Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Özgür Alaz
Ülker paketi ne güzel. Ince bir düşünüş var. Yayınlayan kişiler de açıkca 'Ülker bana paket gönderdi' diyor. (proje bize ait değil) Bunda etik olmayan birşey yok. Asıl önemli konu, başka bazı ajansların parayla bloglarda kendilerini haber yaptırmaları ve bunu yazan bloglarda bu duruma hiçbir şekilde atıfda bulunulmaması.
Bu durum insanları kandırmak gibi. Bir müşteri olarak ben, beni kandırmak için bu tarz yollar seçen markalardan hoşlanmıyorum. - Özgür Alaz
Kesinlikle atıfta bulunmak gerekiyor diye düşünüyorum. Mesela Yeni Rakı etkinliği için yazı yazan blog yazarlarının bunu dipnot olarak belirtmesi gerekirdi. Okuyucuya karşı sorumluluk bence bunu gerektirir. Mesela ben yazımda açıkça belirttim. http://omerenis.wordpress.com/2010... - Ömer Enis
Ben özel seçilmiş - çok izleyicili sosyal medya insanlarına gönderilen bu gibi paketlere şüpheyle yaklaşıyorum. Rakı - gofret - araba markası gibi örneklerini gördük. bir tanesi de tetris yollamıştı. Bu biraz al gülüm ver gülüm gibi görünüyor. Sürpriz falan da olduğunu düşünmüyorum. Sürprizse hep aynı kişilerin adresleri birçok marka tarafından nasıl biliniyor da hepsine aynı anda bu paketler gidiyor? Yemezler... Çekiliş yok, yarışma yok, "ben sana bunları yollarım sen de benden bahset" pazarlığı var. Bende ters etki yapıyor, bu markalara yaklaşmak bir tarafa, bilakis uzaklaşıyorum.. - Altuğ
öyle bir durum mu varmış :/ humm.. (durum derken PR ajanslarının parayla bloglarda kendilerini haber yaptırmalarından bahsediyorum) - Parfe
Bir saniye; ben yanlış mı anladım? PR ajansları para verip haber mi yaptırıyor bloglarda? Bunu CİDDEN soruyorum. Bu dehşet verici bir şey o zaman. Gerçekten bunun cevabını ve bilen varsa mantıklı açıklamasını duymak istiyorum. Ona göre devam edeceğim. - M. Serdar Kuzuloglu
@Serdar: Malesef. Eminim son müşterinin haberi yoktur, ancak kimi ajanslar açıkca paranı al, yazımı yaz durumu yapıyor ve blogda hiçbirşekilde referans verilmiyor (bu bir paralı posttur, advertorial vb. tarzı bir açıklama yer almıyor) Tüm sosyal medya kitaplarında, tüm iletişim kurallarında en büyük hata olarak gösterilen şeyi başarıymış gibi yansıtan ajanslar, markalar var. - Özgür Alaz
PR ajanslarının para alması normal de bloggerlara para ya da herhangi bir şey vadetmesi ve bunun karşılığında fikirlerini alması mesele. yani ürünümü al, kullan ve fikrini yaz başka şey, beni öven yazı yazarsan sana şunu vadediyorum başka şey. - Parfe
Son olarak parayla blog yazısı yazdırmakta sorun yok. Ancak bunun gizli kapaklı, açıklanmadan yapılmasında sorun var. - Özgür Alaz
Özgür'e katılıyorum. - Altuğ
Özgür, fikirlerinin büyük çoğunluğuna katılmayan biri olarak; bu söylediklerinin sonuna kadar arkasındayım. - Taci Yalçın
İşte blog açmanın vakti gelmiştir. Tarifem şöyle: 1.) 1 paragraf övgü yazısı+ürünle çekilmiş fotoğraf 100 TL + KDV (fatura istenmezse kdv düşebilirim, fiyat paragraf başınadır paragraf arttıkça fiyat ona göre şekillenir.) 2.) 1 paragraf + ürünle çekilmiş fotoğraf 200 TL + KDV (1 deki ile aynı şartlar geçerli olup tek fark paragraf içeriği tamamen rakip ürünü yerecek şekilde yazılacaktır.) Saygılarımla - Yunus YAMANER (CITRIL)
Blogcular yayıncı ayağında henüz gayet amatör belli ki. PR ajansının işi halkla ilişkilerdir. Para verip yayınlatılan şey REKLAM'dır ve bunu REKLAM Ajansı yürütür. Her mecranın tarfiesi vardır, para verilip satın alınır. O alanın reklam olduğu da belli olur. PR ajansı kimseye para veremez haber / yazı çıkartmak için. Bunu bir gazeteci, dergici, televizyoncuya yapabiliyorlar mı? Akıllarına bile getirmezler. Ben bunu blog camiasının henüz bu işleri tam bilmemesine bağlıyorum. Para alınıp blog yazısı yazılmaz. Her yayın, yayıncının namusudur. Neyse ben bunu ayrı bir platformda tartışacağım. Fakat çok midem bulandı. İnanın markaların haberi yoktur bunlardan kesinlikle. - M. Serdar Kuzuloglu
Blogculara para verildiğini düşünmüyordum ama öyle bir şey varsa ortalık fena demektir. Bazı blogcuları sosyal insanları tekrar değerlendirmek lazım anlaşılan. Hediye karşılığında yapıyorlar sanıyordum. vay vay.. - Altuğ
tavşana kaç, tazıya tut. - Bahriye
hakkaten, bana niye kimse bir şey göndermiyor madem öyle - Sinan Ayhan
@M. Serdar Kuzuloglu ulusal boyutta duymayan marka kalmış olamaz.. varsa da heralde gündemi takip etmiyordur sosyal medya olayına başka niye girmek istesinler ki - mehmet t. akalın
Erdal bu olayın gazeteyle falan ilgisi de yok bence. Bir insan nasıl PR ajansından para alıp da blog yazısı yazar? Bunun terimi, açıklaması nedir? Ben bulamıyorum. PR şirketlerinin blogcuların saflığından faydalanmaları olarak düşünmek istiyorum bunu. Ya da kendini blogcu olarak tanımlayanların gerçekte ne yaptığını bilmemeleri olsa gerek. - M. Serdar Kuzuloglu
Öyle zaten Serdar abi. Blogcular ne bilir PR ajansını, etiği betiği. Blogundan para kazanan insanları gördükçe uzun süre, bileniyorlar. Böyle bir teklif gelince de heveslenip balıklama atlıyorlar. Olay tamamen bundan ibaret. (Umarım!) - Taci Yalçın
Tarifeyi de ekleyelim, şenliğimiz eksik kalmasın: http://www.sunipeyk.com/reklam... "Tanıtım ve Basın Bülteni** yayınlama ücreti 150 TL dir." - A. Kıvanç Tanrıkulu
Sunipeyk blogunda bulunan "Ücretli olarak yayınlanan yazıların altında Basın Bülteni ibaresi eklenir." ifadesi blogu yukarıda bahsedilenlerden çok farklı yere koyuyor bence. Tartışılan, para karşılığında reklam olduğunu belirtmeden reklam yazmak. - Mustafa Dalcı
Ufuk: Haklısın. PR ajansı kelimesini düzenledim. - Özgür Alaz
"Tüm yukardaki ödemeler amatör bir site olan SuniPeyk‘ e destek olarak değerlendirilmektedir." yazısına takıldım ben Mustafa. Bilmediğimden soruyorum. Kim değerlendiriyor bunu destek olarak? Yani vergi muhabbeti falan ne alemde bloglar konusunda? Cidden bilmediğimden soruyorum. - Taci Yalçın
Meriç, çok fark var. Hatta melodili "fark var". - Taci Yalçın
Belki adam blogunu bir "iş" olarak görüyor ve buna bir proje olarak bakıyor? Blog, kelime anlamından sıyrılalı çok oldu. İnsanların artık "bugün sevgili kedimin doğum günü" yazdığı yerler değil bloglar. - Taci Yalçın
Arzu ederseniz yurt dışındaki örneklerden yola çıkarak kimin nasıl reklam aldığına bakın. Mesela Türkiye'de bir bilgisayar firmasının ürün setini değiştirebilecek, bir FMCG firmasını eleştirerek yeni bir çığır açmasını sağlayabilecek bir blogger "benim bildiğim" yok.Mutlaka olacak. Ha bu anlamda blogger yok da gazeteci var mı sorusunu başka bir düzlemde tartışalım - Serhat Ayan
Para karsiligi haber yaptirmak bloglara has bir olay degil, ben sasirmadim. Gazetecilerin imtiyazlar, ucretsiz hizmetler ve bazen para karsiligi yazi yazdiklari senelerdir soylenir. Marka ve PR tarafindakiler bu konuda konusur ama yazamaz :) - Burak "cyrus" Bayburtlu from iPhone
Bir de Sunipeyk'i tenzih edelim, advertorial sucsa butun medya muebbet hapis yatmali :) - Burak "cyrus" Bayburtlu from iPhone
Hah, şimdi on numara oldu Meriç. - Taci Yalçın
Can bunlar hangi yayininin tarifesi? - Burak "cyrus" Bayburtlu from iPhone
Sunipeyk'in advertoriali neden bu kadar sıkıyor malum gazeteciyi bilemiyorum. Birde gazetecilerin bu işi yapmadığı büyük yalan. Kobileri arayıp sektörün önde gelenler köşemizde yer almak ister misiniz diyen Doğan gazetelerini sayayım mı? Biraz insaf edinde öyle saldırın. - Ömer Enis
Özgür Alaz'a katılıyorum. Bu tartışmayı başlattığı için de kendisini kutlamak gerek. Benzer tartışmalar ABD de de yıllar önce yapılmış ve bir uzlaşıya varılmış, neticesinde bazı normlar ve standartlar oluşmuş bu konuda. Bu açıdan hiçbir güncel tartışmanın gölgesinde kalmaksızın tartışılmasında ve ülkemizde de bazı standartlar oluşmasında yarar var... - Mert Erkal
Mert bu konuda referans gosterecegin bir yer varsa bunlari gormek isterim. Hazir yeri gelmisken paylasir misin? - Burak "cyrus" Bayburtlu from iPhone
Ömer Enis, bizim bir yere, birine saldırdığımız yok. Komik bir link paylaştım ben. Senin blog'unda falan da varsa komik link, sen de paylaş. - A. Kıvanç Tanrıkulu
Ömer Enis, isim vermeden Erdal Kaplanseren ve Kıvanç Tanrıkulu'na sitem etmişsin ama ben de konuyla ilgili birkaç şey söyleyeyim: ben 16 yıllık gazeteciyim. Tecrübe ve birikim sahibi olmak için yeterli midir bilmem. Ben 'para ver, haberini yapayım' diye kimseyi aramadım, arayan GAZETECİ de görmedim. Hiçbir PR ajansı bana bir yazı için para teklif etmedi, etmeye cüret de niyet de etmezler. Hiçbir haber için para almadım. Alan görmedim. Hiçbir gazeteci kendi köşesi, sayfası için bir şirketten para isteyemez çünkü anlaşıldığı anda kapının önüne konulur ve bütün sektör de bunu ifşa eder, rezil eder. Gazete sayfaları bize ait yerler değil çünkü. Ancak REKLAM SERVİSLERİ reklam ve advertorial adı altında firmalara sayfalar SATABİLİR. Bunların da bir yerinde mutlaka paralı bir içerik olduğu yazar (advertorial gibi). Ama kimse parayı verip bir köşe yazarının köşesinde çıkacak bir yazıyı hazırlayamaz. Ben şahit olmadım, olan varsa anlatsın, ben de öğreneyim. Gazeteci / muhabir reklam ajansının varlığını bile bilmez ama PR'ın oyuncağı olmuş kimi meslektaşlara da rastlamadım değil. Fakat buradaki gibi bastır parayı, yaz yazıyı; dediğim gibi BİR DEFA BİLE görmedim. Blog da bir anlamda köşe yazarına denk gelir gazetedeki yapısını düşününce. Firmalarla ve ajanslarla böyle ilişkilere girenler sonunda o çamurun içinde kalırlar. Zamanla ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Herkesin kendine ait çizgileri olmalı. - M. Serdar Kuzuloglu
Elbette Burak, yurtdışında benim de İngilizce bloglarım ile üyesi olduğum pek çok blog yazısı başına para ödeyen sistem var. Örneğin https://payperpost.com/. Bu sisteme üye olan blog yazarları yazdıkları reklam yazısının altına "sponsored post" yazmalarının bir zorunluluk olduğunu bilirler. Aksi takdirde ödeme alamazlar. Bu çok basit bir örnek. Sanıyorum orada taşlar yerli yerine oturmuş, herkes blogger ların blog yazarak para kazanmasının herhangi bir başka iş modelinden farkı olmadığı konusunda uzlaşmış. Blog okuyucuları da blog yazarının reklam, sponsor ve yazı başına para alarak ayakta kalabileceğini biliyor, ancak blog içeriği ile alakasız ve spamvari reklamlarda arıza çıkarıyorlar. Biz burada halen blog üzerinden para kazanılır mı kazanılmaz mı onun tartışmasını yapıyoruz.Sanırım sıkıntı biraz da oradan kaynaklanıyor. - Mert Erkal
Benim blogumda öyle bir şey olsaydı sen çoktan bulur paylaşırdın zaten. Bana ne gerek var? - Ömer Enis
"Sekör Profesyoneli" olarak kendini adlandıran insanların, "Blog Üstadlarının" ve bu konuda ahkam kesen "guruların" yorumlarını hayretle okuyorum. İşin niteliğine dair herhangi bilgi, tecrübe ve deneyimi olmadan, konu ile ilgili herhangi bir vakanın içinde bulunmadan yapılan yorumlar ancak havanda su dövmeyi sağlar. Ki bu başlık altında dakikalardır emek sarfeden ve naifççe bilgisini aktarmaya çalışanların da boşa zaman harcadıklarını düşünüyorum. Keşke bu tartışmalar bir yere varsa. Ancak ne yazık ki ortak bir noktada buluşmak zor gibi gözüküyor. İşin etiği ve doğrusu çok net bir şekilde ortadadır: Gerek geleneksel, gerekse yeni mecralarda içerik bazlı reklam (Advertorial) diye bir gerçek vardır. Usülüne uygun bir şekilde yapıldığı ve net olarak belirtildiği müddetçe rahatlıkla kullanılabilir. Bir blog yazarı, yayınladığı içeriğe göre kimi zaman muhabir, kimi zaman da köşe yazarı kimliğine bürünebilir. Önemli olan bunu nasıl yaptığıdır.... - Fatih Taşkıran
Burada eğer bir kusur varsa blog yazarlarından çok, onlarla etkileşime geçen ajanslardadır (yani bizlerde) diye düşünüyorum. Zira ilişki biçiminden, blog yazarına yapılan taleplere dek bir çok yanlış sözkonusu. Bütün bunlar yine zaman içinde (acı ama gerçek) edinilen tecrübeler, bunlardan çıkarılan dersler ve usülüne uygun profesyonel hizmetlerin yaygınlaşmasıyla oluşacak. Zaman en iyi ilaçtır ve hep beraber yaşayıp göreceğiz. Eğer ahlaksız ticaretle su üstünde kalacaklar varsa da bu topyekün hepimizin ayıbı olacaktır. - Fatih Taşkıran
Serdar Kuzuloğlu, abi yalan mı söylüyorum sence? Gazetemizde söyleşi yapmak ister misiniz şu kadar fiyata diye arayanlara bile şahit oldum. - Ömer Enis
Meriç; bir televizyon programının yapımcısı-sunucusu ile direkt mesajlaştım XING'te. Şu kadar fiyata müşterinizin haberini yaparız dedi. - Ömer Enis
Ömer Enis, arayan kişi reklam servisinden bir satış temsilcisidir. Böyle bir şeye hangi gazete patronu izin verir düşünsene? En basitinden herkesin bu kadar ahlaksız olduğunu düşünelim; gazete nereden para kazanacak ki o zaman? Herkes gazeteciye bastırır parayı, çıkarır haberi, yazıyı. Bahsettiğin olay doğrudur ancak birimler ve kurumlar konusunda bilgi eksikliği olabilir. Yok eğer gazeteciyse o kişi ve KENDİ ADINA yapıyorsa ifşa et gel en başta ben uğraşayım. Dediğim gibi sistemin işleyişi gereği mümkün değil. - M. Serdar Kuzuloglu
Fatih Taşkıran, bilgisini emek sarfederek naifçe aktarmaya çalışanlar boşa zaman harcıyor demişsin, sonra 2 paragraf yazı yazmışsın üstad. Ve farklı da bir şey söylememişsin. Yukarıdaki yorumlarda çoğunluğun savunduğu görüş bu zaten. Advertorial gerçeği. Sen havanda su dövmüş olmadın mı şu durumda? Hayır, normalde herhangi bir kişi olsa bunu dile getirmezdim ama; alabildiğine başarısız bulduğum ama kendini bir o kadar da başarılı gösteren biri olarak bunları senin ağzından duyunca, yazmak zorunda kaldım. Kişisel algıla lütfen. - Taci Yalçın
Eski maillere ulaşmam mümkün değil. Gazete isimlerini hatırlıyorum ama detayları maalesef. Lakin yeni mailler geldikçe sizinle paylaşacağım. - Ömer Enis
Kisiye ozel mesajlasmayi karsi tarafin rizasi olmadan kamuyla paylasmak suc, o yuzden paylasabilecegini sanmiyorum. Bu duzenin parcasi olmamak bana yeter. Diger yandan Mert, ben ABD'de oturan normla ve standartlari merak ediyorum. Isin asli boyle bir standardin kanunlasmadan (FTC ornegindeki gibi) hicbir anlami da yok. Etik konusunda okurlar dogru karari verir ayrica. - Burak "cyrus" Bayburtlu from iPhone
Neyse zaten tipik bir durum olarak konu kaydı: benden kabul ederseniz tavsiyeler: PR ajanslarıyla mesafenizi her zaman koruyun. Onlar sizinle temsil ettiği markalarınız için temasa geçiyorlar. Arkadaşınız, destekçiniz, dostunuz değiller. Yayınlarınızda ücretli bir içerik yayınlıyorsanız mutlaka görünür bir yerine 'Advertorial', 'Ücretli Tanıtım' gibi ibareler koyun. Reklam alınca zaten alanı, şekli belli. Bunları yaparsanız okurlarınız para için yer verdiğiniz ve beğendiğiniz için yer verdiğiniz şeylerin ayrımını da yapabilir. Benden bu kadar. - M. Serdar Kuzuloglu
Taci :) Çok sağol. Ben de bu tartışmaya katılarak yeterince havanda su dövmüş oldum tabii. İşimizden çaldığımız zamanı harcıyoruz hepimiz burada. Sonuca ulaşmayan tartışmalar ne yazık ki boş ve yararsızdır. Doğru bir tanedir. "Belki"si, "ama"sı yoktur. O yüzden başkaları ile ortak görüşleri paylaşmış olmam doğal. Bütün yapılanların niteliğini ve sonuçlarını ben de, sen de, bu ortamdaki herkes de görüyor, tartıyor. Kişinin kendini övmesi, anlatması değil; işinin kalitesi ve o işe şahit olanların yorumlarıdır esas olan. Yukarıda da dediğim gibi: zaman hepsini gösterecektir. Bu toz-duman dağıldığında ayakta kalanlar işini doğru yapanlar olacaktır diye düşünüyorum. Eğer öyle olmazsa vay halimize... - Fatih Taşkıran
@Burak Kanunlaşması için önce kamuoyunda bir konsensus oluşması gerekmiyor mu? Yani burada kendi aramızda uzlaşırsak ve blogger lar ile çalışan ajanslar/dijital pazarlamacılar bu normlara özen gösterirse ve buna uymayan blog yazarları süreç içinde ayıklanıp elenirse bu normlar başlı başına blog yazarlarının üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi durmaz mı? Herşeyi devletten beklememeli, onlara kalırsa blogları da kapatmalı zaten. En son Blog Catalog mahkeme kararıyla erişime kapanmış: http://www.blogcatalog.com/ Nerede yaşıyoruz allasen? - Mert Erkal
Fatih, kesinlikle haklısın şu konuda: "Ayakta kalanlar işini doğru yapanlar olmalı, eğer öyle olmazsa gerçekten vay halimize." Kesinlikle haksızsın şu konuda: "Bütün yapılanların niteliğinin sonuçlarını herkes görüyor, işe şahit olanların yorumlarıdır esas olan". Hayır efendim. Üzgünüm ama ben böyle "objektif" bir kitle göremiyorum. G*t yalamaktan bok kokmuş diller görüyorum sadece. İstisnaları ayrı tutarsam. Seni neden başarısız bulduğuma geleyim de işkembeden sallıyor gibi görünmeyeyim. Uzun uzun yazmayayım, linkini vereceğim yazıya bir göz atarsan ve eleştirilerini sen de ister özelden, istersen halka açık olarak yazarsan, açıklamalarını detaylı olarak yaparsan çok mutlu olurum. "Kaliteli tartışmalara" bayılırım çünkü. Yani demem odur ki, benim "neredeyse tamamen" başarısız bulduğum bir şeyi, sen ve senin etrafındaki (nedense -genelde- aynı kitle) başarılı buluyorsa; ya bende sorun vardır, ya da sende ve bahsettiğin kişilerde. Bunu göremeyecek kadar aptal değilim. Eğer yanlışımı bana gösterirseniz çok mutlu olurum. http://www.sosyalmarka.com/sosyal-... Reklam olarak algılanmasın bu arada. Sadece Fatih'in okuması yeterli açıkçası. - Taci Yalçın
@M. Serdar Kuzuloglu Serdar bey önemli noktalara değinmişsiniz ama günümüzde pr şirketleri 90ların aksine çok agresif ataklarda bulunuyorlar.. ülkemizin en büyük pr şirketlerinden biri, bu alanın yakın çevresine bir şekilde platform sağlıyor (veya öyle bir misyon edinmiş gibi görünüyor) şimdi buna karşı durabilmek mümkün müdür, evet mümkündür ve zaten şu an yoğun bir şekilde bizler-onlar tartışması almış başını gidiyor.. mesele bence hiç basit değil.. çoğu firma gerçekten ne yapacağını o yüzden şaşırmış durumda, arada farkında olmadan yanan arkadaşları saymıyorum tabii ki - mehmet t. akalın
Taci :) Yazını okudum ve şimdi anlıyorum yukarıdaki çıkışını. Bahsi geçen kampanyanın etkisi ve sonuçları ortadadır. Tüm süreç herşeyi ile şeffaf bir şekilde ilerlemiş ve herkesin gözü önünde cereyan etmiştir. Kendim de bizzat dizi halinde kendi sitemde tüm süreci ele almış ve hikayesini paylaşmıştım. Söz konusu filmin resmi fan sayfaları ve hesapları ayrı, "Terminatorizm" kurgusu apayrıdır. Orada açılan her bir hesabın, girilen her bir içeriğin yol haritasında ayrı bir yeri ve planı vardır. İşin başarılı olduğu tabii ki müşteri tarafından gözlemlendi ve yarattığı etki ile bir çok kişi tarafından da dile getirildi. Ama hiç bir zaman "kendini alabildiğine harika" göstermek gibi korkunç iddialarım olmadı. Ben, "şunu yapıyoruz", "şöyle iyiyiz", "böyle harikayız" yaygaraları yapmaktan ziyade işimi yapmayı ve müşterilerimi memnun etmeyi ön planda tutuyorum. Hazmedip, hazmetmemek senin tercihin ;) Hem bu başlığı daha fazla meşgul etmemek, hem de konuyu kişiselleştirmemek adına sana bir kahve sözü vereyim, enine boyuna uzunca tartışalım. Herkes gibi senden de düşüncelerini almak isterim. Nitelikli tartışmalara bayılırım, sevgiler ;) - Fatih Taşkıran
Tüm sürecin şeffaf ve herkesin gözü önünde ilerlememesi gibi bir ihtimal yok zaten sosyal medyanın doğası gereği abi. Blogundaki hikayeyi okudum yazıyı yazmadan önce zaten. Bu yaptığın açıklamaları da hiç yeterli bulmadım. Yani fikirlerim değişmedi, o yüzden kahve teklifini kabul ediyorum. :) Söylediğin gibi, başlığı amacından saptırmamak adına kapatalım şimdi bu mevzuyu. Daha sonra ikimizin de uygun olduğu bir vakitte konuşuruz. Görüşmek üzere. - Taci Yalçın
Sosyal medya kampanyasına b.k atarak sosyal medya dersleri verenlerden bir cacık olacağına inanmıyorum. Zaten olanınıda görmedim. - Ömer Enis
Ömer, istediğin herhangi bir platformda tartışabiliriz detaylı olarak. Bok atarak bir yerlere gelinmeyeceğini iyi bilirim, tıpkı g*t yalayarak bir yerlere gelinmeyeceğini bildiğim gibi. Zamanını hatırlamıyorum, 1-2 yıl önce Talkneed adında Erhan'la birlikte bir projeye başlayacaktık. Çeşitli nedenlerden iptal oldu. Sen sadece Erhan'ın anlattıklarına dayanarak "Türkiye'nin Talkneed'e ihtiyacı var" diye yazan bir adamsın. Lütfen herkes önce bir kendine baksın, ondan sonra her şey "adam gibi" tartışılsın. Adam gibiden kasıt, bilgisi olanlar tartışsın, bilgisi olmayanlar da gitsin siyasetle falan uğraşsın, ne bileyim tavuk çiftliği kursun. Ana konuyu iyice saptırdık, o yüzden herkesten özür dilerim. Ömer, dilersen ayrı bir feed açıp bu konuyu tartışabiliriz. Buraya daha herhangi bir şey yazmayacağım. Görüşmek üzere. - Taci Yalçın
Reklam içerikli Blog yayınlarının altına "Bu blog yazısı Reklam içerir" gibi paraf düşmek ve Hediye edilen promosyonların hakkındaki görüşleri Tarafsız ve objektif olarak yazmak (etik) çözüm olabilir. - Erhan Kocabaş
Talkneed'e ihtiyacı var yazdım. Acayip tutacağına inandım. Başka ne gibi bir amacım vardı anlamadım. - Ömer Enis
Kimmis bu ajans ve parali yazanlar? Neden telaffuz etmeye bu kadar cekiniyoruz ki?bilelim ki gerekiyorsa canak tutmayalim biz de - Burcu Tüzün from iPhone
@Özgür Alaz, konuyu henüz gördüğüm ve yorum yapmak istediğim için baştan aşağı okumam yarım saatimi aldı. Ancak görüyorum ki, en başta Ülker ile ilgili bu meseleyi ortaya atıp, konuyu bir şekilde etiğe bağlamışız konuşmalarda. Şimdi, ortalığa güzelce bu şekilde bir suçlama atarken, gelgelelim, Ülker ile ilgili birkaç ay önce burada yayınlanan feedlerden birinde yazılan yazılar yüzünden, başka bir blogger'ı aradınız mı? Aramadınız mı? Ben bunu güvenilir bir kaynaktan duydum ve tüm piyasa da sizin Ülker'in Dijital Pazarlama danışmanı olduğunuzu biliyor. Keşke bu şekilde bir tartışmayı başka biri açsaydı, o zaman derdim ki, sorun değil, herkesin düşüncesi kendine. Ancak Ülker adına, Ülker'in dijital medyadaki duruşunu kontrol amaçlı sizin tarafınızdan yapıldığına inandığım bu projenin "feedback"ini mi topluyorsunuz? Yoksa Ülker'in duruşunu düzeltmeye mi çalışıyorsunuz anlamadım. Yani açıkçası, "Etikten bahsetmek isterken, sizin etik anlayışınızdan da bahsetmek ister misiniz?" - Fatih Güner
Yazılanların hepsini okuma zahmeti göstermedim henüz, ama asıl konu hakkında şahsım adına buyurayım: Bugüne kadar beni etkinliklerine davet eden, denemem için ürün yollayan onlarca marka oldu. Bazıları ile ilgili yazılar yazdım. Bunun nedeni yaptıkları işi doğru bulmuş olmam veya sevmemdi. Yeri geldi kötü işleri yerdiğim de oldu. Örneğin FoxBytes'ı yazmadım, Colgate'i ise gönderdiği afaki pakaet için eleştirdim ama Renault hakkında zamanımı ayırıp gönlümce yazı yazdım. Bu işin böyle olması gerekir. Doğrudur. Öte yandan gelelim "paralı askerlik" mevzusuna. Bunda şaşılacak birşey görmüyorum açıkcası. Dediğiniz elbette doğru. Advetorial olduğu belirli olmalı. Buna literatürde içerik sponsorluğu da denebilir. Ama pazarlama iletişiminin tüm kanallarında olduğu gibi sosyal medya araçlarında da para karşılığı içerik yazma/yazdırma/yayınlatma olması şaşılacak bir sonuç değil. Bunu yaparak blogger'ın okurunu, ajansın markayı aldattığını söylemek doğru olabilir fakat, bunların hepsinden önce 1000küsür takipçisi olan 3-5 kankasına güvenerek matah işlere imza atmışcasına markaları kandıran iletişim simsarlarına dikkat etmek gerekli bence. Sonuçta bloggerın okuru ile olan ikili bir ilişkisi var. Bir blogu takip eden kişi, nihayetinde bir dünya görüşünü takip ediyor demektir. Blogger okuyucusunu kandıracak olsa, ne kadar kandırabilir ki ? - yicit
"Para ödeyerek bir ürün veya hizmetle ilgili haberi bir yerde yayınlatmak." ile "Para ödeyerek bir ürün veya hizmeti tavsiye ettirmek-övdürmek" arasında da çok büyük fark olduğunu unutmamak gerekiyor. - Murat Buyurgan
Yüksek müsaadenizle post-modern sistemin reklama olan bakışına değinmek istiyorum ufakça. Sonra da hemen konuya döneceğim. Reklamın çok önemli bir toplumsal-psikolojik işleve sahip olduğu kesindir, ancak bu tüketiciyi mal satın almaya itmez ya da satışları güdümleyen "mal" değildir. Satışları güdümleyen ve kitleleri tüketime zorlayan/saptıran herşey "deneyim"dir. İşitsel-görsel reklam dünyası toplumu ticari anlamda güdümlemekten çok hayali bir sosyolojik süreç oluşturur ve tüketicinin de bu hayali sürece katılmasını sağlar. Zaten bu sayede tüketici doğal olarak toplumsal çatışma ve sürtüşmelerin merkezi olmaktan çıkar ve zihinsel anlamda katıldığı tüketim sürecine maddi olarak da destek vermiş olur. Satın alımın gerçekleşmesi budur. Burada satın alınan "şey" her zaman bir "meta" değil, bazen de bilgidir. Marka ile ya da ürünle ilgili bir bilgi. Buraya kadar yazanları ben söylemiyorum, post-modern teori söylüyor. Ancak eklemek istediğim, ya da kendimce yorumladığım mesele şu: "bir blogger, eğer bir marka ya da ürünle ilgili bir yazı yazıyorsa, kendini o sürece dahil etmek istediğinden yazıyordur. Aslında o anlamda da Meriç Kara'nın söylediğine döneriz: 'ego tatmini'. Bu sürece, eğer marka tarafından gönderilen bir hediye kiti ya da para dahil olursa da, blogger o tüketim sürecine maddi anlamda da dahil olmuş demektir ki, burada aranacak olan kavram "etik" değil, "tüketim" kavramıdır. Gelelim Sosyal Medya Gevezeleri'ne: her konuda atıp tutan ve marka şöyle, marka böyle diyen insanlar (ki şimdiye kadar Özgür Alaz'ın bu sürece dahil olduğunu görmemiştim, ancak demek ki Ülker Özgür Alaz'ı fena sıkıştırıyor, çünkü Ülker'in sosyal medyadaki duruşu bayağı bir kötüleşiyor günden güne) etraflarına bu tarz polemikler dağıtmanın yanında "bilgi manipülasyonu"yapıyorlar. Bilgi Manipülasyonu ne demek? Mesele, en başta Ülker'in blogger'lara gönderdiği paketken, bir bakmışsınız "blogger etiği" oluyor. Yani bilgi manipüle oluyor ve Ülker'in eksikliği bertaraf edilmiş oluyor. İşte hikaye böyle. Dilim sürçtüyse affola. - Fatih Güner
Sosyal medya daha yolun başındayken bu tartışmaları çok önemli buluyorum. Bununla birlikte, belirsiz karalamalar işin profesyonellerinden geldiğinde oluşacak şüphe ortamı herkese zarar verir; siz de kendinizi ayıramazsınız. Kendi ilkelerinizi ortaya koymak başka bir şey, adresi belli olmayan laflar söylemek başka bir şey. Naçizane tavsiyem ağırlığımızı kendi çizgilerimizi netleştirmeye vermek... - Selçuk Erdem
Konuya bende gireyim, henüz okumadım yazılanları öyle bir vaktim olmadığı için ama tüm medya türevlerinde bazı insanlar yıldızdır, bazılarıysa görülmez, gazetecileri de hediye gönderirken o gazetede çalışan herkese gitmez, firma kime gönderip göndermeyeceği hakkına sahiptir, ancak ben genel anlamda hediye olayını pek hoş karşılamıyorum artık... - Alp Solak
Fena sıkıştırılmak? Bir de bir markanın sosyal medya'daki duruşu neye göre gözlemlenebilir? Ben bir Ülker çalışanıyım evet. Bloklamak isteyenler için söylüyorum... - Serhat Ugur
aslında herşey komik oda komik buda komik çok komik : - Siminya
Bu arada konu para karşılığı yazmakla ilgiliymiş, bu zaten bu işin ruhuna aykırı, bloggerlık bence amatörce yapılan bir iştir, para karşılığı yapılacaksa (belirli bir maaş) onun adı artık profesyonel hayatta gazeteciliğe girer... Kim para veriyorsa hata etmiş, bir daha yapmasın... Hediye konusu ise eskiden sıcak bakıyordum ancak bir güzellik yapmak istediğinde, aldığın teşekkür yediğin küfürden az oluyorsa, bence bu konuda hiç para ve efor harcamamak gerek... - Alp Solak
yorumumu söyledim sadece, senin gibi... ve de profesyonel olarak para kazandırmasın demiyorum, reklam vesaireden kazandırabilir ama para karşılığı yazmak zaten hiçbir medyada etik bir davranış değildir... - Alp Solak
@Alp Blog okuyucularının ilgisini çekebilecek bir ürün inceleme yazısı ve objektif bir değerlendirme olacaksa harcadığın mesai ve ürünün pazarlamasına bulunduğun katkı karşılığında para almak kadar doğal ne olabilir ki? Zaten bir blog yazarı olarak objektifliğini kaybeder ve sürekli aynı markalarla adın birarada anılmaya başlarsa hakemi (okuyucu) aldatmaya yönelik hareketlerden kırmızı kartı yersin maç bitmeden... - Mert Erkal
konu blogculara para verilmesin degildi; para verilerek yazdirilan yazilarin "advertorial" seklinde yayinlanmasinin gerekliligi idi ama nereden nereye tabi. ayrica "profesyonellik" yapilan isten para kazanilmasi ve bilgi birikiminin odakli gelistirilmesi, tecrubenin odakli genisletilmesi ve bunlarin paraya cevrilmesi ise "profesyonel blogger" dedigimiz kavram kendi kendine "yaptigini paraya cevirebilen" noktasinda olusmus oluyor. varolan etik tartisma ise gayet yerindedir. yorumlari ile guven kazanarak kullanicilari ekseninde sayginlik kazanan birinin advertorial almasi gayet yerinde ve elestirilemezken kalemini satarak haksiz yonlendirme yapmasi/hedef gostermesi "insanlik" ile alakali. gazeteci, blogger veya herhangi bir sirket personeli olmasi bu etik hatayi/kurali degistirmez. para karsiligi gidip bir yerden alisveris yapan satin almaci da, para karsiligi kalemini satip yazi yazan da ayni etik hatadadir. bu pek tartisilabilir bir sey degil. - Sets Turan
ben burada hincal uluc sereflidir diyen gormedim? hesap geldi diye kavga cikartan, hesap odemeyince kosesinde ove ove bitiremeyen adami niye insanlar kendi cumlelerine konu etsinler ki? - Sets Turan
@Mert, dediğin gibi kriterlere paranın bir süre sonra engel olacağını düşünüyorum kendi adıma, tabii bu benim düşüncem, ben böyle diyorsam bu böyledir demek gibi bir ukalalığa girmek istemiyorum, ayrıca böyle olayların basında da olduğunu ben çok iyi biliyorum ve ne basında ne bloglarda bunu doğru bulmuyorum, Sets Turan'a da katılıyorum. Bence para alarak yazdığın bir yazıda objektif kalma şansın yok. O sebeple testi, incelemeyi para karşılığı yaptıysan bunu advertorial gibi yayınlayıp bu etik sorunun önüne geçebilirsin. Ben yaparsam öyle yaparım, herkes istediğini yapabilir elbette... - Alp Solak
Do not feed the trolls... - M. Serdar Kuzuloglu
doganin ajanslarindan bir tanesi maillerimde duruyordur, pazarlama ajansi mi deniyor bilmiyorum, ramazan ayinda aradilar danismani oldugum restaurant icin, sizi de alalim, 1500 tl karsiliginda yarim sayfa haber yapalim vs seklinde de konumuz bloggerlar ise niye onu tartisamiyoruz da inatla gazeteci tartisiyoruz onu anlamadim, varsa belgesiyle vs'siyle konusabilecek o da Ozgur gibi bir feed acsin, orada da gazetecileri tartisalim da tartismanin birincil kurali olan "ayni anda sadece tek bir konu tartisilabilir"i ezip gecmeyelim. sacma sapan yerlere gidiyor mevzu. gazete boyle yapiyor blogger soyle yapiyor degil, blogger'in advertorial almasi ve bunu belirtmemesi gundem. - Sets Turan
@Alp advertorial konusunda hemfikiriz zaten, ben sadece neden para almasın ki diyorum. Hatta bunu dobra dobra söylerse çok daha iyi olur blogger için uzun vadede. Objektifliğini kaybettiği anda okuyucularını da kaybeder. Parayı veren okuyucudur aslında. Ben en azından böyle bakıyorum, ben de benim dediğim doğrudur illa demiyorum :) - Mert Erkal
@Rasputin, bedava yapılmıyor ama karşılığında bir fatura kesilip vergi ödeniyor... dediğin diğer konu ise ekonomi sayfalarında falan oluyor ama onun için o haberi yapan gazeteciye para ödenmiyor, ekonomi sayfasına girecek bir haberse giriyor... - Alp Solak
bence hangi firma kime parayla yazı yazdırmış açık açık konuşursak bu konu çözüme ulaşır. öbür türlü hayatta sonu gelmez. al dedi git dediye bağlanır. belki de olmayan birşey üzerine konuşuyoruz?? - "I'm the Dude"
@Mert, aynı şeyi düşünüyoruz zaten, ben biraz kaçtım, daha sonra devam ederiz, ancak bloglar şirket olmadığından fatura kesemez ve bu da onlara sıkıntı çıkarabilir, o sebeple bunun bir blog içinde açık bir şekilde yapılması şu anda mümkün gözükmüyor teknik olarak ama bende isterim sosyal medya ve internet çok sayıda insana ekmek kapısı açsın ama bu işin etiğinin de olması lazım diye düşünüyorum. Hoşça kalın... - Alp Solak
@Alp Hem şahıs firması sahibi hem de blog yazarı olamaz mı bir insan? Yasalarda bir engel yok bildiğim kadarıyla. Üstelik şahıs firması kurmak birkaç günlük bir iş. Firma kurmaya üşeniyorsa blogger gidip herhangi bir bilişim şirketinden KDV sini ve gelir vergisini ödemek suretiyle fatura da kestirebilir. Yani çare var. Kendimi örnek verebilirim. - Mert Erkal
@Özgür helal olsun, Ülker olayını tartışan herifleri bambaşka bir konuda birbirine düşürdün. @Fatih Güner'in ilk yazdığı yoruma kadar herkes yazdıklarını silsin allahaşkına. - Haksız mıyım?
@Mert, evet firma olarak bunu kuruyorsa, fatura kestirebiliyorsa rahat rahat yapar... O zaman bloguna ama şirket bilgilerini, telefon numarasını falan girmesi gerekir, sonuçta bu işi ticari olarak yapmak istiyorsa dediğin gibi yolla halledebilir... Kazandığının da vergisini öder olur biter, o zaman kimse de çıkıp bir şey diyemez zaten... Ben sadece mali açıdan blog yazarlarının advertorial ve reklamlardan sıkıntı çıkmadan nasıl gelir elde edebileceklerini bulmaya çalıştım ve sanırım güzel bir yol çıktı ortaya. Ve son olarak, kişisel olarak söylüyorum ve altını çiziyorum, gizli olarak para karşılığı yazı yazılmasına ben karşıyım... Onun dışında açığım bu olaya... Sevgiler... - Alp Solak
@Alp Mutabık, sevgiler :) - Mert Erkal
felsefe yapma - murat gavi
Bu durum sadece markanın değil, markayı bu konsepte yönelten reklam ajansınında suçu olması gerekmiyor mu? - Zelcuk Zarac
Rıdvancım, izninle araya girmek istiyorum ve hemen çıkacağım, umarım bir başka polemiğe daha sebep olmaz şimdi yazacaklarım. Orada yazanı eminim Özgür Alaz görmüştür ve söylemek istediğimi (her ne kadar sen anlamamış olsan da) anlamıştır. Senin kalkıp da benim yazdığım yorumu "copy-paste" yapmak suretiyle bir daha yapıştırman yanlış olmuş. Az önce bloguna baktım, umarım meseleleri "anlatmak (narration)" yerine "yorumlamak (interpretation)" fiilini, yaptığın işlerde hayata geçirirsin. Bunu yaparken de başkalarını alet etmezsin. Kötü bir niyet sezdim orada, müdahale edeyim dedim. Benim bir kötü niyetim yoktu çünkü yorumumu yaparken. Yapılan iş iyidir. Üstüne yorum yapılması da iyidir. Bir konu hakkında iyi veya kötü bir fikir sahibi olmak (eğer o konu hakkında bilgin varsa), hiç fikir sahibi olmamaktan çok daha iyidir. - Fatih Güner
ah rıdvan ah - Çağatay Öztürk
Rıdvancım olay şu. Ben de yukarda bu adamın sorusu cevaplansın tarzı bir şey yazmıştım. Şimdi sen de yazınca yine gündeme geldi. Özgür de belli ki bu soruyu cevaplamak istemiyor. Buna rağmen Fatih ısrar ediyormuş gibi oluyor biz böyle yapınca. - Haksız mıyım?
@çuvaldız @rıdvan: Fatih'le detaylı olarak konuştuk. Size kısaca bilgi vereyim 1)Bu proje bizim ajansın yaptığı bir proje değil. 2) Birkaç ay önce bir bloggerı yazıda geçen küfürlü yorumlar konusunda aradım. Çok doğal, çünkü sosyal medya iletişim demek zaten. 3) bu feedi açmaktaki amacım "Disclosure, dipnot" yazmama konusundaki rahatsızlığımı dile getirmekti. - Özgür Alaz
bir gun birisi çıkacak ve diyecek ki; su ajansta calisirken bir sürü sahte profil açtık, mustermiz olan su markalar icin olumlu yorumlar yazdık, rakip şirketlerin musterilerinin hesaplarına şöyle kötü yorumlar yazdık, bazi blogllerlara isimleri su ve su icki firmasi icin yazi yazdirdik. sosyal medyanın hafizasi var diyoruz ki gercekten var ve bu friendfeed'deki bir cok kisi bir cok yorumunu silip insan icine cıkamaz hale gelecek. o gun bir aydinlanma yasayacagiz ve bir daha hic birsey eskisi gibi olmayacak... - nazim
@ozgur, bilgi için teşekkürler. @nazim, sahte hesap olayı bu işte yapılmaması gerekenlerin başında geliyor. Zaten böyle bir şeyin yönetimi nasıl olur bilmiyorum. Yazan insan ortama yeni girmişse, mazisi yoksa zaten sahte hesap olduğu hemen anlaşılır. İleride kullanmak üzere bir sürü hesap yaratıp gerçek insan izlenimi verecek nitelikte bilgi girmek de uğraşılacak iş değil. 1-2 hesapla olmaz çünkü. Ve onlar da sürekli benzer yorumlar yaparlarsa kendilerini ele vermiş olurlar. Hepsini hallettin diyelim. Dediğin gibi bir şey olursa zaten direkt elinde patlar. O yüzden yalan dolandan uzak durup reklam için değil iletişim için kullanmak, uzun vadeli düşünmek en doğrusu. Şu an piyasanın kaymağını alma güdüsüyle yanlışlar yapılıyor. İleride taşlar oturacaktır. - Haksız mıyım?
Ben de anlatayım, sonradan yazılan yorumları yeni gördüm. @Rıdvan, burada sana cevap vermedim, çünkü önce bilgi edinmen lazım. Sadece olaylarla ilgili değil (burada olay = ülker), aynı zamanda dijital pazarlama, iletişim teorileri, halkla ilişkiler, insan davranışları, v.s.. Bana benim sitemin iletişim formundan mail attın, ona da cevap vermedim, çünkü amacın öğrenmek değildi, bekleyebilseydin, ben sana ulaşırdım zaten. Öyle idealist bir yanım var (bazen maalesef diyebiliyorum buna). @Çuvaldız, çok haklısın. Ben Özgür Alaz'a ya da Ülker'e meydan okumuş değilim, sorduğum soru ise, Alaz'ın etik anlayışını öğrenmeye yönelik bir soruydu, ancak cevap alabilmek için, bazen provokatif yollar izlersiniz (kendimi haklı çıkarmak gibi bir derdim de yok). Cevaplamak istemedim, çünkü bu tarz polemikler burada çok oluyor ve ben de içlerine girmek istemiyorum. Bu polemiklerin içine ne kadar girersek, itibarımız ve bize duyulan güven de o kadar düşer bir yandan. Ayrıca Alaz ile konuştuktan sonra, her ne kadar konuyu biliyor olsam da, bilmediğim bir-iki detay varmış, onları öğrendim. İyi de oldu, ancak yine de objektifliğimi korumak adına bir yazı yazdım, onun da adresi budur: http://www.mesgulsinyali.com/sosyal-... Bu yazının altına yazılan yorumları da okursanız, aslında bu meseleye çok objektif bakmaya çalıştığımı görebilirsiniz. Teşekkür ederim. - Fatih Güner