"Belli bir anlamda filozof şarkı söyleyen biri değil, bağıran, çığlık atan biridir. Çığlık atma ihtiyacı duyduğunuz her defasında felsefenin bir tür çağrısına uzak olmadığınızı sanıyorum."
- vulpius
"Özdeşlik ilkesiyle karşılıklılık taşıyan nedir? Özdeşlik ilkesi, burası tamam, bütün doğru önermeler analitiktirler; ama tersi değil - her analitik önerme doğrudur. Leibniz başka bir ilke daha lazımdır diyor - bu da "karşılıklı" olan ilkedir: her doğru önerme zorunlu olarak analitiktir. Buna çok güzel bir ad verecektir: yeter neden ilkesi. Neden yeter neden? Neden kendi çığlığının,...
more...
- vulpius
"... kendisini ifade eden bakış açısının dışında dünyanın hiçbir varoluşu yoktur ki. Dünya kendinde var değildir. Kendi başına var olamaz. Dünya, yalnızca bütün bireysel tözlerin ortak ifade ettiğidir, ama ifade edilen şey onu ifade edenin dışında var olamaz. Dünya kendinde var değildir, dünya yalnız ifade edilendir."
- vulpius
"... eğer nedenler boyunca çıkar, sonuçlar boyunca inerseniz bütün dünya devreye girecektir ve "Adem günah işledi" önermesinin analitik bir önerme olduğu ortaya çıkar - ancak bu sefer analiz sonsuzdur, analiz sonsuza vurmaktadır."
- vulpius
"Leibniz her şeyin bir sebebi var dediğinde bu asla her şeyin bir nedeni var demek değildir. Her şeyin bir nedeni var - bu şu anlama gelir: A, B'ye göndedir; B, C'ye gönderir, vesaire... Her şeyin bir sebebi var ise bizzat nedenselliğin bile bir bir sebebi olması gerektiğine gönderiyor - başka bir deyişle A ile B arasındaki ilişkinin şu ya da bu biçimde A mefhumunda içerilmiş, kapsanmış...
more...
- vulpius
bu deleuze hıyarına keşke Hyppolite malı denk gelmeseymiş. http://en.wikipedia.org/wiki... Belkim o zaman zahmet eder ve Almanlara daha fazla eğilirdi.
- kunthar
hocasiymis herif zati. ama gorulen o ki bir faydasi olmamis. nasil bir anti idealist felsefe modasi vardiysa.
- kunthar
bu deleuze hıyarına keşke Hyppolite malı denk gelmeseymiş. http://en.wikipedia.org/wiki... Belkim o zaman zahmet eder ve Almanlara daha fazla eğilirdi. - kunthar ahaha
- rhin
Çocuk bayramı vesilesiyle oyuncakçıya gidip kendime atari aldım. Çocuklara da oynatıyorum. Takıldıklarında "bu bölümü senin için geçeyim mi?" diye ellerinden alıyorum.
filmle örtüşme oranı beklediğimden epey düşüktü, çok farklı hikayeler gibi geldi bana. Filmde empati kutuları ve Mercerism mevzusu hiç geçmiyordu, öyle değil mi?
- vulpius
Ben Mercer'i empati kutularıyla birbirine bağlanmış bilinçlerin kendi aralarında sürdürdükleri bir kolektif bilinç olarak düşünüyordum. Ne var ki, Androidlerden birisi Rick Decard'ın tahmin etmediği bir yerden kendisini öldürmek üzereyken Mercer Hızır aleyhisselam gibi ortaya çıkıyor ve pusu kuran android hakkında ipucu veriyor...
- vulpius
Decard sonlara doğru kendisinin bizatihi Mercer olduğunu düşünüyor...
- vulpius
Bu sabah gördüğüm rüya: Güher Pekinel bir tabure üstünde oturup minyatür bir piyano çalarken, Süher, Güher'i ve piyanosunu tek eliyle havada tutuyor. Çubukla tabak çeviren hokkabazlar gibi... "Cık cık cık... Bu kadar da olmaz ki" diye ayıplıyorum ben de.
Pu-239 // The Half Life of Timofey Berezin isimli filmde geçiyor. Az önce cnbc-e'de yayınlandı.
- vulpius
"Uranium, Neptunium, Plutonium. They came from space; found their way here by comet and meteorite. No child ever wished this from a star. Hiroshima, Nagasaki, Chernobyl. Problems with half-lives forty-thousand years long. Half a life. Time takes half of us away and comes back later for the rest. We are children and then we are parents. We are long division. Slowly we decay into memory."
- vulpius
Fizikçilere soru: Atom altı ölçekte parçacıkların konum ve hızlarındaki düzensizlik/belirsizlikler uzay-zamanın bu ölçekteki çalkantılarından mı kaynaklanıyor? Yani belirsizlik parçacığın değil de uzay-zamanın mı özelliği?
Diyelim çift yarık deneyinde elektron gönderiyoruz. Elektronlar mermi gibi düz çizgi üzerinde hareket etseler perdenin bazı kısımlarına asla ulaşamayacaklar. Ancak ortam çalkantılı ise mermi alakasız yerlere de sapabilir.
- vulpius
kuantum gravitasyoncular belki daha farklı yorumlayacaklardır. ama benim kendi alanımdan anlayageldiğim şey şu: bir fiziksel sistemin ne olduğu, ne olacağı vb enformasyonu taşıyan bir tür olasılık dağılımı olarak(ama bildiğin olasılık dağılımı değil, tekil sistemler için de geçerli olan) bir state vector'ümüz var. bu işte çok soyut, matematiksel uzayda yaşayan bir şey. bu soyut uzayda...
more...
- babeuf
şu ana dek zamanla ilgili bir şey söylemedim dikkat edersen. zaman kuantum mekaniğinde bir parametre olarak, harici bir tür geometri olarak geliyor oturuyor. kendisine bir tür operatör atfedilebilen fiziksel bir değişken değil.
- babeuf
genel göreliliğin kuantizasyonu, kuantum alan-gravitasyon hikayelerinde dediğim gibi bilgili değilim, bu dediğim şeylerde uzay ve zaman birbirinden bağımsız değerlendirilemiyor neticede. ama öyle bile olsa, kuantum mekaniğinin bu dediğim genel yapısına dair değişen bir şey yok: uzay ve zaman, fiziksel dünyanın(varlığı, dinamiği vs kuantum mekaniği tarafından belirlenen dünyanın yani) içine oturabileceği bir tür geometri olarak varlar.
- babeuf
@D., canın sağolsun. :) Babeuf, zihin gıdıklayıcı açıklamalar için teşekkürler. Uzay ve zamanın geometri olarak ortaya konması vurgusu benim için faydalı oldu.
- vulpius
bu dediğim tüm enformasyonu taşıyan zımbırtı, state vector tabii sadece uzay/momentum gibi continuous evrenlerde temsil edilmiyor(indirgenmiş dalga fonksiyonu formlarıyla), başka fiziksel enformasyonları da taşıyor; yani hepsinin üstünde duran ulu vektör, gölgesini spin gibi başka fiziksel (ama bu kez continuous değil discrete) değişkenlerin yaşadığı, simetrilerin bulunduğu evrenlere düşürüp (project edip) ihsan edebiliyor.
- babeuf
Ortamın çalkantılı olması deyince işler çok sapabiliyor (eser falan). Benim anladığım, belirsizlik parçacıktan mı geliyor yoksa bulunduğu alandan mı geliyor? Bu sanırım işin matematiğini nasıl kurduğuna bağlı.
- john david jackson
rölativistik olmayan kuantum mekaniğinin pozisyon evreninde ne yaptığı sorusuna geri dönecek olursak: yine bir yerden bir yere giden parçacık düşünmeye benziyor, ama bu sefer onu çok daha geniş bir alana yayılmış, belirli olasılıkla o etrafında gittiği geniş alana dağılmış bir dalga paketi olarak düşünüyorsun. elektronik, akustik falan biliyorsan fiziği matematiği aynı aslında, dalga paketini bilebilin.
- babeuf
babeuf emeğe rep de yine kafa karıştırıyorsun
- feraye
işte matematiksel yorumlaması da şu: faz uzayı diye bir şey var. bu uzayda koordinat olarak konum ve momentum var. mesela, klasik fizikte bir sistemin durumu/state'i bir nokta olarak gösteriliyor. işte filanca parçacık x1'e p1 konumunda falan gibi. yine klasik istatistik mekanikte, çok fazla parçacığın oluyor, bu sefer cehaletinden ötürü x1-p1 gibi bir koordinat veremiyorsun, ama bir...
more...
- babeuf
bu arada fluctuation ile uncertainity karıştırmayalım. ilki allajın emri diğeri ise accessible information mevzusu
- guve
feynman'ın yaklaşımında bu bahsettiğin "geniş alan" tüm evrenin kendisi oluyor galiba, değil mi babeuf?
- vulpius
ama işte bu olasılık bulutu/paketi gibi gidişini gözlemlediğimiz hikaye kuantum mekaniğinde hala sıkıntılı. tek parçacık için bile konuşurken, klasik istatistik mekanikteki gibi faz uzayında x1-p1 noktası belirleyemiyorsun: işte bu da güve'nin dediği gibi default olarak gelen cehaletinden (uzayın kendi kendine olan cehaleti mi diyelim ne diyelim?! yoksa gayet objektif bir olay, öyle...
more...
- babeuf
abi uncertaintynin ''foton atom altı parcacık boyutundadır ondan foton ile bilgi almaya çalışırken aynı zamanda momentum transfer ediyoruz '' açıklamasına ne oldu
- feraye
vulpius, sana demediydim ya babeuf hilbert uzayından falan girmis ya ona takıldıydım. :)
- D.
Feraye o ne abi? Hiç duymadım. Link versene.
- guve
from Android
ne linki lan, işte en basit uncertanty anlatımı. töbe töbe
- feraye
Historically, the uncertainty principle has been confused [4][5] with a somewhat similar effect in physics, called the observer effect, which notes that measurements of certain systems cannot be made without affecting the systems. Heisenberg offered such an observer effect at the quantum level (see below) as a physical "explanation" of quantum uncertainty.[6] It has since become clear,...
more...
- feraye
Lan öyle uncertainty yok. Fotonun momentum transferi diye bisi var hatta sen de biliyosun Saganin güneş yelkeni fikri var, fotonlarin momentum transferi üstüne kurulu. Ama bunu uncertainty açıklamasi olarak hic duymadim
- guve
from Android
ilk heisenberg kendi ortaya atmış benim suçum yok ''Werner Heisenberg, The Physical Principles of the Quantum Theory, p. 20''
- feraye
Şerefsiz autocorrection bütün fotonlari fırın yapmış
- guve
from Android
gördüğünüz gibi bir cümle ile açıkladım şimdi dağılabilirsiniz
- feraye
bu yıl da bu anlatılan limitin altında error gözlemlemişler http://www.scientificamerican.com/article... heisenberg yalış dediğinden değil 'conjecture' olduğundan kuantuma halel gelmez demişler ama siz ne dersiniz bilemem.
- feraye
Senin anlatacagin şeyi sikeyim. Böyle mi anlatılır. Neyse generalized Heisenberg uncertsinitysi yanlış ama orjinal olan \delta_x*\delta_p> h_bar / 2 baki.
- guve
from Android
uzay-zaman ölçeğindeki çalkalanmalar hangi skalada oluyor, parçacıkların belirsizliği hangi skalada oluyor, bunlar karşılaştırılarak kabaca bir fikir sahibi olunabilir. bir de belirsizlik ilkesi hiç bir uzay-zaman dalgalanması hesaba katılmadan doğrudan fourier dönüşümünden (dalga paketleri olduğu için) de elde edilebiliyor.
- feliz kemal
@feliz parçacıkların/sistemlerin belirsizliği diye birşey yok. observable'ların var. ben ayrı bir feedte okuma listesi koyayım.
- guve
evet parçacığın konumundaki belirsizliği kastetmiştim mesela orda.
- feliz kemal
ya hatta Einstein Rosenberg Podolsky(EPR) muhabbeti sırf bu ferayenin dediğinin yanlışlığıyla ilgili. bohr bu wave function collapse olayının da dahil olmak üzere sisteme dair etki ve cahilliğimizin deney aletinin makroskopikliğinin yarattığı bir şey olarak görüyor uncertainty'yi. ama non-local olarak bile var, öyle momentum transferi vs olmayan composite sistem için(epr). evrenin gayet...
more...
- babeuf
@acaib, humanoid neye tekabül ediyor bilmiyorum. İnsansı özellikler barındırmayan (fiziken insana benzemeyen) ancak bilinçli gibi görünen varlıklar olsun istiyorum. Ahtapot olabilir, bir program, ya da birbirine yaptığı göndermelere sahip kitaplarıyla bir bilince sahip olduğu sanısını oluşturan bir kütüphane bile olabilir.
- vulpius
Golem daha kompakt (novella gibi). Solaris gibi hissiyat olaylari yok, direkt patakute konusan makine var. Makine dedigin konusacak zaten arkadas.
- der wille
Aha der wille gelmiş. Sanki buraya kocaman bir liste yazabilirmiş gibi bir his var içimde.
- vulpius
:) Vulcan's Hammer var (bunu okumadim). Ama felsefeden ziyade siyasi mevzularda dolaniyor diye biliyom. Makine kismi isin tuzu biberi.
- der wille
"Demon Seed"... Romanini okumadim bilmiyorum (Dean R Koontz) ama filmi guzeldir.
- Mistaken Identity
Golem IV şahaneydi. "makine dediğin konuşacak zaten arkadaş." - der wille.
- vulpius
Mortal Engines'i yeni bitirdim. The mask diye bir hikaye vardı ki, içimi sızım sızım sızlattı. Oy!
- vulpius
Fiyasko saglam. Yenilmez de iyiymis harbiden. Bu kitaplardaki murettebat diyaloglari da ayri eglenceli geliyor bana.
- der wille
der wille golem XIV demeseydi dişimi kırardım (havada asılıp kalan bir ''neden'' sorusu ''neden dişimi kırıyorum?'') ha peki otuz beş kere golem XIV denmesine rağmen okudum mu? okumadım. kitabı aldıydım ama türkiye'de kaldı. ama okuyacağım. bir gün mutlaka okuyacağım.
- selman
yok, imaginary magnitudes'un türkçesini almıştım: hayali büyüklükler. ama evde kaldı dediğim gibi. // bu arada sen terry pratchett'in discworld serisini okudun mu? yanında kaldığım adamın kütüphanesinde ''The Science of Discworld'' diye bir kitap var, baştan biraz okudum, güzel bir şeye benziyor ama seriden hiç bir şey okumadığım için acaba bunun yerine serinin ilk kitabını bulup onu mu okusam diye düşündüm. Rastlamışken de sana sorayım dedim işte.
- selman
Abi "Dunya yaratmak benim isim." tarzi adamlarla fazla isim olmadi diyeyim. :) Terry de o tayfadan diye tahmin ediyom. Bi ara ayni kulvardan Niven'i okumustum bi gazla. sonra biraktim. Genel olarak bilimkurguya da fazla onem atfetmekten kacinmak lazim (Golem dahil). Anaakim edebiyatin meh dedirttigi noktada iyi geliyor, onun disinda cok bi numarasi yok.
- der wille
ben bilimkurguyu çok sevmiyorum zaten galiba ya, fantastik seviyorum daha çok. yüzükler, süper güçler, kahramanlıklar falan. (ortaokul ikiden hepinize selam getirdim) terry'yi de fantastikçiler tayfasından diye şeyediyordum hep kafamda: kablumbağanın üstündeki dünya, büyücüler müyücüler... ama zaten arada watership down diye çok alakasız bi roman buldum. ona başladım. tavşanlarla alakalı bir roman. güzel gidiyor.
- selman
Abi fatality: Savas ve Baris'i oku, uzun sure roman okuma ihtiyaci hissetmeyecen bak.
- der wille
yine Lem'in Yıldız Güncesi'nde daha mizahi bir dille birçok örneği bulunabilir. robot din adamları dahi vardı ama kitap sahaflarda bile yok.
- stanislawlemma
@doğaç: douglas adams dedin, oğuz atay dedin ve şimdi ben tırım tırım discworld arayacağım.
- selman
"Tamamen mizah" daha kotu. Zibilyon tane "alternatif gerceklik", ve bunlarin "mizahi" versiyonlari. Osur osur ipe diz.
- der wille
Fıkra ve masallarda neden genellikle üç kişi, üç deneme, üç olay vb. gibi üçe bölünmüş bir anlatım yaygındır? (İngilizce) http://en.wikipedia.org/wiki...
Aklıma bazen takılırdı bu mevzu, şu sıralar okuduğum Mortal Engines'te iyice gözüme gözüme çarpmaya başlamıştı, ama buna ne denir, nasıl tarif edilir bilmediğim için araştıramıyordum, tamamen tesadüfen wiki'deki linkle karşılaştım.
- vulpius
dilin içindeki üçlemeler bana daha ilginç geliyor, gramerin mecbur kıldığı bir durum gibi. eğer binary bir karşıtlık yoksa ortada, örneğin "makul ama inatçı bir adamdı", ortada birbiriyle uyumlu olduğunu ya da birbirlerine bağlı olduğunu düşündüğün nitelikler var ise iki sıfat yetmiyor, dört ise, çoğunlukla fazla geliyor. liste yapıyorsan ideali üç oluyor. "inatçı kaprisli huysuz öfkeli bir adamdı" bana redundant geliyor, "inatçı kaprisli huysuz" sözü geçen adamı daha iyi anlatıyor diye düşünüyorum.
- ufuk
bu durum da anlamdan çok müzikal, ritim ile alakalı bir duyarlılık oluyor bana göre.
- ufuk
Cumleler de 5 kelimeli olunca daha iyi ezberleniyodu galiba. Yine bir fibonacci mucizesi veya salliyorum
- hacikenks
from Android
evet öyle bir yatkınlıktan bahsediyorum. anlama ya da tabiata ilişkin bir sır değil de insan kafasının denyoluğu bence.
- ufuk
Üçlü tamlamalar gerçekten bir ritim hissi veriyor. Göçmüş kediler bahçesi, geçmiş bahar mimozaları, kırık kalpler derneği, vs... Sözlükçüler buna bir üreteç bile yapmışlardı: http://web.archive.org/web...
- vulpius
ritim ile alakalı bir duyarlılığı anlama yoruyoruz.
- ufuk
bahsettiğiniz şeyi yazım sürecinde keyifle deneyimlemiştim :) sadece sözcük değil üçlü cümle dizilimleri de kulağa hoş geliyor.
- Lorient
ritim ile alakalı bir duyarlılığı anlama yoruyoruz. - ufuk kocolu / Bana öyle geliyor ki, zaten ritim ile anlam birbiriyle ilişkisiz şeyler değil. Anlam verme hissinin kökeninde ritim duygusunun da etkili olduğunu zannediyorum. Özellikle bebeklerde bu durum daha belirgin bir şekilde gözlenebiliyor. (Ya da ben kendi düşüncelerimi onaylayacak sonuçlara dikkat kesiliyorumdur belki de.)
- vulpius
evet, yazarken insanın eli üçlüye gidiyor. üçü geçtiği zaman olay değişiyor, üçlü kullandığında nesneyi tarif ediyorsun, fazlasında ise nesnenin genel karakterinden, tabiatından çok verili bir andaki durumunu anlatmaya başlıyorsun, gibi geliyor bana. yani yazar tasarlarken üçlülerle düşünüyor, karakterin kendisi ise, herkesin kendinden bildiği gibi, böyle formlara sıkışmıyor. modern edebiyatta bahsettiğim tür betimlemelerin sık kullanılması ondan.
- ufuk
evet bence de ritim anlamı etkiler. örneğin... "huysuz, inatçı ve kaba bir adamdı" dendiğinde bu üç özelliği de iyice anlıyorsun; ama "huysuz, inatçı, kaba ve aksi bir adamdı" dendiğinde böyle sanki dişine kılçık takılmış gibi oluyor. bir rahatsızlık hissediyorsun ve okuduğunu anlamaktan uzaklaşıyorsun. bu büyük ihtimalle beynin bi özelliğinden kaynaklanıyordur, belki ileride bulunur da.
- Lorient
@ufuk, "yazar tasarlarken üçlülerle düşünüyor" bu şey gibi olabilir: üç gözü olan bir kapla bir odadan diğerine eşya taşıyorsun. bir üçlüyü doldurduktan sonra yenisini almak için elindekini götürüp bırakman gerekiyor. "karakterin kendisi ise, herkesin kendinden bildiği gibi, böyle formlara sıkışmıyor" demişsin. evet insan kurgusal insandan daha karmaşık; ama eğer biz üçlüyle hareket...
more...
- Lorient
bahsettiğiniz tarihsel geleneksel kabul edilen pozisyon ama yanlış bana kalırsa. şüpheyle bakılması gereken platonik bir önkabul. modernler bize bunu göstermiyorlar mı? yazan kişinin zihninin işleyişini, yatkınlıklarını diyeyim, karakterine aktarmasında bir sorun var, bunu görmek için de çok katmanlı reflektif çaba gerekiyor. kılçık batmış gibi diyorsunuz, işte o kılçığın batması lazım.
- ufuk
estetik bütünlük sağlanmaz mı diyorsunuz? bana tersi doğru gibi geliyor, genelde değil de benim damak tadım öyle herhalde. hamlet de bozuk mesela ama güzel değil mi?
- ufuk
söylemek istediğim şey şu: modernlerin işaret ettiğiniz sorunu, estetik kaygısından kaynaklanıyor olabilir mi?
- Lorient
bilmiyorum kendilerine sormak lazım ama zannetmiyorum.
- ufuk
Mortal engines kısa hikayelerden oluşuyor. Bazılarını çok beğendim (The tale of King Gnuff), bazılarına pek ısınamadım. Toplamda güzel. Yine de, insan olmayan bilinçli varlıkları bu kadar insansı tavırlara hapsetmeyip daha uçuk kurgulara gitse daha güzel olurdu diye hayıflanmadan edemiyorum.
- vulpius
işte o yüzden uzaylılı bilim-kurgu sevmiyorum.
- ufuk
Tipik uzaylı bilimkurgusu izlenimi verdiysem büyük çarpıtma yapmış olurum. Diğer eserlere göre insan-merkezcilikten nasibini çok çok az almış oluyor Lem'in kitapları. Ben daha ötesini bulamadım, arayışım sürüyor: http://ff.im/QXEsm
- vulpius
"Bir de müzikte baskın olan dörtlü yapılarla ilgili bir sorum olacak ama nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum. " şöyle bişey mi? http://www.youtube.com/watch...
- hia
Evet @hia, örnek güzel. Bununla beraber daha büyük dörtlüler de oluyor. İç içe dörtlü zamanlar algılıyorum şarkılarda. Dörtlüklere bölünmüş sözler şarkılarda türkülerde diğer sayılara göre daha yaygın. Neden acaba?
- vulpius
ahaha flexi de takılmış buna? "level 4 yazar buyusu: albeitle beraber kullanirsaniz okuyucu ansizin (keyiften?) mevta oluyor."
- vulpius
albeit kolay ya (hitherto da kolay aslinda)
- clara glass
Uçakta koltuklar karışınca aklıma geldi: Bir tarafta 3 koltuk var: A, B ve C diye isimlendirildiğini biliyoruz ama hangisinin A hangisinin C olduğunu bilmiyoruz (diyelim gösterge resmi kaybolmuş). Elinde A veya C bileti ile gelen kişinin doğru koltuğa oturma ihtimali %50 iken B bileti için bu değer %100. B neden A ve C'ye göre daha avantajlıdır?
Harflerin sıralı olmaları onlara sayı atfedebilmemizi sağlıyor: A:1, B:2, C:3. İsabet ihtimalinde B'nin üstünlüğü B'ye dair daha fazla bilgiye sahip olduğumuz anlamına mı geliyor?
- vulpius
enformaston teorisine göre b'ye dair perfect enformasyona sahibiz ondan ileri geliyor bence
- nabuda
abc yerine abcd olduğunu düşünelim. o halde, tüm harflerin - indekslerin- avantajları eşitleniyor değil mi?
- ufuk
evet, koltukların sayısı ihtimalleri değiştiriyor. toplam 2 iken B'nin denk gelme olasılığı 1/2 iken 3'te 1/1 oluyor, 4'te ise yine 1/2...
- vulpius
eğer indekslerin toplam adedi, tek sayı ise, en ortadaki indeks (medyan) sizin deyişinizle avantajlı oluyor. aksi halde tüm indekslerin şansları eşit.
- ufuk
o halde şu sonuca varabilir miyiz: elimizde indekslerin kendilerinden başka hiçbir dayanak noktası yok ise, bizzat indekslerin özel bir tür desene, dizilişe sahip olmalarına ihtiyaç var. ve bu diziliş, aslen çift olma, ikiye kalansız bölünebilme niteliği ise, üçüncü kişi için avantajlı olan, deseni bozduğu için aradan çıkarılan, bütünden ayrılan elementtir. (medyan) yani bütünden ayrılan, bütünden ayrılarak bütünü tesis eden niteliği kurmuş oluyor ve bu özel konumu onu avantajlı kılıyor.
- ufuk
ufuk kocolu, konunun çerçevesini güzel çizdiniz. Yine de şu an sadece olguları değerlendiriyoruz. "Bütünden ayrılarak bütünü tesis eden nitelik", böyle bir şeyi baştan kurgulamadığımız halde, nasıl oluyor da diğerleri arasından sıyrılarak tanımlayıcı bir özellik kazanıyor? Yine sentetik a posteriori problemine yaklaşıyoruz sanırım :)
- vulpius
"(...) Sözgelimi 7 sayısını asal kılan bu sayının bizatihi kendisi değil bu yapıdaki konumu veya sırasından kaynaklanır (Shapiro,2000:258). Yapısalcılığın önemli bir temsilcisi sayılan Michael Resnik (1981: 530), meşhur bir makalesinin girişinde şöyle demiştir: "İddia ediyorum ki matematikte, yapılar içerisinde dizili 'içkin' niteliklere sahip nesnelerimiz yoktur, sadece yapılarımız...
more...
- vulpius
Gene mi Gödel. Herkese "o dediğin öyle olmaz" çekiyor adam... "Sonsuz koltuklu uçakta öyle bir koltuk vardır ki check-in işlemiyle bilet alamazsınız" da demiştir kesin.
- vulpius
Joseph Kittinger. 988 km/h hıza ulaşmış.
- vulpius
Analitik a posteriori için bir örnek buldum sanki: Önce, sabah yıldızı ve akşam yıldızı diye iki farklı yıldızımız var. Sonra gözlemler sonucunda bu ikisinin aynı varlık, yani Venüs olduğunu idrak ediyoruz. Deney/gözlem aracılığıyla Venüs kavramı altında toplayabileceğimiz bir özdeşlik elde ediyoruz.
ozdesligi elde ettikten sonra "sabah yildizi aksam yildizidir" onermesinin dogru oldugunu gormek icin deneyime ihtiyac yoksa (ki yok gibi gorunuyor) onerme a priori bilinen bir onerme olmaz mi?
- paimon
ama böyle akıl yürütürsek sentetik a posteriori önermeler için de a priori dememiz gerekmez mi? misal "bazı güller kırmızıdır" önermesi a priori bilinen bir önerme diyebilirim aynı mantıkla? (her şeyi yanlış anlamış olma ihtimalim kuvvetleniyor)
- vulpius
ibnelik yapmak için geldim: önerme mantığından çıkın ya kafirler! şimdi de gittim.
- rhin
ornegi tam anlamadim sanirim vulpius. "bazi guller kirmizidir"i kirmizi guller gordugumuz (ya da oldugunu duydugumuz) icin kabul ediyorsak a posteriori, "gul"un tanimi gibi bir seyden dolayi kabul ediyorsak a priori olacaktir. problem nerede goremedim.
- paimon
ren, abi bunu diyorsun arada da aciklamiyorsun hic. biz de cikamiyoruz o yuzden. :)
- paimon
hergeleci ibrahim, "özdeşliği elde ettikten sonra" demiştin ya, o noktayı vurgulamaya çalıştım. deney sonrası elde edilen bir bilgi için a priori diyebiliyorsak, tüm önermelerde aynı şeyi yapabiliriz, diye.
- vulpius
@hergeleci ibrahim, abi ben de bilemedim, zaten kafam bir dünya oldu yazı yazmaktan eheh
- rhin
vulpius, simdi anladim. a priori / a posteriori ayrimi bilginin olusum surecini gormezden gelen bir ayrim galiba. bu mantikli gorunuyor, zira diger turlu a priori bilgi oldugunu iddia etmek cok zorlasir. sonucta herhangi bir bilgiyi anlamak ya da degerlendirebilmek icin yillar boyunca yasamak, bir ton sey ogrenmek gerekiyor. bunlar hep deneyim. :) ornege geri donersek, "aksam yildizi...
more...
- paimon
venüsün varlığını bilmemiz için deneyime ihtiyaç var, a priori olamaz. önermeye dönüştürür isek, "venüs akşam yıldızıdır" ve "venüs sabah yıldızıdır". ya da "venüs hem akşam yıldızı hem de sabah yıldızıdır" önermesi, analitik olamaz zannederim zira ikisinin de "venüs" olması, önermenin kendisinden çıkarılamıyor. gene sentetik olmaz zorunda, diye düşünüyorum.
- ufuk
ornekte birden fazla sey var sanki. eger sabah yildiziyla aksam yildizini farkli seyler zannederken birden ayni olduklarini farkediyorsak bu "cocugu olan babadir" gibi bir analitiklik degil sanki. bilgimize bir sey eklemiyor gibi gorunuyoruz ama farkettigimiz de bir sey var. "sezgi"ye giren bir yan var gibi.
- seyif
ufuk kocolu, akşam yıldızının tanımını venüs'ü de kapsayacak şekilde genişlettiğimizde önermemiz analitik hale gelmiş olmuyor mu? Yani artık önermenin kendisinden çıkarılabilir halde değil mi?
- vulpius
"genişletme" işlemi zaten sentetik hale getirmek demek, sizin örneğinizde, önermeye harici bir başka önermeyi işleme dahil ediyoruz.
- ufuk
yukarıda linkini verdiğim kitabın yazarı, kant'ın tersine analitik a posteriori'lerin olanaklılığını ve mevcudiyetini savunuyor. kitabın ilgili bölümünü ekliyorum, isterseniz bir bakın. belki de sizin örneğiniz bu yeni tanıma dahildir: http://www.hkbu.edu.hk/~ppp...
- ufuk
tanımı genişletmenin sentetik hale getirmek olması tanımlar dahilinde doğru. ama bu durumda analitik tek bir önerme bulabileceğimi zannetmiyorum :)
- vulpius
zaten analitik önermeler, totolojilerden başka şey değiller. "tüm üçgenlerin üç kenarı vardır" gibi. linkteki yazıyı okuyup da bir şey anlarsam, buraya eklerim.
- ufuk
" Interpreting both the hypothetical perspective of systemt and the practical standpoint of systemp in terms of analytic a posteriori knowledge does not imply that the 'ought' of practical reflection is determined by the empirical 'actions and conditions of the human volition'-a view Kant explicitly denies. Rather, I am arguing that when, for example, Kant says our awareness of an...
more...
- ufuk
"zaten analitik önermeler, totolojilerden başka şey değiller," doğru bir söz değil sanırım. Bildiklerimize yeni bir bilgi eklememek bakımından ortaklar ancak analitik önermeler totolojik olmak zorunda değiller.
- vulpius
vulpius, saul kripke "naming and necessity"de senin verdigin ornegin analitik a posteriori oldugunu savunuyor sanirim. ona bakilabilir. ben katilmama egilimindeyim cunku "bu bilgiye ampirik yollarla ulastik, o halde a priori olamaz" demek a priori bilgiyi reddetmek demek olur diye dusunuyorum. a priori bilginin varligini reddetmek de bir suru acidan problemli geliyor kulaga.
- paimon
önermedeki anlaşmazlık, a priori / a posteriori olmasından değil, a posteriori olduğu açık, ama sentetikliğinde anlaşamadık. analitik olması için, kant'ın tanımına sadık kalır isek, sonucun önermenin kendisinden kaynaklanması gerekiyor. tanımın kendisi sonucu içermeli. "venüs hem akşam yıldızı hem de sabah yıldızıdır" önermesi, yalnızca mantık kuralları ile doğrulanamıyor, dolayısıyla sentetik. analitik olması için yalnızca mantık yasaları yeterli olmalı.
- ufuk
"analitik a posteriori" önermelerin olasılığını savlayan, yukarıdaki kitabın yazarı da, muhtemelen kripke gibi, tanımların zannedildiği kadar kesin sınırlar içermediğini söylüyor. dolayısıyla, vulpius'tan, tezini, daha detaylı olarak bir kez daha ifade etmesini rica ediyorum, mevcut haliyle, hem ampirik hem de analitik bir önermeyi aklım almıyor.
- ufuk
"Saul Kripke has argued that "Water is H2O" is an example of the necessary a posteriori, since we had to discover that water was H2O, but given that it is true (which it is) it cannot be false. It would be absurd to claim that something that is water is not H2O, for these are known to be identical." Sizin önerme tam da bu kategoriye giriyor.
- ufuk
(Cevaplarım gecikiyor kusura bakmayın.) Ufuk kocolu, son eklediğiniz alıntıdaki şekilde düşünüyordum tam da... Bununla beraber, kavramlara hakim olmadığım için hepsini birbirine karıştırıyor olabilirim. /// Analitiklik iddiam temelini kavramların birbirini içermesinden, özdeşlikten alıyor. Su-h2o ve sabah yıldızı-akşam yıldızı, özdeş kavramlar olduğu için analitik olduklarını öne...
more...
- vulpius
Yalnız "altın, sarı bir metaldir" önermesi Kant için analitik ve a priori. Sizinki ise a posteriori, deneyime muhtaç. Empirik olanın, analitik oluşunun olanaksızlığı, Kant açısından sabit biliyorsunuz. Altın'ın, sarı ve metal olduğu, onun altın oluşundan ayrılamaz olduğu için, a priori ve analitik oluyor Kant için. Oysa sabah yıldızı ve akşam yıldızının özdeşliğini anlamamız için, iyi...
more...
- ufuk
Tabi sizin farkettiğiniz ve örneklediğiniz tuhaflık, yani tutarsızlık hala sabit. Yani bir kategoriden diğerine geçiş, şeffaf değil aslında, gayet opak. Örneğin, "necessary truth" kategorisi bile, Kant'ın kategorilerinden daha şeffaf değil zira, necessary oluşunun açığa çıkışı ancak, tahlilin arkasından geliyor. Gereklilik, geriye dönük olarak işliyor.
- ufuk
Evet, "altın, sarı bir metaldir"i Kant analitik a priori olarak nitelendiriyor. Bu da bana alabildiğine tutarsız geliyor! Cümleyi çözümlemeye girişerek sıkıcı olmak istemiyorum, yine de böyle bir yargıya varabilmek için deneyim gerekli olduğu herhalde açıktır. (Sanırım Kant da bilginin en temelde deneyimle başladığının hakkını teslim ediyor zaten. Bu durumda Hergeleci İbrahim'in dediği...
more...
- vulpius
merhaba, yine ben. a priori bilgi kavraminin analitik felsefede yakin zamanda ortaya surulen yorumlarina bakinip da geldim. zorunlu olarak dogru onermeler ve analitik onermelerden tamamen bagimsiz olarak anlasiliyormus artik. bilginin olusum surecinden, cikis noktalarindan, ve ogrenmeden de bagimsiz. basitce a priori olarak gerekcelendirilebilen bilgiye a priori bilgi deniyormus,...
more...
- paimon
bu a priori temellendirme isinin iki farkli anlayisi gundemdeymis. birinci anlayista, a priori gerekcelendirme deneyimin katkisinin olmadigi bir gerekcelendirme demekmis. ornek: "dunya yuvarlaktir"i neden kabul edelim? bu bilginin gerekcelendirilmesinde gozlemlerin bahsi gececektir. peki 5+7=12'yi neden kabul edelim? bunun gerekcelendirmesinde ise deneyime gonderme yapmaya gerek...
more...
- paimon
"Of the expressions 'the evening star' and 'the morning star', we can say: They denote the same object, the planet Venus. They differ in meaning (sense). 'The evening star is the morning star' expresses a contingently true proposition. Its denial is not self-contradictory, but simply false. The question 'Is the evening star the morning star?' is a meaningful question the answer to which...
more...
- seyif
ufuk ben okulun baglantisindan indirmistim. ama kisa bir makale bu konu hakkinda da daha fazla bir sey demiyor. istersen gonderebilirim.
- seyif
gönderirseniz sevinirim. zira meseleyi, benim anladığım gibi açıkladığına emin olmak istiyorum. " Its denial is not self-contradictory, but simply false." dediğine göre, olumsal olup mantığın yasalarından çıkarılamadığına göre, önerme sentetik olmalı.
- ufuk
öte yandan, "altın sarı mıdır?", sorusu da kendinden-çelişkili değil, o nasıl analitik oluyor? sanki kant'a göre, altın'ın tanımında, sarı oluşu mevcut. sarı olmayan altın düşünülemeyeceği için, altının sarılığını sorgulamak saçma sayılabiliyor. tabi bu önermenin doğruluğu, beyaz altının mevcudiyetini bildiğimiz için geçersiz oluyor.
- ufuk
1930'larda belki gerçekten de erkeklerin daha zeki olduğunu düşünüp böyle bir organizasyonu kurmuş olabilirler. Halen neden devam ettiriyorlar acaba?
- vulpius
Bunu bir sure once ben de merak etmistim, dunya sampiyonasina kadinlarin katilmasi icin hicbir engel yokmus, yani teknik olarak bir glass ceiling yok en azindan. Kadin satranc derneklerinin de varligini daha cok kadinin satrancla ilgilenmesi, tesvik vb. calismalari yapiyorlarsa anlamli buluyorum ama bunun disinda derneklerin de kadinlar sampiyonasinin da varligi rahatsiz edici, ona katiliyorum.
- Kickdrum
2.5 yaşındaki oğlumuz salyangozlara sardırdı. Delicesine salyangoz topladı, ceplerine doldurdu, onları gezmeye çıkardı vs... Bu kadar salyangozu bir arada görünce bir şey fark ettim: spirallerin hepsi saat yönünde dönüşlüydüler. Wiki'den soruşturunca gördüm ki, hepsi olmasa da %90 gibi büyük bir çoğunluğu sağ dönüşlüymüş. Asimetriler ilgimi çekiyor. Neden bir yön diğerine baskın çıksın ki?
- vulpius
from Bookmarklet
Yapay şeker üretiyorsunuz. Üretimde moleküllerin birleşme geometrisini ayarlayamadığınız için şeker molekülünün birbirinin ayna ikizi olan iki türünü elde ediyorsunuz. Bakteriler bunlardan yalnızca birini sindiriyor. Molekül bileşimi diğeriyle aynı olup geometrisi ters olan yapay şeker elde kalıyor. Bakterilerden insanlara tüm canlılar aynı yönlü şekeri kullanıyor. Sözleşmenin tarihi epey eski gibi...
- vulpius
Çocuk dediğin böyle ortamda büyüyecek; evde kedi bokuyla oynayarak, toxoplazma riski altında değil.
- Ali
Salyangozdaki ve şeker molekülündeki asimetrileri düşününce bir ayrım getirme gereği hissettim: Asal ve birikimli asimetriler. Birikimli asimetrilerde başlangıçta şans eseri yapılan bir seçimin "tutması" gerekiyor, mesela vidaların, muslukların falan önceden varılmış mutabakata uyacak şekilde üretilmesi lazım. [Geçen gün bir musluğu bu sebepten kıracaktım neredeyse. Meğer ters yöne...
more...
- vulpius
Moleküllerde de sol kiralite ağır basıyor, aminoasitlerin 19/20'si sol el kuralına uyuyor. Doğadaki bilinen tüm kuvvetler de simetrik olduğu için bildiğim kadarıyla açıklaması da yapılamadı. Zayıf kuvvet ile ilgili diyenler var, dünyanın dönme yönü ile ilgili diyenler olmuş. Tabii moleküler düzeydeki bu fark da bitkilerin dolanma yönü ve/veya salyangozların dönme yönüyle ilişkilendirilemiyor.
- Gökhan Yu
Gökhan, diğer temel kuvvetler zamana göre simetrikken zayıf çekirdek kuvvetinde zamana göre simetrik olmayan bir durum vardı galiba değil mi? Bahsettiğin zayıf kuvvet bununla mı ilgili?
- vulpius
Zayif kuvvet zamana gore simetrik olmamanin yaninda (T) ayna simetrisine de uymuyor (P), "sag ile solu" ayirt ediyor. Abdus Salam'in bi makalesini gorduydum biyokimyasal kiralligi buna dayandirmaya calisan, ama cok kabul gormus bir sey mi, bilmiyorum. Benzer bir baska soru da insan vucudundaki sag/sol ayrimi.
- mkz
Manyetik alan sorusunu simdi gordum, oradakini bu turden bir asimetri olarak dusunmemek lazim aslinda. Sorun manyetik alani bir vektor olarak gorme egilimimizden kaynaklaniyor; o vektorun etrafinda hangi yone donecegini nereden biliyor, neye gore secilmis diye sormak istiyor insan oyle bakinca. Halbuki manyetik alan bir vektor degil. Isin teknik yanina cok girmeden soyle diyeyim, donen...
more...
- mkz
(taciz 2: matematikte ve fizikte "birbirini götürüyor" kalıbının hastasıyım)
- Ali
@mkz, iki konu da beni afallattı (bu hissi seviyorum): zayıf kuvvetin ayna asimetrisi, bir yönün diğerine göre ayırt edilebilir olması, çok tuhafmış. Manyetik alanın vektörel olmaması ise daha da tuhaf. Vektör alanı değil miydi bu?
- vulpius
@öte, "birbirini götürme" konusuna ben de hastayım. Lisede (teknik lise idi) hoca motorun dönme prensibini anlatırken, "peki rotorla statorun manyetik alanları birbirine zıt ise niye bunlar birbirini götürüp motor durmuyor" diye sormuştum da, hoca beni perişan etmişti. O günden beri kullanmakta tereddüt ederim bu kalıbı :)
- vulpius
zamandaki asimetri/simetri ise beynimi karıncalandırıyor. Şu sıralar Evrenin Dokusu isimli bir kitabı okuyorum; konu zamanın yönü merkezinde salınıp duruyor. Zamanın yönü var mıdır, yoksa zaman insanın algı kalıplarının eseri bir soyutlama mıdır? Geleceği hatırlayabilir, geçmişi değiştirebilir misiniz?
- vulpius
Misal entropi konusu hep geleceğe doğru yorumlanır, zamanın yönü entropinin arttığı durumla tarif edilir: kırılan bardaklar saçılır, sıcaklık etrafa yayılır vs, burada kandırmaca varmış meğer? Fizik yasaları geçmişe doğru işletildiğinde yine entropinin artması gerekiyormuş? Peki neden böyle olmuyor, geçmişte entropi daha düşük çıkıyor? Tek makul açıklama, evrenin başlangıçta düşük...
more...
- vulpius
Vulpius, baglami net belirlemedigim icin belki biraz kafa karistirici olmus dedigim. Manyetik alan belli bazi anlamlarda vektor gercekten, ama fizikte vektorlerle "yalanci" vektorler (pseudovector, ya da axial vector) arasinda bir ayrim yapiliyor. Ornegin iki tane "normal" vektorun vektor carpimi (cross product) ile elde edilen vektorler, "yalanci" oluyorlar. Boyle yalanci vektorlerin...
more...
- mkz
Manyetik alan da yalanci bir vektor, ve sag el kurali yerine sol el kurali kullanildiginda, degisiyor yonu. Dunyanin bir yerinde birileri elektromanyetik teorisini bastan, bagimsiz sekilde kurmus olsalar, sag el kurali yerine sol el kurali kullanmis olabilirlerdi manyetik alani tanimlarken. Onlarin manyetik alani, bizimkinin tersi yonde olurdu o zaman. Ama ayni sol el kurali, manyetik...
more...
- mkz
Bunlarla iliskili sekilde, bir yerdeki tum akimlarin ayna simetrigi alindiginda, orada donen bir parcacigin hareketi de ayna simetrigine gidiyor. Yani elektromanyetik teorisi -arada bazi formulleri oyle degilmis gibi gorunse de- ayna simetrigi alma isi altinda simetrik davraniyor.
- mkz
Aslinda buradaki sorunun kaynagi, bizim "vektor carpimi" denilen islemin sonucuna vektor deme israrimizda. Benzer bir sey donmeler (acisal hizlar, vb.) icin de gecerli. Uc boyutta uc tane bagimsiz donme var, bunlari birlestirip vektor yapiyoruz, ama yalanci bir vektor oluyor. Halbuki boyut sayisini arttirsak, isin rengi degisiyor. Dort boyutta ornegin, alti tane donme var (her duzlem...
more...
- mkz
Zayif kuvvetin asimetrisi gercekten cok sasirtici (uzun sure insanlar inanamamis bunun boyle olabilecegine). Aslinda tum bu mevzular hakkinda okumak icin Feynman Lectures'in 52. Chapter'i, super bir kaynak. Cok az altyapi gerektirecek sekilde, uzaylilarla telefonda konusup kendimizi tarif etmek falan gibi hikayeler uzerinden, cok guzel anlatmis. Surada var: http://bit.ly/oifeCu...
more...
- mkz
Zamanin yonu meselesi (entropik ve kozmik yonler arasindaki iliski, vb.) cok munazaraya, kafa karisikligina sahne olmus, olmaya da devam ediyor. Bir de oraya girmeye calismayayim, yalniz (varsayilan) Higgs alani, kimi parcaciklarin kutlesinin bir anlamda "kaynagi" olmakla birlikte, kutle cekimi teorisiyle dogrudan ilgili degil aslinda.
- mkz
Çok doyurucu oldu teşekkürler mkz. [Aslında açıkladığın her konu bende birkaç soru daha oluşturduğu için üstel büyümeye yol açmamak adına kendime ket vuruyorum :) ]
- vulpius
Rica ederim, ket vurmaya da gerek yok, bildigim bir seylerse ugrayip gene yazarim, bilmedigim seylerse de caktirmadan Wikipedia'ya ugrayip biliyormus gibi yaparim :)
- mkz
Deprem yönetmeliğinde binaların tasarımı için esas alınan 50 yılda aşılma ihtimali %10 olan deprem durumunda yer yüzeyinde oluşacak ivme değerlerini görüyorsunuz. PGA dediği, peak ground acceleration - maksimum yer ivmesi. 50 yılda %10 ihtimal, yaklaşık 475 yıl periyoda tekabül ediyor (475 yılda bir karşılaşılan olay şeklinde).
- vulpius
Yer ivmesi, binalar (ve yere sabitlenmiş diğer her şey) üzerinde ivmenin değerine bağlı olarak atalet kuvvetleri oluşturur. İvme ne kadar yüksekse binalar o denli yüksek kuvvetlere maruz kalırlar.
- vulpius
Koyu kahverengi olan kısımlarda ivme 1g'ye kadar yaklaşıyor. Bu, binayı diyelim havaya kaldırıp yan yatırmanız durumunda binanın taşıyıcı sisteminde oluşacak olan kuvvetlere karşılık geliyor. Binalar genelde bu denli yüksek etkileri taşıyamaz ve hasar görürler. (Bu etki deprem süresince sürekli aynı şiddette kalmıyor, depremin değişken ivme salınımı içinde pik (en büyük) ivme değerini temsil ediyor.)
- vulpius
Çocukluğuma döndüm bir anda afişleri görünce. :) Devlet dairelerinde mutlaka bulunurdu bunlar, ferayebend'in bahsettiği siren afişini de eklemek lazım bunların arasına.
- Tahir DEMİRTAŞ ∙
Hala çoğu ilkokulda bulunuyor bunlar. Rica etmiştim de vermemişlerdi.
- Wodashin
ben de çekecektim bunları ya. aşti'den başka nerede var?
- Kabraxis
Aşti'de otobüsümün kalkmasına iki dakika vardı bunları yetiştirebildim. Sirenleri çekemedim.
- vulpius
süleyman ateş bizlere "öyle bir meal yazdım ki osutturdum gençler, başka sıradan meallerlen benim yüce olanını karıştırmayın" mesajı veriyor.
- Alfonker Tapir
Alın yanındaki kitapta "yüce" nedir açıklanıyor: "estetik kavrayışın --kant bunu söylemiyor, ama düşündüğü tam da budur-- ölçünün ve ölçü biriminin altyapısı olarak bir ritmin yakalanışı olduğunu görmüştük. görüyorsunuz, algı sentezinin toplamı -- artık ardışık parçaları alımlayamıyorum; artık bir sonrakine geçtikçe önceki parçaları yeniden üretemiyorum ve sonuçta bunun ne olduğunu...
more...
- vulpius