Sign in or Join FriendFeed
FriendFeed is the easiest way to share online. Learn more »
Uğur Özmen
Ürün odaklılık / Müşteri odaklılık - http://ugurozmen.com/blog...
Bir önceki http://ugurozmen.com/blog... yazının devamı. Friendfeed'deki yorumları da yazıya ekledim ki, bütünlük içinde olsun. Bu nedenle, yorumlar ile okunmasını öneririm. - Uğur Özmen
yamyamlık toplamda pazar payını artırmak için mükemmel yöntem; tabi baştan bu şekilde tasarlanırsa. harika bir özet olmuş Uğur Bey. - Onur Gorur
Teşekkür Onur Görür... - Uğur Özmen
Pazarlama Dünyası'ndan Mustafa Duran'ın sorularını cevaplamıştım bir ara... [http://www.pazarlamadunyasi.com/Desktop...] Soru: “Üretim fabrikada başlar, reklam ajansında devam eder.” sözünüz çerçevesinde Türkiye’deki marka anlayışı ve markalaşma sürecinde yaşanan hatalar ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Cevap: “Üretim fabrikada başlar, reklam ajansında devam eder.” sözüm üretime vurgu yapıyor diye bazı arkadaşlarca zaman zaman eleştiriye uğramıştır. Reklam, fabrikada (veya her nerdeyse) üretilen “işlevsel değer”in üzerine (veya sağına, soluna, önüne, içine) bir “simgesel değer” inşa etme işidir. Onun için bu söz, yaklaşık yirmi yıl önce söylenmiş olmasına rağmen, aslında vurguyu üretime değil, pazarlamaya yapan bir yaklaşımı içerir. Üretimin tamamlandığı noktada “marka” yaratılmış ve tüketicinin algı dünyasındaki yerini almış olur çünkü. Ve bana göre, süreç tamamlandığında, tüketicinin algı dünyası içinde “işlevsel değer” ve “simgesel değer” ayrışması ortadan kalkar, yegane ve yekpare bir “marka” algısı oluşur. Reklam yerine başka bir kavram, ne bileyim, fabrika yerine başka bir sözcük kullanın, yaklaşımın özü değişmiyor. İzahı kolaylaştırmak için üretimi ben sürekli olarak işlevsel ve simgesel olarak ikiye ayırarak anlatmaya çalışırım. Ancak marka, yekpare bir bütündür. Ne işlevden bağımsız imgeler ne de imgelerden bağımsız işlev üreterek başarma ihtimali yoktur. Bu ikisi arasındaki ilişki yapay değil organiktir/organik olmak zorundadır. Yine bazı arkadaşların, “üretim” lafını duyunca tüyleri diken diken oluyor, ama bence işin temeli üretimdir. Şöyle söylersem acaba haddimi aşmış mı olurum, bilmem: Aslında pazarlama, üretim ve satış fonksiyonlarının bambaşka bir paradigmayla ifa edilmesi anlamına gelir. Pazarlama icat olunduktan bu yana, pazarlamaya itibar etmeyenler için, biraz da aşağılamak amaçlı “üretim odaklı şirket” betimlemesi yapılır. Üretimi, öyle hemen itibarsızlaştırmayalım bence... Kavramları birbirine... more... - A. Selim Tuncer
Ürün odaklılık ile üretim odaklılık kavramları farklı diye düşünmeye başladım bu yazıdan sonra... Daha önce birkaç kez değindiğim, ancak ayrıntılı yazmadığım bir konuya dokunuyor. ÜRÜN'ün yeni tanımı... Sadece malın (hizmetin) fabrikadan (dükkandan) çıktığı an ne olduğu değil; ambalajından, vaatleri ve önermelerine kadar tüm özelliklerini içeriyor artık ürün. Üretim, eğer bu özellikleri dikkate alıyorsa, müşteri beklentilerini ürüne (ama az önce tanımladığım ürüne) bilerek ekliyor (veya bilerek eklemiyorsa) o zaman üretim zaten müşteri odaklı olmaya başlıyor. Ne güzel bir konu... Bir ara bunu tartışmalıyız. - Uğur Özmen
Yamyamlık, sağlık setöründe de çokça başvurulan pazarlama yöntemidir. Cazip fiyatlarla sağlık taraması yapıp, aradaki fiyat farkını ve hatta fazlasını, tedavi sürecine yüklemek. - Nihat Solmaz
Uğur Hocam, bu, perspektifi birazcık değiştirerek bakan bir yorumdan ibaret... Konunun daha iyi anlaşılması için bir çaba... "Müşteri odaklılık" da farklı bir şey söylemiyor sonuçta... Şimdi, tek doğru perspektif budur, diğerleri tukakadır diyerek guruluk yapmayalım yani! Değil mi? - A. Selim Tuncer
"Tu kaka" yapmak değil de farklılığı vurgulamak isterim. Bir de gerçekten değişen "ürün" tanımı var. Yazmak ve tartışmak gereken... Ben gençken ürün tanımında beklentiler ve vaatler dahil değildi. - Uğur Özmen
Ben o konuyla ilgili "Üretişim" başlıklı bir yazı da yazmıştım. Yazının son paragrafı şuydu: "Bu yazıdaki düşünceyi reddetmek veya benimsemek, benimsediyseniz de geliştirmek için 'iletişim' ve 'etkileşim' imkanları mevcuttur: Yazışım!" http://selimtuncer.blogspot.com/2007... - A. Selim Tuncer
Şimdi göz atınca hatırladım. O yazıyı okumuş ama yorum yapmamıştım. (Acemilik dönemlerim...) Yarın sabah "ürün" tanımı örneğini blog'da tartışmaya açıyorum. Malum arkadaş da okusun diye, kısacık. :-)> - Uğur Özmen
İstersen o yazıdan birkaç paragrafı aktarayım: “Üretimden/üründen haz almak için illa ki üretime katılmak şart değildir. Ürünün bizim beklentilerimizle, duygu ve düşüncelerimizle, hayal ve tasavvurlarımızla örtüşmesi önemlidir. Eğer böyle bir zorunluluk olsaydı, hiçbirimiz hiçbir sanat eserinden entelektüel haz duymaz, bunu sağlamak için mutlaka sanatçının eserine müdahale etmek zorunda kalırdık. Yani tüketici üretime elbette katılır. Bu katılım, demokratik sistemlerde vatandaşın çeşitli araçlar vasıtasıyla yönetime katılmasına benzer bir yönüyle... Fiili olarak yöneten kendisi değildir, ama tercihleriyle yönetimi belirleme gücünü elinde bulundurur. (En azından teorik olarak böyledir.)" - A. Selim Tuncer
Biraz daha: "Bir başka yanıyla yönetişimi 'toplumun elitleri ve devletin entelektüel kavrayışıyla ulusal egemenliğin uzlaşımı' olarak tanımlarsak, pekala üretişimi de üreticinin elindeki imkanlar, uzmanlık, bilgi, yaratma ve kazanma heyecanı gibi etmenlerle tüketici beklentilerinin bir uzlaşımı olarak görmemiz mümkün olur. Yani bu ilişkide de yine bir 'elit' ve 'egemen' olma pozisyonları söz konusudur. Bu da bizi 'tüketici egemenliği' kavramına götürebilir." - A. Selim Tuncer
Son: "Yönetişimin olabilmesi için iki işteş kavramın da fonksiyon olarak süreçleri belirlediğini söylemeliyiz; etkileşim ve iletişim... Üreticiyle tüketici arasındaki ilişkiyi de, artık etkileşimsiz ve iletişimsiz düşünmemiz mümkün değildir." - A. Selim Tuncer
Valla kendimi guru hissetmek için değil... Müşteri odaklılık, organizasyon yapısından başlayan (1) http://smj.ph.com.tr/blog... ve (2) http://smj.ph.com.tr/blog... giderek departmanlar arası ilişkilere etkin olan (3) http://smj.ph.com.tr/blog... veri ambarının yapısından verilen hedeflere kadar uzanan bir bakış açısıdır. (gelecek yazılar). Bu nedenle, üst kavramlarda aynı fikirdeyim, lakin aşağıya indikçe ayrıntılar önem kazanıyor. O veri ambarı olmazsa, o ekran tasarımı olmazsa, ürün nasıl olursa olsun, müşteri odaklı olunamaz. - Uğur Özmen
Bir ekleme daha... Tartışmayı ayrı boyuta taşımak için değil. Önce ürün konusunda anlaşalım diye... http://ugurozmen.com/blog... :-)> - Uğur Özmen
Aklına sağlık Hoca... Ben de tartışmayı başka bir boyuta taşımayan başka bir paylaşımda bulunayım: "Marka, tüketici hakkıdır" http://selimtuncer.blogspot.com/2007... - A. Selim Tuncer
Çok kısa, çok yerinde... Marka ile ürün çağrışımları burada birbirine karışıyor. (Düzeltme: karışıyor değil "birbirini kapsamaya başlıyor" olacaktı.) Ben de zaten üst düzeyde, aynı şeyi savunuyorum. - Uğur Özmen
Yazınız çok işime yaradı hocam ödevimi hazırlarken. Ayrıca Smart Marketing Journal'dakileri okudum, teşekkürler =) - GeneratioN