endüstriyel futbola sarmalanmak gerizekalı uğraşıdır. yok tüketim toplumu kötü, ulus devlet kötü, fanatizm kötü, şu bu derken fıtbol'a gelince tıs. 12 tane adam top kovalıyor diye çıkan tantanaya bak, bilhassa erkeklerin "yarışma" merakını, kapitalizmin yarışma doktrinasyonunu tatmin edecek olmalı bir faaliyet, tabanda böyle geniş kitlesi varsa.
gidin mahallenizde oynayın ya, ucunda kupa, "ödül mödül", eeencilik, birincilik olmayınca çok zevksiz oluyor di mi.
- paraşütler
her maç olduğu akşam anıran insanları dinlemek de cabası. kime anırıyon, kime neyi duyuruyon denyor.
- paraşütler
ama sakın ha, fıtbol bir tabu. onu böyle alanen gerizekalı uğraşı olarak şeyetmeyecen. gelip neler yaparlar sana, mafederler seni.
- paraşütler
ama o da bi ekmek kapısı be. yetimin hakkı, öyle deme. bir şeyi seninmiş gibi sahiplenmek sonra. ne bileyim, güzel bir tabloya bakmak gibi. sanat gibi.
- paraşütler
meraba ben zurnanın son deliği. n'olur mahallesinde top oynamamış olan futbol üzerinden sosyolojik çıkarım yapmasın. ısrar ediyorsanız da havelange kadar kafanıza taş düşsün.
- Ali Yavuz
boşuna konuşma gominis giib kuntar. daha 100 tane kitap okuman lazım endüstriyel fıtbolun gerizekalı işi olduğunu anlaman için. daha iyi fformüle edeyim şimdi: endüstriyel futbol gerizekalı işi değil, tamam. ama akıllı adamın endüstriyel fıtbolla işi olmaz, bu gayet açık. mesela erkek arkadaşımın yok bilmemne kupası ligini takip ettiğini filan düşünemiyorum, tanrı aşkına.
- paraşütler
Ben aslında buna katılmıyorum Miray. Tam tersine burası bir endüstri olduğu, kitlesel olduğu, içinde tıpkı diğer kapitalist endüstrilerde olduğu gibi tonla sömürü, eşitsizlik içerdiği için bizlerin bununla yakından ilgilenmesi gerekiyor. Burada olan biteni biz ortaya çıkarmazsak "onlar" bunu hiç yapmaz zira. Spor, öylesine kitlesel bir araç ki buradan yapılacak ciddi eleştiriler kendisine çok daha kolay taraftar bulabilir.
- Mithat Fabian Sözmen
Dolayısıyla tam da spor böylesine kitleselleştiği ve endüstrileştiği için bizim burayı bir mücadele alanına çevirmemiz lazım. Karşı taraf savaşını sporu da kullanarak yürütüyor çünkü.
- Mithat Fabian Sözmen
Maalesef Türkiye'de bu anlamda ciddi bir hareket yok. Herkes "futbol asla sadece futbol değildir" klişesine pek aşık da adam gibi eleştiri yapan, takip eden kişi sayısı çok az. Bizdeki futbol solculuğu "Barcelona da Kral karşıtı bıdı bıdı" gibi inanılmaz bir sığlık ve aptallıkta seyrediyor. Ya da senin de dediğin gibi bizzat yarışma merakı, seksizmi, fanatizmi körükleyen sözde "solcu" taraftar gruplarıyla dolu etraf.
- Mithat Fabian Sözmen
bir de su perspektif var http://www.metropolismag.com/pov... According to a recent study undertaken by the Norwegian government (bless those Scandinavians!) the World Cup will have a carbon footprint of 2,753,251 tons of CO2, equivalent to one year’s emissions from one million cars. There are a number of reasons why this year’s event is so unsustainable. For one, South Africa had to build a lot of the infrastructure from scratch. Five new stadiums were built, five old ones were upgraded, roads were improved and bigger bus systems were put in place. Secondly, a large portion of the World Cup’s audience is European. A non-European venue means a lot of fuel burnt on flights to and from Europe. All in all, the World cup might be the most unsustainable sporting event so far.
- mersenne
Dünya Kupası, Olimpiyat gibi organizasyonlar da olmasa insanlığımızı unuturuz. Doğru, futbol artık bir "business" ama gene de ortaya çıkan şey insanoğlunun nelere muktedir olduğunu gösteren güzel bir eğlencelik. Ayrıca dünyada bu kadar ökür var, onlara bakacak bir tren verilmezse tavuklarla münasebete girerler. Spor iyi bir sibop, gerilimi alır. Uluslararası spor müsabakaları da olmasa dünya hepten bir cehennem olurdu.
- o.s.m.
yok, kapitalist olduğumdan değil de, hayata dair en basit şeyleri kapitalizme küfrederek açıklamaya çalışan iddiaların bir kısmından kendinizi sakınınız! en azından hafife alarak yaklaşınız. bu da benim tavsiyem. tutup da yoksa niye feed başlığının bana atfettiği gibi ''gerizekalı'' olduğumu veya olmadığımı açıklayacak vaktim yok. doktrinasyon, ulus devlet, tabanda geniş kitle... peh peh!!!
- Herr 5 Postasson
mithat, haklısın, o bağlamda katılıyorum dediklerine. ben o şekil "ilgilenmekten" bahsetmiyordum elbette, afişe edebileceğin, deşifre edebileceğin bir yerden bakarak ilgilenmek farklı (kapılmak, alet olmak; afişe edebileceğin bir yetideyken kapılıp "alet olmak" farklı). endüstrileşmiş futbolu da özellikle belirttim. spora karşı olduğum yok, bu şüphesiz salakça olurdu, bahsettiğim şey kirli, tahribatı devasa, bi de en kafa yapıcı "afyon" haline getirilmiş, sektörel piyasası epeyi geniş olan bir hal alması, yine bu haliyle oluşturduğu bu kafanın yapaylığı, yalanlığı, oluşturduğu sahte "birliktelik" hissi, başka şekillerde örgütlenmeye engel, işe yaramaz bir "birliktelik" hissi.. bir yerden bakınca anlaması kolay, dile getirmesi zor, ama "yalan lan bu" çok kolay dedirtiyor insana, üzüyor insanı. yarış dediğin şey zaten sıkıcı, her taraftan pompalanıyor, mahalleye atfım bundandı, bir şeyler sektör haline getirilmeden de kalabilir; din de, futbol da. belki de en geniş piyasacılığın yer aldığı, trilyör dolarların döndüğü bir konumdan kaçınabilinir, reddedilebilir (fıtbol aşkına!), hadi en azından dile getirilmelidir. "başka yok mu endüstri" eleştirisini de çok yersiz buluyorum. "tek bu mu yani" falan. böyle tartışılmaz.
- paraşütler
Şu raddede "futbol trilyon dolarların döndüğü bir sektör haline getirilmesin/getirilmemeliydi" demek niyet iyi olsa bile pek mantıklı değil sanki. Yarış denilen şeyin de o kadar sıkıcı olduğunu düşünmüyorum ben. Hatta yetenekle ilgili herhangi bir konuda "yarış"ın olmaması mucize olurdu.
- Gundi
hakan karakurt - yarış yapmak demek; iyi olanı, daha az iyi olandan ayırmak demektir. bu ise medeniyete küfür ile eşdeğer. Tüm insanların eşit olduğunu düşünürsek, tüm futbol takımları da eşit olmalıdır. Çünkü onlar insanlardan oluşuyor. Eşit olunca yarışmaya gerek yok. Bu sebeple, yarışma yapmak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kapitalist düzenin buluşundan başka bir şey değildir. demek istemiş şair burada...
- Herr 5 Postasson
barış hayatında sadece 50 saat maç seyredip sayfanda yazdığın gibi zidane'ın dünyanın gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olduğuna hükmetmişsen malın önde gideniymişsin hakkaten, futbolseverin aptal olduğu teorisi iş görüyor senin gibiler sebebiyle. futbol tarihini özet mi geçtiler sana, en iyisi bu, bunu izle, 30-35 maç izliceksen zidane'dan şaşma mı dediler? ronaldinho varken zidane kimdir amına koyim. yanlış anlama, ben de undercover bir zidane severim, ama senin gibi kafasız zidaneseverleri gördükçe kendimden utanıyorum. futbolu da yanlış tanıtıyorsun böylece, nacizane tavsiyem şu ki zır cahil olduğun bu erkek işlerine karışma. hayali kahramanlar, mucizevi şeyler yapan futbolcular, zidane aşığı undercover troçkistler ve dolu dizgin heyecan, güzel şeydir fitbol. troçkiye de tekrar bir bak derim, undercoverı oluyor mu diye, malum, devrim bu, insanlara ulaşıcan, onları değiştiricen, onlarla beraber harekete geçeceksin, bu yolda üreticeksin, derdin neyse açık açık anlatıcaksın. sadece evlilik hayalleri ve zidane aşkını açık olarak paylaşırken, devrimci yanını gizliyorsan, bir özsolcu, solcunun hası olarak daha önemli gerçekleri kendine saklıyorsan, yanlışlardasın.
- Rapri Sokapri
"hahhahhaay, elimde şampanya kadehim, ışıklarımı söndürüyorum, sinekler beni rahat bıraksın diye..." aristokrat retoriğiyle güne veda eden undercover troçkist. sabah sabah olmuyorsa akşam görüşürüz. sinek saçtığın ışığa değil, yaydığın o ağır bok kokusuna geliyor bu arada.
- Rapri Sokapri
Son zamanlarda bununla ilgili bazı yazılar yayınlandı (http://www.guardian.co.uk/comment...) Ama sokaklarda ve arsalarda özgürce futbol (endüstriyel olmayanını:)) oynamayı engelleyen ne var? Boş arsaların hızla tükenmesi herhalde. Ben çocukken nicelerimiz küstürüldü , beke gönderildi topa vuramıyoruz diye. Kim öğretti, ergen vahşetiydi tamamen. Endüstriyel olmayanı, sokakta oynanı da aynı bok. (Radikal'de Tanıl Bora'nın enfes bir yazısı vardı bununla ilgili) AYnı altyapıdan beslenen aynı kültürel oluşumlar bunlar. Eğer sol bakış açısı olacaksa, altyapı-üstyapı kavramlarıyla konuşmalı.
- devran
matrix'teki ajanlar gibi dadanmışsınız, orda da neo birini alıp ötekine sallıyordu. cidden, dinime laf eden müslüman olsa meselesi. hanginizin argümanları çok sağlam da pardon, benimkileri zayıf ve inceliksiz olmakla suçluyorsunuz? ideal bir yerden (yere) konuştuğum belli, fakat karşımda yalnızca avukatlar görüyorum. faruk artık hakikaten soruların sıkıcı olmaya başladı, kapitalizmin elinin dokunduğu her şeyi reddet mi dedik? endüstriyel fıtbol dediğimde ne dediğimi anlıyor musun? yine başladın, yok zorundalar mı, sana mı soracaklar filan. böyle tartışılmaz ondan diyorum. faşolar katliam yaparken bana mı soracaklar? tabii ki bana sormayacaklar ya! (keşke sorsalar). ben inceliksiz eleştiri getirirken, sen iyice "sana mı sorcekler, tek bu mu yani" diye sokak adabıyla konuşuyorsun. rekabetin de en basit düzeyde insanları düşmanlaştırdığını düşünüyorum, bencileştirdiğini, empatiyi sildiğini. centilmen rekabet yok mudur, vardır, konu o değil. rekabetin fıtbolun olayı haline gelmesi (ve daha yazılan çizilen bir sürü şey). spor bu yahu? spor, mahalle, ödül vs üzerinde yazdıklarımda çelişkili bir nokta yok, o kadar mahalle vs dedim, sen sporun ne olduğunu bilmiyorsun bence. spor maç yapmak değildir. sermayenin, o sermayeye götüren tahribatın fıtbolun üzerinden çekilmesi (aslında bunu fıtbolseverlerin kendilerinin dilemesi gerektiği; dilemesini geç aslında hoşlarına gidenin belki aynen otomobil sektörü gibi sürekli yenilik ve heycan ve çok para içeren bir hale bürünmüş olması), vesaire, bunları düşününce 12 (11, ne boksa) adamın top kovalamasının yaptığı tantanayı, çektiği kitleyi anlamsız buluyorum. senin eleştiri düzlemine geçeyim hemen, "ne yani, suç mu bu, bulamaz mıyım? kendi fikrim yea." böyle işte.
- paraşütler
elbette bu potansiyel bir ticari şirket olarak boy gösterecektir diye düşünmeden edemiyorum, ee bu sisteme kızılıyorsa taraftar olmassınız veya bizim halı saha takımını desteklersiniz daha mantıklı ve eğlenceli bir hareket olur =) hem bizim tribünlerde herkez içki içip şarkı söylüyo dalga geçiyo v.s. v.s. halı saha maçı ayarlayalım hemen canım istedi yahu :D
- Berkalp
eski yunan da kapitalizmin allahıydı zati.
- lord çöpçü
bugün bir "müessese" olarak "taraftarlık". pompalanan diğer tür taraftarlıklar. üzerine düşünülmesi gereken şeyler şüphesiz.
- paraşütler
taraftarlık tek anlamıyla saçmalıktır bence, taraftarlığın her türlüsünden kaçınmak gereklidir diye düşünürüm, bi maç izlerken sadece bir takımın oyununa yönelik izlediğimde bile ulan yoksa taraftar mı oluyorum diye kendime fena kızarım, taraftar olana da karışmam o ayrı fakat insanların şu devirde bir şeylerin taraftarı olmak bir şeylere inanmak isteği bana hep komik gelmiştir =) fakat daha geniş bakacak olursak bu bir kültürel bilinç demek daha doğru bakış açısı sanıyorum
- Berkalp
barış, itin götüne sokulmak için değil de, sokmak için gelmiş bir klon yazacaktın sanıyorum. adam haklı. ben onca aldığım psikoloji eğitiminde rekabetin empatiyi ezdiğini gördüm mesela, bu yine en doktrine edilmemiş olanı. sen ne biliyorsun rekabet hakkında? anlat, anlayalım. dayanışmadan öte rekabeti hedef alan bir soldan besleniyorsan, anlat, anlayalım. milleti itham edip, iki laf görünce solculara giydirmek için yer arayan undercover, vizyonsuz troçkistlere, endüstriyel fıtboldan daha az gerek var, emin ol.
- paraşütler
@ Miray Erbey; Spor barış kardeşlik eşitlik minvalinden bir feed açıp, eleştirildiğinde "matrix'teki ajanlar gibi dadanmışsınız, orda da neo birini alıp ötekine sallıyordu." demen bayağı çirkin olmuş.
- Gundi
sevgili hakan, bence o cümlede bir sorun yok. bir metafordu sadece. karşınızdakiler sistem avukatlığına soyunduğunda (film de böyleydi hani), denediğiniz yöntem bu olabiliyor. kimseyi bir şey yapmaya/söylemeye zorluyor değilim, ama söylenenlere kızmak/sinirlenmek hakkım. ortalıkta sinirleri alınmış kuzu pirzola gibi gezinenlere inat, hesap sormak, ses çıkartmak yeğdir sanıyorum.
- paraşütler
Sevgili Miray; hesap sormak, ses çıkartmak, eleştirmek muhakkak ki gerekli. Ama futbolun ne olduğu hakkında en ufak bir fikri olmayan biri, bu bilmediği şey için "gerizekalı uğraşı" dediğinde konunun hesap sormayla ya da ses çıkarmayla bir bağı kalmıyor. Söylediğinize katılmayanları da Ajan Smith suretlerine benzetmek, metafordan ziyade saygısızlık gibi görünüyor buradan.
- Gundi
hep aynı sevgili hakan, "tanısan seversin" retoriği. futbolun ne olduğunu kim neden bilmesin yahu, çok komplike, yüksek entelektüel süreçler gerektiren bir faaliyet mi olduğunu sanıyorsun futbolun? kaldı ki eleştirilen futbol bile değil, anlatması ne kadar zor olabilir bunu? endüstrileşmiş futboldan söz ediliyor. spordan değil. endüstrileşmemiş futbol ("topçuluk" dedikleri hani), 2 kişi de oynanıyor, 5 kişi de. binbir kurala tabi olmak zorunda da değil. sen buna futbol demezsin, eyvallah, fakat konuyu hala bağlamdan çekmeye çalışıp, neyin tartışıldığını anlamadan insanı yormak daha büyük saygısızlık.
- paraşütler
Bir anı bir anını tutmayan, sürekli kendini yenileyen sevgili Miray, seni evime davet ediyorum. Kapı kirişlerini kale yaparız, çoraplarımızı iç içe geçirip top yaparız ve saatlerce çılgınlar gibi "futbol" oynarız. Sonra oturup konuşuruz endüstriyel futbol dedikleri şeytan icadından. Anlaşacağımıza eminim. Keyifli günler.
- Gundi
söylediklerimde bir çelişki yok, yeni bir şey de yok. futbolun kendisini bir kez olsun yermişliğim de yok. feede kasten endüstriyel futbol diye girdim. anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az durumu anlayacağınız. asıl size günler keyifli.
- paraşütler
chomsky'den gelsin: "Now there are other media too whose basic social role is quite different: it's diversion. The purpose of those media is just to dull people's brains. This is an oversimplification, but for the eighty percent or whatever they are, the main thing is to divert them. To get them to watch National Football League. And to worry about "Mother With Child With Six Heads," or whatever you pick up on the supermarket stands and so on. Or look at astrology. Or get involved in fundamentalist stuff or something or other. Just get them away. Get them away from things that matter. And for that it's important to reduce their capacity to think. Take, say, sports -- that's another crucial example of the indoctrination system, in my view. For one thing because it offers people something to pay attention to that's of no importance. That keeps them from worrying about things that matter to their lives that they might have some idea of doing something about. And in fact it's striking to see the intelligence that's used by ordinary people in [discussions of] sports [as opposed to political and social issues]. You know, I remember in high school, already I was pretty old. I suddenly asked myself at one point, why do I care if my high school team wins the football game? I mean, I don't know anybody on the team, you know? I mean, they have nothing to do with me, I mean, why I am cheering for my team? It doesn't mean any -- it doesn't make sense. But the point is, it does make sense: it's a way of building up irrational attitudes of submission to authority, and group cohesion behind leadership elements -- in fact, it's training in irrational jingoism. That's also a feature of competitive sports. I think if you look closely at these things, I think, typically, they do have functions, and that's why energy is devoted to supporting them and creating a basis for them and advertisers are willing to pay for them and so on."
- Rapri Sokapri
Bir yorumda benden; fanatik takim taraftarligi fasizmin en masum boyutudur.
- marko paşa
bu kadar primitif bir şeyin dallandırıp budaklandırıp entelektüel geviş getirmelere yeni bir laboratuvar gibi kullanılmasına ayar olduğum için kendimi bu feedi takip ederken buldum; hariçten gazel okuyorum kusura bakmayın. futbol asla yalnızca futbol değildir demiş ya amcaoğlu, peşinden kokuşmuş bir külliyat getirmiş. oysa oyun ulan işte. sosyal bilim denen şeyler 'kendi halinde'ki fenomenleri alıp böyle iğdiş etmiyorlar mı işte, derdim onla. tezgahın önünden çekilin bari de isteyen alsın.
- Ali Yavuz
benim bildiğim kadarıyla, "futbol yalnızca futbol değildir" diyenler sosyal bilimciler değil; uğraştıkları, takip ettikleri boş işe kılıf bulmaya çalışan taraftarlar ali yavuz, ne demişler: "1994 abd dünya kupası sırasında dört bir taraf bu sloganla donatılarak turnuvaya ilgi çekmeye çalışılmıştır." oyun tabi. derdimiz zaten "oyun" olmasıyla. terry amca diyor ki, feshedin bu oyunu, öyle işte, canımız sıkıldı, mızıkçılık yapıyoruz. http://bianet.org/bianet... buna da bi göz atmalı sonra.
- paraşütler
94 dünya kupasının içine eden fifa başkanı ve endüstriyel futbol denen bokun babası havelange ye söverek ortaya çıkmıştım. bunun gibi ayak oyunlarını futbola entegre eden de kendisidir zaten. türkiye'de karaborsa tarihi ve emanet kullanımının sosyal çatallanmaya etkisi diye tezler makaleler okurken de görecek miyim acaba insanları? sucu metoduyla klüpten bilet indirme ve anarkosendikalist ekonomi, mesela. kılıf bulmaya da gerek yok boş işe. boşken güzel meret. taraftarlara da söylüyorum. ama onlar da sosyal bilimcilere özeniyor malesef.
- Ali Yavuz