Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »

Melih Cılga › Comments

Sinan Kurmus
Pazarlamada ROI Ölçümüne 5 Engel - http://www.pazarlamama.com/2009...
Başlamışsın yazmaya... Hem de sevdiğim bir kavram "pazarlaMAma" ile... Çok sevindim. - Uğur Özmen
pazarlayamama diye destek! :) - Can Sungur
@Uğur: Senin dürtmenle oldu. Umarım bir canavar yaratmamışsındır:) - Sinan Kurmus
Hemen RSS'lere ekledim, çok teşekkürler Uğur hocam kaliteli bir ismi daha kazandırdığınız için buraya. - Serbay Arda Ayzit
Sinan: Dürtülmeyecek gibi değildin hani. : ) Rastgele! - Erhan Erdoğan
Galiba problemi “bir kampanyanın toplam ROI’sini güvenle ölçmek” biçiminde masaya yatırmamak ve parçalara ayırarak çözüm aramak gerekiyor. Sonradan parçaları birleştirerek bütünü görmek pekala mümkün olabilir. Genel olarak pazarlamanın / iletişimin performansının ölçülmesinden çıkan içgörülere dayanarak yeni pozisyonlar almak konusunda hem yolun çok başındayız hem de epeyce yol almış... more... - Melih Cılga
@Melih Cılga: Bugünkü engellerin yepyeni uzmanlık alanları doğuracağını ben de umumuyorum. Ama nedense (ya da yazıda bahsettiğim nedenlerle) hala ortada yok bu uzmanlar. Tabi AdWords basitliği ve ölçülebilirliği de şımarttı beni. Eskiden beni çok sevinirecek verilere şimdi dudak büküyorum. - Sinan Kurmus
:) Çok doğru bir yorum Sinan bey, Analytics ile neleri ölçümleyebildiğiniz görünce daha da fazlasını bekliyorsunuz, önceden sizi mutlu eden veriler anlamını kaybediyor - Serbay Arda Ayzit
Sinan bey, tabii ki performans ölçümüne dayalı / hesap verebilir pazarlama anlayışının daha da yaygınlaşması, hemen bugünden yarına ya da kendiliğinden yaşanacak bir gelişme değil. Bu işin profesyonelleri olarak hepimizin yapacağı küçük katkılar zaman içerisinde birikerek, bir paradigma dönüşümü için gereken uygun koşulları yavaş yavaş hazırlayacaktır, diye düşünüyorum. Sizin yazıda... more... - Melih Cılga
sinemdonmez
Şiir okumadım, okumam diyenlere günde bir doz Ahmet Güntan yazıyorum. Bu adam insana şiir yazdırır.
hadi buldum size bir tane iyisiniz: "gelip bana aşklardan söz ediyorlar/aşkların seçilen hatıralarından/mektup beklemenin uzayından bakıyorlar/kıskanmanın klasik huzurundan bir isim bulamadım sana/sanatkar bir yaz daha geçti sevgilim/sıcaklar teorimin baş oyuncuları/besbelli inanıyorsun bir şeyler kaldığına perdeyi daha kapatamadık sevgilim/bitmemiş biyografilerin tüccar akşamına/ yazlar bitecek bana aşklardan bahsedecekler/her şey bitmiş gibi bir kışa başlayacaklar/ bizse görmedik birbirimizi daha/ sürece inanarak sevgilim/gelecek yaza da beraberiz/tarihte adını arayarak bir bünyenin biten bir yazın teorisiyle sevgilim/“gözlerinden amansız bir hasretle öperim” " - sinemdonmez
ıngh şiir! - Elma+Alt+Shift
ya öyle böyle değil bu adam. okuman lazım bir iki tane. üşenmeyip sana mail atıcam bikaç tane. - sinemdonmez
Nefret ederim şiirden... :) - Fatih Bektaş
Ahmet Güntan'ın "Esrariler" kitabından bir alıntı: "Herkes zaman zaman etrafını saran kainata bakarak merak eder, şaşırır, "Allah Allah!" der, sorar, sonra sorusunu unutur, işine bakar. Esrariler işte bu anın esrarına takılıp kalanlardır. O anı herkes unutur, Esrariler unutmaz. "Varoluşun esrarını çözmek" mi dediniz, asla, Esrari bunu çözemeyeceğini bilir. Ama o gördüğünü unutmayı hiç istemez. O görülen esrarın sessiz bir parçası olabilmek, budur Esrarileri Esrari yapan, yani esrarda ısrar." - Melih Cılga
Murat Esenli
Marka Sizsiniz “ATÖLYE” çalışmaları başlıyor … - http://www.markasizsiniz.com/2009...
Güzel haber Murat Hocam :) - Hasan Basusta
Evet, karar güzel ama bakalım devamı da güzel olur umarım. Önemli olan katılımcıların beklentilerine uygun değeri sunmak. İçerik ve sunum hazırlıklarına devam :) - Murat Esenli
Anladığım kadarıyla, klasik eğitim ve seminerlerdeki gibi “uzmanın didaktik konuşması + sözde katılımcı soru cevap seansı” formatından farklı olarak, daha çok yaratıcı sohbet / beyin fırtınası tadında ilerleyecek, karşılıklı fikir alışverişi yapılacak bir ortam olması gayet hoş… Hatta moderatörlük rolünün bazen danışman ve katılımcılar arasında el değiştirmesi de, epeyce eğlenceli ve yaratıcı bir ortam sağlayabilir belki… - Melih Cılga
Geç bile kalındı hocam. Hayırlı olsun. - Arzu (the) Cihangir
Melih hocam ne güzel ifade etmişsiniz, izninizle bu cümleleri tanıtım sayfamıza almak isterim. Arzu, "geç mi erken mi" gelen taleplerden belli olacak artık :) - Murat Esenli
Hayırlı olsun hocam, talep çok olur, merak etmeyin :) - Yunus Arslanoğlu
Gelecek o talepler merak etmeyiniz:) - Arzu (the) Cihangir
bizim yardımcı olabileceğimiz bir şey var mı Murat bey? - Mustafa Burak Su
Teşekkür ederim Mustafa Burak bey, ihtiyaç durumunda rahatsız ederim, hiç çekinmem yani :) - Murat Esenli
emrinizdeyim. - Mustafa Burak Su
Hayırlı olsun, diagram çok iyi gözüküyor ve formatın klasiklikten uzak olacağını düşünüyorum. Çok güzel ve başarılar Murat Bey. - Dincer Keskinpala
Dinçer teşekkür ederim. Klasik olmaması için elimden geleni yapacağım. Önemli olan katılımcıların değerlendirmesi olacak. - Murat Esenli
Murat tebirkler güzel bir iş modeli olmuş :D bakalım süreç nasıl ilerleyecek. bizde elimizde geldiğince destek olalım. - Fatih Murat
Fatih, bu diyagram iş modelinin büyük resmi sadece. Şimdi atölye çalışmaları için alt maddeler ve diyagramlar hazırlıyoruz. Onları da atölyede paylaşacağım artık. Teşekkürler. - Murat Esenli
Tugce Esener
Satın alma kararı, eksik parça ve tüketici içgörüsü - http://www.mienotes.com/2009...
Satın alma niyeti ve eylemi arasındaki eksik parçanın önemli bir bölümü, tüketici içgörüleriyle açıklanabilir tabii, fakat online ya da offline kaynaklardan derlenen bilgileri değerlendirirken, mantıklı ve rasyonel akıl yürütmeyle açıklanması pek kolay olmayan birtakım duygusal ve subjektif faktörlere de özel ilgi göstermek gerekebiliyor zaman zaman. Çünkü öngörülebilir ve tekrarlanması... more... - Melih Cılga
Melih bey çok haklısınız satın alma süreci sadece rasyonel bir süreç değil. Duygusal etkenlerin neler olduğuna dair içgörüler üzerinde de çalışmalar yapılmalı. Tüketicinin satın alma aşamasında ihtiyaç duyduğu bilgi ve açıklamaların neler olduğunu keşfetmek başlı başına yeterli değil fakat iyi bir başlangıç. Kuru gürültü olmaya aday bilgi bombardımanının önünü biraz olsun keserek ilişkili ve faydalı bilgilerin üretilmesine yardımcı olur demek daha doğru olacak. Katkınız için teşekkür ederim. - Tugce Esener
"Çevrimiçi analitik ölçümlemeler ve raporlar sadece web sitesi optimizasyonu için değil tüm iletişim süreci için derin bir içgörü sağlıyor. Bu içgörü sayesinde artık satın alma kararı vermek için ihtiyaç duyulan bilgiyi kategorilendirebilir ve buna uygun iletişim kitlesi, mecrası ve iletişim içeriği belirleyebiliriz. Veya çağrı merkezlerinin yükünü ve maliyetini azaltabilmek için daha... more... - Muge Cerman
özgün tanglay
Türkiye’ye gelmek isteyen bir Fransız’ın ricasını iletiyorum. Daha çok kişiye ulaşması için, ‘like’larsanız, sevinirim: “I'm going to finish my internship at Mazarine Digital as a e-marketing project manager in August and I'm looking for a job in Istanbul in the communication/marketing/advertising field for september 09.I'm really motivated to...
Bu Fransız genç, ismi Claire, LinkedIn üzerinden bana da ulaştı geçen gün. Reklam ajansı / e-ticaret / mobil pazarlama vb. alanlarında iş arıyor. Şimdiden Türkçe öğrenmeye başlamış... :) Kendisinin LinkedIn profili şurada: http://www.linkedin.com/pub... Yardımcı olmak isteyen birileri çıkabilir belki... - Melih Cılga
Ben kendisine cevap yazdım ama maalesef yardımcı olamıyorum. Geçen sene olsaydı enfes olurdu, hem de unutulmaya yüz tutmuş olan fransızcamı geliştirirdim. - Tolga Akyıldız
Dijital ajanslardaki dostlar, aranızda eleman arayan yok mu, arada sırada proje bazında sıkışmalar olur ya, belki bir yer bulunur bu arkadaşa - Muge Cerman
merhabalar, eğer ingilizce biliyorsa, info@ttboom.com üzerinden bizimle irtibata geçebilir. tşk - tevfik bülent öngün
Selam, Istanbuldan is ariyorum...ve yardiminiza ihtiyacim var :-D , sorun su an Belcikada olmam, basvurdugum yerler beni ciddiye almiyor sanirim..."yabanci" eleman arayan sirketler biliyormusunuz? - Derya
Derya Hanım; murat@egnity.com ' a bir özgeçmiş gönredebilirseniz size yardımcı olmak isterim. - muratkgirgin★
cv gönderildi...tsk - Derya
cv alındı. tsk - muratkgirgin★
Melih Cılga
“Ekran kadından geçilmiyor ama …” – Orhan Tekelioğlu - http://www.radikal.com.tr/Radikal...
sedasayan.Jpeg
“Kültürel muhafazakârlığı taşımak için, başın açık ya da kapalı olması hiç fark etmiyor. Erkekler dünyasının zihniyetine sığınmak yeterli. … Konuşulanların içeriğine bakınca, kadınların birbirine karşı nasıl konumlandırıldığı fark edilince, yanılsamanın kapsam ve boyutları iyice ortaya çıkıyor. Ortaya çıkan, erkek zihniyet dünyasının “himmetinde” kurulan kültürel muhafazakârlıktan başka bir şey değil.” - Melih Cılga
“… Bu kadınların derdi stüdyoda ortaya çıkabilecek, “normalden” sapabilecek her türlü ileri geri fikri baskılamak, yoldan çıkabilecek kadınları kültürel vasata çekmek, mümkün olabildiğince o dairede hapsetmek. Örneğin, kadınların izdivaç programlarında kendilerinden genç erkeklerle de evlenebileceklerini belirtmeleri, de facto olarak hanımlardan oluşan “stüdyo zabitanı” tarafından yasaklanmış durumda. Hele bir söylesinler!” - Melih Cılga
Fatos Karahasan
Sevgili Arkadaşlar, Acun ve Seda Sayan'la yapılan reklam anlaşmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Acun deyince aklıma çok tutacak ama kalitesiz ve yurt dışından çarpma işler geliyor. Seda Sayan ise markayı kullanmaya teşvik edeceğine, kullanmamaya teşvik ediyor. bence.. - Mücahit Yılmaz
Acun için çok bir şey demeye gerek yok ama Seda Sayan nedir Allah aşkına? Yakamızdan düşsün diye umarken reklamcılar el attı. İyice ikon haline getirecekler. Reklamlarda ünlü kullanımını anlıyorum ama hedef kitlenle uyum var mı diye bakar insan. - Arzu (the) Cihangir
Her ikisinin de hitap ettiği hedef kitleden değilim, yanlış yönlendirmeyeyim seni hocam :) - Muge Cerman
bence gerçekleri görmemiz, her ikisinin de bu toplumda iş yapacağını kabul etmemiz, hatta şaşırtacak kadar başarılı olma ihtimallerini de cebimizde bulundurmamız gerekiyor. bu soruyu okuyunca yanımdaki yardımcı ablaya nasıl buluyorsun seda sayanı ve acunu dedim.mimiklerinden ayıldığı bayıldığı ortaya çıktı. ha seda sayan'a bulaşık deterjanı sattırsın da, bulaşık makinası sattırabilir misin onu tartışırım. ama acun coca cola için derse ben kendimi zorlayıp pepsi'ye bir şans daha verebilirim. - neslihan
acun u bilmem ama yanlış hatırlamıyorsam seda sayan lı pepsi reklamları çok başarılı geçmişti... seda sayan ın oynadığı reklamlardaki hedef kitleye dikkat etmek lazım. eğer hedef kitle sabah programlarını takip eden ev hanımları ise seda sayan tam bi cevher... - Necdet (nec) Terkes
Müge Hanımcığım, hedef kitle olmasanız da super influencer olarak görüşlerinizi merak ediyoruz. Bu arada da özledik yani. - Fatos Karahasan
Acun toplumun geneli tarafından sevilen biri. Coca-cola'nın genel stratejisi de toplumun geneline hitap etmek. Bu açıdan baktığımızda doğru tercih. Seda Sayan'a gelince, kısa vade de çok doğru uzun vade de yanlış bir strateji. Doğru olan kısım şu bu kampanya ile Coca-Cola'nın pek de ilgilenmediği d ve e sınıflarının müşterilerini almış olup ciro ve karlarını arttırmış oldular. Bunu da... more... - Bilal Temizer
Coca-cola ile Pepsinin Dünya genelinde rekabetiyle Türkiye'deki rekabeti çok farklı. Pepsi Türkiye'de çok daha farklı hareket ediyor. Bu yüzden çok geride kalıyor. İşin ilginci Pepsinin yapması gerekenleri şu an Fanta yapıyor. Genç kesim ile ilgili güzel çalışmalar yapıp bu kitleyi kendilerine çekiyorlar. Bu açıdan bakınca Fanta güzel bir hamle yapıyor.Pazar payı da iyi durumda. - Bilal Temizer
Burada önemli olan markaların bu isimleri seçerken ortaya koydukları kriterler. Markaların kimliklerinin belli bir dönem de olsa parçası olacak olan ünlü isimler, Türkiye'deki gibi hafızası olmayan ya da günlük yaşam döngüsünün çok hızlı olduğu halklar için aslında çok da önemi yok. Cem yılmaz son reklamlarında Turk Telekom'un yüzü oldu. Daha öncesinde hangi markaların yüzüydü, net... more... - bulent fidan
Halkı genellersek her iki marka için iyi kararlar. Azınlıklar olarak düşünürsek reklam da kimin oynadığı önemli değil. Hedef kitle önemli... - Volkan Çelik
Sanırım şu anda Seda Sayan’la ilgili güncel haber Pepsi promosyonu değil, Lay’s patates cipsi ile anlaşmış olması. “Yiyin Gari” sloganıyla tanıdığımız Ödemişli çiftçi Ayşe Teyze’nin yerini Seda Sayan’ın alacak olması ilginç bir gelişme tabii, fakat aslında pek sürpriz de değil: Lay’s markası ve ajansı Alice BBDO, uzun süredir markanın “doğallık” algısından taviz vermeden, “yaşlılık” ve... more... - Melih Cılga
Her iki ünlünün yeni anlaşmalarıyla ilgili Bigumigu yorumları; Acun: http://www.bigumigu.com/haber... Seda: http://www.bigumigu.com/haber... - Yalçın Pembecioğlu
Seda Sayan'ın en güvenilir ünlü ilan edilmesi sonrasında en çok etki yaratan reklamı elma krom diyet hapı idi,bu ürünü kullanmayan çok az kadın olduğunu düşünerekten tüm güvenlerin sarsıldığını idda edebilirim.Bilal Temizerin düşündüğü gibi uzun vadede Seda Sayan yanlış bir stareteji.Acun ise sempatik tavırları ve bir çok olumlu yönleri ile kısa vadede olumlu sonuçlar yaratsa da onun da pili bitecektir. - Eray Caka
seda sayan cok ilginc bir vaka. bugune kadar programina cikan her advertorial'in iyi sonuc getirdigine tanik oldum. gercekten de turk kadinlari uzerindeki etkisi cok yuksek. guvenilir, inanilir, durust, saglam, cesur kadin. herseyden onemlisi de sanirim, yapayliktan uzak yani gercek olmasi. bu sebeple de pepsi'nin basarisinin arkasinda bugune kadar olusmus muhim miktarda seda sayan... more... - yonca tok muslubas
Seda Sayan ile yapılan pepsi reklamları sonunda satışları ciddi oranda artırdığı belirtiliyor dolayısıyla hedef kitle kavramı burada çok önemli. Pepsi, Seda Sayan ile ev kadınlarına ulaşmanın en doğru yoluydu ve başardı. Ancak son zamanalarda artan sabah programlarındaki bolluk nedeni ile Seda Sayan algısınında yavaş yavaş düştüğüde bir gerçektir. Acun'da ile yapılan reklam anlaşması... more... - Mustafa Kemal Temel
Yerelleşelim, yerelleşelim de lütfen içinde bi parça zeka olsun... - Rahsan Tan
Acun'un pozitif yanı güçlü. İzlemeyenler nezlinde bile çok olumsuz bakış açıları yok. Fakat Seda Sayan tamamen bir kültürü ve SES grubunu temsil ediyor. Tehlikeli bir seçim. Markaya tavır alınabilecek bir isim. - Erkan Belen
Acun genel olarak başarılı ancak Seda Sayan apayrı bir case bence. Belli bir SES grubunu hedefliyor evet yani Seda Sayan ı kullanan firma hedef kitlesini tekrardan gözden geçirmeli ancak ne yaparsa yapsa Hızlı Tüketim sektöründe rol aldığı ürünlerin satış patlaması yaşadığı bir gerçek! Zira Türkiye'nin en çok güvenilen kişisi seçilmişti:) - figen
Azerbaycan'dan bir ses... Rustem Memmedov: Türk TV kanallarına baxırsınızsa, son dövrlərdə reklamların profillərindəki dəyişməni görürsünüz. Dəyişməyən yegandə şey, 3 mobil operator tərəfindən reklam bombalamasıdır, digərləri dəyişir. Əsas dəyişim də, reklamlarda daha çox türkiyədə “kıro” deyilən və ya normal dildə desək cəmiyyətin daha çox alt təbəqəsinə, daha çox savadsız təbəqəsinə,... more... - A. Selim Tuncer
"Azerbaycan'dan bir ses... Rustem Memmedov:" Mükemmel saptamalar. - Fatos Karahasan
Azerbaycan'dan bu taraf oldukça net görünüyor galiba... :) - A. Selim Tuncer
gereksiz ve ezik buluyorum - ''sewimsizbilgin''
Azeri kardaşımnan aynı fikirdeyim. - Uğur Özmen
Epeyce netameli bir konu bu... Araştırma sonuçları ne söylerse söylesin, yeni hedef kitlelelere açılırken mevcudu rencide etmemenin bir yolu olmalı diye düşünüyorum. Şimdilik şu yazımı paylaşayım: Recep İvedik’le İstiklal Caddesi’nde kol kola yürümeyi kabul etme eğrisi! http://selimtuncer.blogspot.com/2008... - A. Selim Tuncer
Selim usta... Hatırlarım... Bugün gibi... Bana yazılmış bir eleştiri gibi idi... Adeta... - Uğur Özmen
Yok Uğur Hocam, sana yazılmamıştı, sadece denk geldi. :))) Yoksa şu anda görüşlerinde bir değişiklik mi oldu? - A. Selim Tuncer
Fatoş Hoca, Milliyet'teki köşesinde bugün şunları yazmış: "Bizde bol sıfırlı anlaşmalara imza atan ünlülerin başında Cem Yılmaz, Tarkan, Şahan ve Seda Sayan var. Tarkan hariç, bu yıldızların kampanyalarındaki farkındalık ve satın alma isteği uyandırma sonuçlarını görme fırsatım oldu. Reklamverenlerin paylaştığı veriler, C. Yılmaz-Türk Telekom, Şahan-Turkcell, S. Sayan-Pepsi ilişkisinin... more... - A. Selim Tuncer
Görüşlerim yine aynı... -mış gibi yapılması farklı, bu reklamları beğenip beğenmemek farklı. "Hedef kitle ile uyumlu, ama ben beğenmedim" denilmesini beklemiştim. Pek az sayıda çıktı bu ses. - Uğur Özmen
Seda Sayan tek kelime ile markadan tiksindiriyor insanı. - olli
Hocam, "-mış gibi" eleştirine katıldığımı söylemiş, örneği uygun bulmamıştım. :) - A. Selim Tuncer
İşte, sonuçta "olli" de hedef kitle, hatta belki de tüketici kitlesi içinde değil mi? Bu tiksintileri çok duymuyor muyuz çevremizden? Bunlar araştırmalarda rakama dönüşmeyecek kadar azınlıkta mı acaba? Ha, şunu da söyleyeyim, tiksintiye rağmen marka terk edilmemiş olabilir. Ben de Turkcell'i bırakmadım mesela... - A. Selim Tuncer
Bu, kendisini aldatan kocasını sineye çeken kadının durumuna benziyor biraz! :))) - A. Selim Tuncer
Ben bu tarz pazarlama hamlelerine dışarıdan bakmaya çalışmak yerine daha çok içine girerek incelemenin gerekliliğine inanıyorum. Hocalarımın salahiyetiyle bir kaç konuya değinmek isterim. Öncelikle araştırmalar sonucunda "güven" algısı diğerlerinden daha yüksek olan isimlerle çalışmak, markalar için çok çetrefilli toplantılar sonucunda çıkan bir strateji değil. Yanılıyor muyum Selim... more... - Burak Demiral
Dev küresel markalar, genellikle dünyaca ünlü yıldızları seçerek, onları marka elçileri haline getirmeyi seçiyorlar. Bu bağlamda, yıllardır kendisini gençlik, pop müzik, futbol ve dinamizm gibi unsurlarla ifade eden Pepsi’nin, Sabahların Sultanı Seda Sayan’ı seçmesi bir çelişki gibi durabilir. Oysa, rakamlar işbirliğinin sanıldığının aksine, markaya olumlu katkıda bulunduğunu ortaya... more... - Fatos Karahasan
Turkcell'den Melis Civelek, geçen yıl Üniversitedeki dersimde, İvedik kampanysı sonucunu paylaşmıştı. İnanılmayacak bir başarı vardı. Ayrıca, gençler İvedik'i "doğal, komik ve rahat" bulduklarını, buyüzden de olduğu gibi olmayı başaran bu adamı sevdiklerini dile getirmişlerdi. - Fatos Karahasan
Hic iyi dusunmuyorum Sayin Karahasan, hic iyi dusunmuyorum. Ancak benim dusuncemin ne onemi var ki, ilgili firmalar karina kar kattiktan sonra. - Ozkan Altuner
bu kampanyaları başarısız görmek veya başarısızlıkla atfetmek biraz da içinde yaşanılan toplumun gerçeklerinden kopuk olunduğunu göstermekte. Pepsi'ye gelecek olursak, ben zannetmiyorum ki Pepsi kendisini Coca Cola'ya hala rakip olarak görüyor olsun. Pepsi'nin 2.'lik koltuğu için gerçek rakibi Cola Turka, bu hususta Cola Turka'nın elinde tuttuğu büyük dilimden kocaman bir parçayı kendi... more... - Onur Cengiz
Fatoş Hocam, araştırma sonuçlarına güvenmiyor değilim. Benimki farklı bir nüansa işaret etmekten ibaret. Tabii araştırmaların alt ayrıntılarına da inmek gerekiyor. Yeni müşteriler nerelerden gelmiş, kalıcı mı, gidici mi ve benzerleri gibi... Benim dediğim şu: Hedef kitle içinde sayıları belki hesaba katılmayacak kadar az olsa bile, kaş yaparken onların gözleri çıkarılmıştır; göz çıkarmadan kaş yapmak mümkün değil mi acaba sorusunun cevabını arıyorum. - A. Selim Tuncer
Burak, senin dile getirdiğin hususu da, aslında göz çıkarmama önerisi olarak alıyorum. - A. Selim Tuncer
Bu arada, Onur Cengiz'in yorumu da yabana atılır gibi değil, ama ben bu örneklerden ziyade daha genel tartışmaya çalışıyorum. Yoksa Pepsi'nin bugün itibariyle Türkiye pazarında kaybetmekten korkacağı bir değer yaratabildiğini de düşünmüyorum. - A. Selim Tuncer
Hayır, ben Pepsi'nin Seda Sayan hayranlarından epeyce bir tiraj yakalamış olabileceğini düşünüyorum. Seda Sayan'ı hiç küçümsüyor da değilim. - A. Selim Tuncer
Selim Bey, Reklamcılık yıllarım boyunca beni çok şaşırtan araştırmalarla kaşılaştım. Sonuçta markaya olumsuz etkisi olacağını düşündüğüm ünlülerin olumlu tortu bıraktığına da tanık oldum. Bildiğiniz gibi, dev markaların sahipleri, aylarca araştırıyorlar karar vermeden önce ve yaptıkları küresel toplantılarda, tüm bu verileri analiz ediyorlar. Benim kişisel tercihim, bir reklamcı olarak,... more... - Fatos Karahasan
Sevgili Hocam, bir "trade-off" durumu söz konusuysa ne diyebiliriz ki zaten? Ben bu tartışmayı Turkcell veya Pepsi için yapmıyorum, vaka, başka açılardan işimize yarayabilir mi diye bakıyorum. Aksi halde, bu markaların yanlış veya doğru yapıp yapmadıklarını masaya yatırmak benim haddime değil. Ayrıca, strateji aysberg gibidir, bizim gördüğümüz denizin üstünde olan kısmıdır. O nedenle bu markalar adına asla doğru bir analiz yapamayız. Meramımı anladığınızı düşünüyorum. - A. Selim Tuncer
Sanırım ajanslar biraz daha yaratıcı projeler ile karşımıza çıkarlarsa bu tartışmaların bir kısma hafifleyecektir. Global markaların yerelleşme isteğini haklı bulmakla beraber içinde sadece "ünlü kullanalım" fikri barındıran işlere hak vermiyorum. Konu Seda Sayan değil, Seda Sayan'ın nasıl kullanıldığı sanırım. (Ajansa gelen briefi bilmeden atıp tutmak da eğlenceli oluyo ) Bir zamanlar İxir diye bir marka vardı Banu Alkan'lı filmlerini hala hatırlarım. - Rahsan Tan
Sevgili Selim Bey, ben de sohbeti farklı açıları duyabilmek için izliyorum. Çok da verimli ve keyifli olduğunu düşünüyorum. Markalar canlılar gibi değil mi zaten? Son tahlilde, herkesin gerçekliği nihai gerçekliktir. Marka yöneticisinin görevi de, aslında, bu algılar bütünlüğünde ortaya çıkan formları gözlemleyebilmektir. Duyarlı marka duyarlılıkları anlayan ve onla cevap verebilendir. Bu yüzden,ff'deki bu "forumların" çok değerli olduğunu düşünüyorum. Selamlar, sevgiler - Fatos Karahasan
Katılıyorum size... Bu arada "trade-off" açıklamanız birçok sorunun cevabını oluşturuyor aslında... - A. Selim Tuncer
Azerbaycan'dan Rüstem'in dile getirdiği konu Marketing Türkiye'nin Temmuz 2009 sayısında da kapak konusu olmuştu. Ben de MT'nin bazı sorularını cevaplamıştım. Bir alıntı: "Toplumsal çatışma, yeni sosyal dinamiklerle bürokratik elitler, çıkar grupları ve egemen sermaye arasında olmasının yanında, asıl olarak, hızla kentlileşen ve modernle bu denli sert bir biçimde karşı karşıya kalan... more... - A. Selim Tuncer
Adları sayılan ünlülerimiz tam olarak ne zaman ünlü olmaya başladılar sorusu ve 10 yıllık dilimler halinde geriye doğru biz kimleri beğenirdik sorusu meseleye biraz uzaktan bakmamızı sağlayabilir. Şu an konuştuğumuz ünlülerimizin hepsi çıkışlarını 2000 lerin başlarında yaptılar buna yine aynı tarihlerde çıkışını yapan siyasi kahramanlarımız bugünlerde çok 'ünlüler'. Bu kısa erimli çevrimi neye borçluyuz? - Alp Esin
Yazdıklarımı Selim Bey'in yazdıklarına katıldığımı belirtmek için yazdım. Şahanın tavuğu meselesi 'bizlerin' sevip sevmemize pek bağlı değil galiba :) - Alp Esin
Fatos Karahasan
Sevgili Arkadaşlar. Üniversiteler'deki Pazarlama-Reklam-Dijital Pazarlama programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuyu birikte irdelemeyi diliyorum. Daha sonra, belki yüzyüze konuşmak için de toplantılar yapabiliriz. Sevgiler
Fatoş hanım konuşmaya başlasak valla 3 gün 3 gece sabahlasak ancak yeni bir program ve uygulama biçimi çıkar:) Philip kotler hocayı da aramıza alırsak bu iş ancak tamamlanabilir. - il010471
Birkaç katmanda tartışılması / değerlendirilmesi gereken bir konu bu: 1) Öncelikle, örnek birkaç üniversite seçip derslerin içeriklerini karşılaştırarak başlanabilir belki (tabii mevcut syllabus’larda belirtilen konuların tümünün derslerde anlatılacağını varsayarak, “ideal ders programı” için karma bir taslak hazırlanabilir). 2) Derslerdeki teorik anlatım ve uygulamalı projelerin... more... - Melih Cılga
Universitelerdeki derken lisans mi yuksek lisans programlari mi soruluyot? Ben cok olumlu dusunmuyorum. Gecerli sebeplerim var ama iPhone'dan zor olacak siralamak... - Eren Kumcuoğlu from iPhone
Yaptığım mülakatlarda 2 yıllık pazarlama bölümü mezunlarıyla da karşılaşıyorum. Hatta şu yazım pazarlama bölümü ve bölümü okuyanlarla ilgili. http://www.pazarlamablogu.com/kotler-... altında pazarlama okuyan kişilerin yorumları da var. Sonuç 2 yıllık pazarlama bölümünde dijital pazarlamadan ve pazarlamadan pek kimsenin haberi yok. - Cengiz Çatalkaya
Türkiye'de ciddi bir akademik ortamdan bahsetmek çok zor; birkaç okul hariç evrensel anlamda yüksek eğitim verilmiyor. Öğrenciler de hocalar da akademik bir ciddiyete sahip değil zannımca (birçok sitisnası oalbilir ama geneli bu şekilde). Spesifik olarak pazarlama ve reklamcılık bölümlerinde bahsettiğim genek sorunun dışında en temel problem bence öğrencilerin ne yaptıklarının farkında... more... - orhan sener
Konuyu tartışmaya açma nedenim, çeşitli platformlarda neler yapılabileceği konusunda da fikirler geliştirmek. Geçen sene Bilgi'de Marketing on the Web dersi açtık. Önemli bir deneyim oldu. Öğencilerimin bir kısmı ders sonunda, dijital pazarlama alanında mezuniyet sonrası programlarla ilgilendiler, dijital ajanslara yöneldiler. Geçen hafta trendwalkers toplantsında da gündeme geldi.... more... - Fatos Karahasan
Fatoş Hanım, bu iş doğal olarak üniversitelerde pazarlama / reklam bölümlerinde bu eğitimi veren kişilerin kendilerini güncellemelerinden ve ders programlarının güncellenmesinden başlıyor . Özel üniversiteler bu konuda çok daha hızlı ve başarılı davranıyorlar. Bu hepsine yayılmalı. - Cengiz Çatalkaya
Sevgili Cengiz Bey, yazdığınız linki inceledim. Teşekkürler. - Fatos Karahasan
Digital marketing çerçevesindeki derslerde ele alınabilecek konulardan biri de, ajans-reklamveren ilişkilerinin eskisine göre daha fazla stratejik ortaklık / daha fazla bilgi ve sorumluluk paylaşımı yönünde değişmesi olabilir. Marka tarafındaki “pazarlama stratejisi” çalışmaları ile ajans tarafındaki “yaratıcı strateji” çalışmaları, sanki birbirinden kopuk iki ayrı dünyaymış ve sadece... more... - Melih Cılga
Bu sene başladığım Bilgi Üniversitesi Pazarlama İletişimi programından gayet memnunum özellikle Ebru Çapa'nın Dijital Pazarlama dersi muhteşem ama ne yazık ki yeterli sayıda değil hala dijital pazarlama desleri - Hande Sonmez
Fatoş Hocam, kuramsal bilginin tercüme edilmesi, işlenmesi ve aktarılması konusunda üniversitelerimizi başarısız bulmuyorum. Sadece önemli bulduğum bir noktaya dikkat çekmek isterim. Takip edebildiğim kadarıyla, özellikle pazarlama ve pazarlama iletişimi konusunda, tercümeler üzerinden oluşan Anglo-Sakson etkisinin tüm programlar üzerinde egemenlik kurmuş olması bence önemli bir... more... - A. Selim Tuncer
Sevgili Selim Bey, işbirliği yöntemlerini tartışmakta yarar var. Önemli olan bu zaten. ayrıca, Türkiye geneli olarak düşünmek daha ufuk açıcı olabilir. - Fatos Karahasan
Osmanlı'dan miras olarak aldığımız kötü huylardan biri, ticareti neredeyse ayıp ve günah olarak görmek ve memuriyeti yüceltmektir. Bu kötü huy üniversitelerimizin de ruhuna işlediği için iş dünyasıyla işbirlikleri hususunda ciddi bir tutukluk söz konusudur. Belki özel üniversitelerimiz bu tuhaf anlayışı kırmakta öncülük edebilir. - A. Selim Tuncer
Alemsah Ozturk
Secound round : Why Digital Agencies Are Indeed Ready to Lead - Advertising Age - DigitalNext - http://adage.com/digital...
Over the past 18 months, a great debate has consumed our industry: Are digital agencies poised to sit at the head of the advertising table? Depending on whom you ask and what you read, the answer seems to flip flop -- with a majority of people still having reservations and making claims that digital agencies aren't ready to lead. - Alemsah Ozturk from Bookmarklet
İkinci tur tartısma - Alemsah Ozturk
Alt başlığı okudum ve gerisin okumama gerek kalmadı: "They Understand the Technology, the Speed of Iteration and Analytics" :) - Yalçın Pembecioğlu
Ajanslari bir gemi filosuna benzetiyorum ben. ATL,BTL,PR,Saglik,Dogrudan Pazarlama,Mobil ve Digital ajanslardan oluşan bir armada. Amiral gemisi şimdiye kadar ATL idi ama önümüzdeki dönemde Digital Creative Agencies bu görevi yerine getirecek. - volkan ekiz
Dijital ve geleneksel ajanslar arasındaki farklara fazlaca vurgu yapmayı, sanki bu iki ajans türü arasında asla aşılmaz duvarlar varmış gibi göstermeyi pek doğru bulmuyorum. Birkaç yıl sonra böyle bir farktan bahsetmeyeceğiz belki de. Tüketiciyle temas etmenin kanalları / mecraları açısından tabii ki bir dijital – geleneksel farkı var ama, gerektiğinde tüm bu mecraları hedef kitlesinin... more... - Melih Cılga
Tabii bu arada, reklamverenlerin de ne istediğini daha iyi bilir hale gelmeleri, ajanslarına “Bize bi şey yapın” demekten vazgeçmeleri gerekiyor mesela. Ne istediğini tam bilmeyen bir markayı kimin lead ettiği ne kadar önemli olabilir ki? Ayrıca, ajans-reklamveren ilişkilerindeki rol dağılımı / bilgi ve sorumluluk paylaşımı sınırlarının yeniden tartışılması çok daha acil bir ihtiyaç:... more... - Melih Cılga
Alemsah Ozturk
Yeni Sony Vaio'lar ve Windows 7 Lansmanı | Webrazzi - http://www.webrazzi.com/2009...
Yeni Sony Vaio'lar ve Windows 7 Lansmanı | Webrazzi
Burada asıl şaşırtıcı olan 41-29, Windows 7′nin sadece internet iletişimden değil TV, radyo reklamları dahil tüm çizgi üstü iletişiminden sorumluydu. İlk defa interaktif ajans olarak yola çıkan bir şirket geleneksel reklam ajanslarının yaptığı her işi üzerine almıştı. Umarız bu tür gelişmeleri yakın zamanda daha çok göreceğiz. - Alemsah Ozturk from Bookmarklet
41-29 yalnızca yaratıcı işleriyle değil, ajans-reklamveren ilişkilerindeki klasikleşmiş rolleri ve görev tanımlarını sorgulamasıyla da dikkat çeken, yenilikçi – deneysel bir yer. Bir ajansın görev tanımının sınırları ve “ajansın kendisini konumlandırma stratejileri” anlamında da pekala yaratıcı olabileceğini net olarak gösteriyorlar. Beğenerek izliyoruz. - Melih Cılga
Teşekkürler Alemşah paylaşım için, sonuçlar ile ilgili daha detaylı bilgi gönderirsen de memnun olurum :) - Hasan Basusta
güzel iş oldu. - burak magrali
Elma+Alt+Shift
Mizah dergilerinin ilk sayıları http://elmaaltshift.com/2009...
01.jpg
uvv, harika ;- ) - Resul AYDOĞDU
amma öküz okurdum bi ara - Ekin Acar
Leman yok? - Eren Kumcuoğlu
Eren Kumcuoğlu, birisi tarayıp iletişim adresinden gönderirse seve seve eklerim yazıya. bende ne yazık yok leman'ın ilk sayısı... - obeca
bu arada teşekkürler Elma+Alt+Shift :) - obeca
Pişmiş Kelle de sağlam dergiydi eskiden, onu da aradı gözlerim. ama süper derleme olmuş tebrikasyon. - Bora Mesut PALAS
Gırgır'ın epey bir sayısıyla satılınca çizerlerinden çoğunun bir araya gelip çıkardıkları derginin ilk ve ondan sonraki sekiz on sayısı var bende. (bkz. sol üst köşedeki) - alirizaesin from iPhone
sanırım bende de bir miktar deli dergisinden var, hangi kolide ise.... - ozlém
Deli dergisinin son altı ayı boyunca derginin hazırlanışına bire bir tanık olmuştum, ucundan kıyısından da katkıda bulunmuştum (1993, sen ne güzel bir yıldın)… :) - Melih Cılga
Kemik'in ilk sayısı da bende olacaktı :) - buraKargın
Fatos Karahasan
Dün belki dikkatinizi çekmiştir. "Türkiye'yi yerin dibine batıran haber" başlığıyla.En büyük ulusal sorunumuz sorunları redetme eğilimimiz. Övülmeye bayılıyoruz. Eleştiri karşısında karşı tarafı suçluyoruz. Kabuğumuza çekilip, abi bana haksızlık yapıldı tavrına giriyoruz. Bir çözüm önerisi de sunmuyoruz. http://www.superpoligon.com/haber...
Geliştirmemiz gereken eksik yönlerimizle yüzleşmek ve gerektiğinde “mea culpa” demek, pek bize özgü bir davranış değil. Çoğu zaman daha kolay yolu seçerek, inkar ve iltifat kutupları arasında gidip geldiğimiz ortada. Galiba mevcut mikro-iktidar ilişkilerinin / güç dengelerinin korunması uğruna, hemen “kol kırılır yen içinde kalır” deyimine sarılıyoruz dört elle. Haliyle, bu inkar ve... more... - Melih Cılga
Daha hemen yenilerde benzerini bir "dernek yönetimi" olgusunda yaşadım. Gerçekler (fact) ile ilgisi olmayan pohpohlamalara, duygusal cümlelere bayılanlar var. Olguları konuştuğunuzda, anlamıyorlar. - Uğur Özmen
feed'deki paragrafa oldukça katılmakla birlikte bence bu konudaki en büyük eksiğimiz bitmez tükenmez ve günden güne de okşaya okşaya kabartılan "batı" hayranlığımız ve aşağılık kompleksimizdir. burada atıyorum fransa için rehber yazacak hiç kimsenin aklına "orada tuvaletler avrupai tarzadadır; sizden önce kullanan erkek biraz özensizse üzerine oturduğunuz yerdeki ıslaklığın sarı renkli... more... - Umut Kara G.
Fatoş Karahasan, Çabuk haklı çıkmak diye buna deniyor sanırım. - Uğur Özmen
Evet taksiciler bunu yapıyor, mesela Taksim'de devamlı tacize uğrayan insanlar var. Yankesiciler deseniz yine aynı olaylar. Ama ne taksici, ne tacizci, ne de yankesici... hepsi işlerini çok iyi yapar, din, dil, ırk ayrımı yapmaz... - Volkan Çelik
türkiyedeki rehberler ne yapıyor izleyici mi? Yada turizm bakanlıgı ne yapıyor şaşkın şakın bakıyorlar mı ? - adrina
Yabancı dil öğrenmemiz işte bunun için çok önemli. Ülkemizi her platformda iyi temsil etmeliyiz. - Okşan Ocaktürk
Sevgili Melih Cılga. Yüzdeyüz aynı görüşteyim. Sorun başkasına nasıl göründüğümüz değil zaten. Kendimizi nasıl gördüğümüz. Sorunları reddediyoruz, birileri bahsedince, ya savunmaya geçiyoruz, ya onları suçluyoruz, ya da utanıp kendimizden hoşlanmamaya başlıyoruz. İnkar ve iltifat arasında neler yapılabilir onu sorgulamak gerek. - Fatos Karahasan
Melih Cılga
“Şiddeti fark etmeyen toplum” – Orhan Tekelioğlu - http://www.radikal.com.tr/Radikal...
siddet.Jpeg
“… Aile içinden başlayan, çocuk büyüdükçe ne yazık ki kendisi de büyüyen, sokaklara, gündelik hayata, ilişkilere sızan şiddetin dizilerde tepki toplamamasına şaşmamak elde değil. Bununla ilintili, bu kayıtsızlığı açıklamakta yardımcı olabilecek bir başka duruma, bu kez bir tepkiye dikkat çekmek gerekiyor. Şiddete suskunluğu anlamada işe yarayabilir.” - Melih Cılga
“… Bir sosyolog olarak tabii ki aile kurumuna karşı olamam. Sorun da bu değil zaten. Beni rahatsız eden, aile içinde yaşanan, kanıksanan, “normalleştirilen” şiddete karşı gösterilen bu tuhaf, buz gibi suskunluk. Aldatmaya/aldatılmaya karşı ortaya çıkabilen toplumsal tepki, abartılı “infial hali”, konu şiddete dönünce neden yok oluyor acaba? Cevap içimizi acıtabilir. Belki de, aile içindeki aldatmanın bir başka şiddet gösterme biçimi, bir tür öç alma hali olduğu fark ediliyordur.” - Melih Cılga
Melih Cılga
Markalaşma yolunda 500 bin dolarlık hata: “Meğer Cindy popüler değilmiş!” http://www.radikal.com.tr/Radikal...
crawford210207.jpg
Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği, ABD’de yaptıkları bir tanıtım kampanyası için Cindy Crawford’u kullanmış ama umduğunu bulamamış. Şimdi de ihracatın yüzde 35'ini gerçekleştirdikleri Rusya pazarında Hadise ile tanıtım atağına kalkıyorlarmış... Dernek başkanının sözleri ilginç: “ Kadın [Cindy Crawford] meğerse 20 yıl önce meşhurmuş. Artık bu hatayı yapmak istemiyoruz. Cindy bize pahalı bir ders oldu. Şimdi Rusya’da Hadise ile iyi bir çıkış yapmayı hedefliyoruz. Cindy Crawford tanıtımı bize 500 bin dolara mal oldu.” - Melih Cılga
Haberden anlaşılan, Türk deri sektörü üretim ve tasarım konusunda önemli çalışmalar yapıyor. Fakat pazarlama iletişimi ve markalaşma stratejileri konusunda henüz yolun çok başında olmalarına rağmen, galiba bu konuda en doğrusunu kendilerinin bildiğini düşünerek davranıyorlar. Hatta, reklamda meşhur birisini oynatınca marka iletişimi ve tanıtım sorunlarının çözüleceğine inanıyor bile... more... - Melih Cılga
Uğur Özmen
Başarısız YBD örneği - http://ugurozmen.com/blog...
Kötü örneklerin iyi örneklerden daha öğretici olduğunu düşünüyorum. Buyrun size bir örnek... - Uğur Özmen
Aynı şeyin tersi de (yüksek oranda indirim) birçok müşterinin sadakatini sorgulamasına neden olabiliyor - Y.Emre GÜZER
Doğru söylüyorsun Emre... 3 yıldır o parayı ödüyorsam, kafamda "ederi budur" kavramı oturmuştur. Onu sorgulatmanın alemi yok. - Uğur Özmen
Küçük bir ilave yapayım: YBD beklentisini doğrudan etkileyen (ve haliyle sadakat ilişkisinin “optimum performans” düzeyde tutulabilmesinde doğrudan rol oynayan) birçok faktör var: Örneğin, sunulan ürünün niş yaratma (ve “yüksek fiyat”ı haklı çıkartma) potansiyeli, müşterinin fiyat duyarlılığı sınırları (price sensitivity), sunulan ürün gamındaki kalemlerden birinin/birkaçının zamanla... more... - Melih Cılga
Melih, katkı için çok teşekkürler. Dediğin gibi, insanın ince hesaplara girmesi aslında memnuniyetsizliğin sonucu. "Marka" olduğu için t-shirt'e 60 lira veren kişi de biliyor, Denizli'de 6 liraya üretildiğini... Ne zaman ki memnuniyet + tatmin azalıyor, diğer seçeneklere bakılıyor. Özetle YBD, "müşteriyi memnun ederek daha fazla nasıl harcatırız" kavramı üzerine oturuyor. - Uğur Özmen
melih'cim katkı için congratulations. yazının kendisinden daha güzel bi yorum olmuş - Ministrable
YBD ile, şirketin satış performansını ayrı düşünmek gerek. YBD her müşteri için "kişisel" hesaplanır. Müşterinin çizdiği "ürün patikası" doğrultusunda üretilen bir varsayımsal değerdir. Her segment için de ayrı modellenir. Dolayısıyla, ürünün niş yaratma potansiyeli, bir dolaylı etkileyicidir ve müşterinin gözünde niş olup olmaması ile ilgilidir. yani, önemli olan "ürün" değil, müşteridir. - Uğur Özmen
"Cannibalization factor" yine ürün odaklı bir kavramdır. (Bir ürünün, diğer ürünü yemesi...) Pazarlama faaliyetlerinde dikkate alınmalıdır. Ancak YBD hesaplamaları için geçerli bir unsur değildir. (Tekrarlıyorum, YBD "ürün" değil, "müşteri" odaklı bir bakış açısına sahiptir.) Aksine, yardımcı (bu olmazsa, şunu alır) unsurdur. Yarının yazısında daha bir ayrıntılı anlatırım artık. - Uğur Özmen
Müşteri odaklı ve ürün odaklı kavramlar arasındaki farklar ve sınırlar kimi zaman çok belirgin oluyor, kimi zaman da bu ayrım silikleşiyor ve ortak kesişim kümeleri öne çıkabiliyor... Örneğin, bir bütün olarak pazarlama yönetimi içerisinde CRM’in nerede başlayıp nerede bittiğini tartışmaya açan eski bir yazıyı hatırladım şimdi: “CRM, CRM... Nereye kadar?..”:... more... - Melih Cılga
Melih, Yarınki yazımın büyük kısmı yukarıda yazılı (zaten söyledim) Hemen oturup yazmıştım. Şimdi senin yorumun, yazı yazılmadan eklenmiş oldu. Dolayısıyla, yazıyı yayınlar yayınlamaz, bu yorumu da ekleyeceğim. - Uğur Özmen
mukemmel! Ben bu tip konularin fazla dusunulmeden yapildigina inaniyorum. Islerin basindaki insanlar her zaman konusuna hakim insanlar degil malesef. Durum boyle olunca, sirketlerin neyi kaybettiklerinin farkina varmasi bazen yillaaar aliyor bazense, hic anlamiyorlar. Malesef. - Fatmanur Erdogan
Tugce Esener
Reklam işleyişi ve araştırma - http://www.mienotes.com/2009...
yeni yazı :)) - emresezgin
"peki ne değişmedi" güzel kapanış ;)) teşekkürler - emresezgin
| Tüketici poligamik bir canlı türüdür! http://selimtuncer.blogspot.com/2006... - A. Selim Tuncer
| Ünlü trend avcısı Marian Salzman, trendleri benden takip ediyor! http://selimtuncer.blogspot.com/2006... - A. Selim Tuncer
Tuğçe Esener de iyi bir konu avcısı ve iyi bir yazar... Kutlarım. - A. Selim Tuncer
“Marka repertuarı” kavramının nihayet Türkiye’deki iletişimciler arasında da gündelik konuşma dilinde dolaşıma girdiğini görmek sevindirici. “Brand consideration set” anlamına gelen bu kavram, klasik sadakat teorilerinin günümüzdeki durumu hakkında güzel ipuçları veriyor... http://melihcilga.blogspot.com/2009... - Melih Cılga
Seviyorum seni çocuk, lütfen daha sık yaz. - Muge Cerman
Selim Bey teşekkür ederim. - Tugce Esener
Melih bey haklısınız, marka repertuarı göz ardı ettiğimiz bir konu. Katkınız için teşekkür ederim. - Tugce Esener
"Bence tüketici poligamik bir canlı türüdür. Doğası; çok eşliliğe, daha doğrusu çok markalılığa yatkındır." - A. Selim Tuncer
"Hadi şöyle diyelim; tüketicinin, bu konuda o kadar da doyumsuz olduğunu söylemek haksızlık olur. Bu ilişkilerin sayısı, öyle bir elin parmaklarını da geçmez. Hem bu ilişkiler bir gecelik de değildir. Tüketici, erkek milleti gibi aynı anda aynı kategoriden birçok markaya aşık olabilir ve hepsiyle aynı anda büyük aşklar yaşayabilir. Yani birine bağlanmak için bir diğerini terk etmesi... more... - A. Selim Tuncer
Alemsah Ozturk
Marketing Türkiye Haberler - Dünyanın en iyi 5. kreatif direktörü bir Türk - http://www.marketingturkiye.com/yeni...
Marketing Türkiye Haberler - Dünyanın en iyi 5. kreatif direktörü bir Türk
Bir şey daha eklemek isterim. Başarılı kreatif'lerin "uçan" insanlar olmadığının en büyük kanıtı bizzat Karpat Polat. Olaylara bakışı düzgün ve gerçekçi. Müşteri içgörüsünü sindirmiş. Daha çoook ödül getirir. - Uğur Özmen
Karpat Polat’ın birkaç ay önce Hürriyet İK’da yayımlanan bir röportajından ilginç bir alıntı: “...Türkiye’de reklamcılığın meslek olarak görülmediğini söyleyen Polat, daha çok dönemsel yapılan bir iş olarak kabul edildiğini belirtiyor. "Üniversiteyi bitireyim, 2 sene reklamcılık yaparım, sonra da başka birşey yaparım ya da reklamcılığı deneyeyim diyorlar. Dünyanın birçok ülkesinde 65... more... - Melih Cılga
Gönül isterdi ki bu korkunç yaratıcı zeka gerçekten satış maksatlı, yani reklamın özünü yansıtan işlerle bu ünvanı alaydı, vitrin görselleri ile değil. Evet DDB&Co'nun olayı bu, evet kendisi zehir gibi fikir üretebiliyor. Ancak ben bu işleri pahalı Hot Couture işlere benzetiyorum. Hani dev markalar defile yaparlar, orada kimsenin giymeyeceği, ve hatta satılmayan, ancak eldeki kumaşla... more... - Olcayto Cengiz
Melih Cılga
Wharton’s “Future of Advertising” project & Wharton/Google YouTube marketing channel Fast. Forward. - http://blog.comscore.com/2009...
fastf.JPG
As part of the FOA (Future of Advertising) project, Google and The Wharton School have partnered to gather and provide quick perspective on managing the change in the marketing landscape. It is a first-of-its-kind online destination for marketing and advertising that provides actionable insights for more informed decision-making. It takes the form of short 1-3 minute videos featuring thoughts from around the industry and academic worlds and is also intended to be an interactive platform for audience engagement: http://www.youtube.com/fastfor... - Melih Cılga
Melih Cılga
“Adaptive Brand Marketing” – BBH Labs (Bartle Bogle Hegarty) http://bbh-labs.com/so-what...
bbhlabs.JPG
Ajans – reklamveren ilişkileri çerçevesinde gündeme gelen yeni tartışma konularından birisi de “Adaptive Branding”: Dijital yaşam biçiminin yaygınlaşmasıyla birlikte ajanslar kendilerini yenilemeye çalışırken, acaba reklamveren tarafındaki marka yöneticileri hemen her şeyin çok hızlı değiştiği bu yeni ortama uyum sağlayabilmek için kendi iş yapma biçimlerinde ne gibi düzenlemeler yapmalılar, karar alma süreçlerinde hangi alışkanlıklarını gözden geçirmeliler? Her türlü mesaja 7/24 erişimin aşırı kolaylaşması sayesinde, yeni bir haberin “yeni ve ilginç olarak kalma” ömrü de giderek kısalıyor. Medya tüketim alışkanlıkları değişen tüketicilerin bir marka üzerindeki ilgisini ve dikkatini canlı tutabilmek için, belirli bir “büyük mesaj”ın belirli mecralarda uzun süre tekrarlanması yerine, “her biri yeni bir haber” biçiminde çok sayıda parçaya bölünmüş “küçük mesajlar”ın daha yüksek frekansla iletilmesi gerekiyor artık... Haliyle böyle bir kampanya mimarisinin de sürekli olarak izlenip... more... - Melih Cılga
Reklamverenin ajansla ilişkisinde yeni bir pencere açmak amacıyla, mevcut durumdan daha “iterative” yapıda işleyen, yani adım adım kendisini geliştiren bir karşılıklı uzmanlık paylaşımı ve “gerçek-zamanlı öğrenme” ortamı nasıl hayata geçirilebilir? Örneğin, bu yeni ilişki formatında pazar araştırmaları ve reklam araştırmalarının daha belirleyici rol oynayacağına kuşku yok. Dijital... more... - Melih Cılga
Bir firma içerisinde dijital çağın hızlı bilgi akışına ilk uyum sağlayan (genellikle IT departmanından da önce) pazarlama departmanı olur. Bu yeni iş yapma anlayışının kademe kademe diğper departmanlarla da etkileşime girmesini hızlandırmak gerekir. Örneğin, sosyal medya araçlarıyla elde edilen tüketici içgörüleri, rahatlıkla firmanın ürün geliştirme ve satış sonrası hizmet... more... - Melih Cılga
Tugce Esener
Savunma mekanizmaları ve satın alma kararları - http://www.mienotes.com/2009...
heyoooo yeni yazı - Muge Cerman
“Aristotales felaket bir reklamcı olurdu. Salt mantık, kazanacak bir fikrin güvencesi olamaz. Zihin akılcı değil, duygusal olmak eğilimi gösterir.” - Emel Senkul
super olmus! - Sets Turan
müthiş. yılın mienotes'i olmuş! - Yusuf İbili
Tugce para biriktiriyorum.Voleyi vurusam transfer edicem seni bizim sirkete .Bos ceke 1 yazicam sifirlari sen yaz :) - Yusuf Temur
Yusuf :) Birlere sıfırlara gerek yok. Yazılarımdan faydalanabiliyorsan ne mutlu bana! - Tugce Esener
Tıpkı rasyonel kararlarımız gibi duygularımız da bilinç ve bilinçaltının işbirliğiyle üretilir. O halde, iletişimciler tarafından ustaca kurgulanmış bir vaadin gerçek olabileceğine kendimizi inandırma eğilimimiz, acaba sonradan kazanılmış bir alışkanlık mıdır, yoksa insanın doğasında olan ve bizi hayata bağlayan temel güdülerden biri midir? Örneğin, söz konusu vaat yeterince cazip... more... - Melih Cılga
Hemen okuyayım kaçırmışım - Sevil Mert
Okudum, kaçırmayın :) - Sevil Mert
harika bir yazı eline sağlık tuğçe - Serbay Arda Ayzit
M. Serdar Kuzuloglu
Markalara hayatta kalma rehberi / Sanal Alem / M. SERDAR KUZULOĞLU - http://www.radikal.com.tr/Default...
Markalara hayatta kalma rehberi / Sanal Alem / M. SERDAR KUZULOĞLU
Markalara hayatta kalma rehberi / Sanal Alem / M. SERDAR KUZULOĞLU
"Şirketi ve markayı blogundan ve Twitter hesabından takip eden, yaşadığı sorunları yine bu kanallardan dile getiren ve ‘çözüm bekleyen’, derdini forumlara kusan, hayranlığını firmanın Facebook sayfasında ifade eden, reklamlarını video paylaşım sitelerinden izleyen bir kitleden söz ediyoruz. Hatta seçeceği markaları önceden web’den araştıran bir kitleden... Ve o markalara hiç de muhtaç değiller. Eyvallahları yok, kafaları bozulduğu an postayı koyup sırt çevirebilirler. Sizin kullandığınız her mecrada neredeyse eşit haklara sahip olduklarından sizin silahınızla sizi de vurabilirler. Böyle bir mecrada ‘hayatta kalmaya’ hazır mısınız?" - M. Serdar Kuzuloglu from Bookmarklet
Bu gidisat beni "konservatif" bir tüketici olarak endiselendiriyor. devamli bir seyleri kacirdigimi hissetmeye basladim. bu yüzden "markalara hayatta kalma rehberi" cok dogru bir baslik olmus. ya hep, ya hic! peki hizli tuketim, marka algisini, ürün / hizmet kalitesini bir noktadan sonra geri planda birakmayacak mi? - Emel Senkul
Bence üreticiler çok daha niş kitlelere yönelip sürekli marka değiştirecekler (evet markaların da ömrü kısalacak). Örneğin çalışan aileler için kısa programda daha etkili deterjan (şu anki Pınar Köfte sloganını düşünün). Ya da bekarlara yönelik ütü gerektirmeyen t-shirt, gömlek ve pantalonlar gibi. Daha niş, daha doğrudan mesaj içeren ve kesinlikle kategoriler yaratan ve onlardan... more... - M. Serdar Kuzuloglu
şu sonucu çıkarıyorum: hayatımızdaki marka hakimiyeti sona erecek, yaşasın kendini en değerli hisseden tüketiciler! - Emel Senkul
Tam da öyle değil çünkü insan psikolojisi mutlaka bir ara katman, bir karar verici, etkileyiciye muhtaç. Sosyal mecralar sayesinde o rolü kollektif bilinç üstlenecek. Yani kollektif bir karar verme süreci yaşanacak buradaki ilgi gruplarına göre. Ama o grupların içinde de etkileyiciler olacak doğal olarak. Geleneksel zincirin kırılacağı kesin ama örümcek ağı misali çok noktadan destek alan yapıdaki zayıf ve sağlam noktalar asıl odaklanılması gereken yerler bence. - M. Serdar Kuzuloglu
"Net, dürüst ve samimi olmak. Bu kadar!" Gerçekten bu kadar mı? Bu niteliklere sahip olup da batan n'lerce firma yok mu? Başka birşeyler daha olmalı. - Fikrizula
Dijital mecralarda net, dürüst ve samimi olan kaç marka aklınıza geliyor? - M. Serdar Kuzuloglu
O n'lerce firmanın kaçı dijital dünyanın gücünün farkında? - Emel Senkul
@Serdar Kuzuloğlu: Yukarıdaki yorumda bahsettiğiniz “... üreticiler çok daha niş kitlelere yönelip sürekli marka değiştirecekler (evet markaların da ömrü kısalacak)” öngörüsünün dayanaklarını merak ettim. Karışık bir konu olduğunu söylemişsiniz gerçi ama, parça parça da olsa biraz açıklamaya çalışmanız mümkün mü? - Melih Cılga
Gençlerin medya tüketimi sandığımız kadar "sadece" internet üzerinden değil: http://viralp.blogspot.com/2009... - Yalçın Pembecioğlu
"Dijital mecralarda net, dürüst ve samimi olan kaç marka aklınıza geliyor?" TR'den Direkt aklıma gelen bir marka olmadı. Netlik, samimiyet ok. Ancak dürüstlüğü amaçlamak olanaklı, ama dürüst kalabilmek? bilemiyorum :). Bu soruya sizin yanıtınız nedir? - Fikrizula
bizim de sahada yapmış olduğumuz araştırmalar henüz analiz aşamasında olmakla beraber, internetin bilgi almak konusunda değerli bir kaynak olduğunu gösteriyor. öyle ya da böyle tüketici mutlaka internet üzerinden bilgi almaya yöneliyor ancak nihai karar sadece buradan alınan bilgi ile oluşturulmuyor henüz. diğer mecraların etkisi olduğu bir gerçek ancak gittikçe önemini daha da fazla arttıran etken " tavsiye" ve "başkasının gerçek deneyimi". - Demet Demiray
Çok güzel ve markaları(eğer okurlarsa) yam en hassa noktalarından vuran ve uyanık olmaya davet eden bir yazı olmuş. - Burçak Çubukçu
Şimdiye kadar tüketici olarak yorumlarımı belirtmiştim, şimdi hizmet sağlayıcı olarak şunu söyleyebilirim; "Satın alma kararını etkileyen etkenler" araştırmamın sonucuna gore, 25-35 yaş aralığında "marka" ve "referans" açık arayla nihai kararı verdiriyor. Digital mecralar Demet Hanım'ın da söylediği gibi satın alma sürecinin bir parçası ancak sonucu değil. Orta vadede bu süreç belki biraz daha farklılaşacak ama kolay kolay kırılmayacak sanırım. - Emel Senkul
Tugce Esener
Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu - http://www.slideshare.net/Tugce...
Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu
Eline sağlık Tuğçe.. - N.Onur ATAHAN
Mükemmel bir sunum! Çok teşekkürler! - Cahit Akın
Ben teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim. - Tugce Esener
Tek kelimeyle şahane bir iş olmuş... :) - Melih Cılga
Eline sağlık :) - Murat Kahraman
Melih bey teşekkür ederim. Murat'cım katkından dolayı ayrıca teşekkür ederim. - Tugce Esener
eline ve beynine sağlık - Sinan İŞLER
Güzel olmuş, ellerin dert görmesin:) - İhsan Çandır
Mükemmel olmuş. Başladım okumaya. - Hüseyin Erkmen
Google'da bu konuda araştırma yaparken bu sunuma rastladım. Friendfeed'de rastlamamışım ne yazık ki. Çok güzel bir çalışma olmuş. Yardımcı oldu ve olacak :) Bilginize sağlık :) - Cagatay Karakoc
Melih Cılga
Hibrid örgütlenmenin “tüzel kişilik” ayağı...
İnternet kullanımının yasal çerçevesine karar verenler ile yaşamlarının internette geçen kısmının bu çerçeveye sığmadığına / sığmayacağına inananlar arasında yalnızca bir “protesto ilişkisi” değil, aynı zamanda bir “diyalog ortamı” da kurulmalı diye düşünüyorum: Ama biliyoruz ki devlet, karşısında bir “tüzel kişilik” görmediği müddetçe sivil bireylerin sesini pek dinlemiyor. İşte bu yüzden Netdaş hareketinin “hibrid örgütlenme modeli” içerisinde “ağ ilişkileri” ayağının geliştirilmesi kadar, devletin muhattap alacağı bir STK ayağının da resmi olarak kurulması gerekiyor... - Melih Cılga
Ayrıca, bir yandan ağ üzerinde yayılarak yeni bireylere ulaşmaya çalışırken, bir yandan da, yalnızca bilişim ve iletişim sektörüyle sınırlı kalmamak şartıyla, Netdaş’ın önemsediği temel kavramlara sıcak bakması muhtemel diğer derneklerle, vakıflarla, meslek odalarıyla, sendikalarla da ilişkiye geçilmeli, onlarla nereye kadar nasıl işbirliği ve diyalog kurulabileceği de araştırılmalı...... more... - Melih Cılga
Melih, bu ciddi olarak tartışılması gereken bir öneri. Çünkü bu konuda birbirinden tamamen farklı iki eğilim var görünüyor. Bu eğilimlerin "hibrid"ini bulmak gerek... - Ozgur Uckan
STK dernek olabilir, böyle bir girişimi deskteklerim. Ancak devlet muhattap alsa da almasa da hibrid örgütlenme / faaliyetler sürmeli. - Burak Arikan
Melih, çekincemi anladığını sanıyorum. Derneklerden ağzım çok yandı, devlete laf anlatmakla hala uğraşıyorum ve yeterince güçlü olması gereken oluşumlarla çok daha kolay anlatılacak dertleri bile anlatamıyorsam bunu nasıl anlatacağım, diye düşünmeden edemiyorum... - Ozgur Uckan
Öte yandan, mantık (ve uluslararası deneyimler) hibrid örgütlenmenin böyle bir ayağı olması gerektiğini söylüyor. Ama o ülkelerde sivil toplum alanı çok daha köklü bir geçmişe ve ciddi bir güce sahip. İzleme komiteleri, (watchdog), lobi faaliyetleri ve kamuoyu yaratma mekanizmaları çok daha etkili.. Bizde ise... anlatabiliyor muyum? - Ozgur Uckan
Özgür, bir anlamda haklısın, bu ülkede sivil örgütlenme geleneğinin çok zayıf olduğu ortada. Ama tüm olumsuzluklara rağmen, mutlaka bir yerden başlamak / kaldığı yerden devam etmek gerekiyor. Hatta belki şimdiye kadar yapılmış yanlışları da sergilemek ve tartışmak gerekiyor... Bu arada, “sivil”i bir kenara bırakalım, “örgütlenme” kelimesini duyunca bile, birçok kişinin aklına ilk gelen... more... - Melih Cılga
Öte yandan, vatandaşların gündelik hayatını doğrudan etkileyecek herhangi bir konuda karar verme yetkisi ve “yetki - iktidar alanı”nın nasıl işlediğini düşünürsek, bürokratların gönüllü olarak geri adım atıp da o “yetki alanı”nda sivil girişimlere hemen yer açacağını beklemiyoruz herhalde. Devletin karar alma mercileri, mecbur kalmadıkları müddetçe, STK’ların fikirlerini bile sormama... more... - Melih Cılga
Melih, Ex nstance, Burak, olur tabii. Niçin olmasın? Ama sivil toplum kuruluşunun malzemesi, adı üstünde "sivil" olması gereken insanlar. Güçlük de burada. Mücadele etmek gerektiğine katılıyorum, Melih'in STK'ların birbirine bakışını demokratikleştirmek gerektiği fikrine de katılıyorum. Bunun için Burak Arikan'in saydığı STK işlevlerini doğru kullanmak gerekiyor (http://ff.im/72xCz). Türk STK'ları bunların ikisini ya kullanıyor ya kullanmıyor. Sivil toplum alanının yeniden tanımlanması gerek belki de. - Ozgur Uckan
Anladığım kadarıyla Burak, sen daha çok insan hakları odaklı bir STK örgütlenmesi öneriyorsun. Bu bakımdan netdaş da bir insan hakkı (net üzerinde fikir-ifade-iletişim özgürlüğü) odağından baktığına göre meseleye, olabilir. Bunun çok açık bir şekilde konumlanması gerekir ki Türkiye'de sivil toplum alanının zafiyetlerinden arınabilelim. - Ozgur Uckan
Türkiye'de sivillik ve devlet otoritesinden bağımsızlaşabilme , bağımsız düşünebilme yetisi yeterince gelişmiş değil; çünkü bu yapı kendini üretiyor. Dernek vs yerine daha geniş bağlı ve daha sivil örgütlenmeler düşünülebilir mi? - Devran Eroğlu
Devran Eroğlu, dediğim gibi, "bu konuda birbirinden tamamen farklı iki eğilim var görünüyor. Bu eğilimlerin "hibrid"ini bulmak gerek.." Hem gayri-merkezi, dağıtık ağ yapısında hızlı, enformatif bir örgütlenme, hem de "gerçek hayat üzerinde gerçek etkileri olabilecek" bir sivil örgütlenme. B u zor bir denklem, ama ilgi odağımız olan net, bu denklemi çözmek için bazı araçlar sunuyor... - Ozgur Uckan
Hibrid örgütlenmenin Türkiye'deki bir örneği Hrant Dink suikasti sonrası toplanmadır. Ben SMS almıştım olaydan iki saat sonra, Taksim'e vardigimda gordugum kalabalik karsisinda sasirmistim. Toplanma email, SMS, ve diger fiziksel iletisim yollariyla olmustu. - Burak Arikan
Burak Arikan, evet bu örgütlenme bir ilkti doğrusu... Çok hızlı gelişmişti... - Ozgur Uckan
Son zamanlarda giderek daha çok Electronic Frontiers Foundation (Elektronik Sınırlar Vakfı) modeli üzerinde düşünüyorum. (http://www.eff.org) Türkiye'de vakıf kurmak zor iş biliyorum, her şeyden önce para gerekiyor. Zaten ben de vakıftan çok bir tür "birlik" düşünüyorum. EFF ile benzer hedeflere ve örgütlenme modeline sahip, hem dağıtık ağ yapılanması hem reel organlarıyla güçlü bir organizasyonel yapılanması olan (hibrit) bir sivil hak ve özgürlükler grubu. (http://ff.im/7cTb0) - Ozgur Uckan
Özgür, “vakıftan çok bir tür "birlik" düşünüyorum” derken aklındaki şeyin klasik anlamda bir “meslek birliği” olmadığını, yeni bir model aradığını biliyorum... Öncelikle, sen de biliyorsun ki STK’lar için mümkün olan dört tane tüzel kişilik formatı var zaten: Dernek, vakıf, meslek birliği (meslek odası) ve sendika. Örneğin, Netdaş hareketinin valiliğe verilecek resmi kuruluş belgeleri... more... - Melih Cılga
Şirketlerdeki bu çekincenin en büyük sebebi de, demokratik hak ve özgürlük peşinde olan bir STK’yı desteklemenin sanki “devleti karşılarına almak” biçiminde algılanıyor olması galiba. Böyle bir algı varken, kendilerince haklı olarak, ticari kaygılar nedeniyle devletle karşı karşıya gelmemek için, “potansiyel arıza” gibi gördükleri STK’lardan uzak duruyorlar. Örneğin SansüreSansür... more... - Melih Cılga
Sonuçta, resmi tüzel kişilik formatı olarak değerlendirmemiz gereken ihtimallerin, sanki ya dernek ya da vakıf olduğunu söylemek istiyorum. :) Bu arada, en az EFF.org kadar, BİAnet Bağımsız İletişim Ağı’nın kuruluş ve işleyiş yapısını incelemekte de fayda olabilir... Bildiğim kadarıyla Bianet’in tüzel kişilik olarak hukuki altyapısı, IPS İletişim Vakfı’nın Türkiye temsilciliğine... more... - Melih Cılga
Bianet de ilginç bir örnek, evet. - Ozgur Uckan
cok guzel bir tartisma oluyor belki ayni minvalde degil ama EFF'den aklima gelen ilk sey EFF'in acilan davalari avukatlarina savundurmasi oldu, bunun icin bilisim islerinden anlayan, ama daha onemlisi bu tip davalari korkusuzca alabilecek bir avukat birikimi yapmaliyiz diye dusunuyorum. belki insan haklari avukatlarindan ulasabildiklerimize sunum vs bir 'meslek ici egitim'... more... - mersenne
@mersenne evet cevremizde insanlar var katkida bulunabilecek, ama bunun sağlıklı yürümesi için bir ekonomi döndürmemiz gerekiyor kendi aramızda. Bunun icin kendi para birimimizi ("alternative currency") kullanmayı öneriyorum. Bunun dunyada ornekleri var. Geldiğimde yüzyüze de konuşuruz. ok. - Burak Arikan
Merhaba, seveni var sevmeyeni var ben genç sivillerden bir avukatım. Hani şu 1 mayısta the marmaradan afişi sarkıtan iki eylemciden biriyim. örgütlenmek güzeldir, iyidir hoştur tabi. Biliyorsunuz burada stk deyince akla odalar ve borsalar birliği gibi devletleşmiş örgütler geliyor. Dediğiniz gibi bu işin tamamen siviller tarafından yapılması lazım ki istenen amaca ulaşılsın. İnsanlar... more... - Mucteba
@Mucteba Kilic 1 Mayis The Marmara eyleminiz icin tebrik ederim. Gurur duydum. STK olayinin tamamen sivil yurumesi gerektigine katiliyorum. Herhangi bir devlet veya ozel sektor bulasmasi kafa karistirici olacaktir. Bkz. Mazlumder, bir STK, AKP destekli. - Burak Arikan
Melih, şu vurgunu kaçırmışım: "Özgür, “vakıftan çok bir tür "birlik" düşünüyorum” derken aklındaki şeyin klasik anlamda bir “meslek birliği” olmadığını, yeni bir model aradığını biliyorum... ". Elbette aklımda daha çok ACLU (American Civil Liberties Union/ Amerika Sivil Özgürlükler Birliği) vardı, ama bu referansı vermeyi ihmal etmişim. Türkiye'de hukuki olarak bu tür bir birlik mefhumu olmadığını biliyorum. Ama adı ne olursa olsun, böyle, güçbirliğine dayanan ve spesifik odaklı bir hareket kafamdaki... - Ozgur Uckan
Mucteba Kilic, eyleminiz beni de çok etkiledi. Çok yaratıcı ve hedefine doğrudan odaklanan bir eylemdi. Tebrikler:) - Ozgur Uckan
mersenne, EFF'nin beni de en çok etkileyen yanlarından biri bu hukuk desteği zaten. Bizim de böyle bir oluşuma, örgütlenmemiz ne olursa olsun girmemiz lazım. 10 yıl önce İnternet ve Hukuk Platformu ile bunu denemiştik. Bir süre devam etti, ama sonra yürümedi. Artık o zamana kıyasla bu tür konularla ilgili daha çok avukat ve hukukçu var. Bu ek örgütlenmeyi yapabileceğimizi biliyorum, eminim bundan. Yeter ki sağlam bir mevcudiyetimiz olsun hareket olarak. - Ozgur Uckan
Tukiye'de bir gun acilacak "Internet İhtisas Mahkemesi"ne uzmanlar yetistirmek. - Burak Arikan from iPhone
bir EFF içinde kurulmuş bir çalışma grubunun dönüştüğü bir kurum var ki çok önemli: EPIC / Electronic Privacy Information Center / Elektronik Mahremiyet Enformasyon Merkezi (http://www.epic.org) Son derece uzmanca bilgi ve danışmanlık hizmeti sağlıyorlar. Sağlam yayınlarda bulunuyorlar ve hükümetin mahremiyet ihlallerine karşı bir izleme ve kamuoyu yaratma komitesi gibi çalışıyorlar.... more... - Ozgur Uckan
yukarı - Ozgur Uckan
Burak Arikan
İnsan Hakları üzerine çalışan STK(Sivil Toplum Kuruluş)lar ne yapar?
Advocacy / savunuculuk - Burak Arikan
Campaign / kampanya - Burak Arikan
Reporting / raporlama - Burak Arikan
Lobbying / lobi - Burak Arikan
Street Action / gösteri - Burak Arikan
Legal Assistance / kanuni danışmanlık - Burak Arikan
Capacity Building / kapasite geliştirme - Burak Arikan
Funding / fonlama - Burak Arikan
Bunları sadece tek başlarına değil beraber de yaparlar. Mesela bir konuda beraber lobi yapma, bir STK'dan diğerine proje için fon verilmesi, kapasite geliştirmek için eğitim verme, beraber gösteri yapma, ortak rapor hazırlama gibi. - Burak Arikan
Bunlar şu ana kadar STKlarla olan ilişkilerimden nacizane gözlemlerim. - Burak Arikan
Belki Netdaş hareketi ile pek doğrudan alakalı değil ama, incelemeye değer ilginç bir örnek olarak, temel faaliyet alanı Türkiye’deki STK’ların geliştirilmesi olan bir STK var: Sivil Toplum Geliştirme Merkezi. Aslında onlar da bir dernek, fakat Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen “Türkiye'de Sivil Toplumun Gelişiminin ve Sivil Diyaloğun Desteklenmesi Projesi” kapsamında faaliyet gösteriyorlar: http://www.stgm.org.tr/bizkimi... - Melih Cılga
Burak'ın saydıklarına watchdog /izleme 'yi de ekleyebilirim. - Ozgur Uckan
Watchdog / izleme (@ozuckan'dan) - Burak Arikan
Network Mapping / ağ haritalama (yavaştan geliyor... bkz son yaptımız workshop http://is.gd/2vj6j) - Burak Arikan
Bu girdi de yarınki toplantı için önemli... - Ozgur Uckan
yukarı - Ozgur Uckan
Melih Cılga
Ajans – reklamveren ilişkisinde “crowdsourcing açılımı” - http://melihcilga.blogspot.com/2009...
crowdsourcing_resim.jpg
“... Tabii burada akla ilk gelen, “Acaba net’teki kalabalıktan gelecek yaratıcı fikirler, uluslararası kurumsal bir ajanstan gelecek fikirlerin yerini tutabilir mi?” sorusu oluyor...” - Melih Cılga
“... Haliyle bu fikirlerin / reklam hikayelerinin geliştirilmesi, gerekiyorsa marka kimliğinin hikayeye daha etkili biçimde yerleştirilmesi, yani hem yaratıcı stratejiye hem de pazarlama stratejisine uyumlu hale getirilip optimize edilmesi de reklamverenin işi olacak.” - Melih Cılga
Sonuçta tüm bu kalabalık içinde üzerine gidilecek ve ondan bir reklam kampanyası çıkarılacak tek bir "wisdom" ya da "yaratıcı fikir" olmayacak mı? Eğer ajanslar devre dışı kalacaksa zamanla markaların da kısır bir döngüye gireceğini ve o fikirlerin arasından birini seçmeye çalışırken boğulacağını hissediyorum. Ajans tarafında demir sürekli işliyor, farklı projeler ve farklı gündemler ile..ortada yaratıcı bir fikir olsa bile ancak ajans desteğiyle maksimum fayda sağlayan bir kurgu olabilir sanki. - Ufuk Özgül
İnternet topluluklarının toplam zekasının çıkan sonuçta direkt etkili olduğunu düşünürsek, olaya dahil olmayı seçen topluluğunun "kalitesi" önem kazanıyor. Fakat geniş anlamda bu çabalar farklı adlar altında devam etse bile, reklam ajanslarının biraz da evrim geçirerek güçlü yerlerini koruyacaklarına inanıyorum. Ölçümleme ise bitmek tükenmek bilmeyen bir konu olarak yerini koruyacak. - Erkan Belen
Crowdsourcing'e http://reklamfikirleri.net/ ve http://www.paramarka.com/ örnek gösterilebilir. Buradaki kitle "ad" yaratabilecek niteliğe haiz kimseler olabilirler, ancak benim esas düşüncem bir iletişim profesyonelinin bakış açısıyla topluluğun içinden gelen bir kişinin bakış açısının aynı olamayacağı yönünde. Burada enteresan bir ikilem ise kendini gösteriyor; o halde niye deliler gibi survey ve focus group'lar yapıyoruz? =) - Eren Kumcuoğlu
Öte yandan, equity işlerinin öyle herkesin eline verilebileceğini de hiç sanmıyorum. Dönemsel ve küçük çaplı kampanyalarda çalışabilecek bir metot olduğu bir gerçek, ancak bir equity işinde stratejik ve bütünleşik düşünme yeteneğine haiz olmayan bireylerin elinde korkunç sonuçlar alınabilir. Bir fikir için ilham alınması ve kıvılcım yaratılması açısından topluluklar güzel yerler, ancak Unilever'ın aldığı kararı oldukça radikal buldum ben. Ya vakitleri çok fazla, ya da kendilerine çok güveniyorlar =) - Eren Kumcuoğlu
olaya bir de şu açıdan bakabilirsiniz aslında .) http://adage.com/digital... - bora "head" basman
@Eren, tabiki bu ise bir pilot proje olarak bakiyordur Unilever sonucta butun markalari icin ve global olarak alinmis bir karar degil. Toplulugun icindengelen kisilerin baskis acisi ile iletisim profesyonelinin bakis acisi ayni olmaz demissin ama bence burada asil hedef, bu isten hic anlamayan insanlardan proje beklemek degil. Aksine bu iste az veya cok tecrubesi olan ama su anda, bosta olan veya kismen calisan veya normal isinin uzerine boyle bir projeyi alabilecek olan kisiler hedef kitle bence... - Aykan
Ben yazıda, haberin geçtiği orijinal linki görmedim Aykan, ancak "yatkınlık" gibi bir ifade geçtiği için pazarlamayla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı olan insanlar olduğunu, alelade kişiler olmadıklarını tahmin etmiştim. Öte yandan, koskoca bir ajansla bağları kopardıktan sonra, ufak tefek BTL işlerini ucuza getirecek bir yapı kurulacağını sanmıyorum. Bu arkadaşlar basbayağı stratejik iletişim danışmanlığı bekliyorlar gibime geldi =) - Eren Kumcuoğlu
Unilever, crowdsourcing'den ortaya çıkan düşünceleri de Smartworks isimli, outsource ettiği produksiyon şirketinin eleğinden geçiriyor. Yani işlem esasen tamamen kreatif direktörlerin elinden geçiyor. Aslında burada da büyük bir strateji işliyor. Esasen konunun kabaca iki yönü var; 1- Fikirleriniz ile dünyadaki en büyük FMCG firmalarından birinden 10.000$'i alıp gidersiniz. 2- Ajansınız... more... - bora "head" basman
tabiki su konuda haklisin Eren, sonucta sapi samandan ayirmak da basli basina bir is olucak Unilever icin veya Smartworks icin (edit)... - Aykan
Cisco'nun benzer bir denemesi oldu, siradaki buyuk fikri bulmak icin, bununla ilgili bir yazi var linkte: https://www.communicationsdirectnews.com/do... Sonucta bu is icin gerekli altyapinin kurulmasi, prosesin yonetilmesi ve fikirlerin ayiklanmasi ciddi bir yatirim gerektiriyor. - Aykan
"Eliminasyon sureci tahminimizden cok daha zahmetliydi; taslarin arasindan mucevherleri ayiklamak icin cok ciddi zaman, enerji, sabir ve hayalgucu gerekliydi. Ucuz bir cozum ariyorsaniz baska yonlere bakmalisiniz" diyor Cisco Emerging Technologies Group'un Chief Tech. Officer'i Guido Jouret - Aykan
http://www.ideabounty.com/ ve http://springwise.com/style_d... adreslerinden de hazır portfolyoları görebilirsiniz. - bora "head" basman
"Kaynakları daha verimli kullanayım derken içerik temizlemek adına içinden çıkılmaz fırsat maliyetlerine girişmek" adına bir paragraflık bir yorum daha yapacaktım, ama CTO yapmış zaten ;) - Eren Kumcuoğlu
Olumlu sonuclar olarak da "dunyanin dort bir yanindan farkli insanlarin Cisco hakkinda ne dusunduklerini ogrenmelerini" ve "104 farkli ulkeden gelen katilimla yeni is potansiyelleri hakkinda bilgi sahibi olmalarini" gostermis. - Aykan
Bu arada biraz konu disina ciktik. Melih Cilga'nin sorusu "crowdsourcing" in ajans musteri iliskisi uzerine muhtemel etkileri uzerineydi. Benim fikrim bu ve benzeri deneyimlerin kacinilmaz olarak artacagi yonunde. Web 2.0'nun getirdigi demokratiklesmenin bir sonucu. Fakat bu yontemi ajanslarin yerini alacak bir yontem olarak gormuyorum. Burada onemli olan prensipler (kalabaliklarin gucunden yararlanmak) ve bu yeni anlayis ajans ve musterinin ortak yonettigi projelerde de kullanilabilir. - Aykan
Crowdsourcing trendi, kurumsal ajansların kendilerini nasıl konumlandırdıklarını yeniden düşünmeleri için iyi bir fırsat aslında. Markaya temel katkısını sadece yaratıcı reklam fikirleri bulmakla sınırlamış ajansların, acilen ilgi ve bilgi alanlarını zenginleştirmeleri gerekiyor. Yakın gelecekte, bugüne kadar reklamveren tarafındaki yöneticilerin kendi içlerinde çözüm aradıkları bazı... more... - Melih Cılga
Melih Bey, sonuna kadar katıldığım son yorumunuz üzerine "Mesele tek başına yaratıcılıksa, bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!" başlıklı eski bir yazımdan aşağıda birkaç paragraf aktarmak istiyorum izninizle...http://selimtuncer.blogspot.com/2006... - A. Selim Tuncer
"Birkaç yıl önce, ortakları İtalyan, Alman, Amerikalı ve Fransız pazarlama profesyonelleri olan, New York, Paris, Cenevre ve hatta İstanbul’da ofisleri bulunan bir marka danışmanlık firmasıyla tanışmıştım. Hadi ismine de vereyim, belki işi düşen olur, Brand DNA isimli bu firmanın bildiğimiz anlamda danışmanlık hizmetleri vermesinin yanında en önemli iddiası şuydu: Markanın sahibi olan şirketle yaratıcı çözüm üreten ajanslar ve tasarımcılar arasındaki boşlukları (MT diliyle gap, okunuşu găp) doldurmak..." - A. Selim Tuncer
"Profesyonel yaşamlarında Swatch, Elizabeth Arden, Piaggio, Wedgwood gibi markaların yönetim kademelerinde çalışmış olan bu beyler, pardon aralarında bir de hanım var, kısaca diyorlar ki, müşteri markanın stratejisini bizsiz oluşturamaz, oluştursa da ajansa doğru dürüst brif (Buna Türkçe sözcük muamelesi yapıp böyle yazıyorum, ne yapayım?) veremez, verse de ajans salt yaratıcılığa... more... - A. Selim Tuncer
"Tespitler doğru mu? Doğrudur. Kendini böyle konumlandırmış bir danışmanlık firması gerçekten boşlukları doldurur mu? Vallahi bilemem, ama her boşluk için bir danışmanlık ihdas edilecek olursa işimiz var demektir. Bu boşlukları başka türlü doldurmak daha mantıklı görünüyor bana, ama böyle bir çare yoksa bu arkadaşları bir deneyin isterseniz." - A. Selim Tuncer
"Bugün itibariyle ülkemizde pazarlama disiplini, artık rüştünü ispat etmiştir. Üniversitelerimizin ilgili fakültelerinde çok ciddi çalışmalar yapılmakta, önemli bir bilgi birikimi oluşturulmaktadır. Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur." - A. Selim Tuncer
"Bence daha da önemlisi, öyle bir pratik geliştirmeliyiz ki, pazarlama iletişimi yaratıcılarını, 'Bu adamlar bilimden milimden ne anlar!' falan demeden pazarlama disiplininin soyut değerlerini üretme ve uygulama imkanlarını araştırma noktasında mutlaka işin içine sokmalıyız. Dediğim gibi, sektörün böyle bir deneyimi zaten var. Gençler de kendilerini biraz zorlarlarsa bu deneyimleri... more... - A. Selim Tuncer
"Şimdi başa dönüyorum; sözünü ettiğim danışmanlık firması ayrı bir vaka, ama bize kralın çıplak olduğunu söylemekle vallahi iyilik ediyor. Asıl irdelenmesi gereken ise pazarlama ve markalaşma süreçlerinde reklam ajanslarının konumunun ne olacağı ve boşlukların nasıl doldurulacağı sorusudur. Ben, reklam ajanslarının sadece stratejinin üzerine yaratıcılık inşa edecek (ki bu da başlı... more... - A. Selim Tuncer
"Tabii ki stratejisiz yaratıcılığı hiç kaale almıyorum. Zaten mesele tek başına yaratıcılıksa, bu konuda 'İkizlere takke!' gibi halk irfanının ürettiği yaratımlarla hiçbir reklam ajansının yarışabileceğini sanmıyorum. Bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!" - A. Selim Tuncer
Birkaç paragraf dedim ama, bir çuval oldu. Özür! :) - A. Selim Tuncer
Selim beyin yorumlarındaki şu iki cümlenin altını çizmek isterim: “... Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur.” - Melih Cılga
Merak ediyorum, acaba gençler ne düşünüyor bu konuda?.. Ajans – reklamveren ilişkileri çerçevesinde disiplinlerarası uzmanlık paylaşımı ve içgörü alışverişi, mevcut durumdan daha pro-aktif biçimde nasıl hayata geçirilebilir? - Melih Cılga
Hangi ajans, ölçülmeye (sınanmaya) antipatik bakmayı aşmış acaba... Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, ajans ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...) - Uğur Özmen
Ölçelim diye yalvardığımızda, hangi marka araştırma bütçelerinden kaçmayı aşmış acaba... Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, marka ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...) :))) - A. Selim Tuncer
Nedense, burada bir yankılanma hissettim. :-)> - Uğur Özmen
Aynen! :) - A. Selim Tuncer
Radikal Tasarım Gazetesi'nin 8. sayısında Avşar Gürpınar'ın "Birlikten tasarım dogar mı?" başlıklı bir yazısı yer alıyor: Geleneksel tasarım süreçleri ile karşılaştırıldığında yönetimi zor olsa ve sonuçlar her zaman istendiği gibi olmasa da crowdsourcing gibi kitlesel innovasyon yöntemleri ileride daha da popüler hale gelecek gibi görünüyor. Çünkü bu yöntemler maddi getirilerinin yanı... more... - A. Selim Tuncer
Uğur Özmen
Ajans - Müşteri ilişkisinde "kulaktan kulağa"… - http://ugurozmen.com/blog...
Yıllardır "reklamveren" tarafında idim. Ajanslara neden kendimizi anlatamadığımızı sorguladım. Şimdi her iki tarafta da kişilerle yakın görüşüyorum. Galiba bu "anlaşılmama"nın nedenini bulacağız. Belki de hep birlikte bulmaya çalışmalıyız. - Uğur Özmen
Ajans tarafında durum yazındaki görseldeki "w" tersine çevir şeklinde oluyoır son yıllarda. Eskiden farklı mıydı ? Cevap hayır, o zaman da yaklaşık sorunlar vardı. Temel sorun birbirini iyi dinlememek, "o ne anlar ben bu işin ustasıyım" demek. Her iki taraf da birbiri olmadan hayatın zor olacağını kavrayıp asgari müşterekte birleşse hayat bayram olmasa da kolaylaşacaktır. - Muge Cerman
Interaktif ajanslar da büyümeye / kurumsallaşmaya başladıkça (ki bu beni mutlu ediyor) benzer sorunları yaşamaya başlıyorlar (gördüğüm kadarıyla)... Amacım, "interaktif" kavramını, sadece ajans sıfatı olmaktan NASIL ÇIKARTIRIZ diye aramak... - Uğur Özmen
Muge'ye katiliyorum. Bu konuda bir ara sohbete katilmak isterim... - Fatmanur Erdogan
(Ajansın nitelik anlamda yeterli olduğunu kabul ederek) Ana sorunun talep sahibinin kendini ifade edebilecek düzeyde olmamasını düşünmüşümdür. "Yap bize bir şeyler biz beğenelim ama beğeneceğimiz bir şey yap" yanılsamasıdır esas bariyer. Ajansın (grafik, reklam) tek müşterisi bizmişiz gibi bir beklenti içerisindeyiz. Aklımızdakini daha biz bilmeden bulsun çıkarsın hatta bizi de geçsin,... more... - mat
Sorunu kendi bakış açımdan ifade ettim, izninizle çıkış yolumu da paylaşmak isterim: "İş dünyasında kullandığın ürünü tanıyacaksın." Bu bir cihaz, bir teknik, bir kurum olabilir. Bir ajans ile çalışmaya başladığımda ilk gidişim çalışanlarla tanışmak, nasıl çalıştıklarını görmek, onları daha hızlı yada iyi çalıştırmak için neler yapmalıyım sorusuna cevap bulmak içindir. Sonrasında oturup... more... - mat
Yazıyı ilk tasarladığımda, "ajans brief'i ilişkiyi öldürüyor" diye isimlendirmeyi düşünmüştüm. Yönlendirme olmaması için başlığı değiştirdim. Görüyorum ki, aynı noktaya doğru ilerliyoruz. Ajans brief'i değil, karşılıklı anlatma - anlama süreci... Yanılıyor muyum? - Uğur Özmen
Birkaç gün önce Melih Cılga'nın Ajans – reklamveren ilişkisinde “crowdsourcing açılımı” 'feed'ine "Mesele tek başına yaratıcılıksa, bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!" başlıklı eski bir yazımdan birkaç paragraf aktarmıştım. http://selimtuncer.blogspot.com/2006... İzninizle aynı paragrafları buraya da taşıyayım. - A. Selim Tuncer
"Birkaç yıl önce, ortakları İtalyan, Alman, Amerikalı ve Fransız pazarlama profesyonelleri olan, New York, Paris, Cenevre ve hatta İstanbul’da ofisleri bulunan bir marka danışmanlık firmasıyla tanışmıştım. Hadi ismine de vereyim, belki işi düşen olur, Brand DNA isimli bu firmanın bildiğimiz anlamda danışmanlık hizmetleri vermesinin yanında en önemli iddiası şuydu: Markanın sahibi olan şirketle yaratıcı çözüm üreten ajanslar ve tasarımcılar arasındaki boşlukları (MT diliyle gap, okunuşu găp) doldurmak..." - A. Selim Tuncer
"Profesyonel yaşamlarında Swatch, Elizabeth Arden, Piaggio, Wedgwood gibi markaların yönetim kademelerinde çalışmış olan bu beyler, pardon aralarında bir de hanım var, kısaca diyorlar ki, müşteri markanın stratejisini bizsiz oluşturamaz, oluştursa da ajansa doğru dürüst brif (Buna Türkçe sözcük muamelesi yapıp böyle yazıyorum, ne yapayım?) veremez, verse de ajans salt yaratıcılığa... more... - A. Selim Tuncer
"Tespitler doğru mu? Doğrudur. Kendini böyle konumlandırmış bir danışmanlık firması gerçekten boşlukları doldurur mu? Vallahi bilemem, ama her boşluk için bir danışmanlık ihdas edilecek olursa işimiz var demektir. Bu boşlukları başka türlü doldurmak daha mantıklı görünüyor bana, ama böyle bir çare yoksa bu arkadaşları bir deneyin isterseniz." - A. Selim Tuncer
"Bugün itibariyle ülkemizde pazarlama disiplini, artık rüştünü ispat etmiştir. Üniversitelerimizin ilgili fakültelerinde çok ciddi çalışmalar yapılmakta, önemli bir bilgi birikimi oluşturulmaktadır. Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur." - A. Selim Tuncer
"Bence daha da önemlisi, öyle bir pratik geliştirmeliyiz ki, pazarlama iletişimi yaratıcılarını, 'Bu adamlar bilimden milimden ne anlar!' falan demeden pazarlama disiplininin soyut değerlerini üretme ve uygulama imkanlarını araştırma noktasında mutlaka işin içine sokmalıyız. Dediğim gibi, sektörün böyle bir deneyimi zaten var. Gençler de kendilerini biraz zorlarlarsa bu deneyimleri... more... - A. Selim Tuncer
"Şimdi başa dönüyorum; sözünü ettiğim danışmanlık firması ayrı bir vaka, ama bize kralın çıplak olduğunu söylemekle vallahi iyilik ediyor. Asıl irdelenmesi gereken ise pazarlama ve markalaşma süreçlerinde reklam ajanslarının konumunun ne olacağı ve boşlukların nasıl doldurulacağı sorusudur. Ben, reklam ajanslarının sadece stratejinin üzerine yaratıcılık inşa edecek (ki bu da başlı... more... - A. Selim Tuncer
"Tabii ki stratejisiz yaratıcılığı hiç kaale almıyorum. Zaten mesele tek başına yaratıcılıksa, bu konuda 'İkizlere takke!' gibi halk irfanının ürettiği yaratımlarla hiçbir reklam ajansının yarışabileceğini sanmıyorum. Bizim Memet de çok güzel sloganlar 'buluyor' vallahi!" - A. Selim Tuncer
Alıntılar bu kadar... Sözünü ettiğim 'feed'te [http://ff.im/8UpYy] Melih Cılga şunları yazdı: "Selim beyin yorumlarındaki şu iki cümlenin altını çizmek isterim: '... Üretilen bilginin yaygın bir biçimde hayata aktarılması konusu ise çözüm beklemektedir. Bilginin uygulamacılara nasıl aktarılacağı da ciddi bir sorudur.' Merak ediyorum, acaba gençler ne düşünüyor bu konuda?.. Ajans –... more... - A. Selim Tuncer
Bu arada site'de (ugurozmen.com) db sorunu mu var? - [artibir] Volkan Sakar
Volkan +1 - Muammer Okumuş
Blog yazılarının Friendfeed yansımaları konusunda çok geciktim. Aşırı yoğun bir haftanın eseri bunlar. Önümüzdeki 3 tam gün boyunca (hafta sonu da dahil) yoğun program devam ediyor. Bu nedenle, hak ettiği derinlikte inceleyememekten korkarım. - Uğur Özmen
Benim de üzerinde durmak istediğim konu "ajans stratejinin neresinde?" konusu... Birçok defa, Türkiye'de ilk defa denilecek projeleri hayata geçirdim. Dolayısıyla, "klişe"den başlayıp "işte budur"a kadar uzanan birçok reklam çalışmasına da yakından şahit oldum. Bunlar içinde "stratejik" ve/veya "projenin amacına uygun" düşünen ve üreten ustalar olduğu gibi, "pantalon için hazırlamıştık, ama size de uyar" diyen usta(?)lar da gördüm. - Uğur Özmen
Şu "stratejisiz yaratıcılığı hiç kaale almıyorum. Zaten mesele tek başına yaratıcılıksa, bu konuda 'İkizlere takke!' gibi halk irfanının ürettiği yaratımlarla hiçbir reklam ajansının yarışabileceğini sanmıyorum" cümlelerinin altına hemen imza atıyorum. - Uğur Özmen
Pazarlama'ya gıcık gitmekten... onları küçümsemekten kurtulmuş, kurum ve/veya marka değer kaybettiği zaman bunda sorumluluk hisseden, strateji konusunda paraya değil de markaya odaklanan bazı ustalar tanıdım. İş ile başlayan ilişkilerimiz, yakın arkadaş olarak sürüyor. Bir de diğerleri var. - Uğur Özmen
"Bugün itibariyle ülkemizde pazarlama disiplini, artık rüştünü ispat etmiştir" Kesinlikle katılıyorum. Burada şirket satın alan Kıta Avrupası kurumları, ne zaman pazarlamayı yönetmeye kalkmışlarsa, çuvalladılar. Üstelik, uluslararası büyük ajansların Türkiye ofisleri ile çalışıyorlardı. Ben de aynı soruyu soruyorum... "Ajans – reklamveren ilişkileri çerçevesinde disiplinlerarası uzmanlık paylaşımı ve içgörü alışverişi, mevcut durumdan daha pro-aktif biçimde nasıl hayata geçirilebilir?" - Uğur Özmen
Ajans patronu ve ben biraraya geldiğimizde zaten çok iyi ürünler çıkıyor. O zaman "bunca genç adama ihtiyaç yok" mu diyelim... - Uğur Özmen
Melih'in yazısına http://ff.im/8UpYy eklediğim yorumu buraya da ekleyeyim. Hani ajans ölçülmeye (sınanmaya) antipatik bakmayı aşmış. Var mı? (Hakkını yemeyeyim. Son 20 yılda birkaç kez araştırma sonuçlarını önümüze alıp, ajans ile strateji oluşturduk. Başarı öyküleri oldu...) - Uğur Özmen
Öncelikle, birbirine karıştırmadan ayrı ayrı ele almamız (ve sonra birleştirmemiz) gereken en az iki ölçümleme konusu var ortada: 1. Pazarlama stratejisinin performansının, örneğin üç ay ya da altı ay gibi dönemlerle düzenli olarak ölçülmesi, 2. İletişim stratejisi kapsamındaki somut bir kampanyanın performansının (sadece erişiminin değil, etkisinin de) hemen ölçülmesi. - Melih Cılga
Başka bir deyişle: 1. Araştırma şirketi, markanın “pazarlama stratejisi”nin performansını (marka sağlığını/marka değerindeki değişimi) ölçen bir raporu masaya koyduğunda, hem reklam ajansındaki ekipler hem de araştırma şirketinin danışmanları, reklamveren tarafındaki “business planning” sürecine nasıl dahil olabilirler? 2. Markanın “iletişim stratejisi” kapsamındaki somut bir yaratıcı... more... - Melih Cılga
Böyle sağlıklı bir işbirliğinin oluşması için, marka tarafının, ajansını "tedarikçi" olarak değil, "stratejik partner" olarak görebilmesi lazım. Tabii bunun gerçekleşmesi için de, öncelikle ajansın, kendisini "tedarikçi" olarak değil, "stratejik partner" olarak görebilmesi lazım. - A. Selim Tuncer
Melih Cılga
“Eğitici bir program olarak Var mısın Yok musun” – Erdem Kocamustafaoğulları - http://www.radikal.com.tr/Radikal...
var_misin.Jpeg
“Hissediyoruz. Programın, seyreden herkesin hemen dikkatini çeken yönü bu... Ama biri çıkıp da ‘nereden bilebilirim ki, zaten kimsenin bir şey hissetmesi mümkün değil, tamamen şans’ dese diğer yarışmacılar tarafından bir tür kafir muamelesi görebilir.” - Melih Cılga
“Bu programın gösterdiği diğer bir sonuç da fırsat maliyetini gerçek bir maliyet gibi algıladığımız. Yarışmacı bir teklifi kabul ediyor ve tamamen şansının (veya çeşitli ‘hislerin’) yardımıyla önemli (çalışsa ancak birkaç yılda kazanabileceği) bir miktarla ayrılıyor. Ama açılan kutusundan çok daha büyük bir miktar çıkıyor ve kahroluyor. Oysa o para hiçbir zaman kendisinin olmadığından gerçek bir kayıptan değil, ancak bir fırsat maliyetinden söz edebiliriz.” - Melih Cılga
Melih Cılga
“Crowdsourcing Done Wrong: the Vegemite iSnack Naming Disaster” - http://adage.com/globaln...
isnack_name_me.jpg
isnack.jpg
Kraft Foods’un doksan yıllık markası Vegemite (ekmeğe sürülerek yenilen ve Avustralya’da çok popüler olan maya özlü bir kahvaltılık), piyasaya çıkarttığı krem peynir katkılı yeni çeşidine marka ismi bulmaya çalışırken “crowdsourcing” yöntemine başvurunca, pazarlama tarihine geçecek küçük bir skandala da imza attı. - Melih Cılga
Yeni ürün bu temmuz ayında, üzerinde “Name Me” yazan etiketlerle piyasaya sürüldü ve yarışma boyunca 48 bin isim önerisi gönderildi... Ama bir web tasarımcının önerisi olan “iSnack 2.0” ismi seçilince, hem tüketicilerden hem de pazarlama uzmanlarından eleştiriler yağmaya başladı. iPod ve iPhone isim geleneğinin “Web 2.0” trendiyle birleştirilmesini bir kahvaltılık ürünle... more... - Melih Cılga
Burak Demiral
Anadolu'nun Kayıp Şarkıları - Bu belgeseli seyrettiniz mi? Lütfen bir gözatın. http://www.anadolununkayipsarkilari.com/tr...
göz attım fragmanına..enteresan bir film olmuş..teşekkürler.. - GeneratioN
Ben çok beğendim projeyi. Maalesef tanıtımını çok iyi yapamamışlar. Belgeseldeki şarkıların bulunduğu bir albüm ya da belgeselin tamamının yer aldığı bir DVD henüz yokmuş. Kendileriyle bağlantıya geçtim. Sanırım ilgisizlikten dolayı yarım kalmış bazı şeyler. Üzüldüm. - Burak Demiral
evet 2008 görünüyor..hiç haberimiz olmadı.. - GeneratioN
Geçen yıl Bigu'da epeyce tartışılmıştı bu belgesel... :) http://www.bigumigu.com/haber... - Melih Cılga
Melih Bey, sanırım ben bu defa "etniğe" sütlüye karışmadan sadece namelere kulak verdim. Bigu'daki yorumlarınızı okudum, ağırlıklı olarak sizinle aynı fikirdeyim. Ancak dediğim gibi, izlerken gözlerim kapalıydı. =) - Burak Demiral
Burak haklısın, galiba en güzeli "etniğe" sütlüye karışmadan müziklerin keyfini çıkartmak... :) - Melih Cılga
müzikler en güzeli=) ben daha izlemedim... izleyince fikrimi yine buradan söylerim.... - Zekai KIRAN
Ben Babylon'da da izleme şansına erişmiştim. Tek kelime ile harika diyebiliriz Zekai. - Burak Demiral
Ozgur Uckan
"Dünyayı yöneten sevgili yaşlı insanlar, eski kafalar, Benim kuşağım sizinle ilişkisini bitirmek istiyor. Hergün, dünyayı anlayışımızda ve beklentilerimizde gittikçe büyüyen gibi fark görüyorum. Bu farkların çok köklü olduğu kanaatindeyim." - Ozgur Uckan
"Siz politikayı sahtekara eşanlamlı bir kelime haline getirdiniz. Biz her yerde özgün ve köklü demokrasi arayışındayız. Siz finansal tutuculuğu tercih ettiniz. Biz sadece bankalara değil, insanlara hitap eden ekonomiler istiyoruz. Sizin için önemli olan, kabadayı şirket başkanlarının yarattığı hisse değeriydi. Bize göre gerçek değer, haysiyetli, karakterli ve yürekli insanlar tarafından yaratılır." - Ozgur Uckan
"Siz malikaneler, koca jipler, otomatik yemekler, büyük boy hayatlar peşindesiniz. Biz hayatı insancıllaştırmak istiyoruz." - Ozgur Uckan
Romantik bir hezeyan benim gozumde. Pir diye belledigi Obama, Page ve Brin olan bir hareketse eger gelecegin hareketi, vay acinasi halimize... Dunya nasil bir bosluga dustu ki boyle seyler mantiga oturuyor... - M. Serdar Kuzuloglu from Android
umair'ın bu yazısını okumuştum daha önceden, kendisini beğeniyorum ama çok heyecanlı ve genelleyici buluyorum, birinin manifestolar ve meta anlatılar devrinin kapandığını hatırlatması lazım. alttaki yorumlarda da bunu nesil olayına dönüştürme diyen ve buna benzer tepkiler verenler var. yani 18 yaşında olsak çok heyecan verici olabilirdi ama... - mersenne
"M Kuşağı kim? Obama, bir nevi. Larry ve Sergey (Google kurucuları). The Threadless, Etsy, Flickr’ı kuran gençler. Ev, Biz (Twitter kurucuları) ve Twitter tayfası. Tahran 2.0. Kiva, Talking Points Memo ve Findthefarmer. Shigeru Miyamoto, Steve Jobs, Muhammad Yunus ve Jeff Sachs M Kuşağı’nın dedeleri. Bu öncülerin geldiği yerlerde M Kuşağından tonla var." - Erhan Erdoğan
Her biri kendi başına dünyayı etkileyen peşinde milyonları sürükleyen ya da milyonları küçük ya da büyük bireysel eforlarla bilgilendirebilen, heyecanlandıran insanlar. Tekerin bulunması kadar önemli değil mi sizce Twitter'ın icadı? Ya da Obama kadar güçlü başka bir devlet adamı mı vardı? Teknoloji ilerledikçe güç artıyor, kontrolsüzleşiyor ve bu yeni dünyada bir çok isim bu... more... - Erhan Erdoğan
Bu arada yazının sonu da şu şekilde bitmiş:"Yaşlı genç herkes bu soruya cevap bulabilir. M Kuşağı için önemli olan nerede doğduğun değil, ne yaptığın ve kim olduğun. Soru şu: Hala 20. yüzyılda mısınız yoksa 21. yüzyılda mı?" - Erhan Erdoğan
Ben olaya şu tarafından bakıyorum: Manifesto veya meta anlatı zamanları geçmiş olabilir. Ama siyasette ve ekonomide inovasyon zamanı geçmiş değil. Şu ya da bu şekilde formel siyaset veya iş yapma biçimleri dönüşüyor. Wikinomics'ten bahsedebiliyorsak "wikipolitics"ten de bahsedebiliriz. P2P ekonomi kadar siyaseti de dönüştürüyor. Yeni katılım teknolojileri üretiliyor. Bütün bunlar... more... - Ozgur Uckan
Ozgur Uckan goruyorsun iste m kusagini :) bir sey soylemeye gerek var mi? Derya icre olup da deryayi bilmeyen balik... her kusak tarih boyu kendini boyle ayricalikli kilmaya calismis gerci, simdiye has degil. Neyse zaten mesele de anlasilmis oldu. - M. Serdar Kuzuloglu from Android
Son elli altmış yıldaki örneklerine bakıyorum da, kuşak tanımlamalarını bizzat o kuşağın içerisindekiler mi yaptı, yoksa sonradan başkaları mı onları “ticarileştirdikten sonra” onlara bir isim taktı, ayrımını fazla umursamamak şartıyla, o heyecanlı gençlerin başlangıç manifestolarını tamamen çöpe atmamak gerektiğini düşünüyorum açıkçası... :) Her manifestonun içerisinde az ya da çok bir... more... - Melih Cılga
"Siz görünmez bir el istediniz, bu dijital bir el oldu. Bugünün pazarlarında alım-satımların büyük çoğunluğu bu görünmez el yordamıyola, robotça yapılıyor. Biz kanlı canlı el sıkışmak istiyoruz ki güven duyalım, güven verelim." dijital ele katılıyorum ancak kanlı canlı el sıkışmak istiyor muyuz gerçekten? - Mustafa Burak Su
@melih, zaten manifestolar yazılmaya devam ediyor, ne yalan söyleyeyim heyecan verici de oluyor, hatta içinde bulunup altına imza atabilmek böyle arkadaşlarınla bir konsere gidip dünyayı değiştirecekmişsin gibi hissettiğin teenagerlık (hatta bizde daha iyi anlatan "delikanlı"lık) kokan bir havası var. olayların çok daha fazla boyutlu olduğunu, gerçeklerin daha karmaşık olduğunu o... more... - mersenne
@mersenne: bir manifestonun işlevi, onu okuyan kişide “Ah be abi, hislerime tercüman oldun!” noktasıyla sınırlı kalmalı bence... :) Hissiyat aleminden icraat alemine geçmek ise başka bir şey tabii... Oturup grup halinde çalışmak, iş bölümü yapmak, yol haritası için yeni metinler yazmak vs. gerekiyor ki devamı gelsin... :) - Melih Cılga
Meselyi iyi toparlamışsınız. Manifestolar yazılsın, etki de göstersinler... Ama devamını getiriken tutarlı olmak kaydıyla. Bu tür konuları da kuşaklara bağlamak çok anlamlı değil... Yoksa heyecen ve delikanlılık enerjisi hiç de kötü bir şey değil. Yanlış mı? Yoksa fazla mı"yaşlı" oldu? Hay allah! - Ozgur Uckan
Bu arada Umair'in arkaplanını incelerseniz çok saplantılı biri değil. Fikirlerini rahat bir şekilde dile getiriyor ve üstelemiyor. Bir çok kişinin saygı duyduğu bir isim. Eski yazılarında da böyle radikal çıkışlar yaptı ama kör bir şekilde üstelemedi. Yine yapmayacak öyle bir şey. - Erhan Erdoğan
Bugünün manifestosu ancak toplumun kullanabileceği bir araç olabilir. Burada yazanları tutuyorsanız herkesin kullanabileceği bir yazılıma çevirin. Manifesto as software. - Burak Arikan
@Burak Arıkan, yazılım olarak manifesto gerçekten iyi bir fikir. Açık kaynaklı, fikir görselleştirmesine dayanan, ağ yetenekli bir yazılım. Niçin olmasın? Bunu ciddiye alırım işte... - Ozgur Uckan
harikasin Ozgur! - Fatmanur Erdogan
Eski akimlar insanlar etrafinda sekillenirmis. Yeni akimlar iliskiler etrafinda. Biraz dolayli yoldan olmakla birlikte bu tarz bir akim icin http://dugumkume.org/iran-se... - Engin Erdogan from iPhone
Engin bu ayrım çelişkili. Liderlik ilişkisizlik değildir. Eski akımlar için tarihten bir ornek: I.dünya savaşından kaçanlar o zamanlar savaş olmayan tek şehir Zurih'e gelmektedir. DADA akımının kurucuları da bu şehirde toplanip Cabaret Voltaire'de çalışırken, 4 yıl sonra ülkesinde devrim yapacak olan Lenin de bu şehirde arkadaslariyla planlarini yapmaktadir... bu insanlar farkli alanlardan olmasina ragmen muhtemelen iliski icindeydiler, birbirilerini motive ediyor, inspire ediyorlardi... - Burak Arikan
Akımlar ağ yapıları ile şekilleniyor. Ama ağlar da birbirleriyle ilişkili oldukları için, bir akımı ayakta tutacak ilişki tutarlılığı kolayca dağılabiliyor. Düşünsel tutarlılıktan hiç söz etmiyorum. "Akım" dediğimiz şey kimlik değiştiriyor. "Akış" haline geliyor. Buna göre davranmak lazım. Bu arada İran meselesiyle ilgili bir şeyler yazmıştım: http://www.ozguruckan.com/... - Ozgur Uckan from email
Evet, akımı oluşturan şeylerden biri her zaman ilişkiydi. Şimdi bu ilişkiler farklılaştı ve elektronik ağlara taşındı. Ama bu dönüşüm ilişkinin doğasını da değiştirdi. Artık akımların bütünlüğü çok daha zor korunabiliyor. Ağ kaygan zemin... - Ozgur Uckan from email
Akım her zaman birden fazla insanin veya grubun bir araya gelmesiyle olusmus evet. Akım dediğmiz şeyin akış'a dönüştüğü konusunda emin değilim. Daha çok akışların bir araya gelerek akım oluşturduğunu düşünüyorum. - Burak Arikan
Akışlar bir araya geliyor evet. Ama "birlikte akış" akım oluşturmak için yeterli mi? Ben bunu sorguluyorum. - Ozgur Uckan
M kusagi derken belki dusunulmesi gereken nokta kusagin kim oldugu degil, birbirine nasil bagli oldugu. Bireylerin nasil orgAnize oldugu ve kendilerini nasil ifAde ettigi. - Engin Erdogan from iPhone
Case'lerden gidelim. Gecenlerde konustugumuz "yazilim olarak manifesto"yu hatirlayalim. "Akim olarak acik kaynakli yazilim" dusunuyorum. Mesela populer web development framework projesi Ruby on Rails'de bir zamanlar buyukce bir fork (catallasma, yol ayrimi) oldu, adi Merb. Bir yil kadar bu proje kendi kendine daha kucuk bir grubun katkisiyla gelisti. Sonra gecenlerde bir aciklama... more... - Burak Arikan
A-a Merb ve Rails birleşiyormuymuş? Akımları falan bir kenara koyarsak; tamamen ticari bir hamle gibi geldi bana. Rails ve Merb manifestoları birbirine oldukça ters. Böyle bir birleşme sonrası, Merb kullanicilari Ruby'i tamamen birakir, django'ya geçerler yani. Adamlar zaten Rails kullanmak istemedikleri için Merb kuruyor. Bu da başka bir threadin konusu gerçi :) - Onur Gündüz
Burak, şu "yazılım olarak manifesto" fikrini bizimle daha detaylı olarak paylaşacaksın değil mi? - Ozgur Uckan
@Burak: "Daha çok akışların bir araya gelerek akım oluşturduğunu düşünüyorum" Katiliyorum. RoR ornegine de bakarsak aslinda akislar prototype diyebiliriz bence. Gunumuzde kimse hic birsey korukorune akismiyor, akim olmak icin gereken kutlenin hareketi cok da kolay saglanmiyor belki. - Turker Keskinpala
"Yazılım olarak manifesto" basitce gecmiste "manifesto" ne ise yaramissa bugun o ise yarar. Mesajlarin yayilmasi, toplumun anlayisinda gelisme, ve idealde toplumu harekete gecirme vs. Soylev bugunku bilgi caginda ozellikle toplumu harekete gecirmek icin tek basina yetersiz diye dusunuyorum. Yazilim-manifesto ise geliskin iletisim, etkilesim, ve kavrayis yaratarak manifesto'nun zamaninda yapabildigini bugun yapabilir. - Burak Arikan
Bu fikri geliştirip ürüne dönüştürmekte ciddi fayda görüyorum... Aslnda yıukarda akışların akım yaratması olayına kuşku ile yaklaşırken, akımın ihtiyaç duyduğu fikir temelinin korunmasının zorluğunu düşünüyordum. Manifesto bu temeli oluşturan en yetkin örneklerden biri. tür "ortaklık zemini", bir sözleşme"... Akışlar bu temelden çıkıp viral etkilerini gösterdiklerinde ve gerektiğinde bu temele hiper-bağlandıklarında eriyip gitmeden birleşip akım oluşturabilirler. - Ozgur Uckan
http://amanhocam.com Eski Üniversite rektörü, yeni Antalya BŞB başkanı Mustafa Akaydın'ın halka açık video blog sitesi. Akaydın siteyi sosyal belediyeciliğin bir örneği olarak görüyor. - OnurT
Other ways to read this feed:Feed readerFacebook