Son kriz(ler), tek kutuplu dünyanın sonu, G7'den G20'ye, finans başta olmak üzere küresel ekonomideki dönüşüm, ağ yönetişimi, "yaratıcı yıkım" ve inovasyon, "küresel ağ kapitalizmi"nin gelişimi, kapitalizmin karşıtını yaratma potansiyeli... bu işaretleri önemli bir paradigma dönüşümün göstergesi olarak yorumluyorum. Bence iki senaryo var...
1. Senaryo: tekellerin imkansızlaşıp oligopellerin yıkıldığı, medya ve bilgi-iletişim teknolojileri başta olmak üzere iletişim kanallarının demokratikleştiği, inovasyon, reel ekonomi ve küresel emek odaklı fonların değer yarattığı bir ağ-dünya... Küresel ağ kapitalizminin kendisini karşıtıyla dengelediği bir sosyal açılım...
- Ozgur Uckan
2. Senaryo:Yönetilebilir olmaktan çıkan (ve kışkırtılan) gıda-enerji-çevre krizi ile birlikte, ,etnik şiddetin tırmandığı, "yeni faşizmin" iktidarları birer birer ele geçirdiği, askeri-endüstriyel komplekslerin kontrol sanayilerini güçlendirip küreselleştiği, finansın zehir ürettiği, kronikleşmiş bölgesel ve iç savaşlarla kana bulanan bir dünya... Küresel ağ kapitalizminin çokulusluların oligopollerini ağ etkisiyle ulus-devletlerin hakimi kıldığı devasa bir gözetim toplumu...
- Ozgur Uckan
İşte tam da, bu iki senaryon neredeyse dengede durduğu o gerilimli ve gergin andayız..
- Ozgur Uckan
Onur Almışlar, ilgili feed'de 2. senaryoda sözünü ettiğim "yeni faşizmin" nesinin yeni olduğunu sormuştu. Barış Atasoy da yıkımın kaçınılmaz olduğunu söylemişti. Ben ise 2. senaryoda yıkımın yerini hızla bir inşaya bırakacağını iddia etmiştim: Uzun bir süre başımıza çökecek küresel bir faşizmin inşasına... (ve bölgesel/iç savaşların kronikleşeceğini -ki zaten bu nir ölçüde kronikleşmiş durumdalar)...
- Ozgur Uckan
2. Seçenek daha yakın gibi. Peki bu "yeni faşizim"in sinyallerini; Berlisconi, Sarkozy, Putin, Merkel, Erdoğan gibi liderlerin tüm gücü elerine almasından, tek güç olmaya çalışmalarından ve buna fırsat verilmesinden anlayabilir miyiz? (isimler doğru yazılmamış olablir)
- Onur ALMIŞLAR
Burada bahsettiğim "yeni faşizm", "neo faşizm" değil. (Neo faşizm için bkz. http://en.wikipedia.org/wiki.... Yeni faşizmle kastım sistemik bir olgunluğa ulaşmış. Oligopollerin, inovasyona uğramış korporatizmle kontrol sanayileri üzerine kurgulanmış bir küresel hakimiyete ulaştığı küresel bir gözetim toplumu...
- Ozgur Uckan
Küresel kontrol yani; mobesseler, internet, cep telefonları ve medya... Hocam şurada kendi kafamda olan bazı düşünceleri yazmıştım http://www.medyaalternatif.com/2009... Alakası var mı acaba? (Anlamaya çalışıyorum sıkıcı olursam çok da zorlamam) :))
- Onur ALMIŞLAR
Yeni faşizm, ulus-devletler yerine çouluslu şirketlerin ortaklaşa iktidarının "özelleşmiş" küresel hakimiyeti... Özel ordular, finans ağları ve askeri-endüstriyel kompleksler arasında işbirlikleri ve teknolojinin ehlileştirilmesi gibi temeller üzerinde yükselecek.
- Ozgur Uckan
Hım şimdi daha iyi anladım hocam teşekkür ederim.
- Onur ALMIŞLAR
büyük anlatıların sonuna geldik sanıyordum hayret tekrar mı çıktı onlar? ya şöyle olur ya şöyle olur... evet olabilir, o da olabilir öbürü de olabilir ikisi de birbirinin içinde olabilir, 3., 4., 5., n'ninci senaryolar da olabilir, status quo devam da edebilir, 50 sene öncesine de birden ışınlanabiliriz, hepsi birden dünyanın farklı farklı yerlerinde de olabilir... tamam rakı güzel shishkebap güzel, futurology güzel, sosyal bilimler güzel ama falcılığı da abartmamak lazım zira işin sonu toplum mühendisliğine ve/veya komplo teorisyenliğine gidebilir. dahası olumladığımız değelerin de olumsuz yanları/sonuçları da olabilir, bu değin kesin yaklaşırsak da onları görebilmemiz imkansızlaşır.
- oz
Bir başka üçüncü , 4. senaryo hep olabilir
- sunipeyk
bir de insanlara güzel günler vaad ederken şunu da demek lazım: nasıl? elbetteki her kavram gibi kapitalizmin de karşıtını yaratma potansiyeli her daim kendi içinde mevcuttur ve lakin şu güne kadarki karşıtlarını halen istemeye devam edenlere, dünyanın neresinde olursa olsun cop ve biber gazı olarak dönen bir sistemin gerçekten daha iyisini kendi istenciyle kendi içinden çıkarabileceğine inanmıyorum. cop ve biber gazı yiyenler haklı ya da haksız oldukları için değil. bu tahammülü gösteremeyenlerin bu dediğinizi yapabilmesi etik olarak mümkün değil. düşünce güzel, ama benim için "nasıl?" sorusunun cevabını içermedikçe anca greenpeace efekti olarak kalır. "ne güzel birileri çevre kurtulsun diye mücadele ediyor benim de birşey yapmama gerek yok" gibi "ne güzel g7'den g20'ye geçilmiş demekki kendi kendine değişiyormuş iyileşiyormuş düzeliyormuş bu sistem iyi o zaman evimde oturup onu buna like vermeye devam edebilirim" buna geliyor iş. bu süreçte bize tek düşen alkışlamak/like etmek midir? korkarım bizden, sıradan insanlardan, beklenen bu. dünyanın yeni hali de aynen entipüften sosyal medya uygulamalarımız gibi: "beğenmedim" diye bir seçenek barındırmıyor.
- oz
ozan demirci, diğer söylediklerinizle ilgili olarak da bazı şeyler söyleyeceğim, ama önce şu söylediğinize ilişkin bir saptama yapmak istiyorum: "elbetteki her kavram gibi kapitalizmin de karşıtını yaratma potansiyeli her daim kendi içinde mevcuttur ve lakin şu güne kadarki karşıtlarını halen istemeye devam edenlere, dünyanın neresinde olursa olsun cop ve biber gazı olarak dönen bir sistemin gerçekten daha iyisini kendi istenciyle kendi içinden çıkarabileceğine inanmıyorum." Kapitalizmin karşıtını yaratma potansiyeli, kapitalizmin mevcut sisteminin istenciyle ilgili bir önermeyi zorunlu kılmıyor. Tam tersine kapitalizmin karşıtını yaratma potansiyeli ancak kuşatamadığı bir takım çoklukların "zor"uyla olacak. Dolayısıyla muhalefete cop ve biber gazından daha doğal bir şey olamaz. Ben oturup bekleyelim, nasıl olsa kapitalizm kendi karşıtını yaratacak demiyorum. tersine gaz maskelerini, kaskları ve söylemleri hazır edelim de yıkım yaratıcı olsun diyorum...
- Ozgur Uckan
Azınlık Raporu (Miniority Report) ve V for Vendetta (Sonsuza dek Özgürlük) filmleri geldi aklıma birden. Her iki filmde de ortak tema aynıydı. Hükümetlerin görevi suçu önlemektir, suçu önlerken de insanların özgürlüklerinden taviz vermeleri gerekecektir. Yoksa, güvenlikleri tehlikeye girecektir. Bugün yaratılan konfor ve modern hayat mottoları, diğer yandan başka bir koldan yaratılan anarşi, terör ve savaş ile tehdit edilmektedir. Rahata alışan insanlık, rahatını bırakmak istemeyecek ve korkuyla bazı özgürlüklerinden feda edecektir. Sonuçta özgürlük ve güvenlik arasındaki denge, güvenlik lehine bozulacaktır. İnsanlık, deri altına enjekte edilecek çiplere hazırlık şimdiden hazırlık yapsın, kabul etmeyen de ormanda veya dağda ilkel bir hayat yaşasın. Durum kısaca budur ve 2. senaryo bizi beklemektedir.
- M. Gökhan Ahi
Asıl konuya gelmeden önce benim yanılgı olarak gördüğüm kavramsal bir durumu da düzeltmek isterim. Benim burada yaptığım fütüroloji değil. (Rakıyla şişkebap da sevmem, matematik severim). Benim yaptığım prospektif.. Bu kavramı açacağım, ama hazır başlamışken bir yanılgıyı daha düzelteyim: Her nekadar burada söylediklerimle hiç ilgisi olmamasına rağmen "büyük anlatılar" dediğiniz şeylerin "sonuna geldiğimiz" yanılgısı, 1990'ların sonunda ortaya çıkmış bir post-modernizm ilüzyonundan ibarettir. Bu rüyadan da çabuk uyanılmıştır. Maalesef "büyük anlatılar" ölmedi. (Elbette bu kavramdan reklamcılığa yaslanan post-modern iletişimcilerin kavramı indirgeyerek kurtulacaklarını zannettikleri kamusal temsiliyetler, çerçevelendirmeler ve metaforları anlamıyorsanız. Onlar zaten hiç olmadı). "Big narratives" hala şakır şakır kullanılan çok güçlü bir toplumsal mühendislik aracıdır. Dezenformasyona ve gerçekliğin yeniden-inşasına dayanır. Son örneğini hala bitmemiş olan Irak Savaşında ve BOP ideasında gördük. Benim konumladığım senaryolar "büyük anlatılar" değil. Bir tarih analizine, sistemik dönüşüm gerilimlerine ve fena halde matematiğe dayanıyor... Üstelik bu iki senaryo eşzamanlı olarak hali hazırda "işliyor"... Tıkır tıkır. Ha şimdi de buna "komplo teorisi" diyebilirsiniz. Bu senaryoların arkasında "gizli güçler" yok. O güçler orta yerde ve kimliklendirilmesi de gayet kolay. Herhangi bir ekonomi dergisine bakmanız yeterli.
- Ozgur Uckan
Terörü ve organize suçları önlemek, terörizmin finansmanının ve kara paranın aklanmasının kaynaklarını kurutmak amacıyla hazırlanan yeni düzenlemelere hazırlıklı olun. Dünyanın önde gelen ceza hukukçuları bile bunu kabullenmiş durumdalar.. Artık suçun oluşması bile aranmayacak, çünkü suça ilişkin yapılan hazırlık hareketleri dahi başlı başına suç sayılacak..
- M. Gökhan Ahi
Gökhan Ahi, araya girdi ve bilim-kurguyla gerçeklik arasında hep varolan bir ilişkiye dikkat çekti. Sonra daha açık seçik ortada olan bir gidişata,uluslararası hukukun saptırılmasına değindi. İyi de oldu, ben devam edeyim: Benim yaptığım "prospektif" demiştim. "Prospektif" (prospective) kelime anlamıyla yakın gelecekte gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel ve beklenen değişime refansta bulunur. Benim kullandığım ve genellikle de kullanılan çerçeve ise şuna işaret eder: " "Prospective", biraz "kahince" bir biçimde geleceği tahmin etmeye çalışan "futurology/gelecekbilim"den farkli olarak, bugünün verilerinden hareketle, insan hakları, hukuk, demokrasi gibi kavramlar etrafinda insanlığın yakın geleceğinin nasıl daha "insani" bir temelde biçimlendirebileceğini araştıran, bu amaca yönelik eylem yolları öneren bir yaklaşım. " ("Küresel Uygralıklara Doğru? Etolojiden Prokspektife" (Vers Des Civilisations Mondialisées? De l'éthologie à la Prospective, Colloque de Cerisy - 2-12 Aout 2003, l'Aube, 2004) . Prospektifin temelinde, başta "oyun teorisi" olmak üzere sosyo-ekonomik risk analizi ve saf matematik var. Bir tür mantıksal sonuçtan söz ediyoruz. Genellikle iki senaryo üzerine gidilmesi de mantık ve matematik gereği zaten... Elbette bu iki uç arasında çok geniş bir yelpaze olduğu gerçeği de göz ardı edilmiyor. Prospektif yaklaşımının amacı da bu iki uç arasında en demokratik, en adil ve en meşru (insan hakları, birey hak ve özgürlükleri, refahın adil ve eşit paylaşımı gibi ortak değerler anlamında meşru...) seçeneğin olabilirliğini artırmak için yollar önermek, üstelik geleceğe değil bugüne dair yollar önermektir. Prospektif yakın gelecekle ilgilenir. Ve bu geleceğin daha adil bir gelecek olması için uğraşır. Şimdi de siz buna "toplumsal mühendislik" diyeceksiniz. Pek sayılmaz. Toplumsal mühendislik totaliter bir yaklaşımdır. Prospektif çoklukların yaşam hakkı üzerinde temellenip çoğulluğun imkanlarını güçlendirmeye çalışır...
- Ozgur Uckan
ozan demirci, yani benim yaptığım, yakın gelecekte gerçekleşmesi beklenen iki mantıksal-matematik uç arasındaki seçeneklere dikkat çekip insanları ataletten uzak tutmaya çalışmak. Eyleyin, kendinizi gerçekleştirin, imkanlarınızın farkına varın, paradigmal dönüşüm anındayız, kendi (yakın) geleceğiniz için çalışın, diyorum.
- Ozgur Uckan
G7 - G20 arasında elbette bir fark var. Bölüşüm oyununun kuralları değişti yani. Yoksa birden adil bir refah paylaşım ütopyasına uyandık ve "halklar" oturdukları yerden özgürleşecekler, değil yani:))) Halklar yerlerinde oturdukça tek kişilik gettolarında beslenme zincirindeki rollerini oynamaya devam edecekler. Bu arada sistemin yaşadığı dönüşüme uyanmadan, ha G7 ha G20, ha ABD, ha Rusya-Çin diyerek muhalefet yapılmaz, rüya görülür. Biraz matematik, ekonomi ve sosyolojinin kimseye zararı olmaz...
- Ozgur Uckan
Ben şahsen sunipeyk'in dediği o üçüncü veya dördüncü senaryonun peşindeyim... Hesaplarımı bitirince paylaşırım:)) Bu arada, sözünü ettiğim iki senaryo arasında çok temel bir ayrım var. Birinci senaryonun bazı çok önemli büyüklükler üzerinde olumsuz etkileri de olabilir. Çok ciddi bir sapma payı vardır ve muhtemelen yeni bir statükonun inşasıyla sonuçlanır. Ama ikinci senaryonun çok küçük bir azınlık dışında kimse için olumlu bir sonucu olamaz ve zor kullandığı için sapma payı azdır, istikrarlı olma eğilimi taşıyacaktır...
- Ozgur Uckan
Yani ben bu matematik işlemin ikinci senaryoya doğru sonuç vermemesi için bir sapkın bileşen olarak davranmayı tercih ederim. Ben çoklu denklemlerden yanayım. Daha eğlenceli ve daha öngörülemez.
- Ozgur Uckan
Ben daha kötü bir senaryo yazacağım. Hocam siz neşelendirin demişsiniz ama ben biraz tadını kaçıracağım. Sadece ekonomik ve politik dengelerle yetinilmeyecek kanımca. Dünya kaynaklarına sahip olmak gerektiğini düşündükleri noktada insanları öldürecekler. Nasıl mı yapacaklar, iç savaşlar çıkararak ülkeleri kendi içlerinde birbirine düşürerek. Ayrıca biyolojik silahlar kullanmaya devam. Bugün dünyada boyutları ciddiye ulaşmış hıv'ın bir biyolojik silah olduğu konuşuluyor. Bu tip silahları toplu ve sesiz ölümler için kullanacaklar diye düşünüyorum. ///Yani arz talep dengesini yaratabilmek için uyum sağlayan türler ayakta kalmaya çalışacak. Ekonomik ya da politik her bir oluşumu tek hücreli bir varlık gibi alırsak yaşamak için ellerinden geleni yapacaklardır. Belki keyifsiz oldu ama serbest akış neşe deyince bunlar çıktı ortaya. Pardon!
- Çiğdem Zeytin
o gerilimli ve gergin an diye bahsettiğiniz durum narrow throat olmasın? İnsan evriminde de teorize edildiği üzere...
- anessa
anessa, bir nevi... ama bottleneck de diyebiliriz. yani hem yutması zor hem de geçmesi... darboğaz. Kum saatinin boğazı. ama debisi yüksek. hızlı...
- Ozgur Uckan
survival of the fittest da olacak mı peki?
- anessa
Olacak tabii. Doğal seleksiyon... Ben hızlı adapte olan ağ-varlıklara oynuyorum. Kontrol ekonomileri ve askeri-endüstriyel kompleksler hantal (gerçii onlardan kopan hızlı parçacıklar da yok değil)...
- Ozgur Uckan
Çiğdem, 2. senaryoda sözünü ettiğim kronikleşmiş bölgesel ve iç savaşlar bu söylediklerini kapsıyor bir biçimde... Bu savaşlar bir yandan silahlanma ekonomisiyle kontrol sanayilerinin ayakta kalması için gerekli, öte yandan finans ağlarının kayıttan kaçarak büyük boyutlarda para aktarabilmesi için kara deliklerin yaratılması bakımından elzem, beri yandan da birer Ar-Ge laboratuvarı işlevi görüyor. Ama en önemlisi kaynak kontrolü gibi bir amaca hizmet ediyor. Zaten bu savaşların kronikleştiği bir dönemin içindeyiz çoktan. Bu döngünün kırılması herhalde insanlığın önündeki en büyük hayatta kalma denklemi...
- Ozgur Uckan
Onur, yazını yeni okuyabildim. İyi yazı.. Eline sağlık... Öyle tabii. Çipe gerek yok. Ama bunlar Ar-Ge yapmayı ve bedava denek kullanmayı sever. O yüzden şimdiden belli sayıda "gönüllü" koyuna bu çiplerden yerleştirdiler bile. Hem de "kurumsal" amaçlarla... Eee, RFID teknolojisi nasıl gelişecek? -
- Ozgur Uckan
@Ozgur: "Yeni faşizm, ulus-devletler yerine çouluslu şirketlerin ortaklaşa iktidarının "özelleşmiş" küresel hakimiyeti... Özel ordular, finans ağları ve askeri-endüstriyel kompleksler arasında işbirlikleri ve teknolojinin ehlileştirilmesi gibi temeller üzerinde yükselecek." demissin ama bu zaten su anda boyle? amerika'nin savas ekonomisinden saglik, insaat vs sirketleri ile kazandigi parayi ve senatonun iraga gonderdigi yardimi blackwater'a geri getirtmesi gibi hadiseler? bu hikaye yeni de degil ustelik, ulke/sirket/ordu ucgeninde bu kadar yaygin bir yonetim sisteminin yayginlasmasi senin de cok iyi hatirladigin water gate'lere ve oncesine falan dayanir. bugun ayyuka cikmis olmasi bugun endiselenmeyi gerektirmez diye dusunuyorum acikcasi.
- Sets Turan
Sets, ".. gibi temeller üzerinde yükselecek" dedim. Temeller epeydir var, ama yükseliş daha tamamlanmadı. Daha kötüsünü görmedik henüz... Yahu bu arada herkes en berbat senaryoya oynuyor galiba?
- Ozgur Uckan
temeller uzerinde yukselecek demeyi ben cok tercih etmiyorum zira devletlerin contractorlar ile anlasarak gerek savas/ic savas dengesinden gerek sirketlerin ihtiyaclari dogrultusunda yapilan operasyonlardan kazandiklari ve gerceklestirdikleri biliniyor, diger yandan bu adamlarin joint venture kavramini yaratarak ulke yonetiminde contractorlar ile hareket ediyor oldugu da bir gercek, cok uluslu sirketlerin global yatirim kararlarinda ulkelerin vaadleri karsiliginda kurulan 3rd parti firmalari/hesaplari ortak ediyor olmalari da goze carpan ve bilinen bir gercek. e bu durumda bu temeller atilmis ustune gereken calismalar yapilmis ki isleyen bir duzen var; ) diger yandan 1. senaryoya iliskin de soyle bir sey diyeyim, kapitalizmin "sinir" odakli tavrina karsilik imparatorluk mantalitesi biraz daha utopik kavramlar koyuyor, (sirketlerin ulkeler ile kurdugu ortakliklar sonucunda yavas yavas ulkeler haline gelmeleri ve vatandaslik kavraminin degismesi gibi). her halukarda 4. dunya savasinin sirketler arasinda olacagidir benim kendi adima ongorum.
- Sets Turan
Atif UNALDI, güzel yazı, teşekkürler.. Yararlandım. Özellikle "online topluluk"un bir stratejik aktör olarak davranma imkanıyla ilgili olarak... Paranın nereden gekldiği de önemli tabii. Bu arada ben yukarda da söylediğim gibi, futuroloji yerine prospektif demeyi tercih ediyorum. Daha yakın bir odağım var. Ama müdahale, stratejik planlama konseptinde hemfikirm...
- Ozgur Uckan
Sets, 1. senaryo ile ilgili söylediklerine katılıyorum. 2. senaryonun gerçekleşmiş olduğu savına ise katılamıyorum. Tam da dediğin nedenden ötürü. Çünkü şirketler henüz devletlerle birlikte çalışmak zorunda. Henüz ekonominin tamamını kuşatmış değiller. Konrrol sanayilerini ellerinde tutuyorlar yalnızca. Ki kontrol sanayilerinin pazar payı hızla eriyor, Hayatta kalmak için çok daha radikal operasyonlara ihtiyaçları var. İçinde bulunduğumuz dönüşüm anında ulus-devletlerin rolünün yeni uluslararası kuruluşlar lehine azalmasıı da onlara bu fırsatı verebilir. Ulus-devletlerden tamamen kurtulup finans networklerinin yeni kurulan merkezi yönetsel çekirdeğini ele geçirebilirler. Ama güçlü rakipleri var. Küresel rezerv yeni para birimlerine ihtiyaç duyuyor. Muhtemelen bölgesel para birimleri devreye girecek ve bu da ağın kontrolünü zorlaştıracak. Kendisine yeni çıkış yolları arayan farklı ekonomiler gelişiyor. Henüz ehlileştirilmemiş, çünkü daha doğum sancısı yaşayan ileri teknoloji sektörlerinde çok fazla katma değer var ve oligopollerin dışında kalan bir çokluk tarafından yaratılıyor. Fragmanter bir yapı... Yani işin ucu henüz açık. Faşizmler var ama henüz küresel faşizmden söz edemeyiz.
- Ozgur Uckan
az daha açabilmenize fikirlerinizi sevindim. iyi provoke edebilmişim demek (: bir de söylemeye en imtina ettiklerimden olan ve en sık da ülkemizde telaffuz edildiğini düşündüğüm "faşizm" sözcüğünün lügatinizdeki karşılığını alabilirsek demek istediğinizi daha iyi anlayabileceğiz sanıyorum.
- oz
ozan demirci, teşekkür ederim:)) düşünceler böyle açılır... gerçi benim asıl tartışmak istediğim konuya sayenizde biraz geç girebildik, ama "giriş"ler kitaplara boşuna konulmuyor, isabet oldu... ben faşizmi gündelik yaşamda algıladığım için kullanmaktan imtina etmem. Sözcüğün ülkemizde daha çok telaffuz edildiğini düşünürken yanılıyorsunuz. İngilizler başta olmak üzere Avrupalılar şu sıralar bizi sollamış vaziyetteler. (Fransızlar müstesna, onlar biraz ukala oldukları için "cesarisme" gibi kendilerine özgü jargonları seviyorlar ve sözcükten kaçarak faşizmlerinden de kurtuldukları yanılsamasına sığınıyorlar). Faşizm sözcüğünü buradaki bağlamda kullandığım çerçeve açık sanıyordum. Demek ki yeterince açık değilmiş. Elbette faşizmi kökensel anlamıyla, yani "otoriter nasyonalist ideoloji" anlamında kullanmıyorum. Küresel bir nasyonalist ideoloji olamayacağına göre... Hele ulus-devletlerin erimesinden söz ederken. (etnik şiddet patlamalarındaki faşizanlığı ayrı tuyorum, ama o bir araç, amaç değil... Ben burada faşizmi ikinci anlamında, yani korporatist ekonomik ideoloji anlamında kullanıyorum, ki bazıları buna "İmparatorluk" diyor... Umarım açıklayıcı olmuştur. Tekrar teşekkür ederim:))
- Ozgur Uckan
"There are various concepts in scientific literature that have been used for discussing information society. This section introduces some of them. Concepts such as knowledge/information economy, post-industrial society, post-modern society, information society, network society, informational capitalism, network capitalism, etc. show that it is an important sociological question in which society we live and which role technologies and information play in contemporary society." http://en.wikipedia.org/wiki...
- Ozgur Uckan
Ayrıca Christian Fuchs'un "Internet and Society" adlı kitabı burada tartışılan konular için güzel bir okuma olabilir. http://ff.im/7UIHv (kitap yasal olarak indirilebiliyor)
- Ozgur Uckan
"Adına “küresel yönetişim” denilen sistem, mevcut haliyle derin bir “yönetilebilirlik” krizi”ni açığa vuruyor ve haklı olarak yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Çevre sorunlarının çözümü, ticaret ilişkilerinin yönetimi, uyuşturucuyla mücadele ve güvenlik gibi uluslararası sorunların, başta ABD olmak üzere belli başlı zengin devletlerin (çoğu seçilmemiş) seçkinleriyle etkileşim içinde bir teknokrasi tarafından parsellenenen yönetimi, ulusal demokratik politikaları yerel yönetim politikalarına indirgemekle tehdit ediyor. G8 ülkeleri ve çokuluslu şirketlerin gerçek katılımcılar olduğu bu yöneti(şi)m biçimi, çoğu küçük zengin ülkeyi, gelişmekte olan ülkelerin ise tamamını dışlıyor. IMF, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların karar verme mekanizmaları üzerinde herhangi bir demokratik denetim imkanı bulunmuyor. " (Özgür Uçkan, "Après la guerre d’Irak, la démocratie » veut-elle toujours dire la même chose?", Vers Des Civilisations Mondialisées? De l'éthologie à la Prospective, Colloque de Cerisy - 2-12 Aout 2003, l'Aube, 2004, sf. 332-334)
- Ozgur Uckan
"Öte yandan, bu uygulamalara karşı tepkiler de yine küresel ölçekte ortaya çıkıyor. “Küresel yönetişim”i, devletlerden yurttaş inisiyatiflerine, sivil toplum kuruluşlarından yerel otoritelere tüm tarafların etkin bir biçimde katılabileceği demokratik bir temelde konumlamak için gösterilen çabalar yoğunlaşıyor. Henüz sınırları belirsiz ve kaygan bir zeminde konumlanan “küresel sivil toplum” ve “küresel demokrasi” gibi kavramlar üzerinde odaklanan çok sayıda çalışma ortaya çıkıyor. Uluslararası ölçekte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, “tabandan gelen bir baskıyla” mayınların yasaklanmasına ilişkin konvansiyon ya da Kyoto Çevre Protokolü gibi anlaşmaların, Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların ortaya çıkmasında önemli rol oynuyor. " (a.g.y)
- Ozgur Uckan
Her ne kadar ilkinin olmasını umud etsek de ikinci senaryo da gerçeğe çok yakın..
- Sinem Co
Sinem Co., bu senaryoların gerçekleşme ihtimalleri bize de bağlı bir miktar... Atalet göstermemek lazım...
- Ozgur Uckan
Doğru tabi ama sadece sen ben o değil topluma da bağlı hatta tüm dünyaya bağlı şeyler bunlar..
- Sinem Co
Elbette... Ama bu durum bizi bir şeyler yapmaktan alıkoyarsa, herkesi alıkoyabilir. İşte o zaman "tek kişilik getto"lara tıkılıp kalırız...
- Ozgur Uckan
kötümserleşmek istemiyorum daha fazla, o yüzden susayım ben :)
- Sinem Co
Peki biraz da "bilim-kurgu": "Siber kültürün kült filmi Blade Runner’ın Tyrell Corp’u gibi bir yapı, “enformasyon mimarileri” söz konusu olduğunda, sivil ve askeri sınırların nasıl eridiği konusunda gösterilebilecek en iyi metaforlardan biridir. “Kentsel mekan, elektronik veri dolaşım mekanları için bir metafor haline gelmiştir. Vivian Sobchack’ın dediği gibi: ‘Çok uluslu şirketler hayatlarımızı bir tür etersi, başka ya da öte uzaydan denetliyor gibi görünüyorlar. En açık seçik ifadesini, Blade Runner’ın Tyrell Corp’unun imkansızca kuleleşen güzelliğinde bulan bir mekandır bu – karmaşık cephesi bir mikroçipi andıran müthiş bir mega yapı.’ “William Gibson’ın “Sprawl”u, bu distopik Babil Kulesi’nin merkezi olmayan bir kenti kaplayan uzangaçlarla gelişigüzel yayılmış halidir ve ufukta görünmektedir.Askeri / kurumsal karar verme mekanizmaları içli dışlı olmuş, Mini-Maksi stratejileri şans ve riskin retoriğini kuran bir oyun teorisinin temel iletken çarkları haline gelmişti. Soğuk savaşla birlikte işlemeye başlayan süreç, yalnızca Pentagon’u değil, son on yılda özel mülkiyete tabii, (veri) korumalı zon’lar halinde kentte cepler oluşturan ‘iş iyileştirme alanları’nı da yaratmıştı. Şirket hedefleriyle ulusal hedeflerin birbirine karıştığı birçok mega-şirketi besleyen Pentagon, hem veri, hem de finans ilişkisi içinde bulunduğu çokuluslu kurumsal ağlarda, bu ağ mimarisinde, irice de olsa bir düğüm. (“Enformasyon mimarileri”, http://www.ozguruckan.com/...)
- Ozgur Uckan
"Siberuzay, tıpkı bildik, fiziksel dünyamız gibi kendine “Matrix”de yer açan topluluklarla dolu. Bir ağ ne kadar yayılgan ve karmaşık olursa, o kadar “karanlık nokta”larla örülür. Artık ağı kuran örümcek bile, ağına sahip çıkan, onun içinde başka alternatif ağlar kuran bu karanlık noktalardan çekinir. Tıpkı kentlerde oluşan bir Merkezi İş Alanı’nın etrafında ayrıkotu gibi bitiveren, kendi ritüelleri, kendi haritası olan alternatif topluluk zon’larının hem ürkütücü, hem de çekici kuyuları gibi. Veri ne kadar korunursa, ne kadar özel mülkiyete geçirilmek istenirse istensin, Pentagon’un Matrix düşüne sızan, ona nörolojik olarak bağlanan siber kovboylar bulunur her zaman. Sibernetik devletin kapalı devresinin etrafında, içinde bir başka köksapsı ağ kuran, ona nüfuz ederek sürekli dönüşen ikinci bir uzay…" (agy)
- Ozgur Uckan
@Ozgur biraz gec bir cevap ama zaetn paralel bir bakisimiz oldugunu hissediyorum. Futurizm cok onemli bir konu. Buna gelecegi tahmin etmek degil gelecegi sekillendirmek olarak bakmak gerekiyor. Tabii ismi ve hangi zaman araligi olduguna bakilmaksizin bunun yapabiliyor olmasi bilgisi bile bircok seyi degistirebiliyor. Ancak sosyal bilimlerde beser faktorunu de atlamamak gerekiyor. Bu faktor cogunlukla toplumun beklentileri uzerinden sekil aliyor.
- Atif UNALDI
2. senaryo askeri endüstriyel kompleksler üzerinden beslenebiliyorsa, doğu "Metal Gear Solid 4", batı "Minority Report", bu iki yakanın diyaloğu ise "Starship Troopers" olur.
- Demir
Atıf Ünaldı, benim prospektif ile kast ettiğim de tahminden çok şekillendirmek, bunun içim de denklemlere müdahale etmek zaten.. Bu konuda hemfikiriz. Beşer faktörü ise temel sapma unsuru. Ama o sapmayı öngörebilmek de heyecanlı bir şey.
- Ozgur Uckan
Sanırım çoğu kişi ikinci seneryodan yana fikrini ortaya koymuş, belki tecrübe insanı daha olumsuzluğa götürüyordur. Peki olumsuz seneryoya yoğunlaşmamız aslında 1. ve güzel olan seneryonun elimizden kaçmasına olanak sağlamaz mı? Çünkü kötümserlik insanı atalete teşvik ediyor, oysa ümit insanı kamçılar. Yani ben birinci seneryonun gerçekleşmesi için hayalkırıklığını göze alarak bıkmadan uğraşmamız gerektiğini düşünüyorum. İnternetin birinci seneryo için çok mühim rolü var, çok genç nüfusu başına toplayabilmesi.
- Ayna-i Marzî
Oyunlar mesela genç nüfusu etkileyebilecek bir şey, örgütlenme için oyunlar aracı olabilir, sitelerle iletişim halinde olan interaktif örgütler 1. seneryomuz için iyi olacaktır. Ailelerimizin bizi sokmuş olduğu apolitiklik halini belki böyle böyle atabiliriz.
- Ayna-i Marzî
Bu arada önerilerim çok yüzeysel, kusuruma bakmayın. Yeni neslin yaşlısı olarak ucundan katılayım istedim :)
- Ayna-i Marzî
Ayna-i Marzî, katılıyorum. Özellikle de ağ yapılarının, internetin topluluk oluşturma gücünün çok önemli bir bileşen olduğu konusuna.
- Ozgur Uckan
from email
Ayna-i Marzî, hiç de değil:) Oyunlara bayılırım. Simülasyonların işlevine de inanırım. Üstelik eğlencelidir de. Yukarda dediğim gibi "bilgiyi neşelendirmek" gerek...
- Ozgur Uckan
from email
Bir oyun vardı, adı da galiba "food aid" idi. Açlıkla mücadele için kampanyalar organize ediyordunuz. Bu tür sosyal sorumluluk oyunları yapılıyor. Ayrıca, politik muhalefet odaklı oyunlar da yapılmaya başlandı. Burada konumladığım iki senaryo arasında geçen bir strateji-simülasyon oyunu hoş olmaz mıydı? Bir tür ekonomi-politik civilisation'ı...
- Ozgur Uckan
İyi olurdu hocam, sid meier's üstada bir danışalım bence :)
- Ayna-i Marzî
Tarih konuları değişen benzer 2 senaryonun çatışmasıdır hep.
- Devran Eroğlu
Devran, öyle, ama genellikle 3. bir sonuç çıkar:))
- Ozgur Uckan
Denklemin bileşeniyiz biz de. büyüklüğümüzü ve etkimizi artırmamız gerek...
- Ozgur Uckan
İkinci seneryo için de oyun yapımcıları çıkabiliyor: http://dijitaloyun.wordpress.com/2009... ayrıca, Amerikan oyunlarında bol bol propaganda da görebiliriz. Gün geçtikçe azalmasını dilesek de bu tür oyunlar hala tutuluyor.
- Ayna-i Marzî
Ayna-i Marzî, zaten oyunların büyük kısmı 2. senaryonun gerçekleştiği bir dünyada geçiyor. Öyle bir dünyada nasıl hayatta kalacağımız konusunda hayal gücümüzü çalıştırmamız için faydalılar. Benim oynadığım çoğu oyun da böyle. Hemen aklıma Deus Ex, System Shock, Half Life, F.E.A.R. vs. geliyor...
- Ozgur Uckan
Onlar insanı düşündüren ve eleştirel yaklaşımlı oyunlar tabi hocam. Ben cümlemi düzgün kuramamışım, 2. seneryonun olduğu bir ortamda çıkacak türden oyunlar (daha fazla propaganda oyunları), deseydim daha doğru bir cümle olabilirdi sanırım. Ayrıca yeni neslin favorileri arasındaki japon animasyonu olan animelerde de 2. seneryoyu andıran ve ilginç felsefi temelli yapımlar mevcut, Evangelion ve Serial Experiments Lain gibi. Konusu açılmışken belirtmeden geçmeyeyim istedim :)
- Ayna-i Marzî
Ayna-i Marzî, anlıyorum. Propaganda oyunları da var tabii. Pentegan'un ücretsiz dağıttığı bir oyun vardı mesela.. Böyle çok var... Animeler çok önemli. Evagelion'u bilirim. Ama ben Ghost in the Shell hastasıyımdır (sadece filmlerin değil, dizinin de). Serial Experiments Lain'i duydum, ama izlemedim. Cowboy Bebop da iyidir..
- Ozgur Uckan
Battlestar Galactica ne peki size göre?
- Devran Eroğlu
Battlestar Galactica, bir tür "Tabula Rasa"... 2. senaryo gerçekleşmiş ve elde kalanlarla boş bir sayfa açmışlar... İki senaryo arasındaki denge oyunu başa dönmüş...
- Ozgur Uckan
Ütopya-Distopya kavram çifti bu tartışmada yararlı olabilir. Şuradaki röportajımda bilim-kurgu bağlamında ütopya-distopya ayrımını açıklıyordum: http://ff.im/7H1ne . Şu da var: "Nasıl ütopya, insanlığın “olumlu” enerjisinin “şimdi”nin olumsuzluklarından soyutlanarak yansıtılacağı “hiç varolmamış” bir dünyaya gönderiyorsa, “distopya” da, “şimdi”nin sürekli ve uçsuz bir ayrılma, farklılaşma, dağılma, çözülme hareketiyle, bir ‘kendine burkulan dünya’ya dalar. Ütopya ne kadar “burada ve şimdi”nin dışına savrulursa, distopya da o kadar onun içine burkulur, bükülür, kıvrılır…" ("Bir nefret ve hız distopyası: “Kaplan! Kaplan!” " http://www.ozguruckan.com/...)
- Ozgur Uckan
“Zenginlik hızın, hız zenginliğin gizli yüzüdür… hıza sahip olan güce de sahip olur.(…) En temel özgürlüğün, hareket özgürlüğü olduğu söylenir hep. Doğru, ama hız özgürlüğü değil. Aşırı hızlı gittiğinde kendinden tamamen soyulursun, tümüyle yabancılaşmış bir hale gelirsin. Bir hareket diktatörlüğünden söz edilebilir… Hareket özgürlüğünden hareketin tiranlığına geçiyoruz… Modern savaş çoktan uzaydan zamana hareket etmiş durumda.” (Virilio / Lotringer, Pure War) (http://www.ozguruckan.com/...)
- Ozgur Uckan
""Küresel Ağ Kapitalizmi" : Küresel yönetişim: yeni kurumlar • Teknoloji (BİT, nanoteknoloji, biyoteknoloji, genetik, enerji, çevre, sağlık teknolojileri) • Doğrudan piyasa iletişimi / networking • İşbirliği ağları • İnovasyon hub'ları: yeni "şehir devletleri" mi? • Ağırlıklı sektörler: BİT, gıda, enerji, çevre • Finans – ağ yönetişimi • Dolara alternatif küresel para birimi • Yeni küresel/yerel dengeler • "Ekonomik Havzalar": yeni bölgesel kalkınma modelleri • Kümelenmeler…" (http://ff.im/62b77)
- Ozgur Uckan
Gopal Balakrishnan - SPECULATIONS ON THE STATIONARY STATE New Left Review 59, Sep-Oct 2009: What is the historical significance of the implosion of neo-liberalism, coming less than twenty years after the collapse of the Soviet Union? http://www.newleftreview.org/...
- mersenne
mersenne, yazı için teşekkürler.. cuk oturdu... "elasticity of capital", "grey society" önemli kavramlar...
- Ozgur Uckan
The Institute for Prospective Technological Studies (IPTS), "R&D Investment in the Priority Technologies of the European Strategic Energy Technology Plan", 10.2009, http://ftp.jrc.es/EURdoc...
- Ozgur Uckan
"Ulusal "bilim-teknoloji politikaları" ve öngördükleri "ulusal inovasyon sistemleri" hızla dönüşen pazar koşulları tarafından aşıldı. İnovasyon mikro düzeylere nüfuz edip, firma, küme, bölge gibi ölçeklerde geliştirilerek sektörel sinerji adaları yaratmaya başladı. Sektörler özelinde, üniversite-iş dünyası-devlet işbirlikleri ve yerel dinamiklerle mikro düzeyde geliştirilen hızlı, esnek ve kolay ölçeklenebilir gayri merkezi sistemlerin kurulması öncelik kazandı. İnovasyon ve rekabetçilik arasındaki ilişkilerin kümelenme ve yönetişim modelleri çerçevesinde mikro düzeyde geliştirilmesi ve "hub"lar halinde küresel ağa entegre edilerek değerlendirilmesi inovasyon alanında yeni bir sistemik mekanizmanın doğmakta olduğunu gösteriyor. Örneğin, giderek güçlenen ‘’açık kaynak’’ eğilimini özellikle geliştiriciler arasında bir paylaşım ekonomisi yaratacak bir tarzda entegre eden ‘’açık inovasyon’’ yapıları Avrupa başta olmak üzere ön plana çıkıyor. Bilgi, üretim ve hizmetlerin, firmaları ve özellikle de tüketicileri kapsayan online topluluklar arasında paylaşımı inovasyonun geleceğini etkileyebilir." ("İnovasyon paradigması değişiyor", http://ozguruckanzone.blogspot.com/2009...)
- Ozgur Uckan
2. Senaryo: "Globalized Economic Collapse Globalization will result in critical interdependencies that will link members of a globalized society that includes a small super-rich elite and a substantial underclass of slum and subsistence dwellers, who will make up 20% of the world population in 2020. A severe pricing shock, possibly caused by an energy spike or a series of harvest failures, could trigger a domino effect involving the collapse of key international markets across a range of sectors. The impacts of this collapse could be transmitted throughout the globalized economy, possibly resulting in a breakdown of the international political system, as states attempt to respond to domestic crises and the local effects of wider economic collapse. Sophisticated societies that depend on complex, transnational networks for the supply of basic human needs, such as food that cannot be provided indigenously, are likely to face severe infrastructure failure, collapse of public services and societal conflict." (the Development, Concepts and Doctrine Centre (DCDC), Strategic Trends Programme: 2007-2036, 2007, p. 79)
- Ozgur Uckan
"Reel krizlere hazırlıklı olmak, ekonomik krizle aynı çözümü dayatıyor: Küresel yönetişim ve inovasyon… Küresel bir kaynak ve risk yönetişimi, ekonomik havza yönetimi, enerji ve metal sakıngan yerleşimler, çevre, enerji, gıda ve sağlık teknolojilerinde inovasyon, mevcut “işbirliği uçurumu”nun BİT ağlarıyla kapatılması… Yoksa gelecek krizlerin bedeli sadece refahımız veya işimiz değil, aşımız ve hayatımız olacak!" ("Yaklaşan “reel” krizler ", http://www.ozguruckan.com/...)
- Ozgur Uckan
"What Arendt’s writings could teach about the current crisis... [Bard College conference] (...) The crucial point is that for Arendt, the era of imperialism, which she believed began in the 1870s and lasted until the outbreak of World War I in 1914, marked the moment when the economic principle of unlimited growth and expansion came to dominate politics. It was the point at which private people pursuing great wealth, in essence, seized political power and made the protection of their interests the policies of the state — and it’s not all that hard to see something like that happening today. “After the disastrous financial swindles of the 1860s and ’70s, which were on a scale Bernie Madoff might admire, the need to protect their far-flung capital investments, and the huge profits derived from interest on them, inspired capitalists for the first time to ensure their enterprises, that is, to back them up with political power,” Jerry Kohn, the head of the Hannah Arendt Center at the New School for Social Research in New York, said in a paper he read at the conference. (...) “For the first time,” she [Hannah Arendt] wrote, speaking of imperialism, “investment of power did not pave the way for investment of money, but export of power followed meekly in the train of exported money.” " (Richard Bernstein, "Imperialism, Goldman Sachs Style" New York Times, October 21, 2009, http://www.nytimes.com/2009...) [Kasım Zorlu'ya teşekkürler, http://ff.im/a4YL3]
- Ozgur Uckan
Bu arada Hardt&Negri ikilisinin üçlemesi tamamlandı: "İmparatorluk" ve "Çokluk"tan sonra "Commonwealth" da yayınlandı (http://ff.im/aLIeZ). Bu üçleme konuyla yakından ilgili bir çerçeve sunuyor. Burada geliştirmeye çalıştığım perspektifte İmparatorluk ve Çokluk'tan çok şey var...
- Ozgur Uckan
Şuradaki tartışma, Türkiye'nin yakın geleceği ile ilgili önemli bir çerçeve sağlıyor: http://ff.im/b92tq
- Ozgur Uckan
Ozgur Uckan ,selamlar sanki çok çok ilerdeki bir zaman dilimi tartışılıyor gibi geldi ama güzel ve zihin açıcı
- Kaya Şahin
Gücün odaklanması geleceği belirleyen en önemli parametre. Teknoloji ,felsefe ve sosyal bilinç ne olursa olsun kaçınılmaz bir birleştirici güdü. İnsanlar gibi toplumlarda kendi güçlü uzantılarını yaratmak istiyor ve sonunda yaratıp kendi yarattıkları gücün bağımlısı oluyorlar. Bu sanki yukarda dikkate alınmamış gibi geldi. Tarih zaten bu uzantısal güçlerin yaratılması ve yokedilmesi üzerine dönüyor..
- Kaya Şahin
Kaya Şahin, aslında çok da uzak olmayan bir gelecekten söz ediyoruz. Malum, zaman giderek hızlanıyor. Burada tartıştığımız konular artık yakın gelecek algımız dahilinde. "İktidar protezleri" (sizin güç uzantıları değiniz şeye ben de bu adı takabilirim), gücün insanlar üzerindeki kullanımı, birer yönetim teknolojisine dönüşüyor. Bu teknolojiler hem kullananlar hem de üzerinde kullanılanlar için bağımlılık yaratıcı. İçinde bulunduğumuz dönem bu teknolojilerde de değişimin yaşandığı bir zaman aralığı. Nasıl bir geleceğe uyanacağımız hala belirsiz.
- Ozgur Uckan
Katılıyorum da .Toplumun odaklanma sonucu istemeyerek gene kendilerine karşı oluşturacakları güce yer verilmemiş gibi geldi bana.
- Kaya Şahin
Kaya Şahin, tam olarak ne demek istediniz?
- Ozgur Uckan
Özgür uçkan; Kaya Şahin galiba toplum olarak bilinçlenirsek bu duruma bir dur diyebiliriz demek istiyor veya öyle birşeyler. :)
- Mehmet Alp
Ozgur Uckan ,Mehmet Alp...Dediğim kısaca şu ; "İnsanlar gibi toplumlarda kendi güçlü uzantılarını yaratmak istiyor ve sonunda yaratıp kendi yarattıkları gücün bağımlısı oluyorlar."
- Kaya Şahin
Peki, "kendi yarattıkları bu gücü", onlar adına kim kullanıyor?
- Ozgur Uckan
Kaya şahin; farklı toplumların liderlik yaptığı topluluklarda sürekli üye konumunda kalacaksak kendi topluluğumuzu kurma zamanı gelmiştir , ki, kurulmuş var bu topluluklar o zaman ikisinden de uzaklaşmadan üst'e oynayarak yola devam etmeliyiz , bir süre sonra kendi kurduğumuz topluluğun bağımlısı olmamız kaçınılmaz mı ? yoksa saçmaladım mı emin deqilim :)
- Mehmet Alp
Ozgur Uckan ,kendi koydukları kurallar kendilerini bağımlı hale getiriyor.
- Kaya Şahin
Topluluğun parçası olmak, topluluğun gücünden pay almak, bir anlamda kendi bireyselliğinden taviz vermek anlamına gelebilir. Evet.
- Ozgur Uckan
Çünkü çoğunlukla alınacak kararlar fazla rasyonel olacaktır.
- Kaya Şahin
Ozgur Uckan ,evet dediğinizi demek istiyorum .
- Kaya Şahin
Rasyonalist kararlar bir müddet sonra inovasyonlardan dolayı yetersiz kalacak ve alınmış kararları değiştirmek zorlaşacaktır.
- Kaya Şahin
Neyse ki topluluklar da yaşlanıp ya da hastalanıp ölüyorlar :)
- Ozgur Uckan
Ve gelişmiş toplum bir önceki daha az gelişmiş toplumun statik kararları ile yönetilmek zorunda kalacaktır.
- Kaya Şahin
Yani şimdinin mutlak doğru rasyonel kararları geleceğin diktatörlüğü haline gelecektir.
- Kaya Şahin
Bir de hala ütopya olsa da "öğrenen topluluklar" kavramı var. İnovasyona açık ve öğrenmeye devam eden topluluklar. Çünkü sürekli rasyonalite arayışı toplumsal faydayı ister istemez boğacaktır. Ki genellikle de olan budur.
- Ozgur Uckan
Kapitalizm hertürlü çarpıklığına rağmen bu şekilde gittiği müddetçe motivasyonel olarak her an değişikliğe gebe ve zeminin heran kaygan olması belkı de çok güçlü diktatörlüğün frenleyicisi olmaktadır.
- Kaya Şahin
toplumlar insanlardan oluşur. bireyler geliştikçe ancak olumlu yönde bir gelişmeden bahsedebiliriz. O yüzden bilgiyi daha çok paylaşmak, "insan" lara daha çok vakit ayırmak, bu arada da kendini yenileyebilmek gibi parametreler söz konusu
- anessa
"Mükemmel", yani her anında ve boyutunda rasyonel bir sistemin düşüncesi bile ürpertiyor beni. O sistemde insana yer olmaz çünkü...
- Ozgur Uckan
anessa ,giderek insanlar daha akıllı olmuyorlar malesef.
- Kaya Şahin
Yani referans olarak neye göre mükemmellik.
- Kaya Şahin
Veya şöyle demiş olabilirsin . Toplum yönetiminde mükemmellik nedir?
- Kaya Şahin
Toplumsal sistemler için mükemmellik, genellikle rasyonel işlerlik anlamında kullanılır. Şimdiye kadar mükemmel bir sistem görülmemiştir, çünkü topluluklar insanlardan oluşur :)
- Ozgur Uckan
Toplum yönetiminde mükemmellik DEMOKRASİdir.
- Kaya Şahin
akılla ilgisi yok. Tarihte ikinci bir filozoflar çağı oldu mu? Niye 2331 sene sonra bile aristotle'ın poeticası bu kadar değerli?
- anessa
şu anın mükemmel insanı -egemen düşünceye göre- nasıldır?
- anessa
anessa, bu zor bir soru. "Egemen düşünce" var mı?
- Ozgur Uckan
anessa, çizgisel bir ilerleme yanılsamadan ibaret olduğu için Aristoteles değerli olmaya devam edecektir. Ama bu değerlilikte eskisi kadar yanlız değil... Bir o kadar değerli daha pek çok düşünür var.
- Ozgur Uckan
egemen olanın düşüncesine göre mükemmel insan, aklı ve davranışları, duyguları ve arzuları sistem tarafından kodlanabilen insandır; ki bunun da artık insan olamayacağı aşikar...
- Ozgur Uckan
Dramatik yapı dediğin insan psikolojisi mi?
- Kaya Şahin
"toplumlar insanlardan oluşur. bireyler geliştikçe ancak olumlu yönde bir gelişmeden bahsedebiliriz. O yüzden bilgiyi daha çok paylaşmak, "insan" lara daha çok vakit ayırmak, bu arada da kendini yenileyebilmek gibi parametreler söz konusu"
- anessa
senaryolar var sadece özgür hocanın da belirttiği gibi
- anessa
şahsen beni umutlandıran proje için düşünce- ya da belki laf salatası- üretebilirim
- anessa
Seni umutlandıran ne? Ortada bir şey yokki ,veya varda ben mi görmüyorum ? Herşey belirsiz. Senin canın bir ara umutlandırmak istedi, konu da pek önemli değildi senin için, sanki hepsi o kadar gibi. Neyse iyiki varsınız.
- Kaya Şahin