gayrettepe'deki tantunicisine mutlaka uğrayın derim :) ayrıca yarın hakan eren'in çalacağı 45lik bardaki partiye de gelecek bilgen hanım :)
- Engin Korkmaz
"Brenna MacCrimmon Kanadalı bir folk müzik sanatçısıdır. Toronto, Ontario doğumludur. 1980'lerin sonundan beri Balkan Müziği çalışmakta, öğretmekte ve söylemektedir. Çok iyi Türkçe konuşan ve şarkı söyleyen MacCrimmon, uluslararası anlamda bir Türk halk müziği şarkıcısı olarak kabul edilmektedir." http://tr.wikipedia.org/wiki...
- Ali Oz
bir üstte alıntılanan "MacCrimmon, uluslararası anlamda bir Türk halk müziği şarkıcısı olarak kabul edilmektedir" ifadesi beni fethetmiştir, o kadar :)))
- Ali Oz
gerçekten de çok güzel telaffuz ediyor Türkçeyi bir yabancı olarak
- vişnap
http://en.wikipedia.org/wiki... "Manhã de Carnaval" ("Morning of Carnival"), is the title of the most popular song by Brazilian composers Luiz Bonfá and Antonio Maria. It appeared in the 1959 Portuguese-language film Orfeu Negro (Black Orpheus), by French director Marcel Camus and based on a play by Vinícius de Moraes.
- Ali Oz
:) lal lal lal laaaal la la la la laaaaaa...
- yedi
Dance me to your beauty with a burning violin Dance me through the panic till I'm gathered safely in Touch me with your naked hand or touch me with your glove
- yedi
ben de çok seviyorum, hepimizi anlatıyor biraz..
- yedi
bülent ortaçgil dinlemek istemiyorum ben artık kendimce gerekçelerim var üzgünüm. geçmişte koyduğum bazı işaretler yüzünden alınmayın lütfen.
- Peki (czeytin)
fazla dinlememek lazım zaten, melankolinin dozajını kaçırınca kötü oluyor, arada dinlenir :)
- yedi
bir zaman sonra bayıyor tuzlu daha güzel hele ki bol tuzlu offf o zaman dudak pörsümesin diye ilk olarak ağzz atıp tuzunu emiceksin sonra çitliceksin *-*:D
- hanım dudu
bi de çam fıstığını kabuğundan çıkarıcak adam tutucam zengin olunca :\
- yedi
hahaha:D hazır çıkarılmışı var:D sahii artık çekirdekte kabuksuz satılıyor:D küçükken hayalimdi soyulmuş çekirdek almak ve bir avuç ağzıma atmak:D hehe
- hanım dudu
süper film, öyle böyle demeyip önyargılardan kurtulmak lazım. ilk 5 dk sabret sonra sıkılmadığını farket =)
- yedi
ne yorum yapsam spoiler'a girecek film. sadece şunu diyebilirim, öldükten sonra zaten gömülmek istemiyordum, bu filmden sonra yakılma vasiyetimi noterde onaylatacağım....
- duygu kocabaylıoğlu
30 Aralık 1842’de İstanbul’da dünyaya geldi. Ülkenin ilk maden mühendislerinden olan babası İbrahim Ethem Bey, 1877’de sadrazamlığa kadar yükselen bir devlet adamıydı. Ailenin ikisi kız altı çocuğundan en büyüğü Osman Hamdi’dir.[2] Erkek kardeşlerinden Mustafa Bey İstanbul gümrük müdürü, İsmail Galip Bey Türkiye’de nümizmatik biliminin kurucularından biri, Halil Ethem Bey ise müzeci olmuştur.
- yedi
Osman Hamdi, ilkokul öğreniminin ardından, 1856 yılında Maarif-i Adliye okuluna başladı. Oğullarının yurtdışında öğrenim görmesini isteyen babası onu birkaç yıl sonra hukuk öğrenimi için Paris'e gönderdi. Paris’te kaldığı 12 yıl boyunca hukuk öğrenimini sürdürürken o dönemin ünlü ressamlarından olan Jean-Léon Gérôme ve Boulanger'in atölyelerinde çıraklık yaparak iyi bir resim eğitimi aldı.
- yedi
Onun Paris’te bulunduğu dönemde Osmanlı Devleti resim öğrenimi için Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyid’i Paris’e göndermişti. Bu üç kişi, Türk resim sanatının ilk kuşağını oluşturdu.[3] Osman Hamdi Bey, 1867 Paris Dünya Sergisi’ne bugün nerede oldukları bilinmeyen “Çingenelerin Molası”, “Pusuda Zeybek “ve “Zeybeğin Ölümü” adlı üç yapıtını gönderdi.[1] Paris’te tanışıp evlendiği Marie adlı eşi ile 10 yıl evli kaldı, Fatma ve Hayriye adlı iki kızları oldu.
- yedi
Yurda döndükten sonra devletin farklı kademelerinde görev aldı. İlk görevi Bağdat İli Yabancı İşler Müdürlüğü idi. Mithat Paşa’nın Bağdat’a vali olması nedeniyle geldiği bu şehrin çeşitli görünümlerini yansıtan tablolar yaptı, Bağdat tarihi ve arkeolojisi ile ilgilendi.[4] O sırada vali Mithat Paşa’nın yardımcısı olan, geleceğin ünlü romancısı Ahmet Mithat Efendi ile tanışıp dost oldu.
- yedi
İstanbul’a döndüğünde Saray Protokol Müdür Yardımcısı olan Osman Hamdi, bu sırada Viyana’da düzenlenen Uluslararası Sergi’ye komiser olarak katıldı. Viyana’da iken tanıştığı adı Marie olan bir başka Fransız hanımla ikinci evliliğini yaptı. Naile Hanım adını alan ikinci eşinden Melek, Leyla, Ethem, Nazlı adlı çocukları dünyaya geldi.
- yedi
Osmanlı-Rus Harbi’nden sonra devlet memurluğundan ayrılan Osman Hamdi Bey, 1881'de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) müdürü Anton Dethier’in ölümü üzerine padişahın şahsi emri ile müze müdürlüğüne atandı.
- yedi
1 Ocak 1882’de padişah II. Abdülhamit, tarafından bir başka göreve daha atandı. Türkiye’nin ilk güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürlüğü ile görevlendirilmişti. Okul binasını Mimar Vallaury ile birlikte tasarladı. Binanın inşası ve akademik kadronun kurulmasının ardından okulu 2 Mart 1883’te öğretime açtı.
- yedi
Müze-i Hümayun müdürü olarak ilk işi eski eserlerin yurt dışına götürülmesini yasaklayan bir tüzük hazırlamaktı. Yürürlükte bulunan 1874 tarihli “Asar-ı Atika Nizamnamesi"ni 1883 yılında yeniden düzenledi ve yürürlüğe soktu. Bu yeni düzenleme ile Batılı ülkelere Osmanlı topraklarından eski eser kaçırılmasını önledi.
- yedi
Müze müdürlüğü sırasında ilk Türk bilimsel kazılarını başlatan Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Lagina (Muğla, Yatağan) ve Sayda (Lübnan)'da arkeolojik kazılar gerçekleştirdi. Sayda’da yaptığı kazılarda bulduğu antik eserler arasında arkeoloji dünyasının başyapıtlarından sayılan İskender Lahiti de bulunmaktadır. Söz konusu eserler, İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Osman...
more...
- yedi