"Yirmi yıl sonra Hitler, savını bir soruyla güçlendirdi: - Bugün Ermenileri hatırlayan var mı?" Eduardo Galeano'nun 'Aynalar: Neredeyse Evrensel Bir Tarih' isimli kitabından: - http://fakfukfon.wordpress.com/2013...
"Yirmi yıl sonra, Hitler danışmanlarıyla birlikte Polonya’nın işgalini planlamaktaydı. Hitler, operasyonun artılarını ve eksilerini tartarken, bazı protestoların olacağını ve uluslararası alanda biraz gürültü koparılacağını kabul ettikten sonra, bunların çok uzun sürmeyeceği konusunda garanti verdi ve bu savını bir soruyla güçlendirdi: - Bugün Ermenileri hatırlayan var mı?"
- Sel Yayıncılık
Sen esirliğim ve hürriyetimsin, çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, sen büyük, güzel ve muzaffer ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin…N.Hikmet
Hikayeyi tamamla... "Karanlığa aldırmadan yürüyordu. Ayak sesleri garip bir ürperti verse de kafasındaki kargaşa korkmasına bile fırsat vermiyordu. Hava soğuktu, paltosuna iyice sarındı............."
aslında geçmişin izleri ve hayatın ağırlığı onu çok yoruyordu.paltosu bile omuzlarında tonlarca ağırlık yapıyordu... ve yeni bir gün umuduyla, karanlığa inat tonlarca yük ile ilerliyordu.. artık sevmek eskidenmiş diye içinden geçirdi.. sevmek eskidenmiş...
- ayraç.......
titremesine aldırmadan adımlarını sıklaştırırken,bir taraftan takip edilip edilmediğini kontrol etmek geldi aklına,olağandışı bir şey yoktu,örgüte ilk girdiği günlerde Mark'ın kendisini iyi eğittiğini düşünerek dersini iyi almış öğrenci edasıyla derin bir nefes aldı.Sokağa çıkmadan önce yaptıkları toplantıda konuşulanları düşünerek evinin önüne kadar geldi..
- realinspector
...O anda bir osurdu o osuruk butum vicidini isitiverdi.
- mssnegro
from Android
missnegro çok sanata yatkın bi mizacın var...
- ferahfeza
missnegro çok sanata yatkın bi mizacın var... - ferahfeza
- realinspector
realinspector'dan devam ediyorum: ...evinin penceresindeki loş ışık dikkatini çekti. Evde kimse yoktu, olmamalıydı en azından. Adımları yavaşlarken korkusu artıkyor, kalp atışları hızlanıyordu. Son günlerde aldığı tehtid mesajlarını yoksa ciddiye mi almalıydı?
- ferahfeza
her zaman oyalandığı, kilit açmayı oyun haline getirdiği günlerden farklı olarak apartman kapısını hızlıca açarak içeri girdi,lambaya usulca dokunarak ayak uçlarında balerin hünerinde yukarı çıkmaya başladı,kapının önünde durup nefes almadan içeriyi dinledi..içeriden gelen hafif müzik sesini duyunca evde birinin olduğundan emin oldu..şimdi sorular peşpeşe gelmeye başlamıştı..
- realinspector
sigara dumanının arkasındaki karartı seslendi: "Beni beklemiyordun değil mi Nick?" Ses birdenbire bütün algılarını kapamıştı sanki. Doğru mu duyuyordu, bu o muydu?
- ferahfeza
Sesin, o olma ihtimalinin hesabını dahi yapamadan ikinci bir sorunun beyninde çınlamasıyla adeta yerine çakıldı kaldı: "Görülecek bir hesabımızın kalmadığını düşünüyordun değil mi?"
- Banu Eker
Birşey var aramızda
Senin bakışlarından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Birşey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Birşey var aramızda
Senin gözlerin ışıldıyor
Benimse dilimin ucunda
Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, oradan tek bir ruh olarak çıkmaktır...Ahmet Hamdi Tanpınar
İşte böyle rafo.. Anlat dedin, anlattım. Bu gece artık son demiştim kendime. Artık o bara gitmeyeceğim. Olmadı rafo, yine geldim. Nasıl ki bir köpek, onu terk eden sahibini bırakmaz, kokusunu aldığı her yerde peşinden koşar durur, ben de öyle oldum işte.. Stefan beni istemediği halde, bir başka kadın için beni terk edip gittiği halde ben onu bırakamıyorum..
- •beliz•
Sonra George’un laflarından birini söyledi. Derste defalarca tekrar ettiğim ve onun hiç duymadığını sandığım bir sözdü bu: “Çünkü tanıdığın biriyle gezmek yalnız olmaktan çok daha iyi.” http://www.birgun.net/writer_...
" Bundan on beş yıl kadar önce, bahar döneminde, İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yaptım. Geçici bir işti bu. İngilizce edebiyat dersini veren hoca hastalanmış, sınıf da bir dönem için öğretmensiz kalmıştı. Öğrenciler için de benim için de zor bir süreçti. Onlar bir üniversite hocasının getirdiği serbestiye alışık değillerdi. Ben de tahtaya bir şeyler yazmak için sırtımı döndüğümde, arkamda fırtınalı bir okyanus gibi dalgalanan bir sınıfa dayanamıyordum."
- Sel Yayıncılık
"Üstelik bir de sınıf öğretmeni olmuştum. Arada bir ders dışı kimi faaliyetlere de katılmak zorundaydım. Bir keresinde, bana verilen talimat üzerine, sınıfı tiyatroya götürdüm. On beş yaşında otuz kadar çocuk. Koltuklara bir bir yerleştirdim onları. Hepsi yerine oturduğunda derin bir nefes aldığımı hatırlıyorum. Fakat bir başka görevim olduğu için oyunu onlarla birlikte izleyemedim....
more...
- Sel Yayıncılık
Romana el attığımız andan itibaren ciddi bir dirençle karşılaştım. Tiyatrodan hoşlanmadıkları gibi, edebiyatla ilgili “safsata”lara da kapalıydılar. Steinbeck’in çarpıcı imgelerinden, romanın sade ama dokunaklı dilinden hiç etkilenmiyorlardı. Salinas Nehri Salinas Vadisi’ne akıyordu. Eee, ne olmuştu yani? Konular da zaten bir garipti. Büyük Buhran’mış, çiftlikten çiftliğe dolaşıp iş...
more...
- Sel Yayıncılık
"Bana mısın demediler! Tamamen çaresiz hissettiğimi hatırlıyorum. Elimde tuttuğum kitap en saf haliyle edebiyattı. Ama onda güzel olan şeyi çocuklara aktarmayı başaramıyordum. Steinbeck’in romanı, dostluk ve sadakat üzerine yazılmış en iyi romanlardan biriydi. Belki de en iyisiydi. Ama bunu anlatamadıktan sonra ne faydası vardı? Dönem böylece ilerledi. Çocuklarla mücadele derinleşti. Bu...
more...
- Sel Yayıncılık
"O pazartesi okula gittiğimde, sınıfta yas havası esiyordu. Hafta sonunda olaylar patlamış, öğrenciler önce gruplar halinde ve sonra birer birer sorguya çekilmiş ve sonunda bu işi kimin yaptığı ortaya çıkmıştı. Kağıdı çalan iri yarı sevimli bir oğlandı. Notları çok kötüydü. Ders dinlediğine de pek şahit olmamıştım. Gizli gizli sigara içmekten birkaç kez yakalanmıştı. Disiplin defteri...
more...
- Sel Yayıncılık
"Uzaklaştırma cezası tamamlanıp da okula döndüğünde, eski neşesi kalmamış gibiydi. Bir gün onu bahçede duvara dayanmış, etrafı seyrederken gördüm. Artık yaz gelmişti. Okulun son günleriydi. Etrafta bunun izleri görülüyordu. Kızların etekleri kısalmış, oğlanların kravatları gevşemişti. O sabah her şeyin üzerinde neşeyle oynaşan ışıklar vardı. Ama o gölgede duruyordu. Bütün bunlardan...
more...
- Sel Yayıncılık
Dönem ortasında olanlardan bahsettik. Uzaklaştırma cezasından konuştuk. “Babam beni bu okuldan alacak,” dedi. Sesinde üzüntüden çok şaşkınlık var gibiydi. Bunun üzerine, uzun süredir merak ettiğim şeyi sordum ona. “Planlayan kimdi?” dedim. Sıra arkadaşının adını söyledi. Ufak tefek, cin gibi bir oğlandı bu. Her zaman suyun üzerinde kalacaklardan biri. “Neden daha önce söylemedin?”...
more...
- Sel Yayıncılık
çok güzel anlatmış. öğrencilere atar yapan öğretmenlerimiz de okusun pls.
- benmavi
İnsan şimdiye dek yapmış olduğu en önemli seçim eşiğindedir.Yetilerini ve beynini kullanarak, ortaya koyabildiği,haz ve yaratıcılığın yer aldığı bir dünya ya da kendini atom bombasıyla,yaşamının sıkıntı ve anlamsızlığıyla yok edebileceği bir dünya yaratmakta kullanacaktır bu seçimini.
- Freud Hocaefendi
İnsanlar arasında,yaşamayı sevenler ile ölümü sevenler arasındaki fark kadar büyük başka bir ayrım yoktur. Bu ölüm sevgisi tipik bir insanlık durumudur.İnsan,sıkılabilen,ölümü sevebilen tek hayvandır.
- Freud Hocaefendi
Mutluluk nedir?Öznel olarak mı tanımlanmalıdır? Mutluluk bireyin istediğini yapmasımıdır? Eğer öyleyse,mazoşist dövüldüğünde,sadist dövdüğünde,uyuşturucu alışkanlığı olan istediğini bulduğunda mutludur.
- Freud Hocaefendi
Yaşama sevincinin yerine ''yaşasın ölüm''! sloganını koyanlara İTAATSİZLİK!
- Freud Hocaefendi
Kitap gayet guzel. Ben de okudum. Herkese tavsiye ederim
- Cihanyus®
from Android
Bugün itaatsizlik sorunu yaşamsal bir önem taşımaktadır.İnsanlık tarihi incile göre itaatsizlik sonucu başladı.Adem ve Havva -yunan mitolojisine göre de Premetheus'un itaatsizliği medeniyetin başlangıcıdır.
- Freud Hocaefendi
Sevgili gençler.. Aşağıdaki fotoğraf, idefix sitesinin düzenlediği fotoğraf yarışmasında bendenizi temsilen yarışmaktadır. Yarışmayı kazanmama yardımcı olma aşamasında oy vererek destek olmak isteyenler https://www.facebook.com/idefixc... linkine ve ardından ''Oylama'' sekmesine tıklayarak yardımcı olabilirler.
Yanık şekerim sert, hayatsa daha berbat,// ikisinin de aynı kağıttan çıktığını unuturdum // unutmasına da, ben tuttum birini sevdim, //hayatı nasıl sevdiysem onu da öyle sevdim://Tarçın Kokulu Kız, Carmen, Ay Carmela...// O nane likörüne bayılırdı ama, ben onu //sıcacık bir kahvenin dumanına benzettim, o da beni birine benzetmiş olmalı ki, tuttu //aşk derdine düştü, şimdiyse terketme sevdasında! Aşk dünyaya bizden önce gelmiş de erkenden// açmış gibi dükkanını, onun kokusuyla tanıdım aktarları, acı sözlerini aşkın tuzu biberi saydım, //onun huylarıyla karşılaştım eski tuhafiyelerde: Aynalı Pasaj, Bonmarşe ve Altın Düğme... //Biri birine uymayan binbir huy, binbir çeşit, bir dükkana rastladım duvar taş, kapı kilit, //ne tatlı sözlerim açabildi ne iyi huylu şiirim, karamela dükkanı olduğunu en sonunda öğrendim! //Şimdi yanık şekerim sert, hayat ondan da dert, ben zaten tiryakiyim, ayrılık aşktan da berbat!
- ~~Rüzgârgülü~~
Nasıl severim belli değil bu şiiri, kelimesi kelimesine karamela şekeri tadında..
- ~~Rüzgârgülü~~
Demiş Haydar Ergülen. Ne de güzel demiş..
- ~~Rüzgârgülü~~
Seni bir gün en yakının ele verirse eğer, // öğren susmasını ve ağlamamasını. // bir kavanozun içinde mavi bir gül // yetiştir her gün daha çok yaşayan. // bir masalın ağzını kapat ve yat // geniş odalarda. bir oksijen çadırında. // ona kötü bir şey olsun istedim. // bana aşık olsun istedim.
Anısı biz olalım bu sokakların // öpüşmediğimiz tek saçak altı // hiçbir otobüs durağı kalmasın // Biz yürüyelim kent güzelleşsin // gürültüsüz sözcükler bulalım // yeni sevinçlere benzeyen
- ~~Rüzgârgülü~~
Sevdiği kıza kavuşamadığı için çekip gitmek isteyen gence, bilge sorar:
- Mecnun Leyla’sından vazgeçti mi?
Hayır.
- Kerem ateşten kaçtı mı?
Hayır.
- Ferhat dağları delmekten korktu mu?
Hayır.
- Ya Kocadağlı Ahmet?
Bir süre susup düşündükten sonra genç;
O'nu hiç duymadım ki efendim, deyince Bilge:
- "Tabi duymazsın, o vazgeçti.."