Ben diyorum ki, bırakalım lise kompoziyon ödevi laflarını, ders kitabı tanımlarını. En parlak lafları eden münazara kazanmayacak. Hepimiz kaybedeceğiz. Parlak lafların ardına sığınıp, olan biteni hakkıyla değerlendirmekten ne kadar kaçarsak, başımız o kadar belaya girecek, Türkiye’de demokratik çözüm ihtimali zayıflayacak.
- Faruk Ahmet
Murat Belge'nin tespitlerine bir nokta hariç katılıyorum, o da şu: "öte yandan, soruna yalnız “tepki”den bakmayıp neden böyle davrandıklarını anlamaya çalışırsak, işin içinde, bütün naifliğine rağmen, Araplara “evrensel aklın yolunu açmak” gibi iyi niyetli bir proje de vardır." Bunu "iyi niyetli" bir proje olarak görmek pek de akla yatkın gelmiyor açıkçası. Bir sürü sebebini sayabilirim tabii de, sabahın bu saatinde üşeniyorum haliyle.
- Tolga
Zizek Fransız ve İngiliz anlayışları arasındaki farkı tuvalet oturakları üzerinden çok güzel anlatmıştı. Genel kabul gören "Avrupa'nın 3 direği", Almanlar'ın ampirik filozofluğu, def-i hacet ettikten sonra dışkının rahatça incelenebilmesini sağlayan platform klozet, Fransızlar'ın devrimci idealistliği, dışkının direk delikten kaybolmasını sağlayan klozet, İngilizler'in (Anglosakson)...
more...
- Boran Guney
Tolga, o paragrafı paylaştığım birkaç arkadaşım daha bu tepkiyi vermişti ama bana yanlış algılıyorsunuz gibi geliyor Belge'nin kastettiğini. Belge "bunu becerselerdi iyi bir şey olacaktı" demiyor ki, "bunu yaparken kendilerince bir tür "hayır"da bulunduklarını düşünüyorlardı" diyor. Aydınlanmacılığın en genç, en pervasız vakitleri. Sadece sonuçları bakımından değil, temelindeki...
more...
- Faruk Ahmet
Faruk, senin söylediğin biçimiyle düşününce evet, ama belki de cümlenin kuruluşu bir miktar rahatsız edici olabiliyor. Mesela "iyi niyetli bir proje" deyince, sanki o projenin "iyi niyetli" oluşuna sen de onay veriyor ve "evet bu proje hakikaten iyi niyetliydi" demiş gibi oluyorsun; ama "iyi niyetli olduğunu da düşündükleri bir proje" dersen, senin onay veriyor gibi görünmen sorunu da ortadan kalkmış oluyor ya da ben gereksiz ayrıntılara takılıyorum.
- Tolga
Anladım. Adamına göre değişir. Murat Belge'nin senin dediğini kastettiğini sanmıyorum. Biraz hüsn-i zan lazım bazen.
- Faruk Ahmet
Murat Belge'nin "iyi niyeti" konusunda aynı fikirdeyiz zaten. Türkiye'de yetişmiş en değerli birkaç isimden biri olduğu kesin.
- Tolga
varoluşçulardan, victor e. frankl'in insanın anlam anlayışı adlı kitabını öneririm. toplama kampında yaşadıklarını ve orada bile yaşamaya bir anlam bulabilme çabasını anlatıyor.
- asli
kolay kolay şaşıran ve bir insanı çok merak eden (birkaç blogcunun sadece "yüzünü" görme dışında) biri değilim ama, bu insanı tanımak isterdim kesinlikle..
- Kerimov(YP)
Merak edip baktım, Roger L. Shinn bir teoloji profesörüymüş. Kitabın altbaşlığı da “A Christian look at its meaning, impact, values, dangers”... Artık kitabın neresinde demiş bilmiyorum ama, Shinn şöyle buyurmuş: “There is no sense in casting a vote for or against existentialism. That would be like voting for or against the wind. Winds save crops and cleanse cities; they also rip apart...
more...
- Melih Cılga
@Kerimov Adam ölmüştür artık herhalde. Geç kaldın biraz.
- Faruk Ahmet
Haa. Ay utandım. Estağfirullah. Ben tanıştım kendisiyle, pek matah bir şey sayılmaz.
- Faruk Ahmet
ehh..bende sayılmam..belki ondan merak etmişimdir :p
- Kerimov(YP)
@M.Cılga Evet kitabın tam ismi öyle. Bendeki versiyonun kapağını da koyacağım bir ara. Ama ismindeki "a christian look" tabirini hak edecek pek bir şey yok içinde açıkçası.
- Faruk Ahmet