“... Tabii burada akla ilk gelen, “Acaba net’teki kalabalıktan gelecek yaratıcı fikirler, uluslararası kurumsal bir ajanstan gelecek fikirlerin yerini tutabilir mi?” sorusu oluyor...”
- Melih Cılga
“... Haliyle bu fikirlerin / reklam hikayelerinin geliştirilmesi, gerekiyorsa marka kimliğinin hikayeye daha etkili biçimde yerleştirilmesi, yani hem yaratıcı stratejiye hem de pazarlama stratejisine uyumlu hale getirilip optimize edilmesi de reklamverenin işi olacak.”
- Melih Cılga
Sonuçta tüm bu kalabalık içinde üzerine gidilecek ve ondan bir reklam kampanyası çıkarılacak tek bir "wisdom" ya da "yaratıcı fikir" olmayacak mı? Eğer ajanslar devre dışı kalacaksa zamanla markaların da kısır bir döngüye gireceğini ve o fikirlerin arasından birini seçmeye çalışırken boğulacağını hissediyorum. Ajans tarafında demir sürekli işliyor, farklı projeler ve farklı gündemler ile..ortada yaratıcı bir fikir olsa bile ancak ajans desteğiyle maksimum fayda sağlayan bir kurgu olabilir sanki.
- Ufuk Özgül
İnternet topluluklarının toplam zekasının çıkan sonuçta direkt etkili olduğunu düşünürsek, olaya dahil olmayı seçen topluluğunun "kalitesi" önem kazanıyor. Fakat geniş anlamda bu çabalar farklı adlar altında devam etse bile, reklam ajanslarının biraz da evrim geçirerek güçlü yerlerini koruyacaklarına inanıyorum. Ölçümleme ise bitmek tükenmek bilmeyen bir konu olarak yerini koruyacak.
- Erkan Belen
Crowdsourcing'e http://reklamfikirleri.net/ ve http://www.paramarka.com/ örnek gösterilebilir. Buradaki kitle "ad" yaratabilecek niteliğe haiz kimseler olabilirler, ancak benim esas düşüncem bir iletişim profesyonelinin bakış açısıyla topluluğun içinden gelen bir kişinin bakış açısının aynı olamayacağı yönünde. Burada enteresan bir ikilem ise kendini gösteriyor; o halde niye deliler gibi survey ve focus group'lar yapıyoruz? =)
- Eren Kumcuoğlu
Öte yandan, equity işlerinin öyle herkesin eline verilebileceğini de hiç sanmıyorum. Dönemsel ve küçük çaplı kampanyalarda çalışabilecek bir metot olduğu bir gerçek, ancak bir equity işinde stratejik ve bütünleşik düşünme yeteneğine haiz olmayan bireylerin elinde korkunç sonuçlar alınabilir. Bir fikir için ilham alınması ve kıvılcım yaratılması açısından topluluklar güzel yerler, ancak Unilever'ın aldığı kararı oldukça radikal buldum ben. Ya vakitleri çok fazla, ya da kendilerine çok güveniyorlar =)
- Eren Kumcuoğlu
@Eren, tabiki bu ise bir pilot proje olarak bakiyordur Unilever sonucta butun markalari icin ve global olarak alinmis bir karar degil. Toplulugun icindengelen kisilerin baskis acisi ile iletisim profesyonelinin bakis acisi ayni olmaz demissin ama bence burada asil hedef, bu isten hic anlamayan insanlardan proje beklemek degil. Aksine bu iste az veya cok tecrubesi olan ama su anda, bosta olan veya kismen calisan veya normal isinin uzerine boyle bir projeyi alabilecek olan kisiler hedef kitle bence...
- Aykan
Ben yazıda, haberin geçtiği orijinal linki görmedim Aykan, ancak "yatkınlık" gibi bir ifade geçtiği için pazarlamayla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı olan insanlar olduğunu, alelade kişiler olmadıklarını tahmin etmiştim. Öte yandan, koskoca bir ajansla bağları kopardıktan sonra, ufak tefek BTL işlerini ucuza getirecek bir yapı kurulacağını sanmıyorum. Bu arkadaşlar basbayağı stratejik iletişim danışmanlığı bekliyorlar gibime geldi =)
- Eren Kumcuoğlu
Unilever, crowdsourcing'den ortaya çıkan düşünceleri de Smartworks isimli, outsource ettiği produksiyon şirketinin eleğinden geçiriyor. Yani işlem esasen tamamen kreatif direktörlerin elinden geçiyor. Aslında burada da büyük bir strateji işliyor. Esasen konunun kabaca iki yönü var; 1- Fikirleriniz ile dünyadaki en büyük FMCG firmalarından birinden 10.000$'i alıp gidersiniz. 2- Ajansınız bir logo tasarımı için on binlerce dolar istediğinde, 1000$a logo konusunda uzmanlaşmış bir şirkete teklifi kaptırabilirsiniz.
- bora "head" basman
tabiki su konuda haklisin Eren, sonucta sapi samandan ayirmak da basli basina bir is olucak Unilever icin veya Smartworks icin (edit)...
- Aykan
Cisco'nun benzer bir denemesi oldu, siradaki buyuk fikri bulmak icin, bununla ilgili bir yazi var linkte: https://www.communicationsdirectnews.com/do... Sonucta bu is icin gerekli altyapinin kurulmasi, prosesin yonetilmesi ve fikirlerin ayiklanmasi ciddi bir yatirim gerektiriyor.
- Aykan
"Eliminasyon sureci tahminimizden cok daha zahmetliydi; taslarin arasindan mucevherleri ayiklamak icin cok ciddi zaman, enerji, sabir ve hayalgucu gerekliydi. Ucuz bir cozum ariyorsaniz baska yonlere bakmalisiniz" diyor Cisco Emerging Technologies Group'un Chief Tech. Officer'i Guido Jouret
- Aykan
"Kaynakları daha verimli kullanayım derken içerik temizlemek adına içinden çıkılmaz fırsat maliyetlerine girişmek" adına bir paragraflık bir yorum daha yapacaktım, ama CTO yapmış zaten ;)
- Eren Kumcuoğlu
Olumlu sonuclar olarak da "dunyanin dort bir yanindan farkli insanlarin Cisco hakkinda ne dusunduklerini ogrenmelerini" ve "104 farkli ulkeden gelen katilimla yeni is potansiyelleri hakkinda bilgi sahibi olmalarini" gostermis.
- Aykan
Bu arada biraz konu disina ciktik. Melih Cilga'nin sorusu "crowdsourcing" in ajans musteri iliskisi uzerine muhtemel etkileri uzerineydi. Benim fikrim bu ve benzeri deneyimlerin kacinilmaz olarak artacagi yonunde. Web 2.0'nun getirdigi demokratiklesmenin bir sonucu. Fakat bu yontemi ajanslarin yerini alacak bir yontem olarak gormuyorum. Burada onemli olan prensipler (kalabaliklarin gucunden yararlanmak) ve bu yeni anlayis ajans ve musterinin ortak yonettigi projelerde de kullanilabilir.
- Aykan
Crowdsourcing trendi, kurumsal ajansların kendilerini nasıl konumlandırdıklarını yeniden düşünmeleri için iyi bir fırsat aslında. Markaya temel katkısını sadece yaratıcı reklam fikirleri bulmakla sınırlamış ajansların, acilen ilgi ve bilgi alanlarını zenginleştirmeleri gerekiyor. Yakın gelecekte, bugüne kadar reklamveren tarafındaki yöneticilerin kendi içlerinde çözüm aradıkları bazı pazarlama problemlerinde ajansların da daha fazla söz sahibi olacaklarına inanıyorum: Nasıl bazı yaratıcı ekipler sadece “reklam mesajı” düşünmekle yetinmeyip “paylaşılabilir marka deneyimi” düşünmeye de başladılarsa, aynı biçimde, ajanslardaki müşteri ilişkileri – stratejik planlama ve üst yönetim ekipleri de artık biraz daha fazla “business planning consultancy” gözlükleriyle, daha geniş açıyla hayata bakmalılar, diye düşünüyorum.
- Melih Cılga
Melih Bey, sonuna kadar katıldığım son yorumunuz üzerine "Mesele tek başına yaratıcılıksa, bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!" başlıklı eski bir yazımdan aşağıda birkaç paragraf aktarmak istiyorum izninizle...http://selimtuncer.blogspot.com/2006...
- A. Selim Tuncer
"Birkaç yıl önce, ortakları İtalyan, Alman, Amerikalı ve Fransız pazarlama profesyonelleri olan, New York, Paris, Cenevre ve hatta İstanbul’da ofisleri bulunan bir marka danışmanlık firmasıyla tanışmıştım. Hadi ismine de vereyim, belki işi düşen olur, Brand DNA isimli bu firmanın bildiğimiz anlamda danışmanlık hizmetleri vermesinin yanında en önemli iddiası şuydu: Markanın sahibi olan şirketle yaratıcı çözüm üreten ajanslar ve tasarımcılar arasındaki boşlukları (MT diliyle gap, okunuşu găp) doldurmak..."
- A. Selim Tuncer
"Profesyonel yaşamlarında Swatch, Elizabeth Arden, Piaggio, Wedgwood gibi markaların yönetim kademelerinde çalışmış olan bu beyler, pardon aralarında bir de hanım var, kısaca diyorlar ki, müşteri markanın stratejisini bizsiz oluşturamaz, oluştursa da ajansa doğru dürüst brif (Buna Türkçe sözcük muamelesi yapıp böyle yazıyorum, ne yapayım?) veremez, verse de ajans salt yaratıcılığa odaklanıp stratejiyi delik deşik eder, adam gibi işler yapsa bu kez de müşteri anlamaz ve ajansın canım işlerinin canına okur, velhasıl bu iki taraf arasında enerjiyi gereksiz yere boşa akıtan bir çatışma oluşur, arada olan da markaya olur. Tabii ben kendi dilimize çevirdim, onlar daha efendi efendi ve literatüre uygun bir edayla söylüyorlar bunları..."
- A. Selim Tuncer
"Tespitler doğru mu? Doğrudur. Kendini böyle konumlandırmış bir danışmanlık firması gerçekten boşlukları doldurur mu? Vallahi bilemem, ama her boşluk için bir danışmanlık ihdas edilecek olursa işimiz var demektir. Bu boşlukları başka türlü doldurmak daha mantıklı görünüyor bana, ama böyle bir çare yoksa bu arkadaşları bir deneyin isterseniz."
- A. Selim Tuncer
"Bugün itibariyle ülkemizde pazarlama disiplini, artık rüştünü ispat etmiştir. Üniversitelerimizin ilgili fakültelerinde çok ciddi çalışmalar yapılmakta, önemli bir bilgi birikimi oluşturulmaktadır. Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur."
- A. Selim Tuncer
"Bence daha da önemlisi, öyle bir pratik geliştirmeliyiz ki, pazarlama iletişimi yaratıcılarını, 'Bu adamlar bilimden milimden ne anlar!' falan demeden pazarlama disiplininin soyut değerlerini üretme ve uygulama imkanlarını araştırma noktasında mutlaka işin içine sokmalıyız. Dediğim gibi, sektörün böyle bir deneyimi zaten var. Gençler de kendilerini biraz zorlarlarsa bu deneyimleri günümüze devşirebilecekleri gibi, daha da ileri götürüp yepyeni değerler yaratabilirler. Yani hem deneyim hem de potansiyel mevcuttur."
- A. Selim Tuncer
"Şimdi başa dönüyorum; sözünü ettiğim danışmanlık firması ayrı bir vaka, ama bize kralın çıplak olduğunu söylemekle vallahi iyilik ediyor. Asıl irdelenmesi gereken ise pazarlama ve markalaşma süreçlerinde reklam ajanslarının konumunun ne olacağı ve boşlukların nasıl doldurulacağı sorusudur. Ben, reklam ajanslarının sadece stratejinin üzerine yaratıcılık inşa edecek (ki bu da başlı başına bir disiplindir) yapılar olarak görülmemesi, buradaki entelektüel birikimin iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Reklam ajansları da bu birikimi yitirmemek, hatta geliştirmek zorundadır."
- A. Selim Tuncer
"Tabii ki stratejisiz yaratıcılığı hiç kaale almıyorum. Zaten mesele tek başına yaratıcılıksa, bu konuda 'İkizlere takke!' gibi halk irfanının ürettiği yaratımlarla hiçbir reklam ajansının yarışabileceğini sanmıyorum. Bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!"
- A. Selim Tuncer
Birkaç paragraf dedim ama, bir çuval oldu. Özür! :)
- A. Selim Tuncer
Selim beyin yorumlarındaki şu iki cümlenin altını çizmek isterim: “... Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur.”
- Melih Cılga
Merak ediyorum, acaba gençler ne düşünüyor bu konuda?.. Ajans – reklamveren ilişkileri çerçevesinde disiplinlerarası uzmanlık paylaşımı ve içgörü alışverişi, mevcut durumdan daha pro-aktif biçimde nasıl hayata geçirilebilir?
- Melih Cılga
Hangi ajans, ölçülmeye (sınanmaya) antipatik bakmayı aşmış acaba... Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, ajans ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...)
- Uğur Özmen
Ölçelim diye yalvardığımızda, hangi marka araştırma bütçelerinden kaçmayı aşmış acaba... Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, marka ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...) :)))
- A. Selim Tuncer
Nedense, burada bir yankılanma hissettim. :-)>
- Uğur Özmen
Radikal Tasarım Gazetesi'nin 8. sayısında Avşar Gürpınar'ın "Birlikten tasarım dogar mı?" başlıklı bir yazısı yer alıyor: Geleneksel tasarım süreçleri ile karşılaştırıldığında yönetimi zor olsa ve sonuçlar her zaman istendiği gibi olmasa da crowdsourcing gibi kitlesel innovasyon yöntemleri ileride daha da popüler hale gelecek gibi görünüyor. Çünkü bu yöntemler maddi getirilerinin yanı sıra insanlarda fikirlerine saygı duyulduğu ve yaptıkları işlerin izlendiği fikrini doğuruyor. Bu bağlamda crowdsourcing'in tek başına olmasa da diğer tasarım yöntemleri ile birlikte sıkça kullanılacağı sonucunu çıkartabiliriz. (...) Büyük kitleleri bir araya getirmek için en uygun ortam tabi ki internet. Bu sebeple crowdsourcing örneklerinin büyük bir bölümünü internet siteleri oluşturuyor. İçeriğini kullanıcıların oluşturduğu “Wikipedia” ve “Ekşi Sözlük” siteleri bunun uzun süredir devam eden başarılı örneklerinden. İşin tasarım tarafına geçtiğimizde ise kullanıcıların da maddi kazanç sağlayabildikleri oluşumları görüyoruz. Fotoğraf, çizim, video ve ses dosyalarının yüklendiği ve satışından kullanıcının da para kazandığı “iStockphoto” ya da kişisel tasarımların farklı ürünler üzerine basıldığı “Threadless” ve “Zazzle” gibi projeler de oldukça popüler hale gelen crowdsourcing örneklerinden. “Name This”'te ise çeşitli ürünler için yaratıcı isimler bularak maddi gelir elde edilebiliyor. Bunların dışında Lego internet sitesi üzerinden indirdiğiniz bir programla istediğiniz Lego tasarımını yapmak ve ardından bunu firmaya yollayarak içerisinde o tasarım için gereken parçaların olduğu bir set almak mümkün. Crowdsourcing'in ürün tasarımındaki en başarılı uygulamalarından biri ise “Quirky”.
- A. Selim Tuncer