Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Muhammet Ali DEMİR
2011 Sonbaharında Zeytinburnu’nda yükselen üç gökdelen, binlerce yıllık bilgi ve kültür birikiminin, estetik duyuşun muhteşem bir topografyaya nakşedilmesiyle ortaya çıkan İstanbul silüetini hoyrat bir biçimde bozmuştur. İstanbul’un ruhlara sinen gerçek saltanatı bu siluette saklıydı. İnsaf sınırlarını zorlayan bu manzara ile ilk defa...
insafa çağrı.jpg
2011 Sonbaharında Zeytinburnu’nda yükselen üç gökdelen, binlerce yıllık bilgi ve kültür birikiminin, estetik duyuşun muhteşem bir topografyaya nakşedilmesiyle ortaya çıkan İstanbul silüetini hoyrat bir biçimde bozmuştur. İstanbul’un ruhlara sinen gerçek saltanatı bu siluette saklıydı. İnsaf sınırlarını zorlayan bu manzara ile ilk defa karşılaşanların içinin sızlaması bu sebepledir. Zaman zaman kendisine yöneltilen şuursuz politikalara karşı bu siluet sabırla ve incelikle direniyordu. İstanbul çok şey gördü, çok şey yaşadı: Tek Parti devrinde üvey evlat olarak kaderine terk edildi. Menderes’in imar çalışmaları, akıl almaz yıkımlarla bir felakete döndü. Park Otel ve Gökkafes’e verilen izinlerle sınır tanımaz tamah ve yağma anlayışının önü açıldı. Nihayet Zeytinburnu’ndaki üç gökdelen son marifet olarak karşımıza çıktı. Şeffaf bir kamusal tartışma ve bilgilendirme süreci işletilmeden, maharetle kimi hukukî kurullardan adeta kaçırılarak, birçok itiraza rağmen “aniden” karşımıza çıkarılan bu gökdelenler, İstanbul şehrinin sahipsizliğini gözler önüne sermiştir. Fetih ile birlikte abidevî eserler ve gelip geçici ahşap binalarla İstanbul’a yeni kimliğini veren Osmanlılar, Ayasofya’nın yanına o nitelikte ve o güzellikte bir yapı koyana kadar yaklaşık iki yüzyıl beklediler. Haddini bilerek gelişen bu uzun kültürel-estetik yürüyüşün meyvesi Sultanahmet Külliyesi olmuştur. Böylelikle İstanbul benzersiz siluetinin son incisine de kavuşmuştur. İstanbul’u diğer şehirlerden ayıran en büyük özelliği, üç denizi, gecesi ve gündüzü, tepeleri ve rüzgârları ile bakan gözlere bir yığın perspektif sunmasıdır. Bunu idrak edemeyenlerin ortaya çıkan durum karşısında “aslında her yerden gözükmüyor, fotoğraflar zumlanmış, pek yukarıdan çekilmiş” şeklinde bahaneler üretmeleri tam anlamıyla bir çaresizlik örneğidir. “İnsaf dinin yarısıdır” derler. İnsaf, hakları doğru bir ölçü ile yerine getirmek ve muhafaza etmektir. Bir müteşebbis en kârlı olanı, en çoğunu, en büyüğünü herkesten fazla... more... - Muhammet Ali DEMİR