"Enformasyon teknolojisi devrimini artık elle tutabiliyoruz. Bu devrim, ağırlıklı olarak, 1980’lerden itibaren sistemin yapılanmasında temel araçları üretti ve hala da üretmeye devam ediyor. Bize geç gelen 3-G teknolojisi ve devamı hayatın temel dinamiklerini çok hızlı bir değişikliğe uğratacak. Devletin ve devletin yönlendirdiği medyanın “mutlak” hâkimiyetinin sonuna geliyoruz."
- Ozgur Uckan
from Bookmarklet
"DARPA adı verilen proje, gerilla savaşına ve işgale karşı merkeze anında haber verecek bilgisayar ağ haber sistemiydi. Bu sistem, gerilla savaşında gerillanın yaptığının elektronik karşılığı olarak düşünülmüştü. Ama çok değil otuz yıl sonra, Chiapas'taki Zapatistaların lideri Subcomandante Marcos, Lacandon ormanının derinliklerinde internet üzerinden gerillalarla ve dünyayla iletişim kuracaktı."
- Ozgur Uckan
"Kapitalizm enformasyon ve haberleşme teknolojileri ile beslenen birikim evresine girdiğinden beri üretim araçlarındaki sıçramayı denetleyemiyor. Bu çok açık olarak yeni bir kriz dinamiği. Bu dinamiğin ikili bir etkisi var; birincisi verili üretim ve büyüme birikimini karşılayacak siyasi yapıları oluşturmakla zorlanıyor, ikincisi ise çok hızlı bir dünyalaşmaya yol açıyor. Böylece teknolojiyi elinde bulunduranlarla devlet yapılarını (iktidarları) ellerinde bulunduranlar arasındaki organik bağ giderek kopuyor. Bu aynı zamanda sistemin siyasi bir krizle de karşı karşıya olduğu anlamına geliyor."
- Ozgur Uckan
Bu yazının sonundaki şu iki cümlenin de altını çizmek ve hemen arkasından da bir soru sormak gerekiyor: “... Bu yeni kapitalizm, şimdi bize onu karşıtına dönüştürmek için çok farklı olanaklar sunuyor. Mesela, artık medyanın, teknoloji marifetiyle devletin tekelinden çıkıp bireylerin ve sivil yapıların hâkimiyetine geçmesinin yolu açık.” Buradaki “kapitalizmi karşıtına dönüştürmek olanağı” sözü, bana son günlerde Murat Belge’nin bir iki yazısında değinmeye başladığı “sol düşüncenin piyasa kavramıyla barışması” konusunu hatırlatıyor...
- Melih Cılga
Bahsettiğim sorulması gereken soru ise şu: Acaba ulusalcı solcuların en azından bir kısmı, küreselleşme karşısındaki negatif reflekslerinin artık epeyce anakronik hale geldiğini görebilecek mi birgün?.. Çünkü bireylerin ve sivillerin teknolojik müdahaleleri sayesinde, krizden sonra içinde yaşayacağımız yeni kapitalizm dönemindeki “dünyaya açık piyasa” ortamının, aslında sol düşünceye de gayet yakışır biçimde “özgürlükçü ve eşitlikçi” olabileceği ihtimalini tartışıyoruz şu anda... :)
- Melih Cılga
Melih, bu önemli bir konu. Soru da öyle. Yaptığım sunumlarda son krizi konumlarken genellikle "ağ kapitalizmi" kavramına başvuruyorum ve bu kavramın alt başlıklarını şöyle açıyorum: ""Küresel Ağ Kapitalizmi" : Küresel yönetişim: yeni kurumlar • Teknoloji (BİT, nanoteknoloji, biyoteknoloji, genetik, enerji, çevre, sağlık teknolojileri) • Doğrudan piyasa iletişimi / networking • İşbirliği ağları • İnovasyon hub'ları: yeni "şehir devletleri" mi? • Ağırlıklı sektörler: BİT, gıda, enerji, çevre • Finans – ağ yönetişimi • Dolara alternatif küresel para birimi • Yeni küresel/yerel dengeler • "Ekonomik Havzalar": yeni bölgesel kalkınma modelleri • Kümelenmeler…" (http://www.slideshare.net/requin...)
- Ozgur Uckan
Şimdi, "kapitalizmi karşıtına dönüştürme" meselesine ve sol ile ilgili olarak sorduğun soruya bu perspektiften bakarsak, mesele biraz daha netleşiyor gibi. Bilgi ve ağ ekonomisinin küresel ekonominin özü haline geldiği bir dönemde teknolojik gelişmeyle büyüyen "ağ etkisi" kapitalizmi dönüştürüyor. Bu son krizin en önemli çıktılarından biri finans ağlarının Basel 3 türü bir düzenlemeyle yönetişime zorlanması olacak.
- Ozgur Uckan
Finansal yönetişim, yani şeffaflık ve hesap verebilirlik, "karşılıksız para + silahlanma döngüsü" ve "karşılıksız para/spekülatif kârlılık döngüsü"nü bitirecek. Finans dünyası yönetişim kaçkını tavrıyla askeri-endüstriyel kompleksler başta olmak üzere "kapitalizmin musibetleri"ni bu döngülerle ayakta tuttu yıllardır. Şimdi G7'nin G20'ye dönüşmesi, BRICS ülkelerinin ve onların çevresinde de "next eleven" denilen 11 ülkenin (ki aralarında Türkiye de var) gelişmesi, başta DTÖ, IMF ve Dünya Bankası olmak üzere uluslararası ekonomi kuruluşlarını dönüştürüyor.
- Ozgur Uckan
Bu paradigma dönüşümünün özünü, kimilerinin "ortaklaşa kapitalizm" benim de daha nötr bir ifadeyle "ağ kapitalizmi" dediğim ağ yapılarıyla birbirine bağlanan değer hub'ları ve düğümlerinin baskın hale gelmesi oluşturuyor. P2P ekonomisi, wikinomics, medya ve pazarlama sektöründeki teknolojik dönüşümler, siyasettin giderek teknoloji bağımlı hale gelmesi... hepsi bu paradigma dönüşümünün bir sonucu.
- Ozgur Uckan
Sorduğun soruya bu açılımla cevap vermeye çalışırsam: kapitalizmi karşıtına dönüştürme işinin temel aktörü bu ağlara entegre olan toplulukların ta kendisi. Bu topluluklar Zapatistalardan Brezilya'daki katılımcı ağ ekonomisi deneyimlerine, viral pazarlamacılardan alter-küreselleşme taraftarlarına, Avrupa'daki Korsan Parti örgütlenmelerinden Peru'daki ağ gerillalarına, açık inovasyon topluluklarından hacker etiğini canlandırmaya çalışan yeni örgütlenmelere çok geniş bir yelpazeye yayılıyor.
- Ozgur Uckan
Bizim "ulusalcı solcularımız" bu perspektif içinde o kadar anakronik kalıyorlarlar ki, açıkçası dünyayı anlamak için artık hiç bir şanslarının olduğunu düşünmüyorum. Anakronizmlerini biraz daha ileri (yani 19. yy.ın ortalarına) götürüp solun kökenini anlamak için bir çaba içine girerlerse belki statüko ataletinden ve "ulusal" hezeyanlarından kurtulup muhalefete yeniden doğabilirler. Sen Melih, bunun mümkün olabileceğini düşünebiliyor musun?
- Ozgur Uckan
Bu arada sağol Melih. Sayende önümüzdeki haftanın köşe yazısı da çıktı:)
- Ozgur Uckan
Bu sorunun cevabı biraz da, yakın tarihimiz boyunca Türkiye’de kapitalizmin hangi dönemde nasıl algılandığını, ona hangi çerçevede nereye kadar eklemlendiğimizi, nerelerde “alternatif arayışlara” girdiğimizi, karşılaştırmalı biçimde farklı kaynaklardan okumakta yatıyor galiba. Örneğin, bugün Türkiye’deki “ulusalcı solcular”ın küreselleşme karşıtı dünya görüşü, aşağı yukarı Cumhuriyet’le birlikte ortaya atılan “kendi kendine yeten bir ülke olmak” idealine dayanıyor... Ama bugünün dünyasında, küreselleşmeyi reddetmek uğruna böyle bir ideali ısrarla savunmanın artık hiçbir inandırıcılığı yok. Ayrıca bu “kendi kendine yetmek” düşüncesi, ister istemez “içe kapanma / izolasyon” refleksini ve “yabancılara karşı güvensizlik” duygusunu da beraberinde getiriyor...
- Melih Cılga
Bu arada, örneğin 1930’lardaki emperyalizme karşı çıkmakla 2000’li yıllarda küreselleşmeye karşı çıkmanın aynı şeyler olmadığını herkes biliyor tabii, ama işin bir de “statükonun korunması” boyutu var: O eski geleneğin bugünkü takipçilerinin, o günlerde kurulan “bürokratik vesayet” kültürüne dayalı iktidar dengelerini bugün hala muhafaza etmek istemeleri diye de bir gerçeklik var hayatımızda. Bütün toplumlarda güç dengeleri defalarca yeniden tanımlanmışken, ulusalcıların çıkıp da hala vatandaşların hangi özgürlüklere ve yaşam kalitesine sahip olacağına birtakım “seçkinler” tarafından karar verilmesini savunmaları, sanki “yaşanabilecek tek normal hayat buymuş gibi” göstermeleri, aslında arka plandaki “bürokratik vesayet” kültüründen gelen iktidarlarını korumak için ayak diremelerden ibaret... :)
- Melih Cılga
O zaman onlardan umudu kesebiliriz, değil mi?
- Ozgur Uckan
Onlardan destek beklemek ya da umut bağlamak şöyle dursun, bilakis pür dikkat izleme modunda olmak lazım, çünkü ortada meşru gösterilmeye çalışılan gayet ciddi bir dezenformasyon seferberliği var...
- Melih Cılga
Buna katılıyorum. İyi değerlendirmek ve ifşa etmek lazım.
- Ozgur Uckan
Ayrıca "ağ savaşları"nı da bu bağlamda düşünebiliriz. Ağ savaşı gerilla-devlet arasına olabileceği gibi pazar içinde de oluyor.
- Burak Arikan
1996 yılında RAND araştırmacılarından John Arquilla ve David Ronfeldt ABD Savunma Bakanlığına bir rapor verdi. Bu raporun adı “Ağ Savaşının Gelişi” (”The Advent of Netwar”). => http://dugumkume.org/bilmedi...
- Burak Arikan
127 sayfalık “Ağ Savaşının Gelişi” raporu "lidersiz direniş"leri tarif eder. Savaş karşıtlarının nasıl kendi kendine toplanıp şehirde kontrol dışı gösteriler yaptığından, terör örgütlerinin nasıl küresel boyutta organize olduğuna kadar ağlı sistemlerin yeni bir tehdit olduğunu anlatır.
- Burak Arikan
Ağ savaşları 5 ayrı katmanda işliyor: 1) Teknolojik: yoğun iletişim 2) Öğretisel / doctrinal: ortak hareket etme 3) İdeolojik: büyük idealler 4) Anlatımsal / narratological: algı dönüştürme 5) Sosyal: kişisel bağlar ve güven
- Burak Arikan
O raporu Düğümküme'deki linki izleyerek okumuştum Burak. Haklısın, ağ savaşları da bu konuyla ilgili ve bu savaşın bir cephesi de pazar. Raporda anlatılan dağıtık örgütlenme biçimleri çok aydınlatıcı. Bir yandan da bu örgütlenme modeli nötr bir teknolojiye dayandığı için, terörüstü de kullanıyor, derin devleti de muhalifi de. Ama ağ ilişkilerini iyi koklayan bir teknoloji ile meseleye uyanmak mümkün...
- Ozgur Uckan
raporu okumadım ama büyük idealler / ideoloji olayına bir şerh koyarım, devir büyük idealler devri değil, en azından 19.yy sonu ve 20.yy başlarına oranla. eğer başka bir açıysa ve ben boş konuşuyorsam sorry. :)
- mersenne
@ozuckan "ağ koklayan" / sniffer teknolojisi ile pek cok sey takip edilebilir ama bu "telekulak" gibi basit bir olay degil. Burada ağ dediğimizde sadece telekom uydu altyapısı üzerinde çalışan internet telefon değil mesela hücre evleri, birebir görüşmeler, kargo dağıtım ağı, ve hatta katmanlı karmaşık aile, cemaat, asiret ilişkileri vs. de söz konusu.
- Burak Arikan
@mersenne büyük ideallerin ağda işlemesi için bir örnek "Cihad'a baş koymak". Ağlı yapıda yeralan aktörlerin birbirini tanimasa dahi bir ideal'e commit etmesi sonucunda ağın yürümeye devam etmesi. Yüksek seviye bir protokol diyebiliriz.
- Burak Arikan
yalnız "Cihad'a baş koymak" biraz anakronik değil mi, tam da geçmiş yüzyılın söylemi? yani bu bana network dünyasının yapısında varolan birşeyden ziyade, geçen yüzyıldan kalma ama bu devirde hala işleyen bir ögeymiş gibi geliyor. ağ devrinde bunun yerine lokal ama hiperbağlı cepheler var bence. birçok bağımsız insanın geçici bir süre bir araya gelmesi gibi. örnek 4chan saldırıları, avaaz, twitter hashtagleri
- mersenne
"Cihad'a baş koymak" arkaik gibi dursa da o kadar genel ki, adeta bir non-ideology, super-loose, bu super gevşekliğinden dolayı ağı --el-kaide'yi-- organize etmekte bir problem çıkarmıyor olsa gerek.
- Burak Arikan
@Burak Arıkan, "sniffing technologies" yeterli değil. Ağın gerçek hayattaki izdüşümlerini izleyip ağ içinde modelleyecek bir yaklaşım gerekiyor. Sizin uzmanlık alanınıza giriyoruz yani:)
- Ozgur Uckan
arıkan evet ama sonuçta eski bir söylem. ağ döneminde eski silahlar çalışmaya devam ediyor tabiki. ama bu sanırım hala eski yapılardan besleniyor. zaman içerisinde azalma eğilimine gireceğini düşünsem de, belli olmaz belki o "meme" de hayatta kalmak için yeni bir şekle evrilir.
- mersenne
Ayrıca bir not. Teröristlerin ağlı örgütlenmesi bilinçli bir seçim değil der bu raporda. İlerlemiş batı toplumu içinde bir yara gibi... kendiliğinden oluşmuş organik bir yapı diye anlatır. Kanser tümör gibi benzetmeler de yapılır genelde.
- Burak Arikan
Ayrıkotu örgütlenmesi... Köküyle değil sapıyla büyüyen ve çoğalan viral oluşum...
- Ozgur Uckan
"Ülkemizde içinde bulunduğumuz 2009 yılı dahil olmak üzere medya sektörü gelişen ve büyüyen bir trend izleyecektir. Özellikle Ortadoğu, Avrasya coğrafyası bu açıdan çok bakir ve yatırım bekleyen bir görünüm arz etmektedir. İçinde bulunduğumuz küresel krize rağmen bu eğilimin duraklamayacağını söyleyebiliriz. Çünkü özellikle Ortadoğu ve Kafkaslardaki karışıklıkların sona ermesiyle birlikte buralarda yerel halkların tercihi Amerika ve AB menşeli medya kurumları değil, kendi ya da kendilerine yakın kültür ve coğrafyalardaki medya kurumları olacaktır. Arap ve Ortadoğu'da El-Cezire'nin başarısı ortadadır. Yani yerel özelliklerden kalkarak küresel bir dil ve dili yaygınlaştıran teknoloji kullanan yatırımlar, önümüzdeki yıllarda, medyanın temel itici gücü olacaktır." C. Ertem
- Ozgur Uckan
Haftaya yayınlanacak BThaber köşe yazısını buradan çıkardım. Referansı ile. Bu arada Cemil Ertem ile görüştüm. Yazısına buraya yönlendiren bir yorum bırakmıştım. Okumuş ve yarinki Taraf yazısında referans verdiğini söyledi:). Bilginize...
- Ozgur Uckan
Cemil Ertem'in bugünkü Taraf'ta çıkan yazısını okumanızı isterim. Web sitesi kapalı oduğu için, ancak gazeteden okuyabilirsiniz. Burada tartıştığımız konuları köşesine taşımış.
- Ozgur Uckan