Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Ömer Ekinci
Geliştrend » İlk görüşte kendine güveni tanımak - http://www.gelistrend.com/ilk-gor...
Geliştrend     » İlk görüşte kendine güveni tanımak
Geliştrend     » İlk görüşte kendine güveni tanımak
“Kendine güven” ve “özgüven” çok karıştırılan bir ikilidir ve genelde birbirinin yerine kullanılıp kafa karışıklığı yaratırlar. Bu yüzden önce bu iki kavramın tanımlarını yaparak başlayalım: ... - Ömer Ekinci from Bookmarklet
Maslow'un hiyerarşisinde de önce "başkalarına" sonra "kendine" güvenir insan... İlginçtir ki... Diğer alanlarda da geçerlidir bu... Başkasını anlamayan, kendini anlayamaz. Çok önemli bir konu.Nurdan hanıma teşekkürler. - Uğur Özmen
Maslow hiyerarşisi gerçekten enfes izah etmiş. O yüzden insan bir karar aldığında çevresindekilerin etkisinden çok kolay ve çabuk etkilenir. Nereden nereye bağladım olacak ama , genç girişimci de her karşısına çıkan olumsuz fikirden etkilenip nice güzel fikirlerde yarı yolda kalabiliyor. Karşısındaki kendinden biraz olsun emin gözüküyorsa ona tabi olma eğiliminde olabiliyoruz. - Ömer Ekinci
güzel bir yazı olmuş... teşekkürler.. - Aykut Önen
Güzel bir yazı gerçekten. Tebrikler. - Mert Alemdar
Türkiye'de yönetici konumunda bir dönem yaşayan Amerikalı bir arkadaşım bana Türk insanı ile Amerikalı arasındaki farkı şöyle anlatmıştı : Yapılması gereken bir proje vardır. Müdür masaya koyar. Masanın etrafında oturan herkes işe vakiftır. Müdür kim yapacak bu projeyi dediğinde bütün Amerikalılar atlar işin üstüne. Bu onlar için bir sıyrılma fırsatıdır. Aynı durumu Türk çalışanlarla yaşadığımızda kimse "projeyi ben yapayım" demez. Bunun nedeni tembellik de olabilir ama ana neden başkadır. Sizce ana neden kendine güvenmemek midir, özgüven eksikliği midir? Sonrasında ben de kendi çalıştığım büyük çaplı bir şirkette aynı tecrübeyi yaşadım, değerlendirmenizi nedir acaba? - ipek aral kişioğlu
Ellerinize sağlık Nurdan hanım - Gökhan ŞİRİN
Uzun yıllar yöneticilik yapmış bir kişi olarak, İpek ve Nurdan hanımlara ekleme yapayım. Türkiye'de "ben yapayım" diyen kişi "ama..." diye başlayan cümlelerle başarısızlık şartlarını sıralar. Yani beyninde öncelikle "başarmak" değil de "ya başarısız olursam..." düşüncesi vardır. - Uğur Özmen
bu konu her acildiginda aklima IBM tarafinda yasandigi rivayet edilen hadise gelir, "bir projede VP'lardan biri 50000$ batirir ki 90'larin basi icin cok ciddi bir rakamdir, genel mudure gidip istifasini verir, ozur dileyerek odadan cikacakken 'siz su anda $50.000'lik knowhow'a sahipsiniz ve bu hatayi tekrarlamamaniz icin gereken tum bilgilere haizsiniz, isten ayrilmayi kesinlikle dusunmeyin beraber devam edecegiz' der." benzer bir hikaye turkiye'de yasandiginda sonuclari ne olur hep dusunmusumdur. projenin sorumlulugunun teslim edilecegi "yetkiliden" cok "ya patlarsa" olasiligi sebebi ile "kurban" arayisi belki de calisanlari\yoneticileri bu "tepkisizlige" itiyor. basarisiz olsa dahi sirketin kendisine sahip cikacagini bilen personel daha uretken\verimli\zamanini efektif kullanabilen bir "birey" olmayi basarirken surekli ceza ve yaptirim goren personel "aman gunu kurtarayim da ne olursa olsun" psikolojisinde ve prensibinde ilerliyor. herhalde bu yuzdendir "gunu kurtarmak" kavrami ulkemizde bu kadar yayginken "sistem kurup otomatize etmek" cok uzaklardan el salliyor sirket yapilarinda. - Sets Turan
Bu linki ilk gördüğümde yer imlerime eklemekle iyi ettiğimi her geçen gün biraz daha iyi anlıyorum. Uğur Üstad'ın, İpeğimin ve yeni tanıdığım ama keyifle takip ettiğim Nurdan HanımIn yazılarını kaçırmamaya çalışıyorum, hepinize tabii Ömer'e de çok teşekkürler. Bu yazıyı hemen oğluma yolladım ve ilk fırsatta okumasını istedim. - MugeCerman
@Nurdan hanım, bu Amerikalı arkadaşımın yaşadığı benzer bir durumu ben Türkiye'nin en büyük şirketlerinden birinde yaşadım. GM Yardımcısı 12 kişiyi masa başına topladı. Hepsi uzman ve üstü seviyede. Bense o şirketre işe yeni başlamıştım. İK tecrübem ise onlar kadar değildi. GM yardımcısı masa üstüne bier dosya koydu. Projeden bahsetti ve kim yapacak? dedi. Kimseden gık çıkmadı. Sanki soru sorulmamış gibi oturmaya devam ettiler. Ben çok şaşırdım. Benzer bir konu üzerine çalışmamış olsam da anlatılandan projeyi yapabileceğime kanaat getirdim ve elimi kaldırdım. GM yardımcısı "sen yenisin" dedi. "Yapabilirim" dedim. "Yapamazsan fena olur" dedi espirili bir şekilde. Güldüm. Projeyi yapabileceğim konusunda özgüvenim tamdı. Projeyi ben aldım. Departmandaki arkadaşlar duruma bayağı bozulduklarını proje esnasındaki bazı yardım taleplerimi havada bırakarak belli ettiler. Projeyi başarı ile bitirdim ve raporumu teslim ettim. Birkaç gün GM sekreterinden bir telefon aldım. GM benimle tanışmak istemişti. Çok heyecanlandım çünkü sözkonusu kişi Bülend Özaydınlı idi. Kısacası bana göre o masa başında oturan insanlar projeyi alacak kadar özgüvene sahip değildi. Ve daha kötüsü projeyi alma cesareti olanı da cezalandırdılar kendi çaplarında. Ben sizin baktığınız kadar toplumsal değerler çerçevesinde yaklaşmıyorum açıkçası. Proje masaya konduğunda insanlar sanki duymamış gibi davrandılar resmen, beni şok eden bu oldu. - ipek aral kişioğlu
Bahsettiğim şirkette çok mutlu olamadım açıkçası. Anlatmış olduğum insan yapısından dolayı. Memuriyete dönmüş bir kariyer yolunda, elden ve kafalardan çok ağızların çalıştığı bir profesyonel kitlesi içinde bir parça artı değer üretmek imkanlı olsa bile adeta suç adledilir. Ayrıca bana çok enteresan gelen bir kömün yaşamı mantığı vardır bölümlerde. Herkes denk olsun, kimse ön plana çıkmaya çalışmasın, huzur bozulmasın. Bizim insanımız açık rekabeti sevmez. Eğer biri ön plana geçer ise de tabir yerinde ise ahlak dışı rekabet etmeye başlar. Dedikodu yapar, söz konusu kişiyi önüne gelene kötüler. Siz şirket yapılarına ve insanlara çok pozitif yaklaşıyorsunuz ama kanımca iş hayatı böyle pozitif değil, özellikle de memleketimizde. Son 6 yılımı ise bana benzeyen insanlarla geçirdim. O nedenle de iyi ile kötüyü çok net ayırtedebildim iş hayatında. - ipek aral kişioğlu
Yazı güzel. Bir de "özsaygı" ile ilgili yazı rica ediyorum. Teşekkür. - Ercan Bülbül
nurdan çok güzel olmuş :)) teşekkürler :) - Ömer Karapınar
bence guveni veya ozguveni tamamlayan tamamen dis unsurlardir - Oguzhan Kaya
Takip :)) - Ercan Bülbül
şirket içi dedikodu olayı için başıma gelen en komik örneği yazmak istiyorum. Belirttiğim büyük şirketten ayrıldıktan sonra girdiğim grupta en üst kademeyle çalışıyordum. Hatta bir dönem patronun kendisi ile birebir bir havacılık projesi yürüttüm. Bu arada eski şirketimden bir arkadaşımla yemeğe çıktım. Ona yeni şirketimde yaptıklarımı coşku ile anlattım. Patronla birebir çalışma imkanı bulduğumu söyledim. O yemekten kısa süre sonra bana tebrik ve sitem mesajları gelmeye başladı eski şirket arkadaşlarımdan "Ooo ipek çok ayıp ettin, patronunla evlenmişsin, haberimiz yok, aşkolsun" .... hala kahkaha ile gülüyorum. Nasıl bir dedikodu zinciridir bu ? :D - ipek aral kişioğlu
İnanılmaz, büyük şirketlerde vakit başka türlü geçmiyor sanırsam. - Ömer Ekinci
Ömer, kesinlikle, yaşadığım şoku anlatamam. Düşünün, bu iş dışında bir olay. Örnek iş konusundaki olası kötü içerikli dedikodu boyutuna dair hayal gücünüz şekillenebilir. İnsanlar dedikodu konusundaki yaratıcı güçlerini işe harcasalar keşke. :) - ipek aral kişioğlu
Özgüven eksikliği midir bilmem ama daha önce çalıştığım şirkette benim de başıma gelmişti (sürekli). ortaya işler çıkartılırdı ama üstlenen olmazdı, genelde ben istemesem bile bana kaldığı için ses çıkarmaz milleti izlerdim. GM birilerine zorla sahiplendirmeye çalışmaya başlamıştı hatta :) İşin zorluğu ya da kolaylığı ile alakalı değildi sahiplenmemek, daha çok sorumluluk alıp altından kalkamamanın korkusu gibiydi. Hata yapmaktan korkuyorlardı gördüğüm. Bir noktadan sonra da şöyle bir duruma gelmiştik, işin yapıldığı durumda çalışana yansıyan kısım (mükafatın olmaması gibi) işi yapmayı gereksiz kılıyordu, kimse boş oturmak varken boşa çalışmak istemiyordu. - Fatih Çelik
Ülkemizde üniversiteyi bitirmiş ve bir çok büyük kurumda çalışan ama sadaece akşam mesai saatinin bitmesini bekleyen, günlük standart işlerin dışında memur zihniyetiyle çalışan Fatih arkdaşımın dediği gibi mükfatı yoksa elini hiç bir işe sürmeyen, sürenede destek olacağına köstek olan ve bu yüzdende işsizler nufüsuna dahil olan okadar çok insan varki... Yukarıda bahsettiğiniz o olumsuz sebeplerden ötürü kendi işimi yapıyorum ve bundan da çok büyük keyif alıyorum.. Ayrıca yazılan yorumlar da en az bağlantısı verilen yazı kadar güzel :) teşekkürler tekrar... - Aykut Önen
Efenim size Lie To Me isimli diziyi tavsiye ederim. Bu konuyu gayet güzel işliyolar. İzlemeseniz bile en azından framanına bir bakın :) - sametofit
naaptın ayser, ben de olsam izin verme demiş, izin vermişsin.. - saditekin
en doğrusunu yapmışsın umarım muvaffak(kelime doğru sanırım) olursun:) bende son çalıştığım iş yerinde tüm heyecanımı kaybetmeye başlayınca son hızla kaçmıştım ordan.. Şuan en sevdiğim işi, hemde kendi işim olarak yapıyorum... Yeri geliyor sabahlıyorum, yeri geliyor kafayı yiyorum ama genelde çok büyük keyif alıyorum. her yaptığım şeye kendimden bir şey katıyorum buda beni mutlu ediyor ve daha çok çalışmaya teşvik ediyor :) - Aykut Önen