As part of the FOA (Future of Advertising) project, Google and The Wharton School have partnered to gather and provide quick perspective on managing the change in the marketing landscape. It is a first-of-its-kind online destination for marketing and advertising that provides actionable insights for more informed decision-making. It takes the form of short 1-3 minute videos featuring thoughts from around the industry and academic worlds and is also intended to be an interactive platform for audience engagement: http://www.youtube.com/fastfor...
- Melih Cılga
Ajans – reklamveren ilişkileri çerçevesinde gündeme gelen yeni tartışma konularından birisi de “Adaptive Branding”: Dijital yaşam biçiminin yaygınlaşmasıyla birlikte ajanslar kendilerini yenilemeye çalışırken, acaba reklamveren tarafındaki marka yöneticileri hemen her şeyin çok hızlı değiştiği bu yeni ortama uyum sağlayabilmek için kendi iş yapma biçimlerinde ne gibi düzenlemeler yapmalılar, karar alma süreçlerinde hangi alışkanlıklarını gözden geçirmeliler? Her türlü mesaja 7/24 erişimin aşırı kolaylaşması sayesinde, yeni bir haberin “yeni ve ilginç olarak kalma” ömrü de giderek kısalıyor. Medya tüketim alışkanlıkları değişen tüketicilerin bir marka üzerindeki ilgisini ve dikkatini canlı tutabilmek için, belirli bir “büyük mesaj”ın belirli mecralarda uzun süre tekrarlanması yerine, “her biri yeni bir haber” biçiminde çok sayıda parçaya bölünmüş “küçük mesajlar”ın daha yüksek frekansla iletilmesi gerekiyor artık... Haliyle böyle bir kampanya mimarisinin de sürekli olarak izlenip...
more...
- Melih Cılga
Reklamverenin ajansla ilişkisinde yeni bir pencere açmak amacıyla, mevcut durumdan daha “iterative” yapıda işleyen, yani adım adım kendisini geliştiren bir karşılıklı uzmanlık paylaşımı ve “gerçek-zamanlı öğrenme” ortamı nasıl hayata geçirilebilir? Örneğin, bu yeni ilişki formatında pazar araştırmaları ve reklam araştırmalarının daha belirleyici rol oynayacağına kuşku yok. Dijital...
more...
- Melih Cılga
Bir firma içerisinde dijital çağın hızlı bilgi akışına ilk uyum sağlayan (genellikle IT departmanından da önce) pazarlama departmanı olur. Bu yeni iş yapma anlayışının kademe kademe diğper departmanlarla da etkileşime girmesini hızlandırmak gerekir. Örneğin, sosyal medya araçlarıyla elde edilen tüketici içgörüleri, rahatlıkla firmanın ürün geliştirme ve satış sonrası hizmet...
more...
- Melih Cılga
“... Tabii burada akla ilk gelen, “Acaba net’teki kalabalıktan gelecek yaratıcı fikirler, uluslararası kurumsal bir ajanstan gelecek fikirlerin yerini tutabilir mi?” sorusu oluyor...”
- Melih Cılga
“... Haliyle bu fikirlerin / reklam hikayelerinin geliştirilmesi, gerekiyorsa marka kimliğinin hikayeye daha etkili biçimde yerleştirilmesi, yani hem yaratıcı stratejiye hem de pazarlama stratejisine uyumlu hale getirilip optimize edilmesi de reklamverenin işi olacak.”
- Melih Cılga
Sonuçta tüm bu kalabalık içinde üzerine gidilecek ve ondan bir reklam kampanyası çıkarılacak tek bir "wisdom" ya da "yaratıcı fikir" olmayacak mı? Eğer ajanslar devre dışı kalacaksa zamanla markaların da kısır bir döngüye gireceğini ve o fikirlerin arasından birini seçmeye çalışırken boğulacağını hissediyorum. Ajans tarafında demir sürekli işliyor, farklı projeler ve farklı gündemler ile..ortada yaratıcı bir fikir olsa bile ancak ajans desteğiyle maksimum fayda sağlayan bir kurgu olabilir sanki.
- Ufuk Özgül
İnternet topluluklarının toplam zekasının çıkan sonuçta direkt etkili olduğunu düşünürsek, olaya dahil olmayı seçen topluluğunun "kalitesi" önem kazanıyor. Fakat geniş anlamda bu çabalar farklı adlar altında devam etse bile, reklam ajanslarının biraz da evrim geçirerek güçlü yerlerini koruyacaklarına inanıyorum. Ölçümleme ise bitmek tükenmek bilmeyen bir konu olarak yerini koruyacak.
- Erkan Belen
Crowdsourcing'e http://reklamfikirleri.net/ ve http://www.paramarka.com/ örnek gösterilebilir. Buradaki kitle "ad" yaratabilecek niteliğe haiz kimseler olabilirler, ancak benim esas düşüncem bir iletişim profesyonelinin bakış açısıyla topluluğun içinden gelen bir kişinin bakış açısının aynı olamayacağı yönünde. Burada enteresan bir ikilem ise kendini gösteriyor; o halde niye deliler gibi survey ve focus group'lar yapıyoruz? =)
- Eren Kumcuoğlu
Öte yandan, equity işlerinin öyle herkesin eline verilebileceğini de hiç sanmıyorum. Dönemsel ve küçük çaplı kampanyalarda çalışabilecek bir metot olduğu bir gerçek, ancak bir equity işinde stratejik ve bütünleşik düşünme yeteneğine haiz olmayan bireylerin elinde korkunç sonuçlar alınabilir. Bir fikir için ilham alınması ve kıvılcım yaratılması açısından topluluklar güzel yerler, ancak Unilever'ın aldığı kararı oldukça radikal buldum ben. Ya vakitleri çok fazla, ya da kendilerine çok güveniyorlar =)
- Eren Kumcuoğlu
@Eren, tabiki bu ise bir pilot proje olarak bakiyordur Unilever sonucta butun markalari icin ve global olarak alinmis bir karar degil. Toplulugun icindengelen kisilerin baskis acisi ile iletisim profesyonelinin bakis acisi ayni olmaz demissin ama bence burada asil hedef, bu isten hic anlamayan insanlardan proje beklemek degil. Aksine bu iste az veya cok tecrubesi olan ama su anda, bosta olan veya kismen calisan veya normal isinin uzerine boyle bir projeyi alabilecek olan kisiler hedef kitle bence...
- Aykan
Ben yazıda, haberin geçtiği orijinal linki görmedim Aykan, ancak "yatkınlık" gibi bir ifade geçtiği için pazarlamayla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı olan insanlar olduğunu, alelade kişiler olmadıklarını tahmin etmiştim. Öte yandan, koskoca bir ajansla bağları kopardıktan sonra, ufak tefek BTL işlerini ucuza getirecek bir yapı kurulacağını sanmıyorum. Bu arkadaşlar basbayağı stratejik iletişim danışmanlığı bekliyorlar gibime geldi =)
- Eren Kumcuoğlu
Unilever, crowdsourcing'den ortaya çıkan düşünceleri de Smartworks isimli, outsource ettiği produksiyon şirketinin eleğinden geçiriyor. Yani işlem esasen tamamen kreatif direktörlerin elinden geçiyor. Aslında burada da büyük bir strateji işliyor. Esasen konunun kabaca iki yönü var; 1- Fikirleriniz ile dünyadaki en büyük FMCG firmalarından birinden 10.000$'i alıp gidersiniz. 2- Ajansınız...
more...
- bora "head" basman
tabiki su konuda haklisin Eren, sonucta sapi samandan ayirmak da basli basina bir is olucak Unilever icin veya Smartworks icin (edit)...
- Aykan
Cisco'nun benzer bir denemesi oldu, siradaki buyuk fikri bulmak icin, bununla ilgili bir yazi var linkte: https://www.communicationsdirectnews.com/do... Sonucta bu is icin gerekli altyapinin kurulmasi, prosesin yonetilmesi ve fikirlerin ayiklanmasi ciddi bir yatirim gerektiriyor.
- Aykan
"Eliminasyon sureci tahminimizden cok daha zahmetliydi; taslarin arasindan mucevherleri ayiklamak icin cok ciddi zaman, enerji, sabir ve hayalgucu gerekliydi. Ucuz bir cozum ariyorsaniz baska yonlere bakmalisiniz" diyor Cisco Emerging Technologies Group'un Chief Tech. Officer'i Guido Jouret
- Aykan
"Kaynakları daha verimli kullanayım derken içerik temizlemek adına içinden çıkılmaz fırsat maliyetlerine girişmek" adına bir paragraflık bir yorum daha yapacaktım, ama CTO yapmış zaten ;)
- Eren Kumcuoğlu
Olumlu sonuclar olarak da "dunyanin dort bir yanindan farkli insanlarin Cisco hakkinda ne dusunduklerini ogrenmelerini" ve "104 farkli ulkeden gelen katilimla yeni is potansiyelleri hakkinda bilgi sahibi olmalarini" gostermis.
- Aykan
Bu arada biraz konu disina ciktik. Melih Cilga'nin sorusu "crowdsourcing" in ajans musteri iliskisi uzerine muhtemel etkileri uzerineydi. Benim fikrim bu ve benzeri deneyimlerin kacinilmaz olarak artacagi yonunde. Web 2.0'nun getirdigi demokratiklesmenin bir sonucu. Fakat bu yontemi ajanslarin yerini alacak bir yontem olarak gormuyorum. Burada onemli olan prensipler (kalabaliklarin gucunden yararlanmak) ve bu yeni anlayis ajans ve musterinin ortak yonettigi projelerde de kullanilabilir.
- Aykan
Crowdsourcing trendi, kurumsal ajansların kendilerini nasıl konumlandırdıklarını yeniden düşünmeleri için iyi bir fırsat aslında. Markaya temel katkısını sadece yaratıcı reklam fikirleri bulmakla sınırlamış ajansların, acilen ilgi ve bilgi alanlarını zenginleştirmeleri gerekiyor. Yakın gelecekte, bugüne kadar reklamveren tarafındaki yöneticilerin kendi içlerinde çözüm aradıkları bazı...
more...
- Melih Cılga
Melih Bey, sonuna kadar katıldığım son yorumunuz üzerine "Mesele tek başına yaratıcılıksa, bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!" başlıklı eski bir yazımdan aşağıda birkaç paragraf aktarmak istiyorum izninizle...http://selimtuncer.blogspot.com/2006...
- A. Selim Tuncer
"Birkaç yıl önce, ortakları İtalyan, Alman, Amerikalı ve Fransız pazarlama profesyonelleri olan, New York, Paris, Cenevre ve hatta İstanbul’da ofisleri bulunan bir marka danışmanlık firmasıyla tanışmıştım. Hadi ismine de vereyim, belki işi düşen olur, Brand DNA isimli bu firmanın bildiğimiz anlamda danışmanlık hizmetleri vermesinin yanında en önemli iddiası şuydu: Markanın sahibi olan şirketle yaratıcı çözüm üreten ajanslar ve tasarımcılar arasındaki boşlukları (MT diliyle gap, okunuşu găp) doldurmak..."
- A. Selim Tuncer
"Profesyonel yaşamlarında Swatch, Elizabeth Arden, Piaggio, Wedgwood gibi markaların yönetim kademelerinde çalışmış olan bu beyler, pardon aralarında bir de hanım var, kısaca diyorlar ki, müşteri markanın stratejisini bizsiz oluşturamaz, oluştursa da ajansa doğru dürüst brif (Buna Türkçe sözcük muamelesi yapıp böyle yazıyorum, ne yapayım?) veremez, verse de ajans salt yaratıcılığa...
more...
- A. Selim Tuncer
"Tespitler doğru mu? Doğrudur. Kendini böyle konumlandırmış bir danışmanlık firması gerçekten boşlukları doldurur mu? Vallahi bilemem, ama her boşluk için bir danışmanlık ihdas edilecek olursa işimiz var demektir. Bu boşlukları başka türlü doldurmak daha mantıklı görünüyor bana, ama böyle bir çare yoksa bu arkadaşları bir deneyin isterseniz."
- A. Selim Tuncer
"Bugün itibariyle ülkemizde pazarlama disiplini, artık rüştünü ispat etmiştir. Üniversitelerimizin ilgili fakültelerinde çok ciddi çalışmalar yapılmakta, önemli bir bilgi birikimi oluşturulmaktadır. Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur."
- A. Selim Tuncer
"Bence daha da önemlisi, öyle bir pratik geliştirmeliyiz ki, pazarlama iletişimi yaratıcılarını, 'Bu adamlar bilimden milimden ne anlar!' falan demeden pazarlama disiplininin soyut değerlerini üretme ve uygulama imkanlarını araştırma noktasında mutlaka işin içine sokmalıyız. Dediğim gibi, sektörün böyle bir deneyimi zaten var. Gençler de kendilerini biraz zorlarlarsa bu deneyimleri...
more...
- A. Selim Tuncer
"Şimdi başa dönüyorum; sözünü ettiğim danışmanlık firması ayrı bir vaka, ama bize kralın çıplak olduğunu söylemekle vallahi iyilik ediyor. Asıl irdelenmesi gereken ise pazarlama ve markalaşma süreçlerinde reklam ajanslarının konumunun ne olacağı ve boşlukların nasıl doldurulacağı sorusudur. Ben, reklam ajanslarının sadece stratejinin üzerine yaratıcılık inşa edecek (ki bu da başlı...
more...
- A. Selim Tuncer
"Tabii ki stratejisiz yaratıcılığı hiç kaale almıyorum. Zaten mesele tek başına yaratıcılıksa, bu konuda 'İkizlere takke!' gibi halk irfanının ürettiği yaratımlarla hiçbir reklam ajansının yarışabileceğini sanmıyorum. Bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!"
- A. Selim Tuncer
Birkaç paragraf dedim ama, bir çuval oldu. Özür! :)
- A. Selim Tuncer
Selim beyin yorumlarındaki şu iki cümlenin altını çizmek isterim: “... Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur.”
- Melih Cılga
Merak ediyorum, acaba gençler ne düşünüyor bu konuda?.. Ajans – reklamveren ilişkileri çerçevesinde disiplinlerarası uzmanlık paylaşımı ve içgörü alışverişi, mevcut durumdan daha pro-aktif biçimde nasıl hayata geçirilebilir?
- Melih Cılga
Hangi ajans, ölçülmeye (sınanmaya) antipatik bakmayı aşmış acaba... Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, ajans ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...)
- Uğur Özmen
Ölçelim diye yalvardığımızda, hangi marka araştırma bütçelerinden kaçmayı aşmış acaba... Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, marka ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...) :)))
- A. Selim Tuncer
Nedense, burada bir yankılanma hissettim. :-)>
- Uğur Özmen
Radikal Tasarım Gazetesi'nin 8. sayısında Avşar Gürpınar'ın "Birlikten tasarım dogar mı?" başlıklı bir yazısı yer alıyor: Geleneksel tasarım süreçleri ile karşılaştırıldığında yönetimi zor olsa ve sonuçlar her zaman istendiği gibi olmasa da crowdsourcing gibi kitlesel innovasyon yöntemleri ileride daha da popüler hale gelecek gibi görünüyor. Çünkü bu yöntemler maddi getirilerinin yanı...
more...
- A. Selim Tuncer
“Hissediyoruz. Programın, seyreden herkesin hemen dikkatini çeken yönü bu... Ama biri çıkıp da ‘nereden bilebilirim ki, zaten kimsenin bir şey hissetmesi mümkün değil, tamamen şans’ dese diğer yarışmacılar tarafından bir tür kafir muamelesi görebilir.”
- Melih Cılga
“Bu programın gösterdiği diğer bir sonuç da fırsat maliyetini gerçek bir maliyet gibi algıladığımız. Yarışmacı bir teklifi kabul ediyor ve tamamen şansının (veya çeşitli ‘hislerin’) yardımıyla önemli (çalışsa ancak birkaç yılda kazanabileceği) bir miktarla ayrılıyor. Ama açılan kutusundan çok daha büyük bir miktar çıkıyor ve kahroluyor. Oysa o para hiçbir zaman kendisinin olmadığından gerçek bir kayıptan değil, ancak bir fırsat maliyetinden söz edebiliriz.”
- Melih Cılga
Kraft Foods’un doksan yıllık markası Vegemite (ekmeğe sürülerek yenilen ve Avustralya’da çok popüler olan maya özlü bir kahvaltılık), piyasaya çıkarttığı krem peynir katkılı yeni çeşidine marka ismi bulmaya çalışırken “crowdsourcing” yöntemine başvurunca, pazarlama tarihine geçecek küçük bir skandala da imza attı.
- Melih Cılga
Yeni ürün bu temmuz ayında, üzerinde “Name Me” yazan etiketlerle piyasaya sürüldü ve yarışma boyunca 48 bin isim önerisi gönderildi... Ama bir web tasarımcının önerisi olan “iSnack 2.0” ismi seçilince, hem tüketicilerden hem de pazarlama uzmanlarından eleştiriler yağmaya başladı. iPod ve iPhone isim geleneğinin “Web 2.0” trendiyle birleştirilmesini bir kahvaltılık ürünle...
more...
- Melih Cılga
“... Tartışmanın çıkış noktası şu soruydu: Niş tanımına girmeyen ve pazar payını büyütmek isteyen küçük markalar, büyüklerin bütün doğal avantajları karşısında, kendi reklam stratejilerinde zamana yayılmış biçimde “tanıtım-tutundurma” çizgisine mi ağırlık vermeliler, yoksa en baştan farklılıklarını vurgulayarak hızlıca ikna yoluyla kendi marka sadakatlerini mi geliştirmeye çalışmalılar?”
- Melih Cılga
“... Bir reklamın onu seyreden insan üzerindeki etkisini, etkinin fark edildiği zamana göre üçe ayırmak mümkün: 1) Reklam seyredildiği anda ya da mesaj ilk kez algılandığı anda devreye giren “ikna etme ya da bir yenilik hakkında bilgilendirme” etkisi: ‘Immediate Challenge’. 2) İnsanlar o markanın bulunduğu kategorideki alternatifleri yakından incelerken ya da alışverişe çıkıp satın alma...
more...
- Melih Cılga
“... A transmedia story represents the integration of entertainment experiences across a range of different media platforms. A story like Heroes or Lost might spread from television into comics, the web, computer or alternate reality games, toys and other commodities, and so forth, picking up new consumers as it goes and allowing the most dedicated fans to drill deeper.”
- Melih Cılga
“... The course is broken down into five basic units: "Foundations" offers an overview of the current movement towards transmedia or cross-platform entertainment; "Narrative Structures" introduces the basic toolkit available to contemporary storytellers, digging deeply into issues around seriality, and examining what it might mean to think of a story as a structure of information;...
more...
- Melih Cılga
Amerikan edebiyatındaki “Güney Gotiği” ve günümüz Türkiyesi’ndeki Beyaz Türkler – “Her Çıkışın Bir İnişi Vardır” - Esra Sarıoğlu ve Barış Ünlü http://www.radikal.com.tr/Radikal...
“... İnsanların statükoyu dört elle savunmaları çoğu zaman statükodan beslenmeleriyle açıklanıyor, haklı olarak. İmtiyazlarını kaybettikçe veya paylaştıkça otoriter ve sağcı eğilimlere savruluyorlar. Ancak buradaki sorun, bu insanların imtiyazlarından ziyade, bildikleri dünyayı kaybettikleri hissinden kaynaklanıyor... [Çünkü] Değişen şartlara ayak uydurmalarını sağlayacak düşünsel esneklikten, bilgi birikiminden ve bağımsız düşünebilme yeteneğinden bilinçli olarak mahrum bırakılmışlar. Değişim korkusu denilen şey de aslında bu mahrumiyetten kaynaklanıyor.”
- Melih Cılga
“Bahsettiğimiz türden bir mahrumiyet, kritik toplumsal dönüşüm anlarında, yani eski rejimin çöküşe geçip yeni bir dönemin doğmaya başladığı anlarda, geniş yığınları kaskatı bırakabilir. Modern Amerikan edebiyatının güçlü damarlarından Güney Gotiği, bu kaskatılıktan nasibini almış insanların akıbeti üzerine inşa edilmiştir. Flannery O’Connor, Carson McCullers ve William Faulkner gibi yazarlar, 20. yüzyılın ilk yarısındaki hızlı dönüşümün muhafazakâr Güneyliler için ne kadar yıkıcı olduğunu anlatır.”
- Melih Cılga
“Beyaz ırkın ayrıcalıkları etrafında düzenlenmiş rejimin hızla değişimi karşısında, dünyası altüst olan yaşlıların ucubelik mertebesine erişen yobazlığı, siyahlarla aynı apartmanlarda yaşamaya başladıkları için onurlarını yitirdiklerine inanıp ağlayan yoksul beyazların dehşetli üzüntüsü, siyahların beyazlarla aynı haklara sahip olmaya başlamasıyla dünyanın sonunun geldiğine tutkuyla...
more...
- Melih Cılga
İyi yazı. Hislerime tercüman olmuş. Güney Gotiği bağı da verimli...
- Ozgur Uckan
"Ancak buradaki sorun, bu insanların imtiyazlarından ziyade, bildikleri dünyayı kaybettikleri hissinden kaynaklanıyor..." Kolay değilse bile, insan, gün gelir menfaatlerinden feragat edebilir. Ama bildiği dünyayı kaybetmesi, aslında kendini kaybetmesidir. Hoşgörmeliyiz, anlamalıyız, şefkatli davranmalıyız, acımalıyız demek ki bunlara...
- A. Selim Tuncer
Yazının girişinde, Esmahan Akyol’un geçen hafta Radikal 2’de yayımlanan “Aramıza Siyaset Girdi” başlıklı yazısından bahsediliyor. Şu cümle o geçen haftaki yazıdan: “... Siyaseten çok farklı konumlanmadığımız, hâlâ konuşabildiğim hepitopu iki tane eski arkadaşım kaldı. Şimdi, yeni bir açılım, reform paketi, soruşturma, erken seçim şu bu olur, onlarla da fikir ayrılığına düşerim diye, ödüm patlıyor.” :)) http://www.radikal.com.tr/Radikal...
- Melih Cılga
Ben bir tek "büyüme" konusuna takıldım. Sanki bizim gibilerin yaklaşımındaki sorun büyümemiş olmamızla değil de, "zamanımzın gelmiş olduğu" bilgisinden kaynaklanan bir tür "kibir" (ego vs.) ile ilgili olabilir mi?
- Ozgur Uckan
Özgür, oradaki "büyümek lazım" lafını, o söz konusu kibirden kurtulabilmek lazım, diye anlıyorum ben zaten. Değişim zamanının geldiğini bizim kadar net göremeyen / yeni dünyaya uygun yeni bir pozisyon alamayan insanları harcamak bu kadar kolay olmamalı aslında... Başka bir deyişle, normal zamanlarda en yakınlarımız, ailemiz, dostlarımız olan insanlarla "aramıza siyasetin girmemesi" lazım ama, olmuyor giriyor işte...
- Melih Cılga
Öyle, haklısın Melih. Ben genellikle konuyu değiştiriyorum, yapabilirsem. Üstlerine varmamaya çalışıyorum...
- Ozgur Uckan
yaziyi cok iyi buldum ben de. bu aslinda cok zor ve her iki taraf icin de cok zahmetli bir surec oluyor/olacak. egomuzdan kurtulmak ve alcakgonullu olmak dogru bir tavsiye ama yeterli mi bilmiyorum. ozellikle Kurt sorunu ozelinde heriki tarafin travmalarini atlatmalarina yardimci olmak icin cozumler dusunulmeli. Eminim dunyada orneklerini bulabiliriz, bi nevi toplumsal terapi gibi birsey. tabi en sevdiklerimizle iliskilerimiz sorunu bundan bagimsiz olarak zor bir konu...
- Aykan
Bir de, insanoğlunun o kadar yüzü var ki... Benim Facebook'ta, alışveriş ederken oturup muhabbet ettiğimiz esnaf arkadaşlarım, çok eskilerden mahalle arkadaşlarım falan var. Bu arkadaşlar, ortamda öyle videolar, öyle bağlantılar paylaşıyorlar ki "Aman Tanrım!" diyorsun, "Yahu ben bu adamla daha dün akşam tatlı tatlı sohbet etmiştim, o adam bu mu?" Birkaç gün sonra tekrar karşılaşıyorum,...
more...
- A. Selim Tuncer
Barış Ünlü adını ilk kez, Aybar üzerine yaptığı master tezinin kitap hâliyle duymuştum. Aybar'ın yazılarını toplu okumalarını içeren diğer kitabını da okumuştum. Her ikisi de İletişim'den yayımlanmıştı. Bu yazı, 1 yıl önce yine Radikal İki'de yayımladığı "1968'den 2008'e Türkiye solunun hâli" başlıklı yazısıyla...
more...
- Cahit Akın
@ a.selim tuncer : ''Benim Facebook'ta, alışveriş ederken oturup muhabbet ettiğimiz esnaf arkadaşlarım, çok eskilerden mahalle arkadaşlarım falan var. Bu arkadaşlar, ortamda öyle videolar, öyle bağlantılar paylaşıyorlar ki "Aman Tanrım!" diyorsun'' bunu son dönem o kadar çok yaşıyorum ki. her gün birilerini hide ediyorum ki görmeyeyim neler paylaştıklarını diye. Bu kadar kin bu kadar...
more...
- fettah
Onaylamadığımız davranışları / düşünceleri olan yakın dostlarımızla, o tartışmalı konuların hiç bahsini bile açmadan hoşgörü çerçevesinde görüşmeye devam etmek, haliyle bir tür sosyal oyunculuğu ve durumu idare etme olgunluğunu gerektiriyor... Ama zaman zaman merak ediyorum, acaba böyle idare etmemiz gereken insanların sayısı epeyce çoğalıp belirli bir eşik değerini aşarsa, artık...
more...
- Melih Cılga
@fettah: Bence hiç "hide" etme, Melih Bey'in tavsiyesine uymanı tavsiye ederim.
- A. Selim Tuncer
@Melih Cılga: Buna "kişilik bölünmesi" denir mi, bilemiyorum. Ama eğer "oyun" denirse, "beyaz oyun" demek daha iyi... Bir "usul", bir "üslup" tutturabilmek, ortak noktaları keşfedebilmek, karşıdakinin haklı olduğunu düşündüğümüz yerleri daha fazla vurgulamak, buralardan bir yol açıp kendi doğrularımızı da çekinmeden, "usul"ünce paylaşmak... Ne bileyim?
- A. Selim Tuncer
Maalesef bir yere kadar oluyor ''sosyal oyunculuk durumu'' :) Öyle anlar oluyor ki kendimi tutamayıp küçücük bir yorum yapıyorum bir anda herşey değişiyor. Klasik ithamlar başlıyor hemen. En iyisi dediğiniz gibi bazen ''sosyal oyuncu'' ya da ''beyaz oyuncu'' olmak sanırım. Bir kez daha düşününce gerekli zamanlarda bunu uygulama fikri en iyisi sanırım.
- fettah
Halk irfanından bir söz: "Yav, adamla 'kötü' olacaksın da eline ne geçecek?" :)))
- A. Selim Tuncer
Fettah Bey, o türden şeylerden ben de korkuyorum. Faşizanlık seviyemiz gerçekten yüksek. Özellikle Arab ülkelerini tanıyan bir kişi bana anlattı aramızdaki farkı; bizdeki ortadoğulu düşmanı ırkçı on tane olursa, onlarda Türk düşmanı faşist ancak bir tane olabiliyormuş. Yani onun gözlemine göre, onlardan on kat daha faşizan ve ulusçu ve saire imişiz. Batılılara dair durum ise biraz...
more...
- Mustafa Râvî
Melih, bu "sosyal oyun" tam da benim hissettiğim şey. Belki buna biraz da "sosyal mühendislik" katmak lazım ki, soru işaretleri, ezber bozmalar oluşturabilelim bir yerlerde. Yoksa, dediğin gibi kişilik bölünmesine varacağız.
- Ozgur Uckan
Aslında "kötü olmadan" hem de biraz olsun değiştirebilmek için, sanırım "mind hacking" (zihin kırıcı:) teknikler geliştirmemiz gerekebilir.
- Ozgur Uckan
Sosyal mühendislik! :( Siz buna daha iyi bir isim bulursunuz Hocam.
- A. Selim Tuncer
"sosyal mühendislik" terimini hacker'ların kullandığı anlamda söylemiştim, ama referans vermeyince olmadı. Yoksa en "başarılı" sosyal mühendisler nazilerdi.
- Ozgur Uckan
Peki, "social hacking" diyorum (türkçesini bulamıyorum, ya da sosyal zihin kırıcılığı diyeyim, fonetiği iyi değil:)
- Ozgur Uckan
katiliyorum Ozgur Hocama, zaman zaman ezber bozabilmemiz gerekli futbol tabiri ile "tatli sert" ama tabi Selim Hocamin dedigi gibi hemen ardindan ortaknoktalari vurgulayarak
- Aykan
Özgür hocam İşte o biraz olsun değiştirmek için bazen o anki tartışma sırasında geçen ''mind hacking'' çalışmaları yeterli olmuyor. Çevrede o kadar çok ters fikirde beyin yıkayıcı etken var ki. Ama bazen şaşırdığım da oluyor verilen tepkilere. Ofisin yakınında ki bakkal sabah gazete alırken hep ufak ufak laf dokunduruyordu ''ülkeyi karıştıran gazete'', ''bölücü mü bunlar'' falan diye....
more...
- fettah
Özgür Hocam, ben anladım da, belki kazara anlamayanlar olur anlamında sordum. Dikkat ederseniz "buna" isim bulmaktan söz ettim, "buna" muhalefet etmedim.
- A. Selim Tuncer
isim havada kaldı. bunu birlikte düşünelim:))
- Ozgur Uckan
Ben de biraz meşgulüm şu anda, yoksa birkaç öneri gönderirdim.
- A. Selim Tuncer
Özkök en azından birlerinin inip diğerlerinin çıktığını teslim etmiş. Kendisi de "mantar kimliğine" güveniyor herhalde:))
- Ozgur Uckan
''Kendi dışında herkesi “Ergenekoncu” “Darbeci”, “Statükocu” diye etiketlendiren yeni seçkinlerin de alması gereken çok büyük hayat dersleri var.'' demiş kendileri. Ben bu tavrı bir yerden tanıyorum ama nereden ?
- fettah
Alper Görmüş'ün bugün ki yazısının sonunda hatırlamamı sağlayan cümleler var : ''Türkiye’de 3 Kasım 2002’den bu yana iktidarda bir “düşman”ın olduğuna inanan milyonlarca insan var. Bu insanlara göre, “düşman”ın ülke için olumlu bir iş yapması ontolojik olarak mümkün değildir ve bu nedenle Türkiye’deki “laik-çağdaş-kentli” kesimler, iktidar ne yaparsa yapsın ona karşı çıkmalıdır. Keza bu...
more...
- fettah
Amerika Güney Gotiği'ni kanlı bir iç savaşla bertaraf etti. Avrupa Hristiyanlığı kanlı savaşlar sonunda ayrışmayı, farklılığı ve toleransı öğrendi. Kitlelerin din ve etnik eksende polarizasyonu son derece tehlikelidir. Öğrenilmiş, kanıksanmış, paylaşılan değerler, "İstiklal Marşı", "Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü", "Ne mutlu Türk'üm diyene", inkilap tarihi vesaire unsurlar var....
more...
- Cem ARGUN
Süslü edebi ve felsefi anlatımları sevmiyorum. Olayları pragmatik açıdan ele almak lazım. Daha önce de yazmıştım http://ff.im/24Jl1 bu ülkenin hala 3 parçaya bölünmemiş olmasının önemli sebeplerinden biri dikey eksende polarize olmuş kitleleri yatay eksende birleştiren yurt sathına yayılmış futbol sevgisi ve 3 büyükler sevdasıdır.
- Cem ARGUN
Özkök'ün yazısında benim hoşuma giden, "kibirimi okşayan", tam da "yeni seçkinler" tanımı oluyor. İş iten geçti'nin kabulu bu:))
- Ozgur Uckan
Cem Argun, bu durumda ben vatan haini ve bölücü oluyorum, futboldan hoşlanmadığım gibi bu "derin bağı"ın sokaktaki tezahürlerine fena halde gıcık oluyorum. Benim gibi bir miktar daha insan tanıyorum. Yani var bizim gibileri de:))
- Ozgur Uckan
Melih Cılga, Selim Tuncer, Özgür Uçkan ve Cahit Akın :) Birbirinizle her noktada anlaşmamış olsanız bile, yine her zaman olduğu gibi çok güzel ve zihin açıcı bir muhabbet gerçekleşmiş. Bu bölünmeye nereden geldik, nasıl yaşadık, bir kısmımız bu "değişim"in farkına varıp, kendini de dönüştürürken, bir kısmımız neden statükocu kaldı ve faşizan bir söyleme yöneldi. Bunları analiz edebilmek...
more...
- Tolga D.
FF'de bol bol goruyorum, Kemalist, vb. denilebilecek insanlara karsi alayi, kucumsemesi bol, fikir icerigi az yorumlar, postlar, yazilar. Belki gorulen sert tepkilerden kaynaklanan bir "dolmuslugun" sonucu bu tarz, belki biraz da baska mecralarda yerlesmis "ayarlasma" tarzinin buraya tasinmis hali, ama ben acikcasi rahatsiz oluyorum. Gecenlerde bir gazete yazisinin altinda bir yazismaya...
more...
- mkz
Boyle bir ortamda amac, kimi "gercek"leri gormedigini dusundugumuz insanlara derdimizi anlatmaksa, "laf sokmak", tepeden bakmak, asagilamak, bunun icin hic verimli yollar degil. Boyle yaklasimlar, olsa olsa hakkimizdaki (ve savundugumuz fikirlerle ilgili) onyargilari pekistirmeye yariyor. Karsimizdakiler de zaten gardlarini almis durumdalar, ve hemen basliyor laf yapistirma yarislari....
more...
- mkz
Bazi konularda farkli dusunmekle birlikte, bu yazinin anafikriyle kabaca ayni dogrultuda bir seyler yazmayi bir suredir ben de dusunuyordum, yazarlar benim yapabilecegimden daha iyi bir is yapmislar. Benim aklima benzetme olarak Steinbeck'in bir ani kitabinda gordugum bir olay gelmisti. Yine ABD'nin guneyinde, siyahlarin haklari icin verilen kavgalarin siddetlendigi zamanlarda,...
more...
- mkz
Bahsi gecen kibrin sebebi nedir diye dusunuyorum ara ara. Yukaridaki tartismada bahsi gecen kimi sebepler bana da akla yatkin geliyor, ama kendi uzerimde yaptigim kimi gozlemlerden, bir baska etkenin de rol oynadigi sonucuna varmaya meylediyorum---en azindan belli bir grup insan icin. Insanlar bazen kendilerine benzemeyenlerle buyuk dertler yasamayip, kendilerine benzeyen insanlarla bir...
more...
- mkz
Biraz abarttim belki. Icimde bazen bu turden, icgudusel sayilacak egilimler goruyorum, bunlari frenlemek icin ugrasiyorum desem, belki daha dogru olacak. Psikoloji bilgim zayif, bilmiyorum acaba insanoglunun kitaplarda adi konmus bir egiliminden mi bahsediyorum, ama bu turden egilimler tasiyan tek insanin ben olmadigima inaniyorum.
- mkz
mkz,"içimizdeki faşist" de diyebiliriz buna belki:)
- Ozgur Uckan
Mkz, anlattığınız konuda "korunma içgüdüsü" çok önemli yer tutuyor. "Öğrenimli kanaatim"dir ki bu ülkenin insanı hâlâ bile çok fazla ulusçu değil. İnsanlar bir kısmını tarihî gerçeklerin, bir kısmını da abartılı ve demagojik söylemlerin oluşturduğu bir tehdid algısı ve korkutma ile ulusçuluğa doğru zorla itiliyor. Ben kendi köylü âilemden ve onların anlattıklarından da müşahidim ki...
more...
- Mustafa Râvî
Ozgur Uckan, icimizdeki fasist, icimizdeki irkci, uygun kosullarda "normal" insanlarin nasil kotulukler yapabilecekleri, "banality of evil", vb., en az "icimizdeki cocuk" kadar kafa yorulmasi gereken konular gercekten. :)
- mkz
Mustafa Ravi, Trakya'nin etnik koken acisindan zengin oldugunu biliyordum az cok, ama dil meselesinin anlattiginiz kadar renkli oldugunun farkinda degildim. [Biga Trakya'da degilmis, pot kirmisim, affola.] Kumukca'nin adini ise ilk defa duydum, tesekkurler. Bahsettiginiz tehdit algisinin irkciligi tetikleyen faktorler arasinda olmasi, bana da akla yakin geliyor. Ama gene de ilginc ve...
more...
- mkz
normal insanların kötülük yapma potansiyellerine tanık olmak için Stanley Milgram'ın "Obedience to Authority" deneyi ve Milgram'ın öğrencisi Philip Zimbardo'nın Lucifer Effect isimli kitabı muazzam kaynaklardır bu arada, mkz'nin mesajını görünce eklemeden geçemedim.
- meren
Milgram'in deneyi gercekten etkileyici, etik kaygilar yuzunden bugun herhalde yapilamaz oyle bir deney, en azindan Amerika'da. Ama iyi ki yapilmis demeye meylediyorum. Zimbardo'nun "deneyi"yle ilgili video kayitlari vardi Google Video'da, bir saatlik falan bir belgeseldi sanirim, seyredeyim dedim ama biraz onyargiliyim Zimbardo'ya karsi, erteleyip durdum.
- mkz
Kibirle neyi kasdettiğinizi yanlış anladığım için kusurumu affedin, Mkz. ... Evet, bence de tamamen hakaretsiz konuşmalıyız, en başta ben kendimi bu hususta daha iyi eğitmeliyim. Ama karşı taraf işi azıttığında nezaketten fazla ödün vermeksizin sert üslublar da kullanılabilir. Zira insanın tabiatıdır: Alçak gönüllü olduğunuzda sizi hakikaten alçak/sefil sanırlar ve gerçekte bilgi ve...
more...
- Mustafa Râvî
Bana sorarsanız Ruanda örneği normal insanların "propaganda ile" ne hale getirilebileceğine daha güzel bir örnek (sıradan insanların "içinde var olan" kötülük yapma potansiyeli ile propaganda katalizörlüğünde yapabilecekleri kötülüklerin boyutu arasında çok ciddi bir fark var bence) (bunun için de o kadar uzaklara gitmeye gerek yok, Maraş Katliamı'na, Sivas Katliamı'na bakmak yeterli...
more...
- meren
Meren, düzeltmeniz için sağ olun. Ben herhalde bu örnekte Fransa ve Belçika'yı karıştırıp ikisini birden Fransa'ya yüklemiş olmalıyım. Belçika'da da yarı yarıya Fransızca konuşulduğu için belki de aklımda "Fransız" kavramı kaldı. Bugün de benzeri bir hatayı eniştemin âile tarihi hakkında yaptığımı fark ettim. Ayrıntılara biraz daha fazla dikkat etmek lâzım; diğer yandan nihayetinde siz...
more...
- Mustafa Râvî
Ruanda'ya dönecek olursam, devletlerden başka Katolik kilisesinden de bahsedildiğini hatırlıyorum. Katolik kilisesi ve onunla işbirliği içindeki --herhalde-- Fransa devleti ve/veya Belçika devleti önce Tutsilere, dediğiniz gibi, üstün kavim muamelesi yapmışlar, sonra da Hutulara bu tür telkinler vermişler; siz daha iyi Hıristiyansınız ve bunlar sizi ezmeye kalkıyor diye. Böylece en...
more...
- Mustafa Râvî
Evet, Maraş ve Sivas olaylarını propagandanın katalizörlüğünde insanların neler yapabileceğine Ruanda'dan daha yakın örnekler olarak vermiştim. Uzun ve sistemli propaganda olmadan kimse gidip içindeki insanlarla beraber bir otelin cayır cayır yanmasına seyirci kalmaz, hiç bir itfaiyeci o otelden kurtarılmakta olan bir insanı itfaiye merdivenden yuvarlamaz. Her neyse. Dediğiniz gibi,...
more...
- meren
Misisipi yanıyor diye bir filim filimde de şöyle bir hikaye vardı Orda bir zenci çiftçi uyuz bir katır alıyordu fakat komşusu beyaz öteki beyazların onla dalga geçmesinin de etkisiyle katırı zehirliyordu. Suçlayıcı gözlerle bakan oğluna ''lanet bir zenciden daha iyi durumda olamazsan kimden daha iyi durumda olabilirsin ki'' diye eyleminin sebebini açıklıyordu.
- serak
“Reklamdaki yaratıcı fikrin performansı, yayından önce neden ve nasıl ölçülmelidir?” - 2009 Cannes Lions festivalinde Eileen Campbell ve Joanna Seddon’un yaptığı sunumun videosu: http://www.millwardbrown.com/marcom...
Millward Brown’ın global CEO’su Eileen Campbell ve Optimor’un CEO’su Joanna Seddon’ın Cannes’da yaptıkları sunumun başlığı tam olarak şöyle: “What makes great creative? When is it powerful in contributing to effective communications and how does it derive this power? How should it be evaluated?”...
- Melih Cılga
Başka bir deyişle, ajansın mutfağında henüz imalat aşamasında olan bir yaratıcı fikri pre-testing (copy testing) aşamasında değerlendirirken kullanılan “ana mesajın anlaşılabilirliği ve ikna seviyesi”, “reklamın hikayesi ile marka kimliğinin / stratejisinin uyumu” ya da “reklamın seyircide yarattığı duygusal bağ / rasyonel fayda algılarının düzeyi” gibi birçok kriter üzerine faydalı bir...
more...
- Melih Cılga
Önümüzdeki yıllarda Coca-Cola ya da Starbucks ayarında yeni bir global marka ortaya çıkacaksa, bunun Amerika ya da Avrupa’dan değil, Asya, Orta Doğu ya da Güney Amerika’dan geleceğini iddia edenleri eleştiriyor Nigel Hollis. “Büyük şirket” olmakla “büyük marka” olmak arasındaki farka dikkat çekiyor... Marka, tüketicilerin zihninde varolan ve orada yarattığı olumlu çağrışımlar sayesinde yaşayabilen bir kavram. Peki bir şirketin adı, insanlarda o şirketin ürünlerini de satın almaya yetecek kadar olumlu çağrışım yaratabilir mi? Daha da önemlisi, insanlar o şirket ismiyle “engagement” kurabilirler mi, o isimle aralarında bir ilişki kurup (duygusal ya da rasyonel gerekçelerle) bu zihinsel bağı geliştirebilirler mi?
- Melih Cılga
Bir markanın arka planındaki şirketin finansal altyapısının, kurumsal örgütlenmesinin ve iş stratejisinin güçlü olması, o markanın da güçlü ve sürdürülebilir olması için gerek koşul tabii, ama yeter koşul değil. Çünkü güçlü bir markanın sahip olması gereken dört karakteristik özellik şunlar: 1) Kendi kategorisinde lider olma kararlılığı, 2) Yarattığı tüm çağrışımlarla, tüketicilerin...
more...
- Melih Cılga
"Büyük şirket" olmak, elbette "büyük marka" olmanın güvencesi değildir. Ayrı konu ama, dünya borsalarını belirleyecek güce sahip nice "commodity" şirketinin marka gibi bir hülyaları da olamaz. Fakat ben bir soru sormak istiyorum: Sizce dünyada "mega-brands" çağı devam edecek mi Melih Bey?
- A. Selim Tuncer
Selim bey, görebildiğim kadarıyla, mevcut mega- ya da global markaların içerisinde akıllıca yönetilmeye devam edenlerin gelecekte de varlığını sürdüreceğini rahatlıkla söyleyebilirim sanırım. Öte yandan, örneğin daha bir iki yıl öncesine kadar güçlü bir global marka olduğundan hemen hiç kimsenin kuşku duymadığı General Motors ya da Citibank gibi vakaların ise, kapalı kapılar ardında ciddi yönetişim problemlerinden mustarip olduklarını da hep birlikte görmüş olduk...
- Melih Cılga
Bu arada, örneğin küreselleşmenin bir alt-açılımı kapsamında G7 ülkelerinin yerini G20 ülkelerinin alması trendine de paralel olarak, “yerel marka” kavramının köklü bir değişim yaşayacağını da öngörebiliriz diye tahmin ediyorum... “Yerel marka = ulusal marka” denkleminin bozulmasının sayısız örnekleri var tabii, fakat benim aklıma ilk gelen örnek, Efes Pilsen’in Rusya’daki başarısı. Bir...
more...
- Melih Cılga
Geçenlerde Zülfü Dicleli'nin bir röportajını paylaşmıştım. http://ff.im/5sGm3 Orada Dicleli “Büyük fabrika bitti. Dünyada büyük fabrika bir daha hiç kurulmayacak. En son büyük fabrika, bu son dünya ekonomik krizinde General Motors’ın iflasıyla bitti.” diyordu. Tabii ki analize muhtaç bir iddia bu... Ancak, iddianın gerçekliğine işaret eden epeyce bir karineyle de her an yüz yüze...
more...
- A. Selim Tuncer
Ben ozellikle bazi sektorlerde varolan Kore'li sirket ve markalarinin onumuzdeki donemlerde ABD ve AB sirket/markalarinin onune gececegine inaniyorum. Bu sirketlerin yeni global bir marka da ortaya cikarmasinin mumkun olabilecegini dusunuyorum. Ama dunya buyuk, pazarlarda. Dolayisiyla tum guclere yetecek kadar pazar var ortalikta. Bunun yanisira, Holis'e prensipte katiliyorum ama bir...
more...
- Fatmanur Erdogan
Belki de konuyu biraz daha farklı açılardan izlemek gerekiyor. Melih Abi'nin söylediği gibi gelecekte mega markaların global pazarda tekel ya da rakipsiz kalmaları zor. Lokal markaların zone-marketing stratejileri ile cirolarını ve bilinirliklerini tahmin edilemeyecek boyutlara getirmeleri de olası. Zaten bunun örneklerini görüyoruz. Ancak dediğim gibi bu konuyu farklı bir açıdan...
more...
- Burak Demiral
Bir de şunu eklemek istiyorum, çok satan her şey iyi bir marka mıdır?
- Burak Demiral
Segmentasyonu atlamamak lazım. Kime göre iyi, kime göre kötü? Size göre kötü olabilir, ama çok satıyorsa satın alanlar için iyi markadır. ("İyi nedir, kötü nedir?" diyerek konuyu hiç dallandırmayalım şimdi!:) Mega-marka konusuna da bu perspektiften bakabiliriz. Eğer markalar gelecekte kitlesel mega-katmanlar bulurlarsa mega-marka olamamaları için de bir neden yoktur.
- A. Selim Tuncer
Ben soruyu yanlış sordum Selim Hocam, iyi marka değil mega marka olacaktı. Bunun yanında soruyu bir üstündeki yazının akabinde sormak istedim. =)
- Burak Demiral
Burak, “Yakın bir gelecekte insanlar artık markalara değil, şirketlere olan güvenlerine göre alışveriş yapacaklar” derken neye dayanıyorsun? Örneğin bir ev kadınının deterjan alırken Omo’yu tercih etmesi ile arka plandaki Unilever şirketine güvenmesi arasında nasıl bir ilişki olabilir? Bence o ev kadını, kullandığı deterjanın arkasındaki dev holdingden haberdar bile değildir muhtemelen...
more...
- Melih Cılga
Melih Abi tamamen söylemek istediğim ve inandığım şey bu, evet. Şu anki mevcut durumla yargılamayın lütfen. Gelecekte belki markalar bile olmayacak. Douglas Adams'ın kitaplarındaki gibi, Robocop'taki gibi ürün isimleriyle arkalarındaki büyük şirketler var olacak. Bu elbette sadece bir hipotez ama saatlerce savunabileceğim bir düşünce. Hayal edin, UniLever'in markası OMO otomatik çamaşır...
more...
- Burak Demiral
@Burak Demiral: İcat ve inovasyonların markaları ortadan kaldıracağını mı söylemeye çalışıyoruz? İcatların devam edeceği doğru, ayrıca markalar dünyasında çeşitli sarsıntılara yol açacağı da... Ama markaları ortadan kaldıracağını ve şirketlerin, ürünlerin arkasında sadece bir güvence belgesi işlevi göreceğini iddia etmek, evet, saatlerce savunmayı gerektirebilir! :))) "Gelecekte...
more...
- A. Selim Tuncer
“... Ahbaplarım söylemişti ama ben de ısrarla izlemekten kaçınıyordum, çünkü adından (Ah Be Güzelim!) belliydi ne menem bir şey olabileceği. Yine de geçen gece programı izleme gafletinde bulundum.”
- Melih Cılga
“... Günün ilk sorusuna sıra geldi sanırım: Peki bu “cehalet”, bu “eblehlik” nasıl mümkün olabiliyor? Daha da önemlisi, ikinci soru gelsin, neden böyle bir “durum” ekrandan ifşa oluyor ve buna ne yapımcısı üzülüyor, ne izleyicisi, ne katılımcısı? İki sorunun gölgesinde işte bu tuhaf ve meşum üçgen (izleyici, yarışmacı ve yapımcı) kuruluyor. Sahiden öncelikle neden kimse bu cehalet ve...
more...
- Melih Cılga
“... Eski çevrenin çoktan merkeze yerleştiği, onun tüm kültürel reflekslerini ele geçirdiği o kadar ortada ki. Çünkü bu komediyi tam da merkezin “en merkezinde” oturan senaristler yazıyor ve de en mutena semtlerde ikamet eden yapımcılar gerçekleştiriyor. Örneğin, Şahan gibi su katılmamış bir Beyaz Türk’ün Bilkent’te okurken “tikileri”, “con con”ları fark etmemesi mümkün olamaz zaten....
more...
- Melih Cılga
“The fundamental problem right now is that most digital executions are weaker versions of their counterparts in traditional channels... Very few of them really engage people. And by “engage,” I mean encourage people to willingly devote time to the content... It is not that digital communication cannot be more effective than traditional media; it is simply that most of it is used as a blatant sales pitch that lacks personal relevance for most of the audience.”
- Melih Cılga
“So let’s stop worrying about the digital/traditional divide and start figuring out which communication channels will most successfully engage people with a specific brand idea.”
- Melih Cılga
Harika: Personally I think it would be best if we just forgot about the spurious divide between digital and traditional and got back to the basics of marketing: identify an idea that will enhance perceptions of your brand and then figure out how best to engage people with it.
- Tugce Esener
“galerinternet.com farklı sanat ve tasarım sergilerinin aynı anda izlenebileceği bir çoklu-sanat-ortamı. Sanatçı / tasarımcıların eserleri görsel (foto, video) ve işitsel bir bütün olarak sergilenmekte... Sitenin kendine özgü sohbet köşesinde sanatçılar ve izleyiciler birbirleriyle “çevrimiçi-gerçek zamanlı” sohbet edebilecekler... Yeni ve özgün bir medya olan galerinternet.com’un, galeri yöneticileri, küratörler ve sanatçıların yaratıcı yaklaşımlarıyla zaman içinde zenginleşeceğine, sanat ortamını daha ilginç ve kolay izlenebilir kılacağına inanıyoruz.”
- Melih Cılga
“... Vasatokrasinin hakim olduğu organizasyonlarda, hiçbir başarı cezasız kalmaz. Marifet her zamanki gibi iltifata tabidir. Ama yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya doğru. En nazik tabiriyle sadakat, pohpohlama ve yalakalık şeklinde işler.”
- Melih Cılga
“Yükselmenin ve yönetime girmenin yolu, yeteri kadar vasat olmaktan (yahut öyle görünecek kadar akıllı olmaktan), tepe yöneticiler için asla tehdit oluşturmamaktan, aksine, onlarla aynı "kabı" kullanmaktan yani "çeteye" dahil olmaktan geçer.”
- Melih Cılga
dün bir video izledim TED'den alain de botton o da meritocracy'nin toplumu etkileyişi hakkında ilginç bir şeyler söyledi, iyinin tepede kötünün dipte olduğu algısının başarısız insanlara "bu senin suçun" denmesine onların da öyle hissetmesine neden olduğunu meritokrasinin bir ilüzyon olduğu ve bu düşüncenin toplumu bunalıma sürüklediği, şansın talihin ve gelişigüzel olayların da çok...
more...
- mersenne
@mersenne: Alain de Botton’ın konuşmasının sonundaki “Justice is impossible” lafı şahaneydi... :) Vasatokrasi’den canı sıkılmış herkes gibi bir zamanlar ben de meritokrasi’ye umut bağlamıştım aslında. İş hayatında “hiyerarşik sadakat”in korunması yerine liyakate dayalı bir adalet, hoş bir “ahlaki ideal” gibi görünüyordu başlangıçta. Fakat anlaşıldı ki, ortada bariz bir “adalet...
more...
- Melih Cılga
Meritokrasinin şöyle bir kötü yönü daha var: Bir toplumda kimlerin "meritokrat" sayılabileceğini yine belirli bir "elit" sınıf belirliyor ve hangi "bilgi"nin doğru olduğunu, hangi yeteneğin "kabul edilebilir" olduğunu tespit edenler de bunlar oluyor. Bu sınıfın dünya görüşünün ya da yaşam tarzının kapsamına girmeyen her türlü şey "uygunsuz" hale geliveriyor. Bunun yanında meritokrasi...
more...
- Tolga D.
tolga: evet sanırım elitizmden kurtuluş yok, acaba evrimsel bir rolü var mı elitizmin toplum için? yani salt kötü birşey mi yoksa o da toplumların doğasından kaynaklanan bir fonksiyon mu. sonuçta insanlar ve aralarındaki ilişkiler kümesi çok büyük henüz herşeyi her yönüyle anlamak mümkün değil, muhtemelen de ne kadar gelişirsek gelişelim insan doğasını tamamen anlamak ve bir doğruya ulaşmak mümkün olmayacak.
- mersenne
mersenne: Tabii ki, zaten kavramlara direkt kötü ya da iyi olarak bakmak yerine toplumda ne iş gördüklerine ve nelere yol açtıklarına bakmak her zaman çok daha faydalı sanırım. Belirli düzeneklerin işliyor oluşunu kişisel olarak seviyor ya da sevmiyor olabiliriz, yine de o kavramı kötülemekten ya da yüceltmektense üstlendiği işlevi dikkate almak gerekiyor bence. Elitizmin de mutlaka bu...
more...
- Tolga D.
tolga: evet katılmamak mümkün değil, gerçi insanların 99%u bundan bihaber, sosyolojiyi, tarihi, felsefeyi ezberle öğretirsen olacağı budur.
- mersenne
Abi vasatokrasi de meritokrasi de boktan sistemler çünkü illa ki başarıyı, başarılıyı arıyor bu ikisi de. Başarı is way overrated. Efendime söyleyeyim gelişme, ilerleme... Sakin olalım, 3G gelmeseydi de ben memnundum cep telefonumdan. Aya çıktık da ne oldu? Gelin oturun birer kahve içelim, ya da Motorpsycho'nun da dediği gibi "let's get some weed and chill out to Pink Floyd".
- Faruk Ahmet
Onu deneyimleyecek kadar bile içemediğim için...
- Faruk Ahmet
basarinin basarisiza oranina baksan heralde yoksayilabilecek kadar az cikar milyonda bir? then why try, eh?
- mersenne
Tabi. Sistem ona odaklı olunca, asla elde edemeyecek bile olsan "aslında biraz gayretle" elde edebileceğine inandırılıyorsun, olmayınca da hadi depresyon. 90-60-90ların oranı da milyonda bir ama, güzellik kıstaslarımızı ona göre kuruyoruz salak gibi. Halbuki nesi var komşu Fatma teyzenin, o da kadın işte, kasmamak lazım.
- Faruk Ahmet
Komşu Fatma teyze ? Neler diyorum ben
- Faruk Ahmet
hayir guzellik de yalan olamazzz, bize inanacak bir sey ver faruk ahmet
- mersenne
"Many companies own multiple brands, and while this has undoubted advantages, there are pitfalls to be avoided. Differentiation and clear targeting are essential, as well as an understanding of which brands are most likely to benefit from investment."
- Melih Cılga
from Bookmarklet
Bazen de iyi yönetilmezse büyük dezavantajları olan bir durum halini alıyor. Özellikle yazıda belirtilmeyen bir husus gözüme çarptı; tek bir firmanın aynı markete giren, aynı ürün gamındaki farklı markalarının çatışması. Bunun en güzel örneklerinden biri P&G'nin kedi ve köpek mamalarıdır. Türkiye'de Eukanuba köpek mamalarını görebilirken bu markanın kedi mamalarını bulamayız. Aynı...
more...
- Burak Demiral
Burak, tam olarak anlayamadım "Her ne kadar sürüm mantığı ile..."den sonrasını?
- Melih Cılga
Yani çatışacak ürünler de olsa aynı firmaya ait olan, sırf satıştan elde edilecek gelir ve pazardaki istihdamı çok olsun diye pek sık rastladığımız bir olay değil demek istemiştim P&G'nin yaptığı Melih Abi.
- Burak Demiral
"Media Synergy for Cost-Effective Brand Building" - by Sue Elms & James Galpin
“... Bana göre ise kapak kapatmayı bilen, (dolap olur, duş olur, araba olur, kova olur, kutu olur, ev olur özellikle de tencere olur) tencerenin kapağını kapatan adam iyi kocadır. Evet valla da billa da pilav tenceresinin kapağını kapatan adam dadından yinmez.”
- Melih Cılga
"İyi koca - kötü koca konusu çok sık konuşulan bir konu oluverdi son zamanlarda çevremde. Çeşitli arkadaşlarımızın kocaları baharın ve sanırım orta yaşa yaklaşmanın verdiği ruh hali ile çeşitli atraksiyonlar geliştirmeye meyl edince bize de oturup konunun felsefesini yapmak kaldı. İnsanı filozof yapan neydi:) Kompozisyon. ortaokulda öğrettiler yazmayı. Ben süper yazardım, hep on. Giriş...
more...
- Muge Cerman
Starbucks’ın ilginç bir “test market” projesi kapsamında, Seattle’da açılacak olan cafe–bistro karışımı üç yeni mekanın ilki hizmete girmiş geçenlerde... Bu cafe’lerin ne dışı ne de içi Starbucks’a benziyor. İlk mekanın ismi “15th Ave. Coffee & Tea”, tıpkı gayet sıradan ve o semte özgü bir yerel cafe gibi görünüyor, fakat tabelasında “Inspired by Starbucks” yazıyor... :)
- Melih Cılga
Projenin amacı da meşhur “deneyim” kavramını yeniden tanımlamak, en azından mevcut durumu anlamak: Ya da bir anlamda Starbucks’ın köklerine dönüp hayatımızda ev ve işyerinden sonra en çok vakit geçirdiğimiz “üçüncü mekan” olma iddiası, bugünün koşullarında ne kadar geçerlidir ya da bu iş nasıl yapılır, gibi soruları masaya yatırmak... Çünkü haberlere göre, bu “test” cafe’lerde...
more...
- Melih Cılga
Filmin orijinalinde Asimov’un payı yok, tamamen Fransız yapımı: Jean-Pierre Andrevon diye bir yazarın “The Machine-Men versus Gandahar” romanını Laloux ve Caza animasyona dönüştürüyorlar... Sonradan filmin Amerika’da gösterime girmesi için İngilizce dublaj yapılıyor, Asimov orada devreye giriyor, diyalogların revizyonunu yapıyor falan... Filmin adı da “Gandahar”dan “Light Years”a dönüşüyor... :) http://en.wikipedia.org/wiki...
- Melih Cılga
Ben de wiki'den baktım biraz epeyce ilginç noktalar var filmle ilgili. Tamamını seyretmek için indiriyorum. =) Teşekkürler.
- Burak Demiral
IAB’nin birkaç gün önce yayımladığı “Mobil Reklam Satın Alma Rehberi”ni okurken, online ve mobil kampanyaların entegre edilmesiyle ilgili bir bölümde, gayet basit ve normal gibi görünen şu cümleye rastladım: “Try and tailor the idea to the platform, not just the creative execution.” O anda ister istemez, yaklaşık üç ay önce Bigu’da rastladığım şu yukardaki sunumu hatırladım: Razorfish’te “information architect” olarak çalışan John Pettengill bu sunumda, internet için tasarlanmış bir yaratıcı fikrin hem içeriğinin hem de işlevselliğinin epeyce indirgenerek neredeyse üvey evlat haline getirildikten sonra mobil ortama uyarlanmasına karşı çıkıyor ve “mobil web”i kurtaracak alternatif çözümler öneriyor... :)
- Melih Cılga
FF yorumları derlenmiş toplanmış bir yazı olmuş, gayet de şık olmuş, ellerinize sağlık. Yalnız, blogun font olayı okunabilirliği oldukça düşürüyor, biraz daha küçültemez misiniz? =)
- Eren Kumcuoğlu
Haklı olabilirsin Eren, bir düşüneyim bunu... :)
- Melih Cılga
“Why does the world need another report on social? At Razorfish we believe that we live in a world where brands can’t simply push messages anymore. Brands must “do”. They must engage with their customers (and across every platform, channel and device) where actions speak louder than advertising... With this report, we’ve set out to study the relationship between influencers, the different stages in the marketing funnel and “brand affinity” across different industries. We believe no one else has studied the role of Social Influence Marketing (SIM) in this manner. ... So we’ve also looked at how trust works across the different platforms online and offline. With our partners TNS Cymfony and The Keller Fay Group, we’ve studied how brand sentiment varies by industry and by channel (online versus offline) to define what we refer to as a SIM Score — a single metric that every brand will need to index itself against on an ongoing basis.”
- Melih Cılga