Dün gece İsa dinine selam gönderen bir elhamdulillah çınlarken siyonizme hizmet eden bir zen rahibi gördüm. Lombak karikatüründen çok Zeki Müren plağına benziyordu. Aslında hiç bir şeye benzemiyordu ama tanıdık buldum ve hatta özlediğimi fark ettim belki de. Bu yüzden dün gece çok mutlu oldum. Çok yaşa Cohen ve tayfası, Tel Aviv’de de çalın Partizan’ı ve Take This Waltz’ı ve dans etsin bütün Tel Aviv o gece.
- löker
Cohen de her akşam aynı barda aynı kadının ardından kadehi dolduran, hüznü ne hale gelmiş olduğunda değil, kadının geri dönmemiş olmasında bulan ve giyebileceği bir ceketi olduğu için saygınlığını koruduğuna sevinen bir amcayı temsil ediyordu. O amca bütün şıklığıyla karşımızdaydı işte. Devrimin sahiplerine, halkın sevdiği şarkının bir hırsız tarafından bestelendiğini söylerken, bundan kendine pay çıkartmayan, kendini o hırsız da, o devrimin sahiplerinden biri de görmeyen bir zerafet ve alçakgönüllülükle. “Tüm kusurlar bir şeylere yarar / Onları yapan adam, değil ama” diyen Brecht’in, devrimin ancak mevcut ahlakın sınavından çakmış olan serserilerce yapılabileceğini hisseden bilgeliğini paylaşırcasına kendi ahlak notunun açıklanmasını tedirgin bir çocuk gibi bekler bir alçakgönüllülük.
- löker
Ama gece boyunca beni en çok sinirlendiren şey herhalde sigara yasağı anonsu alkışlayan denyolar oldu. Tamam sigara içmiyoruz da, bant kaydı alkışlayacak kadar mı ya? Bu kadar mı sevinecek bir şeyiniz yok, hayatta bir şey başaramadınız? Sigara yasağının karakteri, işleyişi, faşizanlığını falan geçtim yahu. Yayalara yeşil yanınca seviniyor musunuz siz mesela?
- löker