Davutoğlu, "Irkçı cinayetleri işleyenler Hıristiyan olmasına rağmen ben konuşmamın hiçbir yerinde 'Hıristiyan terörist' demedim. Siz de İslamcı terörist ifadesini kullanamazsınız. Bir dinin mensupları arasında yanlış yapanlar olabilir, ama bu dini itham edemezsiniz. Bu kadar olay yaşanmış, Alman ırkçılar diyor muyuz? Irkçı cinayet, Neonazi terör örgütü deriz ama Hıristiyan terör örgütü demeyiz. Bu tavır 11 Eylül'den kalan bir hastalık. Siz de İslamcı terörist tabirini kullanamazsınız." demiş ve çok da iyi etmiş.
- makif
from Bookmarklet
"“En küçük nüfuslu milletin üyelerinin bile diğer üyelerin büyük çoğunluğuyla hayatları boyunca tanışmayacağı, karşılaşmayacağı, hatta adlarını bile duymayacağı düşünülürse (Anderson, 1983: 6) “bir günlük best-seller” sayılabilecek gazetelerin her sabah yinelenen toplu ve neredeyse eşzamanlı tüketiminin milli birliktelik düşüncesinin kurgulanmasına, “hayali topluluk” inancının pekişmesine yaptığı katkı kolaylıkla anlaşılabilir (Anderson, 1983: 35). Bu açıdan bakıldığında, yazılı basının, kalıcılığı sayesinde görsel iletişim araçlarından daha etkili olduu da söylenebilir."
- makif
from Bookmarklet
"Hangi Hıristiyan ülkede, devlet bütün dinlere eşit mesafede bulunmamaktadır? Sözde “liberalizmin” beşiği Hollanda’da, daha yenilerde, İslam’ı aşağılamak Mahkeme tarafından ifade hürriyeti içinde değerlendirilmedi mi? Aynı yaklaşım neden Hıristiyanlık ve Yahudilik için söz konusu edilmemektedir? Küresel Siyonizm’in antisemitizmi Yahudi, hatta İsrail karşıtlığıyla özdeşleştirmekte kat ettiği başarının, Yahudiliğe ve Yahudilere özel bir koruma alanı oluşturmadığı iddia edilebilir mi? Britanya’da neden Monark’ın Anglikan Kilisesi’ne mensup olması zorunluluğu devam ediyor? İslamiyet’e hakaret, neden Hıristiyanlık ve Yahudiliğe hakaretle eşdeğer bir konuma sahip değil? İtalya’da neden Katoliklik “en fazla müsaadeye mazhar din” konumunda? Atina’da neden hala Müslümanlar için bir cami bile açılamadı? Nasıl ki, hiçbir ulus devlet, ABD dahil, bütünüyle etniklikten ari değilse, “yeri ve zamanı geldiğinde” kendisini bir etnik toplulukla özdeşleştirmeyi tercih ediyorsa (unsur-u asli akidesi),...
more...
- makif
from Bookmarklet
"Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni kanuna göre ilk görevi artık 'Atatürk ilke ve inkılapları', 'Atatürk milliyetçiliği', 'Türk milletinin millî, ahlâkî, manevî, tarihî ve kültürel değerleri' gibi, ne olduklarını bugüne kadar bir Allah'ın kulunun bile kavrayamadığı ideolojik mugalatayı 'benimsetmek' değil. Eski kanunun uzun uzun saydığı bu görevler yeni kanunda yok. Onların yerine, '...öğrencileri bedenî, zihnî, ahlâkî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan' yeni bir görev tanımı yapılıyor."
- makif
from Bookmarklet
"Türk Tarih Tezi’ni epey eleştirmişim ve bu arada Atatürk’ü de kayırmamışım gerçi (s.40-45). Ama (i) böyle aşırılıklar devrimlerde normaldir (45-46) ve (ii) zaten 1930’larda herkes totaliterdi (47) türü banalliklerden de vazgeçememişim. Dahası, (iii) Atatürk’ün gene de teorisini toplumdaki biricik tarih görüşü haline getirip fikrî yapıyı monolitikleştirmekten uzak durduğu gibi, şimdi beni çok şaşırtan bir cevher yumurtlamışım (47). Buna da (iv) tıpkı Atilla Oral gibi, TTK’nın özerk ve dolayısıyla ilke olarak siyasî iktidarlardan bağımsız olmasını gerekçe göstermişim (47-48). Pes doğrusu."
- makif
from Bookmarklet
"Erdoğan ve Öcalan... Bu kişilerin ilerde nasıl algılanacaklarını takdir edebilmek için 'var olmasalar ne olurdu?' diye bakmak lazım. Her ikisi de büyük sosyolojik dinamiklerin siyasete tahvil edildiği noktada ortaya çıkan ve kendi yaşam süreçlerinde olgunlaşma anlamında büyük gelişme kaydeden bu iki insanın, Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olmaları boşuna değil."
- makif
from Bookmarklet
"Geçen hafta Taraf'ta Neşe Düzel'in söyleşi konuğu Berkeley Üniversitesi'nden Cihan Tuğal'dı. Dindar kesimi tanımak için iyi bir muhatap gibi durmaktaydı, çünkü kendisinden şu satırlarla söz etmekteydi: "2002-2006 dönemini sahada geçirdim. Kahvelerde, okullarda, camilerde onlarla iç içeydim, onların parçası gibiydim, her şeyi birebir görüyordum.""
- makif
from Bookmarklet
"Kürtlerin “Kürtleştirilmesi” sürecinin laikçi refleksleri, İslam’la samimi bir yüzleşmeden kaçamayacaktır. Osmanlı-İran çatışmalarında geçiş koridoru olan Kürdistan coğrafyasının bu haline Kürt etnik hamiyetiyle tepki gösteren Şerefhan ve Ahmed-i Hani, Kürtlerin yegane ittisal noktasının “Kelime-i Tevhid” olduğunu biliyorlardı. İslam’sız ya da İslam’a karşı konumlanmış ulusalcı Kürt milliyetçiliği, sonunda kendi toplumuyla savaşmak zorunda kalacaktır. Kemalistlerin yaptığı gibi..."
- makif
from Bookmarklet
#Hediyedenizi , buldumbuldum kelimesinden de geçtim, "buldumbuldum.com" kelimesine adwords reklamı verip üstüne bir de hediyedenizi.com/buldumbuldum diye alt link oluşturuyor. Nerede kaldı ticarette etik ??????
- Ömer Ekinci
Etiksizliğin önü yüzyıllar önce açıldı.. Ama insan aklıyla, kendine duyduğu saygıyla hareket ederse etik davranabilir. Ayrıca TTNET olayında rakibin ismiyle reklam verme olayı var. Burada direkt olarak rakibin "domain name" iyle reklam verip bir de üstüne hediyedenizi.com/buldumbuldum diye alt dizin oluşturup iyice abartmışlar
- Ömer Ekinci
Google botlar her siteyi didik didik ediyorlar clone var mı, yanlış içerik var mı diye. İndexlemiyor bu siteleri. Ama iş paraya gelince etik olmayan bu reklamları yayınlıyor.
- Artetasarım
Google botlarının clone siteleri indexlemediğini kim söyledi? En azından şunu söyleyebilirim. Özgün açılan bir blogun yazılarını alan bir çok site bu blogdan çok daha fazla geri dönüşe sahip oluyor. Yani yanlış içerik, clone falan hikaye.
- Yusuf EVMEZ
Google blogunda bu konu ile ilgili bir videoya denk gelmiştim. botlar klonlanmış içerikleri algılayabiliyor vs şeklinde
- Çağdaş
5-6 sene evvel hediyedenizi.com'da bir yaz çalışmıştım. Olayın teknik boyutunu bilmiyorum ve anlamıyorum ama saygısızlık ve ahlaksızlık yapacak karakterde değiller.
- makif
Etiğin Etik Olgusunun olduğu yerde olması gerekmiyor mu Allah İçin Girin HediyeDenizi Diye Google bakın ne kadar reklam var bu ne kadar etik aynı firmalar etik değil deyip vermeyi biliyor ama Başkalrının verdiği reklama etik diyot ne kadar akla uygun sizce ?
- OSMAN SÖYLER
Ayrıca yok o başlığa da onu yazmış yok ben yazmadım diye bir kavram olabilirmi sizce etik değilse birşey etik değildir
- OSMAN SÖYLER
HediyeDenizi Yıllardır Hem Hediye Aramasında Birinci Hemde HediyeDenizi Kelimesiyle HediyeDenizi Kadar Aranıyor Siz Yıllarca Verin HediyeDenizi Diye Reklam Yok Benim Ayıbımın Üstü Kapalı yok Onun Ayıbının Üstü Açık Olur mu Böyle Ayıp Ayıptır
- OSMAN SÖYLER
Yıllarca Savunmaya Rağman Düzelmeyen Saldırı İçin Savaş Açmak Çok UYgun Bence..
- OSMAN SÖYLER
Benim mart'ta açtığım feedimi bulup reklam bile yapıyorlar sağolsunlar http://ff.im/zrABD
- 'SKB
sorduğunuz soruya cevap verilmiş sanki :?
- OSMAN SÖYLER
"CHP’nin yirmi senelik rutini şu oldu: Arka planında İstanbul sermayesinin Anadolu sermayesini tedip işinin olduğu bürokratik elitle yeni muhafazakâr elit arasındaki çatışmada İstanbul sermayesinin ve bürokratik elitin yanında olmak (Doğan Medya ve TSK müttefiki olarak CHP): Anadolu sermayesiyle yeni muhafazakâr elitin tedibi işinde gayri meşru araçların kullanımına onay vermek (28 Şubat ve 27 Nisan muhibbi olarak CHP): mezkur gerilimin tezahür biçimlerinden muhafazakâr görünürlüğün stigmatize edilmesine destek olmak (Nur Serter olarak CHP): eğitimsiz, muhafazakâr ve yoksul çoğunluktan ‘hoşlanmamak’ (Bekir Coşkun olarak CHP): Kürt meselesinin (1930’larda olduğu gibi) tedip ve tenkille hallolunmaya çalışılmasına onay vermek (Onur Öymen olarak CHP)."
- makif
from Bookmarklet
"Faşizmin dünyada bizden başka örneği olmayan bu ritüelini, koca koca adamların ciddi ciddi emek harcadığı, önemsediği bu müsamereyi üzerinde hiç düşünmeden ve sorgulamadan neden tekrarlıyoruz?"
- makif
from Bookmarklet
Çok geçmiş olsun Ömer, cana gelmesin mala gelsin.
- Coşkun Taşdemir
Ömer Bey geçen gün de sanırım sizdiniz değil mi arkadaşı sayesinde düşmekten kurtulan.Yanlış hatırlıyorsam özürdilerim ama kötü şans üzerinizde geziyor gibi.. Çok geçmiş olsun..
- Onur Çanga
"Ak Parti’nin çekildiği, Türkiye siyasetinin büyük aktörlerinin rıza gösterdiği yeni paradigma bu. Bakalım bu yeni paradigmaya Kürtler rıza gösterecek mi? Seçim sonuçları muhtemelen göstermediklerini gösterecek. Bu durumda müesses nizam ve Ak Parti ne yapar? Tenkil siyasetine geri dönecek halleri olmasa gerek. Belki kafa kafaya verip daha renkli bir paradigma oluşturmaya karar verirler, kim bilir?"
- makif
from Bookmarklet
Eğer başkanlık sistemi tercih edilirse başkan seçiminde iki-turlu sisteme kesinlikle yer verilmemelidir. Hatta iki-turlu sisteme hiçbir demokratik seçimde yer vermemek gerekir. Demokrasinin temeli herkesin moral eşitliği ve herkesin yönetime katılma hakkının en baştan kabulüdür. Bu, şu demektir: Demokratik bir rejimde genel seçimle belirlenen her pozisyona her seçmen aynı zamanda seçilebilir de. Yani seçme ve seçilme hakkı bir bütündür ve her reşit birey bu bakımdan eşittir. Yani bir demokraside en baştan zaten her bireyin, yaş, eğitim, ırk, cinsiyet gibi hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan başkan olabileceğini kabul ediyoruz demektir. İki-turlu seçim çoğu insana çok demokratik gibi gelir, çünkü toplumun yarısından fazlasının oyunun bir adayda yoğunlaşmasını sağlar. Aslında demokratik gibi görünse de bu demokrasinin temeline, bireylerin moral eşitliğine aykırıdır."
- makif
from Bookmarklet
"Cemaat, Gülen Hareketi’ni de içine alan çok yaygın ve vazgeçilmez bir grup yapısıdır. Bu durumda soruyu şöyle sormak lâzım: Cemaatsiz demokrasi mümkün mü?"
- makif
from Bookmarklet
"Türkiye’de “1915 bir soykırım mıdır?” diye tartışan bizler, aslında kendisine bakılarak soykırım kavramının tanımlandığı bir hadisenin soykırım olup olmadığını tartışıyoruz."
- makif
from Bookmarklet
"Milliyetçi tarih anlatılarında bir “altın çağ” kavramı çok büyük yer tutar. Altın çağ, “bizim” en güçlü ve “öteki”lerimiz, “düşman”larımızın en zayıf konumda olduğu; “ulusal deha”mızın parlayıp ezelî ve ebedî hasletlerimize en fazla ışık tuttuğu; kendimize özgü kurumlarımızın başkalarınınkine üstünlüğünün belirginleştiği, “öz”ümüzün öne çıktığı bir dönemdir (daha doğrusu, öyle düşünülüp kurgulanır). 19. ve 20. yüzyılın milliyetçi akımları, modern çağda yaşamakla birlikte, geçmişteki (gerçek veya hayalî) böyle bir dönemden kuvvet almaktan; kendilerini onun aynasında görmek ve göstermekten hoşlanırlar."
- makif
from Bookmarklet
"Bu son noktada, irtibatta olduğumuz iki kişi bize, 10 mayıstaki kabine toplantısında Erdoğan’ın Ulaştırma Bakanı (Binali) Yıldırım’ı hor gören bir edayla şirketlerin özel uçaklarına binme tekliflerini kabul etmekten vazgeçmesini söylediğini ve Maliye Bakanı (Kemal) Unakıtan’a, “Bu senin o küçük mısır işine benzemez” (Unakıtan’ın oğlunun ithalat vergisinde artış olmasından hemen önce içeriden aldığı bilgiyi kullanarak mısır ithal edip, düşeş kazanç sağlamasına atfen) diyerek alaylı bir şekilde mali durumu düzeltme talimatı verdiğini anlattılar. (6) Erdoğan bazen, Türkiye’yi yönetmesi için Tanrı buyruğuyla görevlendirilmiş biri gibi bir hava yayıyor çevresine. Hâlâ mutlak güce susamış bir halde. O ve partisi, silahlı kuvvetlerin hâlâ önemli bir nüfuza sahip ve hesaba katılması gereken bir siyasi güç olduğu gerçeğiyle akıllıca başa çıkmayı beceremediler."
- makif
from Bookmarklet
"AKP, liderinin özgüvenini yansıtan bir biçimde, kendi tabanının enerjisinden beslenmeyi temel stratejisi haline getirdiğini ilan etmiş oldu. AKP'nin önümüzdeki dönemde bir 'okul' haline geleceğini, genç kadroların devşirildiği büyük bir fabrikaya dönüşeceğini tahmin etmek zor değil. Anadolu'nun her şehrine bir üniversite yapılması idealinin bir yönü de muhakkak ki bu üniversitelerde yereli bilen ve oradaki talepleri merkezin politikaları ve evrensel ilkelerle buluşturabilen insanların yetiştirilmesi olacak. Cumhuriyet'in köy enstitüleri ideali, bugünün global post-modern dünyasında, İslamî bir hükümetin en modern kurum olan yükseköğrenim üzerinden kendi iktidarını toplumsallaştırması projesine dönüşüyor. Bunun anlamı bundan böyle AKP'nin parti saflarında bir toplumsal kuşatıcılık peşinde koşmayacağı, kuşatıcılığı siyasî alanda attığı adımlar ve kuracağı işbirlikleri üzerinden arayacağıdır. Kısaca söylemek gerekirse Erdoğan 'ben Özal olmayacağım' demiş oluyor... Yani dört eğilimi...
more...
- makif
from Bookmarklet
"12 Mart ve 12 Eylül’de yanlış yaptı ama giderilmeyecek yanlışlar değil. Bizim gibi insanlar bunu bile anlayışla karşılayabildiler."
- makif
from Bookmarklet
"yetenekli bir insanın dahiyane işler ortaya çıkarabilmesi için çoğu zaman desteğe değil, kendisine köstek olunmamasına ihtiyacı vardır."
- makif
from Bookmarklet
Merhaba arkadaşlar bir arkadaşım bir roman yazdı ve yayınlama problemleri yaşıyor. Alternatif olarak ya sponsor bulalım dedik yada bir roman yarışmasına katılalım. Her iki alternatif içinde önerilere ihtiyacımız var. Lütfen #yay
ileriye dönük an faydalı hareket, her yıl düzenlenen edebiyat yarışmalarından birine iştirak etmek. sadece yakın çevresi tarafından satın alınmış 1000 baskılık bir kitap yazarı olarak, öğrencilik yıllarımda yaptığım ve yazarlıktan soğuduğum yanlışı yapmamasını dilerim. edebiyat çevrelerinde desteklenmedikçe rafa konan bir kitabın tutması imkansıza yakın bir olasılıktır.
- marlboro man