Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
otisaga
''Yetmez ama Evet'' üzerine sorular, No.2 : ''Hayır'', Anayasa Değişikliği yönünde ikinci bir değişilik pakedi için belirleyici olamaz mı? Yani, ''Yetene Kadar Hayır''ın önündeki engel nedir? Anayasa'nın değişmesi gerçekten gerekiyorsa, ki gerekiyor, sonucun 'Hayır' çıkması *daha kapsamlı* bir değişikliğe yönelik bir pazarlık, ya da, iletişim
ak-partiden-referandum-kitapcigi-16545.jpeg
...hamlesi niye olamıyor? - otisaga
Oğulcan: ''Var olan iktidar ve getirdiği paket halk tarafından kabul edilmedi olacak.'' Referandum'dan çıkarılacak olan bu sonuç nihai ve kesin sonuç mu? Öyleyse bu, çıkarılabilecek ve birbiri ile çelişen, çakışan bir çok farklı yorum ve özet ile değerlendirildiğinde tek aşamalı Referandum uygulamasının, en azından biçimsel olarak, arızalı olduğunu göstermiyor mu? - otisaga
Oğulcan: Ben nihai yargının söylediğin gibi olacağından emin değilim, zira oylamaya sunulan tek soruya verilen yanıtın önden formel olarak sınırlanması gerekçesi ile tek bir nihai yargı/yorum oluşabilmesi bana mümkün gelmiyor. Soruna gelirsek: Bana kalırsa hepsi ayrı ayrı oylanabilmeli, çünkü hedef temsili değil, doğrudan demokrasi olmalı. Referandum bu açıdan beni heyecanlandırıyor, sadece siyasete angaje olma biçiminden bile değerlendirirsek, bana göre, bu geçtiğimiz dönemde internet üzerinden gözlemleyebildiğim kadarıyla, siyasi tartışma, diyalog ve iletişim kültüründe ciddi bir ilerleme oldu. Bunun devam ettirilmesi, referandum kararının siyasi partilerin inisiyatifinde bırakılmaması gerekiyor. ..diye düşünüyorum ben. - otisaga
"Yetene kadar hayır"ın önünde hiçbir engel yok ve önceki soruya yaptığım yorumlardan birinde de belirttiğim gibi, olması gereken de bu. Ama art arda referandumlar, halkın Meclis'e karşı "Biz sizi bizi temsil etmeniz için seçtik, uzlaşacağınıza bize sorup duruyorsunuz, kafanız mı güzel kardeşim?" gibisinden bir bıkkınlık tepkisine yol açabilir. - @barisunver #beyn.org
@Oğulcan; http://beyn.org/sahi-ni... şeklinde bir yazı yazıp paket halinde oylamanın anlamsızlığına değinmiştim. Son yazdığın soruya orada bir yanıt var aslında. - @barisunver #beyn.org
Barış: Temsil için seçilme temellendirmesinde ben bir sorun görüyorum. Temsil, elbette bir noktadan sonra gerekli/kaçınılmaz, ama temsil'e alternatif bir katılım hakkı ya da imkanı yokken oluşan durum'un temel alınması bana çok doğru gelmiyor. Kabaca indirgersek şöyle sorabiliriz: ''Doğrudan Demokrasi imkanı vardı da halk temsili olanda mı ısrar etti? İmkan olsa hala temsili olanda ısrar eder miydi?'' Açıkçası sorum, internet üzerinden konuştuğumuzu da hatırlatarak, şu: Doğrudan Demokrasi'nin önündeki engeller aşmak, yaygınlaştırmak yönünde bir çaba -artık- gerekmiyor mu? - otisaga
Bunun için Siyasi Partiler yasasını değiştirmek ve partilerin iç demokrasilerini sağlamaları; dokunulmazlıkların kalkması ve daha da önemlisi, parası olanın değil en çok destek görenin milletvekili seçilebilmesi gerekiyor. Bu, daha öncelikli bir Anayasa değişikliği olurdu ama yapılmadı. Keşke yapılsa. - @barisunver #beyn.org
en baştaki soruların birkaçına şöyle cevap verebilirim sanırım: yetene kadar hayır'ın önündeki engel hayırcılarda aranabilir. hayır cephesinin çoğunluğunun mevcut anayasayı kökten değiştirebilecek ufka sahip değiller. şu yüzden ufuk diyorum: şöyle veya böyle, anayasanın değiştirilmesi kafadaki fikir olsa bile çoğunun mevcut sorunlara (sözgelimi, kürt sorununa) yaklaşımları varımsız. - hulusi acek
@hulusi; taraflı genellemeler yapmak çok yanlış olur bu durumda. örneğin karşılaştığın birkaç "hayır"cı derdini tam anlatamadı diye "bütün hayırcılar ufuksuz" demek, tüm "hayır"cılara (örn. bana) hakaret olur. mesela ben de birçok "evet"çi gördüm, "ak partiliyim ondan evet diyorum" diyen veya "darbecilerle hesaplaşacakmışız öyle duydum ondan evet diyorum" diyen. bu, bütün "evet"çileri ufuksuz yapar mı? yapmaz. "evet"çiler de, "hayır"cılar da bu ülkenin iyiliğini düşünüyor, aşağı-yukarı herkes iyi niyetli. taraflı ayrımlar ve aşırı genellemeler yüzünden her halkoylaması tartışmasında konudan uzaklaşıp duruyoruz zaten. ("biz"den kastım, siyasi liderler başta olmak üzere tüm halk.) - @barisunver #beyn.org
ömer laçiner'in birkimin ağustos sayısına yazdığı başyazı tek kelimeyle skandaldır. - arda
@Lermontov, İnsaf diyorum. Hayır cephesi bir aydır Evetçileri vatan hainliği ile suçluyor. "iyi okumuyor ya da yanlış okuyor" argümanını da Hayırcılar için kullanmak lazım gelir diye düşünüyorum. - o.s.m.
Feed'in esas konusuyla ilgili oalrak da @otisaga, Statüko bu referandumu bir ölüm kalım meselesi haline getirdi. AKP seçimlerde çok oy alıyor, Anayasa Mahkemesi'nce kapatılamıyor, darbe girişimleri fiyasskoyla sonuçlanıyor... Rejimin kırmızı çizgileri aşılıyor ama savunma hatları fayda etmiyor. Referandum da haliyle bir ölüm kalım meselesine dönüşüyor. Burada çıkacak bir Evet sanıyorum ki rejim için son savunma hattı olacak ve yıllarca buna yaslanarak anayasada değişiklik yapılmasına itiraz edecektir. AKP'nin referandum sonrası memelekte şeriat getireceğine dair güçlü bir inancınız yoksa, referandumun metodundan veya bazı maddelerdeki sıkıntılardan ötürü Hayır kullanmanız bence çok mantıklı değil; zira dönen mevzunun yanında bunlar biraz ufak meseleler. Önemli değiller demiyorum; tabii ki toptan evet-hayır usulü saçma, tabii ki bazı maddelerde ciddi sıkıntılar var ancak vesayet rejimine son verilecekse buradan başlamak lazım gelir. Gene de dediğim gibi AKP'nin takiyyeciliğine ve halkın bu partiyi asla seçim ile tasfiye etmeyeceğine dair güçlü bir inancınız varsa Evet mantıklı bir seçenek olacaktır. Not: "Bu yaşanan egemenlerin rant kavgasıdır, bizim bununla işimiz olmaz" diyecek "devrimci" arkadaşların argümanı bambaşka bir mesele tabii. Onlar boykot etsinler, ne diyeyim? Not 2: BDP'nin boykotuna destek vermesem de arkasındaki mantığı anlıyorum ve saygı duyuyorum. Kendilerine diyecek bir lafım yok. - o.s.m.
osm: benim görebildiğim durum kabaca şu: askeri vesayet'i sündürecek, tüketecek hamle olarak referandum'un konu ettiği meseler atılımdır, buna şüphe yok. ama bu atılımda, eğer saf alınan pozisyonda samimiysek (anayasa değişikliği VE askeri vesayete karşı hamle) ve istekliysek iştirakin sınırlarını genişletmek zorundayız. referandum'un tarafı olan halk'ın da doğrudan kendi taleplerini açıkça ve faal olarak dile getirmesi, dahası getirmeyi öğrenmesi gerekiyor. bu, bence 'sivil vesayet' edebiyatı kadar, artık değişmesi gereken temsili demokrasi anlayışını da aşındırmak için, -askeri vesayete karşı olan tavır-a denk önem arz ediyor. yanisi, eğer referandum bir stratejinin parçası ise tek boyutlu ve temsili pozisyonların kavgasını da aşma fonksiyonunu da yerine getirmeli. bize düşen sorumluluk 'askeri vesayet karşıtlığı'ndan ibaret olmamalı. kendim adıma ben birbirini destekleyen bir strateji için, ve akp de dahil her türlü düzen partisinin yeniden yapılanmasına ayak olması adına, doğrudan demokrasi talebine yönelik sesin de yükseltilmesi gerektiğini, ölüm-kalım meselesi olduğunu düşünüyorum. yani referandum boykot edilmeli, ve boykot'un gerekçesi de doğrudan yapıcı bir amaca vakfedilmeli...diye düşünüyorum ben. - otisaga
hulusi: 'ufuksuzluğun' sabit bir değer olarak alınması herhangi bir müşterek siyaseti ister istemez lüzumsuz hale getiriyor. zira siyasi, ideolojik ufuğu doğrudan kapsayıcı bir karar ile dayatarak vermek, yedirmek de bana pek mümkün gelmiyor. eğer ki siyaset yığınları kapsayıcı bir ortak yol inşa etmektense tahakkümün yönünü, ufuksuzluk, vizyonsuzluk gerekçesi ile sınırlanan bir gruba karşı baskın kılacaksa mevcut senaryo tersinden tekrar etmiş olacak, yeni mağdurlar, yeni muktedirler yaratılmış olacak. partiler üstü bir siyaset için partilerin izin verdiğinin dışında bir siyaseti sürdürebilmek gerekiyor. 'sivil vesayet'se ideali, bence, bu oluyor. - otisaga
otisagabey: temel olarak doğrudan demokrasi diye tanımlamış olduğun talebin ölüm kalım meselesi olduğunu ben de düşünüyorum. basitçe biz halkın siyasal alanda düzen partilerinden herhangi birine sırf bertaraf olmamak için eklemlendiğimiz gözlemimden, yeni bir siyasal alan tahayyül edememizden kelli çok önemli doğrudan demokrasi. lakin ki, bugün bu talebin, yine biz halk nezdinde sanal olduğunu gözlemlemekteyim, sosyolojik herhangi bir veri sunmayacak olsam da kabul göreceğini düşünüyorum. bugün bir kahvehanede evet, hayır, boykot siyasal alandaki temsilcilerinin(bdp de dahil) argümanlarıyla (yani bahsettiğimiz doğrudan demokrasi talebiyle değil) tartışılıyor. bu nedenle boykotun bdpnin tabanı hariç türkiyede reel bi tepki doğuracağını düşünmemekteyim. fakat boykotu uygulama ihtimali olan -yani bdp- bir partiyi de elbbetteki desteklerim. ama eğer ileriye dönük politika üreten, sadece ulusal mücadelede olmayan bir sol parti için -ki türkiye'de hiçbiri kitlesel değil- izlenecek tek strateji eveti destekleyip, referandumun ertesi gün hayırın çekincelerini daha güçlü dillendirmektir diye düşünüyorum. hayırı ise, böyle bir talep üzerinden gerçekleştiremeyeceğimiz varsayımı üzerinden, kemalizme sırt dayamak olarak yorumluyorum. - Onur Sümen