüküm sürüyor bu topraklarda? Bir kaç "dini yapı" göstereyim de ufkunuz açılsın bari... Buyrun: http://ff.im/LvqiB Daha çok camilerde olsun isterdim ama sizin gibiler sağolsun pek böyle çağdaş örnek yok ne yazık ki.. - Tolga Şansal
Ankara şehir ambleminde Ankara'ya anlam veren değerler yer almalı bence: Ankara Kalesi, Atatürk, TBMM, Hacı Bayram-ı Veli, Seymenler ve benim bilemediğim daha nicesi... :) - Ali Oz
Ateş dansı_ :) Cahil cesareti ve seviye konusunda müthiş örnekler sunuyorsun. Bravo, aynen devam... Bu saatte sana mimarlık tarihi anlataca halim yok ama fotoğrafını gösterdiğim (resim değil, ikisi arasındaki farkı da bir öğren mümkünse) binalara "gerzek" diyen adamın başbakanı da heykele ucube der. Bu arada 7. yy dedim, yanlış oldu aslında. Kubbe ile açıklık geçme çook daha eski.... more... - Tolga Şansal
Tamam işte sen hala osmanlıda yaşıyorsun biz Türkiye Cumhuriyeti'nde... Fark burada... Aman Ali Atatürk falan diyorsun? Ne yapıyorsun? :) - Tolga Şansal
Neden, Tolga, ben kimim ki? Tarihimin hiçbir kahramanı bana uzak değil. Atatürk'ü de, Attila İlhan'ın, Kemal Tahir'in anladığı ve anlattığı anlamda sahiplenirim, sonuna kadar... - Ali Oz
Mimar Sinan'ın devşirmeliği için de şunu yazmak istedim, çok kısa: Bence, insanın nereden geldiği önemli değildir, nerede kaldığı önemlidir. :) - Ali Oz
@Ali: Tarihçi arkadaş göre diktatör ya, o bakımdan :) Yahu en başından beri her icraatın arkasına bir islam/osmanlı kimliği yapıştırıp duran kim? Ben ne demişim? Kim olduğu, neye inandığı değil, çağdaş yapılar yapılması gerektiği. Eh o binalara ne sıfat taktığın ortadayken seninle seviye ve bilgi tartışmasına girmek nafile.... - Tolga Şansal
Bir alternatif Ankara Şehir Ambleminde Sizce hangi figürler yer almalı? Ben aklıma gelenleri birkaç yorum önce yazdım... - Ali Oz
Yahu o fotoğraflara (resim değil) sadece kilise olarak bakacak kadar at gözlüklü olduğunu bildiğim için özellikle "dini yapı" dedim. Onu bile göremeyecek kadar kapasitesiz bir adamsın. - Tolga Şansal
Yozdilden alıntı yapma ile saçmalama arasında gidip gelen, biraz farklı şeyler okuyunca küfür moduna girenlerin ayrı olarak patalojisini yapmak lazım. Gerçi U. Mustafa' şansını zorluyorsun biraz daha konuşursan bu kapasiteli arkadaşların küfürden başka maharetleri olmadığını tekrar tekrar ispatlamış olacaksın. - coder
Sayın @Tuncer, bir kaç satırlık paragrafta dikkat ç ekecek kadar uzman sözcüğü kullanmışsınız. Konu zaten uzmanlık gerektiren bir konu değil di. Hatta demokrasiyle uzmanlık birbiriyle çelişen bir şeydir. Seçimli Demokrasilerde vatandaşta eğitim düzeyi bile aranmaz. Olayın uzmanlık gerektiren bir yönü varsa o da grafikerin yeterliliğinde aranır. Amblem seçimi halkın eğilimine göre... more... - [bi-taraf] ehl-i fakir
Eğitim düzeyi aranmayan bir demokraside tercihin kalitesi ile kaygıları en azından tasarımcı formasyonu olan insanların dile getirmesinden rahatsız olan kitlenin yaklaşımı ve tepkisi ortada. Birileri bak faşiste diye atlayacak ama bazı konular seçimle olacak işler değil. Artık bize eflatun otobüsler kazandıran oylamaları geçtim, ulaşım gibi master plan üzerinden şehirciler tarafından... more... - Tolga Şansal
Şu anda tartışmaya katılacak zamanım yok. Grafik Tasarım dergisinin son sayısı için toparladığım "Teknik ve estetik değerler açısından üç bin yıllık Hitit uygarlığı mirasının yanına bile yaklaşamadıktan sonra..." başlıklı yazıyı burada olduğu gibi paylaşayım ki, meramım tam olarak anlaşılabilsin: Geçtiğimiz günlerde gündeme bir Ankara haberi düştü: Başkentin yıllardır dinmeyen... more... - A. Selim Tuncer
Elinize sağlık. Müthiş yazı olmuş... - Tolga Şansal
Bu da başka bir bakış açısı... Engin Ardıç: Ankara'nın amblemi yoktur ve olamaz http://www.sabah.com.tr/Yazarla... - A. Selim Tuncer
:) - avatar8
Melih Bey ve Belediye Meclisi kendisine iyi bir eğlence buldu. Şimdi de "bıyıklı kedi"... http://www.ensonhaber.com/ankaran... - A. Selim Tuncer
Bıyıklı kedi'ye de böyle spam yakışırdı. Hoş oldu doğrusu. - Ozan Tortop
:) Evet, bıyıklı kedi deyince çok yakışmıştı, ama yine de ben sileyim onu. - A. Selim Tuncer
TRT Reklam Kuşağı (1990) - http://alkislarlayasiyorum.com/icerik...
Ben de o zamanlar otuzlu yaşlarında bir delikanlıydım. :))) - A. Selim Tuncer
Ajansınızı (kötüye) kullanma kılavuzu | Erol Batislam http://batislam.blogspot.com/2011...
Resim 21.png
"Bir insanın bir diğer insanı anlaması küçük çaplı bir mucizeyken, bir kurumun bir diğerini anlaması ve ortak amaçlara doğru birlikte çalışması mümkün müdür? Reklamveren – ajans ilişkileri, yıllar içinde değişerek başka bir şeye dönüştü. Ancak ağırlıkla bir saygı ve güven erozyonundan bahsedebiliriz. Elbette ajansların da kendilerini geliştirmek ve sorumluluk almak konusunda sütten çıkmış ak kaşık olmadıklarını biliyoruz. Durumu daha da kötüleştirelim ne dersiniz? Bir reklamveren olarak ajansınızdan verim almanızı engelleyecek garantili yollar arıyorsanız(!) aşağıdaki önerileri harfiyyen yerine getirmeniz gerekli..." - A. Selim Tuncer
"Suyun ısındı Şevket!"
Resim 19.png
"Suyunuzu Arçelik ısıtsın" (1981) - A. Selim Tuncer
| Şifrenin şifresinin şifresi! http://selimtuncer.blogspot.com/2011...
key_f.jpg
Melih Altınok, bugün Taraf gazetesindeki köşesinde, Karl Marx’ın, “Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i” isimli kitabında farklı bir bağlamın örneği olarak yazdığı bir paragrafı alıntılayınca uzun süredir notlarım arasında yer alan, fakat elimin değmediği bir konuyu hatırlattı bana... Hazır Marx’ın bu isabetli örneği önümüze düşmüşken biz de konuya kısa bir giriş yapabiliriz diye düşündüm. - A. Selim Tuncer
Alıntının bir bölümü şu: “Yeni bir dil öğrenen kişi de acemiliğinde her sözü önce anadiline çevirir; oysa ancak hafızasında anadilini yoklamaksızın yeni dilin içinde devindiğinde, o dilin içindeyken, içine doğmuş olduğu dili unuttuğunda, yeni dilin ruhunu ele geçirebilecek, o dilin içinde özgürce söz üretebilecektir.” - A. Selim Tuncer
Çocuklar, konuşmayı öğrenmeden önce marka logolarını öğrenecek yakında... - Uğur Özmen
Hocam, zaten öğreniyorlar! - A. Selim Tuncer
Yeni bir Avropa dili Türkiyədə ezberlenir, qətiliklə öyrənilməz. Türkiyədə yaşayan bir insan ingilizceye yalnız əzbərləyə, öyrənə bilməz. Qərbdə mədəniyyətlərin çoxu müştərək heç olmasa bir-birinə yaxın. Marksın dediyi buralarada çoxda tətbiq oluna bilər deyil. Yəni Avropadakı şərtlərə sizin ölkənizdə çatmaq olmaz. - avatar8
Ölkə aydınlarınızın ən böyük səhvi avrupa medeniyetlerindeki keçişləri sizdə də birə bir tətbiq sanmaları. Çox aydınınız olduqca komiklik edir bu mövzuda. Onların kökləri ilə sizinkilər ayrı. Padşahlarının xarici qadınların bədənlərinə sahib olmuş ruhlarına deyil. - avatar8
okumadan beğendim:)) hımm bi ara okuyacam ama:)).) - neferteti
Okumadan beğendim, okuyunca beğenmedim. :) - A. Selim Tuncer
Bəyənənlər ümumiyyətlə oxumazlar adətən. Onlar məzmunu hiss edərlər ümumiyyətlə. - avatar8
Çocukların konuşmayı öğrenmeden önce marka logolarını öğrenmeleri, dijital oyun piyasasında gizli reklamların çok artmasını sağlayacak. Oyunlar ucuzlayacak... Lakin... - Uğur Özmen
Lisan öyrənərkən heç bir zaman "langue" öyrənə bilməzsiniz, əgər öğereneceğiniz mədəniyyətlə qaynaşmadıysanız. Öyrəndiniz yalnız "parole" olacaq. Əzbərdən anlıq vəziyyətlərdən kənara gidilemez. Yəni bir müsəlmanın öyrəndiyi ingilizce sada qaydalardan irəliyə keçə bilməz. Yaxın mədəniyyətlərdə (fransız ın ingiliscə öyrənməsi) vəziyyət daha ümidli tabe, mədəni kodları çox yaxın çünki.... more... - avatar8
"Bir dil sistemi kavramlara açılan şifrelerden (code) oluşur." Əslində kod dan çox zehində saxlanılması imiclər var milyonlarla. Duyusal imiclər. Çoxu səs və görünüş. Bunlar arasında təhsillə və sorgulayarak yaranmış sistemli əlaqələr var. Hər mədəniyyətdə və hər məsləkə fərqli sistemlər var. Fransız həkimin ixtisas yönlü imicləri və sistemiylə Türk həkimin ixtisas yönlü imicləri və... more... - avatar8
Faucault da dilin fərqli "discourse" ların qurulması olaraq söyləyir həmçinin, bənzəyir şeylər yəni. - avatar8
Önce şifreler, sonra bunların açılmasıyla (decoding) ortaya çıkan kavramlar... İmajlar, sesler... - A. Selim Tuncer
okumadan beğenmemin nedeni:) beğendiklerim sayfamda kalıyor:)hoca şirin:)vakit bulunca, bi ara okuyom:) - neferteti
allam yaa...sorunu belirlemiş çözümü tüketmişsin bide:) hımm.. çocuk niye anadilini öğrensin büyürken sadece misal baba dili de olsun:)) o dem ne olcak peki? elma, önce apple a sonra la pomme mı dönüşecek?? hımmm....bu bir ironi? yada tek bir dil öğretilsin dünyanın her yerinde dünya dili ing. yerine:)) dünya dili, tüm dil terminilojisinden sözcükler alınarak kurulsun:) dünyalı tek bi lisan kullansın!! valla! muhteşem! tek tanrı-tek dil!!!ha ha ...çok hoş:) - neferteti
Məsələn Kürdlər mübarizələrini Türkçe istifadə edərək etmək məcburiyyətindədirlər. Çünki Kürtçenin Langue'sinde mübarizə Code'u yox. Ümumiyyətlə kürtçe bir ağı dil. Mübarizə dili Türkçe, Türk mədəniyyətindəki Chalange Türkcəyə yanısımış vəziyyətdə. - avatar8
"It is a doctrine of Chomskyan linguistics that the syntax of a natural language is so complex, yet picked up by the learning infant so quickly, that we have to postulate an innate universal grammar, or disposition to select only certain forms as grammatical out of the theoretical possibilities." - avatar8
Chomsky kuramlarını sık değiştirmekle itham edilse de, dil yetisinin a priori olarak doğuştan geldiği şeklindeki görüşlerine kendimi çok yakın hissederim. - A. Selim Tuncer
:) - avatar8
Yəni Türklərin 16 dənə imperatorluq kurmalarının dil bacarığı olduğunu da qəbul edirsən? - avatar8
Bunun Chomsky'yle bir ilgisini kuramadım. - A. Selim Tuncer
"Generative grammar, a linguistic theory that attempts to describe a native speaker's tacit grammatical knowledge by a system of rules that in an explicit and well-defined way specify all of the well-formed, or grammatical, sentences of a language while excluding all ungrammatical, or impossible, sentences.",, - avatar8
Dil isə layihə, qayda və istifadədən ibarətdir (Hjelmslev). Qayda cəmiyyətin həyata baxışını təşkil edir bir baxıma.(Lacan) Qayda default gəlirsə doğuşdan yəni, cəmiyyətin dünyaya baxış tərzi onun mədəni ideallarını yaradır nəticə olaraq. - avatar8
Tamam, ama "doğuştan gelen cəmiyyətin həyata baxışını təşkil edir bir qayda"dan değil, "doğuştan gelen biyolojik bir yetenek"ten (an innate biological endowment), "doğuştan olan bir dilbilgisel sistem"den söz edebiliriz. Chomsky bu nedenle "evrensel bir gramer"e vurgu yapar. Bu yeti genetik olduğu, yani kültürel olmadığı için ırksal da değildir. Ancak bu, dillerin gelişmesinin kültürden bağımsız olduğu anlamına gelmez tabii. - A. Selim Tuncer
avatar'in iddiasina gore, turkce'de (kuralli cumleler icin) nesneyi fiilin sonuna degil de onune koymak turklerin sonda soylenecek sozu basta soyleme karakteristiginden mi kaynaklaniyor? - DaisyNeeuQ
Lacan və Chomsky birlikdə irdelenmesi gərək bu bir. İkincisi əvvəl Generative Grammer sonra Universal Grammer. - avatar8
DaisyNeeuQ, nümunə versene ingilizce ilə müqayisəli. - avatar8
Mesele şu: Chomsky'nin sözünü ettiği doğuştan getirdiğimiz dilbilgisel sistemle konuştuğumuz dil farklı şeyler. Chomsky şu iddiada bulunur; eğer evrim sürecinde kazandığımız ve doğuştan getirdiğimiz dil yetisi olmasaydı dil öğrenemez ve konuşamazdık. Bu yeti biyolojik olarak istisnasız tüm insanlarda genetik olarak vardır. Ve bunun ırksal bir yanı da yoktur. - A. Selim Tuncer from iPhone
ama iste chomsky'nin sozunu ettigi seyle alakali degil, hayata bakisla alakali olan bagini kastettim sorarken. ling kokunden tureyen adlandirisiyla dilden bahsediyorsak, tamam. evet ilk insandan beridir iletisim kurmak ihtiyac. ama o degil de dunya duzeninde varolan ve halihazirda konusulmakta olan dilbilgisi kurallari olan dillerden bahsediyorsak baska yere gidiyor. - DaisyNeeuQ
avatar simdi gordum sorunu, mesela turkce altyazili filmleri dusun. once altyaziyi okudugunda genellikle yonetmenin de senaristin de bazen kullanmak istedikleri taktigi hic ediyorsun. zira orada adam kiza mesela 'i love...' diye baslarken kizin bakisinda bir umut varsa, turkce ceksen ayni sahneyi aptalca olur zira 'ben ayse'yi...' diye baslar kizin tokadiyla biter. - DaisyNeeuQ
@Daisy; benim yorumum sana değil, avatar'a cevaptı zaten. Senin soruna gelince, derinlemesine bir bilgim yok, fakat etnik özelliklerin dile yansıması ya da dilin toplumun duygu, düşünce ve davranışlarını etkilemesi mümkün ve doğal görünüyor bana. - A. Selim Tuncer
Bu arada, Chomsky "evrensel gramer" derken daha yukarıdan bakıyor meseleye. Yani yüklem başta veya sonda olsun, ona göre evrensel ortak ilkeleri etkilemiyor bu durum. - A. Selim Tuncer
irksal yani yoktur ama o dedigi iletisim kanalidir benim anladigim, yani lisan olarak dil degil. lisan olarak dil yetisi tum insanlarda olsa mesela neferteti anadili babadili muhabbeti etmez, anadili derken aslinda temel, oz, main vs kastedildigini de bilirdi. bu feed altinda diye ornek veriyorum bu arada satasmak icin degil.:) her neyse, iletisim kurma yetisine hemen hepimiz tamamizdir... more... - DaisyNeeuQ
Avatar'ın başka bir şey demeye çalıştığı ortada da, demeye çalıştığı şeyle Chomsky'nin kuramı arasında bir ilişki yok bence. Bu Chomsky'den: "Dil yetisini, iki konumdan birine ayarlanabilecek anahtarlar dizisinden oluşan bir anahtar kutusuyla bağlantılı olan bir tür girift ve karmaşık ağ sistemi olarak düşünebiliriz. Anahtarlar şu ya da bu şekilde ayarlanmadıkça sistem işlemez.... more... - A. Selim Tuncer
anahtarlarin su ya da bu sekilde ayarlanmasi, dilbilgisi kurallari edinilmis bir dile isaret etmiyor mu? - DaisyNeeuQ
ve benim de dedigim, dil derken iki ayri seyden bahsettigimiz. yerlesik ulus dilleri veya iletisim duzenlemeleri. iletisim duzenlemesi dedigim de tecrubeyle sabitlenmis, bazen sadece birtakim seslere dayali iletisimler. ama bunlar birer lisan degil. - DaisyNeeuQ
:) - avatar8
medeni sistemde bir dilden bahsediyorsak, bu oncelikle bir yerlesiklik ister. bu onun ulusalligini dogurur, irkini belirler. yoksa bana kalsa sahiden esperanto ogrenelim hepimiz ne fark eder. - DaisyNeeuQ
@Daisy; galiba şunu karıştırıyoruz, doğuştan getirdiğimiz dil yetisi dil değil, sadece bir yeti, 'default' bir sistem. Bu yeti, içine doğduğumuz dili konuşmamazı sağlıyor. Dilin kendisini belirlemiyor bu, eğer öyle olsaydı gerçekten hepimiz aynı dili konuşurduk. - A. Selim Tuncer
Burada qayda deyilən bir şəkildə stil, tərz. Layihə isə Chomsky sonradan dediyi Universal Grammer, yəni bütün insanlarda ortaq olan bacarıq .. Yazıları oxuyub cavab verəcəyəm .. - avatar8
Sen cevabını hazırlarken şunu söylemiş olayım, belki yararı olur: "Evrensel gramer" doğuştan getirdiğimiz ortak dil yetisinin bir sonucu, yani bir sebep, bir "bacarıq" değil. Dil yetisi, ortak bir sistem olduğu için, ister istemez "evrensel bir dilbilgisi" yaratmış oluyor. Yani, "evrensel dilbilgisi" insan dilinin ortak ve genel ilkelerini saptamakta, diller bazında küçük ayrıntılara girmemektedir. - A. Selim Tuncer
"Lacan thought that Freud's ideas of "slips of the tongue," jokes, and the interpretation of dreams all emphasized the agency of language in subjective constitution. In "The Agency of the Letter in the Unconscious, or Reason Since Freud," he proposes that "the unconscious is structured like a language." The unconscious is not a primitive or archetypal part of the mind separate from the... more... - avatar8
selim bey iste ben de diyorum ki, icine dogdugunuz dilin kurallari sizin konustugunuz dili olusturur. o yuklem-nesne ornegini de bu nedenle verdim en basta. default olarak gelen sadece iletisim kurmaktir, icine dogdugumuz dil bu teoride sadece bir mecburiyettir. veya soyle soyliyim, (agiz yoluyla) konusmak ihtiyaclar hiyerarsisinde ilk basamaklarda degildir. degildi diyelim, yine bu... more... - DaisyNeeuQ
:) - avatar8
Daisy; iletişim deyince çok genelleştirmiş oluyorsun, dil iletişimin alt başlığıdır ve biz konuşulan dilden söz ediyoruz. Chomsky'nin sözünü ettiği de konuşulan dil ve bu dille ilgili doğuştan getirdiğimiz dil yetisi... Yüklem-nesne örneğinle ilgili yukarıda bir şeyler söyledim, daha fazlasına aklım yetmiyor. :) - A. Selim Tuncer
her yol ulusa cikiyor globalizmde kavramin tam tersine. insanlar neredeyse calistiklari sirketin adini soyadi olarak kullanacaklar. dunya duzeni bu boyuttayken, chomsky'yi inanin sizin kadar severim ama her alanda da yetisip gecerli aciklamalar yapmasini beklemiyorum. dili ise eger onun yorumuyla hareket edersek, icine dogdugumuz sey olarak anadili veya okulda ogrendigimiz diller... more... - DaisyNeeuQ
Chomsky'nin asıl uzmanlığı dilciliği, senin sevdiğin (tabii benim de) yönleri ise diğer entellektüel faaliyetlerini oluşturuyor. :) http://tr.wikipedia.org/wiki... - A. Selim Tuncer
avatar8; o İngilizce cümleden ne anladığını kısaca özetleyebilir misin? Hangi argümanına destek veriyor mesela? - A. Selim Tuncer
"The "collective unconscious" is the part of the collective psyche that is unconscious, the other parts being consciousness of the perceptible world and consciousness itself. The collective unconscious is different from and in addition to the personal unconscious in that it is a stratum of reality that "does not derive from personal experience and is not a personal acquisition but is inborn...universal...[and] more or less the same everywhere and in all individuals." (Jung, 1934 [1948]).", - avatar8
"Mesele şu: Chomsky'nin sözünü ettiği doğuştan getirdiğimiz dilbilgisel sistemle konuştuğumuz dil farklı şeyler. Chomsky şu iddiada bulunur; eğer evrim sürecinde kazandığımız ve doğuştan getirdiğimiz dil yetisi olmasaydı dil öğrenemez ve konuşamazdık. Bu yeti biyolojik olarak istisnasız tüm insanlarda genetik olarak vardır. Ve bunun ırksal bir yanı da yoktur. - A. Selim Tuncer " ,,,,,Yəni belə bir şey deməsinə nə ehtiyac var? Ən azındadan 3000 ildən bəri bilinən bir şey bu. - avatar8
avatar, katiliyorum selim bey'e, aciklasana. - DaisyNeeuQ
," he proposes that "the unconscious is structured like a language." LACAN - avatar8
Hayır 3 bin yıldır bilinen bir şey değil bu. Chomsky'den önce hakim olan davranışçı kuram, bunun tam tersini savunur, dilin alışkanlık ve becerilerden oluşan bir sistem olduğunu söyler. Eğer Platon'un her şeyi doğuştan getirdiğimiz savını saymazsak... :) - A. Selim Tuncer
Lacan Jungdan götürmə etdiyini söyləyə, etibar itkisindən qorxur mənə görə. Lacan və Junq birlikdə düşünəndə Chomsky demək istədikləri ortaya çıxır. - avatar8
Ayrıca Chomsky konusunu açan ben değilim, sensin. Aslında bu yazıyla da ilgisi yok Chomsky'nin kuramının. - A. Selim Tuncer
Ya hər şeyi Pluton və Stoacılar söyləmiş zatən. Bunlar sonradan Saussere daxil mövzuları toparlamışlar. - avatar8
"Aslında bu yazıyla da ilgisi yok Chomsky'nin kuramının. - A. Selim Tuncer,",,,:-) - avatar8
avatar8; "bilinçaltı dili" ile bu konuyu birbirine karıştırma, o bence bambaşka bir konu ve Chomsky'nin dilbilim kuramıyla hiç ilgisi yok. O bir dil, bizim konuştuğumuz dilden farklı bir dil, Chomsky'nin dediği ise bir sistem. - A. Selim Tuncer
Layihə (Design) herkesde ortaq yəni Chomsky Universal dediyi mövzu. Qaydalar stil Generative dediyi Chomskynin. Kulanım da Parole retorik yəni. Stil hər millətə xas doğuşdan gəlir Junga görə, Freyd və Lacana görə sonradan meydana gəlir. Amma Lacan burada şüur xaricini dil olaraq söyləyən ilk adam dünyada. - avatar8
Generative Grammer, Finite set of formal rules that will produce all the grammatical sentences of a language. The idea of a generative grammar was first definitively articulated by Noam Chomsky in Syntactic Structures (1957). The generative grammarian's task is ideally not just to define the interrelation of elements in a particular language, but also to characterize universal grammar —... more... - avatar8
The generative grammarian's task is ideally not just to define the interrelation of elements in a particular language,,,,,,,,,,,,,,,,,,, but also to characterize universal grammar,,,,,,,,,Britannica Concise Encyclopedia:,,,,,,, - avatar8
İndi razılaşdıq sanaram. - avatar8
- DaisyNeeuQ təşəkkürlər. - avatar8
Yukarıdaki alıntılarında benim açımdan tartışılacak bir şey yok. Lacan dili aynı zamanda toplum, kültür ve aile düzeni olarak ele almıyor mu? Bireyin oluşumundaki etkileri bakımından bunun da tartışılacak bir tarafı yok. Ancak dillerle kavimler arasında ayrışmaz bir yapışıklık durumunu benimseyemiyorum. Nitekim, bugün dünyada birçok kavmin biyolojik atalarının dilini kullanmadığını biliyoruz. Gözümüzün önündeki en güncel örnek de ABD'nin zencileri... - A. Selim Tuncer
Dil yalnız danışılan bir şey deyil ki. Bədən dili də var. Əhəmiyyətlidir bu ən az konuşulan dil qədər. İkinci dili hər kəs konuşabir əhəmiyyətli deyil. Amma Hindlinin ingiliscə konuşması nə qədər komiktir bilərsən sanaram. - avatar8
Tabii ki var, ama bir de beden diline girmeyelim şimdi. :) Hintli'nin İngilizce konuşması aslında kendi içinde baktığında komik değil. Bunun bize komik gelmesi, standardın İngiliz İngilizcesi olarak kabul edilmesinden kaynaklanır. Mesela senin konuşman da komik değil, ama standardı İstanbul Türkçesi olarak benimsersen komik gelir. Nitekim Karslı'nın, Diyarbakırlı'nın, Manisalı'nın da... - A. Selim Tuncer
Dil bir ekspressiondır, və expression olan hər şey dildir. Və stillər default gəlir. Bunu çoxu deməyə qorxar bu çağda amma belə. Ekspression olan hər şey dildir yəni. - avatar8
Bədən dili dedikdə konuşmayalım dedin, amma zenci ingiliscə danışarkən bədəninə baksana afrka dilini konuşuyor hər halıyla. Mahnı oxuyarkən izlesene zenci qadınları afrkalı kimi rəqs edərək mahnı söyləyirlər. Üzünü görməyinə ehtiyac yoxdur səsini dinle anlarsan zenci olduğunu. Sevişərkən belə afrikalı bunlar. :) Ekspresyondaki stil əhəmiyyətli yəni, hətta GENRE si millətini ələ verər ümumiyyətlə. - avatar8
E, Teksaslı da başka türlü konuşuyor, bu karakter farklılıkları temel meseleleri değiştirmez. Ayrıca dilin bir 'expression' olduğunu söylemekten niye korkulsun, anlayamadım. Korkacak bir şey yok, ama biz beden dilini değil, konuşulan dili tartışıyoruz. Çeşitli başka diller var, evet. - A. Selim Tuncer
"Və stillər default gəlir. Bunu çoxu deməyə qorxar bu çağda amma belə",, - avatar8
Expression genresi (stil paradiqması bir yerdə) default gəlir yəni. - avatar8
"avatar'in iddiasina gore, turkce'de (kuralli cumleler icin) nesneyi fiilin sonuna degil de onune koymak turklerin sonda soylenecek sozu basta soyleme karakteristiginden mi kaynaklaniyor? - DaisyNeeuQ" Başqa dillərdə bilmirəm amma konkret olana öncəlik tanıyırıq deyəsən, hərəkətdən çox. I love you, yerinə səni sevirəm. - avatar8
Daisy, Türk prioriteti obyektə, ingilis isə prioriteti hərəkətə verir sanaram. Türk sonrasında hərəkətlə oynaya bilər, ingilislər obyekt ilə oynaya bilər. Yəni fərqli flexibilitelərə malikdirlər. - avatar8
Zatən ağıllı şeylərin ilkinı çox vaxt qadınlar. Bəli dil quruluşuna görə davranış formlərin əmələ gəlir. Yəni dilin içindəki şüurlu dil bilgisi qaydalarına görə. Həyat stilin dilin qaydalarına görə əmələ gəlir. Mən daha ümumi bir şey oxuyurdum daisy sən hadisəni olduqca praktik bir hala gətirdin. Dil stilinin default gəlib gəlməməsindən daha əhəmiyyətli bu. Kimsede qarşı çıxa bilməz bu görüşə sanki, deyil mi Səlim qardaş. - avatar8
Avatar Qardaş, benim itirazım kavimlerle konuştukları diller arasında ayrılmaz bir bağ olduğu düşüncesine yönelik. Ben böyle bir bağ olduğunu düşünmüyorum. Eğer öyle olsaydı her dil ailesini kullananların birbirleriyle en azından akraba olması lazımdı ki, bu yönde bilimsel olarak kanıtlanmış bir bilgi yok elimizde. Mesela aynı dil ailesinden (Hint-Avrupa) olan Farsça'yı konuşanlarla... more... - A. Selim Tuncer
Robert Ornstein’ın “Sağduyu” isimli kitabıyla ilgili bir tanıtım yazısından, ideogramların sağ beyne hitap ettiğini öğreniyoruz: “En son gelişmelerin bizi getirdiği nokta özetle, sağ yarımkürenin dünyaya genel bir bakış atmamızı sağladığı, yani bağlamı oluşturduğu; sol yarımkürenin ise detayları anlamlandırdığı, yani metni ortaya koyduğu şeklinde. Bu iki işlev arasındaki fark, yazı... more... - A. Selim Tuncer
Tədricən yaxınlaşmağa başladıq. - avatar8
"Logo, bir görsel kod olarak, marka ve ürünün yaşattığı deneyim ve haz algısının ‘tetikleyicisi’ olarak yine vazgeçilmez bir konum kazanıyor. Logodan kurtulmak pek de kolay değil…” ,,,,,,,,,,Logo mədəni bir anladı, expression. Bir simvolik işarə. Marketinq də bir aksesura. Markanın cəmi mövqeyi içində yeri ola bilər də olmaya bilər də. Əlaqə məhdud köhnə dünyada əhəmiyyətli idi. İndi nə... more... - avatar8
Bu yorumun niçin burada yapıldığını anlamadım, ama yine de bir izahat yapayım. Öncelikle logonun ne olduğu üzerinde bir anlaşmaya varırsak işimiz daha kolay olur. Verdiğin örnek üzerinden gidelim; Marlboro, m, a, r, l, b, o, r, o seslerini karşılayan işaretlerle oluşturulmuş ve kavrama (markaya) yönlendiren yeni bir kombinasyon, bu işaretlerin oluşturduğu yeni bir formdur. Ve özgün bir... more... - A. Selim Tuncer
Aslında yukarıdaki alıntıyı yaptığın yazıda daha geniş bir izahat var: Yazıya aktarılışı bakımından diller, fonografik ve ideografik diller olarak ikiye ayrılırlar. Dünyada Çin, Japon, Kore ve Tayvan dilleri dışındakilerin tamamı fonografik dillerdir. Yani anlamsız ses birimlerini (fonem) simgeleyen anlamsız işaretlerin (harf) yan yana gelmesiyle anlamlı sözcükler oluşturularak yazılan... more... - A. Selim Tuncer
(Sənin verdiyin link də şərh ediləcək iştirak görə bilmədim, həmçinin bura da çox səhv deyil sanki.) Loqo və ad markanın iki fərqli birləşməsi. Logo isə simvola qarşılıq gəlir. Martın qardaş də logo deyərkən simvolu nəzərdə tutur sanaram. Yox sen logo simvol, sloqan, USP və rənglərini də ehtiva edər deyirsənsə, kafalar bir az qarışır amma olmaz diyemem. Amma bu var marka həyəcanı ilə... more... - avatar8
Marka bir arzu obyekti olmağa davam etmək üçün məhsulun ehtiyacı olan ifadə səyləri. Bu səyin tək yolu marketinq ilə kütləni həyəcanlandırmaq lazımdır. Formalar isə bu həyəcanlandırmaq vasitələridir. Həyat həyəcanı üçün sex arzusunun da bir forma ehtiyacı olduğu kimi. Sexe aid formaların belə dəyişdiyi yerdə logo bəlkə yox olmaz amma şəkli dəyişə bilər deyək. - avatar8
Zehnin kommunikasiya üçün 3 ayrı funksiyası vard. Qəbul, anlama və izah etmə. Qəbul formaları isə hər mədəniyyətdə və hər insanda kiçik fərqliliklərlə dəyişər. Nəticə olaraq dəyişir. Tam olaraq eyni deyil yəni. Qəbul prosesi isə qabiliyyətə görə çox dəyişər. Çünki algılarken xalq zehninin anlamaq qisimini çalıştırmazken,özünə görə olduğu kimi refleksel olaraq qəbul edərkən, bir üst... more... - avatar8
Mesele pek karmaşık değil, markaların ses kodları olduğu gibi görsel kodları da olur, logo görsel koddur. Lindstrom, bu tezini ileri sürerken benim de itiraz etmediğim markanın başka göstergelerinin önemine işaret ediyor aslında. Sadece biraz haddini aşarak logonun öldüğünü (ve gereksizliğini) ifade ediyor. Oysa diğer göstergelerle logo arasında çok bariz fark var. Mesela renk de bir... more... - A. Selim Tuncer
Lindstrom'un başqa göstəricilər dediyinə əcəba, yazarsan daha dəqiq aydın ola bilər. - avatar8
Kendi ağzından: “Coca Cola şişesinin hikayesi, marka inşa sürecinde oldukça etkili. Teoride tüm markalar bu testi geçebilmeli. O zaman ilke olarak logonuzu markanızdan ayırdığınızda hâlâ anlaşılabiliyor olmalı, di mi? Bu sorunun cevabına zaman harcamaya değer. Logonun bu kadar parlatılması bir yandan da risklerini beraberinde taşıyor. En azından, diğer marka oluşturma potansiyellerini... more... - A. Selim Tuncer
Şimdi size bir soru: Lindstrom’ın yukarıdaki tavsiyeleri karşısında mı hayretler içinde kalırsınız, yoksa bunları duyup hayretler içinde kalanları gördüğünüzde mi? Kabul edelim ki, Lindstrom önemli bir adam, ama onun önemi yüz yılı aşkın bir süredir bilinen ve birçok marka tarafından uygulanan gerçekleri yeniden önümüze sürmesi değil, üç yılını ve 7 milyon dolar parasını harcayarak... more... - A. Selim Tuncer
Melih Cılga: Lindstrom’un “Markanızı parçalayın” ya da “Logonuzu öldürme vakti geldi” diyerek ifade ettiği yaklaşım, yeni bir iletişim kuramı falan değil, düpedüz bir “kampanya sloganı” aslında... Tüketiciye yönelik değil de, iletişim profesyonellerine yönelik “kampanya sloganı” olur mu? Eğer yeni kitabınızı ve onunla birlikte yıllardır devam eden devasa araştırma yatırımını bir paket... more... - A. Selim Tuncer
Tərs ne varki bunda? Səhv olan bir şey görə bilmədim. Logoyu yox et demir digər komponentlər də dəyər ver deyir. (İlk şərhə cavab verirəm başqalarını oxumadım.) - avatar8
Onda bir şey yok, ama bunda var: “Logonuzu kaldırırsanız, geriye ne kalır? Bu soru çok önemlidir, çünkü bir marka logosundan kat kat büyüktür. Geri kalan unsurların size ait olduğu kolayca anlaşılabiliyor mu? Markanızı parçalama felsefesi tüketicilerle her olası temas noktasına, markanın imajını oluşturma ve koruma mantığıyla yaklaşır. Görüntüler, sesler, dokunma hissi ve metin gibi... more... - A. Selim Tuncer
“Logoyu diri diri gömmek!” http://selimtuncer.blogspot.com/2009... - A. Selim Tuncer
Bu yazıların hamısını oxuyacağam ciddi bir şəkildə. Amma sonra, yeni geldim xaricdən. Ancaq öz marka anlayışımız izah edim indi burda, sırası gəlmişkən. - avatar8
Marka yı xalqın özü edər əslində, Tanrıyı etdikləri kimi. Əhəmiyyətli olan xalqla əlaqələrin sonuna qədər dəyərləndirilməsi dir. Bunun üçün para, vaxt və ağıl yatırtmaq lazımdır. Yəni heç bir logo elementi dayatmayla benimsetilemez. - avatar8
Yasaklama lar Tanrıyı öldürmez məsələn. Məsələn qəribə gələcək amma, Türk ordusu öz halına bırakılsa ölçək bir marka idi, amma bu anda anket sorğuları nə deyir-desin Türk ordusu yüksələn bir marka. Təbii ki, bu mövzuda müzakirə etmək istəmirəm yalnız fikrimi söylədim. - avatar8
Bir məhsulun marka olduğunun başa düşülməsi xalqın o marka üçün nə qədər fədakarlıq etdiyi ilə müəyyən olar məsələn. - avatar8
Kızlar avaz avaz qışqırır larsa Tarkan üçün tənqidçilər nə qədər eleştirirlerse tənqidin Tarkana ziyan verə bilməzlər. Təbii Tarkan tənqidlərə də qulaq vermək məcburiyyətindədir da. Yəni demək istədiyim marka xalqla inteqrasiya olunmaq məcburiyyətində və xalqın yaratdığı bir marka olmaq məcburiyyətindədir. - avatar8
Zaz da logosuz bir markadır məsələn, bu tərəfdən də baxa bilər sin. http://www.youtube.com/watch... - avatar8
:) - avatar8
Oxudum hamısını. Anladığım qədəriylə sən beş duyunun da iştirakıyla bir marka tanıtım faktı yaratabileceğinizi, Lindstrom isə görseli və səsi olmadan da yalnız 3 duyunun təsirli olduğu bir markanın tanıdıla biləcəyini iddia edir yanılır bilirəmmi? - avatar8
Və ya Linstrom bu üç duyu üzərinə bir az çoxca yönəlmək lazım olduğunu izah edir. Bu üç duyu da vizual və səs yanında laqeyd edilməsin deyir. Başqa bir baxımdan baxınca da belə anlaşılır. - avatar8
Duyular bir işarə anlayışı çağırırlar zehində tamam. Lakin mən çox inanmıram bu duyu işinin bu qədər abartılmasına. Araba qoxusu yalnız bir detal. Araba təzə dəri qoxacaq deyə həvəs lenebilir insan amma ondan ötəri kimsə araba almaz məsələn. :) - avatar8
Təbii IPhone ni sırf toplantı sırasında masanın üzərinə qoyub loqosunu göstərmək istəyirsiniz doğru. Masanın üstünə qoymaq içində də IPhone alarsınız tamam. Amma loqosu gözəl bir yeyilmiş alma deyə almazsınız. Logonun gücünü edilən marketinqin gücü təyin edər. Logonun gücü öz başına bir şey deyil. - avatar8
Lindstrom beş duyunun da devrede olması gerektiğini söylüyor, benim de buna bir itirazım yok. Her duyu zihne açılan ve işaretleri içeriye alan bir kapıdır, ama hepsinin gücünün ve etkisinin aynı oranda olduğunu söylemek mümkün değildir. Bence göz ve kulak başı çeker. Göze hitap eden logonun (görsel kodun) gücü de elbette kendi başına bir şey değildir. Fakat bu, ses kodu için de geçerlidir. Sonuçta gösteren-gösteren ilişkisinin sağlam bir biçimde kurulması pazarlama iletişimin gücü ve başarısına bağlıdır. - A. Selim Tuncer
Işarə edilənin gücü işarə edənin fiziki gücündən mi gelir? - avatar8
Məncə xeyr. Işarə edilənin güclü olması ancaq həssas bir nöqtəyə toxunmaqla olar. Işarə edən fiziki gücsüz ola bilər amma əsaslı bir nöqtəyə dokunmuşdur. Yəni romantik bir yeri oyandırmışdır. Işarə edərkən olduğu contex işarə edilənin fərqli bir contexde qəbul edilməsinə səbəb ola bilər. - avatar8
Bi də Time'ın bu adamı önə çıxarması onun gücündən çox onun güclü edilmək edilməsində qaynaqlana. Bu nöqtədə tərs küncə yatmamak lazım. - avatar8
Duyular contente daha çox bir formalar. Content olmayan formalar yeni dünyada çox cəlbedici deyil artıq. Conceptional markaları ön planda artıq. Ediləcək kommunikasiya işinin logo bir parcası olmaq məcburiyyətində. Və logo duyusal bir gösterimde çox emosional bir content yüklü olmalıdır. Və ən əhəmiyyətlisi logo öz contexini içində daşımalıdır. - avatar8
Duyular duyurmaya fayda, yalnız eşitdirmək üçün faydalanılır. Amma marka duyğulandırmak(emotional) üçün lazımdır. Yəni Martin bəy duyuları tamamilə conseptional iletişme keçən dünyada bir az şişirtmiş. Ona da Time sanki çanaq tutur. Duyular ancaq gerçək mənada arzu markası olmayan ehtiyac markaları üçün etibarlı ola bilər. Məsələn discount məhsulları üçün duyular etibarlı. Duyu ucuzluq... more... - avatar8
Yəni yeni dünyada hekayə yazıçılar logo designerlarından daha çox qazanacaq. Məncə məsələnin bu tərəfi daha əhəmiyyətli. :) - avatar8
"Her duyu zihne açılan ve işaretleri içeriye alan bir kapıdır, ama hepsinin gücünün ve etkisinin aynı oranda olduğunu söylemek mümkün değildir. Bence göz ve kulak başı çeker.",,,,,,,,,,,,,Vizual kodun təsirli olmasın səbəbi praktik olmasından qaynaqlanır bir baxıma. Insanla hər yerdən kolaylıkla ünsiyyətə geçilebiliyor. Səs isə gurultu ye səbəb oluyor. Sıra ilə digərləri isə atdığın daş... more... - avatar8
Məsələn Google əlindəki imkanlarla duyğuları yaratmaq üçün hər an loqosunu necə dəyişdirir. Vizual duyurmaya fayda yalnız. Vizualin içinə hər gün bir hekayə yazmaq məcburiyyətindəsən.:)) - avatar8
Marka mövqe təyin etmədə ən əhəmiyyətli şey, bir şeydən imtina etdiyi də yoxluq (Absence) dan ötəri fərqini hiss etdiyin şeylər kaybetiklerinden əhəmiyyətlidirsə imtina et. - avatar8
Endamınızın bu hoş ahengini muhafaza etmek için banyo ve lavabonuzda alelâde beyaz sabun yerine PURO Tuvalet Sabunu kullanınız.
Ekran resmi 2011-09-06, 12.52.30.png
Hususi bir formülle imal edilen PURO, cildinizi temizler ve besler, kırışıklıkları yok eder, teninize bir kadife yumuşaklığı, bir çiçek tazeliği verir, sizi daha GENÇ, daha CAZİP ve daha GÜZEL yapar… (İlan tarihi: Eylül 1951) - A. Selim Tuncer
Sabunda sabunmuş hani:) - Arzu (the) Cihangir
Öncesi var mı bilmem, ama "kadife yumuşaklığında ve çiçek tazeliğinde ten" en azından altmış yıldır kullanımda demektir. :) GENÇ, CAZİP ve GÜZEL de... - A. Selim Tuncer
Bu arada, endamı hoş olmayanların bunu muhafaza etmek gibi bir dertleri olmayacağına göre alelâde beyaz sabun kullanmaya devam edebilirler! :) - A. Selim Tuncer
türk kızlarının kendilerini prenses görme tribi en azından altmış yıldır kullanımda da denebilir. - DaisyNeeuQ
Ben sabunun adına takıldım:) - Arzu (the) Cihangir
Sen bu sabunu görmedin mi? Ben sanki yakın zamana (15-20 yıl öncesine) kadar vardı diye hatırlıyorum. Yanılabilirim. - A. Selim Tuncer
Ərəb sabunu istifadə edə sanaram o, bilə bilməz ondan.. - avatar8
Bir de o sarı çizgi çok anlamlı:) - Arzu (the) Cihangir
Qadının ayaq işarə barmağı baş barmağından daha uzun. Demekki qadın avropalı. - avatar8
Pure= Puro, biraz ahmaxça. " tuvalet sabunu %100 saftır", pure yəni. - avatar8
Və hədəf kütləsi yalnız manken bədənli olanlar. Sabun mövcud bədənin halını mühafizə edir, gözəl bir bədən meydana gəlməsinə yardımçı ola bilmir. - avatar8
| Yeter ki adaletin terazisi şaşmasın! http://selimtuncer.blogspot.com/2011...
adalet_s1.jpg
İstanbul Adalet Sarayı “Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en modern adliyesi” olarak tanımlanıyor. Yaklaşık 250 milyon lira keşif bedeliyle ihale edilen yeni adliye binası, 343 bin metrekare (nerdeyse 60 futbol sahası büyüklüğünde) inşaat alanından oluşuyor. Hadi birkaç rakam daha aktaralım: Yeni adliye binasında 457 adet tuvalet, 48 yürüyen merdiven, 450 kişilik bir konferans salonu, 93 asansör, 450 yangın çıkışı ve 83 bin metrekare otopark yer alıyor. Adalet Sarayı’nın içinde ise 350 duruşma salonunun dışında, yemekhane, kafeterya, kütüphane, kreş, konferans salonu, postane, banka şubeleri, nüfus memurluğu, lostra, kuaför salonu, jimnastik salonu ve sağlık ünitesi gibi bölümlerin de yer alması planlanıyormuş. İnşaatında ise 37 bin ton demir, 260 bin metreküp beton kullanılmış. - A. Selim Tuncer
350 duruşma salonu ha? - Mustafa Baştuğ
Dikkatinizi çekmek istediğimi husus, fotoğraf cep telefonuyla çekildiği için okumakta güçlük çekeceğinizi düşündüğüm, kırmızı çember içine alınmış olan “İstanbul Adalet Sarayı” yazısı... Pirinç kutu harflerle doğrudan taş kaplama yüzeyin üzerine uygulanmış bu yazıyla ne alıp veremediğim olabilir ki? İzah etmeden önce, fotoğrafta iyi algılanmadığı için binanın dijital perspektifi üzerine simüle ettiğim yazıya bir kez daha bakalım. - A. Selim Tuncer
Adalet Sarayı, hem de istanbul =) - yedi
ilk aklıma gelen adalet sistemimizin her zamankinden daha 'geniş' olacağı. 40 tilki kuyruğuna basmadan koşar bunun içinde - yedi
İyi ki artık geçmiyorum önünden... http://optumbay.blogspot.com/2010... :) - alirizaesin from iPhone
ne silahlı çatışmalar olur orada şimdi. kan davaları falan... medya yetişebilecek mi o kadar büyük binada? :P - Emrah Gunduz
ah evet. yazının font'u böylem'olur türküsü. - filo
| Mimari, endüstriyel tasarım, basın, sinema ve... Disiplinler arasında yalpalayan grafik tasarımı! http://selimtuncer.blogspot.com/2008... - A. Selim Tuncer
tüketimi kolay lokma olan ürünlerde marka ve logo ön plana çıkarılması gereken ana unsur olmasına karşın, maddi tüketimden çok manevi tüketimin olduğu ve kolay lokma olmayan büyük eserlerde bu unsur, daha geri planda yerini alır. - filo
Örnek? Mesela bir Mercedes otomobil küçük lokma mıdır? - A. Selim Tuncer
Türkiye'de adalet yok iken bu büyüklüğün neyi temsil ettiğine anlayamıyorum. - Can Vurkır
evet - filo
Bu durumda büyük lokma olarak nerdeyse sadece mimari yapılar kalıyor. Tabii ki mimari yapılarda logo-ürün arasındaki oran zeytinyağındaki gibi olamaz. - A. Selim Tuncer
haşmet babaoğlu dedi ki bir programda, bu kadar büyük bir kültür merkezi yapılsaydı, bu kadar büyük bir adalet sarayına gerek kalmayabilirdi. - Onur Kotra
aslında marka konusu da yanlış ezber edimiştir. marka logoyla, amblemle, işaretle, maskot ya da ikonalarla yürümez. marka, ürünün kendisiyle özdeşleşme demektir. mesela selpak bir marka olmasına rağmen, tüm kullancılar marketten bi selpak verir misiniz der. marketçi de ona mesela nova verir ! neyse bu bilgi dağarcığımı sergiledikten sonra konuya geliim: ben de tam ondan bahsediyordum.... more... - filo
Adelet sarayı dediğin böyle olur:) tams aray olmuş vallahi:D dediğiniz gibi adelet de şaşmazsa işte oz aman bu rakamların anlamı olur... - Kemal ONUR
@filo, mesele burada grafik tasarımın mimari tasarımın organik bir parçası olması gerektiğidir. - A. Selim Tuncer
@selim, tasarım denilen şey gereklilik kipinden hareket etmez. - filo
Grafik tasarım ve mimariden çok adalet konuşasımız varmış! :))) - A. Selim Tuncer
"Bir mimari eserde, o eserin fonksiyonlarına göre çeşitli grafik unsurlar yer alabilir; bir apartmansa adı, bir alışveriş veya iş merkeziyse yine adı ve tüm yönlendirme panoları, mağazaysa tüm ‘branding’ uygulamaları gibi... Dediğim gibi, buralardaki grafik ihtiyaçları doğru bir biçimde karşılamayı bir mimardan elbette beklemeyelim, ama işin ağır yükünü ve çözümü grafik tasarımcıya da... more... - A. Selim Tuncer
Osman Tülü (blogda) yazdı: Yazınızı çok beğendim. Dünyada artık grafik tasarımcı + mimar, grafik tasarımcı + endüstriyel tasarımcı birliktelikleri konuşulurken bu kadar küçük bir ayrıntıyı bile düşünememek olacak şey değil. Bu binanın iç yönlendirme tabelaları da Arial ile mevcut yere göre condensed (daraltılmış) veya expanded (genişletilmiş) ile yazılacağından şüphe duymamak gerekir. - A. Selim Tuncer
Barınmak dışında bir fonksiyonu olan müstakil binalar düşünülürken “her yönüyle düşünülebiliyor olmalı”ya çok güzel bir örnek olmuş bu. Çok büyük ve gözden kaçırılması mümkün olmayan ve temsil ettiği değerleri anlamında da her kaygıyı hak eden bir örnek. Estetik kaygılar en başta; “iyi, güzel, doğru” anlamında estetik en başta ( http://www.gennaration.com.tr/dosya... ). Binaların... more... - alirizaesin
umarım bunu bir kaç on yıl içinde tiyatroya çeviririz - yedi
Tiyatro yaptığımızda da işi tabelacıya bırakmayalım ama... :) - A. Selim Tuncer
Acı olan malesef ki bu kadar büyük bri adalet sarayına ihtiyacımız olması... - Cem Yener (ElmaSuyu.Net)
Bu da mimari açıdan bir eleştiri: "Vasat bir tasarım, oransız bir kütle, berbat bir renk... Heybetli cüsseleri ile cesurca, dimdik ayakta durabilen diğer anıtsal binalar gibi değil. Tam tersine çirkin kütlesinin farkında olan, etrafındaki hiçbir şeyle ilişkiye geçemeyen, boz renkli utangaç bir dev gibi Çağlayan’ın ortasına çöreklenmiş. Arkasını İstanbul’daki en önemli tarihi anıtlardan... more... - A. Selim Tuncer
Hocam iyi ki burnunuzu sokmuşsunuz. O kadar haklısınız ki, yorum yazmadan geçmek istemedim. - İlter Kalkancı
dunyanin en buyuk adalet saray!ina sahip olmak gururlanilacak degil utanilacak bir gercek. dunyanin en buyuk konser salonu, dunyanin en buyuk tiyatro sahnesi, dunyanin en buyuk sinema salonu... bunlar olacak once. her onunden gectigimde kafami ceviriyorum bu garip egolarin garip binasina - Önder Eren from iPhone
@İlter Kalkancı; teşekkür ederim. - A. Selim Tuncer
erdemcapar (blogda) yazdı: yazınızı google'da "adalet" görseli aratırken buldum, grafiker, ressam, vs değilim ama tipografiye büyük hayranlık duyan biri olarak keyifle okudum yazınızı. ellerinize sağlık. tamamen haklısınız, fotoğraflara bakarken fark ettim, o yazı, yazının yeri falan iğrenç. yakından bakarsak harfler arasındaki boşluklarda da dengesizlik çıkar, eminim. - A. Selim Tuncer
tasarımı konusunda es geçilmemesi gereken bir nokta daha var: cezaevi araçları, kapı alçak olduğundan binanın içindeki otoparka giriş yapamıyor.nakillerin ise içerden yapılması planlandığından bu büyük bir sorun çıkardı. - pulsarınritmi
Saraylarin adaletinden Allah korusun.... - Jericho!
canım ya...adaletin binası var kendisi yok olcak sonunda:) valla:)gidişat onu gösteriyo :)cık...cık...hiç hoş deil.) - neferteti
Bakkalınızdan hakiki VİTA'yı ısrarla isteyiniz.
Ekran resmi 2011-08-16, 16.12.44.png
VİTA yemeğin lezzeti midenin dostudur (1961) - A. Selim Tuncer
“Yerli ışık evin nurudur”
Ekran resmi 2011-08-10, 17.32.36.png
General Electric: Bol ışık verir, fazla dayanır. (Yayımlandığı tarih: 1951) - A. Selim Tuncer
| Mehmet mi Tayyip mi?
"Bir çocuğun doğup, büyüyüp gelişmesiyle bir markanın yaşadığı süreçler arasında benzerlikler kurmak mümkündür. Peki, yeni doğan bebeklere verilen isimlerle marka isimleri arasında bir ilinti, bir benzerlik yok mu?" - A. Selim Tuncer
insanlarda ismi yücelten ve popülerleştiren kişilikler ve kişinin ismini ön plana çıkaracak başarıları ise markalarda da aynı bağlama yönelik benzeştirme yapılabilir belki de. - çağlar
Tabii... Etkileşimli bir süreç. İskender'i İskender yapan kimdir biliyoruz, Şaban'ı kim Şaban yaptı acaba? :) - A. Selim Tuncer
Bu yazını yalnız səni tənqid etmək üçün, etdiyin əsas səhvləri göstərmək üçün ətraflı araşdıracağam, oldumu? - avatar8
Niçin olmasın? Ben de görmüş olurum sehvlerimi. - A. Selim Tuncer
"Hep yazıyoruz; her marka ismi; fonetik yapısı, anlamı ve çağrışımlarıyla markanın kimliğini ve tüm değerlerini temsil eder/etmelidir.",,,,,Bu ifadə ilə ad və marka arasında concrete bir istinad olması lazımdır şəklində anlaşılıyor. Amma marka adı yalnız bir "sound image" olması kifayətdir və bu ada elastiklik təmin edər, adın marka ilə əlaqəsi arbitrary və conventional olması daha uyğun olar .. - avatar8
Ne demek istediğini tam olarak anlayabildim mi, bilmiyorum. Fakat, en azından yukarıdaki ifadede ad ile marka arasında 'concrete' bir istinat olduğunu kastetmiyorum. Bu, süreç sonunda ses imgesi ve kavramın eşleşmesi sonucu oluşan bir gerçekliktir. - A. Selim Tuncer
Google, Canon, Amazon, Nokia, Blackberry məsələn bu anlayışa necə uyğun gəlir? - avatar8
Marka adı kim nə deyirsə desin marka şəxsiyyətindən müstəqil bir şey. Qaydaları öz içində etibarlı. Fonetik quruluşu, bir mənası varmış kimi mənalı duruşu, 3 heca keçməməsi, absurd olmaması kimi .. - avatar8
Bu durumu birçok yazımda dile getirdim. Sözlükteki bir ismi marka ismi olarak benimsemek, o isme yeni bir anlam daha eklemek demektir. Bu, benimsediğim bir yöntem olmamakla birlikte Türkiye'de ve dünyada örnekleri çoktur. Bunların tamamının başarılı bir marka göstereni olabilmesi için markanın çok fazla güçlenmesi gerekir. Aksi halde, sözlüklerden devşirilen ve başka nesnelerin isimleri... more... - A. Selim Tuncer
Marka adı marka dəyərlərini təmsil etməz. Marka adı sadəcə signifier, yəni "sound image" o sadəcə anlayışa göndərmə edir. Marka adı məhsula deyil marka anlayışına göndərmə edir sadəcə. - avatar8
Marka şəxsiyyətinin güclü olması lazımdır, mümkünsə markalı adının çox dar olması daha seçim səbəbi. İntension və extensionu az olmalıdır mümkün mərtəbə. Kafayı karıştırmaması lazım - avatar8
Starbucks məsələn. - avatar8
"Temsil etmek" konusunda anlaştığımıza emin misin? Temsil, simge, sembol... http://en.wikipedia.org/wiki... Yani, "marka adı sadəcə signifier, yəni 'sound image' o sadəcə anlayışa göndərmə edir. Marka adı məhsula deyil marka anlayışına göndərmə edir sadəcə." - A. Selim Tuncer
"Temsil etmek",belirgin özellikleriyle yansıtmak, sembolü olmak: - avatar8
Burada "temsil etmek", "simgelemek" anlamında kullanılmıştır. Başka birçok anlamı var, biri de bu... - A. Selim Tuncer
Mən tərsini deyirəm, marka adı qətiliklə təmsil etməməli deyirəm. Arbitrary yəni. :) - avatar8
"Temsil etmek" gibi çok anlamlı bir sözcüğü kullanmakla hata etmiş olduğumu anlıyorum. Gerçi bağlamdan anlaşılması lazımdı. Senin dediğin anlamda bir temsil yok burada... Bu konuda gösterenle gösterilen arasında bir nedenlilik ilişkisi olmadığını savunduğumu çok iyi biliyorsun. "Blackberry" marka adıyla "blackberry" arasında o anlamda bir münasebet olmadığı gibi, "blackberry" ismiyle "blackberry" meyvesi arasında da bir illiyet ilişkisi yoktur tabii ki. - A. Selim Tuncer
Marka adı tamamilə arbitrary olmalı, tək bildiyim o. O bir səs təsiri, bəzi qaydalar nəzdində doğru olmalıdır hamısı o qədər. Mümkün olduğu qədər də marka konseptinde uzaq olmalı, məcburi olmamaq üçün. Bəzi şeylər çoxu insana tərs bilirəm amma göstərici elmin qaydaları belə tələb edir. Çox insanın anlaması çətin hətta qeyri-mümkün. Senle səbəbsiz mübahisəsini etdiyimiz üçün açdım mövzunu. Marka adının içlemi çox olmalıdır deyə bir feedin var idi bu görüşə katılıyorsa o da səhv olur deyil mi? - avatar8
Blackberry də ki black sözündən ötəri illiyet var bir az. Berry də illiyet yox tamam. - avatar8
"Black"le "black" arasında nasıl bir illiyet var? :) İçlem-kaplam hiyerarşisiyle illiyet birbirinden bağımsız konular. Diğer söylediklerine ise katılıyorum. Hatta katılmaktan öte bunu defalarca yazdım: http://www.gennaration.com.tr/yazarla... - A. Selim Tuncer
Black ikinci dəfə istifadə edilir, daha əvvəl black qəbul edilmiş. koyu renkli berry üçün təkrar istifadə qəsdli bir seçim var bu səfər, arbitrary deyil yəni bu səfər. - avatar8
"Screwdriver" kimi. - avatar8
"İçlem-kaplam hiyerarşisiyle illiyet birbirinden bağımsız konular." ,,,,,,,Marka adının yenə markanı təmsil etməsi xatırlatması ilə əlaqədar. Mən isə marka adının ola bildiyi qədər marka konseptinde uzaqlaşması lazım olduğunu söyləyirəm. - avatar8
“Göstergenin nedensizliğine ilişkin temel ilke her dilde kesinkes nedensiz, daha açık bir deyişle nedeni olmayan göstergelerle görece nedensizlik taşıyan göstergeleri birbirinden ayırmamızı önlemez. Göstergelerin ancak bir bölümü salt nedensizdir; öbür göstergelerde, nedensizliği ortadan kaldırmamakla birlikte, onda dereceler ayırt etmemizi sağlayan bir olgu işe karışır: Gösterge görece... more... - A. Selim Tuncer
Nəticə olaraq məhsul mərkəzli, məhsulu və ya irəlidə meydana gəlməsi düşünülən marka anlayışına (konseptine) uyğun qoyulacaq adlar fövqəladə risklidir. Coca - Cola belə elədir. Coca_Cola bir qola (dərman) deyil, qola olaraq satılmaz. Alan qola almaq üçün almaz. - avatar8
Coca Cola isminin o barajı çoktan aştığını söyleyebiliriz, ama dediklerin temel olarak doğru. Yukarıda bağlantısını verdiğim yazıda [http://www.gennaration.com.tr/yazarla...] ben de bunu savunuyorum zaten. - A. Selim Tuncer
Yazıda iştirak etmədiğim bir nöqtə yoxdur, eline sağlık. Yalnız belə də deyə bilərdin həmçinin, bir markaya ad vermək o adın nə olmayacaqını təyin etməkdir nə olacaqını deyil. - avatar8
Teşekkür ederim. - A. Selim Tuncer
Afrikalı komşum | Eyüp Can http://www.radikal.com.tr/Default...
Resim 18.png
Pek üzerinde durulmadı ama hafta başı Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez çok önemli bir kampanya başlattı. 
Bu yıl ramazan ayını ‘komşuluk yılı’ ilan etti. 
‘Komşuluk seferberliği’ ilan ederken yaptığı yorum çok dikkat çekiciydi. 
Hepimizin defalarca duyduğu “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisini küresel bir bakış açısıyla yorumladı. 
Doğrusu ben bu hadisin bu yorumuna daha önce rastlamamıştım. 
Hele de Diyanet gibi yıllarca lokal ve geleneksel bir zihniyetle yönetilen bir kurumdan böylesine golabal bir bakış açısını hiç beklemiyordum. 
Şaşırdığımı itiraf etmeliyim… - A. Selim Tuncer
Komşuluk kavramına dini bir anlam yüklemeden önce modern zamanların komşuluk kavramına dikkat çekiyor Görmez: 
“Günümüzde teknolojik imkânlar mesafeleri ortadan kaldırdığı için uzak komşularımız bize yakın olmuş, yine, büyük kentlerde yatay komşuluk dikey komşuluğa dönüşmüş ve komşuluk kavramını değiştirmiştir. Buna bağlı olarak da bize yeni sorumluluklar yüklemiştir. Bu nedenle modern zamanların yeni bir komşuluk konseptine ihtiyacı var. Çağa, modern metropollere yeni bir komşuluk aşısı kaçınılmazdır.” - A. Selim Tuncer
GENNARATION (AZ), YAZ 2011 http://gennaration.az/
Resim 14.png
"Gennaration Genna Baku reklam agentliyi tərəfindən nəşr edilən rüblük reklam qəzetinin və eyni funksiyanı yerinə yetirən saytın adıdır. Əsas məqsədi reklam nəzəriyyəsi və praktikası ilə oxucuları tanış etmək, dünyadan və ölkəmizdən reklam xəbərləri verməkdir. Genna Baku müştərilərinin, həmkarlarının və dostlarının məqalələrinə yer verilən Gennaration-da, bunlarla yanaşı, agentlik qrupundan yazarların da diqqətəlayiq yazılarını oxumaq mümkündür." - A. Selim Tuncer
Kötülük | Ahmet Altan http://www.taraf.com.tr/ahmet-a...
Resim 3.png
Tabiatın en önemli varlığı insandır, tabiatın başka hiçbir veçhesinde görülmeyen özellikler insanoğlunun sırtına yüklenmiştir. İnsanı çıkartıp geri kalanına baktığınızda şaşırtıcı derecede “basit” bir döngünün “vahşet” üzerinden döndüğünü görürsünüz. Hayvanların ve bitkilerin varlığında büyük bir estetik yaratıcılık vardır ama o estetiğe uygun bir derinlik yoktur. Yaratıcının, “zanaatkarlığının” eseridir insanın dışında kalan tabiat. Ama insan, yaratıcının “dehasının” görkemli yansımasıdır. Paletindeki renkleri hayvanlar ve bitkiler için cömertçe kullanmış, yedi renk ve iki çizgiden muhteşem bir görsellik yaratmıştır. İnsanı yaratırken ise “görsellikten” ziyade “derinliğe” önem vermiş, “ruhunu” insanın zihnine üfleyerek, evrenin sonsuz karmaşasını küçücük bir insanın zihnine yerleştirmiş, neredeyse bütün bir evreni insan ruhunun içine sığdırmıştır. Tabiatın belki de en gösterişsiz, en çelimsiz, en dayanıksız yaratığı, bu zayıf bedende bütün bir evreni taşır. İnsan kadar zaaflı ve... more... - A. Selim Tuncer
“İnançlı” olduğuna iman eden bir insan, yeterince “inançlı” bulmadığı insanları öldürmeye koyulmuş, bu en büyük günahı bir “sevap” sanmaya başlamış, ağzını dayadığı “iyiliğin” berrak sularından bir anda kan içer olmuş. Ahlak için “ahlaksızları”, iyilik için “kötüleri” cezalandıracağım derken ahlaksızlığın ve kötülüğün uçurumlarına düşmüş. Evrenin kötülük kasırgaları içindeki o güvenli... more... - A. Selim Tuncer
Biz bu zayıf bedende bütün bir evreni, semai bir karmaşayı, cennetle cehennem kadar görkemli zıtlıkları taşıyoruz, bu hayat denen imtihanda en güvenli sandığımız zeminler bile kaygandır, en sağlam sandığımız bağlar bile zayıftır, iyilikler bile büyük kötülükler yaratır. Panzehirin bile zehre dönüşebildiği bu kâinatta, sahip olduğumuz en büyük güç, bize “Ben kimseden daha iyi, kimseden daha haklı, kimseden daha güçlü değilim” dedirten tevazudur, onu kaybettiğimizde hepimiz birer katil oluruz. - A. Selim Tuncer
Niyə kimsə bəyənməmiş əcəba? - avatar8
Sen dahil! :))) - A. Selim Tuncer
Immerse yourself in the news first thing every weekday morning. Know all about it. (Cape Times gazetesi, Cape Town)
Resim 3.png
Resim 4.png
Show all
| Olayın dışında kalmak, olayın içine dalmaktan daha iyidir http://selimtuncer.blogspot.com/2009... - A. Selim Tuncer
Bir mucize! Alman Tempo tazyikli otomatik tencereleri...
Resim 6.png
İlan tarihi 1951... Sonraları buna "düdüklü tencere" demişiz! :) - A. Selim Tuncer
Harika. Eski reklamlara bayiliyorum. Dedemin eski mecmualarinda hep reklamlarin oldugu kisimlar ilgimi cekerdi. "Siz de bir tane aliniz" Simdiler de "Haydi sen de kap" diyorlar... - borga from FFHound(roid)!
"Reklam gülü" vefat etti, mekanı cennet olsun. http://www.cnnturk.com/2011...
Ekran resmi 2011-06-30, 14.45.06.png
Bugünlerde unutuldu, bir zamanlar Hulki Aktunç’un “reklam gülü” dillerden düşmezdi. Doğrusu, hepimiz de yararlandık bundan. Ona göre reklam, hem “doğru” hem de “güzel” olmalıydı. Evet, “doğru-çirkin”, “yanlış-güzel” ve “yanlış-çirkin” reklamlarla da karşılaşabiliyorduk, ama esas olan bir reklamın “doğru-güzel” kriterlerine uymasıydı. Şimdilerde “reklam gülü” o kadar unutulmuş ki, Google’da kaydına bile rastlayamadım. Belki de reklamın kuramsal altyapısıyla ilgilenenlerin sayısı azaldı. http://www.gennaration.com.tr/yazarla... - A. Selim Tuncer
Ahmet Altan'dan tarihe geçecek bir savunma... http://m.milliyet.com.tr/NewsDet...
Ekran resmi 2011-06-10, 09.14.37.png
"Sayın Yargıç, beni buraya, hapse atılmamı isteyerek gönderen adam, bu ülkeye çok yararlı hizmetleri olmuş, değerli bir adamdır. Kendisi de sıkıntı çekmiş, yargılanmış, hapis yatmış biridir. Benim hapsedilmemi isteyen adam, bu ülkenin başbakanıdır. Çeşitli acılar, zulümler, düşmanlıklar, yenilgiler görmüş, hepsinin altından kalkabilmiş bir adamdır. Ne yazık ki yenilgiler karşısında güçlü duran nice insan, zaferlerin ağırlığını taşıyamamış, sarsılmış, yolunu şaşırmış ve kendi galibiyetiyle yaralanmıştır. Benim hapsedilmemi isteyen bir zamanların mahkumu, şimdinin başbakanı da kendi galibiyetinin yaralarını taşıyor bugün. Bir zamanlar şiir okuduğu için sistemin efendileri tarafından hapsedilmiş bir kurbanın, kendisi iktidara geldiğinde yazarların hapsedilmesini isteyen birine dönüşmesi, o adamın geçtiği yollarda yaşadığı yenilgilerden değil, zaferlerden dolayı yolunu şaşırdığını gösterir." - A. Selim Tuncer
yormayinbeni +1. - DaisyNeeuQ
Bravo valla sayın Altan'ı tebrik ederim! - Hamza Şamlıoğlu @TEAkolik
"Sokaklarda henüz kitap yakmamayı, Başbakan’ın roman okumamasına mı borçlu olacağız?" bu lafa bittim - İrfan
"koyun koyunaydık beni tepti deseymiş... neyse umarım adil bir karar verilir sevmesem de onu sevmemem yapılan bir saçmalığa göz yummamı gerektirmez, bir çoğunuzun yaptığının aksine... - yormayinbeni",,,,,,,,,,,,,,, - avatar8
Adama sonunda Men dərəsinin ruhu keçdi, birlikdəkilərin tammamını yaxacaq bu gedişlə. - avatar8
Ak partiye neden oy vermeyeceğim, yazısının arkaplanını şimdi anladık - [bi-taraf] ehl-i fakir
ah canım, "hayırlı solcum" benim:) memişleri açıp, leydi Godivadan bi haber, müslüme doğru koşma, memişleri göstermek müslüme barışı deil, seksi çağrıştırır şapacak seni, demedik mi? dedik, dinlemedinn aahhhh...ah o kafannn ahh!!! ha ha...ne hoş türküdür:) - neferteti
Tüm seçim analizleri bir yana Oya Baydar'ın bu yazısı bir yana: Değişimi okumak, dönüşümü başarmak http://www.t24.com.tr/oya-bay...
"Ne zamandır yazmak istediğim bir konuydu; AKP’nin iktidar yıpranmasına bile uğramadan oyların yüzde 50’sini alarak kazandığı seçim zaferi bir yandan, 'Ne olacak bu solun hali' sorusunun gündeme oturması öte yandan, yazı kendini adeta dayattı. Bir ahkâm kesme yazısı değil; hep yenilgiye mahkûm müzmin muhalif psikolojisinden sıyrılıp, şöyle bir gevşeyip birlikte düşünme ihtiyacının ürünü bir arayış yazısı bu..." - A. Selim Tuncer
Solcular dəyişmədən bəhs edərlər amma nə günümüzdə nə də əvvəllər dəyişmə nə olduğunu necə olacağını qavraya bilməzlər. Oya da yüzelsel bir yazı yazmış. Googledan baxdım köhnə əhəmiyyətli bir solcuymuş, o zaman nəyi doğru bilmiş ki bu gün doğrunu təxmin edəcək. Dəyişiklik xaricdən söykəmə ilə reallaşır dünyada, yazıq xalqlar isə bu dəyişikliyə özlərinin səbəb olduğunu sanır, çox acı. - avatar8
Değişimi yönetmek | Bekir Ağırdır http://www.t24.com.tr/bekir-a... - A. Selim Tuncer
| “Kötü haber, getireni mahveder!” http://selimtuncer.blogspot.com/2011...
firtina(f).jpg
Bir Pazar günü kilisede herkes huşu içinde rahibin vaazını dinlemektedir. Rahip, yağmurun canlılar için ne büyük bir rahmet olduğunu anlatmaktadır. Bu arada ön sıralarda oturan bir adamın, her “Tanrı’nın rahmeti...” lafını duyduğunda yüzünü buruşturduğu fark eder rahip. Bunun üzerine vaazın konusunu değiştirip hırsızlığın kötülüğünden bahsetmeye başlar. Fakat ön sırada oturan adamın yine canının sıkıldığını, yüzünü buruşturduğunu görür. Rahip, vaazın sonunda ise başkasının karısına kötü gözle bakmanın ne kadar ayıp ve günah olduğunu, bunu yapanların öbür dünyada şiddetle cezalandırılacaklarını anlatır. Ama ne görsün; her bahiste canı sıkılan, yüzünü buruşturan adamın dudaklarına birden neşeli bir gülümseme yerleşir. Bu durum rahibin dikkatini çektiği için vaaz sonunda adamı yanına çağırarak bu tuhaf hareketlerinin nedenini sorar. - A. Selim Tuncer
"Tam da beklediğim yazı geldi" diyebilirim. Dijital oyun üreticileri “Oyunlarda reklamın azalacağı” iddiasında bulunduklarında, bunları söylemek istemiştim. Sadace http://ugurozmen.com/bilisim... kadarını yazabildim. Şuur altına işleyecek logolar ile öyle güzel reklam yapılır ki... Nike'ın logosu, savaşçının ayakkabısının arkasındaki kanatlarla uyum içinde olur.... more... - Uğur Özmen
Sigaracıların yaptıklarını düşünelim Uğur Hocam, marka işaretlerini marka adı ve logoları kadar güçlü hale getirdiğinizde imkanlar alabildiğine genişliyor tabii ki. - A. Selim Tuncer
| Yemek tarifi yapmak, kokuları tasarlamaktır http://selimtuncer.blogspot.com/2010...
Resim 16.png
Kokuların kod olma özelliğiyle ilgili olarak daha önce “Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu!” [http://selimtuncer.blogspot.com/2009...] başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Devletşah Özcan’nın, Selva’nın “Bizim Usul Makarna” [http://www.bizimusulmakarna.com/] projesi için yaptığı yemek tarifi programında da aynı konuyu biraz daha genişlettik. Devletşah hamsili makarna, ben de "kokular ve kodlar” gevezeliği yaptım. Tabii bir de domates doğradım. Aşağıda ister videoyu izleyebilir ister sohbetin büyük bölümünün deşifresini okuyabilirsiniz. - A. Selim Tuncer
Aslında tat dediğimiz şey, beş altı çeşit bir şey... Bilim adamlarının bulgularıyla ortaya çıkan tat sayısı çok sınırlı... Ekşi, tatlı, acı, yakıcı falan gibi, böyle beş altı tane tat var. Ama koku dediğimiz şey belki milyonlarca... Çok fazla koku var. Ve aslında yemekleri şöyle konumlandırabiliriz: Tat, artı koku, eşittir lezzet. Aslında lezzetle tadı farklı anlamlarda kullanıyorum... more... - A. Selim Tuncer
Hangi evde yetişiyorsak, hangi kültür ortamında yetişiyorsak, o kültür ortamına ait kokularla haşır neşir oluruz ve aynen dili öğreniyor gibi öğreniriz kokuları... Ve bunlar zihnimize yerleşir. Aynı zamanda da kokular bir şifre olma özelliği taşır. Yani, nasıl elma sözcüğü, bir kod olarak bizim zihnimizdeki elma kavramını açıyorsa, -ki onun içinde ne büyük bir dünya vardır değil mi,... more... - A. Selim Tuncer
Evet, üç tane kokuyla sen, yepyeni bir tasarım yapıyorsun. Aslında yemek tarifi yapmak, kokuları tasarlamaktır, bir şekilde... Hatta şunu bile söyleyebiliriz; kokularla ve tatlarla bir lezzet şiiri yazmaktır. - A. Selim Tuncer
Kokunun iki yönü var, bir, fizyolojik; iki, psikolojik... Fizyolojik yönünün tanımı kolay, koku molekülleri burnumuzdaki reseptörlere takılıyor ve biz o kokuyu alıyoruz. Ama kokunun psikolojik yönü bambaşka... O nedenle bilim adamları diyor ki, kokunun psikolojik yönünün objektif ve analitik bir tanımı yapılamaz. - A. Selim Tuncer
mrkrl (blogda) yazdı: Blogunuzu çok beğendiğimi söyleyebilirim yazı için de aynısını düşünüyorum. Normalde uzun yazıları sıkılmadan okumam mümkün değil. Fakat bu yazıyı okurken hiç sıkılmadım. - A. Selim Tuncer
ugurarcan (blogda) yazdı: bayildim sohbete :) - A. Selim Tuncer
Biz En Çok Bize Benzeriz | Temel Aksoy http://www.temelaksoy.com/2010... - A. Selim Tuncer
mercimegi firina verdiniz mi - 7 other people
“Toplumun kültür kodlarını bilmeden pazarlamaya mı soyunuyoruz?”, [http://selimtuncer.blogspot.com/2007...] “Kültür kodlarını bir kez öğrendiğinizde artık baktığınız şeyin aynı şey olmadığını göreceksiniz” [http://selimtuncer.blogspot.com/2007...] ve “Kültür kodu, şifreli bir kilit gibidir...” [http://selimtuncer.blogspot.com/2007...] - A. Selim Tuncer
güzel bir dialog olmuş doğrusu ;) - MutfakTeyze
Teşekkür ederim MutfakTeyze. - A. Selim Tuncer
ne guzel vidoeymus Selim abi... - devletsah
Yaa! :) - A. Selim Tuncer
"Çirkin" kazandırır | Murat Belge http://www.taraf.com.tr/murat-b...
"Modern dünya karşımıza 'kitle' kavramını ve olgusunu getiriyor. Hepimiz aslında onun bir parçasıyız, ama çoğumuzun 'ona hitap etmek' şeklinde tanımlanabilecek bir işi de var: Politikacı olarak, yazar, gazeteci olarak, reklamcı ve daha pek çok şey olarak, 'kitle' denen o 'amorf' kalabalığı bir 'özne' gibi tasarlayıp ona bir şeyler anlatmamız gerekiyor. Bunu yapmaya başladığımız anda da, o 'kitle' hakkında yaptığımız değerlendirme, verdiğimiz yargı işin içine giriyor ve bu iletişimin üslûbunu belirliyor. Çok sık rastladığımız bir durum, biçilen değerin bir hayli düşük, dolayısıyla seçilen üslûbun da mümkün olduğu kadar müptezel olması. 'Niye böyle konuşuyorsun' diye sorunca, 'Popüler olmak budur ‘Kitle’ ile böyle konuşacaksın,' diyorlar, bilgiç bilgiç. 'Seviyesine inmek' gibi deyimler hep bu bakışın ve bu iletişim biçiminin ürünleri. Sahiden böyle mi, yoksa bu yolu seçenler kendi müptezelliklerini 'kitle'ye aşılayan ve onları bayağılığa alıştıran, mahkûm eden aktörler mi?" - A. Selim Tuncer
"Bu, içinde yaşadığımız, adına 'kitle toplumu' dediğimiz karmaşık toplumsal örgütlenmenin genel sorunu. Yukarıda özetlemeye çalıştığım yaklaşım, bu toplumda, özellikle medyada, karar verme konumunda olanların alfabesinde yazılı bilgiler. Onun için de 'yaratıcılık', bir yeni bayağılığı icat etme biçimini alıyor." - A. Selim Tuncer
"O zaman, 'seçim kampanyası'nı da böyle yapacağız elbette. 'Halkla ilişki böyle kurulur' dersini almış olarak, 'kitle'nin en ucuz, en vahşi yanlarına hitap edeceğiz ve bunu yaptığımızı sanırken o ucuz ve vahşi yanları kendimiz yaratacağız veya azdıracağız." - A. Selim Tuncer
Levent Erden: "Bahçeli Cem Yılmaz'ı 'püskevit'le geçti" http://www.haberturk.com/medya...
Resim 28.png
"Tüm partiler el birliğiyle çok büyük bir fırsatı kaçırdı. Son zamanlarda dünyadaki seçim literatürüne baktığınızda, sosyal medyanın ne denli önemli bir araç olduğunu görürsünüz. Türkiye yaklaşık 30 milyon kişinin internette olduğu, 3 milyon kişinin tweet attığı bir yer. Bahçeli’nin ağzından “püskevit” diye bir kelime çıktı, bir anda 7-8 tane püskevit videosu türedi. İlk 4 günde bir milyonun üstünde tıklanmış. Türkiye’nin en çok sevilen adamlarından Cem Yılmaz’ın çok konuşulan Hayde şarkısını söylediği videolardan bile daha fazla. İşte bu, bütün partilere ders olsun. İnsanların konuşma akçeleri içine girebilen, merak uyandıran, başkalarına bahsedecekleri nitelikte bir iş yaparsanız, sizi milyonlarca kişi takip edebilir. Bu da interaktif medyanın gücü sayesinde olur." - A. Selim Tuncer
"AKP 8 yıldır muhalefetteydi, çünkü daima statükonun karşısındaydı. CHP ise iktidardaydı. Ortada bir devlet ve sistem vardı, bu regülasyonun koruyucusu CHP’ydi. Yani AKP siyasi iktidara gelmiş olmakla beraber, gücün sahibi değildi ve her zaman mağduru oynadı. Fakat son 3 aydır Başbakan’ın konuşmaları ve sergilediği tavır; gücü ele geçirmiş, iktidardaki bir kişiyi işaret ediyor. Buradan anlaşılıyor ki, AKP yine seçildiği takdirde artık iktidardır ve bundan sonra yapılacak her türlü muhalefetin muhatabıdır." - A. Selim Tuncer
"Kılıçdaroğlu’nu hepimiz nasıl tanıdık? Önce, ona oy verenlerin dahi çok sempatik bulmadığı Melih Gökçek’i takdire şayan bir sükûnetle alt etti. Güçlü bir partiden bir anda kaybolmasını sağladı. Sonra, ona oy vermeyenlerin dahi belli bir saygı duyduğu Dengir Mir Fırat’ın karşısına da aynı sükûnetle çıktı ve başarılı oldu. Zaten onu bu noktaya getiren, o dönem estirdiği rüzgârdır. Fakat... more... - A. Selim Tuncer
"Sürekli kullandığınız ve güvendiğiniz bir markadan hangi şartlarda, ne kadar sürede vazgeçersiniz? Bir deterjan sattığınızı ve 'Her kim ki alışveriş yapacak, 12 Haziran’da 4 yıllık deterjanını alacak' dediğinizi, akşama da herkesin pazar payının belli olduğunu düşünün. Seçim mantığının bundan pek farkı yok." - A. Selim Tuncer
Təsirli danışma təsirsiz demək istəyir Gurunuz. - avatar8
"Təsirsiz danışırken" yakaladığı oy oranıyla bugün kamouoyu yoklamalarında ortaya çıkan oy oranı arasındaki farka baktığımızda "təsirsiz danışma"nın daha "təsirli" olduğu görülüyor. - A. Selim Tuncer
asagilik usluplarin karsisinda evet sakinligiyle bir durus oldu kendisi, ama sonra onlara uydu sonucta biz yine gorduk nasil o hale gelebilecegini. kilicdaroglu bu nedenle bir marka degil, ve olamaz. kendi soylemi zaten yok, baskasinin soylemine arguman olabilecek yaniti zaten yok, yaniti olmamasini isteyecegimiz tarzda yanitlar veriyor en fazla, o zaman da kendisi ve biz hep beraber... more... - DaisyNeeuQ
Türkiyədə Atatürk xaricində kimsənin bir ifadəsi olamazki. Ifadə ancaq xaricdən təlqin edilə bilər sizə. Hansı ifadə olabilirki? Filazofunuz yox Türkiyədə problem o. - avatar8
yok degil, yeterince one cikamiyor. - DaisyNeeuQ
Önə çıkmamalarının səbəbi Türkiyə nasıla fokuslanın, nə ye yönümlü deyil. Tətbiqatcısınız, ezberle və tətbiq yəni. Anla və yarat deyil. - avatar8
bu tip reklamcıların tespitleri iyi de, "seçim = reklam kampanyası" kafasına girdiklerinde okumayı bırakıyorum. Kılıçdaroğlu'nun da herhangi bir şeyi ıskaladığını düşünmüyorum, şu anda gündem yaratan 'proje'leri o üretiyor, farklı bir ses, mücadele gücü getirdi. bu kadar küçümsenmesini de anlamıyorum. bir çok acemi hareketi oldu, hayal kırıklığı yarattı belki ama, daha durun bi. - devran
siyasi program=ürün, siyasetçi=satıcı, parti=şirket - devran
bugun derken, en son secimlerin sonrasindan gunumuze olan sureci kastediyorum devran. yeni bir secim haftasindayiz diye diger olasiligi goz onune alamam onu degerlendirirken yeni bir sey yapamadigi surece. ha, yaptiginda da hakkini veriyoruz zaten gecikmis (de olsa) tum girisimlerde. ama ilk cikisinda sok gecirecegine eger bu girisimlerde bulunabilseydi, zaten arkasinda simdikinin epey... more... - DaisyNeeuQ
Parti = Ürün :)) - avatar8
aynen. - DaisyNeeuQ
Siyasi proğram = İstifadə rəhbəri ,, Çox istifadə edilməyən bir şey yəni. - avatar8
Siyasilər = Şirkətin işçiləri, məhsul gücləndirilmə əməkdaşları və professional satıcıları. - avatar8
| Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu! - http://selimtuncer.blogspot.com/2009...
| Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu!
“Marcel Proust’un çok yıllar önce keşfedip yazdığı gibi geçmişin anıları, kokular âleminin muhafızlığında saklanır ve her koku bir kapı açar o unutulmuş sandığınız zamanlara. Üstüne çörek otu serpilmiş pişkin pide kokusu, birçokları gibi beni de alır bir fırının kapısına götürüp bırakır. Vakit nedense sonbaharın son günleridir. Hava serincedir ve akşam inmeye hazırlanır. Kendine bir iş yaratmak isteyen yaşlı amcalarla çocukların biriktiği uzun kuyruktakiler, minare ışıkları yanmadan önce pideleri alıp iftara yetiştirebilmek için telaşlarını saklayan bir sabırla beklerler.” - A. Selim Tuncer
Marcel Proust, modern edebiyat klasikleri arasında yer alan “Kayıp Zamanın İzinde” adlı yedi ciltlik dev romanında, ısırılan bir madlen kurabiyenin kokusunu yüz sayfalık bir “anı”ya dönüştürerek bir “duyum”un nasıl sınırsız bir kodlama yeteneğine sahip olabileceğini göstermiştir: “Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. Geçmiş, zihnin hakimiyet... more... - A. Selim Tuncer
Şimdi size “Huzurun ve mutluluğun kokusu var mıdır?” diye sorsam belki de cevap veremezseniz, ama eminim, mutluluğun da, aşkın da, sevginin de, gençliğin de, sınavların da, seyahatin de, hiddetin de kokuları burnunuza gelmiştir zaman zaman... Peki, kokulu silgi, limon kolonyası, tereyağ, kantin, ev, simit, nem, kurabiye, ıhlamur, ruj, köfte, deniz veya tarçın kokuları sadece nesnel gerçekliğin, sadece şeylerin tamamlayıcı parçaları mıdır sizce? - A. Selim Tuncer
kokuların (seslerin ya da görüntülerin) algılanması çağrışımlar yaratıyor ama ortada nesnesi olmadığı halde, örneğin akla geldiğinde bile, garip ama, bu şeyler "canlanabiliyor" [ya da benim süper güçlerim var :) ] geçenlerde üzerinde "arı maya" (ya da bir arı) resmi bulunan yeşil bir silgi fotoğrafı gördüm friendfeed'de; bir an için burnuma kokusu geldi neredeyse! üstelik aynı anda... more... - obeca
İmaj ve algı arasındaki temel fark budur. Zihnimizdeki imaj, herhangi bir uyaranla açığa çıkabilir, oysa duyular üzerinden gerçekleşen algı nesnel gerçekliğe ihtiyaç gösterir. Bunu daha önce "Huma kuşu yükseklerden seslenir" başlıklı yazımda (ve de başka yazılarımda) incelemiştim. http://selimtuncer.blogspot.com/2008... Bir iki paragraf aktarayım bu... more... - A. Selim Tuncer
Bir kodlama olarak işlev gören ses veya koku da zihnimizde bir tasavvur, bir imaj olarak açılır. Yani bu kodlar DVD player'ın start tuşuna basmamızı sağlar ve görüntüler akmaya başlar. Yaşadığın son derece sağlıklı, insani ve doğal bir durum... :) - A. Selim Tuncer
Gecenin bir yarısı mühteşem kokular geliyor yazınızdan dimağımızı besleyen.Teşekürler - Zeynep Yilmaz Tascı
Ben teşekkür ederim. Demek ki yazının da "koku"su olabiliyor. :) - A. Selim Tuncer
Facebook'tan: Hatırladığım kadarıyla sadece cinsellik değil tüm duygusal etkileşimler ve çalkantılar doğal olarak hormonlarımız ile vucut kimyamızı etkiliyor. Bunun sonucu oluşan karışım terbezleri yardımıyla deri dışına ve feromonlar aracılığıylada havaya salınıyor. Doğada bir çok canlı türü koku aracılığıyla "durum" hakkında bilgi alışverişinde bulunur. Burun aslında çok ciddi bir algı organıdır ancak şehir yaşamı onu köreltmiştir.. :( (Şamil A.Ş. Erkan) - A. Selim Tuncer
Sabah sabah ne güzel anılara, ne muhteşem kokulara götürdün beni Üstadım. Anneanneciğimin bahçesindeki mis kokulu çileklerden, bahçe kapısının üstündeki japon güllerine, oradan arka bahçede hazırladığı kahvaltı masasındaki tereyağlı ekmeğe... - MugeCerman
O halde minicik bir doğum günü hediyesi olsun bu yazı sana, Müge Hanım... :) - A. Selim Tuncer
:) - MugeCerman
zihnin en zor oyunlarındandır bu durum... en olmadık zamanda burnuma oturur, oradan gözyaşı torbalarımı gıdıklar; odaklanırsam vay halime... - minasedef
@Selim Tuncer, sonbaharın son günleri demişsiniz, pide ramazan ilişkisinden yola çıkarak sizinki 1999-2000 yıllarından bir anımsama olmalı. Değil mi? - Cem ARGUN from iPhone
Benim degil, Ahmet Altan'in sonbahari o... Hesabima gore 60'larin baslari olmali... Veya 50'lerin sonlari... - A. Selim Tuncer
Vallahi ben de bir onceki dalgayi 42-47 yil olarak hesapladim. Yazildigi tarihe de bagli olarak 1958-1960 arasi olsa gerek. Ahmet Altan'in gazetedeki sayfa sekreterinin tugce kazaz'in transparan alti bikinisini kamufle etmesini engelleyecek tarafsiz kulturu gasteye yerlestirememesinin ardinda bu hippi yillarindan kalma pide kokusu yatiyor olsa gerek. - Cem ARGUN from iPhone
Buna da "Tuğçe Kazaz ko(r)kusu" desek konuyu sulandırmış mı oluruz? :))) - A. Selim Tuncer
mim! - Ozgur Uckan
Hocam, "mim" böyle garip garip duruyor burada! :) - A. Selim Tuncer
kurabiye, çörek, tarçın, ... geleceğim... ama şu raporlardan kurtulayım öyle. Böyle zevkli bir konuyu harcamak olmaz! - Ozgur Uckan
Proust'un "Kayıp Zamanın İzinde"sini ilk okuduğumda, gerçekten de annemim kurabiyelerinin tadı gelmişti aklıma. Tat, koku ve bunlara eşlik eden diğer duyusal uyaranların hatıraları uyandırdığı bir çok kez bilimsel olarak da ispat edildi. Çünkü bu uyaranlar bilincin ötesine ulaşıp hafıza kodlarını harekete geçirebiliyor. - Ozgur Uckan
Geç olsun güç olmasın... Ancak gelebildim. Hemen "cognitive science" (karşılığını sevmiyorum, ama "bilişsel bilimler" diyorlar) taraflarından bir referansla gireyim: Koku ve tat duyularının "vücut kimyamızı" etkilemeleri, belli salgıları tetiklemeleri ve bu salgıların da hafıza merkezlerini uyararak hatıraların geri gelmesine yol açmaları, aslında "elektro-kimya" süreçleriyle oluyor. Bu... more... - Ozgur Uckan
Bu arada ilginç başka bir durum da var. Bu elektro-kimyasal süreç, kimi zaman, nedeni tam olarak bilinmese de "false memories" (yanlış hatıralar) oluşturuyor. Özellikle uyaranlar çok güçlü olduklarında ya da bunlara aniden fazlasıyla maruz bırakıldığımızda oluyor bu. Bu yan-etki, zamanında Ruslar ve Amerikalılar tarafından zihin yıkama deneylerinde kullanılmış (Manchurian Candidate). Bu... more... - Ozgur Uckan
Hımmm, bu da ilginçmiş. Hocam, hoşgeldin. - A. Selim Tuncer
Hoşbulduk efendim:))) - Ozgur Uckan
Özgür Hocam, bu elektro-kimyasal süreç, sadece kokuyla değil, görsel ve işitsel algılamalar sonucu da yaşanıyor, öyle değil mi? - A. Selim Tuncer
Elbette... Burada konu bu olduğu için onlara odaklandım. Yoksa aynı süreç tüm duyusal uyaranlar için geçerli... - Ozgur Uckan
Bilimden girip poetik ve lirik durumu bozmadım umarım:)) - Ozgur Uckan
Tabii ki bozdun! :) Yazım, sonuçta edebi bir metin olmadığı için de iyi ettin. Fakat Proust'un kurabiyesi ne hal almıştır, bilemem. :))) - A. Selim Tuncer
Ama benim aklımda hala annemin kurabiyeleri var! - Ozgur Uckan
Üstelik bilim mevzuyu hala tam olarak idrak edemediği için lirizme yer var... bol bol:) - Ozgur Uckan
Üniversitede bir hocam, hem de şiir tahlilleri hocasıydı, derdi ki, "Bir şiiri tahlil etmeye kalkmak, şuh bir kadının barsaklarını dışarı dökmek gibidir." :))) - A. Selim Tuncer
Açamam, çarpılırım. :))) - A. Selim Tuncer
:))) - Ozgur Uckan
Teşekkürler Tuğçe... Şiir gibi bir katkı... - A. Selim Tuncer
Şurada da yazmıştım. http://ugurozmen.com/blog... Bir yemeğin tarifini okurken, o yemeği yapar gibi, gırtlağımın üst tarafında her bir malzemenin tadını, burnumda kokusunu hissederim. Kokular bizi anılara taşır. Yağmur sonrasının kokusu, bana Niğde'yi hatırlatır. Çocuklarla tatile giderken, kendi yastıklarını götürürdük. Tuğçe Özel gibi rahat uyusunlar diye... - Uğur Özmen
Uğur Hocam, yazında yer alan "Yadını damağımda hissettim." cümlesi ilginç olmuş. Tashih hatasının böyle denk düşeni zor bulunur. :) Tadını-yadını... Tad-yad... http://www.osmanlicaturkce.com/... - A. Selim Tuncer
Selim usta :-)) - Düzelteyim hemen... (Böyle de iyi ama...) - Uğur Özmen
Düzeltmeee! İyi böyle. :) - A. Selim Tuncer
Düzeltme değil de ekleme yaptım. - Uğur Özmen
Ben yazıdaki şu bölümü tekrarlayayım: Hepimiz çevremizi saran, açıldıkça açılan, biri açılınca içinden yenileri fışkıran şifreler dünyasında yaşıyoruz. Renkler, biçimler, sesler, tatlar, dokular ve kokular... Bu unsurlar, bazan eşyanın kendi nitelikleri arasında yer alarak nesnel gerçekliğin bir parçasını oluştururken, bazan da başka kavramlara, imgelere kapı açan kodlar olarak tezahür... more... - A. Selim Tuncer
İnsanın dünyaya önsel (a priori) olarak birtakım kokulara aşina şekilde gelmiş olması akla aykırı değil elbette... İşin bu yanını bilim adamları çözmüştür mutlaka, ama ben yeterli bir fikre sahip değilim. "Koku"nun kısa tanımında "Kokunun etkisi iki basamaklı bir süreçte ele alınabilir. Birincisi fizyolojik faz; burundaki stimulus bölgesinin reseptörler ile hissetmesi... Ardından... more... - A. Selim Tuncer
Evet, aynen öyle... - A. Selim Tuncer
Bir nevi... Belki. - A. Selim Tuncer
Kaya Şahin, sahte hatıra meselesinin yönetilememesinin nedeni tam olarak hangi sahte hatırayı uyandıracağınızı sizin seçememeniz. Elektro-kimyasal süreç bu işi bize rastlantısal gibi gelecek bir biçimde yapıyor ve tam olarak neyi uyandıracağınızı bilemiyorsunuz. Ruslar bu işi ek beyin yıkama yöntemleriyle (hipnoz ve şartlı refleksler de bunlara dahil) yönetmeyi denemişler. Deneklerin... more... - Ozgur Uckan
Böyle aradan yine girip arada oluşan poetik kokuyu dağıttım işte:))) - Ozgur Uckan
Şöyle bir alıntıyla konuyu yeniden poiesis'e bağlayayım: "İngilizce “essence”ın öncelikle ruh anlamını taşıması, “rayiha”nın “ruh” kökünden gelmesi elbette rastlantı değildir. " Buna "ether" sözcüğünü de ekleyebiliriz. Kokunun bir özelliği de "etherian", yani uçucu, havaya karışabilir olmasıdır. "Ether" sözcüğünün aura/hale sözcüğüyle ilişikisini bir yerde okumuştum, ama... more... - Ozgur Uckan
"Kokular sadece beynimizde güçlü çağrışımlara neden olmaz. Kokuların insan davranışı üzerinde de etkisi vardır. Hatta bu Osmanlı döneminde de yaygın olarak bilinir ve çeşitli ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılırmış. Akio Nakamuranın kokuların psikoloji üzerindeki etkilerini gösteren ve yeni yayınlanan ilk bilimsel çalışmasında çeşitli kokuların (lavanta, limon gibi) stres düzeyini azalttığı gözlemlenmiş." MELEKNUR http://ruhdoktoru.com/ - A. Selim Tuncer
İlginç bu... Sesi, müziği biliyordum, ama kokunun tedavi amaçlı kullanıldığını bilmiyordum. - Ozgur Uckan
Evet Özgür Hocam kokuyla tedavi de vardır. Zaten yukarıda konuştuğumuz iyi hissetme, olumlu bir şeylerin çağrışması durumu da bir nevi terapi değil midir? Kokular ya da diğer duyularla hayatımıza giren göstergeler bir nevi simülasyon yaratmamıza neden oluyor diye düşünüyorum. Bahsettiğiniz gibi konuyla ilişkili olan nöronlar birbirlerini çağırıyorlar. Tıpkı Google searchte kokuyu... more... - Çiğdem Zeytin
"Bazen hatırlanan kokular bizi zihnimizin derinlerindeki cehennemlere de götürebiliyor." Koku güzel olsa bile değil mi? - A. Selim Tuncer
Evet koku güzel olsa bile. - Çiğdem Zeytin
Bu da o kokuların zihnimizde nasıl kodlandığıyla ilgili oluyor öyleyse... - A. Selim Tuncer
Şöyle söyleyeyim. Eğer kodladığınız güzel koku çok sevdiğiniz ama yitirdiğiniz birini işaret ediyorsa ya da yaşadığınız travmatik bir deneyimin atmosferi müthiş güzel bir kokuya sahipse güzel kokular cehenneminiz olabilir. - Çiğdem Zeytin
bu şiirsel ve güzel yazışmaların üzerine basit duracak olsa da paylaşmak istedim. az önce uzun bir süre sabunlardan ve sabun kokusundan bahsettik arkadaşlarla ve bir arkadaşımız hapşırmaya başladı ve sanki burunuma sabun tozu kaçtı dedi :) gerçekten de kokular güçlü çağrışımlara neden olabiliyor, bir hatırayı ve/veya genel olarak maziyi canlandırabiliyor. ama belli ki fiziksel tepkimelere de neden olabiliyor. - deniz gürkan (mare)
kesinlikle fiziksel tepkimelere neden olabiliyor ben Almanya doğumluyum ve 3,5 yaşındayken kesin dönüş yapmışız. Burada seneler sonra Almanya'da çocukken yediğim çikolatanın tadına sahip bir şeyler yaptıklarında çok mutlu oluyorum canım istiyor o tadı tekrar tatmayı. Mesela Kinder süt dilimi aman Allah'ım bayılıyorum çocukluğuma gidiyorum. Ya da olumsuzu çağrıştıran bir koku duyduğumda ağlamaklı olabiliyorum. - Çiğdem Zeytin
Bu arada bunu unutmak ve hatırlamakla ilişkilendiriyorum. Konudan sapmak istemem ama ilişkili olduğunu düşündüğümden paylaşmak isterim. Bir arkadaşım unutmanın kökünün (İbranicede) eski dilde isyan anlamına geldiğiniz söylemişti. İİnanç üzerine konuşuyorduk ve unutmanın Allah'a isyan olduğunu anlatmıştı. Bunun üzerine düşündüğümde gerçekten neleri unuttuğumuza baktım. Ya korktuğumuz... more... - Çiğdem Zeytin
Kelime benzerliği ilginç bu arada... Nisyan, Arapça'da unutmak demek... İsyan-nisyan... "Hafıza-yı beşer nisyan ile malüldür." diye de bir laf var. - A. Selim Tuncer
Muhtemel kelimenin kökü de Arapça'daki nisyana dayanıyor olabilir. Belki de eski dil derken kastedilen Arapçadır. Kelimelerin köklerine indiğimizde çok şaşırtıcı şeyler çıkıyor. Mesela İslamdaki Küffar ve küfür. Kufur Arapça'da örtmek anlamına gelir.( Çiftçilerin toprağın örtmesi de aynı anlama geliyormuş.) Küffara düşenler, (yani dine karşıyı kastediyorum) kufur etmekte yani gerçekleri ve doğru olanı örtmektedirler. Böyle bir anlam çıkar. - Çiğdem Zeytin
"Rayiha" ile "ruh" arasındaki etimolojik otaklığa da değinmiştim yazıda... Nitekim "essence" da aynı... Kelimeler ilginç bağlantılara götürebiliyor bizi... - A. Selim Tuncer
Kesinlikle Etimolojiyi seviyorum. :) Seyretmek de aynı şekilde bir şeye bakmaktan gelmez. Seyir etmek, seyir halinde olmaktan gelir. Seni seyrediyorum dediğimizde aslında sana bakarken sende seyahat halindeyim, sendeyim demektir. Tabii bu çok romantik oldu :) Heh pardon. - Çiğdem Zeytin
Etimoloji, insan kültürlerinin derinliğini anlamak için muhteşem bir okuma sunuyor. Bir ara ağ, doku, dokuma, metin (web, net, tissue, tissare, texte...) arasındaki bağları üç beş dilde sürmüştüm de bir yerde durmak zorunda kalmıştım. Nefes kesiciydi... - Ozgur Uckan
Hocam, çok haklısın. Ama bu derinliğin bazan yüzeyi kaybetmeye neden olma tehlikesini de zihnimizin bir yanında tutmakta yarar var diye düşünüyorum. - A. Selim Tuncer
Bir ara Etimoloji toplantıları mı yapsak? Ne bilgilendirici ne sürükleyici olur. - Çiğdem Zeytin
O zaman not al hatun netdaş vb. konulardan sonra gündeme alalım. - Çiğdem Zeytin
“Geçmiş zaman” gerçekten “geçmiş” midir? | Yrd. Doç. Dr. Arslan Topakkaya http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt1... - A. Selim Tuncer
Anılarınız kokuyla canlansaydı? http://ff.im/bBQEz - A. Selim Tuncer
Duysam, canlanır eminim ama yok. :) - alirizaesin
Süskind'in kahramanı Jean-Baptiste Grenouille kokmuyordu, sen de koklamıyorsun demek ki! :))) - A. Selim Tuncer
Selim Bey, selamınızı aldım, gereğini birkaç günlüğüne yerine getirdim. Saygılar. (bkz: http://friendfeed.com/aglea) - hafif abi
@hafif abi; teşekkürler... Tekrar kapanma durumuna karşı bir önlem almalı herhalde! :) Ya da kapanmasın yahu! - A. Selim Tuncer
Nur Demirok'un bugünkü yazısı: Gülün kokusunu unutan toplum... "Gün geçmiyor ki toplumsal bir kavga çıkmasın. Kimi içeride kimi dışarıda kavga ediyor. Politikada, iş hayatında, ailede kavga var. Ekranları kavga dövüş kaplamış! Birbirinden hoşlanmayan birey ya da topluluklar en azından davranış ve bakışlarıyla hışım dolu! Tüm remiz ve rumuzlar kavga üzerine. Karşılıklı atışmalara bakınca... more... - A. Selim Tuncer
Varan dört: Nur Demirok'un yazısı şahane! - hafif abi
Pirina sabunu kokusunun benim zihnimde ölüm ve babannemle çok yakın bir ilişkisi var. Hatta bir ara o sabunu evde kullanmayı denedim. Ama her kullanışta hatıralar üzerime geldiğinden en sonunda bıraktım. - A Nurullah Güler
Gerçek Orada Bir Yerde (29 Mayıs 2011) Şerif Mardin, Gündüz Vassaf, Murat Belge - A. Selim Tuncer
| Kokular, tatlar, perhiz ve lahana turşusu! http://selimtuncer.blogspot.com/2009... - A. Selim Tuncer
| Yemek tarifi yapmak, kokuları tasarlamaktır http://selimtuncer.blogspot.com/2010... - A. Selim Tuncer
KARPUZ ÇATLATAN BUZDOLABI SINGER
Resim 29.png
KİMDE VAR? - A. Selim Tuncer
11senede 3. buzdolabını kullanmaya başladık. o kadar uzun ömürlü buzdolabı ya yapılmadı ya bana denk gelmedi :/ - çağlar
karpuz nasıl çatlıyormuş yahu karpuzu ısıtıp hızlıca mı soğutuyormuş :? - çağlar
Bir zamanların dillere düşen sloganı... Sene 1971. - A. Selim Tuncer
Çocukluğumda bizim de Singer karpuz çatlatan buzdolabımız vardı. "Hani karpuzu çatlatmıyor ya!" diyerek reklamın iddiasıyla ilgili kuşkumuzu dile getirirdik. Tabii, çocuklar mübalağa sanatından anlamazlar! :) - A. Selim Tuncer
Bəzən insanlar arasında da 30 ar il mentalite fərqi olur, hətta 50, 100. Bu reklam da görülür nə qədər primitiv işarələrin acemice istifadə edildiyi. Niyə orijinalından aynene çevirməmiş görəsən? Singer yox oldu sonra hər halda, bu reklamdan sonra.:)) - avatar8
Müştərini qorxutmuşsun burada. - avatar8
:) - avatar8
Təbii riskli bir proyekt, yəni adı moon sanki səhv. Ay da hava yox su yox, ayağın yerə basamıyor. Risk daşıyır hər şey, asan gəlsin. - avatar8
Grafik tasarımda tek duyudan ötesine yönelmek http://www.gennaration.com.tr/yazarla...
Resim 22.png
Grafik tasarımın, görsel olarak algılanan şeylerle, yani görüntülerle ilgili bir kavram olduğunu biliyoruz. Algılama ise, beş duyu üzerinden elde edilen bilgilerin zihnimizde şekillenmesi ve görünüm kazanmasıdır. Algılama, çevremizdekileri anlamamız, anlamlandırmamız ve değerlendirmemiz için gerekli bir süreçtir. İşitme, görme, tat alma, koku alma ve dokunma duyularımız ile algımız düşünmemize, anlamamıza, yorumlamamıza, anlamlandırmamıza, analiz yaparak yeni sentezlere gitmemize yardımcı olur. Her bir duyu organımız, aslında zihnimize açılan farklı kapılardır. Farklı yollardan, farklı yöntemlerle girdi sağlayan kapılar… - A. Selim Tuncer
Bir grafik tasarım ürününün zihinlere giriş kapısı da temel olarak gözdür. Belki ilk bakışka, ürünün, üzerinde yer aldığı materyal ya da kağıt cinsi ile dokunma duygumuz arasında da yakın bir ilişki kurulabilir. Ancak, grafik tasarım ürününün işitme, tat ve koku alma duyularımızla doğrudan ilişkisini kurgulamak pek kolay değildir. Bu durum, grafik tasarımı, zihinlere nüfuz edebilmek için esas olarak tek kapıyla, yani gözle sınırlandırmaktadır. - A. Selim Tuncer
Duyular tək başına, yəni tam kəndisi olaraq algılanmaz. Duyu zehindəki imajlarla keçid qurduğunda duyğu tetiklenir və digər duyularda varsa ortaya çıxır. Yəni diqqət etdiyimiz şəkil özündən çox zihnimizdeki imic ilə duyğumuzu tetiklər. . Işarə edən cəmiyyət zehinindəki imic və onlara əlaqədar consept doğru tutsa hədəfinə çatar. Dediyim məqsəd zehinlərdəki anlayış olunca zatən beş duyu dövrədə olur. Təbii ki, bu vaxt bir çox deconstruction və reconstruction meydana gəlir. - avatar8
Yəni işarə olan duyu mücərrədlənərək tək başına zehində əməliyyat görməz, dərhal mövcud imiclə əlaqə qurur. - avatar8
Cümleyi bir de başka türlü kurarsan belki anlayabilirim. - A. Selim Tuncer
"Yəni işarə olan duyu mücərrədlənərək tək başına zehində əməliyyat görməz, dərhal mövcud imiclə əlaqə qurur. " = "Hər hansı bir duyu vasitəsiylə qəbul edilən işarə əgər zehində bir imiclə əlaqə kuramazsa zehin ona diqqət etməz. Yəni Zərərli zərərsiz, faydalı faydasız qiymətləndirməsi həyata keçirilir zərərsiz və də faydasız olduğuna qərar verilər və unudular. Ancaq zehindəki mövcud imiclə əlaqəlandırılan duyu prosese girər." - avatar8
Doğru... “İnsan zihnine gelen bir bilginin algılar içinde yer edebilmesi için, orada, sinyallerin denk düşeceği ve yapışacağı başka bilgiler olması gerekiyor. Eğer yapışacak bir şey bulamazsa yeni gelen bilgiler uçuşup gidiyor. Ya da şöyle söyleyelim; bir insanla iletişim kurmak istiyorsak onun zihninde var olan ve göndereceğimiz mesajın yapışacağı neler olduğunu dikkate almak... more... - A. Selim Tuncer
| Dil göstergesinin nedensizliği ve görsel göstergeler http://selimtuncer.blogspot.com/2011...
goz_f.jpg
Marka göstergelerini, sözel ve görsel göstergeler olarak çok kabaca iki ayrı kategoride incelediğimizde, markanın ismini sözel, markanın amblem ve logosunu görsel gösterge olarak sınıflandırmamız mümkündür. Başka gösterge kategorilerinden de söz edebiliriz tabii, ama şimdilik konuyu fazla dağıtmayalım. - A. Selim Tuncer
Eğer göstergelerin her bakımdan nedensiz olanları, göstergesel yöntemin ülküsünü öbürlerinden (yani nedenli olanlardan) daha iyi gerçekleştiriyorsa, konu, görsel göstergelere taşınacak kadar önemli demektir. - A. Selim Tuncer
Buradan yola çıkarak, tasarladığımız birçok amblem ve logonun, aslında göstergeden çok birer simge niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü çoğu kez, gösterenle gösterilen arasında bir bağ kurmayı güvenli bir yol olarak görürüz. Doğal bir arayıştır bu... Fakat bunun sonucu olarak, göstergesel yöntemin ülküsü, simgelerde, nedensiz göstergelere göre daha zayıf bir şekilde gerçekleşiyor... more... - A. Selim Tuncer
Nike’ın amblemi spor ayakkabıyla bir nedensellik bağı taşıyor mu? Hayır. Peki, Apple’ın elmasıyla bilgisayar arasında bir bağ var mı? Yok. Örnekleri çoğaltabiliriz. Öyleyse, Saassure’ün dil göstergeleri için söylediğini biz de görsel göstergeler için söyleyebiliriz: Diyebiliriz ki, görsel göstergelerin her bakımdan nedensiz olanları, göstergesel yöntemin ülküsünü öbürlerinden daha iyi gerçekleştirir. - A. Selim Tuncer
Yazının kendisi və maddə arasında əlaqə yox tamam amma, səs naxışı və məfhum arasındakı bağ çox əhəmiyyətli. - avatar8
Buna katılıyorum, ama o bağı ne kadar 'illiyet' ilişkisi olarak görebiliriz, bilmem. - A. Selim Tuncer
Məncə işin əsası, ən əhəmiyyətli əlaqə. Bir-birlərinə vaxt içində xeyli yaxınlaşmaları da şərt. - avatar8
Olabilir, ama "ehemmiyetli alaka" ile "illiyet alakası" aynı şey değil. Evet önemli, dilbilimin ses estetiği (phonoaesthetics), ses sembolizmi (phonetic symbolism) ve ses anlam bilimi (phonosemantics) gibi başlıkları altında incelenir bu konu. - A. Selim Tuncer
Məfhumlarda illiyet əlaqəsi necə olabilirki? - avatar8
Mesela kırılma sesi, "çıt". Bununla kavram arasında nedensellik bağı var. Yansımalardaki nedenselliği Saussure de kısmen kabul eder. Fakat "elma" sesi ile "elma" kavramı arasında bir nedensellik ilişkisi yok. "Elma" yerine başka bir ses de olsaydı göstergesel işlevini aynen yerine getirirdi. - A. Selim Tuncer
Bu səsin özü yalnız, səs ilə əlaqədar hər məfhum üçün illiyet olar halıyla. - avatar8
Səs təqlid edilir asanca, psixoloji mefhumdur məqsədim. Səs məfhumu deyil. Bom, Pat, Çat bunlar təqlid. - avatar8
Tamam, taklitlerde illiyet vardır, diğerlerinde yoktur deniyor. Ses ile anlam arasında ilişki olduğunu söyleyenler de var, ses anlam bilimi (phonosemantics) bu konuyla ilgilenir. - A. Selim Tuncer
Bir başka yazımdan... Tam burada, Prof. Dr. Leyla Karahan’ın, “Tekrar Gruplarında Ünlü Düzeni-Anlam İlişkisi Üzerine Düşünceler” başlıklı makalesinden bir iki paragrafı alıntılamak yararlı olacak: Seslerin anlam değeri, çok eskiden beri dil bilimi ile uğraşanların merak konusu olmuştur. Meselâ İbraniler, ünlüleri seslerin ruhu kabul etmişler; Grekler, seslere hareketlilik, akıcılık,... more... - A. Selim Tuncer
Əhəmiyyətli olan əlaqə və yaratdığı bağlam, əgər simvol marka ilə tamamilə əlaqəsiz isə o zaman markalı şəxsiyyəti yəni intension'u (İÇLEM) işlərlə simvolu anımsatmalı. Hitlerin intension'larından biri bığ, minübüs belə Hitleri xatırlanır. - avatar8
Əgər firma çox güclü deyilsə məcburən marka adı qoyarkən simvolları ikonik və index xüsusiyyətləri olmaq məcburiyyətində. Çox məcbur etməyə uzaqlaşmağa muhtevadan ehtiyac yoxdur məncə. - avatar8
Nike markasının səs naxışı qüvvətli, əlaqə yoxdur kimi görünür amma qaçmağı xatırladır. Nak nak. Kodak da siyirmənin qılıq səsini verir. Əvvəlcə məqsəd belə olmasa belə, gedərək bu hala gəlmişdir. Simvol daxilində markanın əlaməti, intension'u (index) gizlənmiş bir baxıma. - avatar8
"Göstergebilimin kurucusu ünlü dilbilimci Ferdinand de Saussure şöyle der: “Göstereni gösterilenle birleştiren bağ nedensizdir. ".............Saussurean semioticans "səbəbsiz" deyil "arbitrariness" sözünü kullanmışlar bu vəziyyət üçün. Bu təqdirdə ifadə olduqca fərqliləşir. - avatar8
Evet, "arbitrariness" Türkçeye çoğu dilbilimci tarafından "nedensizlik" olarak tercüme edilmiştir. Ben de onların kullandığı gibi kullanıyorum. Nitekim Saussure'ün yukarıdaki sözünün çevirisi de ünlü dilbilimci Prof. Dr. Berke Vardar'a aittir. Tartışılabilir tabii, ama bence "nedensizlik", "işaret" ile "kavram" ya da "gösteren" ile "gösterilen" arasındaki bağlantısızlığı, yani meramını ifade ediyor. - A. Selim Tuncer
Bu arada, sözcüğün simgesel yazılışı ile kavramın birbiriyle bağlantısızlığı da "arbitrariness" sözcüğüyle ifade ediliyor. Yani kavramla imla arasında da bir nedensellik bağı yoktur, eğer öyle olsaydı belki de "küçük" sözcüğünü küçük puntolarla, "büyük" sözcüğünü ise büyük puntolarla yazmamız icap edecekti. :) - A. Selim Tuncer
Əlaqəsiz deyil əlaqəli da ola bilər istəyə asılı, ihtiyari, kefi. - avatar8
Minumum, maximum. Duyum ​​olaraq böyük və kiçik olaraq hiss edilə bilər. Məncə əlaqə var. - avatar8
Saussure "sounds" olaraq səs deyil duyumu qəsd etmiş. - avatar8
Saussure'ün "görece nedensizlik"le ilgili görüşleri incelenirse "salt nedensizlik"ten kastının pek de "keyfi" ve "isteğe bağlı" anlamında olmadığı görülür. - A. Selim Tuncer
Baxacağam. - avatar8
Ben bir yazımda söz etmiştim, bulayım. - A. Selim Tuncer
“Göstergenin nedensizliğine ilişkin temel ilke her dilde kesinkes nedensiz, daha açık bir deyişle nedeni olmayan göstergelerle görece nedensizlik taşıyan göstergeleri birbirinden ayırmamızı önlemez. Göstergelerin ancak bir bölümü salt nedensizdir; öbür göstergelerde, nedensizliği ortadan kaldırmamakla birlikte, onda dereceler ayırt etmemizi sağlayan bir olgu işe karışır: Gösterge görece... more... - A. Selim Tuncer
Yazınıza baxdım. Eyni mövzu. Səbəbsiz demişsiniz. Saussure isə hər yerdə ihtiyari deyir, hətta ənənəvi münasibəti də qəbul edir. Siz bir az fala uc nöqtəyə getmiş. Səbəbsiz olma ola biləcək görünmür. - avatar8
Yeni bir sözün tutması üçün anlayışının içində ənənəvi çağrışımlara tərs gəlməməsi lazımdır. Mənə görə. - avatar8
Diyelim ki ihtiyari, bu öyle bir ihtiyar ki, "elma"ya Türkler tamamen keyfi olarak "elma", İngilizler "apple", Fransızlar "pomme", Ruslar "яблоко", Japonlar "りんご", Araplar "تفاحة" demişler. Bu kadar farklı "elma" elbette gösterenle gösterilen arasında bir nedenlilik ilişkisi olmadığını çok net biçimde gösterir. "Arbitrariness" sözcüğünü Türkçe'ye "keyfi" ya da "ihtiyari" anlamlarında... more... - A. Selim Tuncer
"The basic principle of the arbitrariness of the sign (l'arbitraire du signe) in the extract is: there is no natural reason why a particular sign should be attached to a particular concept." http://en.wikipedia.org/wiki... Buradaki "natural reason" tamlamasını Türkçe'ye "doğal neden" olarak çeviririz. "Neden"i de terminolojik anlamlarıyla "causa, sebep, illet" olarak okumalıyız. - A. Selim Tuncer
Daxili, əsasda və naturel bir səbəb yoxdur duyum (İşarə edən) ilə anlayış (işarə edilən) arasında, tamam. Keyfi dir, amma bu keyfilik sərbəst və səbəbsiz mənasında deyil kültürəl keçmişə tabe ümumiyyətlə. Kültürəl çağrışımlara tabe mənə görə. Saussure'den sonrakı semiotikçiler çoxu bunu belə qəbul edir. - avatar8
Bundan başqa Saussure ənənəvi ziyadə qlobal düşünməyi məcbur etmək vəziyyətində çünki yəhudi. Belə düşünmək məcburiyyətində və bunu qəbul etdirmək işinə gələcəkdir. :)) Təbii dediklərinə onun həm yəhudi olduğunu nəzərə tutmaq həm də obyektiv baxmamız lazımdır. Iki ucu boklu dəyənək. - avatar8
Ben Saussure'ün Türkçe'ye yanlış tercüme edildiği için yanlış anlaşıldığını iddia ediyorsun sanmıştım. Görüşlerine katılıp katılmamak başka konu. Elbette farklı görüşler var. Fakat "Saussure'den sonraki semiyotikçiler" diye bir genelleme yapamayız. Çünkü ondan sonra da onun gibi dil göstergesinin nedensizliğini savunanlar da var, aksini iddia edenler de... Hatta iki görüşü uzlaştıranlar... more... - A. Selim Tuncer
Musevi bilim adamlarının kendi inanç sistemlerinden etkilenmiş olmaları ile salt Musevi oldukları için kendi inanç sistemleri adına bir misyon ifa etmiş olduklarını söylemek farklı şeyler. Birincisi çok mümkündür, ama ikincisi çoğu kez bir komplo teorisinden ibarettir ve Marx'tan Darwin'e kadar birçok Musevi kökenli bilim adamı bu ithama maruz kalmıştır. Buna fazla itibar etmem. - A. Selim Tuncer
Birincisi səhv tərcümə var, orda ısrarlıyım. Səbəbsiz deyil keyfi, keyfi və zaman-zaman münasibətsel olan çox şey də var təbii. İkincisi niyəsizlik, səbəbsizlik köklerle münasibət olmaması yəhudi elm adamlarının isbat etmək üçün məşğul olmaları normal, onlardan objektivite gözləmək səhv olar. Bütün yəhudi dil alimlər bu keyfilik üzərində fikir birliyinə gəlib. Çünki onların təbii yaşayışları istəyir istəmir globalizme əsaslanır. Təbii bundan başqa haqlı da olabilərlər. - avatar8
Buyurduğun link də yaxşıymiş, Türkçe və yığcam bir tez. - avatar8
Yığcam? - A. Selim Tuncer
Kompakt, derli-toplu - avatar8
Hımm, evet. - A. Selim Tuncer from iPhone
'şimdi yığıcam buraya bir tez göreceksiniz!' diye anladım ben de, tedirginlikle bekliyordum.:) - DaisyNeeuQ
Bəklə sən bir az daha.:)) - avatar8
Niyə axtarışın yeni dünyadakı adı sui-qəsd nəzəriyyəsi amma .:))) - avatar8
Türk dilbilimciler "arbitrariness"ı "keyfi" olarak tercüme etmiş olsalardı bile anlam değişmezdi. "Keyfi" daha çok faile vurgu yaparken "nedensiz" olguya yapıyor, fakat sonuç değişmiyor. Gösterenle gösterilen arasında "natural reason" olmadığı yönündeki tezi, bizimkiler bu terimle karşılamışlar. Peki "keyfi" ne demek? Gerçeğe, akla, yol ve yönteme uymayan, kendini bir yasaya ve kurala... more... - A. Selim Tuncer
Globalizmle dil göstergesinin "keyfiliği" arasında ne gibi bir ilgi olduğunu anlayamadım. Evet, bu prensip bütün diller için geçerlidir, ama her dilin bir kavram için uzlaştığı her işaret farklıdır, bu kadar genelleştirilmiş bir uzlaşım söz konusu değildir. Ayrıca bu "keyfilik" ya da "nedensizlik" meselesini çok da ontolojik konulara taşımaya gerek yoktur. - A. Selim Tuncer
Semiotik üçün fəlsəfə qədər məntiq elmi də əhəmiyyətli. Nedensizlik sözü hər şeyi nə olursa olsun qəbul edəcəyini göstərərkən keyfilik sözü bir şəkildə hissi bir seçki olduğunu vurğulayır .... Məsələn, səbəbsiz yaşaya bilməzsiniz, amma kefi yaşayabilərsiniz ......... Sizin bu mövzuda dil alimlərin düşündüyündən ciddi narahatlıqlerim var. - avatar8
""Keyfi" daha çok faile vurgu yaparken "nedensiz" olguya yapıyor, fakat sonuç değişmiyor." ,,,,,,Konuyu açasan anlamaya çalışayım. - avatar8
"Ayrıca bu "keyfilik" ya da "nedensizlik" meselesini çok da ontolojik konulara taşımaya gerek yoktur.",,,Ontolojik deyil məntiqi bir mövzu. - avatar8
Yəhudi elm adamlarının öz inanc sistemlərindən, bütün dünyada dağınıq bir şəkildə həyatlarından, bağlı bir camaat olmalarından, ticarətlə uğraşmalarından, öz yaşayış tərzlərində təsirlənmədən də əlavə olununca, bütün bunlar təbii nəticələri onların qlobal olmalarını, qlobal düşünmələrini tələb edir. Bütün bu məlumatları nəzərə alaraq, sərmayə ilə dəstəklənən yəhudi elm adamlarının digər... more... - avatar8
Keyfi də naturellik yox, bir meydana gəlmə var adama bağlı. Daxili xarici deyil. Xarici təbiət şərtləri səni zorlamıyor, kefi ya adı üstündə. Ənənə lərə bağlı, adamın BEYİN quruluşu ilə əlaqədar. Kefi, səbəbsiz deyil kefi. Keyfi yəni zevklerinle əlaqədar. Bir az da conventional deyirlər semiotikçiler. - avatar8
aslinda 'keyfi' derken sanki 'misyon ustlenmeden' veya 'tercihi' diyor avatar8. bir tek kisinin kendi tanimlamasiyla ugrasiyor olsaydik, 'keyfi' demek yerinde olurdu ve bu da 'nedensiz' ile daha rahat ifade edilebilirdi. farzedin ki bir kiz gunlugune yazmak icin bir dil olusturmus kimse anlamasin diye de sadece kendisinin anlayacagi ve digerlerinin anlamayacagi gosteren'ler... more... - DaisyNeeuQ
Aslında "keyfi" ya da "nedensiz" konusuna çok takılmamak gerekiyor Daisy. "Arbitrariness" sözcüğünü Türk dilbilimciler "nedensiz" olarak tercüme etmişler. Biz bunun yanlış bir tercüme olduğunu iddia edebiliriz, ama dilbilim caimasında olmadığımız için bunun pek de bir kıymeti olmaz. Uzlaşılmış sözcüklerle konuşabiliriz ancak. Bu konuda Türk dilindeki uzlaşım "nedensiz"dir. Ben de onu... more... - A. Selim Tuncer
Daisy bir az daha izah et. Mövzu daha yaxşı açıqlanmalıdır. ......... Lacan'ın S, s modeli bir az açıqlayıcı olmuş semiotikçiler üçün. Yəni əsas göstərən əsasında göstərilən.:)). ....... İctimai keyfilik mənim dediyim. - avatar8
"Aslında ne "keyfi" ne de "nedensiz" diyelim, biz aramızda uzlaşıp "arbitrariness"ı kullanalım, o da olur. :) " ,,,,,,,,,,,,, - avatar8
Mövzunun ən əhəmiyyətli nöqtəsi bu kültürel keyfilik, və də görgüsel keyfilik. Dilin, əlaqənin əmələ gəlməsi. Birlikdə bərabərcə ortaq düşünmək keyfiliği. - avatar8
"Armani" və "Armine" kimi, "ədəbsel" ve "görgüsel" kimi yəni ..:)) - avatar8
Və ya Marxın iqtisadiyyat və ədəb əlaqəsi bənzər dediklerime, kefi yəni. - avatar8
evet argumaninizi anliyorum. ama bizim dilde cok fazla harici atak oldugu icin, bunu tamamen objektif yorumlayamiyor olabiliriz. mesela; 'masa'dansa, 'table' benim mantigima daha uygun dusuyor oyle bakacak olursak, cunku tabldot'un yaygin oldugu bir doneme yetismisim. ama etki altindayim aslinda. yani bu benim ne keyfi, ne de nedensiz sayilan bir kabullenisim. gorece nedensiz denebilir;... more... - DaisyNeeuQ
:)) - avatar8
"Səbəbsiz" əzbərləmək deməkdir, başa düşmək gərəksiz deməkdir. Və olduqca ciddiyim bu mövzuda. - avatar8
Daisy; köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden" bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer
o zaman 'neden' demeyelim iste buna, burada bir kavramsal fukaralik oluyor? - DaisyNeeuQ
Sözcüklerin içeriği zenginleştikçe dil fakirleşir, haklısın. Bir ses imgesine birçok kavram yığıştırmaya çalışmak bir sorun. Tabii "keyfi" de pek farklı sayılmaz. Fakat uzlaşımların karşısına dikilmek pek kolay değil. avatar8 bir kademe uzakta olduğu için rahat rahat itiraz edebiliyor. :) - A. Selim Tuncer
evet kasimalar basladi ben uzaklasiyorum.:) - DaisyNeeuQ
:( - avatar8
Səlim qardaş gecə saat səhərə qarşı 4 də qapınız yumruqlansa nə düşünərsiniz? - avatar8
Bu səhər evdə yoxam. :))) - A. Selim Tuncer
Hər hansı bir gün deyək. - avatar8
Yaxşı şeylər düşünməm təbii. - A. Selim Tuncer
Məsələn, ilk ağlınıza nə gəlir? - avatar8
Aynı anda birçok tatsız ihtimal üşüşür insanın zihnine. İlk önce ne gelir, bilemedim - A. Selim Tuncer
Hər kəs özünə görə düşünər. - avatar8
Özbaşına yəni. Kefi. - avatar8
Bir səbəbə görə, qətiyyən səbəbsiz deyil. - avatar8
Buna "keyfi" denir mi, düşünmek lazım. - A. Selim Tuncer
Bizimkilerin "arbitrariness"ı yanlış tercüme etmesi gibi, sanıyorum sen de "keyfi"yi yanlış tercüme ediyorsun. - A. Selim Tuncer
Zehinlər təsnif edilə bilər. Əgər yaxınlarda zəlzələ olmuşsa hər kəs yalnız zəlzələsi düşünər. - avatar8
"Arbitrariness"a İngilizce sözlüklerden bakar mısın? Mesela bir diktatörün hiçbir yasa, kural, sebep ve mesnede dayanmadan birini ölüme mahkum etmesi "keyfi"dir. - A. Selim Tuncer
Zehin yalnız görmək istədiyini görür, eşitmək istədiyini eşidir. Kefi yəni. - avatar8
Ona biz eğer tercüme hatası yoksa "seçici algı" diyoruz. :) - A. Selim Tuncer
"seçici algı" =kefi - avatar8
"Arbitrariness"ın Türkçe'ye "keyfi" olarak çevrilebileceğine kuşku yok. Bunda ihtilaf yok. Benim de terim olarak "nedensiz"in seçilmesine bir itirazım yok. - A. Selim Tuncer
Rasional əlaqələr mı yalnız bir səbəbdir? - avatar8
Değildir, ama "seçici algı" ve "dikkat" konusunda işleyen zihinsel mekanizmayı "keyfilik" olarak kabul etmek mümkün değil. - A. Selim Tuncer
Yəni hər hansı bir prosesin nəticəsində irrasyonel ola bilməzmi? - avatar8
Işarə edən və işarə edilən. Yəni, expression and concept. - avatar8
Seçici qəbul keyfi, yaxşı barmaq bastın. Tam isabet. - avatar8
Türkçe'de "keyfilik" ve "keyfiyet" bambaşka kavramlar. - A. Selim Tuncer
Duyum ​​və qiymətləndirmə. - avatar8
(ihtiya:ri:) esk. İsteğe bağlı, seçmeli olan, seçimlik. - avatar8
"Yazınıza baxdım. Eyni mövzu. Səbəbsiz demişsiniz. Saussure isə hər yerdə ihtiyari deyir, hətta ənənəvi münasibəti də qəbul edir. Siz bir az fala uc nöqtəyə getmiş. Səbəbsiz olma ola biləcək görünmür. - avatar8 (düzenle | sil) ",,,,, - avatar8
"The basic principle of the arbitrariness of the sign (l'arbitraire du signe) in the extract is: there is no natural reason why a particular sign should be attached to a particular concept." http://en.wikipedia.org/wiki... Buradaki "natural reason" tamlamasını Türkçe'ye "doğal neden" olarak çeviririz. - A. Selim Tuncer
keyfiyyəti düzəlttim. - avatar8
Saussure'ü boşverelim. Bana gösteren-gösterilen ilişkisindeki nedenselliği açıkla da mevzuyu kapatalım. - A. Selim Tuncer
Rasional səbəb demək istəyir, bir baxıma. - avatar8
"Rasyonel sebep" değil, "tabii sebep" diyor. - A. Selim Tuncer
Bir baxıma eyni şey. Sənce natural nə ola bilər ki? - avatar8
Reasoning, rasional hər zaman.:)) - avatar8
Səbəb hər kəsin kültürel code'unda gizli. - avatar8
Zəlzələ dedik zəlzələ olmuş sizin tərəflərdə. - avatar8
Bunu bari tartışmayalım. Yazar "natural and rational" dememiş, "natural reason" şeklinde bir sıfat tamlaması kurmuş. Yani "reason"ı "natural" sıfatıyla betimlemiş. Çok net ve açık. http://www.answers.com/topic... - A. Selim Tuncer
Mən bir az irəliyə gedib o vaxt ki psixoloji vəziyyətini təxmin etdim, peki tabe nə demək səncə? - avatar8
The capacity for logical, rational, and analytic thought; intelligence. - avatar8
Bu cümlenin konteksi sözcüğün üçüncü beşinci anlamına götüremez bizi. - A. Selim Tuncer
reason: 1. The basis or motive for an action, decision, or conviction. See Usage Note at because, why. 2. A declaration made to explain or justify action, decision, or conviction: inquired about her reason for leaving. 3. An underlying fact or cause that provides logical sense for a premise or occurrence: There is reason to believe that the accused did not commit this crime. 4. The capacity for logical, rational, and analytic thought; intelligence. - A. Selim Tuncer
Qəbul ya adam rasional desə deyərdi tamam, amma natural də bir az mənasız kimi. Yəni qayda yoxdur demək istəmiş bu naturale çox rasional. amma. - avatar8
"Reason", yani "neden"; "natural", yani "tabii" ile anlam kazanıyor. tabii Ar. µab³¤³ sf. (tabii:) 1. Doğada olan, doğada bulunan. 2. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi: “Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor.” -A. Rasim. 3. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan: “Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir.”... more... - A. Selim Tuncer
Dil təbiətdə olmaz zaten, zaten yapma bir şey. Bu, çox açıq. Amma duyum ilə qəbul naturel şeylər. - avatar8
Benim bildiğim, "tabii"yi Azeri dilinde de sadece "tabiatta olan" anlamında kullanmıyorsunuz. - A. Selim Tuncer
Təbii otamatik bəzən. - avatar8
Mesela "natural law", tabiatta sürüler halinde yaşayan hukuk demek değildir. :) - A. Selim Tuncer
işarə edənlə işarə edilən, duyum ilə qəbul arasındakı səbəbiyyət bir az "Cultural Code" bir az da adamın şüuraltı, zehinindəki mövcud qəbul edir. Yeni söz qərar verərkən də bunlar, marka adına qərar verərkən də bunlar. Çünki cəmiyyətin nabzına görə şərbət vermək məcburiyyətindəsiniz. - avatar8
Ona ne şüphe? http://selimtuncer.blogspot.com/2009... Fakat gösteren-gösterilen arasındaki nedensizliğin bu konuyla hiç alakası yok. - A. Selim Tuncer
Pəki nə? - avatar8
Baştan başlayamam. Hem yazılarda var, hem de zaman zaman ne olduğun yazdım. Yukarıdan bir yorumun parçasını tekrarlayayım: Adam diyor ki "masa" ismi ile "masa" arasında bir illiyet bağı, "bir "natural reason" yoktur. Bu, pekala "masa" yerine başka bir sözcük olabilirdi ve o da aynı başarıyla görevini yerine getirirdi. Önemli olan bu sözcük üzerinde kitlesel bir uzlaşımın sağlanmış... more... - A. Selim Tuncer
"Veya farklı dillerde farklı farklı "masa" isimleri ortaya çıkmazdı.",,,,, Cultural Code - avatar8
Bir tekrar daha: Köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden"ler bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer
"Nedensizlik", neden "masa"ya "masa" denildiğiyle ilgilidir, yani gösterenle gösterilen arasındaki münasebettir. Mesela Türklerin neden "masa" gibi bir ismi benimseyip "table" ismini kabul etmemelerinin belki binlerce "neden"i vardır. - A. Selim Tuncer
Işarələrin yalnız çox kiçik bir qismi yazılan və qonuşulan sözdür. - avatar8
Zaten "nedensizlik" kuralı da sadece dil göstergeleri içindir. Diğer göstergeler kesinlikle bu kapsamda değildir. - A. Selim Tuncer
Məsələn bədən dili də bir işarədir. Bəzən üslub belə hətta hər zaman bir işarədir. - avatar8
Elbette öyledir. Ama, bu ilke dil göstergeleriyle ilgilidir. Benim yazımdaki görüşler bir "yaklaşım"dır sadece. - A. Selim Tuncer
Dil bu gün üçün səbəbsiz olması səbəbi tapa bilməmək, 10000 il bundan əvvəl səbəbi olmadığını göstərməz, kefiniz o zaman deyirəm, ya digər işarələr kimi. - avatar8
Evet, bu "nedensiz" çevirisinin şimdi zararını gördüğümüzü anlıyorum. :) Çok yukarılarda uyarmıştım, bu "neden"i, "ar. illet, lat. causa" olarak okumak lazım diye. Nitekim "natural reason" da aynı zamanda bir teoloji terimi. - A. Selim Tuncer
Zaten Sausure də səbəbsiz deməmiş, bunu kefinin uc nöqtəsinə aparıb "randomly" demək olmadığını izah etmək istədim. O qədər. Çünki başı qarışdırır kimi. Pierce və sonrakılar hadisəni daha dəqiqleştirmişler kimi. Digər yazılarınıza da baxacağam.:)) - avatar8
Göstergebilimin Amerikan ayağını oluşturan Charles Sanders Peirce şöyle diyor: “Bir gösterge, herhangi biri için, herhangi bir açıdan ve herhangi bir ölçüde, herhangi bir şeyin yerini tutan herhangi bir şeydir.” Peirce göstergeleri üç sınıfa ayırır; benzeyen göstergeler (ikonlar), alâmet göstergeler ve anlaşmalı göstergeler... Benzeyen göstergelerde, gösterilenle ile gösteren arasında... more... - A. Selim Tuncer
Sınıf demeyelim mode deyək, hər an bir-birləri ilə baxışa və adama görə mode dəyişdirə işarələr, statik deyil dinami yəni. - avatar8
"A symbol is a conventional sign, or a depending upon a habit (acquaried or inborn)".. Pierce, Collected Papers - avatar8
Buna itiraz eden kim? - A. Selim Tuncer
"or a depending upon a habit (acquaried or inborn)" Buna da OK o vaxt? - avatar8
Tabii ki. Aksi düşünelebilir mi? Ama bu konuyla ilgisi yok. - A. Selim Tuncer
Səbəbsiz sözünə qarşı, bir səbəb işdə bu alışqanlıqlar. - avatar8
Bir daha tekrar: Köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden"ler bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer
Yazıya baxacağam, arbitrary və habit uyuşuyor məncə. Səbəbsiz sözünün istifadə edilməsi itirazım zatən. Mode anlayışı və eyni anda ikisinin veye hətta üçünün olması. mövzunun daha dinamik olması fleksibiliteyi artırır. Bəzən qaydaların xaricinə çıkılsa saçmalansa belə, bu günkü axmaqlıq bir gün və ya başqa bir dünya görüşüylə inovativ bir reallıq ola bilir. - avatar8
"Bir daha tekrar: Köken, çağrışım, kavimlerin fonetik yatkınlıkları, kültürel etkileşimler vb. birçok "neden" var. O "neden"ler bu "neden" değil. - A. Selim Tuncer"..........Bu nedendən yalnız çox kiçik bir qrup anlayır. Həkim resepti və əczaçı kimi:)) Kalfa anlamazsan xəstə ölə bilər səhv dərmanla.:)) - avatar8
Arbitrary, 1.subject to individual will or judgment without restriction; contingent solely upon one's discretion: an arbitrary decision. 2. decided by a judge or arbiter rather than by a law or statute. - avatar8
Səbəbsiz (randomly choice) < Keyfi (connotation) < Nizamlı (denotation) - avatar8
""Keyfi" daha çok faile vurgu yaparken "nedensiz" olguya yapıyor, fakat sonuç değişmiyor." Buradakı kefilik ictimai iradə olaraq düşün, statik deyil dinamik bir iradə. - avatar8
İctimai iradənin bir integrasyonu lazımdır yeni sözlərin qəbulunda. Məsələn, Türkiyədə kürtçeden türkçeye bir tək kro keçə bildi bildiyim qədəriylə. - avatar8
Marka adında səsin söylənişi əhəmiyyətli təbii, amma bu "contex" yaratmağa ehtiyac yoxdur deməniz bu internetin hakim olduğu dünyada səhv ...... anneyiz.biz, kariyet.net, sahibinden.com kimi bir çox nümunə var. Səbəbi çox da açıq. çünki internet gizli daha çox bağlam qurmaq lazımdır, eskisine görə. Google və Yahooda da bağlam var, amma çox anlaşılmıyor ilk başdan, hər şeyi tapa biləcəyini dair bir meydan oxuma hiss edirəm mən. Sadəcə elə uydurma bir səs deyil ikisi də. - avatar8
Məsələn, Google dünyanın və ya xalqların əhəmiyyətli günlərində öz adını istifadə edərək davamlı bağlam yaradır, o şəkildə də xatırlanmaq istəyir. Marka da ən əhəmiyyətli şey xatırlanmaq deyilmi? - avatar8
"Neden" konusunda bir türlü anlaşamadığımız için havanda su dövmüş oluyoruz. "İçtimai irade" zaten "içtimai mutabakat" için şart. Buna da bir "neden" diyebiliriz, ama gösteren-gösterilen ilişkisindeki "nedensizlik"le bunun bir ilgisi yok ki. Eğer gösteren-gösterilen ilişkisi sıkı bir "neden"e bağımlı olsaydı, hem farklı diller olmazdı hem de biz hiçbir zaman "gösteren"i değiştiremezdik.... more... - A. Selim Tuncer
Benim kastettiğim şey bağlam yaratmak veya yaratmamak değil. Bağlam etkisine ihtiyaç duymamaktan kastım, çokanlamlı sözcüklerden kaçınmaktır. Çünkü çokanlamlı bir sözcüğün, bir yerde, bu çok anlamından hangi anlamına işaret edildiğini anlamak için bağlam etkisine ihtiyaç vardır. Bu da zihinsel bir işlem gerektirir. Yazıdan: Şimdi, gösteren gösterilen ilişkisine, yani ses imgesiyle... more... - A. Selim Tuncer
"Neden" konusunda bir türlü anlaşamadığımız için havanda su dövmüş oluyoruz",,,,,,Çünki və qətiliklə "​​arbitrary" kəliməsi tərcümə edilərkən seçilən "səbəbsiz" kəliməsi səhv bir işarə edən. Daha işin başında bu səhv seçimi yetirən insanların digər yazdıqlarına insanın etibarı qalmaz. Semiotikle əlaqədar heç bir türkçe nəşr okumama qərarı almışam. Bu bir. - avatar8
Niyə ifadəsini mənasını sözün harflerinle kısıtladığında təbii ki haqlısınız. Zaten bunun üçün danışmağa dəyməz, hər kəs anlar bunun belə olduğunu. Heç bir zaman konsepsiya yazıldığı hərflərlə məhdudlaşdırıla mi? Olur mu belə bir şey sözünün bilə edilməməsi lazımdır. :)) Bu ikincisi. - avatar8
"Bağlam etkisine ihtiyaç duymamaktan kastım, çokanlamlı sözcüklerden kaçınmaktır.",,,,,,,,,,bir az dəqiq bir işarə edən olmamış o zaman, müvəffəqiyyətli işlər arzulayıram. Üçüncüsü tabe bu da. - avatar8
"Niyə ifadəsini mənasını sözün harflerinle kısıtladığında təbii ki haqlısınız." Harfler çok sonraki mesele, sesler demek lazım. Ayrıca bu, "məhdudlaşdırılmak"la izah edilemez. "Zaten bunun üçün danışmağa dəyməz, hər kəs anlar bunun belə olduğunu." Zaten bunun üçün danışmağa deymezse niye günlerdir danışırıq. Asıl konu bu. Adam da (Saussure) bunu söylüyor. Saussure, gösteren-gösterilen... more... - A. Selim Tuncer
esperanto'ya baslasak hamimiz bərabər? - DaisyNeeuQ
Hah ha, bu iyiydi. :))) - A. Selim Tuncer
Keyfi də "natural reason" yoxdur zaten. Daha çox təcrübə ilə qazanılmış məlumat və davranmaq ilə anadangəlmə gələn qabiliyyətlər və davranış tərzləri var. Mövzunun ana özü burada, başqa şeylər detal, ana mövzunu çox təsir etmir .,,,,,,, İşarə edən ilə işarə edilən arasındakı münasibəti təyin edən əsas şeylər beyindəki çağırışımlar ümumiyyətlə. Kelimelerdeki səslər tam olmasa da... more... - avatar8
Yalnız texniklər bağlam təsirinə ehtiyac duymaz deyə bilirəm mən.:)) - avatar8
Marketinq əvvəla paradiqmanı dəyişməkdir http://gennaration.az/manset1...
Hazırlamaq və satmaq… Əslində marketinq ifadəsi, istehsalın və satışın xarakterini dəyişdirməkdən başqa nədir ki? Sual budur: İstehsal, amma necə istehsal? Həm mərhələ, həm nəticə etibarilə… - A. Selim Tuncer
komik geliyor azerice okuyunca :) - çağlar
Azeri arkadaşlara da senin yazıların komik geliyor olabilir mi? - A. Selim Tuncer
ben bilemem ama siz sormuşsunuzdur mutlaka selim bey :) komik geliyormuymuş bizim dil.? - çağlar
şey, pardon yazı karakterleri değil, kelimelerin anlam bakımından cümle içindeki dizilimi bana komik gelen :) - çağlar
@çağlar; hayır, komik geldiğini sanmıyorum. Azeri dili, Türkiye Türkçesine en yakın kollardan biri... Ve bizim bazı bölgelerimizde de çok yakın ağızlar var. Bu bakımdan bizim kulağımızda yerel ağız etkisi bırakıyor. O nedenle de Karadenizli, Egeli ağzı gibi bir algı yaratıyor. Oysa biraz nesnel düşündüğümüzde hiç de komik gelmemesi gerekiyor. - A. Selim Tuncer
komik kelimesini seçimlemem sanırım ağır oldu, alaycı üslupta betimlediğimi algıladım sizin ciddi yazınızdan sonra. gülümsetiyor şeklinde düzelteyim. azerice konuşma dilinde kendi cümle kalıplarımızı baz alarak seçimleyeceğimiz kelime dizilimlerinde kullanma ihtimalimi eşleştirdiğimde hiç yapmayacağım tercih olarak görüyorum ve evet lehçe farklılıklarının karma dili gibi olmuş fakat... more... - çağlar
genneration bakü yayınıymış yahu sonradan farkettim :) diğer yazarlarında yazılarını hatta tüm siteyi azerice görünce şaşırdım :) - çağlar
Komik gelmesine şaşırmış değilim. Bu bizim koşullarımızdan kaynaklanan bir durum. Bir İngiliz'e, bir Fransız ya da Rus'a komik gelmesi mümkün değil. Yani aslında komik değil, ama Türkiye Türkçesi konuşanlara komik geliyor. Evet, Gennaration Türkiye'deki Gennaration gazetesinin Azerbaycan'da yayımlanan versiyonu. Henüz birinci sayısı. - A. Selim Tuncer
"eve-atar - yormayinbeni ",,,,.:( - avatar8
komik geliyor azerice okuyunca :) - çağlar,,,,,,,"http://wshaberci.blogspot.com/2011...", - avatar8
Selim bey Azerbaycan dilinde yayinlarinizin çikmasi sevindirdi, ayrica dilimize gosterdiginiz hassasiyetinizden dolayi teşekkur ederim - Bruxelles Manneken Pis from iPhone
Rica ederim. - A. Selim Tuncer
Other ways to read this feed:Feed readerFacebook